Anasayfa YAZARLAR Eğitimde öz tartışılmalı, şekil değil!

Eğitimde öz tartışılmalı, şekil değil!

0 1003
BTSO Eğitim Komisyonu Başkanı

Talim Terbiye Kurulunun asıl işi, eğitimin içeriğine yönelik değişimi yönetmektir. Ders müfredatlarını belirlemek, okullarda okutulacak kitapları seçmek, derslerde farklı konular işlenirken hangi kazanımların öngörüleceği gibi tüm detaylar bu kurulun değişik şubelerinin işleridir. Cumhuriyetimizin 90 yılına sığdırılan 18 eğitim şurası da , Talim Terbiyenin etkinliklerinin en önemlilerinden biridir.Yani bu kurul, Milli Eğitimin beynidir. Son 10 yılda, bu kurulda da istikrarı yakalayamadık. Prof. Dr. Ziya Selçuk (2003-2006), Prof. Dr. İrfan Erdoğan (2006-2008), Merdan Tufan(2008-2011),Prof. Dr. Emin Karip (2011- ) ardı ardına yapılan bu dört değişiklik, arayışın hep devam ettiğini gösteriyor.

Anadolu – Fen liseleri için, bir zamanlar 5.sınıfın sonunda sınav yapılırdı. Sonraları 8. Sınıfın sonunda yapılır oldu.Bir müddet sonra tek sınav yerine 6.7. ve 8. Sınıflarda 3 sınav yapılmaya başlandı. Bir başka değişiklikle tekrar 8. Sınıfta tek sınava dönülüp 2-3 yıl uygulandı.2012 de yeni bir kararla 8’ ler öğrenim yılı içerisinde 12’şer defa sınava alınır oldular. Gelecek yıldan itibaren orta sonların son 12 sınavının 7 ve 6 larda da uygulanması planlanıyor. Sınavların yılları kadar isimleri de çokça değişti. LGS idi OKS oldu. SBS den sonraki isim ise oldukça uzun. Harflerle kodlamakta zorlanıyoruz. Son 10 yılımızı, çocukların üst eğitim kurumlarına giriş sınavlarını “okullarının hangi sınıflarında, kaç seansta ve hangi adla yapılacağı”
gibi şekilsel konuları tartışarak geçirdik. Ve görünen o ki bu hamur daha çok su kaldırır…

Sınavların adının LGS, OKS olduğu yıllarda temel derslerden 25 şer soru soruluyordu. 25 sorudaki Türkiye genelindeki 8. Sınıflar matematik ortalaması 2005’ te sadece 1,1’ di. Bu yüzdelik oran olarak % 4,4 lere denk gelmektedir. Soru sayısının 20 ye indiği SBS li yıllarda 1,1 lik aynı doğru sayısı ile % 5,5 ler oranında bir başarı elde edilmiş olacaktır. Doğru sayısı değişmediği
halde, soru sayısı azaltılarak başarı oranı (göreceli olarak) yükseltilmiş oldu…
Bir başka yeni uygulama da 3 yanlışın 1 doğruyu götürüp götürmemesi. Yıllar boyunca her düzeydeki sınavda 3 yanlış 1 doğruyu götürerek netler hesaplandı. Böylece öğrencinin bilmediği sorularda hep aynı şıkkı işaretleyip haksız bir kazanım elde etmesi önleniyordu. Bu yıldan itibaren artık 3 yanlış 1 doğruyu götürmeyecek. Yani 5 doğru, 15 yanlış yapanların sıfır çektiği dönemlere son verildi. Artık gazeteler sıfır çekenlerle ilgili manşetler atamayacaklar. Başarı oranları bu nedenle de yükselecek. Çünkü doğru cevaplar 4 şıkka eşit olarak dağıtılıyor. Artık öğrenciler sınav sonunda hangi şıkkı en az işaretlemişlerse, boş bıraktıkları sorulara o şıkkı yazıp sanal bir başarı elde edebilecekler. İşte size doğru cevabı bilmeden doğruyu bulmanın yeni bir yolu…

Bütün bu değişiklikler yapılırken okul dışı (dershane ve benzeri) kurumlara olan ihtiyacın azalacağı öngörülmüştü. Değişiklikler eğitimin özüne yönelik olmaktan çok, şekilsel kalınca
öngörüler de tutmadı. Çünkü insanlar, çocuklarının okul eksiklerini giderecek, “okula yardımcı” çözüm ortağı arayışlarını devam ettirdiler. Bu da son on yılda dershane sayısını 2000’lerden 4000’lere çıkardı. Okulların eğitim standartları eksiklerinden kaynaklanan bu arayışlar devam ettikçe, adı dershane olsa da olmasa da okula yardımcı kurumlar yaşamlarını devam ettireceklerdir.

Onlarca milyar dolarlık yatırımlar yaparak “Marmaray” la denizin altından, “Körfez Geçişi” ile denizin üstünden kıtaları birbirine bağlayan siyasi irade, eğitimdeki bu detayları on defa, yüz defa çözebilir. Maaşını devletten alan yüzü aşkın Eğitim Fakültesi’nde binlerce profesör var. Bunlar eğitimin ayrıntıları üzerine doktora yapmış insanlar. Gel de Cahit Sıtkı Tarancı’yı hatırlama:

Nedendir susuzluğumuz ya Rab
Suyu gürül gürül akan çeşme başında…

Bunlara da gözatın

0 1481

0 1541

HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ

Bir yorum yazın.


dokuz − = 3