Anasayfa YAZARLAR Çözüm bulabilmek de konuşmak kadar kolay olsa…

Çözüm bulabilmek de konuşmak kadar kolay olsa…

0 1125
U.Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı

Tüm eğitim sisteminde yılların getirdiği çok ciddi problemler var. Sadece bir alanda problem olsa belki çözüm kolay olabilir ama doğrusunu söylemek gerekirse eğitim alanında gelinen noktada doğru adımlar atılsa dahi kısa vadede bir iyileşme beklemek hayalcilik olur.

Altyapı ve personel eksikliği, var olan personelin yetersizliğe mahkum edilmiş olması, öğrenci merkezli eğitim ve öğretime bir türlü geçilememesi, eğitim programlarının düzensizliği, bunun sonucunda yüklü ve amaçsız bir eğitim programıyla ezberciliğe alışan bir öğrenci kitlesi söz konusu.

Özellikle iyi okullarda veli gruplarının okul idaresi üzerindeki olumsuz etkileri ve en sonunda da vazgeçilmesi güç bir üniversite giriş sınavına hazırlık kılıfı altında konuları özümsemek ve püf noktalarını anlamaktan çok, öğrencilere hangi şıkların ne hızla işaretleneceğinin püf noktaları ezberlettirilen bir eğitim-öğretim sistemine sahibiz.

Bu sistemle eğitilen öğrencilerin belli kalıpların dışına çıkamaması sonucunda düşünme yeteneğine ihtiyaç duymayan, sorgulama ve araştırma yapmadan verilenle yetinen bir ortaöğretim gençliği.

Bunların üstüne 10 yıllardır her hükümet değişiminde tamamıyla değişen bir sistem ve kadro…

Peki eğitim-öğretimden sorumlu bakanlarımız kimler?

Cumhuriyet döneminde toplam 76 Milli Eğitim Bakanımız olmuş. Çok geriye gitmeyeceğim. 1971 yılından bu yana 28 bakanımız mevcut, bunlardan sadece 5’i Fen-Edebiyat Fakültesi ya da Eğitim Enstitüsü mezunu. Diğerleri genelde hukukçu. İçlerinde inşaat mühendisi ve subaylar da var!

Çıraklıktan gelmeyenin kasap dahi olamadığı ülkemizde ne acıdır ki en önemli alandaki en üst düzey yöneticiler, 1 saat bile ders anlatmadan hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin sorunlarını anlayıp çözebilecek kişiler olarak ortaya çıkarılabiliyorlar…

Biraz daha alt düzeye indiğimizde de durum farklı değil. Tamamen politik tercihleri nedeniyle Milli Eğitim Müdürlüğüne ya da Okul Müdürlüğüne getirilen öğretmenlerimiz kurumların başına geliyor.

Bunlarla birlikte, gittikçe kolaylaşan bir değerlendirme ve sınıf geçme sistemi, ortaöğretimde sınıfta kalmanın ortadan kalkmasını, test tekniğine sahip olmanın konuları derinlemesine bilmekten avantajlı olduğu bir sistem sonucunda öğrencilerin okuldaki dersleri ciddiye almamasını, dershanede ve özel derste nasılsa öğrenirim düşüncesinin giderek yaygınlaşmasını ve öğrenci-öğretmen ilişkisinin gittikçe zayıflamasını da saymak lazım.

Biraz da şansa dayalı bir sınav sistemi sonucunda yükseköğrenime başlayan bu gençliğe ilk bir-iki yılda lisede öğrenmiş olmaları gereken temel bilgileri tekrar etmek zorunda kalan öğretim üyelerine kadar uzanan sorunlar zinciri…

Bu problemlerin her biri hakkında günlerce konuşmak mümkündür. Keşke çözüm bulabilmek de o oranda kolay olabilseydi.

HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ

Bir yorum yazın.


− 2 = altı