Anasayfa SAĞLIK

Yaşamın zorlu dönemlerinden biri olan ergenlik 10-21 yaşları arasını kapsıyor. Bu dönemde gözlenen değişiklikleri hormonlar başlatırken, ergenin cinsiyeti, içinde yaşadığı sosyal çevre ve kültür etkili oluyor. Cinsel olgunlaşma ve üreme kapasitesi de bu dönemde kazanılıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk ve Adolesan Sağlığı Merkezi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, sorun olarak görülen çatışmaların aslında gencin olgunlaşması için bir fırsat olabileceğini vurguluyor. Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu ergenliğin 3 aşamasında doğru yaklaşım modellerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

1. ERKEN ERGENLİK
Erken ergenlik dönemine (10-14 yaş) bedensel değişimler damgasını vuruyor. Bazen bedensel değişimler o kadar hızlı olabiliyor ki, genç, bedeni içinde kendisine yabancılık çekebiliyor. Bu değişimi kontrol edebilmek için yeme tutum ve davranışlarını değiştirebiliyor. Ebeveynlerden bağımsızlaşma isteği içindeki ergenler arkadaşları ile olmaya, ebeveynleriyle yapılan etkinliklerle ilgilenmemeye, onların kusurlarını bulmaya, güvenlik ve dış görünüş gibi alanlarda verdikleri öğütleri dikkate almamaya, daha fazla mahremiyet istemeye başlıyor ve bu durum aile içi çatışmalara neden olabiliyor.

Doğru yaklaşım modeli:
Çocuğunuzda gözlemlediğiniz değişimi yaşamın doğal bir süreci olarak benimseyin. Çünkü çocuğun kimlik gelişimini sağlıklı olarak tamamlayabilmesi için bunları deneyimlemesi gerekiyor.
Çocuğunuzla bedeninde yaşadığı değişiklikleri ve cinselliği doğrudan ve dürüstçe konuşun. Bu konuları konuşamayacağınızı düşünüyorsanız ergenlerle iletişimi bilen bir sağlık personelinden destek alın.
Hep birlikte yemek yemeye özen gösterin. Böylece çocuğunuzun yeme davranışlarını gözlemlemeye ve sağlıklı beslenmesini desteklemeye devam edin.
Fiziksel etkinliğe teşvik edin. Bir grup sporu ya da bireysel spora yönlendirin. Spor ya da müzik gibi grup çalışmaları aile dışı aidiyet duygusunu yaşatacağı ve gelişimlerine olumlu yönde katkıda bulunacağından destekleyin. Eğlenceli ve güvenli etkinliklerde bulunabileceği ortamlar hazırlayın.
Ekran süresini 1-2 saatle kısıtlayın.
Arkadaşlarını tanıyın. Gelişimini olumlu yönde destekleyecek etkinliklerde bulunmasının önemini konuşun, sağlıksız seçimler yapmaya zorlayan arkadaşlardan kaçınabilmesi için ona destek olun.
Kurallarınız net ve tutarlı olsun.Nerede, kimlerle ve bir erişkinin gözetimi altında olup olmadığını bilin. Ne zaman sizi arayacağını, nerede bulacağını ve saat kaçta eve dönmesini istediğinizi planlayın.
Okul yaşantısı ile ilgilenin. Çatışma yaşadığınızda beklentinizi net olarak belirtin (daha iyi not almak vb.) ancak çocuğunuza bu konuda görüş bildirme şansı tanıyın (Hangi saatler arasında ders çalışacağını belirleme vb.)
Düşünce ve duygularına saygı gösterin, gerçekten onu dinlediğinizi hissettirin. Kendi kararlarını vermesini desteklerken, sağlıklı seçimler yapabilmesi için yardımcı olun.
Çocuğunuzun güvenliğini sağladığınızdan emin olun. En önemlisi iyi bir rol model olun.

2. ORTA ERGENLİK
Orta ergenlik dönemi (14-17 yaş) “Tipik ergenlik”, “Keşif ve heyecan arayışı dönemi”. Cinsel kimlik belirgin şekilde hissediliyor, karşı cinsle yakınlaşma arzusu oluşuyor. Risk alma eğilimi artıyor. Keşfe çıkan ergende aileden uzaklaşma, sorunları paylaşmama, ev dışında uzun zaman geçirme gibi davranışlar yaygın olarak gözlenirken, genç cinsel istismar başta olmak üzere her türlü istismara açık hale gelebiliyor! İnternet ve sosyal medya bağımlılığı bu evrede sık görülüyor. Genç, arkadaş grubu içinde kabul edilebilmek için yoğun bir çaba içine girebiliyor. Arkadaş grubunun değerleri aile değerlerinin üzerine çıkabildiğinden aile ile çatışmalar yaşanabiliyor.

Doğru yaklaşım modeli:
Bu süreci anlayışla karşılayın. Bu sayede çocuğunuz sizinle fazla çatışma yaşamadan bağımsız bir birey olma yolunda ilerleyebilir ve otorite karşısında uygun konum almayı öğrenebilir. Ancak anne ve baba bu ayrışma sürecini kendileri için bir tehdit olarak algılayıp sert tepki gösterirlerse hem bu süreç uzar, hem de çıkan otorite çatışmaları gencin ruhsal yapısında iniş çıkışlara neden olur.
Çocuğunuzun kaygılarını onu küçümsemeden konuşun ve davranış değişikliği olup olmadığını izleyin.
Mahremiyet gereksinimine saygı duyun. Ancak odasında bilgisayar ve TV olmasın. Beraberce eğlendiğiniz şeyler yaparak vakit geçirin. Yemekleri beraber yemeye devam edin. Ailesiyle birlikte yemek yiyen gençlerin akademik başarılarının daha yüksek, sigara, alkol ve madde kullanma oranlarının ve şiddet eğilimlerinin daha düşük olduğunu unutmayın.
Özellikle depresif görünüyorsa duygularını paylaşmasına mutlaka izin verin. Sorunları kendisinin çözmesi için fırsat tanıyın ama daima desteğe hazır olun.
Okul ve okul dışı etkinlikleriyle ilgilenin. Grup sporları ve sanatsal etkinlikler gibi etkinliklere katılmasını destekleyin.
Okulda sarf ettiği çaba ve başarıları için takdir edin.
Güvenli internet kullanımı hakkında bildiklerinizi paylaşın, internette girilebilecek siteler, yazılabilecek mesajlar, yabancılarla iletişim konularında bilgilendirin.
Evde her zaman sağlıklı yiyecekler bulunmasına özen gösterin.
Sigara, alkol ve madde bağımlılığı konusunda ne biliyor, bu maddelere nasıl bakıyor anlamaya çalışın ve kendi duygularınızı paylaşın.
Şiddet kullanmadan sorunların nasıl çözülebileceğini öğretin. Duygusal ve davranışsal sorunları varsa mutlaka bir hekimle görüşmesini sağlayın.

3. GEÇ ERGENLİK
Geç ergenlik döneminde (17-21 yaş) genç, yaşamı boyunca gözlemlediği, yaşadığı ve öğrendiği çeşitli deneyimleri harmanlayarak kendi doğru ve yanlışlarını tanımlamaya başlıyor. Kimlik gelişimi bu dönemde tamamlanıyor. Geleceği planlayabiliyor, isteklerini öteleyebiliyor, sınırlar koyabiliyor ve bağımsız kararlar alabiliyor. Ancak, karşıt görüşlere tahammülsüzlük, mutlakiyetçilik devam edebiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk ve Adolesan Sağlığı Merkezi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu bu dönemde doğru yaklaşımları şöyle anlatıyor;

Doğru yaklaşım modeli:
Ona kabul, sevgi, yakınlık ve istediğinde destek sunmaya hazır olun.
Çocuğunuzla bir erişkin gibi ilişki kurmaya istekli olun. Ancak, görüşlerine karşı çıktığınızda gerilimin artabileceğini unutmayın.
Meslek seçiminde onu dinleyerek, bilgilendirerek ve doğru bilgiye yönlendirerek destek olun.
Kimlik gelişiminin tamamlanabilmesi ve erişkin psikolojik olgunluğuna ulaşabilmesi için tüm çocukluk çağı boyunca kazandığı beceri, tutum ve davranışları harmanlayarak, evde, okulda ya da iş yaşantısında, arkadaş ilişkilerinde, boş zaman etkinliklerinde ve özel ilişkisinde bağımsız kararlar vermesine olanak sunun.

Havaların soğuması, okulların açılması, kalabalık ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi beraberinde kolayca yaygınlaşan ve kişiden kişiye kolayca bulaşan bakteri ve virüslerin artmasına neden oluyor. İşte bu noktada bağışıklık sisteminin güçlü olması çok büyük önem taşıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan “Çocuklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması sık hastalanmalarına sebep olur. Yetersiz beslenme, vitamin ve mineral eksikliği, uykusuzluk bağışıklık sisteminin zayıflamasındaki temel sebeplerdir. Bu nedenle özellikle mevsim geçişlerinde düzenli beslenmek vücut direncini artırarak oluşabilecek hastalıklara karşı çocuklarımızı koruyacaktır” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, çocukların bağışıklık sistemini güçlendiren 9 doğal besini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Somon Balığı
Omega 3 yağ asitinden zengin bir besin olan ve çocukların beyin gelişimini destekleyen somon, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı vücudu koruyor. Son yapılan araştırmalar, bu yağlı asitlerin bağışıklık sisteminin işlevini artırarak bağışıklığı güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Çocuğunuz balık sevmiyorsa sabırla balık yeme alışkanlığı kazandırın. Balığı doğrudan tek başına vermek yerine, balığın tat ve kokusunu hissettirmeden örneğin patates ve sebzelerle fırında balık mücver yaparak yedirebilirsiniz.

Kivi
C vitamini diğer meyvelere oranla çok yüksek olan kivi, vücut savunma sisteminde görev alan antioksidanlardan zengin bir meyve. Bu sayede bağışıklığı güçlendirip vücudun mikroplara karşı savunma sistemini artırıyor. Aynı zamanda C vitamini vücutta demir mineralinin emilimini artırıyor. Demir eksikliği problemi yaşayan çocuklarda kivi üzerine pekmez sürülerek tüketmeleri, pekmezde bulunan demir emilimini artırarak çocuklara iki kat bağışıklık kazandırıyor. Çünkü pekmezin içeriğindeki demirin emilimi için de C vitamini gerekiyor.

Ev yoğurdu
Bağışıklığı güçlendiren yoğurt probiyotik yani sağlıklı, dost bakteri içeriği yüksek bir besin. Bu dönemde özellikle probiyotik içeriği yüksek besinlerle beslenmek hastalıklara karşı önemli bir koruyucu olacağından çocuklarınıza mutlaka günde bir kase ev yoğurdu yedirin. Yoğurdu yemeklerin yanında veya ara öğünde içerisine meyve doğrayarak da yedirebilirsiniz. Çocuğunuzun inek sütüne alerjisi varsa, keçi sütünden yapılmış yoğurtları tercih edebilirsiniz.

Sarımsak
Sarımsak antibakteriyel özelliğinden dolayı bağışıklığı güçlendirerek vücut direncini artırıyor. Yemeklere eklenen sarımsak miktarının artırılması hastalık riskini en aza indiriyor. Sarımsağı yemeklerinize eklerken yağda kavurarak değil yemeğin suyuna atarsanız, içindeki antioksidanlardan daha fazla yarar sağlayabilirsiniz.

Yulaf
Yulaf, içinde bulunan beta glukan ve çinko sayesinde bağışıklığı güçlendiriyor.Zengin lif içeriği ile de oldukça faydalı bir besin olan yulafı süt ile karıştırıp, üzerine E vitamini yönünden zengin badem ve 1 porsiyon muz ekleyerek blender yapabilir ve çocuğunuza kahvaltıda da içirebilirsiniz. Unutmayın, kahvaltı yapan çocukların vücut direnci daha sağlam oluyor, hastalıklara yakalanma riski azalıyor. Yulafın herhangi bir alerjenik riski bulunmuyor.

Brokoli
C, A ve E vitaminlerinden zengin olan brokoli tam bir antioksidan deposu. Bu sayede de bağışıklığı güçlendiriyor. Ama brokoliyi seven ve yiyen çok az çocuk var. Bu sebeple bu besini çocuklarınız sevmiyorsa, fark ettirmeden tükettirebilirsiniz. Mesela çorba yaparken içerisine ekleyebilirsiniz. Böylelikle brokolinin vitamin ve minerallerinden de faydalanmış olurlar.

Mercimek
Mercimekte bulunan bazı polifenoller, güçlü antioksidan ve anti-enflamatuar etkilere de sahip olduğundan hastalıklara karşı koruyor. Sonbahar ve kış aylarında yemeği olsun, çorbası olsun haftada iki kez tüketilmesi çok faydalı. Bitkisel protein olduğundan çocuklarda büyüme ve gelişmeye de yardımcı oluyor.

Yumurta
Yumurta, anne sütünden sonra gelen, vücudun ihtiyaç duyduğu en iyi protein kaynağı. Bu özelliğiyle çocukların beslenmesinde olmazsa olmaz bir besin. Aynı zamanda çok iyi demir kaynağı olan yumurta, A, D, E ve B12 vitaminlerinden zengin. Bu sayede çocuğunuzun zeka gelişimini destekleyip beyin yapısını korurken, içerdiği kaliteli protein sayesinde de sağlıklı büyümelerine büyük katkı sağlıyor. Haşlama, omlet, menemen fark etmez, her gün bir yumurtayı en sevdiği şekliyle çocuğunuza yedirebilirsiniz.

Kuruyemiş
Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, kuruyemişlerin, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan E vitamini, çinko ve omega 3 yağ asitleri açısından zengin olduğunu belirterek “Bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için çocuklarınızın beslenme çantasına fındık, ceviz, badem ve kabak çekirdeği koyun ve mutlaka bu besinleri tüketme alışkanlığı kazandırın. Badem aynı zamanda stresin olumsuz etkilerini önlemeye de yardımcı olabilecek Nacin ve Riboflavin de içerir. Özellikle sabah kahvaltılarına sadece bir çeyrek fincan ekleyeceğiniz bu lezzetli kuruyemişler çocuğunuzun günlük E vitamini ve diğer mineral gereksinimlerini karşılar” diyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı, bazı kan hastalıklarının tedavisinde uyguladığı kök hücre(ilik) naklinde yeni bir aşamaya geçti. Çocuk Hematoloji ekibi, uygun vericisi olmayan çocuklar için aile ve akraba dışı kök hücre nakillerine de başladı.

Kan hastalıklarının tedavisinde iki yıldır toplam 35 hastaya, doku grubu uyan aile ve akrabalardan kök hücre nakli yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ekibi, ilk kez farklı bir uygulama yaptı. Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, HLA doku grubu uygun vericisi olmayan çocukların da tedavisini yapabilmek amacıyla aile ve akraba dışından kök hücre nakli yapmaya başladıklarını söyledi. Aile içi uygun verici bulma şansı sadece yüzde 30 iken aile dışı uygun verici bulma şansının yüzde 70 olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Meral Güneş, böylece çocukların yaşam şansı arttırılarak sağlıklı yaşama kavuşmalarına yol açıldığını belirtti.

AİLE DIŞI VERİCİ NASIL BULUNUYOR?
Türk Kızılayı, Sağlık Bakanlığı işbirliği ile 2014 yılından bu yana yürüttüğü Türkkök Projesi kapsamında kan örneklerini doku gruplarına göre saklıyor. Kök hücre nakline ihtiyaç duyan hasta için bilgisayar üzerinden kayıtlara bakılıyor ve dokusu uyan kişi bulunuyor. Bilgileri saklı tutulan kişiden alınan kök hücre, ihtiyaç duyan nakil merkezine gönderiliyor.

Türkiye’de de uygun verici bulunmadığı takdirde iki merkez aracılığıyla yurtdışındaki gönüllülerden uygun kök hücre varsa getirtilebiliyor.

Dileyen herkes Kızılay’a başvurup, Türkkök grubuna bir tüp kan vererek gönüllü verici olabiliyor.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), “Güvenilir Gıda Tüketelim Obeziteyi Önleyelim” projesi kapsamında 80 okulda 10 binden fazla öğrenciye eğitim verecek. Proje kapsamında ilk eğitim 15 Ekim Pazartesi günü başlayacak.

Sosyal sorumluluk projelerini aralıksız sürdüren BTSO, obezite ile güvenilir gıda konularında toplumsal bilinci artırmak için harekete geçti. Daha önce ‘Güvenilir Gıda Tüketelim İsrafı Önleyelim’ projesiyle 2 yılda 150 okulda 32 bin öğrenciye ulaşan BTSO, bu yıl güvenilir gıda ve obezite konusunda farkındalığı artırmayı amaçlıyor. “Güvenilir Gıda Tüketelim Obeziteyi Önleyelim” Projesi öncesinde eğitim verecek eğitmenlere yönelik bilgilendirme semineri BTSO Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Aytuğ Onur, Gıda Tarım ve Hayvancılık Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan ile eğitmenler katıldı.

TOPLUMSAL ALGIYI GÜÇLENDİRECEK
BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Aytuğ Onur, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak gıda sektörünün ihracat odaklı büyümesine ve katma değerli üretimine yönelik vizyon projeler yürüttüklerini söyledi. İş dünyasına yönelik çalışmaların yanı sıra sosyal sorumluluk projelerine de ara vermeden devam ettiklerini kaydeden Onur, ‘Güvenilir Gıda Tüketelim Obeziteyi Önleyelim” Projesine 15 Ekim’de start vereceklerini dile getirdi. Çağın en önemli sağlık sorunlarından olan obeziteye ve güvenilir gıda konusuna dikkat çekmek istediklerini belirten Onur, “Bursa iş dünyası olarak sektörlerimizin ihracat odaklı büyümesinin yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde de farkımızı ortaya koyuyoruz. Hedefimiz güvenilir gıda ve obezite konusunda toplumsal algıyı güçlendirmek” dedi.

KENT DİNAMİKLERİ DESTEK VERİYOR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Konseyi Başkanı Burhan Sayılgan, güvenilir gıda ve obezite konusunun toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini söyledi. Özellikle obezitenin kanser başta olmak üzere birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu kaydeden Sayılgan, “BTSO öncülüğünde okullarda hem obezite hem de güvenilir gıda konusunda bir çalışma başlattık. Başta Valilik olmak üzere kamu kurumlarımız projemize tam destek veriyor. Bu anlamlı projeyi üstlenen BTSO’ya teşekkür ederim.” diye konuştu.

Toplantıda İl Sağlık Müdürlüğü personeli Canan Tanrıöver, güvenilir gıda, bilinçli tüketim, obezite gibi konularda katılımcılara bilgiler verdi.

SÜRPRİZ HEDİYELİ YARIŞMA
“Güvenilir Gıda Tüketelim Obeziteyi Önleyelim” Projesi’ kapsamında 80 okulda 10 binden fazla öğrenciye eğitim verilmesi hedefleniyor. 45 dakika sürecek eğitimle obezite, sağlıklı beslenme, güvenilir gıda, gıda hijyeni, gıda muhafazası gibi konular işlenecek. Proje kapsamında düzenlenecek resim yarışmasında dereceye girenlere sürpriz hediyeler de verilecek.

Türkiye’de her geçen gün artış gösteren madde bağımlılığı küçük çocuklarda artık daha sık görülüyor. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (TUBİM) verilerine göre uyuşturucu madde kullanım yaşının 15 olduğunu dile getiren Sosyolog Zeynep Banu Dalaman, “Çocuklarımıza boş zamanlarını dolu geçirmelerini sağlayacak etkinlikler yaptırmalıyız. Çocuklar başarılı olduklarını gördükçe özgüvenleri artıyor ve bu tip davranışlardan uzak durabiliyorlar. Bunları geliştirecek programlar yapmalıyız” dedi.

Altınbaş Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Sosyolog Zeynep Banu Dalaman, Türkiye’deki madde bağımlılığının en önemli sebeplerinden birinin Balkan rotası denilen Afganistan ve İran’dan gelen uyuşturucu maddenin Türkiye’den geçmesi olduğunu söyledi. Eğitim ve gelir seviyesi düşük bölgelerde uyuşturucu kullanımının daha fazla görüldüğünü dile getiren Dalaman, “Bu bölgelere çocuklar daha çok dışarıda ve arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Arkadaşlarından etkilenen çocuk da uyuşturucu kullanabiliyor” diye konuştu.

“AİLEDEN SEVGİ GÖREMEYEN ÇOCUK UYUŞTURUCUYA YÖNELEBİLİYOR”
TUBİM’in hazırlamış olduğu raporda yatarak tedavi gören hastaların maddeyi ilk kullanım yaşının 15-24 yaşları arasında olduğu belirtildi. İlkokul seviyesine düşen uyuşturucu kullanımında çocuğun aileden görmüş olduğu sevginin çok önemli olduğunu dile getiren Dalaman, “Okul köşelerinde oldukça fazla uyuşturucu tacirleri dolaşıyor. Bazı bölgelerde uyuşturucu kullanımının çok yaygın olduğu söyleniyor. Sadece gelir durumu kötü olan okullarda değil belli başlı okullarda da bu durumun az olsa da olduğu görüyoruz. Genele yaydığımızda eğitim ve gelir düzeyi düşük yerlerde uyuşturucu kullanımının daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Aile sevgisinin eksik olduğu veya aile içinde tartışmanın, huzursuzluğun olduğu yerlerde çocuk boşluğa düşüyor. Çocuk kendini dışlanmış hissediyor, asosyalleşiyor. Gelen herhangi bir teklife iyi ya da kötü ayrımı yapmadan evet diyebiliyor” dedi.

“ÇOCUKLARIN SOSYAL AKTİVİTESİNİ ARTIRMALIYIZ”
Altınbaş Üniversitesinin de çocukları madde bağımlılığından uzak tutmak için bir takım çalışmalar yaptığını ifade eden Dalaman, “Çalışmaların temel olarak okullardaki öğretmenler, veliler ve danışmanlarla yapılması çok önemli. Genel anlamda sorunu çözmeyebilir ama bölgesel olarak çare olabiliriz. İngiltere ve İzlanda modelleri var. Bu yaş gurubundaki çocuklara düzenli olarak futbol oynatılmış, karşılıklı maçlar yaptırılmış. Vakitlerini futbolla geçiren ve bir hedefe odaklanan çocuklar, takım olmanın da verdiği güvenle bağımlılık yaratacak her türlü alışkanlıktan uzak durmuşlar. Okul ve çevresindeki mahallede uyuşturucu kullanımının yüzde 50 düzeyinde azaldığı görülmüş. Hedefi olan, yaptığı iş takdir edilen çocuk asla böyle şeylere bulaşmak istemiyor. Çocuklarımızın sosyal aktivitesini artırarak, farklı bir konuya odaklanmalarını ve böylece bağımlıktan uzak durmalarını sağlayabiliriz” dedi.

Dalaman, “Bağcılar Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaşları 11- ile 15 arasında değişen 60 çocukla çok sesli koro çalışması yaptık. Çocukların davranışlarındaki değişikliği izlemek çok etkileyeceğiydi. Bu çocuklar koroya gelmeden önce agresif, kavga eden, söz dinlemeyen çocuklardı. 3 aylık çok sesli koro çalışmasında Türkçe, Fransızca ve İngilizce şarkılardan oluşan bir repertuarla ailelerine konser verdiler. Hem çocukların tavırları, hem de anne-babaların çocuklarına bakış açıları değişmişti. O mutsuz, agresif çocuklar gitmiş, yerine disiplinli, birbirini dinleyen, ne yapacağını bilen, özgüvenleri yerine gelmiş ve gülen çocuklar olmuşlardı. Bir velinin yanıma gelip gururla; “oğlum ne güzel Fransızca şarkı söyledi, kursa göndereyim öğrensin bu dili” demesi beni çok şaşırtmıştı. Bu çocukları izleme şansımız olsa ilerde bağımlılıkla ilgili bir sorun yaşayacaklarını zannetmiyorum çünkü başarabildiklerini gördüler ve en önemlisi özgüvenleri yerine geldi. Bu çocukların hayatlarına dokunacak sanat ve spor ile ilgili programların yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“İNTERNET DE BAĞIMLILIĞI KOLAYLAŞTIRIYOR”
Günümüzde internet kullanımının da yaygınlaşmış olmasının sakıncalı olduğunu dile getiren Dalaman, “ İnternet bağımlılığı uyuşturucu bağımlılığıyla eş zamanlı gidiyor. İnternet üzerinden de maalesef uyuşturucuya ulaşılabiliyor. Bağımlılık denen şeyi genel anlamda engelleyecek programları geliştirmeliyiz” diye konuştu.

“MEB VE KAYMAKAMLIKLARA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR”
Madde bağımlısı olan çocuğun yalnız kalma isteği, çok konuşmama, stresli ve öfkeli, saldırgan davranışlar sergilediğini ifade eden Zeynep Banu Dalaman, “Aileler ve öğretmenler bu değişimleri çocuklarda sezebilmeliler” ifadelerini kullandı.

Okul köşelerinde yer alan uyuşturucu satıcılarına engel olmak için okul müdürlerinin çalışmalar yapmasının uygun olduğunu dile getiren Dalaman, “Milli Eğitim Bakanlığına ve kaymakamlıklara çok iş düşüyor. Okul müdürleri, okulları kötü adla anılmasın diye bazen böyle projelere ‘bizim okulumuzda böyle bir şey yok’ diyerek katkı sağlamıyorlar. İyi bir eğitim programı ve öğrencilerin yaratıcılıklarını, özgüvenlerini artıracak projelerle bu durumlardan uzak tutulacağını düşünüyorum” dedi.

Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından iki yıl önce projeleri tamamlanan Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nin yatırım bütçesi onaylandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılması talimatı verilen hastaneye 420 milyon TL bütçe çıktı. 550 yatak kapasitesine sahip olacak hastane tamamlandıktan sonra Güney Marmara’nın merkezi konumuna gelecek.

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan öğrenciler için ‘Beyaz Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi. 270 öğrencinin doktorluğa ilk adımlarını attıkları törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yeni yapılacak Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’nin müjdesini verdi.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİN CAZİBE MERKEZİ OLDU
Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay törende yaptığı açılış konuşmasında Uludağ Üniversitesi’nin yaptığı yatırımlar ve yenilikler ile Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yerini aldığını söyledi. Öğrenciler tarafından da büyük bir ilgi ile karşılaştıklarını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Üniversitemizin bu yıl yapılan tercih sıralamasında Türkiye’nin en çok tercih edilen üniversiteler sıralamasında ilk sıralarda yer aldığını buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Yine uluslararası üniversitelerden birisi olarak bu yıl üniversitemize 13 bin 500 uluslararası öğrenci başvuruda bulundu. Biz bunların bin 800 kadarını kabul etmiş bulunuyoruz. Şuanda üniversitemizde 132 ülkeden toplamda 6 bin 100 civarında uluslararası öğrenci okumaktadır. 3. Nesil Üniversitesi vizyonu ile imza attığımız çalışmalarla üniversitemizin eğitim ve bilimsel araştırma kalitesini de yükseltmeye devam ediyoruz. 180 üniversite arasından son üç yılda en çok proje sunan 10 üniversiteden birisi olduk” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI İSTEDİ, BU YIL İHALEYE ÇIKILACAK
Bursa Uludağ Üniversitesi’nin her geçen gün daha fazla ilgi çektiğini kaydeden Rektör Ulcay, bu yılki LYS sonuçlarına göre yerleşmeye hak kazanan her 5 öğrenciden birisinin ilk tercih olarak BUÜ’yü yazdığını vurguladı. Öğrencilerin yarısının ilk 5 tercihi içerisinde BUÜ’ye yer verdiğini kaydeden Ulcay; “Tıp Fakültemiz bünyesinde kurulan İyi Hekimlik ve Simülasyon Merkezi ile öğrencilerimiz daha iyi bir eğitim imkanı yakalıyor. Tıp Fakültesi hastanemiz ise sadece Bursa’ya değil, Güney Marmara’ya hizmet vermektedir. Görev süremiz içerisinde hastanemiz içerisinde çok sayıda projeyi ve çalışmayı gerçekleştirdik. Yeni projeleri de hayata geçireceğiz. Sağlık hizmetlerimizi yeni yatırımlarla güçlendireceğiz. Hizmete açtığımız Sebahattin Gazioğlu Çocuk Hematoloji Onkoloji Hastanesi ile bölgemizdeki önemli bir açık kapanmış oldu. İki yıl önce projesini gerçekleştirdiğimiz Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi’ne 550 yatağıyla onay verildi. Bu yıl 420 milyon TL’lik ödeneği devletten aldık. İhalesine hazırlık aşamalarını da tamamladık. Önümüzdeki yıl temeli atılacak. Mevcut hastanemizin yanına bu hastaneyi de 3 yıl içerisinde kazandırmış olacağız” şeklinde konuştu.

ÇOK ULUSLU TIP FAKÜLTESİ
BUÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya ise konuşmasında Tıp Fakültesi’nin yarım asırlık tecrübesi ile yeni hekim adayları bir için cazibe merkezi konumuna geldiğini söyledi. Fakültenin bu yıl YKS sonuçlarına göre 2 buçuk milyon aday arasından ilk 6 binlik dilime giren öğrenciler arasından 270, toplamda 277 öğrenciyi bünyesinde kattığını açıklayan Dekan Prof. Dr. Ekrem Kaya; “Fakültemize girmeye hak kazanıp da kayıt yaptırmayan öğrencimiz yoktur. Bunlara ek olarak fakültemiz uluslararası öğrenci kapsamında 18 ayrı ülkeden toplam 43 öğrenciyi bünyesine katmıştır. Çok uluslu bir fakülte haline geldik” dedi.

Açılış töreninin ardından BUÜ Tıp Fakültesi’ne Akreditasyon Belgesi takdim edildi. Tıp dünyasının önde gelen simalarından Prof. Dr. İskender Sayek tarafından öğrencilere ilk dersin verildiği etkinliğin son kısmında toplam 270 yeni öğrenciye beyaz önlükleri giydirildi.

Son yıllarda kadınların kariyer yapma tercihleri gebelik yaşının ilerlemesine ve buna bağlı olarak da sezaryen oranlarında artışa yol açarken, BUSMEK, anne adaylarını normal doğum konusunda bilinçlendirmek ve normal doğuma teşvik etmek amacıyla Doğuma Hazırlık Eğitimlerini başlatıyor.

Bursa’da 2006 yılında kurulan ve bugüne kadar 200 bin kişiye ulaşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (BUSMEK), özellikle anne adaylarını yakından ilgilendiren önemli bir konuyu daha eğitim ağına ilave etti. Halen Bursa’nın 14 ilçesinde faaliyet gösteren 30 ayrı mekanda, 250 branşta eğitimler veren BUSMEK, şimdi de “Doğuma Hazırlık Eğitimleri” düzenliyor. Son yıllarda kadınların iş yaşamında aktif olarak yer alması ve kariyer planlamaları yüzünden gebelik yaşı ilerlerken, anne adaylarının sezaryeni tercih etme oranları da yükseliyor.

Eşli katılım
Hem anne hem de bebek sağlığı açısından konunun uzmanları ağırlıklı olarak normal doğumu önerirken, BUSMEK de bu eğitimle anne adaylarını normal doğum konusunda bilgilendirecek. Normal doğumun teşviki amacıyla düzenlenen eğitimler Ekim ayında başlayacak ve Atatürk Kongre Kültür Merkezi Z-198 nolu salonda yapılacak. Toplamda 16 saat olarak verilecek eğitimlerde anne adaylarına daha sağlıklı, daha güvenli ve daha rahat doğumun aşamaları anlatılacak. Eşli katılımların da olabileceği eğitimlerde, doğumun kasları, korkunun doğuma etkisi, kadının fizyolojisi, hamilelikte doğru nefes biçimleri, sağlıklı doğuma götüren kanıta dayalı 6 uygulama, doğumun evreleri, hamilelik ve doğumda aktif olan hormonlar, ideal doğum ortamları, doğumda psikoprofilaksi, sezaryen nedenleri, doğumda müdahaleler, aktif doğum pozisyonları, pelvis anatomisi, doğum tercihlerinin belirlenmesi, ilaç dışı rahatlatıcı teknikler ile emzirme ve bebek bakımı, konularında eğitimler verilecek.

Eğitimlere katılmak isteyen anne adayları BUSMEK’in http://busmek.bursa.bel.tr adresli web sitesinden online başvuru yapabilecekler.

Sabahları alelacele yapılan veya geçiştirilen kahvaltılar, kantinlerde satılan fast food tipi besinler ve “sağlıklı beslenme” hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak gibi nedenlerle, özellikle ilkokul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıkları bozulabiliyor. Ancak yeterli ve dengeli beslenmeleri, sağlıklı büyüme ile gelişimlerinin yanı sıra okul başarıları için de çok önemli. Sağlıklı beslenen öğrencilerin zihinlerinin açık ve dikkatlerinin daha fazla olduğu ve bu şekilde ders saati içerisinde anlatılanları uzun süre konsantre olarak daha iyi anladıkları araştırmalarda da ortaya çıkmıştır. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel okul başarısını artıran beslenme önerilerini ve zihni açan besinleri anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kahvaltı yapmadan olmaz
İlkokul çağındaki çocuklarda en önemli öğün kahvaltıdır. Çünkü vücudun gereksinim duyduğu en önemli besin kaynakları bu öğünde karşılanıyor. Yapılan çalışmalar, uzun süren gece açlığından sonra kahvaltı yapmayan çocuklarda halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, yeterli enerjide olamamaya bağlı olarak zihinsel faaliyetlerde azalma ve dikkat eksikliği gibi sorunlar geliştiğini ortaya koyuyoSr. Düzenli ve dengeli bir kahvaltı ise büyümeyi destekleyen yeterli kalorinin ve hastalıkları önleyen çeşitli vitamin ile minerallerin alımını sağlıyor. Süt, yumurta, peynir, domates, salatalık ve tam buğday ekmeğinden oluşan bir kahvaltı yeterli vitamin ve mineral almasını sağlayacaktır. Değişik bir kahvaltı alternatifi olarak süt veya yoğurt içine yulaf ezmesi gibi kahvaltılık tahıllardan da yararlanabilirsiniz.

Her öğünde 4 temel besin grubu olsun
Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gün içinde protein, karbonhidrat, yağlar ve minerallerden oluşan bir beslenme programı oluşturun. Bunun için de beslenme listenizde süt ve ürünleri, et ve et ürünleri (kırmızı et, tavuk, balık) sebze ve meyveler, kuru baklagiller ile tahıl grubuna mutlaka yer verin.

Boş enerjilere dikkat
Kahvaltıda veya ara öğünlerde mısır gevreklerinden (şeker ilaveli), ekmek üzerine sürülen çikolatalı krem, poğaça, simit, börek, hamur işleri gibi karbonhidrat ve yağdan yüksek besinlerden uzak durun. Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel bu tür gıdaların besin değerleri olmadıkları gibi, yüksek kalorili olmaları nedeniyle çocuğun kilo almasına da yol açtıkları uyarısında bulunarak, “Bunun yanı sıra çocuklar için çok önemli olan kalsiyum ve protein içermedikleri için dikkat dağınıklığı ile derste uyuklamaya da neden olabiliyor. Ayrıca bu tarz karbonhidrattan yüksek besinler tüketiminden sonraki öğünlerde daha hızlı acıkma ve daha fazla yeme isteğine de yol açabiliyor” diyor.

Her gün 1 adet yumurta
Özellikle büyüme ve gelişmede çok önemli rol oynayan proteinli besinleri almasına dikkat edin. Örneğin önemli bir protein kaynağı olan yumurta çocuğun zihnini açarak derslerinde daha başarılı olmasını sağlıyor. Yumurta aynı zamanda büyüme ve gelişmede oldukça etkin olan demir açısından da çok zengin bir besin. Bu nedenle, alerjisi yoksa çocuğunuzun her gün veya gün aşırı 1 adet yumurta yemesini sağlayın.

Süt ve süt ürünleri şart!
Kalsiyum kemik ve dişlerin yeterince güçlü olması, kemiklerin uzaması, kas ve sinir sisteminin gelişmesi için çok önemli. Bunun yanı sıra güçlü bir bağışıklık sistemi için de ayrı bir önem taşıyor. Bu nedenle çocuğunuzun her gün kalsiyumdan zengin olan süt ve süt ürünlerini tüketmesi çok önemli. Örneğin, günde 1 su bardağı süt + 1 kase yoğurt+ 1 dilim peynir yeterli kalsiyum almasını sağlayacaktır.

Ceviz ve fındık önemli
Ceviz ve fındık gibi yemişler de içerdikleri elzem yağ asitleri sayesinde çocuğunuzun okul hayatındaki başarısını ve enerjisini artırmaya yardımcı oluyor. Bu besinler kan şekerini düzenlemesinin yanı sıra çocuğunuzun zihin gelişimine katkıda bulunuyor. Ancak kalori değerleri yüksek olduğu için porsiyon kontrolü yapmanız çok önemli. Örneğin 2-3 adet ceviz veya 10-15 adet badem yemesi yeterli gelecektir.

Ekmek tam tahıllı olmalı
Çocuğunuza beyaz ekmek yedirmemeye dikkat edin. Çünkü glisemik indeksi yüksek olan beyaz ekmek kan şekerinin hızla yükselmesine, bunun sonucunda da çocuğun derste uyumasına sebep olabiliyor. Hızla yükselen kan şekeri daha sonrasında hızla düşerek tekrar acıkmayı da tetikliyor. Tam buğday veya bol tahıllı ekmekler posa (lif) yönünden de zengin oldukları için midede daha fazla hacim kaplayarak tok tutarlar ve bağırsak hareketlerinin düzenli çalışmasına da yardımcı oluyorlar.

Sağlıklı ara öğünler hazırlayın
Akşam gereğinden fazla yemek yemesini, dolayısıyla kilo almasını önlemek için sağlıklı ara öğünler hazırlayın. Örneğin kuru yemiş, kuru meyve, hurma ya da pekmezden hazırladığınız kek, kuru veya yaş meyve, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları, ev yapımı küçük sandviçler veya sebzelerden hazırlayacağınız cips gibi. Ara öğünlerde ambalajlı çikolatalar, bisküviler ve hamurlu yiyeceklerden kaçınmanız ise çok önemli. Çünkü atıştırmalık olan paketli market ürünler katkı maddesi ile boya maddeleri içerebiliyor. Bu da uzun vade de obezite, kalp damar, diyabet, mide bağırsak hastalıklarına ve alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Kola gibi kafeinli içecekler ya da hazır meyve suları hiçbir besin değeri taşımadıkları gibi gereksiz kaloriye neden oluyorlar Dolayısıyla ara öğünlerde bunlar yerine ayran veya komposto gibi içecekleri tercih edin.

Yemek listesini kontrol edin
Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel öğle ve akşam yemeğinde her besin grubunun mutlaka olması gerektiğine dikkat çekerek, “Protein açısından zengin et, balık ya da tavuk gibi gıdaları ya da sulu bir sebze yemeği, salata ve yoğurtla desteklenmeli. Bu menüye çorba da eşlik edebilir. Tatlı yerine meyve verilmeli. Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları büyük. Bu nedenle gün aşırı makarna ve pilav gibi yiyecekleri yemesinde herhangi bir sakınca bulunmuyor” diyor. Çocuğumuzun yeterli ve dengeli bir şekilde yemek alıp almadığını anlayabilmek için okuldaki aylık yemek listelerini gözden geçirin. Öğlen yemeği verilemiyorsa beslenme çantasını da gerekli besin grubundaki besinlerden seçerek hazırlayabilirsiniz.

Fost food tarzı besinleri sınırlandırın
Fast food tarzı yiyecekleri çocukların hayatından tümüyle çıkartmak maalesef mümkün değil.Ancak 15 günde veya ayda bir öğün olarak sınırlanmaya özen gösterin. Fast food gıdaların içinde fazlaca bulunan trans ve doymuş yağın aşırı tüketimi içeriğindeki trans yağlar nedeniyle öğrenme ve hafızaya yardımcı olan çok sayıdaki moleküle ve beyin hücrelerinde olumsuz etki yaratıyor.

Okul çağı çocuklarının fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlıkları okul başarısını çok yakından etkiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsen Meral, “Okul başarısızlığı olan çocuklarda sorunun yalnızca akademik açıdan değerlendirilmemesi gerekir. Bu dönemde çocuklarımızın sağlıklı bir beyin ve vücut gelişimi için kontrollerinin yapılarak sağlık sorunlarının tedavi edilmesi onları hem kış hastalıklarına karşı korunaklı kılacak hem de beyin ve vücut gelişiminin dengeli olmasını sağlayacaktır” diyor. Dr. Gülsen Meral, okul öncesi mutlaka yapılması gereken muayeneleri ve tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Meral, önerilerini şöyle sıraladı;

Motor ve bilişsel gelişim kontrolü
Çocukların okul başarısı için rutin fiziksel büyüme ve gelişme takibinin yanında motor ve bilişsel gelişimleri için testlerinin de okul öncesi yapılması şart. Bu aynı zamanda, çocuğun öğrenmeye yatkın olduğu ağırlıklı duyularının tespiti, dolayısıyla akademik başarısı için faydalı. Zira kimi çocukların işitsel öğrenmeleri ön plandayken kimi çocukların görsel öğrenme becerileri ön planda olabiliyor.

Görme ve işitme testi
Okula başlamadan önce görme ve işitme testlerinin yapılması okul başarısı için olmazsa olmaz kurallar arasında yer alıyor. Çünkü duyma ya da görme fonksiyonlarının yeteri kadar sağlıklı olmadığının farkına varılmaması çocuğun “başarısızım”, “yapamıyorum” diyerek kendine güvenini kaybetmesine ve içine kapanmasına da neden oluyor. Ayrıca, görmede sıkıntı olmasa da iki senede bir göz muayenesini yenilemek gerekiyor.

Demir eksikliğine karşı kan tahlili
Çocukluk çağında en sık rastlanan sorunlardan biri de demir eksikliği anemisi. Kansızlık (demir eksikliği anemisi) çocukların zeka gelişimini ve beraberinde okul başarısını etkileyen çok önemli bir sorun. Ancak tespiti ve tedavisi de bir o kadar basit. Bu nedenle böyle önemli bir sorunun okul öncesinde araştırılması şart.

Mineral ve vitamin kontrolü
Çocukların yaşına uygun beyin fonksiyonlarının düzgün çalışması ve bedensel gelişimi için D vitamini, B vitamini ve çinko gibi vücudun işlevinde elzem olan vitamin ve minerallerin kandaki yeterlilik düzeyinin kontrolünün yapılması büyük önem taşıyor.

Büyüme gelişme muayenesi
Çocukların kendi yaşıtlarına göre kilo ve boy gelişiminde sapma olup olmadığı, sapma varsa nedenlerinin öğrenilmesi, tedaviye başlanması gerekiyor. Beynin ve vücudun sağlıklı çalışması için genel bir check up muayenesinde fayda var.

Dengeli beslenmenin düzenlenmesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsen Meral, “Okul başarısının altın kurallarından biri de beslenmedir. Yapılan çalışmalarda; sabah erken başlanan bir kahvaltı ile okul başarısı arasında yakın ilişki olduğu gösterilmiştir. Beslenmesinde karbonhidrat, protein ve yağ dengesi yaşına uygun olmalıdır. Özellikle ergenlik döneminde büyümenin artması ve vücudun kalsiyum ihtiyacı sebebiyle beslenme dengesi gelecekte çocuklarımızın sağlıklı bir beden ve kemik yapısına sahip olması bakımından önemlidir.

0 2324

Uyku sorununu sadece yetişkinler çekmiyor. Çocuklar da ‘gece terörü’, uyurgezerlik ve tıkayıcı uyku apnesi gibi sorunlar yaşayabiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Değerli “Uyku, bebeklik ve çocukluk çağında en az beslenme kadar önemlidir. Bu nedenle uyku bozukluklarının doğru tanımlanması, tanınması ve tedavisi de önem arz etmektedir. Doğru tanı konulduğu takdirde çocuklarda uyku bozukluğu sorununun üstesinden gelmek mümkündür” diyor. Dr. İlkay Değerli, çocuklarda en sık görülen uyku sorunlarını ve çocuğunuzun kaliteli uyuması için etkili önlemleri anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Uyurgezerlik
Çocukların genelde yüzde 15’i uyurgezer. Genellikle 4-8 yaş arasında başlayıp ergenliğe doğru azalıyor. Gözler açık olsa da ağır uyku döneminde olduğu için çocuk eğer uyandırılmazsa sabah bunları hatırlamıyor. Emniyet tedbirlerini almak çok önemli!

Kabuslar
En sık 3-5 yaş arasında görülüyor. Psikolojik stres, yoğun hayal gücü, güvensizlik duygusu, yaşamda istenmeyen değişiklikler (ebeveyn boşanma ve kavgaları/ev-okul değiştirme), travmatik olaylar gibi faktörler kabusları artıran etmenlerden bazılarını oluşturuyor.

Huzursuz bacak sendromu
Uykuyu bölen bu sorunda bacaklarda ağrı, karıncalanma vb. huzursuzluklar yaşanıyor.Çocuklarda demir eksikliğinde 5 kat daha sık görülürken, B12 eksikliği ve ergenlikte aşırı kahve/sigara tüketimi de sorunu artırıyor.

Uyku terörü
‘Gece terörü’ olarak da biliniyor. Genellikle uykunun 2-3. saatinde meydana geliyor. Çocuk dehşet içinde ağlayarak kalksa da tam olarak uyanmadığından sabah olayı hatırlayamıyor. Gece terörü 30 saniye ile 3 dakika arasında devam edebiliyor.

Gece uyanmaları
Aşırı açlık ya da aşırı tokluk uyumayı zorlaştıran etkenler. Akşam yemeği uykuya yakın olmamalı. Aksi takdirde enerji vermesinin yanı sıra hazımsızlık, gaz problemleri ve uyuma güçlüğü yaratabiliyor.

Tıkayıcı uyku apnesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlkay Değerli “Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun geçici olarak durması olayıdır. Sıklıkla 4-6 yaş arasında görülür. Çocuklarda en sık bademcik, geniz eti büyümesi ve aşırı kilo durumunda görülür. Gürültülü horlama, huysuzluk, yorgunluk, dikkatsizlik ve gelişme geriliği gibi sorunlara hatta hayati riske yol açabilir” diyor.

Narkolepsi
Önemli bir uyku bozukluğu da narkolepsi yani gündüz uyanıkken ani gelen uyku atakları. Kişi konuşurken veya yemek yerken aniden uykuya dalıyor. Buna bazen çok sevindiğinde ya da üzüldüğünde aniden yere düşme de eşlik edebiliyor.

Sorunların çözümü için bu önerileri dikkate alın…
*Uyku saatlerini belirleyin, uygun sınırlar koyun ve kararlı davranın. Bundan ödün vermeyin.
*Çocuk her gece belli saatlerde uyku terörü ve uyurgezerlik sorunu yaşıyorsa saati gelmeden 15 dakika/yarım saat önce çocuğu uyandırıp tekrar uyumasını sağlayın.
*Çocuğunuzu her gün aynı saatlerde yatırın, uyku öncesi rutininize yeterli zamanı ayırın ve bu sürede çocuğunuzun sevdiği şeylere yer verin.
*Çocuğunuz gece uyanmalarında sizin yatağınıza geliyorsa, alışkanlık halini almaması için onu yatağına geri götürün. Korkuyorsa yanında kalıp rahatlamasını sağlayın.
*Gece kabuslarının nedeni gün içinde yaşadıkları herhangi bir şey veya televizyonda izledikleri görüntüler olabilir. Bazen de nedensiz kabuslar görebilirler. Çocuğunuz geceleri korktuğunu söyleyerek uyanıyorsa, mutlaka yanında olup onu rahatlatın ve kendini güvende hissedene kadar yanında kalın. Bu durum her gece tekrarlanıyorsa, çocuğunuzun sizi yanında tutmak için mi böyle davrandığını yoksa gerçekten mi korktuğunu anlamaya çalışın.
*Yatağa aç olarak ya da aşırı tok olarak yatırmayın. Çikolata gibi gece uyarıcı özelliği olan besinlerden uzak tutun.
*Uykudan önce sakin ve aile ile beraberce zaman geçirebileceği etkinlikler, uyku törenleri (masal anlatmak, ninni söylemek vb.) düzenleyin.
*Odasının çok karanlık olmamasına, ortamın nem ve ısısının (18˚C) yeterli olmasına, odanın havalandırılmasına ve odada sigara içilmemesine özen gösterin.
*Yatağında elektrikli battaniye veya sıcak su torbası kullanmayın.
*Doğrudan güneş ışığı altında veya ısıtıcı yanında uyutmayın.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et