Anasayfa SAĞLIK

Uludağ Üniversite ile Medicana Sağlık Grubu ve Ceylan International Hospital hastaneleri arasında imzalanan protokol sayesinde 2018-2019 yılında Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni tercih edecek en yüksek puanlı 5’er öğrenci aylık 500 TL burs almaya hak kazanacak. Öğrenciler burslarını mezun olana kadar alabilecek.

Üniversite yönetiminin başarılı öğrencileri Uludağ Üniversitesi’ne çekebilmek adına başlattıkları burs kampanyası 2018 yılında da hız kesmiyor. Üçüncü yılına giren kampanya sayesinde Uludağ Üniversitesi’ndeki birçok fakülte, meslek yüksekokulu ve bölüme kayıt yaptıran yüksek puanlı öğrenciler burs alabiliyor. Kampanyanın son destekçileri Medicana Sağlık Grubu ve Ceylan International Hospital oldu. İmzalanan protokoller ile UÜ Tıp Fakültesini ve Sağlık Hizmetleri Fakültesi’ni 2018-2019 döneminde tercih eden ve yerleşen en yüksek puanlı 5’er öğrenciye mezun oluncaya kadar her yıl 9 ay boyunca aylık 500 TL’lik burs verecek. Protokole göre ilk senenin sonunda en yüksek not ortalamasını yakalayan 3 öğrenciye de aylık 750 TL başarı bursu verilecek.

Düzenlenen protokol imza törenine Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Necip Kozalı, Ceylan International Hospital Kurucusu Uzm. Dr. Mustafa Erdem Ceylan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca, rektör yardımcıları, üniversite ve hastane yöneticileri katıldı.

ARAŞTIRMA ALANINDA BİLİMSEL İŞBİRLİĞİ TALEBİ
Uludağ Üniversitesi’nin tüm fakülte ve meslek yüksekokulu programları için etkili bir burs kampanyası yürüttüklerini kaydeden Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, kendilerine destek olan firmalar ve kurumlarla aynı zamanda bilimsel işbirliğine gittiklerini vurguladı. üniversitelerin eğitim, uygulama ve araştırma fonksiyonları bulunduğunu belirten Rektör Yusuf Ulcay; “Bugüne kadar araştırma kısmında biraz eksik kalmışız. Bizim dönemimizde ise bu konuya özel olarak eğiliyoruz. Son 3 yıl içinde yaptığımız çalışmalar sayesinde Türkiye’deki 15 araştırma üniversitesi arasına girdik. Burs protokolü yaptığımız tüm kurum ve kuruluşlar ile de araştırma ve bilimsel işbirliği içerisinde hareket ediyoruz. Çünkü bir takım şeyleri kendimiz geliştirmediğimiz sürece, dışarıdan transfer veya satın alma yoluna gidiyoruz. Aslında araştırma maliyetli gibi görünse de kendi kontrolümüzde yapılan her şey, kendi öz malımız oluyor. ötekilerini kullanmak ve öğrenmek için daha fazla zaman harcıyoruz. Özellikle tıp alanında bu işi kendimiz üretmiyorsak, yurtdışına gidip öğrenmek zorunda kalıyoruz. Araştırma konusu bu kapsamda her şeyden daha fazla önem taşıyor” dedi.

GELECEĞİN SAĞLIKÇILARINA HASTANELERDEN BURS DESTEĞİ
Ceylan International Hospital Kurucusu Uzm. Dr. Mustafa Erdem Ceylan burs kampanyasına destek olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. Gelecekte sağlık sektöründe çalışacak öğrencilere şimdiden yardımcı olmak ve Uludağ Üniversitesi’nin başlattığı kampanyaya bir nebze katkıda bulunmak için gelen teklife hemen evet dediklerini kaydeden Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Necip Kozalı da protokolün öğrencilere, üniversiteye ve fakültelere hayırlı olması temennisinde bulundu.

DEKANLARDAN TEŞEKKÜR
Törende konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya da verdikleri burs desteğinden dolayı hastane yöneticilerine teşekkür etti. Dekan Kaya, fakültenin çekiciliğini arttırmak için yapılan çalışmaların son derece önemli olduğuna işaret etti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca ise burs kampanyasının dışında firmalardan ve hastanelerden staj imkânları için de destek beklediklerinin altını çizdi.

Kış aylarına ayak bastığımız bu günlerde havaların giderek soğuması ve güneşin etkisinin azalması hastalıkları da beraberinde getiriyor. Özellikle çocukların toplu olarak kullandığı mekanlarda bakterilerin ve virüslerin yayılma oranı oldukça fazla.

Yüksek ateş, öksürük, hırıltı gibi şikayetler genellikle solunum hastalıklarının habercisi oluyor. Önemsenmediği takdirde, eğer çocuğunuzun alerjik bir bünyesi varsa, bronşit ataklarına ve kulak iltihaplarına dahi sebep olabiliyor. Emsey Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ramazan Yüksel Gürsel kış aylarında çocuklar ile ilgili gelen şikayetlerin çoğunun üst solunum enfeksiyonu ile ilgili olduğunu belirtti.

Çocuklar günün büyük kısmını okulda geçiriyor. Enfeksiyonun bir numaralı dostu ise hijyen eksikliği olan ortamlar. Okul ortamında yayılan enfeksiyonlara karşı hijyenin öneminden bahseden Gürsel, “Kalabalık ortamlarda hijyen pek mümkün olmuyor. Bu yüzden aşılama oldukça önemli. Grip aşısı ile hastalıklardan korunmak etkili bir yöntem. Ayrıca sınıf ortamının sık sık havalandırılması gerekiyor. Çocuklara öksürürken, hapşırırken ağızlarını elleri ile değil kolları ile kapatması gerektiği öğretilmeli” diyerek kış aylarında bulaşıcı hastalıklardan korunmanın püf noktalarına değindi.

Çocuğun hem çevresi hem de kendi sağlığı için hastalık dönemlerinde okula gitmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ramazan Yüksel Gürsel “Aileler çocuklarını bu dönemde okula göndermemeli. Bu durum diğer çocuklar için de risk teşkil ediyor. Hastalık tamamen düzeldikten sonra eğitime devam edilmeli” diyerek hastalığın bulaşma aşamasında önlem alınması gerektiğini ve ancak bu şekilde korunabileceğimize dikkat çekiyor.

Özellikle kış aylarında, hastalık ve salgından korunmanın bir diğer yolu ise beslenmeden geçiyor. Beslenme konusunda ailelere önerilerde bulunan Emsey Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları hekimi Uzm. Dr. Ramazan Yüksel Gürsel ‘’ Kış aylarında vitamin ve mineral yönünden zengin sebze, meyve tüketilmeye özen göstermeli ve bol sıvı tüketilmesine dikkat edilmeli .’’ Yağ, karbonhidrat ve proteinlerin dengeli bir şekilde alınarak vücut direncinin sağlam tutulması gerekiyor” diyerek aileleri uyardı.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, öğrencilerin temel tıp bilgileriyle gerçek yaşam ve kliniklerde problem çözme becerilerini geliştirebilmeleri, “öğrenmeyi öğrenme”leri ve bunu ömür boyu sürdürebilmelerini sağlamak amacıyla eğitimden geçiyor. Bugüne kadar toplam 38 öğretim üyesi, “Probleme Dayalı Öğrenme Eğitici Eğitimi”ni tamamladı.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi / Aile Hekimliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Züleyha Alper ve Aile Hekimliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Uncu tarafından düzenlenen Probleme Dayalı Öğrenme (PDÖ) Eğitici Eğitimlerinin ikincisi, İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi’nde (USİM) gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Yeşim Uncu ve Doç. Dr. Züleyha Alper ile birlikte Marmara Üniversitesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Gülpınar, Aile Hekimliği Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Arzu Uzuner ve Prof. Dr. Mehmet Akman’ın katkıları ile verilen ikinci eğitimde Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 18 öğretim üyesi daha PDÖ eğitimi aldı. Böylece PDÖ yöntemi konusunda eğitim alan eğitici sayısı 38’e ulaştı.

PROBLEME DAYALI ÖĞRENME NEDİR?
Probleme dayalı öğrenme, öğrenci merkezli ve etkin öğrenmeyi geliştiren ve genellikle tıp fakültelerinde tercih edilen bir yöntem… Bu yöntemde öğrenciler, problemin çözümü ya da anlaşılması yoluyla uygulama sürecinden sonuç çıkararak öğreniyor. Öğrenciler problemle ilk kez öğrenme sürecinde karşılaşıyorlar. Probleme dayalı öğrenme modelinin uygulandığı sınıflarda öğrenenler aşamalı olarak ve giderek daha çok kendi eğitimleri için sorumluluk alıyor, giderek daha bağımsız oluyor ve yaşam boyu öğrenmeye devam edebilen bağımsız öğrenenler haline geliyor.

Eğitim sonunda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi eğitimden sorumlu dekan yardımcısı Doç. Dr. Halil Sağlam ve Düzenleme Kurulu tarafından eğiticilere teşekkür belgesi, katılan tüm öğretim üyelerine ise katılım belgesi verildi.

Başarılı öğrencileri Uludağ Üniversitesi’ne çekmek amacıyla iki yıl önce başlatılan “başarı bursu” uygulaması, Bursa’da faaliyet gösteren firma ve kurumların desteğiyle 2018-2019 eğitim döneminde de sürecek.

Uludağ Üniversitesi ile Aritmi Sağlık Grubu arasında imzalanan protokol ile Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni tercih edecek en yüksek puanlı 5’er öğrenci, eğitim hayatı boyunca aylık 500 TL burs almaya hak kazanacak.

Burs protokolü, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca ve Aritmi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Nuri Daştan tarafından imzalandı.
Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, burs uygulamasının başarılı öğrencileri çektiğini ve bunun da eğitime yansımalarının görülmeye başlandığını söyledi.

Kentin bu uygulamaya desteğinin giderek arttığını ve bundan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Ulcay, “Başlangıçta biz firmalara gidip burs isterdik, şimdi ise firmalar bizi arayıp burs vermek istediklerini bildiriyor. Bu bursları veren firmaların isimleri sınav kitapçığına da konuyor. Öğrenciler eğitim hayatları boyunca destek aldığı gibi, firmalar da prestijli bir uygulamaya imza atmış oluyor” dedi.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya da, “Bu gibi bağışlar sonunda fakültemizi seçecek öğrencilerin ne kadar şanslı olduğunu söylemek istiyorum. hem bu güzel şehirde hem de bu kadar kaliteli bir eğitim kurumunda burs alarak öğrencilik yapmak çok büyük bir şans” diyerek Aritmi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Daştan’a teşekkür etti.

Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca, halen hemşirelik, ebelik, acil yardım ve afet yönetimi, beslenme ve diyetetik, fizyoterapi ve rehabilitasyon, sosyal hizmet bölümlerinin bulunduğu fakültede, tıp fakültesini tamamlayıcı bir eğitim verdiklerini, sektörden gelen talepler doğrultusunda eğitim programlarında düzenlemeler yaptıklarını söyledi.

Aritmi Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Operatör Dr. Nuri Daştan, uzmanlık eğitimi aldığı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrencilere burs vermenin kendisi için övünç kaynağı olacağını belirterek, 7-8 yıllık özel hastane deneyimlerini, Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi ile daha iyi düzeylere taşımak istediklerini ifade etti. Sağlık hizmetlerinin doktoru ve hemşiresiyle, yardımcı sağlık personeliyle bir bütün olduğunu vurgulayan Daştan, nitelikli ve uygulamanın içinde yetişen öğrencilerin mezun olduktan sonra işlerinde başarılı olduklarını, özel sektör olarak bu tür elemanlara her zaman ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi, kanser tedavisi gören hastalara verilen kemoterapiyi robotlar yardımı ile hazırlayacak. ‘Robotik Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemi’ adı verilen uygulama ile hem hastalara verilecek ilaçlar doğru dozda ayarlanacak ve hem de hasta başına yılda en az 50 bin liralık ilaç tasarrufu sağlanacak.

UÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yakında hizmete girecek Robotik Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemi ile ilaçlar insan eli değmeden ve doğru dozajda hazırlanıp hastalara verilecek. Sistemle ilgili bilgi veren UÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başeczacısı Funda Alper, uygulamanın Bursa ve Güney Marmara’da ilk olduğunu belirterek, “Kanser tedavisi gören hastalara verilen kemoterapi ilaçları daha önceden yarı otomatik sistemle çalışanlarımız tarafından hazırlanıyordu. Hastanemizde yeni kurulan ve önümüzdeki günlerde hizmete girecek olan Robotik Kemoterapi İlaç Hazırlama Sistemi ile ilaçlar tamamen kapalı ortamda, insan eli değmeden, robotlar tarafından hazırlanacak. Aynı zamanda bu sistem sayesinde ilaç tasarrufu da sağlanacak” dedi.

GÜNLÜK 120 HASTA İÇİN İLAÇ HAZIRLAYACAK
Uludağ Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sertaç Yılmaz ise sitotoksik ilaçların hazırlanış süreçlerinde en güvenli sistemin, robotik sistemler olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Yılmaz, “Bu sebeple biz de hastanemizde bu en güvenli yöntem olan robotik sistemi tercih ettik. İlaçlardan da tasarruf ediliyor, hiçbir ilaç boşa gitmiyor, en son damlasına kadar robotlar içinden alabiliyorlar. Şu an en ileri teknoloji bu olduğu için Uludağ Üniversitesi’nde robotik sistemi kullanmayı tercih ettik. Bu sistem kemoterapi alacak olan günlük yaklaşık 120 hasta için ilaç hazırlayabilecek kapasiteye sahip” diye konuştu.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, tüm ameliyathanelerin son teknoloji ile donatıldığını söyledi.

Tıp Fakültesi’nde yapılan yatırımlar hakkında açıklamalarda bulunan Dekan Prof. Dr. Ekrem Kaya, ameliyathanelerin son teknoloji ile donatıldığını ve yakın zamanda yoğun bakım ünitelerinin yenilenmesi için ihaleye çıkacakları bilgisini verdi. Dekan Ekrem Kaya; “Yeni bir kadın doğum ve çocuk hastanesi yapacağız. 550 yataklı bu hastanemiz büyük bir ihtiyacı da karşılamış olacak. Rektörlüğümüz bu konudaki çalışmalarını tamamladı. Yakın zamanda gerekli adımların atılacağını söyleyebiliriz. Fakültemizin büyümesi için üniversite yönetimi ile koordineli bir çalışma yapıyoruz. Kentimize ve ülkemize en yüksek standartlarda sağlık hizmeti vermeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

HAYIRSEVERLERE ÇAĞRI
Tıp Fakültesi’nin sadece devlet yardımlarıyla değil aynı zamanda Bursa’daki sivil toplum örgütleri ve hayırseverlerin yardımlarıyla daha modern hale gelebileceğini vurgulayan Dekan Prof. Dr. Ekrem Kaya; “Kentimizdeki hayırseverlerimiz şuana kadar fakültemize hatırı sayılır miktarlarda bağış yapmışlardır. Ancak takdir edilir ki çok yoğun bir hasta trafiği olan bu kurumda yıpranmalar olmaktadır. Yeni bölümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Artan hasta sayısı ve yükünü kaldırmakta zorlanılmaktadır. Kurumun bina ihtiyacı ve personel ihtiyacı tahmin edilenden daha fazla olmaktadır. Bu yüzden her zaman hayırseverlerin yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bursa’daki bu güzide kuruluşun, Avrupa ve Türkiye’de ses getiren işlere imza atabilmesi için ve kaliteli hizmet ile araştırma yapabilmesi için maddi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun için Bursa’nın hayırseverlerini bağış yapmaya sürekli davet ediyoruz” diye konuştu.

HİÇBİR ALANI İHMAL EDEMEYİZ
Önceliklerinin organ nakli olduğuna işaret eden Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kaya; “Fakültemizin gelişmeye en müsait olduğu alanların başında organ nakli gelmektedir. Biz tıp fakültesiyiz, tüm alanlarda eşit hizmet sunmak zorundayız. Aynı zamanda eğitim hastanesiyiz. Hiçbir alanı ihmal edemeyiz. Ancak bazı konularda daha ön plana çıkmayı arzuluyoruz. Bu alanların başında da organ nakil merkezi gelmektedir” dedi.

Uludağ Üniversitesi Görükle Kampüsü içerisinde 1985 yılından beri hizmet veren Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kapasitesi, yeni yapılacak 550 yataklı hastaneyle artırılacak. Rektörlük binası ve Bursaray istasyonu arasındaki 2 bin 500 metrekarelik alan üzerine inşa edilecek hastane 7 katlı, 100 bin metrekare kullanım alanına sahip olacak. Yeni hastanede çocuk hastalıkları, kadın doğum, kadın hastalıkları ve onkoloji bölümü yer alacak. Modern bir görünüme sahip olacak hastane, yolun altından eski hastane ile bağlantılı olacak.

Kampüsün 1975 yılında planlandığını ifade eden Uludağ Üniversitesi Rektörü Yusuf Ulcay, “Temeli atılan binalar 10 yıl sonra hizmete başlamış. 1985 yılından sonra yapılan binalarda ise 1975 yılındaki projeye sadık kalınmamış. Onun için burada istenilen yerlere binalar dikilmiş. Dolayısıyla biz göreve geldiğimizde mevcut binalarla alakalı çalışmayı yapıp, deprem yönetmeliğine göre elden geçirildi. 3 tane binamıza yıkım kararı verdik. Önümüzdeki 30 yılın yeniden planlamasını yapıyoruz. Bütün kampüsü yıkıp yeniden yapma imkanımız yok. Ancak ömrünün sonuna gelmiş 15 yıllık sonra yıkılması gereken binaların projelerini de tek tek hazırladık. Yıkıldığında yerinde mi inşa edilecek yoksa başka bir yere mi yapılacak bunun çalışmaları hazır” diye konuştu.

Tıp fakültesi dendiği zaman eğitim görülen yer değil, hastaların poliklinik ve klinik hizmeti aldığı bir kurum olarak görüldüğünü belirten Ulcay, “Onun için hastane için yenileme çalışmaları yapıldı. Mevcut hastanenin en az daha 20 yıl hizmet vereceği ön görüldü. Bundan dolayı hastanenin kliniklerden önce polikliniklere önem ve önceliği verdik. Polikliniklerde günde 15 bin kişinin geldiği bir alandır. 1985 yılında 500 yataklı olarak hesaplanan bu hastane, şu anda 800 resmi yatak var. 96 tane de yoğun bakım yatağımız var. Bunun haricinde günübirlik yataklarımız mevcut. 500 yatağa göre planlanmış bir hastaneyi biz şuanda 2 katı yatak kapasitesiyle kullanmaya çalışıyoruz. Bu da hizmeti biraz zorlaştırıyor. Bizim hastanemiz sadece Bursa’ya değil Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara hizmet veriyor. Yeni yapmayı planladığımız çocuk hastanesi projesine kadın doğum ve kadın hastalıklarını da ilave ettik. Normalde 400 yataklı hastaneye 150 yatak daha ekleyerek 550 yataklı bir hastane projesini gerçekleştirdik. Onkoloji hastanesi ile birlikte ayrı bir bina inşa etmiş olacağız. Buranın ameliyathanesinden aciline, polikliniklerinden bekleme salonlarına kadar hepsi ayrı olmuş olacak. Ancak şu anki mevcut hastanemizle yolun altından bir birine entegre olmuş olacak. Gerektiğinde hem doktorların hem de hastaların geçişi dışarıya çıkmadan sağlanacak” diye konuştu.

Çocuk ve onkoloji hastanesinin önemli olduğunu ifade eden Ulcay, “Çocuk hastalıklarını daha önceden tespit edersek ileriye yönelik hayat kalitesi açısından güzel adımlar atmış oluruz. Kanser ise çağımızın hastalığı diyebiliriz. Bu hastalıklarla ileride daha fazla karşı karşıya kalacağımızı gösteriyor. İnsan ömrünün 60′lı yaşlardan 75′li yaşlara çıktığını da düşünürsek, kanserle mücadelemiz de daha çok olacaktır. Bunun için geride kalmamak için 150 yataklı onkoloji hastanesi de inşa etmek için projelendiriliyor. Bugün için bir yazılı sözleşme yok ama bir hayırsever tarafından bu da yapılacak. Çocuk bölümünü yeni hastaneye taşıdığımız zaman, mevcut hastanemizde de diğer birimler rahatlamış olacak. Rektörlüğün alt tarafı ile Bursaray istasyonunun arasında inşa edilecek. 2 bin 500 metrekare üzerine 7 katlı inşa edilecek. Toplam kullanım alanı ise 100 bin metrekarenin üzerinde bir hastane olacak” dedi.

İlk organ naklini 28 yıl önce yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi, 2018 yılında büyük bir sıçramaya hazırlanıyor. Yıllardır karaciğer nakillerini yapan Organ Nakli Merkezi Müdürü ve aynı zamanda Tıp Fakültesi yeni Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, ilk hedefinin bütçesi, kliniği ve personeli ayrı bir Merkez’e dönüşerek kalp ve akciğer naklini de başlatmak olduğunu söyledi.

UÜ Tıp Fakültesi Dekanı ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ekrem Kaya 1989 yılı aralık ayında ilk böbrek naklinin yapıldığını hatırlatarak, bugün artık 900 böbrek nakline, 10 yıl önce başlanan karaciğer naklinde de 250’ye ulaştıklarını kaydetti.

HEDEF: ORGAN NAKLİNDE KALİTE
Organ naklinde ideal hedefin, nakil yapılan herkesin yaşaması olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ekrem Kaya, “Şu anda dünya ortalamalarını yakaladık. Karaciğer nakli yaptığımız hastaların yüzde 75’i beş yıldan daha fazla yaşıyor. 10 yıl önce ilk karaciğer nakli yaptığımız hastamızın yaşamına devam etmesi önemli bir başarı. Bizim hedefimiz, karaciğerde yüzde 75 olan en az beş yıllık ömür süresini daha da uzatmaktır. Böbrekte ise yüzde 60’larda olan en az beş yıllık sağ kalım oranını yukarılara çıkarmaktır. Bunun için de özel mekânlara ihtiyacımız var. Bizler bilgi üretiyoruz, tecrübeleri paylaşıyoruz ama bu yeterli değil; araştırma laboratuvarları ile de nakil olayını desteklememiz gerekiyor” dedi.

Organ naklinde kaliteye ulaşmanın ilk yolunun bütçesi, personeli, kliniği, polikliniği ayrı bir Organ Nakli Merkezi kurmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Kaya, “Organ nakli konusunda aşama kat etmiş merkezler kendi bütçesi olan, rektörlüğe bağlı, özel idari yapılanmaları olan birimlerdir. İdeal bir organ nakli merkezinde poliklinik, klinik, personel ayrı olmalı. Başarı böyle olursa artar. Organ nakli yapılan hastaların özel bakıma ihtiyacı var. Nakil olduktan sonra değişik yerlerde yatmaları doğru değil. Komplikasyonlara açık hale geliyorlar. Hekimler ve yardımcı sağlık personelinin de uzmanlaşmış olması gerekir. En kısa zamanda organ nakli kliniği oluşturulması öncelikli hedefimiz. Organ nakli hastalarının tek klinikte toplanmasını istiyoruz. Bunlara bakan hekim ve sağlık personelinin özel eğitim almış olmasını sağlayacağız. Kliniğin oluşturulması konusunda kent STK’larının ve iş dünyasının maddi desteğinin olacağına inanıyorum” diye konuştu.

SIRADA KALP VE AKCİĞER NAKLİ VAR
Organ nakli hastalarını tek klinikte topladıktan sonra da organ nakli çeşidini artırmak istediklerini anlatan Prof. Dr. Kaya, “Kalp ve akciğer nakli yapılmasını hedefliyoruz. Özellikle de kalp nakli. Üniversitemizin kalp nakli konusunda ruhsatı var. Sadece kalp nakli yapacak ekibi kurmamız gerekli. Bu nakilleri yapmaya başlarsak organ bağışında da artış olacaktır” diye konuştu.

20 YIL SONRA YAPAY ORGAN NAKLİ
Dekanı Kaya, organ naklinin ötesinin, kök hücre ve 3D teknoloji ile üretilen organların nakli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Şu anda ulusal ve uluslararası kongrelerde kök hücrelerden üretilen organların nakli konuşuluyor. Büyük olay bu tabii. Kök hücre için ileri teknoloji gerekir. Bu yapıldığında organ bağışına gerek kalmayacak. Kişinin kendi kök hücresinden 3D teknolojisi ile laboratuvarda organ üretilecek. Bu, çok karmaşık ve ileri teknoloji gerektiren bir olaydır. Organ kişiye özgü olacağı için doku reddi olmayacak. Bu aşamaya ulaşmak için 20 sene gerekiyor. Bizim hastanemizde 35 senelik bir organ nakli tecrübesi var. Deneyimli bir ekibimiz var. Bu tecrübenin devamı olarak bizim öğrencilerimizin de ileride, yapay organları nakil edeceklerini düşünüyorum.”

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan doktorlar geliştirdikleri Skorlama Yöntemi ile dünya tıp literatürüne girmeyi başardılar.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyeleri Uzm. Dr. Sertaç Argun Kıvanç, Doç. Dr. Berna Akova Budak ve Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen’in aynı fakülteden Tıbbı Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Beyza Ener, Doç. Dr. Oktay Alver, Uzm. Dr. Nazmiye Ülkü Tüzemen ile yaptıkları ” A Clinical Scoring System for Diagnosis of Ocular Demodicosis ” isimli çalışmaları, Uludağ Üniversitesinin adı ile dünya tıp literatüründe yer alma başarısı gösterdi.

Demodex isimli akarların kirpiklerde ve göz yüzeyinde meydana getirdiği değişiklikleri inceleyen çalışma ekibinden Göz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyeleri Uzm. Dr. Sertaç Argun Kıvanç ve Doç. Dr. Berna Akova Budak daha önce ortaya koyulmamış bir klinik skorlama geliştirerek, skorlamaya “Uludağ Oküler Demodikozis Klinik Skorlaması (UODS)” adını verdiler. Dünyada oküler demodikozis tanısı için geliştirilen ilk klinik skorlama olma özelliği taşıyan bu çalışmanın sonuçları ile hastalara daha kolay ve hızlı tanı koyma ve daha doğru tedavi başlama imkânı sağlanabilecek.

Uludağ Üniversitesi ile Türkiye Hayat Sağlık Vakfı arasında imzalanan protokol sayesinde 2018-2019 yılında Tıp Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’ni tercih edecek en yüksek puanlı 5’er öğrenci aylık 500 TL burs almaya hak kazanacak.

Üniversite yönetiminin başarılı öğrencileri Uludağ Üniversitesi’ne çekebilmek adına başlattıkları burs kampanyasına destekler hız kesmiyor. İki yıldır aralıksız devam eden kampanya sayesinde Uludağ Üniversitesi’ndeki birçok fakülte, meslek yüksekokulu ve bölüme kayıt yaptıran yüksek puanlı öğrenciler burs alabiliyor. Kampanyanın son destekçisi Türkiye Hayat Sağlık Vakfı oldu. Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul’un başkanlığını yürüttüğü Vakıf, UÜ Tıp Fakültesini ve Sağlık Hizmetleri Fakültesi’ni 2018-2019 döneminde tercih eden ve yerleşen en yüksek puanlı 5’er öğrenciye mezun oluncaya kadar her yıl 9 ay boyunca aylık 500 TL’lik burs verecek. Düzenlenen protokol imza törenine Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Özel Hayat Hastanesi ve Türkiye Hayat Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca, rektör yardımcıları ile vakıf yöneticileri katıldı.

REKTÖR ULCAY: İLK KEZ BİRİ BİZİ BURS VERMEK İÇİN ARADI
İmza töreninde konuşan UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yönetimi geldiklerinde başlattıkları burs kampanyası sayesinde üniversitedeki öğrenci kalitesinin büyük oranda yükseldiğini söyledi. iki yıldır kampanyayı yürüttüklerini ve burs verme oranının fakülte ve bölüm bazında yüzde 60’lara ulaştığına işaret eden Rektör Yusuf Ulcay; “Bugüne kadar hep biz çeşitli işadamlarının kapılarını çaldık ve kampanyamıza destek istedik. Ancak bu sefer tam tersi bir durum oldu. Ahmet Özkul Bey bizi aradı. Yeni yaptıkları hastanelerinden önce bir de Türkiye Hayat Sağlık Vakfı’nı kurduklarını söyledi. Sağlık Bilimleri Fakültesi’ndeki ve Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilere burs vermek istediklerini söyledi. Bu bizim için bir ilk oldu. Çok da güzel bir ilk oldu. İlk defa biri bizi arayıp burs vermek istediğini söyledi. kendilerine böylesi güzel bir katkıda bulundukları için çok teşekkür ediyoruz. Kentimizdeki tüm hayırsever işadamlarını da bu kampanyaya destek olmaya davet ediyoruz” dedi.

40. YILINDA YENİ HAYAT
Özel Hayat Hastanesi ve Türkiye Hayat Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul ise meslekte ve sağlık alanında 40 yıldır hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi. 40. Yılında Yeni Hayat sloganıyla yeni bir hastane binası inşa ettiklerini açıklayan Dr. Ahmet Özkul; “Kendimize göre bu mesleğe tam 40 yılımızı adadık. Artık birçok şeyi geride bıraktık. Bundan sonra çocuklarımız yönetimi ele alacak ve markamızı onlar devam ettirecek. Bizler de bir vakıf olsun ve hayır işlerimizi bu vakıf üzerinden yürütelim istedik. Rektör hocamıza ve dekan hocalarımıza bizlere böylesine hayırlı bir işe vesile olma fırsatı verdikleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Buralardan yetişecek öğrenci kardeşlerimiz de başarılı doktorlar ya da yöneticiler olacaklardır. Desteğimizin herkese hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

DEKANLARDAN HAYIRSEVERLERE TEŞEKKÜR
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, başarılı öğrencilere burs verme kararından dolayı üniversite yönetimini ve burs vermeyi kabul eden tüm hayırseverleri tebrik ettiğini kaydetti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Berrin Tunca da daha başarılı öğrencilerin Uludağ Üniversitesi’ni tercih edebilmesi adına böylesi kampanyaların büyük önem taşıdığına işaret etti.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et