Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL 352 bin otizmliden sadece 21 bin’i eğitim alabiliyor

352 bin otizmliden sadece 21 bin’i eğitim alabiliyor

Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen’e göre otizmin tek ilacı eğitim. Ancak, 0-18 yaş grubunda 352 bin otizmli çocuk ve gencin bulunduğu Türkiye’de, eğitim alabilen otizmli çocuk sayısı yaklaşık 21 bin.

Nisan ayı Birleşmiş Milletler tarafından bütün dünyada Otizm Farkındalık Ayı, 2 Nisan ise Otizm Farkındalık Günü ilan edildi. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’deki sivil toplum örgütleri ve dernekler otizmde farkındanlık yaratmak için çalışmalar yapıyor. Türkiye’de 0-18 yaş grubu arasında yaklaşık 352 bin otizmli çocuk ve genç var. Otizmin tedavisinde eğitim çok önemli. Peki, verilen bu eğitimler yeterli mi? Milli Eğitim Bakanlığı’na düşen görevler neler? Çocukların daha iyi bir eğitim görebilmesi için neler yapılmalı? Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer, Hürriyet’in sorularını yanıtladı.

Otizmin tedavisi özel eğitimle mümkün. Peki, Türkiye’de özel eğitim yeterli mi?
Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi, erken tanı ile yoğun, sürekli özel eğitim. Ülkemizdeki uygulamalara gelince diğer tüm özel gereksinimli çocuklarımız gibi otizmli çocukların da kaliteli eğitime erişebilmelerinde önemli eksiklikler var. Yasal yönetsel düzenlemelerin çoğu gelişmiş ülkelerle aynı seviyelerde olmasına rağmen uygulamada önemli açıklar söz konusu.

Nitelikli eğitim her çocuğun hakkıdır fakat otizmde eğitim, eğitimden de öte tedavi, diğer bir deyişle, otizmin tek çaresi. Ülkemizde özel gereksinimli öğrenciler için temel olarak iki eğitim ortamı söz konusu. Bunlar, kaynaştırma eğitiminin uygulandığı genel eğitim okulları ve ayrıştırılmış eğitimin uygulandığı özel eğitim okulları. Genel eğitim okullarında çocuk yarı zamanlı ya da tam zamanlı olarak normal gelişim gösteren akranlarıyla eğitim almaya devam edebiliyor. Yarı zamanlı kaynaştırma eğitiminde çocuğun çoğunlukla akademik olmayan derslerde ya da bazı müfredat dışı etkinliklerde (örneğin, yemek sırasında, törenlerde) akranlarıyla bir arada eğitim alması akademik derslerde ise özel eğitim sınıfında gereksinimlerine uygun biçimde eğitim alması tasarlanır. Tam zamanlı kaynaştırma uygulamasında ise, özel gereksinimli öğrenci okulda bulunduğu tüm zamanlarda normal gelişim gösteren akranlarının devam ettiği sınıfa devam ediyor. Ayrıştırılmış eğitim ise yetersizlikten etkilenme derecesine de bağlı olarak genel eğitimden yeterli düzeyde yarar sağlayamayacağı düşünülen çocukların devam ettikleri kurumlar. Kaynaştırma eğitimine devam edebilen çocukların ayrıca destek olarak otizmleri ile ilgili eğitim alabilmeleri için destek eğitim sistemi var. Burada esas çocukların okula gidebilmeleri ve okul sonrası destek eğitim alabilmeleri.

Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezleri denilen dershanelerde alınan bu eğitim ve buna bağlı olarak ailelere sağlanan eğitim desteği arzu edilen noktadan çok uzak. Otizmli çocuklara ve ailelerine ayda 12 saat (8 saat doğrudan çocuğun eğitimi 4 saat ise aile eğitim için) destek eğitim ücreti ödeniyor. Bu ücret RAM (Rehberlik Araştırma Merkezi) raporu olan aileler için aylık 600 lira 48 kuruş. Araştırmalar erken çocukluk ve okul öncesi döneminde (özellikle 3-5 yaş arası) en az 30 saat eğitim alınmasını önerir, yoğun destek sunulmasının olumlu sonuçlarını ortaya koyar bu nedenle bu dönemde mutlaka otizmli çocuklar için eğitim saatleri ve desteği arttırılmalı.

Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri’nin (OÇEM) durumları nasıl? Yeterli eğitimi sağlayacak düzeyde mi?
MEB 2013-2014 eğitim öğretim yılı verilerine göre, Türkiye’de otizmli ve zihinsel engelli bireylerin eğitim aldığı Özel Eğitim Uygulama Merkezi 676. Bu okullarda eğitim alan toplam öğrenci sayısı ise 19 bin 46. Bugün kaynaştırmaya devam eden 2 bin 85 otizmli öğrenci var. Ayrıştırılmış eğitimde 19 bin 46 kaynaştırmada 2 bin 85 otizmli öğrenci olmak üzere toplam okullaşabilen ve eğitime erişebilen otizmli çocuk sayısı 21 bin 131. Oysa 0-18 yaş grubunda 352 bin otizmli çocuk ve gencimiz olduğunu düşünürsek bu sayılar çok yetersiz.

Otizmli çocukların eğitimleri konusunda, acilen otizm spetrum bozukluğu gösteren çocukların gösterdiği yetersizlik alanlarına, öğrenme ve davranış özelliklerine uygun bir müfradatın hemen tüm eğitim kademeleri için hazırlanmasına yönelik çalışmaları gerçekleştirilmeli. Aynı zamanda öğretmenlerin etkili öğretim konusunda bilimsel dayanaklı uygulamaları uygulayabilmelerini sağlamak ve hizmet içindeki öğretmenlerin bu anlamda destek alabilecekleri düzenlemeler (örneğin, web portalları, gereksinim temelli hizmet için eğitim programlarının düzenlenmesi, uzaktan koçluk sistemi) ülke çapında yaşama geçirilmeli. Otizmli çocukların eğitimlerinde sıralanan bu iki nokta iyi bir başlangıç noktası olarak görülüyor. Genel müfredattan yararlanan otizmli çocuklar kaynaştırma eğitimi almalı, orta ve ağır düzeyde otizmden etkilenmiş çocuklar yetersizlik alanlarına uygun müfredatla eskisi gibi OÇEM’lerde eğitim almalı.

Kaynaştırmalı eğitimde de aileler sorunlar yaşıyor. Bu sorunların giderilmesi için ne yapmak gerek?
Örgün eğitim sisteminin müfredatını takip edebilecek seviyede olan otizmli çocuklar ise, genel eğitim okullarında yarı zamanlı ya da tam zamanlı olarak normal gelişim gösteren akranlarıyla eğitim almaya devam edebiliyor. Yarı zamanlı kaynaştırma eğitiminde çocuğun çoğunlukla akademik olmayan derslerde ya da bazı müfredat dışı etkinliklerde (örn., yemek sırasında, törenlerde) akranlarıyla bir arada eğitim alması akademik derslerde ise özel eğitim sınıfında gereksinimlerine uygun biçimde eğitim alması tasarlanır. Tam zamanlı kaynaştırma uygulamasında ise, özel gereksinimli öğrenci okulda bulunduğu tüm zamanlarda normal gelişim gösteren akranlarının devam ettiği sınıfa devam ediyor.

Sistem böyle kurulmuş olmasına rağmen; bugün hala otizmli çocuklarımızın birçoğu ülkemizde okula gidemiyor okullara kabul edilmiyor. Çoğunun alabildiği tek eğitim destek eğitim. Destek eğitim Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı rehabilitasyon merkezlerinde ayda12 saat olarak veriliyor. Otizmli bir çocuğun haftada en az 30 saat eğitim alması gerektiği düşünüldüğünde bu destek çok az. Kaynaştırma sınıflarındaki tüm okul öncesi, sınıf ve branş öğretmenlerinin kaynaştırma konusunda bilgi ve beceri sahibi olmaları sağlanmalı. Bu amaçla gerektiğinde uzaktan eğitim olanaklarından yararlanılmalı. Öğretmen yetiştiren programlarda var olan özel eğitim ve kaynaştırma dersleri zorunlu hale getirilmeli ve içerikleri kaynaştırmaya doğrudan hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmeli.

Milli Eğitim Bakanlığı’na ne gibi görevler düşüyor?
2013-2014 MEB verilerine göre ülkemizde örgün eğitim alan toplam öğrenci sayısı 17 milyon 787. Bu toplam rakam içinde engelli öğrenci sayısı 254 bin 705. Yani Türkiye’deki örgün eğitime devam eden öğrenci nüfusunun sadece yüzde 1.5’inin engelli öğrencilerden oluştuğunu görüyoruz. Halbuki bu oran gelişmiş ülkelerde örneğin Avrupa’da yüzde 3-6 arasında. Aslında ülkemizde yasal yönetsel düzenlemeler uluslararası kriterlere ve normlara uygun olarak hazırlandı, gelişmiş ülkelerden çok farklı değil. 1997’de yürürlüğe giren 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Türkiye’nin imzaladığı BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ne göre, her seviyede engellilere eğitim hakkı vermiş olmasına rağmen uygulamada çok büyük eksikler var.

Bunun en önemli nedenleri bu düzenlemelerin uygulanabilmesi için gereken tedbirlerin zamanın da alınmamış olması ve ne yazık ki halen tedbir alınmaması. Bu konu sadece bir tek bakanlığı ilgilendirmeyip bilakis birçok bakanlık, kamu, özel kurumların ve STK’ların, koordinasyon içinde çalışmasını gerektirir. Ayrıca özel eğitim öğretmeni eksiği ve bu öğretmenleri yetiştirecek öğretim üyesi sayısının yetersizliği sorunun büyük bir parçası. Ülkemizde 33 üniversitede özel eğitim bölümü var. Bu bölümlerde toplam 222 öğretim elemanı görev yapıyor. Halen 7 bin özel eğitim öğretmeni açığı var ve bu açığın bu kapasite ile kapanması imkansız. Özel eğitim öğretmeni eksikliği öngörülememiş ve gereken önlemler alınmamış olması kısa ve orta vadede bu sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Dolayısıyla bu konu daha uzun yıllar sorun olacak gibi görünüyor.

Otizm ile ilgili bilinmesi gerekenler
Otizm nedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişimsel bozukluk.

Ne kadar yaygın?
Dünyada her 68 çocuktan birisi otizmli doğuyor. Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artıyor. 1985 yılında her 2 bin 500 çocuktan birine konulan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuktan birine denk gelirken günümüzde doğan her 68 çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 4 kat fazla.

Nasıl anlaşılır?
Otizmin temel belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kurmamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, parmağı ile istediği şeyi gösterememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar gözleniyor.

Tedavisi mümkün mü?
Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi ise, erken tanı ile yoğun, sürekli özel eğitim. Erken tanı ve ardından gelecek haftada en az 20 saat özel eğitimle otizmli çocukların hayatlarında büyük fark yaratmak, sağlıklı gelişim gösteren akranları ile birlikte aynı okulda okuyacak seviyeye getirmek mümkün olabiliyor.

Kaynak: Hürriyet

HENÜZ YORUM YAPILMAMIŞ

Bir yorum yazın.


beş − 5 =