Anasayfa MANŞET

0 952

Eğitime büyük önem veren Bursagaz, üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği eğitim programlarına bir yenisini daha ekleyerek Uludağ Üniversitesi Gaz ve Tesisat Teknolojileri Bölümü öğrencilerine bu kez ‘Doğal gaz Acil Müdahale’ ve ‘Doğalgaz Şebekesi Bakım Faaliyetleri’ konularında eğitimler verdi.

Bursagaz İşletme ve Bakım Müdürlüğü çalışanları, tarafından Uludağ Üniversitesi Gaz ve Tesisat Teknolojisi Bölümü 2’nci sınıf öğrencileri ile bakım arıza ve onarım dersi kapsamında doğal gaz acil müdahale ve şebeke bakım deneyimlerini paylaştı.

Bursagaz Şebeke Kontrol ve Ölçüm Birim Yöneticisi Melih Çetinkaya ile Bakım Sorumlusu Murat Fındıklı tarafından verilen eğitim kapsamında; 5 hafta boyunca süren derslerde doğal gaz acil müdahale ihbarları ve işletme faaliyetleri ile birlikte doğal gaz şebekesi bakım süreçleri konusunda hem teorik hem de uygulamalı bilgiler aktarıldı. Toplamda 27 öğrencinin katıldığı eğitim sonunda yapılan sınavın sonuçları ise öğrencilerin 2’nci sınavı olarak not baremine eklendi.

Çetinkaya, Bursagaz olarak sosyal sorumluluk projelerine olabildiğince destek olmaya çalıştıklarını belirterek, şirket olarak eğitime büyük önem verdiklerini ve eğitime yatırımı büyük ölçüde önemsediklerini belirtti. Üniversite öğrencilerine okulda gördükleri eğitimlerin yanı sıra kendi saha tecrübelerini paylaşarak onları doğalgaz sektörüne hazırlamaya çalıştıklarını aktaran Çetinkaya, üniversite – özel sektör işbirliğinin en önemli adımının teorik eğitimin yanında uygulamalı eğitimin de yapılması gerektiğini vurguladı. Çetinkaya, iş hayatındaki bilgi birikimlerini daha yetkin insan kaynağı yetiştirmeye yardımcı olmak için paylaşmaya her zaman hazır olduklarını kaydetti.

Bursagaz şebeke bakım faaliyetleri hakkında ders veren Bursagaz bakım Sorumlusu Murat Fındıklı ise, özellikle 5 hafta okulda süren ders programının sonrasında Bursagaz tesislerine düzenlenen teknik gezi ile öğrencilerin anlatılan konuları pekiştirerek, iş hayatı öncesi çok büyük bir tecrübe kazandıklarını belirtti.  Bursagaz olarak bilgi paylaşımına büyük önem verdiklerini kaydeden Fındıklı, bu tür eğitim programlarını her dönem sürdürmeyi amaçladıklarını belirtti.

0 844

Büyükşehir Belediyespor öncülüğünde her yaz ortaöğretim döneminin bitmesinin ardından gerçekleştirilen spor yaz okulu eğitimleri, Fethiye Spor Kompleksi’nde düzenlenen törenle Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’nin katılımıyla start verdi.

“Bursa, sporda marka kent olma yolunda adım adım ilerliyor”
Spor Yaz okullarının açılış töreninde konuşma yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, geçen dönem Büyükşehir Belediyesi olarak 154 spor tesisine imza attıklarını ifade ederek, “Bursa’nın spor kenti olma yolunda vermiş olduğumuz sözlerin hepsini yerine getiriyoruz. Bizim bu doğrultuda öncelikli hedefimiz sporda altyapıyı güçlendirmek. Yapmış olduğumuz bu 154 tesis ile birlikte altyapıda mücadele eden sporcularımıza her türlü desteği veriyoruz. Altyapıyı önceliğimiz haline getirerek bu tesisleri onlara kazandırıyoruz. Bu sayede Bursa’mız sporda marka kent olma yolunda adım adım ilerliyor. Çıta gün geçtikçe daha da yükseliyor.” dedi.

“Biz istiyoruz ki çocuklarımız boş yerlerde zaman harcamasınlar”
Spor yaz okullarının çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu belirten Altepe, “Öğretim yılının bitmesiyle birlikte düzenlenen spor yaz okulları öğrencilerin hem fiziksel hem de ruhsal gelişimi açısından önem arz ediyor. Biz istiyoruz ki çocuklarımız boş yerlerde zaman harcamasınlar spora yönelsinler. Bu noktada onlara spor branşlarını sevdirerek bu tür faaliyetleri organize ediyoruz. Onları gelecekte ülkemizi başarıyla temsil eden önemli sporcular olarak görmek istiyoruz” dedi.

“Yeni olimpiyat şampiyonları buralardan çıkacak”
Bursa’nın ismini dünyaya duyurmanın başında sporda elde edilecek başarıların olduğunu ifade eden Altepe, bu tür organizasyonların sporda başarıyı tetiklediğini ve dünya markası sporcuların bu şekilde ortaya çıktığını belirtti. Ülkemizi uluslararası müsabakalarda ve olimpiyatlarda şampiyon sporcuların yetişmesi için her türlü desteği verdiklerini ifade eden Altepe, yaz spor okuluna katılan öğrencileri tebrik etti.

Minik yüzücüler havuz başı yaptı
Yaz spor okullarının yüzme branşının açılışı da Havuzlukpark’ta yapıldı. Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Abdullah Karadağ, Büyükşehir Belediyespor Kulübü Başkan Yardımcısı İlhan Satık ve çok sayıda vatandaşın katıldığı törenin ardından küçük yüzücüler havuzla buluştu. Eylül ayına kadar 3 dönem halinde yapılacak yüzme kurslarının ilk dönemine bin 100 öğrenci sporcu katıldı.

Yaz Spor Okulları kapsamında Jimnastik, Voleybol, Basketbol, Tenis, Karate, Masa Tenisi, İzcilik, Yelken, Yüzme ve Satranç branşlarında bu yaz 5 bin öğrenci sporcuya ulaşılması hedefleniyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi, üniversite sınavında Türkiye genelinde ilk 10’a giren öğrencileri son model otomobille, ilk 1000’e girenleri ise bisikletle ödüllendirecek.

Bursa’da eğitim kurumlarının fiziki eksiklerinin giderilmesi başta olmak üzere, spor salonu yapımı, ortak sınavlara sponsor olunması ve başarılı öğrencilerin bisikletle ödüllendirilmesi gibi bir çok sosyal sorumluluk projesini hayata geçiren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) öncesi üniversite adaylarını motive edecek bir projeyi daha hayata geçiriyor. Daha önce 2010 yılında üniversite sınavında Türkiye genelinde ilk 10’a giren iki öğrenciyi otomobille, ilk bine giren 149 öğrenciyi de laptopla ödüllendiren Büyükşehir Belediyesi, öğrencileri sınav öncesi motive etmek için yine büyük bir kampanya düzenlendi.

Bursa il sınırları içinde yer alan okullardan üniversite sınavına giren ve yüksek öğretime yerleştirme puan türlerinden herhangi bir puan türünden Türkiye başarı sıralamasında ilk 10’a giren öğrenciler otomobil, ilk bine giren öğrenciler de bisikletle ödüllendirilecek. Hediyeler, yükseköğretime yerleştirme puan türleri olan MF-1, MF-2, MF-3, MF-4, TM-1, TM-2, TM-3, TS-1, TS-2, DİL-1, DİL-2 ve DİL-3 puan türleri içinden öğrencinin aldığı en yüksek bir puan türüne göre belirlenecek. Ödül almaya hak kazanan öğrenciler, ÖSYM’nin sınav sonuçlarını açıkladığı tarihten itibaren 15 gün içinde mezun olduğu okul bilgileri ve sınav sonuç belgesi ile Büyükşehir Belediyesi Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü’ne şahsen başvuruda bulacak.

‘Üretim Odaklı Eğitim’ ana temalı MÜSİAD Makine Sektör Zirvesi Konya’da gerçekleştirildi. Çok sayıda davetlinin katıldığı zirvede mesleki eğitim konusu masaya yatırıldı.

MÜSİAD Konya Şubesi’nde gerçekleştirilen Makine Sektör Zirvesine Konya Valisi Muammer Erol, Millieğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik, Ak PartiKonya Milletvekili Cem Zorlu, Necmettin ErbakanÜniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükçü, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy,MÜSİAD Makine Sektör Kurulu Başkanı Kamil Levent Kaya, MÜSİAD Konya Şube Başkanı Dr. Lütfi Şimşek, MÜSİAD Konya Makine Sektör Kurulu Üyeleri, Daire ve Okul Müdürleri, STK temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda işadamları katıldı.
Şimşek:” Yetişmiş Eleman Açığı Had Safhada”
Makine Sektör Zirvesi’nde ilk olarak sözü alan MÜSİAD Konya Şube Başkanı Lütfi Şimşek, 80 değişik alanda üretim yapan Konya sanayisinin bu özelliği ile tam bir sektörel mozaik oluşturduğunu söyledi. Şimşek, ” Her sektörde olduğu gibi makine sektöründe de yetişmiş eleman açığı had safhadadır. Mesleki eğitim konusunda devlet eliyle topyekûn ulusal bir çözüme ihtiyaç duyulmaktadır. Sanayimiz için yetişmiş ara eleman ihtiyacının karşılanmasında en büyük görev milli eğitim politikalarını belirleyen siyasilere düşmektedir.
Yetişmiş ara eleman ihtiyacı çok büyük olan sanayimize fayda sağlayacak şekilde ve en kısa sürede mesleki eğitim sistemi güncellenmeli, meslek okulları yapılandırılmalı, mezunlarının hemen iş hayatına atılabilecekleri teknik bilgi ve beceri sahibi olarak yetiştirilmeleri için devlet tarafından çalışmalar acilen başlatılmalıdır.” diye konuştu.
Kaya:” Üretim Odaklı Eğitim Anlayışı Yaygınlaştırılmalı”
Daha sonra kürsüye gelen MÜSİAD Genel Merkez Makine Sektör Kurulu Başkanı Kamil Levent Kaya ise, “Ülkelerin, küresel rekabete ayak uydurabilmesi için, teknolojinin olağanüstü hızla gelişmesini takip etmelerinin yanında, üretim yöntemlerinin ve eğitiminde bu hıza ve dönüşüme ayak uydurması bir zorunluluktur. Bir ülkenin ürettiği teknolojiyle – mesleki teknik eğitim göstergeleri arasında doğrudan ilişki vardır. Teknoloji yoğun, katma değeri yüksek ürünleri ancak üretim odaklı eğitim yapan ülkeler üretebilmektedir. Ülkemizin ilk 10 ekonomi içinde olma hedefini gerçekleştirmekte eğitim büyük önem taşımaktadır. Üretim odaklı eğitim anlayışının yaygınlaştırılması, zenginleştirilmesi ve piyasanın beklentilerini karşılayabilir olması gerekmektedir” dedi.
Erdem:” Mesleki Eğitim Sürekli Engellendi”
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem ise “Kaliteli bir meslek eğitimi sistemiyle yoksullukla mücadele, ekonomide rekabet gücünün arttırılması ve bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması hedeflenmektedir. Mesleki eğitim Türkiye’de siyasetin hep gündeminde olmuş farklı alanlardaki engellemelere alet edilerek yıllarca istenildiği noktaya ulaşamadı. Önce 12 yıllık eğitime geçtik ve katsayı farkını kaldırdık. Hem İmam Hatip deki öğrencilerimize hem Mesleki Teknik deki öğrencilerimize bu noktadaki değişimin önünü açtık. Son 3 yıldır Milli Eğitim’in en önemli konularından biridir. Devamlı mesleki teknik eğitimin geliştirilmesi, kaliteli ve dünya ölçeğinde eleman temini açısından değerlendiriliyor. Bu noktada Sanayi ve Ticaret Odalarıyla alana uygun STK’larla organize sanayi içlerinde meslek okullarının açılmasıdır. Şu anda 13 okula ulaştık” ifadelerini kullandı.
Erol:” Fırsatlar İyi Değerlendirilmeli”
Son olarak kürsüye gelen Konya Valisi Muammer Erol da, “Hükümet politikalarıyla mesleki eğitime verilen önem hayal edeceklerimizin de kat kat üzerinde. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Mesleki eğitimde özellikle yükseköğretim boyutunda kaynak israfını önleyecek şekilde yeni düzenlemeler yapılmalı ” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından program, İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede başkanlığında, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik, KSO Meclis Başkan Vekili Sevda Kayhan Yılmaz, Almanya Kalıp ve Takım Tezgahları Vakfı (VDW) Proje Yöneticisi Gerd Schlimm, Almanya Kreisberufskolleg Brakel Meslek Okulu Müdürü Michael Urhahne’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği oturumla devam etti.
Dede: “İş Dünyası Eğitimin Bir Parçası Haline Getirilmeli
Oturumun sonunda oturum başkanı İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkan Yardımcısı Hasan Büyükdede, “Toplantıda özellikle meslek liselerinin matematik zekası yüksek gençlerin tercih ettiği okullar haline getirilmesi. Özellikle şu an meslek yüksek okullarına girişte uygulanan sistem gibi meslek liselerinden mezun olan gençlerin mühendislik bölümlerine geçebilmesi için kontenjanların arttırılması. İş yerinde eğitimin hızla önünün açılması, iş dünyasının da eğitimin bir parçası haline getirilmesi. Mesleki eğitim veren kurumların iş dünyasına olabildiğince devredilerek gençlerin geleceği hazırlanmasında görev almaları. Dünya’da hızla gelişen teknolojiyi takip eden ve yeni sistemleri çalıştırılması, onarımı gibi alanlarda yetişmiş elemanların kazanılması için müfredat düzenlemelerinin yapılması. İş dünyasının hayat boyu eğitimin bir parçası haline gelmesi. Yabancı lisan eğitimine önem verilmesi ve hazırlık sınıflarının geliştirilmesi. Mesleki yeterlilik sisteminin çalışır hale gelmesi konusunun ön plana çıktığı bu konuda ülkemizde atılacak adımların mesleki eğitimimizde kalitenin artması için önemli olduğunu” söyledi.

Büyükşehir Belediye Orkestrası’nda Türk Halk Müziği eğitimi alan öğrenciler, ‘Sınıftan Sahneye’ adlı muhteşem bir Türk Halk Müziği konseriyle sanatseverlere türkü ziyafeti çekti.

Bursa Büyükşehir Belediye Orkestrası’nın ‘Sınıftan Sahneye’ projesi kapsamında konservatuvarda Türk Halk Müziği Bölümü 1. sınıfta eğitim gören öğrenciler, ilk sahne tecrübelerini muhteşem bir konserle yaşadı. ‘Sınıftan Sahneye’ adlı Türk Halk Müziği konseri, Mahkeme Hamamı İbrahimpaşa Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Öğretmen Alim Hüseyinoğlu’nun eğitmenliğinde sahneye çıkan öğrenciler, konserde, en sevilen türkülerle sanatseverlere keyifli anlar yaşattı. Türkiye’nin dört bir yanından türkülerin müzikseverler için seslendirildiği konserde, genç sanatçı adaylarının aileleri de çocuklarına moral verdi. Çocuklarının konserini ilgiyle izleyen vatandaşlar, genç sanatçıları alkışlarıyla ödüllendirdi. Konserin sonunda Büyükşehir Belediyesi Orkestrası Türk Halk Müziği Bölümü Başkan Yardımcısı Züleyha Savaş, Öğretmen Alim Hüseyinoğlu’na da teşekkür ederek çiçek verdi. Konsere, genç sanatçı adaylarının heyecanı damgasını vurdu.

Osmangazi Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (OSMEK), bayan erkek her yaştan insana yepyeni ufuklar açmaya devam ediyor. OSMEK kurslarına katılan 4 çocuk ve 9 torun sahibi 74 yaşındaki Recep Kuş, bilgisayar kursunun sonunda artık bilgiye çok daha rahat ulaştığını söyledi.

Osmangazi Belediyesi tarafından Namık Kemal Mahallesi’nde açılan Bilgisayar Operatörlüğü ve İşletmenliği kursuna katılan başarılı kursiyerler sertifikalarını aldı. Bu yıl 6 haftalık sürelerde 4 dönem olarak gerçekleştirilen bilgisayar kurslarına 57 kursiyer katıldı. Bilgisayar kursu öğretmeni Nebahat Çakıruslu, 15 yaş ve üstü bayan ve erkeklerin faydalanabildiği kurslarda, kursiyerlere bilgisayarın açıp kapatılmasından parçalarına, günlük hayatta ihtiyaç duyulacak word ve excel gibi temel programların yer aldığı ofis 2000 programının kullanımını öğrettiklerini söyledi.

Kursun en yaşlı katılımcılarından 74 yaşındaki Recep kuş, bilgisayar kullanmayı öğrenmekten oldukça mutlu olduğunu belirtti. Kuş, “Belediyenin sunduğu bu güzel imkanlarla insanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar kendilerini geliştirebiliyorlar. Günümüz teknoloji çağı ve bilgisayar, internet bilgi anlamında dipsiz bir derya. Artık yaşam bilgisayarlara endeksli hale geldi. Evdeki bilgisayarları kullanan çocuklar ve torunlar, bize bilgisayarı öğretmekte nazlanınca, ben de Osmangazi Belediyesi’nin açtığı kursa katılarak bilgisayar kullanmayı öğrendim. Bize böyle güzel imkanlar sunan başkanımız Mustafa Dündar’a teşekkür ediyorum” dedi.

Bir buçuk ay öncesine kadar evde torunları ve çocuklarının kullandıkları bilgisayarın açma kapama düğmesine bir kez bile dokunmadığını ifade eden 66 yaşındaki İrfan Kırımızıçiçek, “Torunlarımdan bana bilgisayar kullanmayı öğretmelerini istedim ancak, beni ciddiye almadılar. Hatta benimle, “Dede, bu saatten sonra internete girip sörfmü yapacaksın” dediler. Ben de onlara kızdım ve kurslara katıldım. Bu gün kendi adıma açtığım Facebook sayfamdan arkadaşlarımı ve bana bilgisayar öğretmeye yanaşmayan torunlarımı takip edip, onlarla iletişim kuruyorum. Üstelik bu kurs için, Kumladaki yazlığımdan kalkıp geldim. Benim yaşımdakilere tavsiyem, kahve köşelerinde oturmayı bırakıp, böyle kurslara katılsınlar. Öğrenmenin yaşı yok. Bize emeği geçen hocamız ve böyle bir kursu açan belediye Başkanımız Mustafa Dündar’a teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Çocuklarına kızarak katıldığı kursta bilgisayar kullanmayı öğrenen 43 yaşındaki Zeynep Gelir ise, “3 çocuk sahibi bir anne olarak, evdeki bilgisayarları kullanmak istediğimde çocuklarım benimle dalga geçti. Bende onlara kızıp kursa katıldım. Artık onlar gelip, Word ve Excel kullanımı hakkında bana bilgi soruyor. Böyle bir imkanı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) konuğu olarak Bursa’ya gelen Fransız Astronot Patrick Baudry,  Gökmen Projesi’nin çocuklarda uzay ve havacılık merakını uyandıracağına belirterek, Bursa’dan bir gün astronot çıkacağına inandığını söyledi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) konuğu olarak Bursa’ya gelen Fransız Astronot Patrick Baudry, NASA’da görevli Türk astrofizikçi Umut Yıldız, Fransa Uluslararası Uzay Üniversitesinden Halit Mirahmetoğlu, Merinos AKKM’de Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların öğrencileriyle buluştu. İlk olarak söz alan Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi Kümelenmeden sorumlu BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, uzay ve havacılık tutkusunu çocuk yaşta öğretmek için Gökmen Projesini başlattıklarını kaydederek, “Astronot Baudry ve Türk bilim adamlarını öğrencilerimizle buluşturduk. Buradaki hedefimiz onlara, uzayı ve havacılığı sevdirmek. Bursa’dan astronot çıkacağına inanıyoruz. Bursa’da bu potansiyel var” dedi.

“ASTRONOT OLMAK İÇİN 19 YIL EĞİTİM ALANLAR VAR”

İlk uzaya giden Fransız astronot Baudry, savaş pilotu olarak başladığı serüvenini öğrencilerle paylaştı. 200’ü aşkın hava taşıtında pilotluk yaptığını kaydeden Baudry, çocukluk döneminde astronot hayali kurduğunu ve bunu başardığı için mutlu olduğunu kaydetti. Astronotluğun zor ve emek isteyen bir meslek olduğunu kaydeden Baudry, “Astronot olmak kolay olmadı. O dönemde bir Fransız’ın astronot olması inanılması güç bir hayaldi. Ama ben yılmadım. Her zaman hayallerimin peşinden koştum. Siz de yılmayın. Aranızda uzaya gitmek isteyen birileri varsa, beni örnek alsınlar. Astronot olmak için 19 yıl boyunca eğitim alan insanlar vardı. Onlar da hayallerinin peşini bırakmadı. Astronot olduktan sonra bile yeni hayaller kurun. Hayal etmek, başarıya ulaşmanın en önemli anahtarıdır” dedi.

“EMİNİM BİR GÜN BURSA’DAN ASTRONOT ÇIKACAK”

BTSO’nun başlattığı Gökmen Projesi’nden bahseden Baudry, “Uzay ve havacılık sevgisini çocuk yaşta anlatmak lazım. Bu yüzden Gökmen Projesini önemli bir adım olarak görüyorum. Sizlerin arasından bir astronot çıkabilir. Yeter ki siz astronot olacağınıza inanın. Ben buna sonuna kadar inanıyorum. Pes etmeyin. Bir gün Türkiye’den astronot çıkacağını, bunun da Bursa’dan olacağına inancım tam” dedi.

Ardından söz alan Fransa Uluslararası Uzay Üniversitesinden Halit Mirahmetoğlu ve NASA’da görevli Türk astrofizikçi Umut Yıldız, uzay ve havacılık konusunda çocuklara tecrübelerini anlattı.

Son olarak kürsüye gelen F-4 pilotu Hava Pilot Kurmay Yüzbaşı Fatih Mustafa Yaşar, uçuş liderliği ile ilgili sunum yaptı.

Baudry, Mirahmetoğlu ve Umut Yıldız’ın konferansına katılan Bursalı öğrenciler ise, programın düzenleyen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ve Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti.

btso-astronot

Macquarie University English Language Centre, düzenlediği çekilişi kazanan bir talihlisini Avusturalya Kampüsü’nde dil eğitimine gönderiyor. Yaklaşık bin kişinin katıldığı çekilişte, Avusturalya’ya gitme hakkı kazanan talihli Filiz Durmuş, 10 hafta sürecek eğitimin kendisi için çok önemli olduğunu belirtti.

Tüm dünyada kabul görmüş bir eğitim sistemi ile hizmet veren Macquarie University English Language Centre, 1 öğrencisine daha Avusturalya’da dil eğitimi imkânı sunuyor.

Noter huzurunda yapılan çekilişin sonucunda konuşan Macquarie University English Language Centre Türkiye Direktörü Mehmet Kaygusuz, “Biz Avusturalya’ da ki eğitimi Türkiye’ye getirdik. Türkiye’de ki öğrencileri de Avusturalya’ya gönderiyoruz. Bu sayede yerinde eğitim vermiş olacağız” dedi.

Çekiliş sonrasında Avusturalya’da 10 haftalık bir eğitim alacak olan talihli Filiz Durmuş ise, Macquarie University English Language Centre yetkililerine teşekkür ederek, “Hayalini kurduğum bir şeyi bana sundukları için tüm Macquarie University English Language Centre ailesine teşekkür ediyorum. Ayağıma kadar gelen bu fırsatı en iyi şekilde değerlendireceğim. Alacağım eğitim sonrasında iş hayatında da daha verimli olacağıma inanıyorum ”şeklinde konuştu.

Yıldız Teknik Üniversitesi Basın Danışmanı ve ‘Sosyal Medya Savaşları’ kitabının yazarı Ümit Sanlav, akıllı telefon kullanan her 10 gençten 9’unun daha yataktan kalkmadan etkileşimlerini kontrol ettiğini söyledi.

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)Basın Danışmanı ve “Sosyal Medya Savaşları” kitabının yazarı Ümit Sanlav, Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde teknolojinin faydalarını ve yanlış kullanımındaki olumsuz etkilerini anlattı. Zirvenin sosyal medya oturumunda konuşan Sanlav, özellikle gençlerin hızla yaşam kalitesini düşüren sosyal medya bağımlılığı girdabına düştüğünü ifade etti.
Zirvede hologramla yer alıp, ETZ KoordinatAörü Işıl Boy ile selfie çektirerek sosyal medyada paylaşan Einstein‘in “Korkarım ki bir gün teknoloji insani etkileşimin önüne geçecek ve aptal bir nesil olacak” sözünü hatırlatan Ümit Sanlav, hayatı sanal ortama taşıyıp orada yaşamanın olumlu ve olumsuz yönlerine değindi.

Ümit Sanlav, “Sadece Facebook kullanıcılarının dahi günde ortalama 8 saatini sitede geçirdiği internet dünyası, insan beyni ve düşüncesinde bazı değişiklikler oluşturuyor. Araştırmalara göre hızlı ve hazır bilginin kolaylıkla bulunabildiği bir ortam olan internet, yaratıcılığı ve düşünme kabiliyetini köreltiyor. Artık daha önce öğrenilen bir bilgiyi hatırlamaya çalışmak yerine internetten araştırmayı tercih ediyoruz. Dolayısıyla bunun akıldaki tembelliğe yol açması kaçınılmaz oluyor. İnternet bağımlılığının yüzde 61 oranında seyrettiğini belirten uzmanlar, interneti yoğun kullanan insanların depresif olma olasılığının 2. 5 kat arttığını ifade etmekte. İnternetin kullanımının oluşturduğu stres de dikkat çekilen hususlar arasında yer alıyor” dedi.
“Sosyal Medya Savaşları” yazarı Sanlav, sosyal medya bağımlılığını genel hatlarıyla internet başından ayrılamama, internete girmeyince kendini boşlukta ve huzursuz hissetme, sürekli bir şeyleri kaçırıyormuş hissine kapılma ve günlük yaşamını devam ettirememe durumu olarak özetledi.

Sanlav, internet bağımlılığını şöyle tanımladı: “İşte çalışırken, trafikte araba kullanırken, yolculuk ederken, yolda yürürken, arkadaş ortamında otururken, kısacası nerede ve ne zaman olursa olsun sosyal medyada paylaşımlarının etkileşimini kontrol etmeden duramayanlar. Aile içinde ya da arkadaş ortamında dahi karşısındakinin yüzüne bakıp sohbet etmek yerine, kafaları önlerinde, sosyal medya ile haşır neşir olma durumu. Hayatın ve o anın tadını çıkarmak yerine paylaşmayı tercih ederek yaşam kalitesini düşürenlerin bulunduğu bir durum.”

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı: ‘Sosyal medyanın dili yozlaştırdığını belirterek, ‘Sosyal medyanın sebep olacağı her bozulmayı eğitimciler dikkat ve özenle takip etmeli’ dedi.

İlköğretim Kurumlarına Devam Oranlarının Artırılması Projesi kapsamında gerçekleştirilen ‘Uluslararası Dil Eğitimi Konferansı’, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla yapıldı. İstanbul The Green Park Otel’de yapılan konferansa Bakan Nabi Avcı’nın yanı sıra, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Baş Katibi Javier Menendez Bonilla, Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları, uzmanlar ve akademisyenler katıldı.

Konferansta konuşan Bakan Nabi Avcı, ‘İlköğretim Kurumlarına Devam Oranlarının Artırılması Teknik Destek Projesi’nin, çocuklarla okullar arasında sağlam bağların kurulmasını katkı sağlayacağını umduğunu ifade etti. Avcı, “Unutmamak gerekir ki öğrencilerimizin okula devamlarını artırmak, onların mutlu olacakları kendileri için düzenlenmiş eğitim süreçlerinin hazırlanmasıyla mümkün olabilecektir” dedi.

Çocukların dünyalarının yetişkinler tarafından sürekli sınırlandırıldığını kaydeden Avcı, “Onların saf, hesapsız, renkli ve coşkulu dünyalarına bizim de ihtiyacımız var. Buna karşılık biz büyükler durmadan onların dünyalarını sınırlamakla meşgulüz. Terbiye metotlarımızı, disiplin anlayışımızı, çocuklarımızın coşkun dünyasını sıradanlaştırmak, bir kalıba sokmak için değil, onlara bahşedilen merak, öğrenme, keşfetme arzularını kaybetmemeleri için düzenlemeliyiz” diye konuştu.

“TÜRKÇE ÖĞRETİMİNİ GÖZDEN GEÇİRMEYE İHTİYACIMIZ VAR”
Türkçe’nin yeteri düzeyde öğretilmediği için öğrencilerin yabancı dil öğrenmekte zorlandıklarını belirten Avcı, “Öğrencilerimize ana dillerini, Türkçeyi yeterince öğretemediğimiz için yabancı dillerin öğretiminde ve eğitiminde zorluklar yaşıyoruz. Artık her yerde ve her fırsatta sorulur hale gelen ‘Neden yabancı dil öğrenemiyoruz veya öğretemiyoruz?’ sorusunun cevabını ararken bakmamız gereken yerlerden birisi de bu. Okullarımızdaki Türkçe öğretimini ciddiyetle gözden geçirmeye ihtiyacımız var ve geçiriyoruz. Öğrencilerimiz 30 soruluk bir Türkçe testindeki soruların çoğunu doğru cevaplandırabiliyorlar, fakat düzgün, etkili birkaç cümle yazamıyorlarsa dikkatlerimizi Türkçe eğitimine yöneltmeli, yöntemlerimizi gözden geçirmeliyiz” şeklinde konuştu.

“SOSYAL MEDYA DİLİ YOZLAŞTIRIYOR”
Sosyal medyanın dili yozlaştırdığını savunan Bakan Avcı, “Sosyal medyanın sebep olacağı her bozulmayı, her yozlaşmayı eğitimciler olarak dikkatle ve özenle takip etmeli, bu konuda ciddi tedbirler almalıyız. Bizim, Yunus Emre’nin, Evliya Çelebi’nin, Dede Korkut’un ışıltılı Türkçesine ihtiyacımız var. Bilmeliyiz ki Türk edebiyatının bin yıllık muazzam birikimi, Türkçe eğitimini cazip kılacak hazine değerinde bir kaynaktır. Türkçe öğretimi bir alanın, bir bilim alanının sınırları içine hapsedilmemelidir. Bütün öğretmenlerimizin, Türkçeyi etkili ve verimli, güzel kullanmaları ve öğrencilerimizi de bu konuda dikkatle takip etmeleri zaruridir. Yabancı dil öğretmenlerimizin de Türkçeyi iyi bilip kullanmaları, inanıyorum ki yabancı dil öğretmede makus talihimizi değiştirecektir. Dil öğretimi ve aslında bütün eğitimimiz hayata dair, hayatla yakın ve hayatla iç içe olmalıdır” ifadelerine yer verdi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et