Anasayfa MANŞET

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmanın sağlanması hedefiyle kaliteli tohumluk, fide fidan, ekip ekipman desteklerinin yanı sıra, çiftçi eğitim çalışmalarına da ağırlık veriyor. Özellikle kırsal kesimdeki aile işletmelerinde önemli bir yükü omuzlanan çiftçi kadınlara yönelik “Kadın Çiftçilerle Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği” konulu bir eğitim projesi yoğun ilgi görüyor.

Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen eğitim projesinde özellikle sağım, süt ürünlerinin değerlendirilmesi, ahır temizliği ve ot toplama işlerini üstlenen kadınların daha eğitimli bireyler haline getirilmesi amaçlanıyor. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde görevli teknik personeller tarafından Büyükorhan İlçesi’nin Zaferiye ve Aktaş Mahallelerinden toplam 40 kadın çiftçiye eğitim verildi. Proje kapsamında Büyükorhan, Orhaneli, Nilüfer, Gürsu, Kestel ilçelerindeki 20 kırsal mahallede 300’ün üzerinde kadın çiftçiye ulaşılması planlanıyor. Eğitimlerde, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin önemi, neden sürdürülmesi gerektiği, hayvan bakım ve beslemesi, sağım hijyeni, sağlıklı süt üretimi, ahır bakımı-temizliği ve biyogüvenlik konularında bilgilendirme yapılıyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ve Türk Ocakları Bursa Şubesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Türk Toplulukları Bilgi Şölenleri kapsamında “Ahıska Türkleri Sempozyumu” yapıldı.

Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’ndeki programda konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, dünyanın en önemli coğrafyaları arasında yer alan Türkiye’nin, karşılaştığı hayati sorunların üstesinden gelebilmesinin ancak milli bilinç ve stratejilerle mümkün olabileceğini söyledi.

AHISKA BUGÜNÜN DEĞİL, GELECEĞİN DE MESELESİDİR!
Türkiye’nin tarihi ve kültürel bağları sayesinde Balkanlar, Kafkasya, Avrasya, Güney Asya ve Orta Doğu’da lider bir ülke konumuna gelebilmesinin ilk ve en değerli adımının topluma milli bilinci yerleştirmek olduğunu belirten Ulcay, “Ahıska Türklerine ve Kırım Tatarlarına yapılan zulümler asla unutulmayacak. Bu yılki buluşmamızın konusu olan Ahıska Türklerinin 250 yıl Osmanlı çatısı altında bugünkü Gürcistan’da yer alan kendi topraklarında önce Rus işgali, ardından da Sovyet zulmü neticesinde yaşadıkları sürgünler ve mağduriyetler sadece tarihin değil bugünün ve geleceğimizin de meselesidir.” dedi.

MAKSADIMIZ TÜRK TOPLULUKLARINI YENİDEN BİR ARAYA GETİREBİLMEK
Türk Ocakları Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı da etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Kırlı, “Bütün maksadımız, koskoca bir orman olan Türk dünyasının zaman içinde parça parça ormancıklara bölünmesinden bu yana geçen bunca yılda zaman zaman birbirine yabancılaşan, zaman zaman unutulan Türk topluluklarının geleneklerini, tarihini, inançlarını tekrar buluşturmak ve bunun sonunda da gelecek nesillere intikal edebilecek bir hitapta bunları toplamaktır.” ifadelerini kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından Ahıska Kültür Sanat Derneği Folklor ve Tiyatro Ekibi’nin (AKSAN) gösterisine yer verildi. Türk dünyasından da birçok akademisyenin katıldığı sempozyum 4 oturum halinde gerçekleştirildi. Oturumlarda tarih, hukuki sorunlar, din, dil, edebiyat ve kültür ile eğitim ve toplum konuları ele alındı.

Bursa Kent Konseyi Yabancılar Meclisi ve İpekyolu Uluslararası Öğrenci Derneği işbirliğiyle düzenlenen ‘Uluslararası Öğrencilik Çalıştayı’nda, sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

Bursa’da yükseköğrenim gören uluslararası öğrencilerin durumlarını, bu öğrencilerin sorunlarını ortaya çıkarmak ve çözüm yolları geliştirmek maksadıyla Bursa Kent Konseyi Yabancılar Meclisi ve İpekyolu Uluslararası Öğrenci Derneği işbirliğiyle ‘Uluslararası Öğrencilik Çalıştayı’ düzenlendi. Merinos AKKM Muradiye Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştaya Bursa Kent Konseyi Başkanvekili Şuayip Toprak, Bursa İnsani Yardım Derneği (İHH) Başkanı Hüseyin Kaptan, İpekyolu Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Ebubekir Armağan, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Murat Başlar, UDEF Akademi Kurulu Başkanı Dr. Osman Akgül, ULUTÖMER Müdürü Doç. Dr. Süleyman Eroğlu, TDV Bursa İl Eğitim Koordinatörlüğü Eğitim Uzmanı Zakir Şadman, Bursa İl Göç İdaresi’nden Uyum ve İletişim Çalışma Grubu Başkanı Hasan Kadir Zafer ile Sosyolog Burcu Demir, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Misafir Öğrenci Koordinatörü Dr. Mutlu Gül, Bursa Teknik Üniversitesi Dış İlişkiler Ofisi Başkanı Alev Cuydur, Bursa Teknik Üniversitesi Daire Başkanı Mehmet Erman, Bursa Kent Konseyi Yabancılar Meclisi Başkanı Ilir Hamzaj, Kızılay Bursa Toplum Merkezi Koruma Program Sorumlusu Özkan Aksöy, Türkiye Uluslararası Mezunlar Derneği Bursa Şube Başkanı Abdul Rehman Mayar ile Uluslararası öğrenciler katıldı.

Programın açılışında konuşan Bursa Kent Konseyi Başkanvekili Şuayip Toprak, “Bu kardeşlerimiz, bu evlatlarımız bizler için çok değerli. Öğrenimlerini tamamlamaları için elimizden gelen bütün gayreti göstermeliyiz. Yarın bu kardeşlerimiz okullarını bitirip ülkelerine döndükleri zaman Türkiye’nin birer gönüllü elçisi olacaklar” dedi.

İpekyolu Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Ebubekir Armağan, Bursa’da uluslararası öğrencilik hakkında Bursa Kent Konseyi ile beraber bir ilki gerçekleştirdiklerini söyledi. Bursa’da yaklaşık 7000 uluslararası öğrencinin eğitim ve öğretim hayatını sürdürdüğünü ifade eden Armağan, bu öğrencilerin sorunlarını ortaya çıkarmak ve çözüm yolları geliştirmek adına çalıştayı düzenlediklerini belirtti.

Romanya, Afganistan, Bangladeş, Özbekistan, Guatemala, Pakistan, Irak, Fas, Türkmenistan, Kenya, Azerbaycan, Rusya, Sırbistan, Cezayir, Filistin, Suriye, Senegal, Somali, Endonezya, D. Kongo, Nijer, Yemen, Endonezya, Arnavutluk, Ekvator, Irak, Suriye, Filistin, Kırgızistan, Tayland, Yunanistan, Karadağ olmak üzere 32 ülkeden toplam 70 öğrenci, ‘Uluslararası Öğrencilerin Türkiye’ye Gelmeden Önce Yaşadıkları Sorunları’, ‘YÖK ve Üniversiteler’, ‘Barınma Sorunları, SGK ve Sağlık Hizmetlerine Erişim’, ‘Bürokratik, İdari ve Ekonomik Problemler’, ‘Kültürel ve Sosyal Entegrasyon & Kültürel Şoku ve Psikolojik Problemler’ ve ‘Mezuniyet Süreci ve İstihdam Problemleri’ başlıklarının yer aldığı 6 masada öneri ve çözümleri konuştu.

Her yıl; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, kadının sosyal, siyasal ve sınıf mücadelesinin güçlendirilmesine yönelik etkinliklerin düzenlendiği, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ kapsamında 8 Mart 2019 tarihinde Beykoz Üniversitesi’nde önemli bir etkinliğe imza atıldı. Kadın Hakları Aktivisti Derya Şentürk’ün katılımı ile gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” başlıklı konferansta, kadınların sosyal yaşamda maruz kaldıkları sorunlar ile çözüm yolları masaya yatırıldı. Konferansta ayrıca, 8 Mart’ın tarihi ve kadınların sosyal yaşamdaki durumlarını yansıtan son rakamlar kamuoyu ile paylaşıldı.

Günümüzde 8 Mart’ın tarihsel anlamından uzaklaştırıldığını belirten Kadın Hakları Aktivisti Derya Şentürk, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak ya da markaların kadınlara yönelik kampanya gerçekleştirmesinden öte tarihçesi itibariyle de kadının sosyal, siyasal ve sınıf mücadelesinde güçlendirilmesine yönelik anma ve farkındalık günüdür” dedi.

2019’da halen ülkemizde kadının birçok sorun ile mücadele ettiğini belirten Şentürk, “Biz cinsel şiddet, kadın cinayetleri, erkek şiddetinin normalleştirilmesi, meşrulaştırılması ve ceza verilmemesi, güvencesizlik, emeğimizin görünür olmaması, ücret eşitsizliği ile mücadele ediyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği; kadınların tüm yaşam alanlarında gerçek bir eşitliğe sahip olması gerektiğidir. Kadınların sadece sorumlulukların değil, fırsatların ve hakların da öznesi olması demektir” dedi.

“Ayrım oda renklerinden başlıyor”
Günümüzde kadınların cinsel şiddet, kadın cinayetleri, erkek şiddetinin meşrulaştırılması ve ceza verilmemesi ile mücadele ettiğini; “Ücret eşitsizliği, emek sömürüsü sorunların başını çekiyor. Tüm bunlarla mücadele etmek için toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemi artmaktadır. Kadınların tüm sosyal alanlarda gerçek bir eşitliğe sahip olması gerektiğini dile getiren Kadın Hakları Aktivisti Derya Şentürk, “Toplumsal cinsiyet rollerinin erkeklere de haksızlık yaptığını görüyoruz. Bu roller kapsamında erkeğin çalışması, evi geçindirmesi dikte edilmekte. Oysa ki cinsiyet; kadın ve erkeği sadece biyolojik ve fizyolojik olarak ayıran özelliktir. Kız çocukları için odaları pembe, erkekler için mavi ve tonları ile hazırlamaya başladığımızda toplumdaki o ayrımı ortaya koymuş oluyoruz. Kız ve erkek çocuklarına seçtiğimiz isimlerle bile kızlara daha hassas, kırılgan bir sıfat yüklerken, erkekler için daha sert isimler koyarak onları telkin ediyoruz” diye konuştu.

“Dil, söylem ve hareketler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya çıkarıyor”
“‘Kız gibi’ tabirini çocuklarımıza söylediğimizde, onlara sesini çıkarmayan, mücadele etmeyen, sıfatını yüklemiş olduğumuzu belirten Şentürk, “Dil, söylem ve hareketler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortaya çıkarıyor” dedi.

Eşit işe, eşit ücret talebi kadın ve erkeğin aynı işte çalışmasına rağmen eşit ücret almaması durumunda ortaya çıktığını belirten Şentürk, “Kadınların tüm yaşam alanlarında yani; sosyal değerler, şanslar, kaynaklar ve kazanımlar anlamında gerçek bir eşitliğe, eşit haklara sahip olmaları sağlanmalıdır” dedi.

Kadına şiddetin önlenmesi konusunda da adımlar atıldığını ancak şiddete uğrayan kadınların bu haklarından haberdar olmadığını belirten Şentürk, “2012 yılında kabul edilen 6284 sayılı yasa, kadını ev içi şiddete karşı koruyan bir yasadır. Tüm kadınların bu yasayı bilmesi, gerektiğinde yasal haklarını hayata geçirmeleri gerekir” dedi.

RAKAMLAR NE DİYOR:
Beykoz Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansta kadınların sosyal yaşamdaki durumu da son rakamlarla ortaya konuldu.

Kadın Girişimciler ve Yöneticiler
*Türkiye’de şirket sahiplerinin % 25.4’ü kadın
*Kadın üst düzey yöneticiye sahip olan şirket oranı % 5.4
*Tam zamanlı çalışanların %21.9’u kadın
*Tüm dünyada kadın girişimcilerin oranı %17, bu rakam Türkiye’de %15
*Erkekler kadınlardan %50 daha fazla servete sahip
*Küresel ölçekte kadınlar erkeklerden %23 daha az kazanıyor

Okur Yazarlık
Ülkemizde 6 yaş ve üzeri nüfus içerisinde yaklaşık 2.5 milyon kişi yani yüzde 3.5’i okuma yazma bilmiyor. Okuma yazma bilmeyenlerin içindeki kadın oranı yüzde 84.6 yaş ve üzeri kadın nüfusun yüzde 5.9’u okuma yazma bilmezken, erkeklerde bu oran yüzde 1.1 oranında.

Akademide Kadın
Akademik üyelerin yaklaşık %43’ü Kadın
Kadın Profesör sayısı %29
Kadın Doçent sayısı % 35
Doktor Öğretim Üyesi sayısı %40.2
Öğretim Görevlisi ise %43

Siyasette Kadın
TBMM’de 600 vekilden sadece 103’ü kadın (%17). AK Parti’nin 295 milletvekilinden 52’si, CHP’de 146 milletvekilinden 18’si, HDP’nin 67 milletvekilinden 25’i, MHP’li 49 milletvekilinden 5’i, İYİ Partili 43 milletvekilinden de sadece 3’ü kadınlardan oluşuyor. 33 kentin temsilcileri arasında kadın milletvekili yok. Kabinede sadece 2 kadın bakanımız var. Kadın belediye başkanı ve kadın muhtar oranı ise sadece yüzde 2.9.

Bursa Uludağ Üniversitesi’nin (BUÜ) Türkiye’de ilk olacak projeleri arasında yer alan Merkezi Derslik Binası’nın inşaatı tüm hızıyla ilerliyor. Aynı anda 7 binden fazla öğrencinin eğitim alabileceği projenin 2020 yılında tamamlanması ve faaliyete açılması planlanıyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi, tüm eğitim birimlerini ortak derslerde buluşturacak olan ‘merkezi derslikler’ için geri sayım devam ediyor. 2018 yılında temeli atılan projenin inşaatı aralıksız sürdürülüyor. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce ve Üniversite Genel Sekreteri Kemal Demirel ile birlikte inşaatı ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. 2020-2021 yılı eğitim öğretim dönemine yetiştirilmesi planlanan bina, öğrencilerin alacakları derslerin özelliğine göre donatılacak. Akıllı bina olarak tasarlanan proje sayesinde hem öğrencinin daha nitelikli eğitim alması hem de zaman ve mekândan tasarruf edilmesi sağlanacak.

TEK SEFERDE 5 BİNDEN FAZLA ÖĞRENCİ YARARLANACAK
Üniversiteyi 3. nesil üniversite vizyonuna paralel olarak yeniden yapılandıklarını söyleyen BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, “Yeni binamız depreme karşı güvenli bulunmadığı için yıkılan Fen Edebiyat Fakültesinin yerine yapılıyor. Bizim mühendislik fakültemizde 8 tane aktif bölüm var. En basitinden matematik, fizik, kimya gibi dersleri görüyorlar. Her bölüme ayrı ayrı sınıflarda bu dersi işliyor. Bunun haricinde ihtisas, fen, ziraat fakültesinin öğrencileri de bu dersleri alıyor. Yaklaşık 7 binin üzerindeki öğrenciyi kapsıyor. Biz bunları 50 kişilik sınıflarda birçok hoca görevlendirerek gerçekleştiriyoruz. Ayrıca birçok sınıfı da işgal etmiş oluyoruz” dedi.

AKADEMİSYENLER VE ÖĞRENCİLER İÇİN ZAMANDAN TASARRUF SAĞLANACAK
Avrupa’da birçok dersin merkezi derslikler de işlendiğinin altını çizen Ulcay, “Biz Amerika’dan veya diğer ülkelerden daha zengin değiliz. Merkezi derslik projemiz bittiğinde 50 kişilik sınıfları bir araya toplayacağız. En az 10 sınıfı bir araya getireceğiz. Böylelikle öğrenci hangi saati uygun ise, o saatte derse girebilecek. Artık öğrenci dersim çakışıyor sorununu bahane edemeyecek. Bunu ortadan kaldırmış olacağız. Temel dersleri ve bunların laboratuvarlarını merkezi dersliklerde toparlayacağız. Eski fen edebiyat fakültesinin bulunduğu alanda devam eden inşaat çalışmalarının yüzde 60’a yakınını tamamladık. İnşallah 2020-2021 eğitim öğretim dönemi başlangıcına yetiştireceğiz. Öğrenci işlerine yönelik bir birimde burada bulunacak. Öğrenciler ve akademisyenler için kolaylığı ve zamanı tasarruflu kullanmayı ön plana çıkaracağız” diye konuştu.

Rektör Ulcay, binanın bodrum ve zemin kat dâhil toplam dört katlı olacağını aktardı. Ulcay, toplam 30 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkezi derslik binasında ihtiyaca göre çeşitli büyüklük ve kapasitelerde 53 amfi, laboratuvarlar, öğretim üyesi odaları, idari birimler, toplantı odaları, öğrenciler için sosyal mekânlar, okuma salonu, kafeterya ve mutfak alanları ile terasların yer alacağını açıkladı.

Toplumda var olan şiddetin azalması ve bilincin artması için yükseköğretim kurumlarına ve gençlerin eğitim öğretim aldığı tüm kurumlara önemli sorumluluklar düşmektedir. Konuyla ilgili olarak doğal ve sosyal ortamımızda birlikte yaşadığımız, ancak çoğu zaman birlikte yaşadığımızın farkına varmadığımız hayvanlar ile ilgili olarak gençlerin birlikte yaşama kültürünün ve bilinç düzeyinin arttırılması için önemli adımlar atılıyor.

Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu; 2018-2019 eğitim öğretim yılında müfredatına “Hayvan Hakları” dersini ekleyerek öğrencilerinin farkındalıklarını arttırmaya yönelik girişimlerinden birini daha gerçekleştirdi. Yaşadığımız çevreye, yaşam alanımızı paylaştığımız hayvanlara sevgi ve saygının temel alındığı derste, hem teorik hem de pratik konular işleniyor. Öğrenciler de teorik ve mesleki derslere olduğu kadar; sosyal olarak kendilerini geliştirdikleri derse yoğun ilgi gösteriyor.

“Hayvan Hakları” dersi kapsamında; mesleki ve sosyal yaşamda hayvanın yeri, değeri ve önemi anlatılarak, diğer canlıların yaşam haklarına saygı duyma bilincinin öğrencilere vurgulanması amaçlanmaktadır. Öğrenciler dönem sonunda, dersi tamamladıklarında hayvan hakları konusunda bilimsel kavram ve yaklaşımları öğrenirken, konuyla ilgili mevzuat ve düzenlemelerle ilgili bilgi sahibi olacaklardır. Her hafta farklı konuların işleneceği derste; “Geçmişten Günümüze İnsan-Hayvan İlişkisi”, “Hayvan Hakları Hareketinin Tarihi Gelişimi”, “Sivil Toplum Örgütleri”, “Nesli Tükenmekte Olan Hayvanlar ve Ekoloji”, “Hayvan İşçiler ve Hak İhlalleri”, “Sahiplenme Kavramı, Petshoplar Gerçeği ve Barınaklar”, “Sokak Hayvanları ve Şiddet”, “Hayvan Hakları Mevzuatı”, “Hayvan ve İnanç Kavramı”, “Hayvanların Kültür ve Sanat Hareketlerindeki Yeri” içeriklerinde akademik ve teorik bilgiler paylaşılırken, sokak hayvanları için yuva yapımı için pratik ders te işlenecektir.

Toplumsal ve sosyal alanda uyum içerisinde yaşamak adına yapılan bilinçlendirme çalışmalarına bir yükseköğretim kurumu olarak akademik anlamda destek vermeye devam edeceklerini belirten Ataşehir Adıgüzel Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. H. Rıdvan YURTSEVEN; sadece mesleki donanım kazanan öğrenciler mezun etmeyi değil, topluma ve yaşadıkları çevreye de duyarlı gençler yetiştirmeyi amaçladıklarını, “Hayvan Hakları” dersinin buna örnek projelerinden biri olduğunu ve ayrıca sosyal sorumluluk alanında ders programına farklı dersler de ekleyerek başka alanlarda da farkındalık yaratmayı planladıklarını belirtti.

Bursa Kent Konseyi ve İnflamatuar Bağırsak Hastaları ve Aileleri Yardımlaşma Derneği’nin (İHBD) işbirliğiyle ‘Ülseratif Kolit’ ve ‘Crohn’ hastalıklarına yönelik ‘İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları Hasta Okulu’ programı, Bursa’da ikinci kez düzenlendi.

Bursa Kent Konseyi ve İHBD işbirliğiyle Bursa Kent Konseyi Koza Salonu’nda ‘İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları Hasta Okulu’ programı düzenlendi. Hasta ve hasta yakınlarının katıldığı toplantıda uzman doktorlar ‘Ülseratif Kolit’ ve ‘Crohn’ hastalıkları ile ilgili merak edilen soruları cevapladı. İnflamatuar Bağırsak Hastaları ve Aileleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Ömür Akkaya, dernek ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Vatandaşları hastalıkla ve gelişen tıpla ilgili bilgilendirme faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Akkaya, desteklerinden ötürü Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Alinur Aktaş’a ve Bursa Kent Konseyi yetkililerine teşekkür etti.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Çocuk Gastroenteroloji Hepatoloji ve Beslenme Doktoru Doç. Dr. Fatih Ünal, hastalığın 7 yaşından küçüklerde yüzde 20, 10 yaşından küçüklerde ise yüzde 13 civarında görüldüğünü söyledi. Crohn hastalığının çocuklarda git gide arttığına da dikkat çeken Ünal, Ülseratif Kolit’in belirtilerinin ise ishal, karın ağrısı, kansızlık, kilo kaybı, eklem ağrıları olduğunu vurguladı. Ünal, anne sütünün de koruyucu özelliği olduğunu hatırlattı.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Macit Gülten, bağırsak hastalıklarının sanayileşmiş toplumlarda daha fazla görüldüğünü, en çok beslenme, çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediğini söyledi. Bağırsaklarda yaşayan bakterilerin, insan vücudundaki hücrelerden 10 kat daha fazla olduğunu dile getiren Gülten, bu bakterilerin sağlıklı olduğunu ama zaman içerisinde bunları bozan faktörlerin olduğunu anlattı. Bağırsak florasının bozulmasıyla geçirgenliğin de değiştiğini sözlerine ekleyen Gülten, “Savunma hücreleri, dışarıdan gelen zararlı maddelere karşı daha hassas hale geliyor. Artık gittikçe standart şeylerle beslenen bir toplum olduk. Aşırı hassasiyet, yabancı maddeleri ortadan kaldırabilmek için çeşitli yok edici maddeler salgılıyor. Bu kana karışıyor ve hastalık ortaya çıkıyor. Kansere kadar giden formlarda görülebilir. Özellikle antibiyotiklerin gereksiz kullanımı direnç kazanan bakterileri zamanla hastalık yapan bakterilere dönüşüyor. Gelecekte bu hastalık grubu çok daha fazla artacak” dedi.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Tuncay Yılmazlar, iki hastalığa yapılabilen cerrahi müdahale hakkında bilgi verdi. Yapılabilen müdahaleleri ve ameliyat yöntemlerini anlatan Yılmazlar, hastalıkların avantaj ve dezavantajlarını belirtti.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Aslı Sarandöl, hastalığın psikiyatri kısmında bilgiler verdi. Bir insana hastalık tanısı konulduğunda benzer süreçlerin yaşandığını dile getiren Sarandöl, tanıyı kabul aşamasının 3-6 ay arasında sürdüğünü ifade etti.

Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uzman Doktor Murat Keskin, Crohn hastalığının ağızdan anüse kadar sindirim sistemi kanalının herhangi bir yerini tutan kronik iltihaplı bir hastalık olduğunu söyledi. Keskin, “Crohn hastalığının 18-35 ve 60-80 yaş arasında sık görülüyor ve giderek artıyor. Ailesinde bu rahatsızlığı olan birinin hastalığa yakalanma riskinin yüzde 30 ile yüzde 100 arasında” diye konuştu.

Ceylan International Hastanesi’nden Diyetisten Hande Güngör, atak döneminde nasıl beslenme yapılması gerektiği konusunda bilgi verdi. Kişiye özgü beslenmenin önemine değinen Güngör, bol proteinli, az posalı, az yağlı, vitamin minarelerinden oluşan diyet tedavisinin uygulanabileceğini anlattı.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi (USİM) tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen USİM-WARS (Simülasyon Savaşları) yarışmasının Mart ayı elemeleri gerçekleştirildi.

BUÜ Tıp Fakültesi İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi tarafından düzenlenen ve TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı’nın desteklediği USİM-WARS Mart ayı elemeleri tamamlandı. Türkiye’nin 6 farklı üniversitesinde tıp eğitimi gören öğrencilerin oluşturduğu takımların katıldığı yarışma 3 gün sürdü. Yarışmada Acıbadem Üniversitesi’nden katılan 300 Acıbademli takımı finale kalma başarısı gösterdi.

USİM Binası’nda açılışı gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, fakülte olarak böylesine güzel bir etkinliğe öncülük edecek olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını vurguladı. Projeyi ortaya atan ve uygulanması konusunda emek veren herkese teşekkür eden Dekan Kaya, yarışmada becerilerini ortaya koyan tüm öğrencilere de başarılar diledi. Proje Genel Koordinatörü Prof. Dr. Züleyha Alper ise Türkiye’de ilk defa düzenlenen yarışmanın kendilerini çok heyecanlandırdığının altını çizdi. Proje kapsamında çok sayıda fakülte ile temas kurduklarını ve ilk etapta 6 üniversitenin tıp fakültesinden yarış için takım gönderildiğini açıklayan Prof. Dr. Züleyha Alper; “Yarışmada Acıbadem Üniversitesi (300 Acıbademli), Bahçeşehir Üniversitesi (Veritas), Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (Troia), Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (Sevdaluk), Ege Üniversitesi (Periyodik Boyoz) ve Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (Tigers) 6 takım yer alıyor. Burada simülasyon üzerine öğrencilerimizin aldığı eğitimleri eğlenceli bir hale getireceğiz ve gelecekte yapacakları meslekleri bir nevi öncesinde onlara yarışma olarak göstereceğiz. Toplam 3 gün sürecek yarışmamızda finale kalan takımları belirleyeceğiz. Ardından Nisan ve Mayıs aylarında birer yarışmamız daha olacak. Nihayetinde de Temmuz ayında büyük finalleri gerçekleştireceğiz ve ilk USİM-WARS’ı tamamlamış olacağız. Ekip olarak hepimiz heyecanlıyız. Önümüzdeki yıllarda projemizin daha da büyüyeceğini ve Türkiye çapında bir yarışma haline geleceğini düşünüyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak bu yarışmaya öncülük etmekten de gurur duyuyoruz” dedi.

Yarışmanın içeriği hakkında bilgiler veren Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi Doktor M. Okan Aydın ise öğrencilere ilk gün tıbbi bilgi ve beceri, takım çalışmasının önemi ve kriz yönetimini içeren 6 farklı eğitim modülünde simülasyon temel eğitimleri verdiklerini aktardı. İkinci gün öğrencilerin öğretilen 6 alan üzerinde yarıştıklarını kaydeden Proje Koordinatörü Aydın; “Yarışma sonucunda Acıbadem Üniversitesi (300 Acıbademli) , Bursa Uludağ Üniversitesi (Tigers) ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (Troia) yarı finale katılma hakkını elde etti. Yarışmanın son günündeki yarı final etabında bu 3 takım, sanal gerçeklik teknolojisinin kullanıldığı “Temel Yaşam Desteği” simülasyon modülünde, Temmuz ayındaki finale yükselebilmek için yarıştı. Bu yarışın sonunda Acıbadem Üniversitesi’ni temsilen katılan “300 Acıbademli” adlı takım finale kalma başarısını gösterdi” şeklinde konuştu.

USİM-WARS’ın 19-21 Nisan’da 2., 17-19 Mayıs 2019’da da 3.elemeleri gerçekleştirilecek. Yarışma Temmuz ayında yapılacak büyük finalle sona erecek. Nisan ve Mayıs dönemi yarışmacı başvuruları usimwars.uludag.edu.tr adresinden yapılabilecek.

Coğrafi açıdan çok stratejik bir konuma sahip olan Türkiye, bir yandan NATO üyesi ve ABD’nin stratejik ortağı olma özelliği taşırken, diğer yandan İran ve Rusya gibi günümüz dünyasında söz sahibi bölgesel güçlerin komşusu. Ayrıca, bugün iç savaş ve politik gerilimler yaşayan Orta Doğu ülkeleriyle de sınırı var.

Altınbaş Üniversitesi ve BİLGESAM ortaklığında düzenlenecek 3. Dış Politika ve Güvenlik Kış Okulu, kritik konumuyla çok stratejik ve akılcı bir dış politika izlemesi gereği bulunan Türkiye için alternatifleri tartışacak.

13-17 Mart tarihlerinde Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe kampüsünde gerçekleşecek Dış Politika ve Güvenlik Kış Okulu, Türk dış politikasını tüm yönleriyle ele alırken, aynı zamanda politika yapım sürecindeki aktör ve kurumlar ile Türkiye’nin bölgesel ve küresel güçlerle olan ilişkisini de inceleyecek. Orta Doğu, Karadeniz ve Güney Kafkasya bölgelerinde güvenlik gibi alt başlıkların da ele alınacağı program ve başvuru koşulları hakkında http://www.bilgesam.org/en/incele/7841/-foreign-policy-and-security-winter-school–13-17-march-2019/#.W_0d1LpuLIV linkinden bilgi alınabiliyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ‘Drama ile dersler müzede’ projesi, eğitimde rol model oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, okul dışı öğrenme ortamlarının daha da geliştirilmesi ve ülke çapında yaygınlaştırılması için çalışma başlattı.

Büyükşehir Belediyesi’nin okul dışı öğrenme ortamlarına ilişkin başlattığı ‘Drama ile Dersler Müzede’ projesi eğitimde rol model oldu. Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Bursa Kültür A.Ş. tarafından, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje, öğrencilerin derslerini müzede, drama eğitmenleri ve öğretmenleri ile işlemelerini öngörüyor. Proje için eğitim-öğretim müfredatına uyumlu, anaokulundan 12. sınıfa kadar toplam 21 farklı ders için 214 drama atölyesi planlandı. 34 ilköğretim okulunda 218 gönüllü öğretmenin katılımıyla start alan proje, Bursa’da yoğun ilgi gördü. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş tarafından tanıtımı yapılan, projeden 5 binin üzerinde öğrenci yararlandı.

Yenilikçi eğitim modeli projeye Milli Eğitim Bakanlığı’ndan da tam destek geldi. Müzeciliğin önemine dikkat çeken Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Bazı seçmeli dersler koyarak müzecilik ile ilgili çocukların farkındalığını artırmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulunurken bakanlık, projenin kapsamının genişletilmesi ve derslerin okul dışı öğrenme ortamlarında işlenebilmesi için çalışma başlattı. Projenin Bursa’da Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde daha da genişletilmesi, kültür merkezleri ve kütüphanelerin de okul dışı öğrenme ortamlarına dâhil edilmesi planlanıyor. Ülke genelinde yaygınlaştırılacak proje ile okul dışı ortamlarda, öğrencilerin edindikleri bilgileri, drama yöntemi ile kalıcı hale getirmeleri hedefleniyor.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et