Anasayfa Genel

Millî Eğitim Bakanlığınca başlatılan ve haber sunucularından öğretmenlere Türkçenin kullanımı ve diksiyon eğitimlerini içeren “Önce Türkçe Projesi” kapsamında, ilk eğitici eğitimleri tamamlandı.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenlerin Türkçenin kullanımı ve diksiyon eğitimlerini içeren “Önce Türkçe Projesi” başlatıldığını Nisan ayında duyurmuştu. Proje kapsamında öğretmenlere yönelik ilk ”Türkçe’nin Kullanımı ve Diksiyon Eğitici Eğitimi” düzenlendi.

Ankara Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde 11-18 Mayıs 2019 tarihleri arasında düzenlenen eğitici eğitimine Ankara’da resmi okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ile Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı branşlarından toplam 200 öğretmen katıldı.

Eğitim görevlisi olarak haber sunucularından, Cem Öğretir, Duygu Canbaş, Zafer Kiraz, Ekrem Açıkel, Tijen Karaş, Erhan Ertürk, Serkan Bayam, Seda Öğretir, Fuat Kozluklu ve Nihan Günay’ın görev aldığı kursta diksiyon, nefes ve ses kullanımı, konuşma türleri ve etkili konuşma, sözsüz iletişim ve beden dili konu başlıklarını içeren eğitimler gerçekleştirildi.

Türkçenin aktarımında öğretmenler kilit taşı
Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce, diksiyon eğitimini alan öğretmenlerle ilgili bir video hazırladı. Videoda, Bakan Selçuk’un “Önce Türkçe, sonra da Türkçe” ifadelerine yer verildi. Öğretmenlerden Leyla Yüce, kursa gönüllü olarak katıldığını dile getirdi. Öğretmen Emel Bozkurt ise dilin kültürün aktarımında önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, bu aktarımda öğretmenlerin kilit taşı olduğunu vurguladı. Deniz Sakça isimli öğretmen ise Bakan Ziya Selçuk’un “Önce Türkçe” ifadelerini duyduklarında çok heyecanlandıklarını belirtti.

Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Fransa Büyükelçiliği Kültürel Etkinlikler ve İşbirliği Müsteşarlığı arasında yapılan iş birliğiyle Fransızca öğretmenlerine mesleki becerilerini artırmak amacıyla gelecek aydan itibaren Türkiye ve Fransa’da eğitim verilecek.

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacıile Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği İş Birliği ve Kültür Etkinlikleri Müsteşarı Eric Soulier’in katılımıyla Fransızca öğretmenlerinin mesleki gelişiminin desteklenmesine yönelik iş birliğini kapsayan Niyet Beyanı İmza Töreni, Bakanlık Başöğretmen Salonu’nda gerçekleştirildi. Genel Müdür Adnan Boyacı, burada yaptığı konuşmada, yabancı dil öğretmenlerinin mesleki gelişimlerinin 2023 Eğitim Vizyonu’nun öncelikli hedefleri içerisinde yer aldığına işaret etti. Bu doğrultuda sivil toplum örgütleri, özel okullar, öğretmenler, okul yöneticileri, akademisyenler ve konuya ilişkin tüm tarafların katılımıyla Uluslararası Yabancı Dil Forumu’nu yaptıklarını anımsatan Boyacı, forumda İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapçaya ilişkin mevcut sorunların çözüm önerileriyle tartışıldığını, temel politikalara yönelik önceliklendirilmiş bir yapının ortaya konulduğunu ve bu yapıya ilişkin bir eylem planının hazırlandığını kaydetti.

Boyacı, eylem planı doğrultusunda ilk önce Arapça öğretmenlerinin mesleki gelişimlerine ilişkin bir programı hayata geçirdiklerini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye ve Katar’da Arapça öğretmenlerimizi yetiştirmeyi amaçlayan bu programımız haziran ayında başlayacak. İkinci olarak Fransızca öğretmenlerimiz için Fransız hükümetinin, büyükelçiliğinin desteğiyle birlikte bu iyi niyet beyanıyla beraber öğretmenlerimizi burada ve Fransa’da yetiştirmeye ilişkin ikinci aşamaya geldik. Eğitimlerimiz Türkiye’de ve Fransa’da olmak üzere iki etapta gerçekleşecek. Bu eğitimler içerisinde öğretmenlerin hem 4 dil becerisine ilişkin dil yeterlilikleri hem de öğrenme, öğretme süreçlerindeki mesleki becerileri geliştirilecek.”

“Amacımız öğretmenlerin yabancı dil öğretimine ilişkin mesleki becerilerini artırmak”
Bu çalışmada Hacettepe Üniversitesi Fransızca bölümünün de paydaşları olduğunu aktaran Boyacı, “Amacımız sürdürülebilir uygulamaya dönük öğretmenlerimizin çocuklarımıza yabancı dil öğretimine ilişkin mesleki becerilerini artırmak.” şeklinde konuştu. Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği İş Birliği ve Kültür Etkinlikleri Müsteşarı Soulier de konuşmasında bu iş birliğinin oluşturulmasında emeği geçenlere teşekkürlerini iletti. Çalışmayla çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik öğretmenlerin yeterliliklerinin artırılması için fırsat sunmanın amaçlandığını vurgulayan Soulier, niyet çalışmalarının uzun süredir devam ettiğini anlattı. Soulier, aynı zamanda Yunus Emre Enstitüsü ile gerçekleştirilen proje kapsamında Avrupa ve Türkiye arasında Fransızca değişim programının öngörüldüğünü bildirdi. Konuşmaların ardından Boyacı ve Soulier, niyet beyanını imzaladı.

Fransızca Öğretmenleri Mesleki Gelişim Sertifika Programı hazırlandı
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Fransa Büyükelçiliği Kültürel Etkinlikler ve İşbirliği Müsteşarlığı arasında yapılan iş birliği, yabancı dil öğretmenlerinin mesleki gelişimlerine ilişkin Türkiye ve yurt dışındaki çalışmaların devamı olma niteliğini taşıyor. Çalışmayla, 2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda Fransızca öğretmelerine yönelik Türkiye ve Fransa’da Haziran 2019′dan itibaren başlayacak eğitimler planlandı.

İş birliği kapsamında Fransızca öğretmenlerinin konuşma, yazma, okuduğunu anlama ve dinleme olmak üzere dört dil beceri alanları ile Fransızca öğretimi alanındaki mesleki becerilerinin artırılması ve Fransızca dil eğitiminin geliştirilmesine katkıda bulunulması amacıyla Fransızca Öğretmenleri Mesleki Gelişim Sertifika Programı hazırlandı. Düzenlenecek eğitimlerin birinci fazı Türkiye’de 60 saat, ikinci fazı ise Fransa’da 60 saat olmak üzere toplam 120 saat olarak gerçekleştirilecek.

Türkiye’de düzenlenecek eğitim programının içerik, yazılı ve görsel materyalleri ile dijital içeriklerine ait hazırlık süreçleri Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ve Hacettepe Üniversitesi iş birliğinde yürütülecek. Düzenlenecek Mesleki Gelişim Sertifika Programı uzaktan eğitim sistemi ile desteklenecek.

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) tarafından ‘Erişilebilir Üniversiteler’ başlığıyla düzenlenen ödül programında Altınbaş Üniversitesi, geçen yıl Bakırköy Sağlık Yerleşkesi’yle kazandığı Mekânda Erişim ödülünü bu yıl da Mahmutbey Teknoloji Yerleşkesi ile alarak aynı ödülün üst üste 2. kez sahibi oldu.

“Engelsiz eğitimde üç bayrağı da hedefliyoruz”
Yerleşkede yürütülen engelsiz eğitim altyapısı çalışmalarını koordine eden Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turgut İpek, Türkiye’de 300 bin engelli bireyden sadece 30 bininin kamu ya da özel sektörde çalışan ya da öğrenci olarak yer alabildiğini; ülkemiz için bu sayının düşük olmasının ana nedeninin mekânlarda fiziksel şartların engellilerin kullanımına uygun olmamasının büyük etkisi olduğunu söyledi. Uygar ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de engelli bireylerin eğitimi için tüm şartların sağlanması gereğine dikkat çeken Prof. Dr. İpek, “Engelli öğrencilerimizin okula girişinden itibaren asansörden dersliklere ve tüm eğitim donanımlarına kadar pek çok olanağı bulmaları gerekir. Üniversite olarak biz de engelli öğrencilerimiz için gereken tüm şartları temin etmeye başladık. Bizim üniversitemiz bu konunun üzerinde önemle duruyor ve kalite programımız içinde de yer veriyoruz. Bakırköy Yerleşkemiz geçen yıl bu ödülü aldı, Mahmutbey Yerleşkemiz bu sene aldı, Gayrettepe Yerleşkemizin de süreçleri tamamlanmak üzere; yıl sonuna kadar orada da gerekli altyapıyı hazırlayacağız. Seneye Gayrettepe Yerleşkemize de Turuncu Bayrağı kazandırmayı hedefliyoruz” dedi.

Üniversite olarak mekânsal erişimle ilgili olan Turuncu Bayrak yanında eğitimle ilgili Yeşil Bayrak ve sosyal kültürel erişimle ilgili Mavi Bayrak ödüllerini de almayı hedeflediklerini vurgulayan Prof. Dr. Turgut İpek, “Bunlar gerçekten büyük yatırımlar. Aslında bu bir lütuf değil; yapmamız gereken çalışmalardır. Tüm kurumların en öncelikli sorumluluğudur. Bu yıl Türkiye’deki 80’e yakın Vakıf Üniversitesi arasından ödül alan 3 üniversiteden biri olduk. Bundan büyük sevinç ve gurur duyuyoruz. Böyle bir ödülü almak hem rektörlük olarak hem de mütevelli heyeti olarak üniversiteye, eğitime bakış açımızı ortaya koyuyor.” diye konuştu.

“Teknik birimlerle beraber çalıştık”
Engelsiz Üniversite hedefiyle yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Altınbaş Üniversitesi Engelsiz Altınbaş Birimi Sorumlusu Klinik Psikolog Elif Tuğçe Çolakoğlu, teknik bilgi gerektiren mekânda erişilebilirlik altyapısı için üniversitenin yapı teknik birimiyle beraber çalıştıklarını söyledi. Yapılan sınavlar, dersin işlenişi ve ders notlarını öğrencinin engel türüne göre tasarlama konusunda da seçenekler ürettiklerini anlatan Çolakoğlu, yaptıkları çalışmalar hakkında şu bilgileri paylaştı:
“Mekansal Erişim, mekansal olarak binanın, kampüsün fiziki açıdan erişilebilir olması demek. Engelli bir öğrencinin kampüs içinde ihtiyaçlarını giderebilmesi, gitmek istediği yere kolayca gidebilmesini ifade ediyor. Bunu sağlamak adına üniversitemizde; tekerlekli sandalye kullananlara uygun asansör yapımı, dokunsal yüzeyler, merdivenler için braille alfabesi ile kat yeri işaretli tutunma barları, kampüs içerisindeki tüm ofislerin isimliklerinin hem İngilizce olarak hem de Braille alfabesiyle yeniden düzenlenmesi, kot farkından dolayı oluşan yüzeyler için rampaların kullanılması, asansör sistemlerinde sesli uyarı ve tuşlarda yine Braille alfabesinin kullanımı, erişilebilirlik çalışmaları dahilinde tamamlandı. Ayrıca işitme cihazı kullanan arkadaşlarımız için ders ortamında kontrolsüz dış sesleri azaltarak cihazlarından daha fazla verim almalarını sağlayan taşınabilir indüksiyon cihazımızı da kullanıma sunmuş durumdayız.”

TEMA Vakfı, Balparmak ve Millî Eğitim Bakanlığı arılar için bir araya gelerek Arılar Varsa Yarınlar Var projesini duyurdu. Proje kapsamında ilkokullarda verilecek eğitimlerle, çocuklara arıların doğa ve insan için öneminin, ekosisteme katkılarının anlatılması ve bu konuda farkındalık yaratılması hedefleniyor.

TEMA Vakfı, Balparmak ve Millî Eğitim Bakanlığı “Arılar Varsa Yarınlar Var” projesini hayata geçiriyor. Proje ile arıların, ekosistemin çeşitliliğine ve yaşamın sürdürülebilirliğine katkıları konusunda kamuoyunda farkındalık yaratılması hedefleniyor. Bu kapsamda, belirlenen 30 ildeki ilkokullarda eğitim programı uygulanacak. Eğitimlerde, çocuklara dünyadaki bitkilerin yüzde 80′inin polenini doğaya dağıtarak, yaşamın çeşitliliğinde büyük bir görev üstlenen arıların yarınlarımız için önemi anlatılacak. 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde ise İstanbul’da düzenlenecek bisiklet turuyla arıların izinde pedallar çevrilecek.

Ayrıca isteyen herkes proje kapsamında hazırlanan arilarvarsa.org internet sitesini ziyaret ederek arılarla ilgili merak ettikleri bilgilere ulaşabilecek. Üç yıl sürmesi planlanan proje kapsamında toplam 70 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor.

”Arılar Varsa Yarınlar Var” projesinin duyurusu 14 Mayıs 2019’da Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen bir toplantıyla yapıldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, Balparmak Pazarlama Direktörü Dr. Pınar Nokay ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda projenin detayları anlatıldı.

“Yarınlar için arılar olmazsa olmaz”
“Balın, arıların ve arıcıların yarınlarını korumak bizim en büyük sorumluluğumuz” diyen Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, arı denildiğinde akla ilk olarak bal gelse de arıların yalnızca bal için değil, çevrenin korunması ve tarımsal sürdürülebilirlik için de çok değerli ve vazgeçilmez olduğunun altını çizdi. Altıparmak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Arılar aslında minicik kanatlarıyla bu dünyayı yarına taşıyan muhteşem varlıklar! Bu muhteşem varlığın yarınımızı koruması için bizim de arıların yarınını korumamız gerekiyor. Biliyoruz ki yarınlar için arılar olmazsa olmaz! Bu yüzden biz, var gücümüzle arının varlığının korunup sürdürülmesi için çaba harcıyoruz. Bunun için sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projeleri oluşturuyor, hayata geçiriyoruz. Geçen yıl TEMA Vakfı ile birlikte Dünya Arı Günü’nde “Arıyı Unutma” demiştik. Bu yıl ise TEMA Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğimizi “Arılar Varsa Yarınlar Var” diyerek bambaşka bir boyuta taşıyoruz. Hedefimiz önce çocuklarımızdan başlayarak daha çok kişiye ulaşarak, arıların doğa ve insan için önemi, ekosisteme katkıları konusunda farkındalık yaratmak…”

50 ilde 70 bin kişiye ulaşılacak
Arıların yaşamın devamlılığı için önemine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç “TEMA Vakfı olarak 27 yıldır yaşanabilir bir dünya için başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkları korumak için çalışıyoruz. Bu kapsamda arıları korumak ve onların yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak için bu anlamlı projeyi başlatıyoruz. Doğanın sunduğu büyüleyici biyolojik çeşitliliğin ve sürekliliğin mimarlarından biri olan arılar, 100 milyon yıldır varlığını sürdürüyor. Ömürleri boyunca bir çay kaşığının ucu kadar bal üretmek uğruna 30 bin çiçek gezip, 240 km uçan arılar; kutuplar dışında Dünya’nın her yerinde yüz binlerce polen taşıyarak bitkilerin üremesini ve doğanın sürekliliğini sağlıyor. Gıdalarımızın en az üçte biri, arıların tozlaşma işlemi sayesinde elde ediliyor. Çiçekli bitkilerin ve ağaçların %80’i arıların taşıdığı polenler sayesinde çoğalıyor” dedi.

“Arılar Varsa Yarınlar Var” projesinin detaylarını aktaran Deniz Ataç, “Proje ile arıların doğa ve insan için önemi, ekosisteme katkıları ve arıları korumak için neler yapılabileceği konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Proje çocuklara ve yetişkinlere yönelik eğitim, etkinlik ve bilgilendirici bir web sitesinden oluşuyor. Bu çerçevede 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerini iki ders saatini kapsayan eğitimlerle buluşturarak onlara bir arı farkındalık kiti veriyoruz. Yetişkinlere ise 30 ilde farkındalık stantları, 10 ilde Arıların İzinde Bisiklet Turları ve bilgilendirici web sitesi ile ulaşıyoruz. Üç yıl sürmesini planladığımız proje boyunca 50 ilde 46 bin 500’ü çocuk olmak üzere toplamda 70 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Bu değerli projede emeği geçen başta Millî Eğitim Bakanlığı ve Balparmak olmak üzere herkese doğa adına teşekkürlerimizi sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

İstanbul Tarabya’da bulunan bir okul, ‘dilekler gerçek oluyor’ adlı sosyal sorumluluk projesi kapsamında Şanlıurfalı öğrencilerin dilekleri gerçeğe dönüştürdü.

İstanbul Tarabya’da bulunan uluslararası ve Türk öğrencilerin bir arada eğitim aldığı bir okulun her yıl, maddi durumu dezavantajlı olan köy okullarındaki öğrenciler için düzenlediği ‘dilekler gerçek oluyor’ adlı sosyal sorumluluk projesi kapsamında bu kez Şanlıurfalı öğrencilerin dilekleri gerçeğe dönüştürüldü. 2013’den bugün kadar, okul aile birliği ve öğrencilerinin büyük desteğiyle öncelikle Ağrı, Erzurum, Balıkesir, Şanlıurfa Harran ve bu kez de Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesindeki Yediyol ilkokulu öğrencilerinin dilekleri gerçek oldu.

Proje kapsamında öğrencilerin günlük ihtiyaçlarını hayal ederek boyadığı ve resmettiği dileklerin olduğu mektuplar, Yediyol İlkokulundaki Gürbüz öğretmen tarafından İstanbul’daki okulun öğrencilerine ulaştırıldı. İstanbul’a ulaştırılan ve tek tek zarflara konulan bu dilekler, okul aile birliği organizasyonuyla tüm öğrenci ve velilere dağıtıldı. Zarfları açtıklarında oyuncaklar, hediyelik eşyalar bekleyen Tarabya’daki okulun öğrenci ve velileri, bunlar yerine günlük hayatın parçası olan ve bu çocuklarda eksik olan eşyaları görünce duygusal anlar yaşadılar.

Eğitimde fırsat eşitliğine olan inancını her yıl yaptığı projeler ile ortaya koyduklarını kaydeden Tarabya’daki okulun temsilci ve okul aile birliği üyeleri, tüm öğrenci ve velilerin ortaya koydukları proje sayesinde çocukların sadece okul ihtiyaçları değil, günlük hayatlarında kullanabilecekleri kıyafet, ayakkabı ve oyuncaklar toplayarak büyük gün için hazırlıkları gerçekleştirdiklerini belirttiler. Her öğrenci için bir okul çantası, içine okul ihtiyaçları ve resmini çizdikleri dileklerinin yanı sıra Tarabya’daki özel okulun öğrencileri kendilerine çıkan öğrencilere birbirinden güzel, anlamlı ve duygu dolu mektuplar yazdılar.

Proje başlangıcında Tarabya’daki özel okulun öğrencileri ve velileri, Yediyol İlkokulu çocukları için birbirinden farklı etkinliklerle bir fon oluşturduğu kaydedildi. Yılboyu yapılan tüm etkinlikler ile oluşturulan ve desteklenen fon sayesinde elde edilen gelirle öğrencilerin ihtiyaç duyabilecekleri hemen hemen her şey özel olarak paketlendi. Toplanan hediyeler tek tek kutulara kondu ve Şanlıurfa’ya gönderilmek için hazır hale getirildi. Tüm hediyelerin paketlemelerinin tamamlanması ve Şanlıurfa’ya doğru kargo ile gönderilmesinin ardından, Tarabya’dan temsilci, öğrenci ve velilerden oluşan ekip Şanlıurfa’ya uçakla, oradan da Eyyübiye ilçesine minibüsle yola çıktı. Havaalanı çıkışında, Eyyübiye İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Demir, Yediyol İlkokulu öğretmeni ve öğrencileri ekibi çiçeklerle karşıladı.

İstanbul’dan gelen hediyeler ihtiyaç sahibi ve dileklerini resimlerle anlatan öğrencilere dağıtıldı. Proje ekibi sınıflara girerek öğrencilere kendileri için tek tek özel hazırlanmış ve içleri kıyafet, ayakkabı, oyuncak ve okul eşyaları ile dolu okul çantalarını dağıttı. Tarabya ekibi: “Tüm emeklerin, tüm çalışmaların sonucunda, çocukların hediyelerini aldıklarında yaşadıkları mutluluğa birinci elden şahit olmak, her şeye değdi” diyerek duygularını paylaştılar.

Anlamlı ziyaretin ardından ekip, Şanlıurfa’nın yöresel yemekleriyle donatılmış yer sofrasında yemeklerini yemek üzere kendileri için özel hazırlanmış bir köy evine konuk oldular. Ardından, dünyaca ünlü Göbeklitepe Arkeolojik alanına götürülen ekip, Türkiye için değil tüm dünya için çok önemli bir değere sahip olan bu önemli tarihi mirası tanıma şansını elde ettiler.

Türkiye’de girişimcilik ekosistemini geliştirmek ve gençlere ilham vermek üzere kurulan Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın Fellow 2019 Programı için başvurular başladı. 24 Haziran’a kadar programa başvuran üniversite öğrencileri, bir yıl boyunca 500 TL burs alma, girişimcilik alanında ilham kaynağı olan rol modellerle tanışma, girişim elçileri olarak farklı etkinlik ve projelerde yer alma ve uluslararası girişim ağına katılma şansına sahip olacak.

Fellow 2019 Programı’na katılmak isteyen öğrenciler, 24 Haziran’a kadar http://gvfellowprogrami.com/ adresindeki başvuru formunu doldurarak başvurularını gerçekleştirebilecek. Altı adımdan oluşan seçim sürecinin yer aldığı programa başvurabilmek için T.C. vatandaşı olmak, Türkiye’de ikamet etmek, Türkiye’de dört yıllık bir üniversiteye girmeye hak kazanmış ve kayıt yaptırmış olmak, ekim ayından itibaren Türkiye’deki üniversitelerin 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında okuyor olmak gerekiyor.

Bu yıl Fellow Programı’na yine yoğun bir ilgi beklediklerini söyleyen Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Aygül, “Girişimcilik kültürünü ve ilhamını üniversiteli gençlerin enerjisi üzerinden tüm topluma yaymak amacıyla Fellow Programı’nı hayata geçirdik. Beşinci yılımızda programımıza yeni bir rekorla 112 bin başvuru aldık. Dünyada eşi benzeri olmayan bu programla fikirlere değil, insanlara yatırım yapıyoruz” dedi.

Gençleri neler bekliyor?
Fellow Programı’na katılma şansı bulan gençler, program kapsamında ulusal ve uluslararası bir ağın parçası oluyor. Her iki ayda bir rol model alabilecekleri başarılı girişimcilerle bir araya gelerek onların hikâyelerinden ilham alma fırsatını yakalayacak olan girişimci adayları, üniversitelerinde girişim elçileri olarak görev alıyor. Seçilen Fellow’ların en önemli misyonları arasında kendi çevrelerinde girişimcilik kültürünü yaymak, çarpan etkisi yaratmak ve Girişimcilik Vakfı’nın “giveback” felsefesi doğrultusunda toplumdan aldıkları destekle kazandıkları deneyimi yine toplumla paylaşarak başarıyı çoğaltmak bulunuyor. Seçim sürecini başarıyla tamamlayan Fellow’lar aynı zamanda program kapsamında bir yıl boyunca aylık 500 TL burs almaya hak kazanıyor.

TANAP, Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları (SEIP) kapsamında eğitim alanındaki yatırımlarının açılışlarına devam ediyor. Doğrudan Hibe Fonlama Mekanizması doğrultusunda hibe almaya hak kazanan Yahya Çavuş Görme Engelliler Okulu’ndaki spor salonunun, öğrencilerin sportif ihtiyaçlarına yönelik restorasyonu tamamlandı. Engelsiz Spor Salonu’nun açılışına Gelibolu Kaymakamı Hakan Kılınçkaya, Belediye Başkanı M. Mustafa Özacar, TANAP Kalite, İş Sağlığı Güvenliği, Sosyal ve Çevre Direktörü Fatih Erdem ve Okul Aile Birliği üyeleri, öğrenci velileri ve TANAP temsilcileri katıldı.

Görme engelli öğrenciler için engelsiz spor olanağı
SEIP tarafından desteklenen proje kapsamında okulun bahçesinde bulunan basketbol sahasının beton zemini yumuşak kauçuk malzeme ile restore edildi. Proje dahilinde ayrıca öğrenci ailelerinin ve diğer seyircilerin kullanımı için 50 kişilik bir tribün ve kız ve erkek öğrencilerin faydalanabileceği portatif soyunma kabinleri yapıldı. Spor salonunda kullanılmak üzere öğrencilerin ihtiyacı olan çeşitli spor malzemeleri ve ekipman teminin de yine TANAP tarafından en kısa sürede yapılacağı bildirildi.

Yahya Çavuş Görme Engelliler Okulu öğrencileri, kendileri için inşa edilen Engelsiz Spor Salonu’nda Görme Engelliler Federasyonu’nun imkân tanıdığı goalball, futsal B2-B3, futbol ve atletizm alanlarında milli sporcu olma yolunda sportif faaliyetler gerçekleştirilebilecek. Proje kapsamında öğrencilerin spor ile fiziksel kapasitelerini artırması ve psiko-sosyal rehabilitasyonlarına olumlu yönde katkı sağlanması amaçlanıyor.

“Yeteneğimi Keşfet” ana temasıyla düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından 1500 öğretmenin katıldığı Zirve’de her biri alanında uzmanlaşmış 17 konuşmacı, eğitim dünyasıyla ilgili sunum yaptı ve katılımcılara tecrübelerini aktardı. Zirve’de ilk gününün en önemli konuklarından olan eğitimin Nobeli olarak adlandırılan Küresel Öğretmen Ödülü’nün sahibi Filistinli öğretmen Hanan Al-Hroub da eğitime dair yaklaşımlarını paylaştı.

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı: Zirve’deki çıktılar mutlaka ele alınacak
Zirve’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren ve ‘Yeteneğimi Keşfet’ temasının önemine değinen İstanbul Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Milli Eğitim Bakanlığı olarak, yetenek haritalarının çıkarılması yeni tasarımlar ve araştırma merkezlerinin yeniden uygulanması gibi çalışmalarda öğretmenlerin her zaman odak noktasında olduğunu dile getirdi.

Okul Öncesi Eğitim Zirvesi gibi etkinliklere destek vermekten gurur duyduklarının altını çizen Yazıcı, “Buradaki çıktılar bizim için de önemli olacak. Stratejilerimizi gözden geçirirken burada konuşulanları, ortaya konan yeni verileri, yenilikçi yaklaşımları mutlaka ele alacağız” şeklinde konuştu

“Okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 70’leri geçecek”
Sahneye çıkan MEB Temel Eğitim Genel Müdürü Dr. Cem Gençoğlu ise sözlerine Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un selamlarını ileterek başladı.

Yapılan araştırmalarda, okul öncesi eğitim alan çocukların olumlu yönde farklılıklar gösterdiğine vurgu yapan Gençoğlu, “Öğrencileri yetenekleri olmadığı mesajını vermek yerine esasında hangi yeteneğe sahip olduğunu keşfetmeyi hedefleyen bir eğitim sistemine sahip olmalıyız” dedi.

1995 yılında okul öncesi eğitimde okullaşma oranının yüzde 5.1 olduğunu ifade eden Gençoğlu, 2017-2018 yılında bu oranın yüzde 66.8 seviyesine çıktığını duyurdu. Gençoğlu, 2018-2019 yılında ise okul öncesi eğitimde okullaşma oranının yüzde 70′leri geçmesini beklediklerini ifade etti.

Gelecek Eğitimde Derneği Başkanı Erdinç Aydoğan: Ülkemizin aydınlık geleceği için; “Yeteneğimi Keşfet”
Zirveye ev sahipliği yapan Gelecek Eğitimde Derneği Başkanı Erdinç Aydoğan yaptığı açılış konuşmasında, Zirve’yi üç yıl önce ilk olarak ‘‘Değerlerimiz ve Aile’’, ikincisini ‘‘Geleceğe Hazır Çocuklar’’ teması ile gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Ülkemizin aydınlık geleceğinin özel yetenekli çocukların ancak erken yaşta keşfi ve doğru eğitimi ile mümkün olacağına inandıklarını belirten Aydoğan, bu sebeple zirvenin ana temasını “Yeteneğimi Keşfet” olarak tespit ettiklerini dile getirdi.

“Çocuklarımızı dünya vatandaşı olarak yetiştirmeliyiz”
Zirve’nin ana sponsorlarından Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ ise yaptığını açılış konuşmasında çocuklarımızı dünya vatandaşı bireyler olarak yetiştirmenin çok önemli olduğunun altını çizdi. Dağ konuşmasına şöyle devam etti:
“Çocuklarımıza yaşlardan itibaren bilimi, teknolojiyi ne için kullanmaları gerektiğini öğretebilmek ve sürekli hatırlatabilmek gerekiyor. Kazanılan o bilgiler, beceriler geleceğimize yön veriyor. Bu nedenle bugünkü organizasyon da çok kıymetli. Burada olmaktan mutluluk ve kıvanç duyuyoruz.”

Dünyaca ünlü öğretmen Hanan Al-Hroub kendi yöntemlerini paylaştı
Filistin’de mülteci kampında büyüyen ve 2016 yılında Varkey Foundation tarafından verilen Küresel Öğretmen Ödülü’nü alan Filistinli Hanan Al-Hroub yaptığı konuşmasında okul öncesi eğitimin önemini bir kez daha vurguladı.

Çocuklarının ve eşinin okul dönüşü yaşadığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtulmalarıyla başlayan hayat hikayesini katılımcılarla paylaşan Hanan Al-Hroub, çocukların okul öncesi eğitiminde oyuncakların ve oyunların ne kadar etkili olduğunu sunumuyla gözler önüne serdi.

Hroub: Bu işin kaynağı hayalgücü ve ilhamdır”
Bir öğrenci sınıfını ve öğretmenini sevmemesi durumunda, eğitimine ve derslerine odaklanamayacağına inandığını belirten Al-Hroub şöyle devam etti:

“Tüm oyuncaklar çocuklar için bir eğitim aracına dönüşebilir. Oynayarak öğrenme çocukların gelişiminde ve eğitiminde en önemli tekniktir. İlham ve hayalgücü bu işin kaynağıdır. Sınıftaki mutluluk, dışarıdaki mutluluğuna da yansıyacaktır. Şiddet ise gerek hayatları, gerekse eğitimleri konusunda çocukları engelleyebilecek en büyük etkendir. “

Geleceğin Eğitimcisi Özel Ödülü Şanlıurfa’ya gitti
Zirve’de, Geleceğin Eğitimcisi Özel Ödülünün sahibi Şanlıurfa’dan Yaşam Sokağı Çıraklık Eğitimi Projesi ile Ayşegül Işık’ın oldu. Zirve’de 3’ü kurumsal 8’i bireysel olmak üzere 11 adet ödül verildi. Kazananlara İGA’nın destekleri ile İstanbul Havalimanı inşaatındaki iş makinası atıklarından, özel sanatçılar tarafından dizayn edilen çevreci plaketler sunuldu.

Gelecek Eğitimde Platformu ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile Türkiye genelinde 2752 okul öncesi öğretmenine uygulanan 97 soruluk “Türkiye’de Okul Öncesi Eğitimin Genel Durumu” anket sonuçları da açıklandı.

17 konuşmacı okul öncesi öğretmenlerle buluştu
Etkinliklerde gün boyu birbirinden değerli 17 konuşmacı, salonu dolduran katılımcılara eğitim süreçleriyle ilgili sunumlar yaptı. Konuşmacılar arasında eğitim camiasının duayenlerinden Prof. Dr. Aytaç Açıalın, Prof. Dr. Belma Tuğrul, Vantrolog Çiğdem Dağtekin, Trend Avcısı Serdar Kuzuluoğlu gibi önemli isimler katılımcılarla buluştu.

4 Mayıs Cumartesi günü başlayan etkinliğin ikinci günü ise İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Balat Kampüsü’nde 25 atölye çalışması gerçekleştirilecek ve Çocuk Yetenekler Resim Sergisi 11 Mayıs tarihine kadar sürecek.

Türkiye’ye yıllık 28 milyar dolar döviz kazandıran tekstil, konfeksiyon ve deri sektörlerinin nitelikli mühendis ihtiyacını karşılamak amacıyla Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından 8 önce “Tekstilde Gelecek Var” sloganıyla başlatılan “Modanın Mühendisleri Projesi” burs ile taçlandı.

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin ilk kıvılcımı yaktığı “Modanın Mühendisleri Projesi”ne; Türkiye Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Tekstil ve Hammaddeleri, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulları ve Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası sahip çıktı. Ticaret Bakanlığı da, tekstil ve deri mühendisliğini tercih eden başarılı öğrencilere burs verilmesine olur verince Tekstil ve Deri Mühendisliklerinin gençler tarafından tekrar tercih edilmesinin yolu açılmış oldu.

Üniversite sınavlarında başarılı olan öğrencilerin tekstil ve deri mühendisliklerini tercih ettiklerinde asgari ücret tutarına sahip olacağı protokol Türkiye Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Tekstil ve Hammaddeleri, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulları, Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası Başkanları ile Yükseköğretim Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç arasında YÖK Genel Merkezi’nde imzalandı. Protokol, Türk tekstil, konfeksiyon ve deri sektörlerinin kalifiye mühendis ihtiyacının karşılanmasına zemin hazırladı. Protokol ile birlikte burs resmiyet kazanırken, YÖK’ün 2019/20 dönemi tercih klavuzuna yetiştirildi.

Sektörün Mühendis İhtiyacı Karşılanacak
Burs projesi hakkında açıklamalarda bulunan Ege ihracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Ege Tekstil ve Hammadeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi; “Sektörümüzde nitelikli mühendis ihtiyacı en önemli konuların başında geliyor. Bu konuda son yıllarda sorun yaşıyoruz. İhtiyaç giderek artacak. Bu proje ile önümüzdeki dönemde sektörümüzün mühendis ihtiyacını karşılayacağımızı umuyoruz.” şeklinde konuştu.

Modanın mühendisleri projemiz maksimum verime ulaşacak
Modanın Mühendisleri projesi ile tekstil mühendisliğine olan ilginin artırılması konusunda kapsamlı bir proje yürüten Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş ise; “Biz EHKİB olarak sektörün bu alandaki ihtiyacını görüp ‘Modanın Mühendisleri’ projemizi devreye sokmuştuk. Bu proje ile tekstil mühendisliğinin kariyer planlama aşamasındaki öğrencilere tanıtılması, bölümün imajının artırılması noktasında çalışmalarımız hem öğrenciler, hem öğretmenler hem de veliler odaklı olarak devam ediyor. Burs projesi ise bizim çalışmalarımızın verimini maksimuma çıkartacak bir fırsat sunuyor.” şeklinde konuştu.

Tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinde var olan mühendis ihtiyacının deri sektörü için de geçerli olduğunu ifade eden Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar ise proje ile sektörümüze nitelikli mühendisler kazandırarak kalite çıtasını yukarılara çekmeyi hedefliyoruz dedi.

12 ihracatçı birliği destek veriyor
Başarılı öğrencilerin tekstil ve deri mühendisliği bölümlerini tercih etmesini ve bu bölümlere olan
ilginin artmasını amaçlayan proje kapsamında yaklaşık 100 öğrenciye burs verilmesi ön görülüyor. Türkiye genelinde ilgili sektörlerde faaliyet gösteren toplam 12 İhracatçı Birliği tarafından desteklenen projede burs ücretleri Birliklerinin bütçelerinden karşılanacak.

Asgari Ücret Kadar Burs
Uygulamaya göre, öğrenciler üniversite giriş sınavlarındaki başarı sıralamasına göre bursa hak kazanacak. Sınav sonuçlarına göre ilk 20 bin arasındaki öğrencilerden tekstil mühendisliğini seçen öğrencilere asgari ücret kadar burs verilecek. İlk 20 bin ile 50 bin arasından seçim yapanlara asgari ücretin yüzde 70’i, ilk 50 bin ile 80 bin arasından seçim yapanlara ise asgari ücretin yarısı kadar burs imkanı sağlanacak.

Deri mühendisliğini tercih eden öğrencilerde ise; ilk 20 bin arasında yer alan öğrenciler asgari ücret tutarında bursa hak kazanırken, puan sıralamasında ilk 20 bin ile 60 bin arasında yer alan öğrenciler deri mühendisliğini seçtiğinde yüzde 70, ilk 60 bin ile 100 bin arasındaki öğrenciler ise; deri mühendisliği tercihinde yüzde 50 bursa hak kazanacak. Burs kazanan öğrencilerden her yıl 4 üzerinden 2.5 puan ya da 100 puan üzerinden 65 puan ve üzeri ortalama tutturdukları takdirde öğrenim hayatlarının sonuna kadar burstan yararlanabilecek.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Eylülde çok yönlü olarak öğretmen eğitimi, okullarımızın şartlarının düzenlenmesi, materyal, ders araç ve gereçlerinin tanzimi gibi birçok parametrede, Türkiye´deki okullarda yabancı dil öğretiminin nasıl dönüştürülebileceği konusunda büyük ölçekli pilotlamalarımız başlayacak.” dedi.

MillÎ Eğitim Bakanlığı MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından, 2023 Eğitim Vizyonu hedefleri doğrultusunda planlanan yabancı dil eğitimi reformu kapsamında, yabancı dil politikalarının, dil öğretim standartlarının ve sınıf içi uygulamalarının geliştirilmesi, yabancı dil öğretmenlerinin genel ve özel alan yeterliklerinin artırılması hedefine dönük olarak “Yabancı Dil Eğitim Forumu” düzenlendi.

Forumun açılışında konuşan Millî Eğitim Bakanı Selçuk, yabancı dil eğitiminin, 2023 Eğitim Vizyonu çerçevesinde önemsedikleri konulardan biri olduğunu söyledi. Yabancı dil eğitimi konusunda ulusal ve uluslararası düzeyde birçok uygulama olduğuna işaret eden Selçuk, kendilerine özgü bir model ve modalite geliştirme ihtiyacının olduğunu vurguladı.

Selçuk, literatürden hayata değil hayattan literatüre giden eylem sürecinin çok daha işlevsel olacağını belirterek, “Okullarımızdaki çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin yaklaşımları, velilerimizin tutumları, bunların hepsinin yabancı dillerle ilgili nasıl bir bağlamda olduğunu ortaya koymadan, literatür temelli bir çalışma yapmamız sıkıntı.” diye konuştu. Eğitim fakültelerinden bazılarının yabancı dil eğitimi konusunda ihtisaslaşmasını beklediklerini ifade eden Selçuk, “Dünyada birçok üniversitede matematik, fen, dil veya öğretmen eğitimi öne çıkabilir. Bu tür meşhur üniversiteler ve fakülteler var.” ifadesini kullandı.

“Eylülde büyük ölçekli pilotlamalarımız başlayacak”
Selçuk, forum kapsamında katılımcıların birikim ve eleştirileri çerçevesinde bundan sonra yapılacaklar konusunda strateji ve politika belgesinin ortaya konulmasının önemini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Devlet okullarında yürüttüğümüz pilot çalışmalar var. Resmi okullarımızda yürüyen bu pilot çalışmaların sonuçlarını merak ediyoruz. Eylülde çok yönlü olarak, öğretmen eğitimi, okullarımızın şartlarının düzenlenmesi, materyal, ders araç ve gereçlerinin tanzimi gibi birçok parametrede Türkiye´deki okullarda yabancı dil öğretiminin nasıl dönüştürülebileceği konusunda, birdenbire bütün ülkeyi etkilemeksizin, daha küçük gruplarda büyük ölçekli pilotlamalarımız başlayacak. Pilotlamaların sonucunda bir sonraki yıl ülke ölçekli yeni bir model ve hayattan yola çıkan bir yaklaşımla bu işi gündemde tutacağız.”

Yabancı dil eğitimini sadece bir ders veya müfredat konusu olarak görmediklerinin altını çizen Selçuk, “Bunu ekonominin kalkınmasıyla ilgili bir mesele olarak da görüyoruz. Türkiye´nin dünya devleti olmasıyla ilgili olarak da görüyoruz. Dolayısıyla bu bizim için sadece operasyonel bir mevzu değildir, aynı zamanda stratejik bir meseledir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Öğrencilerimizi neden konuşturamadığımızın cevabını aramalıyız”
Açılışta konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Emrullah İşler de Türkiye´de eğitimin tüm kademelerinde yabancı dil öğretilmesine karşın istenilen neticenin elde edilemediğini belirtti. Yabancı dil öğretmenlerinin, dünyada uygulanan yabancı dil öğretim tekniklerinin hepsini öğrenerek yetiştiklerine işaret eden İşler, “Öğretmenler sınıftaki sürenin yüzde 90´ında konuşuyor. Bu durumda diyalog değil monolog söz konusu oluyor. Öğrencilerimizi neden konuşturamadığımızın cevabını aramamız gerekiyor.” dedi. İşler, forumdan çıkacak sonuçların Türkiye´de yabancı dil eğitiminin seviyesinin yükselmesine katkı sağlamasını diledi.

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da Türkiye´deki yabancı dil eğitiminin bugüne kadar birçok konu üzerinden tartışıldığını belirterek, forumla amaçlarının ortak bir akıl ile toplumsal mutabakat metni oluşturmak olduğunu kaydetti.

Atölye çalışmaları yapılacak
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü uzmanlarının koordinasyonunda iki gün sürecek forumda, dünyada ve Türkiye´de yabancı dil öğretimi, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça dil gruplarının öğrenme yöntem ve teknikleri, öğretmen yeterlikleri, teknolojinin dil öğretimindeki rolü ve okul ekosistemleri konu başlıklarında atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Forum, İngilizce, Almanca, Fransızca ve Arapça dil öğretimine yönelik alanda faaliyette bulunan Goethe Institute, British Council, Institute de France gibi kültür enstitüleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve yabancı dil öğretmenlerinin katılımıyla yapılıyor. Bu arada, açılışa İngiltere´nin Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott de katıldı.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et