Anasayfa Genel

4,5,6 Temmuz’da İstanbul Lütfi Kırdar’da düzenlenecek Üniversite Tercih Fuarında adaylar hangi üniversiteye yerleşebileceklerini öğrenecekler.

LYS sonuçları açıklandı. Üniversite adayları şimdi aldıkları puanla hangi üniversitede öğrenim görmeye hak kazandıklarını öğrenmeyi bekliyorlar.

4,5,6 Temmuzda İstanbul Lütfi Kırdar‘da gerçekleştirilecek Üniversite Tercih Fuarına gelecek adaylar katılımcı üniversitelerin eğitim uzmanları ve akademisyenleri ile yüz yüze görüşebilecekler. Aday öğrenciler tercih danışma sisteminden faydalanarak hangi üniversiteye yerleşeceklerini daha şimdiden öğrenebilecekler.

Türkiye genelinden 100 ‘e yakın üniversitenin katılımıyla gerçekleştirilecek. olan bu büyük fuarda, katılımcı üniversitelerin rektörleri seminerler verecek. Adaylar istedikleri üniversitenin seminer programına katılarak Üniversite Rektörüyle tanışabilecekler.
Ayrıca fuar boyunca verilecek eğitim seminerlerine katılacak uzmanlar Doğru Tercih, Tercihin Altın Kuralları başlıklı sunumları gerçekleştirecekler.

Fuar 4,5,6 Temmuz tarihlerinde 10:00 / 18::00 saatleri arasında üniversite adaylarına, eğitimcilere, velilere ve tüm ziyaretçilerine ücretsiz olarak açık olacak.

0 1149

Gençler arasında şiddet eğilimini azaltmak için hayata geçirilen ‘Ben Ergenim’ projesi çerçevesinde 6 ilde 2.857 öğrenci, 505 ebeveyn ve 215 öğretmen ile yapılan araştırma Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV), AstraZeneca Türkiye ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile gerçekleşti.

Çalışma, İstanbul, Sakarya, Kırlareli, Bolu, Eskişehir ve Sinop’ta uygulanmaya başlandı.

Gençlerin şiddet eğiliminin yaş ilerledikçe arttığını gösteren araştırmaya göre, bu eğilim erkeklerde daha yüksek gözlenirken, kızlarda umutsuzluk daha fazla görülüyor. Ergenlik ve sorunlarının yaş büyüdükçe yoğunlaştığı tespit edilen projeye göre, ergenler arasında şiddet eğilimi eğitim sonrasında ölçülebilir oranda azalıyor, umut ise artıyor. İl verilerine göre, ailelerin eğitim düzeyi İstanbul, Sakarya ve Kırklareli’nde ortaöğretim, Bolu’da ilköğretim, Sinop’ta ilköğretim sınırında.

Ergenlikte anne baba ve öğretmen çok önemli
Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Uzman Psikolog Nesteren Gazioğlu danışmanlığında yürütülen çalışma ile ilgili bilgi veren TOÇEV’in Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Uygun şunu söyledi: “Saha çalışmaları bize, sorunlu geçen ergenlik dönemindeki en büyük etkinin, anne, baba ve öğretmenlerde olduğunu gösteriyor. Bu dönemi anlayarak bilinçli hareket eden yetişkinlerle büyüyen çocukların bu evreyi çok daha rahat atlattıklarını görüyoruz. Ben Ergenim ile, bir yandan gençlerimizin şiddet dürtülerini farklı yöntemlerle zararsız noktalara kanalize ederken diğer yandan da aileler ile öğretmenlerin ergenlik ile ilgili farkındalıklarını arttırmalarını sağlıyoruz.”

Ben Ergenim projesi, atölye çalışmaları ve seminerlerin yanı sıra, geniş kapsamlı bir metodolojik çalışma da içeriyor. Çalışma kapsamında verilen eğitimin kalıcı olması ve bilginin yaygınlaştırılması amacıyla hem ergenlere, hem de velilere yönelik kitapçıklar hazırlandı. Bu kitapçıklar, okullarda dağıtılıyor. Çocukların ilgisini çekmek ve onlara farklı bir dilden ulaşabilmek amacıyla, proje mesajlarını karikatürlerle anlatmak üzere bir çalışma da yapıldı.

3 yıllık saha çalışması hedefiyle hayata geçirilen projeni bilimsel makale olarak yayınlanacak.

0 2633

Nişantaşı Üniversitesi, eğitim hayatına, Engin Fikirler Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından Nişantaşı Meslek Yüksekokulu olarak; 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Osmanbey’de başladı. Osmanbey’deki bina yetersiz kaldığı için büyümesiyle beraber Paşa Kampusu’na geçti. 30 lisans ve 42 ön lisans programı ile 400’ün üzerinde akademisyen ve sekiz bine yakın öğrencisiyle büyümeye devam ediyor.

Önümüzdeki yıl Kağıthane’deki Sadabad Kampusu da eğitime başlayacak.

İnsan sağlığına zarar vermeyen, doğal malzemelerle inşa edilen, nefes alabilen, doğayı kirletmeyen ve radyoaktif barındırmayan Türkiye’nin ilk organik üniversite kampusu hayata geçiriliyor. Nişantaşı Üniversitesi öğrencileri ve çalışanları ile beraber yine onlar için büyüyen bir kuruluş olarak gelişmeye devam ediyor. Yatırımlarını her zaman öğrencileri ve çalışanları için yapan üniversite, Kağıthane’nin Sadabad bölgesinde 40 dönümlük arazinin içinde 20 bin metrekare amfiler, uygulama laboratuvarları ve akıllı sınıflardan oluşan kampus, teknolojik altyapısı ile olduğu kadar doğaya duyarlı yapılanması ile de öğrencilerine huzurlu ve farklı bir eğitim vermeyi amaçlıyor.

Mütevelli Heyet Başkanı Levent Uysal, “Ulaşım kolaylığı ve iş dünyasına yakınlık kadar çevreye duyarlılığı da önemsiyoruz” diyerek şunları söyledi:
“Osmanbey ve Bayrampaşa gibi ulaşım kolaylığı açısından öğrencisine ayrıca avantajlar sağlayan üniversite yeni kampusunu da Kağıthane’nin Sadabad bölgesinde eğitimöğretime açıyor. Osmanbey ve Bayrampaşa’ya Kampus kurarken metro ve metrobüs gibi temel toplu taşıma imkânlarına ulaşım kolaylığını çok önemsedik. Öğrencilerimizin aldığı eğitim kadar sektöre yakın olmalarını, hayatlarını olabildiğince kolaylaştırmayı hedefledik.”

Mütevelli Heyet Başkanı Uysal, Nişantaşı Üniversitesi’nin eğitim sistemi ile ilgili şu bilgileri verdi:
Eğitimde gelenek çok önemlidir. Bunun için de ilk adımlardan biri belli doğrular ve değerler çerçevesinde ilerlemektir. Babam Doç. Dr. Cevdet Uysal, Çukurova Üniversitesi kurucularındandır. Biz aileden gelen birikimimizi ve inancımızı iş hayatındaki 25 yıllık tecrübemizle birleştirerek bu yola çıktık. Özellikle bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinde uzun yıllar yöneticilik yapmak sektörün ihtiyaç duyduğu ve öncelik tanıdığı eleman ihtiyacını da doğru tespit etmemizi sağladı.

Gençlerin hedeflerine ulaşmak için ilerledikleri yolda en büyük yardımcıları almış oldukları eğitimin yaşamla uyumlu olmasıdır. Yaşamla iç içe geçmiş bir eğitim günümüzde her zamankinden daha değerlidir. İş hayatını teorik birikimler ve deneysel ortamlar kadar yaşamın içinde de öğrenmek mücadelelerine adım atarken gençleri daha cesur, daha bilinçli ve daha birikimli kılacaktır. Bir eğitimci olarak en büyük tutkum, tecrübemi ve hayata farklı bakışımı öğrencilerimize aktararak kalıcı bir kültür oluşturmaktır.

İNSAN KAYNAKLARI ATÖLYESİ
Üniversite eğitimi hiç şüphesiz gençlerimizi geleceğe hazırlayan en önemli adımlardan biri. Mesleki kariyerleri kadar kendilerini nasıl ifade edeceklerini, nasıl geliştireceklerini, eksik ve zayıf yanlarını da en iyi üniversite döneminde keşfediyorlar. Gençlerimizin hem kendilerini tanımalarını sağlamak hem de kendilerini dış dünyada özellikle de iş dünyasında nasıl tanıtacakları konusunda yardımcı olmak için bir İnsan Kaynakları Atölyemiz var.

İŞ DÜNYASININ İHTİYAÇLARINA GÖRE ÖĞRENCİ YETİŞTİRİYORUZ
Bu atölyemiz gençlerimize henüz daha öğrenciyken staj ve iş imkanı sağladığı gibi kariyer planlamalarını uzun vadeli ve kendilerini mutlu edebilecekleri bir şekilde yapabilmeleri için de yardımcı oluyor. Nasıl özgeçmiş hazırlanacağından, iş mülakatlarında nasıl davranmaları gerektiğine, mesleklerini tamamlayacak ve ön plana çıkarak hangi alanlarda kendilerini geliştirmeleri gerektiğine dair öğrencilerimiz yönlendiriliyor. Verdiğimiz bütün lisans ve ön lisans programlarıyla ilgili sektörden çözüm ortaklarımız var. Biz eğitim sektörüne adım atarken daha önceki bütün deneyimlerimizi artı değer olarak öğrencilerimizin yararına sunduk. Öğrencilerimiz, daha eğitimlerinin başındayken onlara sunduğumuz staj ve yarı zamanlı iş imkanlarıyla hem iş dünyasını tanıyıp mesleki deneyim elde ediyorlar, hem de ne istediklerini daha iyi anlıyorlar. Sonrasında da yine bizim çözüm ortaklarımıza ait firmalarda işe başlıyorlar.

PERSONELİMİZİN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ KENDİ ÖĞRENCİ VE MEZUNLARIMIZ
İş dünyasıyla geliştirdiğimiz köklü işbirlikleri sayesinde ortak müfredat oluşturuyoruz. Her sektöre ihtiyacı doğrultusunda kaliteli insan kaynağı oluşturulmasını sağlıyoruz. İş dünyasının neye ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Personelimizin önemli bölümü kendi öğrencilerimiz ve mezunlarımız. Biz, bizimle birlikte büyüyecek ve kendisini aileden biri gibi görecek öğrenciler ve çalışanlar istiyoruz. Bizim çalışanlarımızın önemli bir bölümü kendi öğrencilerimiz ve mezunlarımızdan oluşuyor. Çünkü biz verdiğimiz eğitime güvendiğimiz gibi beraber gelişmenin kıymetinin de farkındayız. Kültür aktararak ve yaşayarak korunur. Bu yaşam alanında olduğu kadar eğitim ve iş hayatında da geçerli.

30 kişilik sınıflarda birebir uygulamalı eğitim
Bire bir eğitim vermeyi amaçlayan Nişantaşı Üniversitesi 30 kişilik sınıfları ile öğrencilerine proje yönetimini öğreterek yaşatmayı hedefliyor. Düşük sınıf mevcutları ile öğrencinin bilgiyi alabilmek kadar uygulayabilmesini ve kendini ifade edebilmesini sağlıyoruz.

Özellikle teknik bölümlerde düşük sınıf mevcudu, alınan eğitimin kalitesi açısından son derece önemlidir. Öğrencilerimiz rahatlıkla uygulama laboratuvarlarında aldıkları teorik alt yapıyı pratikle bütünleştirme imkanı buluyor.

Öğrencilerin alacağı diploma kadar kişisel, duygusal ve bilişsel gelişimi de önemseyen Nişantaşı Üniversitesi, her öğrencinin önemli olduğundan hareketle kendilerini ifade etmeleri, hayallerine giden basamakların ilk adımlarını bizimle beraber çıkmaları ve sağlam kurmaları için bütün imkanlarımı sunuyor. Teknik alt yapısı, uygulama laboratuvarları kadar akademik kadromsu ile bire bir öğrenciyle temas edebilmesi ve öğrenciyi tanıyıp yönlendirmesi de üniversitenin en önemli hedeflerinden biri.

Öğrenciler kadar velileri de düşünüyor
Nişantaşı Üniversitesi, kaliteli eğitim vermek kadar bunu herkes için ulaşılabilir kılmak için de çalışıyor. Kampus yeri seçiminden burs imkanlarına kadar her şey, iyi eğitimi daha çok kişiye ulaşılabilir kılmak için.

Nişantaşı Üniversitesi’nin bölüm ve programlarının üçte ikisi, yüzde 75 burs oranıyla öğrenci alıyor.

Vakıf bilinciyle yola çıkan ve “vakfetme” prensibiyle hareket eden üniversite, öğrenciler kadar velileri de düşünerek uzun ve zorlu bir süreç sonunda üniversiteye gelen öğrencilere yüksek oranda burs veriyor. Böylece öğrencilerin çalışmalarını ödüllendirdiği kadar velilerin de sırtından yük alabilmek için bütün kolaylıkları sunuyor.

Üniversitenin mühendislik bölümlerinin tamamı yüzde 75 burs veriyor. Yine gittikçe önem kazanan mesleklerden Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Radyo Televizyon ve Sinema, İç Mimarlık gibi bölümleri de yüzde 50 burs oranıyla öğrenci alıyor. İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi bölümlerimiz ve meslek yüksekokulu programlarının yine yaklaşık üçte ikisine yüzde 75 burs oranıyla öğrenci alınıyor.

Nişantaşı Üniversitesi’nde verilen burslar disiplin suçu dışında asla kesilmiyor.

Üniversitede sosyal hayat
Nişantaşı Üniversitesi kaliteli eğitimi kadar sosyal imkanları ve öğrenci kulüpleri ile de öğrencilerin kendilerini geliştirmeleri ve ifade edebilmeleri için imkan sağlıyor. Girişimcilik ve Kariyer Kulübü, Kişisel Gelişim Kulübü, Sivil Havacılık Kulübü, Psikoloji Kulübü, Flaneur Kulübü, UniBjk, Ultraslan GS, UniFEB, Müzik Kulübü, Dans Kulübü, Radyo Kulübü, Tiyatro Kulübü, Sosyal Yardımlaşma Kulübü gibi kulüpler bulunuyor.Öğrencilerin kurduğu ve yayın yaptığı Radyo Nişantaşı sık sık canlı yayında ünlü isimleri ağırlıyor ve birlikte yayın yapıyor.

Radyonun kurucularından Okan Gürel, ticari kaygıları olmadığını, çok sağlam bir ekipleri olduğunu, internet radyosu oldukları halde çok iyi bir arayüz geliştirerek profesyonel çalıştıklarını dile getirdi.

Gürel sözlerine şöyle devam etti: “Radyo Nişantaşı’nı kurmamızdaki başlıca amaç; üniversitemiz içerisinde radyo ve televizyon programcılığı, radyo televizyon ve sinema bölümlerindeki öğrencilere bir nevi staj imkânı sunmak, radyo ve radyoculuğu göstermek, sektörde başlarına gelebilecek olaylara karşı öğrencileri hazırlamak. Böylece bölümlerinden mezun olana kadar kendilerini bilen, yayın yapmış veya donanımsal olarak kendisini geliştirmiş bireyler olarak okulumuzdan mezun olacaklar.”

0 943

Televizyon ve çocuk konusundaki soruları Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Alıcı yanıtladı.

1) Çocuklar günde en fazla kaç saat televizyon izlemeli?
- Mümkün olduğu kadar az izlemeliler. Yaşa bağlı olmakla birlikte çocukların televizyon izleme zamanı günde iki saati asla geçmemesi gerekiyor.

2) Ailenin, çocuk her ağladığında, yemek yemediğinde, huysuzlandığında televizyona başvurması, çocuğu onunla oyalaması doğru mu?
- Doğru değil ama bu, anne-babalar tarafından sıkça yapılıyor. Bu kolayına kaçmaktır. Beş yaşından küçük çocuklara yemeğini yediğinde ödül olarak televizyon izlemek yerine, birlikte oyun oynamak teklif edilebilir. Huysuzlanma ve ağlama gibi durumlarda bu kesinlikle yapılmamalı, çünkü iki kötü davranış birden pekiştirilmiş olur.

3) Aile ile birlikte izlendiği sırada televizyonda uygunsuz, zararlı bir davranış olduğunda anne-baba nasıl davranmalı?
- Aile, çocukla birlikteyken beraber izleyebileceği programları seçmeli. Ancak bu sağlansa da sakıncalı sahneler olabiliyor. Bu durumlarda ise anne-baba, böyle davranışların neden sakıncalı olduğunu açıklarsa, çocuk üzerindeki zararlı etkileri önlenebilir.

4) Kaç yaşına kadar çocuğun televizyon izlenmesi önlenmeli?
- Yaşı ne kadar küçükse çocuk o kadar az televizyon izlemeli.

5) Çocuğu televizyondan uzak tutmanın yöntemleri neler?
-Çocuğu televizyondan uzak tutmak için cezaya başvurulmamalı. Onun yerine alternatif davranışlar pekiştirilmeli, ödüllendirilmeli. Anne-baba çok televizyon seyretmenin çeşitli nedenlerle zararlı olabileceğini bilmelerine rağmen bu durumu çocuğa bakmanın en kolay yollarından biri olarak görebiliyor. Ancak yapılması gereken (kitap okumak gibi) çocuğa farklı seçenekler sunulması ve bunların düzenli olarak yerine getirilmesi.

Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Bayyurt, “Yabancı dil eğitiminde en kazançlı dönem 2-7 yaş arası. Bu süreçte çocuklar dil öğrenme gelişimlerini tamamlar ve sembollerle düşünmeye başlar” diyor.

Uzmanlara göre yabancı dil eğitimi küçük yaşlarda başladığında öğrenme daha kalıcı oluyor. Avrupa Birliği ülkelerinde erken çocukluk döneminde başlatılan eğitimlerde öğrencilerin bütün derslerle etkileşim içinde öğrenmesi sağlanıyor. 2 ile 7 yaş aralığının dil öğrenmede en verimli dönem olduğunu anlatan Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Bayyurt, “3-5 yaş çocuğuna verilecek yabancı dil eğitimi 7-9
yaştan farklı” diyerek erken dönemin önemine değindi. Bayyurt ailelere şu önerilerde bulundu: Öğrenme kapasitesinin en yüksek olduğu dönem küçük yaşlar. Çocukların yabancı dil öğrenmesi üzerine yapılan bilimsel çalışmalar dil öğrenimine başlama yaşının 3-4 olduğunu gösteriyor. Bu süreç doğal bir biçimde gerçekleşiyor. Bebekler yaşamlarının ilk aylarında dünyadaki tüm dilleri oluşturan 200 sesi algılama kapasitesine sahip. Zaman içinde bu yeteneklerini yitirerek anne-baba veya bakıcılarından duydukları sesleri ve kelimeleri kullanarak da ilk anlamlı sözcük ve cümleleri kurmaya başlar ve konuşmayı öğrenirler. 24-30 aylık bebekler anadilinde dilbilgisi açısından basit anlamlı cümleleri kurup iletişime geçerler. Çocuklar esnek beyin yapıları nedeniyle 5 yaşına kadar öğrendikleri dili daha hızlı ve ana dil telaffuzuna yakın konuşacak şekilde öğrenirler. Bilgileri uzun süre zihinlerinde tutarlar.

İKİNCİ DİL İÇİN 3 YAŞ İDEAL
2-7 yaş arası en kazançlı dönem. Bu süreçte çocuklar dil öğrenme gelişimlerini tamamlamaya ve sembollerle düşünmeye başlar. Olayları sadece bir yönüyle düşünseler de kısıtlı bile olsa mantık yürütebilirler. Ben-merkezlidirler,
başkasının bakış açısını algılayamazlar. Bu dönemde onlara sunulan ikinci dili, bu şekilde bir bütünsellik içinde bakarak benimser ve algılarlar. Bu nedenle ikinci dili çocuklara öğretmek için en ideal zaman 3 yaştır. Bu dönemde çocuk, artık birinci dilinde gelişimini kısmen tamamlamış düzgün basit cümleler kurabilir. Kelime hazinesi de 300’e kadar genişler. Bu aşamada ikinci bir dilin çocuğa sunulması onun birinci dilde gelişimine herhangi bir şekilde etki etmez. Çünkü bilişsel olarak hala her şeye bir bütünsellik içinde bakarlar. Bu konuda eğitim almış, çocuk gelişim ve psikolojisinden anlayan, nasıl dil öğrendiğini bilen öğretmenlerle eğitim verilmeli. Çünkü 3-5 yaş çocuğuna verilecek yabancı dil eğitimi 7-9 yaştan farklı olur. Avrupa ülkelerinde çok dilli ve kültürlü ortamda çocukların yetiştirilmesi için erken başlanıyor. Böylece, ileride farklı toplumlar arasında iyi iletişim kurabilen bireylerin yetişmesi sağlanıyor. Özellikle İngilizce küresel dil olduğu için birçok ülke eğitim politikalarını buna göre belirleyebiliyor. Bunun yanında anaokulu başta olmak üzere ilkokulda iyi öğretim, etkin öğrenme ortamı da gerekiyor.

EVDE EĞİTİM BEBEKLİKTE BAŞLAYABİLİR
Ev eğitiminde bebeklikten itibaren çocukların İngilizce duymaları sağlanabilir. Televizyon programları, müzik bu konuda yardımcı olur. İngilizce çocuk şarkıları dinletilebilir, oyun ve tekerlemeler öğretilebilir, çizgi film seyredilebilir. Yabancı dilde hikayeler okunabilir. Çocuklarla birlikte etkinlikler düzenlenmeli. Örneğin, ödev olarak verilen boyamalar birlikte yapılmalı. Teknolojik aletlerle tanışıklığın artması ile kullanım dilinin yabancı dil seçilmesi veya uygulama etkinliklerin yapılması büyük katkı sağlar.

0 1046

Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) sonuçlarına göre Uğur Hazırlık, Türkiye genelinde ilk yüzde 35 derece elde etti.

Sınavın açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Uğur Hazırlık Rehberlik Koordinatörü Nazik Kösegil “Üniversite kontenjanlarında yaklaşık 100 bin kişilik artış bekleniyor” dedi.

LYS sonuçlarının açıklamasının ardından sınavda derece yapan öğrenciler de belli oldu. Uğur Hazırlık öğrencisi Zeynep Bayram, MF-4 puan türünde Türkiye üçüncüsü oldu. Uğur Hazırlık Türkiye genelinde ilk yüzde 35 öğrenci ile derece elde etti. YGS sonrası bir milyon 423 bin 127 kişinin LYS’ye girmeye hak kazanmasına rağmen sınava başvuran aday sayısı 946 bin 252 oldu. Sınavı geçerli aday sayısı ise 925 bin 057 olarak açıklandı. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji, Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya1 ve Tarih sınavlarında 2014 netlerinde düşme, Geometri, Coğrafya 2 ve Felsefe grubu netlerinde ise yükselme olduğu görüldü.

“YAKLAŞIK 100 BİN KONTENJAN ARTIŞI BEKLENİYOR”

Bundan sonraki aşama olan tercih dönemi için önceki yıllara göre değerlendirmelerde bulunan Uğur Hazırlık Rehberlik Koordinatörü Nazik Kösegil, “Bugün 2014-LYS sonuçları açıklandı. Bu yıl geçen yıla göre üniversite kontenjanlarında yüzde 10 artış göze çarpmaktadır. Bu artışın büyük bölümü Tablo-3A’da yer alan önlisans bölümlerindedir. Tablo-3A’da geçen yıla göre yüzde 22’lik bir artış varken, Tablo-4’te yer alan 4 yıllık lisans bölümlerinde ise yüzde 9’luk bir kontenjan artışı bulunmaktadır. 2013 yılında önlisans alanında 390 bin 128, lisans alanında 492 bin 704, özel yetenek alanında ise 25 bin 400 kontenjan açılmıştı. Bu yıl yani 2014’te önlisans alanında 500 bin 797, lisans alanında 479 bin 850, özel yetenek alanında ise 25 bin 674 kontenjan açılmıştır. 2013 yılında genel toplamda 908 bin 232, 2014 yılında ise bir milyon 6 bin 321 kontenjan açılarak üniversitelerin öğrenci sayısı arttırılmıştır. Yaklaşık 100 bin kişilik artış, üniversite adaylarının yüzünü güldürecektir. Adaylar, ÖSYM sitesinde yayınlanan “2014 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunu” dikkatlice incelemeli, tercihlerini yaparken kılavuzda yer alan bilgiler ışığında işlemlerini yapmalıdırlar. Adaylar tercihlerini yaparken yerleştirme sıralamaları üzerinden işlemlerini yapmaya dikkat etmelidirler. Tercih işleminde önemli olan tercih listelerinin doğru ve realist hazırlanmasıdır. Tercih yapacak adayların istek sırasına göre işlemlerinin yapılması en sağlıklısıdır. Adaylar tercihlerini yaparken mutlaka uzmanlardan destek almalıdırlar. Bu konuda Uğur Dershanesi şubeleri ve Bahçeşehir Üniversitesi tercih ekipleri tüm adaylara destek sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Uğur Hazırlık Genel Müdür Yardımcısı Lokman Durak, “2014 LYS sonuçlarının açıklanması ile birlikte öğrencilerimizin başarılı sonuçları da bizlere ulaşmaya başladı. Öğrencimiz Zeynep Bayram’ın MF 4 puan türünde Türkiye üçüncüsü olması bizleri çok mutlu etti. İlk yüzde de 35 civarında öğrencimizin varlığı ayrıca mutluluk vericidir. Bahçeşehir Uğur Eğitim kurumları uzun yıllar binlerce öğrencinin hedeflerine ve hayallerine kavuşmasını sağlayarak eğitim camiasında başarısını kanıtlanmıştır. 2014 LYS sonuçları da bunu bir kez daha göstermiştir. Öğretim yılı boyunca uyguladığımız eğitimin, kullandığımız yayınların ve yaptığımız deneme sınavlarının 2014 YGS ve LYS ile bire bir örtüştüğünü öğrencilerimiz aracılığıyla görmüş olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Tüm öğrencilerimizi verdikleri emek, gösterdikleri çaba ve başarıları için kutluyor, yaşamları boyunca başarılarının devamını ve mutlu olmalarını diliyoruz” dedi.

YÖK, öğrenci belgesinin artık ‘E-Devlet’ sistemi üzerinden de alınabileceğini duyurdu. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, 5.5 milyon öğrencinin, öğrenci belgelerini artık ‘E-Devlet’ sistemi üzerinden alabileceklerini açıkladı.

1,5 yıldır hazırlıkları süren ‘Yükseköğretim Bilgi Yönetim Sistemi’ projesinin meyvelerini vermeye başladığını belirten Çetinsaya, “Günlük hayatımızı kolaylaştıracak birtakım uygulamaları hayata geçiriyoruz. Artık 5,5 milyon öğrencimiz, belgelerini ‘e-devlet’ üzerinden alabilecek. Perioydik olarak farklı yenilikler de olacak. Bir ay sonra mezuniyet belgelerini de alabilmelerini sağlayacağız. Ardından da öğretim üyelerimiz kendi belgelerini buradan temin edebilecek.

0 976

Milli Eğitim Bakanı Avcı, torba yasa görüşmelerinde öğretmen atamalarıyla ilgili konuştu, 36 bin öğretmen atanacağının müjdesini verdi.

Avcı, 2003-2014 arasında 417 bin 725 öğretmen ataması yapıldığını belirtirken, en fazla öğretmen açığının 18 bin 871 ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi alanında olduğunu ifade etti.

En çok duyulan diğer alanlar ise şöyle sıralandı: Özel eğitim (13 bin 572), rehberlik (13 bin 347), İngilizce (12 bin 105), ilköğretim matematik öğretmenliği (7 bin 229). Bakan Avcı, Temmuz’da, illerdeki öğretmen ihtiyacına bakacaklarını ve buna göre öğretmenleri dağıtacaklarını belirtti.

70. maddeye göre, 35 bini öğretmen, bini MEB’in diğer hizmet sınıfı kadrolarına olmak üzere, 31 Aralık 2014’e kadar 36 bin atama yapılacak.

0 1049

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), uzun zamandır üzerinde çalıştığı elektronik sınavlara bu yıl başlıyor. Habertürk’ün haberine göre ÖSYM, 7 Eylül’de kamu personelinin dil seviyesini belirlemek için gerçekleştirilen Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’nı (YDS) elektronik sistemle yapacak.

YDS, hem yazılı hem de elektronik olarak gerçekleştirilecek ve elektronik ortamda yapılacak ilk resmi sınav olacak. Tüm YDS adaylarına elektronik sınav yapacak kapasiteye ulaşılıncaya kadar basılı ortamda yapılan sınavlar devam edecek. ÖSYM bilkent merkezinde 80, Balgat’taki koordinatörlükte ise 150 adayı elektronik ortamda sınav yapabilecek altyapı hazırlandı.

Elektronik sınav sistemi şöyle işleyecek: Öğrenciler sınav için başvuru yapacak ve ÖSYM’den randevu isteyecek. ÖSYM yetkilileri, öğrencilere farklı saatlerde randevu verebilecek.

Saati gelen öğrenci belirtilen sınıfta sınava girecek. Hazırlanan sorular internet bağlantısız off-line ortamlarda saklanacak.

Sorular bilgisayardan cevaplanacak. ÖSYM yetkilileri, sınavla ilgili şu bilgileri verdi: “Sınav güvenliği ile usul ekonomisi ve uygulanmasının daha pratik olması, daha kolay ve net değerlendirilebilir olması bakımlarından basılı ortamda uygulanan sınavların artık sanal ortamda elektronik sınav uygulaması şeklinde yapılması bir gereklilik haline gelmiştir. Nihai hedef olarak tüm sınavlarımızın elektronik sınav usulü ile yapılması sağlanacaktır.”

Kaynak: Milliyet

0 856

ÖSYM 14-15 ve 21-22 Haziran tarihlerinde yapılan 2014 Lisans Yerleştirme Sınav sonuçlarını internet sitesinden yayınladı.

1 milyon 423 bin 127 adayın katıldığı Lisans Yerleştirme Sınavı sonuçları ÖSYM’nin internet sitesinden yayınlandı. Böylece LYS sonuçları sınavın tamamlanmasından 6 gün sonra açıklanmış oldu.

SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ…

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et