Anasayfa Genel

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 17 milyon 559 bin öğrenci, 12 Haziran Cuma günü karne alarak 3 ay sürecek yaz tatiline girecek.

2015-2016 eğitim öğretim döneminde ilk zil, 14 Eylül 2015 Pazartesi çalacak.

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki 17 milyon 559 bin 989 öğrenci, 12 Haziran Cuma günü karne alacak.

2015-2016 eğitim ve öğretim yılı; okul öncesi, ilkokul birinci sınıf, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5. sınıflarındaki öğrencilerin eğitim ve öğretime uyum programı, 7-11 Eylül 2015 tarihleri arasında yapılacak.
2015-2016 eğitim öğretim döneminde ilk zil, 14 Eylül 2015 Pazartesi çalacak ve 22 Ocak 2016 Cuma sona erecek. Yarıyıl tatili, 25 Ocak-5 Şubat 2016´da yapılacak.

İkinci kanaat dönemi, 8 Şubat 2016 Pazartesi günü başlayacak ve 10 Haziran 2016 Cuma günü sona erecek.
İlköğretim ve lise son sınıf öğrencileri mezuniyetin yanı sıra yaz tatilinde sınava girme, sınav sonucu öğrenme, tercih yapma ve kayıt heyecanı yaşayacak.

Lise son sınıf öğrencilerinin katılacağı Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) 13-14 Haziran, 20-21 Haziran’da 5 oturum halinde gerçekleştirilecek.

Liselere yerleştirmeler
Millî Eğitim Bakanlığınca Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG) kapsamında, 8. sınıf öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen Yerleştirmeye Esas Puanları (YEP) 24 Haziran´da ilan edilecek.

TEOG kapsamında yapılan merkezi sınavların tamamını veya bir kısmını kullanan özel okulların kayıt işlemleri ise 24 Haziran-5 Temmuz´da tamamlanacak. Güzel sanatlar lisesi ve spor liselerine öğrenci kayıtları da 10 Temmuz´da yapılacak. Öğrencilerin liselere yerleştirme işlemleri için 6-16 Temmuz´da saat 13.00´e kadar tercihler alınacak. Yerleştirme sonuçları, 14 Ağustos´ta ilan edilecek.

0 789

Adayların büyük bir özenle hazırlandığı, geleceğine yön verecek üniversiteyi ve hayallerindeki bölümü tercih etmesine çok az bir zaman kaldı. Yapılan tercihler mezun olduktan sonra iş bulma ve meslek edinme sürecinizi belirleyecek.

Süleyman Şah Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörü Serdar Gecü, sınav ve tercih stresinin hakim olduğu bugünlerde adaylara sağlıklı tercih yapabilmelerini sağlayabilmek amacıyla bazı önemli tavsiyelerde bulundu. Gecü, “Hayallerinizi süsleyen bölümü seçeceğiniz üniversitede okumak için tercihlerinizi en doğru şekilde yapmanız geleceğinizi şekillendirmeniz için en büyük fırsat, bu nedenle tercih konusunda yapılması gereken adımları doğru atmak gerekiyor” dedi.

Gecü adayların hangi bölüme, hangi puanla yerleşeceğini ve en önemlisi üniversitelerin sağlayacağı imkânları, özel şartları bilmenin çok önemli olduğuna dikkat çekerken, adayların bu konulara dikkat etmeden tercih yaptıkları takdirde ölü tercihte bulunma ihtimallerinin yüksek olduğunu vurguladı.

Serdar Gecü tercih yaparken izlemeniz gereken adımları şu şekilde sıraladı:

1.Tercih listesi oluştururken 2015 Yükseköğretim Programları ve Kontenjanlar Kılavuzu’nu dikkatle inceleyerek, istediğiniz sıraya göre bölüm ve üniversite tercihlerinizi belirleyin.

2.Sınav sonrasında tercih dönemine kadar üniversiteleri inceleyerek veya ziyaret ederek bilgi sahibi olmak önemlidir.

3.Tercihler kesinlikle başarı sırasına göre yapılmalıdır. Tercih listenizde en fazla 24 bölüme yer verebileceğinizi unutmadan, sıralamanızı başarı sıranıza göre en düşükten en yükseğe doğru oluşturun.

4.Tercih listenizi oluştururken kriterlerinize uygun bölümleri en çok istediğinizden başlayarak sıralayın.

5.Kazandığınızda gidip öğrenim görmeyeceğiniz ve mezun olduğunuzda istihdam imkanları kısıtlı olan bölümleri sadece puanınıza göre yazarak tercihte bulunmayın. Çünkü kazanıldığında kayıt yaptırılsın veya yaptırılmasın başarı katsayısı, bir sonraki yıl, yarı yarıya düşecektir.

6.Eğer farklı puan türlerinden tercih yapacaksanız tercih listenizi, her alandan en çok istediğiniz bölümlere göre oluşturmalısınız.

7.Tercih listenize aldığınız bölümle ilgili özel koşulları mutlaka incelemelisiniz. Tercih sırası belirlenirken, üniversitenin sunduğu imkânlar, öğrenim koşulları, akademik kadrosu, yabancı dil ve yurt dışı fırsatları, bulunduğu şehir, burs imkanları, sosyal etkinlikleri gibi geleceğinizi olumlu yönde şekillendirecek birçok ölçüt dikkate alınmalıdır.

8.Tercih aralıkları konusunda ise kendi sıranızın yarısı ve yarısı kadar fazlası aralığında liste oluşturabilirsiniz. Yani başarı sıralamanız 20 binde ise 10 bin ve 30 bin aralığında tercih listesi hazırlayabilirsiniz.

9.Aileniz istiyor diye kesinlikle sevmediğiniz bölümü, alanı seçmeyin. Unutmayın; seçeceğiniz mesleği siz yapacaksınız, aileniz değil. Sevmediğiniz istemediğiniz bir bölümü puanınız tutuyor diye listenize almayın.
Gecü, son olarak tercih döneminde alan tercihi hatası (puan hesaplanmayan alanlardan tercih yapmak), özel koşulları incelememe, tercih aralıklarında mantık hatası ve meslek seçiminde yanlış kriterler, en önemlisi sıralama hatasının çok sık yapıldığı için adayları bu konularda uyardı ve aday öğrencilere başarılar diledi.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Teknokent Okulları Müdürü Tünay Özçelik, üstün zekalılara ayrıcalıklı davranılmaması gerektiğini belirtti. Özçelik, “Her ne kadar akranlarından farklı gelişim seyri izleseler de onlar da birer çocuktur, önemli olan tek özellikleri, ‘üstün yetenek’leriymiş gibi davranılmamalıdır” dedi.

Üstün Yeteneklilik Eğitim Uzmanı da olan Özçelik, üstün yetenekli çocukların gelişimlerinin akranlarından farklı olduğunu, buna hem ebeveynlerin hem de eğitimcilerin dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Üstün yetenekli bireylerin zihinsel gelişimlerinin, sosyal-duygusal gelişimleri ya da fiziksel gelişimleri ile aynı hızda olmayabileceğine dikkati çeken Özçelik, bu nedenle ortaya çıkan handikapların göz önünde bulundurularak hareket edilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Sorgulama, ilişkilendirme, benzer ilişkileri saptama, transfer edebilme özelliklerinin bulunduğunu dile getiren Özçelik, bu özelliklerin yaşıt çocuklarda da olabildiğini, her davranışın ‘merak’ ve ‘üstün yetenek’ belirtisi gibi algılanmaması gerektiğini belirtti.

Özçelik, üstün yeteneklilere ayrıcalıklı davranılmamasına vurgu yaparak, merak ettikleri konularda önlerine hazır cevaplar sunmak yerine araştırmaya ve kendi başlarına öğrenmeye sevk edilmesinin faydalı olacağını dile getirdi.

Üstün yeteneğin fark edildikten ve tanılandıktan sonra ailelerin çocuklarını yalnızca ‘üstün yetenek’leri ile tanımlamaması gerektiğini söyleyen Özçelik, şöyle konuştu:
“Her ne kadar akranlarından farklı gelişim seyri izleseler de onlar da birer çocuktur, önemli olan tek özellikleri ‘üstün yetenekleri’ imiş gibi davranılmamalıdır. Tanılama genelde telaffuz edilmemeli, hatta ‘üstün’, ‘üstün zeka’, ‘üstün yetenek’ gibi kavramlar, bu bireylerin yanında kullanılmamalı, çocuklara olağan dışı sorumluluklar yüklenmemeli, sıra dışı yetenekler atfedilmemelidir.

Tanımlama telafuz edilmemelidir çünkü çocuklar yalnızca ‘üstün yetenekleri’ ile tanımlandığında, başka özellikleri yokmuşçasına muamele ile karşı karşıya kaldıklarında, her şeyi yapabileceklerine inanmakta, öğrenmeye yönelik motivasyonları da kırılmaktadır. Üstün yetenekli çocuklarda çok gözlemlenen mükemmeliyetçi, hata yapmaya toleransı olmayan kişilik özellikleri sizin çocuğunuzda da varsa, bu özellik pekiştirilmemelidir. Çocuğa, herkesin hata yapabileceği, hatalar yapmanın normal bir şey olduğu hissettirilmeli, hatalardan yeni öğrenmeler gerçekleşeceği anlatılmalıdır.”

“Hızları kesildiğinde öğrenme isteklerini kaybedebiliyorlar”
Türkiye’deki üstün yetenekli bireylerin tanılanması için sistemli bir tarama yapılmadığını belirten Özçelik, bir çocuğun üstün yetenekliliğinin tespiti ailenin, öğretmenin gözlemleri ve yönlendirmesiyle yapıldığını söyledi.

Zeka ve yetenek testlerinin üstün yetenekli bireylerin tanılanması açısından oldukça önemli olduğunu dile getiren Özçelik, “Üstün yetenekliliklerin dünya nüfusunda oranı yüzde 2, yüzde 3-7 veya yüzde 10 olarak değişiyor. Ülkemizdeki oranın da yüzde 7-10 arasında değiştiği düşünülüyor” dedi.

Özçelik, üstün yetenekli çocukların ailelerinin gerek akademik anlamda gerekse sosyal ilişkilerde beklentilerini yüksek tutmaması, çocuk olduklarının unutulmayıp, omuzlarına gereğinden fazla yük yüklenmemesi gerektiğini söyledi.

Üstün yeteneklilerin okula başladıklarında zihinsel anlamda akranlarından önde oldukları için sıkılabildiğini, yavaşlayabildiğini, hızları kesildiğinde öğrenme isteklerini kaybedebildiğini anlatan Özçelik, şöyle konuştu:
“Bu nedenle, aileler, çocuklarının özellikleri hakkında hem öğretmenleri hem de okul idaresini geniş çaplı bilgilendirmelidir. Öğretmenler ise öğretimde farklılaştırma ya da programda farklılaştırmalar yaparak öğrencilerinin öğrenme hızlarının önüne geçmemelidir. Okulda, üstün yetenekli bireylere, hızlı öğrenen çocuklar oldukları için yavaş öğrenen çocuklarla grup haline getirilip özel öğretmenlik yaptırılmamalıdır.”

Kaynak: Hürriyet

Eğitim hayatında kural koyucu anne ve babalar, rolünü bu karne üzerindeki göstergeye göre kullanıyorlar. Ceza ve tehditler gelecek rakamlara göre belirlenip, ödüller de tepki gibi yapay ve olayın sınırlarını çok aşmış hale geliyor.

Eğitim çocuğun geleceğinden çok sahip olacağı değerlerle ölçülmeye başlamıştır. Cezalarda, çocuğun hayatını değerlendirme açısından abartılmıştır. Eve gelmemek, evden kaçmak kısa düşünülen kaçamak çözümlerdir. Anne baba tehditleri ile başlayan karne dönemi, öğrencinin kendinden uzaklaşması, yaşamdan uzaklaşması çözüm bulamama yaşamına son vermeye karar vermeye kadar giden hayati yanlışlar yapılmaktadır.

Uzmanlar karne döneminde ebeveynlere şu önerilerde bulundu;

Eğitim çocuklar için ceza yöntemi ile başarı kazandırılacak bir edim değildir.

Anne baba çocukları ile eğitimi yaşamalıdır.

Kişiliğine uygun, yeteneklerine uygun eğitim seçilmelidir. Zorlayıcı olmamalıdır.

Öğrenci zorlandığı temel eğitimde takviye almalı, anne ve baba çocuğunu eğitimde yalnız bırakmamalı, onunla birlikte arkadaşlık yapmalı ve onu anlamaya çalışmalıdır.

Özgüven vermeli ve kendisine güvendiklerini ve başaracağından emin olduklarını her zaman ifade etmelidirler.

Sorunları okul haricinde de olabilir, dikkatle üzerine gidilmeli ve uzmanlardan yardım almaları gerektiğine kendileri inanmalı ve çocuklarına da bunu belli ederek profesyonel yardım almalılar.

Davranışlarındaki değişimden kısa sürede haberdar olup gereken çözüme suçlamadan gitmelilerdir.

Okul yönetimini ve öğretmenleri öğrencinin yanında eleştirmemeli ve okulla işbirliği yapmalıdır.

Sevgi, saygı manevi temeller içerisine verilmeli, maddi ödüller verilmemeye dikkat edilmelidir.

Bilgisayar hangi amaçla ne kadar süre ile kullanacağına siz karar verin, kararınızı ödül olarak asla esnetmeyin.

Evde kurallar uygulanmak içindir, tüm aile uymalıdır.

Evde tüm aile bireylerinin sorunlarını anlatabildiği sohbetler yapın.

Çocuğunuzun ve sizleri rahatlatan mutlaka bir hobiniz olsun, hobinizi kendinizle baş başa kalmak istediğiniz dönemlerinizde yanınızda ve size zevk versin.

Hayatı ve eğitimi sevin, çocuğunuza zorlamadan sevdirin. Hayatı sevgiyle yorumlayan çocuklar ona verilen tüm ödevleri hayatın bir parçası olarak zorlanmadan yerine getirir.

En önemli nokta; çocuğun annesi ve babası tarafından sevildiğini, değer verildiğini ve kabullenildiğini hissetmesidir. Notlar istenildiği gibi olmasa da, çocuğun elinden gelen çabayı gösterdiğini fark etmiş olduğumuzu hissettirmeyi unutmamalıyız.

0 637

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) kadrolarına giriş şartlarının değiştirilmesi kararıyla ilgili haberlere ilişkin bir açıklama yaptı.

YÖK’ün ÖYP kadrolarına giriş şartlarının değiştirilmesi kararıyla ilgili yapılan haberler üzerine yaptığı yazılı açıklamada, “ÖYP’ye alan sınavının eklenmesi kararı üniversitelerden gelen yoğun talep üzerine alınmıştır. Bugüne kadar alan sınavı yapılmaması nedeniyle üniversiteler giderek YÖK’ten ÖYP araştırma görevlisi kadrosu talep etmekten kaçınmaya başlamışlar, bu da çok sayıda ÖYP araştırma görevlisi kadrosunun kullanılamamasına yol açmıştır. Son dönemde artan üniversite sayısına paralel olarak öğretim elemanı ihtiyacı da artmış olup, bu kadroların üniversiteler tarafından kullanılmak istenilmemesi yükseköğretimimiz için bir zafiyet oluşturmaktadır” denildi.

“Yeni düzenleme ile alan sınavının yazılı ve/veya sözlü olması planlanmaktadır” ifadesinin yer aldığı açıklamada şunlar kaydedildi:
“Sözlü sınav, öğretim üyesi olduğunda başlıca görevlerinden birisi ders anlatmak ve bilimsel etkinliklerde konuşmak olan adayın ifade yeteneğini ölçmeye ve en uygun kişileri seçmeye yardımcı olacaktır. Alan sınavı YÖK tarafından değil, üniversitelerin ilgili bilim alanlarında görevli öğretim üyeleri tarafından nesnel ve objektif kriterler çerçevesinde yapılacaktır.”

Milli Eğitim Bakanlığı ile Enerji Verimliliği Derneği işbirliğinde yürütülen Enerji Çocuk Projesi kapsamında düzenlenen “Evlerde Enerji Verimliliği” resim yarışmasında İstanbul’dan yarışmaya katılıp dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı.

Çocuklara enerji kaynaklarının doğru kullanımı ve enerji verimliliğinin öneminin anlatılması amacıyla, Milli Eğitim Bakanlığı ve Enerji Verimliliği Derneği iş birliği ile düzenlenen “Evlerde Enerji Verimliliği” konulu resim yarışması sonuçlandı. 21 pilot ilde düzenlenen yarışmaya İstanbul’dan katılan ve dereceye giren öğrenciler ödüllerini Enerji Verimliliği Derneği’nin Kandilli’de bulunan merkezinde düzenlenen törenle aldılar.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılan törende 5. 6. 7. Ve 8. Sınıf düzeyindeki 12 öğrenciye ödüllerini Enerji Verimliliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar ve Yönetim Kurulu Üyeleri verdi.

Yarışmada dereceye giren ve ödül alan öğrenciler

İstanbul’dan yarışmaya katılan 5. sınıflardan Berra Irmak Kaynar birinci, Firdevs İmir ikinci, Can Polat Avcu üçüncü oldu. 6.sınıflardan Tuğba Yaman birinci, Yağmur Gökçe ikinci, Elif Kurak üçüncülüğü kazandı. 7.sınıflardan Derya Tekcan birinci olurken, Elif Erzincanlı ikinciliği, Tuana Bektaş ise üçüncülüğü elde etti. 8.sınıflardan ise birinciliği Büşra Nur Kanoğlu, ikinciliği Fulya Ceyda Arsunel, üçüncülüğü ise Ali Asım Yakut kazandı.

0 819

Üniversiteye giriş sınavlarındaki sorular dershane perspektifinden çıkarılıp müfredat ağırlıklı oluşturulacak. Bunun için lise öğretmenleri de artık soru hazırlayacak
Üniversite giriş sınavları lise müfredatına daha uygun hale getiriliyor. 1 Eylül 2015 itibariyle dershanelerin kapanacak olması üniversite sınav sisteminde de yeni bir dönemi başlatacak. Sınav soruları dershane perspektifinden çıkarılarak öğrencilerin tüm lise hayatı boyunca konu kazanımlarını ölçebilecek nitelikte hazırlanacak. Bunun için ÖSYM’nin soru hazırlama kurullarında lise öğretmenleri de yer alacak. Öğretmenler, sınav sorularının lise müfredatının kazanımlarına uygunluğunu kontrol edecek. Milli Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM arasında yapılan işbirliği kapsamında önümüzdeki yıldan itibaren üniversite sınav sorularının hazırlanmasında ortak çalışılacak.

DERSİNİ DİNLE YETER
Yapılan işbirliğiyle üniversiteye hazırlanan öğrencilerin dershane, özel kurs ve ek ders gibi ihtiyaçlarına tamamen son verilmesi hedefleniyor. Liseye giriş sınav sistemi TEOG’da olduğu gibi öğrencilerin sadece dersi dinleyerek, ödevlerini düzenli yaparak üniversiteye hazırlanabilmesi amaçlanıyor. Konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı “İlkesel olarak çocuğun okula gitmesi, dersini izlemesi, sınıfta müfredatı takip etmesi önemli. Devamsızlık oranlarını düşürdük. Sen okula devam et, dersini izle, böylece rahat et. Dersine, okuluna devam eden, dersini dinleyen, ödevini, gerekli çalışmaları yapan öğrenci sınava zaten okulda hazırlanmış oluyor” demişti.

DERSHANE DÖNEMİ BİTTİ
Dershaneciliğin bir dönem eğitim sistemine çok müdahil olduğunu anlatan Bakan Avcı “Çocuklar yasa gereği okula devam etmek zorundaydı, ama sınavlarda bunların bir etkisi yok, asıl olan dershanede verilen test çözme teknikleridir, şeklindeki olgu eğitim sistemine enjekte edilmişti. Bütün sınavlarda da dershanecilerin istediği, öngördüğü sorular soruldu. Şimdi biz bunu değiştiriyoruz” dedi.

Kaynak: Sabah

Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Eskişehir’deki programı kapsamında özel öğretim kurumlarının yöneticileriyle bir araya geldi.

Öğretmenevinde yapılan toplantıda konuşan Bakan Avcı, Türkiye´de 6 bin 316 özel okul olduğunu belirterek bu okullarda 787 bin 315 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğünü söyledi.

Bakan Avcı, geçen yıl özel okullarda okuyan öğrencilere yönelik bir teşvik ve destek programı başlattıklarını vurgulayarak, bu program çerçevesinde geçen yıl 167 bin 424 öğrencinin teşvikten yararlandığını ifade etti.
Ne kadar teşvik verileceğinin her yıl Maliye Bakanlığı ile kararlaştırıldığını ve bu sene daha yüksek bir talep olacağı varsayımıyla sayının yüksek tutulduğunu anlatan Bakan Avcı, şunları söyledi: “Millî Eğitim Bakanlığı olarak bu yıl 350 bin öğrencimize teşvik verilmesi talebinde bulunduk. Rakamı arttırmak istiyoruz, çünkü dönüşen kurumlarımızın büyük bir bölümü liseye, temel liseye dönüşüyor. Dolayısıyla oraya gidecek ihtiyaç sahibi öğrencilerimize de teşviklerden yararlanabilmeleri için bir pay ayırmak istiyoruz. Maliye Bakanlığı´ndan geçen yıl verilen teşvikin bu yıl yüzde 10 arttırılmasını talep ettik. Görüşmeler devam ediyor.”

Dönüşüm programına başvuran dershaneler hakkında bilgi veren Bakan Avcı, “Bugüne kadar 2 bin 262 dershane dönüşüm programına müracaat etmiş, bunlardan 2 bin 228´i dönüşüm programına kabul edilmiş. Bu programa başvurular 1 Eylül´e kadar devam edecek” diye konuştu. Bakan Avcı, bugün itibariyle dönüşüm için müracaat eden özel öğretim kurumlarından 364’üne ise ruhsat verildiğini kaydetti.

Dönüşüm sürecindeki kriterlere değinen Bakan Avcı, dershanelerdeki dönüşümü başlattıktan sonra bakanlığın ciddi bir itibarsızlaştırma kampanyasının hedefi olduğunu ifade etti. Bakan Avcı, “Buna rağmen uluslararası kurumlardan Türk milli eğitimin bugün geldiği noktaya ilişkin çok olumlu değerlendirmeler, raporlar yayımlandı” şeklinde konuştu.

Boğaziçi Mezunları Derneği’ni (BÜMED) tarafından dört yıl önce kurulan BÜMED-MEÇ Okulları, önemli bir transfere imza attı. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Belma Haznedar, BÜMED MEÇ Okulları’nın İngilizce Bölüm Başkanı oldu.

Türkiye genelinde 16 bin aktif üyesi bulunan BÜMED’in himayesi altında hizmet veren MEÇ Okulları, İstanbul Beşiktaş’taki Arnavutköy ve Kadıköy’deki Moda şubelerinden sonra üçüncü okulunu Levent’te hizmete soktu. BÜMED, eğitim dünyasına kazandırdıkları okulları ile ilgili Boğaziçi Üniversitesi’nden de önemli destekler görüyor. Kuruluşundan bu yana akademik altyapı, Boğaziçi Üniversitesi’nin himayesinde oluşturuluyor. Okulun matematik, yabancı dil ve çocuklara dönük özgüven oluşturma konusunda iddialı uygulamaları hayata geçiriliyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin 150 yıllık eğitim tecrübesinin verdiği güçle yoluna devam eden BÜMED MEÇ yönetimi, İngilizce eğitim çalışmalarını da yeniden yapılandırdı. Hem yerli hem de yabancı öğretmenlerle eğitim sürecini daha iyi yönetme ve anadili İngilizce olmayanlara dil eğitimi sunma amacıyla farklı bir sistem geliştirildi.
BÜMED MEÇ Okulları yönetimi son olarak üniversiteden çok önemli bir transfer gerçekleştirdi.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Belma Haznedar, BÜMED MEÇ Okulları’nın İngilizce Bölüm Başkanı oldu. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarını ikidillilik ve erken çocukluk döneminde ikinci dil alanında İngiltere’de Durham Üniversitesi Dilbilim Bölümü’nde tamamlayan Prof. Dr.Haznedar, anadil edinimi, eşzamanlı ve ardışık ikidillilik, çocuklara erken yaşta dil öğretimi/okuma konularındaki uzmanlığı ile tanınıyor.

Okan Üniversitesi’nde 3700 öğrenci mezuniyet sevinci yaşadı

Kurulduğu 1999’dan bugüne Türk yükseköğrenim hayatında ilklerin öncüsü olan Okan Üniversitesi, 2014-2015 Akademik Yılı’nda 3700 mezun verdi. Üniversitenin Tuzla Kampüsü’nde 30 Mayıs 2015 Cumartesi günü düzenlenen mezuniyet töreninde konuşan Okan Üniversitesi Kurucusu ve Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “16 yılda gerçekleştirdiğimiz ilkler, dünya ölçeğindeki kampüsümüz, kadrolarımız, mezunlarımız ve öğrencilerimizle gurur duyuyoruz” diye konuştu.

“İş yaşamına en yakın üniversite” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Okan Üniversitesi’nde 2014-2015 Akademik Yılı, Tuzla Kampüsü’nde düzenlenen coşkulu bir törenle sona erdi. Mezuniyet törenine Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Rektör Prof. Dr. Şule Kut, öğretim üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda veli katıldı. Törende toplam 3700 öğrenci mezuniyet sevinci yaşadı.

ABD’de İngilizce Dil Hazırlık sınıfı okuma imkanı
Törende mezunlara ve ailelerine seslenen Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, “Önümüzdeki akademik yılda ABD’nin Miami kentindeki kampüsümüzde eğitim verecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 2015-2016 Akademik Yılı’ndan itibaren Okan Üniversitesi’nin ücretli bölümlerine yerleşen öğrenciler, İngilizce Dil Hazırlık sınıfını isterlerse Okan International University’de ek bir eğitim ücreti ödemeden okuyabilecekler. Ayrıca Türkiye’nin ilk “Tıp, Diş Hekimliği ve Sağlık Bilimleri Eğitim Kompleksi”ni hayata geçiren üniversite olarak önümüzdeki sezonda araştırma hastanemizi hizmete sokacağız” dedi.

Dünya üniversitesi olma vizyonunun gereksinimlerini yerine getirdiklerini belirten Okan, “İngilizcenin yanı sıra Çince, Rusça ve Arapça gibi iş dünyasındaki önemi her geçen gün daha da artan yabancı dil eğitimleriyle birlikte en az 2 yabancı dil bilen öğrenciler yetiştiriyoruz” diye konuştu. Okan Üniversitesi’nin Türkiye’de Girişimcilik Dersi veren ilk üniversite olmasına dikkat çeken Okan, öğrencileri hem iş yaşamına, hem de hayata hazırladıklarını belirtti: “Hayata geçirdiğimiz Happy Life programı ile de sosyal ve kültürel aktivitelere katılımlarını teşvik ederek kişisel gelişimlerine destek oluyoruz. Öğrencilerimiz sadece aldıkları kaliteli eğimle değil, sosyal yaşantıları ile de iş yaşamına bir adım önde başlıyor.”

“16 yılda 18 bin öğrenciye ulaştık”
Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ise “16 yılda 18 bin öğrenciye ulaştık. 2023 hedefimiz 25 bin öğrenciye ulaşmak” diye konuştu. Konuşmaların ardından mezuniyet meşalesinin devir teslimi gerçekleştirildi. Tören, mezun öğrencilerin mezuniyet yeminini hep bir ağızdan okuyup keplerini havaya atmasıyla sona erdi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et