Anasayfa Genel

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk “15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü” nedeniyle yayınladığı mesajda, “Büyük destanlar büyük davalar uğruna yazılır” yazılır diyerek 15 Temmuz gecesinin beraber hareket eden bir milletin ne tank, ne uçak ne de bir tüfek tarafından asla durdurulamayacağının en güzel örneği olduğunu belirtti.

Bakan Selçuk’un açıklaması şöyle;
“İbn-i Haldun “Coğrafya kaderdir” demiş. Yaşadığımız bu coğrafyada kalıcılığımızı tescillediğimiz 1071 yılından bugüne kadar içeriden ve dışarıdan gerçekleştirilen birçok saldırıya üzülerek tanık olduk. 95 yıllık Cumhuriyet tarihimizde de bu saldırılar varlığını devam ettirdi. Demokrasi dışı birçok müdahalelerle millet iradesi yok sayıldı. Bu saldırıların en sonuncusu 15 Temmuz 2016 tarihinde kahraman ordumuzun içine sinsice sızmış bir grup cuntanın hain darbe girişimidir.

Büyük milletlerin büyük destanları vardır. Büyük Türk milletinin en büyük destanlarından birinin adıdır 15 Temmuz. Büyük destanlar büyük davalar uğruna yazılır. Bir dava uğruna yazılan destanın ölümsüzlüğü ödenen bedellerle doğru orantılıdır. Ödenen bedel ne kadar büyükse yazılan destan da o kadar ölümsüzdür. Eğer bir de ödenen bedel canlar ise o destan milletin yüreğinden asla silinmez. 15 Temmuz canlarla ödenen bir destanın adıdır. Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. İstiklal Şairi’nin de mısralarında anlattığı gibi 15 Temmuz gecesi beraber hareket eden bir milletin ne tank, ne uçak ne de bir tüfek tarafından asla durdurulamayacağının en güzel örneğidir.

O gün milletin iradesinin üstünde hiçbir güç tanımayan Türk milleti devletinin yanında yer alarak tarihte eşi ve benzeri görülmemiş bir mücadele örneği göstererek demokrasisine, istiklaline ve istikbaline sahip çıkmıştır. Millet olmanın bir gereği olarak devletine karşı yapılacak her türlü saldırıya karşı birlikte hareket etme iradesini sağlam bir şekilde ortaya koymuştur.

Bizlere düşen yaşanan olaylardan ders çıkararak geleceğin Türkiye’sinin inşasında adımlarımızı sağlam atmaktır. Çocuklarımıza, gençlerimize 15 Temmuz’u anlatmak o ruhu yaşayarak demokrasiyi ve millet iradesine saygıyı içselleştirmeleri için çalışmalar yapmak bizim için bir vatan ödevidir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak bundan önce olduğu gibi bundan sonra da 15 Temmuz ruhunun ölümsüzleştirilmesi için birçok faaliyet gerçekleştirmeye devam edeceğiz.

15 Temmuz Gecesi başka canlar hür yaşasın diye kendi canını bir an bile düşünmeden feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Yine aynı gece üzerlerine gelen tankların altına yatarak durdurmaya çalışan, sağanak bir yağmura şemsiyesiz çıkar gibi kurşunların üzerine yürüyerek yaralanan tüm gazilerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. 15 Temmuz´un karanlık gecesini yüzlerinin akıyla aydınlığa dönüştüren necip milletimizin de 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Gününü kutluyorum.

Meslek Liselerinde STEM Eğitimi ve Sanayi 4.0 Farkındalığının Geliştirilmesi İşbirliği Protokolü MEB ve TÜSİAD arasında imzalandı.

TÜSİAD ve Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü arasında “Meslek Liselerinde STEM Eğitimi (Fen-Teknoloji-Mühendislik-Matematik) ve Sanayi 4.0 Farkındalığının Geliştirilmesi İşbirliği Protokolü” imzalandı. İmza töreni, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay ile TÜSİAD Genel Sekreteri ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Bahadır Kaleağası’nın katılımıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nda gerçekleştirildi.

İki yıl sürecek işbirliği protokolü kapsamında Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde görev yapan öğretmenlerin STEM eğitimi ve Sanayi 4.0 konusunda farkındalık ve yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve ayrıca öğretmen ve öğrencilerin proje temelli çalışmalarını desteklemek üzere programlama kiti verilmesi hedefleniyor.

İlk olarak 2018-19 öğretim dönemi için alınacak başvuruların değerlendirilmesi sonrasında, belirlenen meslek okullarının öğretmenlerine STEM ve Sanayi 4.0 konusunda yüzyüze & online eğitimler ve seminerler düzenlenecek, öğretmen ve öğrencilere yönelik proje fuarları ve ödüllü yarışmalar gerçekleştirilecek. Dow’ın bu yıl ana sponsor olduğu projede, STEM eğitimi ve Sanayi 4.0 farkındalığı programının yürütücülüğü İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Devrim Akgündüz tarafından üstlenilecek. Proje ile ilk aşamada İstanbul ve Kocaeli’nde 40 öğretmenin eğitimlere doğrudan katılması, 200 öğretmenin ve 2000 öğrencinin eğitimlerden faydalanarak STEM projeleri gerçekleştirmesi planlanıyor.

Robert Koleji’ni birincilikle bitiren Nazlı Uğur Köylüoğlu; ABD’deki Stanford Üniversitesi’nde okumayı tercih etti. Mezuniyet töreninde “Mütevelliler”, “Sosyal Bilimler”, “Marry Mills Patrick” ve “Koç Ailesi” ödüllerini alan Köylüoğlu, Robert Koleji’nde Harvard Kitap Ödülü’nü ve bilim alanlarındaki başarısından dolayı Prof. Seyhan Nurettin Ege Kadın Bilim Ödülü’nü de kazandı.

Silikon Vadisi’nin kurulmasına öncülük eden Stanford Üniversitesi ilk beşte
Eğitimine disiplinler arası ve uygulamaya yönelik yaklaşımı içeren; fen, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi dört önemli disiplinin entegrasyonunu hedefleyen STEM’de (Science, Technology, Engineering, Mathematics) devam etme kararı alan Köylüoğlu, eğitim hayatına dünyanın en iyi 5 üniversitesinden biri olan ve Silikon Vadisi’nin kurulmasına öncülük eden Stanford Üniversitesi’nde devam edecek.

Dünyadaki en büyük bütçeye sahip üçüncü üniversite
Stanford Üniversitesi’ni tercih etme nedenlerini sıralayan Köylüoğlu, “Stanford Üniversitesi dünyadaki en büyük bütçeye sahip 3. üniversite. Girişimcilik kavramını en çok destekleyen üniversitelerden biri ve Nobel ödülleri sahiplerinin 21’i buradan mezun. Silikon Vadisi’nde bulunan şirketlerin üst düzey yöneticilerinin burada ders vermesi, öğretim üyeleri ile kurdukları işbirlikleri ilham verici. Bu insanlarla fikir paylaşımında bulunma olanağı, mentörlük faaliyetleri, farklı disiplinler ve fakülteler arasında ağ kurmayı ve işbirliğini teşvik eden yaklaşımları ve diğer sundukları fırsatlar kararımı en çok etkileyen faktörler arasında. Stanford Üniversitesi’nin girişimcilik ve teknolojik yenilikler alanında dünyada ilk 2′de yer alması da benim için önemli bir kriter.” dedi.

Sabancı Vakfı’nın çağrısı üzerine başvuru yaparak bu yıl Hibe Programları kapsamında destek almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları belli oldu. Kadın, genç ve engellilerin karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm üreten sivil toplum kuruluşlarının projelerini destekleyen Sabancı Vakfı, eğitim alanındaki 5 projeye toplam 900 bin TL hibe verecek.

Sabancı Vakfı’nın son 11 yılda hibe desteği verdiği proje sayısı 144’e, hibe tutarı 18 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye’de Hibe Programlarını uygulayan ilk vakıf olarak sivil toplumun güçlenmesine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyleyen Sabancı Vakfı Başkan Yardımcısı Zerrin Koyunsağan, “Sabancı Vakfı olarak, toplumsal gelişmenin sağlanmasında sivil toplumun çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyor; bu kapsamda alanlarında uzman sivil toplum kuruluşlarını destekliyoruz. 11 yıldır çözüm üreterek, başarılı işlere imza atan sivil toplum kuruluşlarına verdiğimiz desteklerin hem sivil toplumun dönüşümüne hem de toplumsal gelişmeye sağladığı katkıları görmekten gurur duyuyoruz. Bu yıl da kalıcı etki yaratma hedefiyle destek verdiğimiz eğitim projeleri sayesinde, kadın, genç ve engellilerin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Hibe Programlarımız ile sivil toplumun destekçisi olmanın ve toplumsal sorunlara birlikte çözüm geliştirmenin, paha biçilemez değerde olduğuna inanıyorum” dedi.

Hibe desteği verilen projeler eğitim başlığı altında toplandı
Sabancı Vakfı’nın faaliyetlerinin odağında yer alan kadın, genç ve engellilerin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde eğitimin kilit role sahip olduğunu belirten Koyunsağan, “Geçtiğimiz yıldan itibaren hibe projelerimizi ‘eğitim’ başlığı altında topladık. Hibe desteği vereceğimiz projeleri de ‘kaliteli eğitimin desteklenmesi’, ‘eğitime erişimin ve devamın sağlanması’ ve ‘hak temelli yaygın eğitim çalışmalarının desteklenmesi’ alanlarındaki projeler arasından belirledik. Bu başlıkların her birinin eğitim alanında büyük önem taşıdığına ve bu alanlarda yürüteceğimiz projelerin toplumsal gelişme için değerli adımlar atılmasını sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

Sabancı Vakfı’nın Hibe Programlarına bu yıl 52 ilden toplam 217 başvuru geldi. Destek verilecek projeler, sivil toplum alanında deneyimli kişilerden oluşan bağımsız Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti’nin yaptığı değerlendirmeyle belirlendi.

Hibe desteği almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları ve projeleri
-Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, “Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi” projesiyle; kadına yönelik şiddet konusunda avukatların bilgi, beceri ve farkındalıklarının artırılmasını; şiddet ve ayrımcılığa maruz kalan kadınların avukatlardan alacakları adli yardımın kalitesinin iyileştirilmesini hedefliyor. Bursa, Eskişehir, İstanbul ve Trabzon’da hayata geçirilecek proje kapsamında; kadının insan haklarına ilişkin uluslararası standartları ve ulusal mevzuatı içeren bir eğitim programı oluşturulması ve bu eğitimin pilot illerde görev yapan avukatlara verilmesi planlanıyor.

-Rengarenk Umutlar Derneği, “Çocuklar için Rengarenk Umutlar” projesiyle Diyarbakır’da çocukların psikososyal gelişimlerini destekleyen faaliyetler yürütülmesini, bölgedeki sosyal ve kültürel faaliyet açığının giderilmesine katkı sunulmasını amaçlıyor. Proje kapsamında hazırlanacak “Yaşam Becerileri” isimli eğitim programı ile Diyarbakır’ın dört farklı mahallesinden 10-18 yaşlarında çocuklara ulaşılması; çocukların ilgi alanlarına yönelik fotoğraf, tiyatro, drama gibi kulüpler oluşturulması planlanıyor. Projede ayrıca, ailelere yönelik ergen gelişimi, toplumsal cinsiyet, zorbalık gibi konuları içeren 16 oturumluk bilgilendirme toplantıları da yer alıyor.

-Nirengi Derneği, “Çok Geç Olmadan – İstanbul” projesiyle çocuk ve gençlere yönelik ihmal ve istismar vakalarına çözüm getirilmesini amaçlıyor. Proje kapsamında istismar, akran zorbalığı, flört şiddeti ve toplumsal cinsiyet konularına dair bir eğitim modülü hazırlanarak, İstanbul’daki 30 ortaokul ve lisede eğitim verilmesi planlanıyor. Okullarda herhangi bir ihmal veya istismar vakasının tespit edilmesi durumunda izlenmek üzere “Okul Temelli Standart Operasyon Prosedürü (OTSOP)” geliştirilmesi; bu çalışmanın diğer okullara yaygınlaşması için, hazırlanan eğitim modüllerinin MEB Hizmetiçi Eğitim Planı’na dahil edilmesi ve MEB’in online hayat boyu öğrenme eğitimleri havuzuna eklenmesi hedefleniyor.

-Başka Bir Okul Mümkün Derneği, “Katılımcı ve Barışçıl Sınıflar” projesiyle öğretmenlerin, çocuk hakları ve çocukların bulundukları ortamlarda katılımcı olmalarını sağlamaları konularında bilgilerinin artırılmasını, böylece çocukların hak ve sorumluluklarının bilincinde, toplumsal barışa katkı sağlayan aktif yurttaşlar olarak yetişmelerine katkı sunmayı amaçlıyor. Proje kapsamında öğretmenler için katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamı konusunda eğitim içerikleri geliştirilmesi, öğretmenlere çocuk hakları, şiddetsiz iletişim, çatışma çözümü, demokratik okul gibi konularda eğitim verilmesi planlanıyor.

-Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı, “Sınıfımda Yanımda Ol, Başarmama Destek Ol” projesiyle yaygın gelişimsel bozukluk veya otizm tanısı almış çocukların eğitimlerine destek olmaları için üniversite öğrencilerinin “gölge öğretmen” olarak yetiştirilmesini amaçlıyor. Proje kapsamında Anadolu Üniversitesi’nden gelen danışmanlar tarafından hazırlanan eğitimlerin Balıkesir Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda okuyan öğrencilere verilmesi ve bu öğrencilerin projenin uygulanacağı anaokulları ile eşleştirilmesi planlanıyor. Öğrencilerin eşleştikleri okullarda staj uygulamalarına başlayarak, bu okullarda görev yapan öğretmenlere modeli uygulamalı olarak aktarmaları hedefleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi´nin ilk Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, görevi İsmet Yılmaz´dan devraldı.

Selçuk, Millî Eğitim Bakanlığında düzenlenen devir teslim töreninde, Türkiye´nin yeni bir döneme girdiğini, dünya ile rekabet anlamında yeni bir çağın müjdelerini ortaya koyma gayreti içinde olduğunu ifade ederek, böyle bir dönemde bakanlık görevini kendisine tevdi eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan´a şükranlarını sundu. Eski Bakan İsmet Yılmaz´ın şahsında emeği geçen herkese teşekkür eden Selçuk, emeğin kutsal olduğunu ve bir gün bile eğitim sistemine emeği geçmiş meslektaşlarının hukukunun kendileri açısından çok değerli olduğunu belirtti.

Bu hukukun çok daha geniş kitleleri ilgilendirdiğine işaret eden Selçuk, “Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Başöğretmen Büyük Atatürk olmak üzere, 15 Temmuz şehitleri dahil tüm şehitlerimizi, bayrağımızın dalgalandığı her yerde şanla şerefle görev yapan ve şehit olan öğretmenlerimizi rahmetle anıyorum.” dedi. Ömrünün eğitim ortamlarında, okullarda geçtiğini, öğretmenlerle birçok çalışma yaptığını söyleyen Selçuk, öğretmenlerin neler hissettiği, neler düşündüğü konusundaki farkındalığının yüksek olduğunu vurguladı.

Selçuk, “Öğretmen arkadaşlarım benim şahsımda Milli Eğitim Bakanlığının koridorlarında temsil edildiğini asla unutmamalı. Aklımızda, düşüncemizde, gönlümüzde, duygularımızda onların bütün hissiyatını taşıdığımızı tekrar vurgulamak isterim.” ifadesini kullandı. Tek güvencesinin, meslektaşları olan öğretmenler olduğunu belirten Selçuk, “Çünkü bu iş yükselecekse, bir bayrak yükselecekse tümüyle öğretmen arkadaşlarımızın omuzlarında yükselecek.” dedi.

“Bir çocuğun hayatına dokunmak büyük bir vebal”
Selçuk, kabine açıklandığında heyecanla beraber tedirginlik de yaşadığını aktararak, şöyle konuştu: “Sabah kalktım geçer zannettim ama sabah kalktım yine bakanmışım. Bu, ciddi bir tedirginlik yaratan bir şey aslında. Çünkü çocukların hukukuna dokunmak, bir çocuğun hayatına dokunmak o kadar büyük bir vebal ki.

Biz sanki bürokrasiyle uğraşıyoruz ya da biz sanki resmi görevler yapıyoruz ya da biz sanki kendi geçim vasıtamız olan bir işle ilgileniyormuşuz gibi algılıyoruz, bütün okullar, bütün derslikler, laboratuvarlar, bunların tamamı çocukların hukukunu korumak ve onların gelecekle ilgili perspektifini yükseltmek için yapılıyor ama öyle anlar geliyor ki sanki bu işler bir şekilde bürokratik işlermiş gibi algılanabiliyor. Her zaman kendime şu sorguyu yapmayı ihmal etmemeye çalışıyorum. Yaptığım her şey, çocuğun hukuku için onlara hürmet içindir, dolayısıyla öğretmene hürmet içindir.”

“1 milyon öğretmenin temsilcisiyiz”
Ziya Selçuk, 1 milyon öğretmenin temsilcisi olduklarını ifade ederek, “Bütün öğretmenler, bu çalışmaların içinde kendisini bulacak, onların hayatlarına hep beraber dokunduğumuzu görecekler. Bu çerçevede de yapılması planlanan bütün çalışmalara, bütün öğretmenler ´Benim bakanlığımın çalışmaları´ diyecekler inşallah.” diye konuştu.

“El duası bitmeden dil duası kuru kalır.”
Eğitimde ailenin, içinde bulunulan çevrenin ve sosyal medyanın önemine değinen Selçuk, “Bunların hepsi birlikte topyekun senkronize bir çalışmayla belli bir noktaya getirilebilir. İnşallah bu güveni sarsmamaya ve beklentileri karşılamaya gayret edeceğiz. Gayret olsun ki nasip olsun, gayret olsun ki netice olsun ama bu sadece sözle olmayacak.” dedi. “El duası bitmeden dil duası kuru kalır.” sözünü hatırlatan Selçuk, “Biz elimizle bu işe sarılıp gayret edeceğiz ki tevfikle karşılaşabilelim.” dedi.

“Gönül huzuruyla emin ellere teslim ediyorum”
İsmet Yılmaz da Selçuk´u Millî Eğitim Bakanlığına atanmasından dolayı tebrik ederek, yeni görevinde başarılar diledi. Selçuk´a, Bakanlık olarak 65 bin okul, 1 milyondan fazla öğretmen ve 18 milyona yakın öğrenci emanet ettiklerini söyleyen Yılmaz, “2 yıldan fazla süredir üstlendiğim Bakanlık görevini gönül huzuruyla emin ellere teslim ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığına liyakat ilkeleri çerçevesinde Sayın Bakanımızdan daha iyi bir atama yapılamazdı. İnanıyorum ki Sayın Bakanımız aldığı bayrağı, çok daha iyi bir seviyede kendisinden sonra geleceklere teslim edecektir.” dedi.

Beşeri sermayeye yapılan yatırımın önemini vurgulayan Yılmaz, 2002´den 2017´ye kadar Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısını ilköğretimde 36´dan 24´e, ortaöğretimde 30´dan 23´e düşürdüklerini bildirdi. Eğitimi teknoloji ile buluşturduklarını belirten Yılmaz, FATİH Projesi kapsamında 952 binden fazla bilgisayarı okullara gönderdiklerini, 41 bin okula ADSL bağlantısı yaptıklarını, 30 bine yakın okulda bilişim teknolojileri sınıfı açtıklarını, 1 milyon 400 bin tablet bilgisayar dağıttıklarını, 432 bin etkileşimli tahta kurulduğunu anlattı.

Yılmaz, öğrencilerin okullara düzenli devam edebilmeleri için şartlı eğitim yardımı, her çocuğun eğitime erişimini sağlamak için taşıma yoluyla eğitim hizmeti verdiklerini, 92 binin üzerindeki engelli öğrenciyi evlerinden okulla götürdüklerini söyledi. Müfredatı güncelleme çalışmaları ve BİLSEM´lere değinen Yılmaz, okullaşma oranlarında büyük artış, okuma yazma bilmeme oranında da 4 kat azalma sağlandığını vurguladı. Yılmaz, Ziya Selçuk´a yeni görevinde sonsuz başarılar dileyerek, “Aldığı emaneti kesinlikle daha iyi bir noktada kendinden sonra geleceklere teslim edeceğine olan inancımı ifade etmek istiyorum.” dedi.

Uludağ Üniversitesi Makine Topluluğu (UMAKİT) öğrencileri, Londra’da düzenlenen Shell Eco Marathon Avrupa 2018 yarışmasında birincilik elde etti. UMAKİT, bu alanda birincilik kazanan ilk Türk takımı oldu.

1939 yılından beri düzenlenen uluslararası alternatif enerjili araçların yarıştığı ve dünyanın en prestijli mühendislik yarışmasından biri olan Shell Eco Marathon Avrupa 2018 Londra yarışmasında yer alan UMAKİT, yerli hidrojen enerjili aracıyla 1 metreküp hidrojen gazıyla 182.6 km gitme başarısı göstererek en verimli araç olarak Avrupa şampiyonu olmayı başardı. UMAKİT ekibi, yarışma tarihinde bunu başaran ilk Türk ekibi oldu ve Türk bayrağını Londra’da dalgalandırdı.

YERLİ ÜRETİM BARBAROS İLE AVRUPA’NIN ZİRVESİNE…
Alperen Kaya, Araş. Gör. Mert Ali Özel, Seçkin Çakır, Ebubekir Pınar, İsmet Berkay Kabatepe, Şevval Ferazoğlu, Furkan Avcı, Batuhan Temiz, Turgut Can Şahin, Aslıhan Pamuk, Furkan Onat, Tuğba Hacıoğlu ve Selim Şenocak’tan oluşan 13 kişilik Makine ve Elektrik-Elektronik mühendisliği bölümü öğrencileri, 1 yıl boyunca süren yoğun çalışmalar sonucunda, Barbaros isimli hidrojen enerjili aracının, yerli motorunu, motor sürücü devresini, 1.3 kg ağırlığındaki karbon fiber jantı, inovatif soğutma sistemi, aktif ve pasif güvenlik sistemlerini tasarlama ve üretme başarısını gösterdi. Takım kaptanı Alperen Kaya; “Dünyanın sayılı üniversitelerinin katıldığı Shell Eco Marathon yarısında ülkemizi ve üniversitemizi şampiyon olarak temsil ettik. Her bir ekip üyesi arkadaşımın yoğun çalışmalarının ve vakitlerinden ettikleri fedakârlığın karşılığını yarışta birinci olarak aldık. Üniversitemizin, sponsorlarımızın ve rektör hocamız Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ın desteği bizlerin en büyük dayanağı oldu. Tasarladığımız yerli araçla, okulumuzu en iyi şekilde temsil etmenin gururuyla gelecek sene inovasyona sahip ürünlerimizin sayısını ve aracımızın verimliliği daha da geliştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Çocukların okulda öğrendiği bilgileri tekrar etmemeleri sonucunda beyin, sonraki süreçlerde bu bilgileri tekrar ‘geri getirme’ durumunda zorluk yaşıyor. Çocukların gelecek ders yılında sorun yaşamamaları için yaz tatilinde yapılan aktiviteler çok önemli.

Okulların tatile girmesiyle birlikte anne-babaların gündemine yerleşen önemli konulardan biri ‘tatilde öğrenme kaybı’. Çocukların yıl içerisinde okulda edindiği bilgi ve becerinin bir kısmını yaz tatilinde kaybederek bir sonraki sınıfa geçmesi durumuna tatilde öğrenme kaybı deniliyor. Uzmanlar, tatilde öğrenme kaybının en fazla ilköğretim çağındaki çocuklarda görüldüğünü belirtirken tatilde öğrenme kaybının çocuğun tatilini nasıl değerlendirdiğine göre değiştiğini vurguluyorlar.

“Pek çok ülke çalışma yürütüyor”
Tatilde öğrenme kaybının, çocuğun akademik becerileri ve öğrenme süreçleri açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Altınbaş Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Başkanı Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, ebeveynlerin ‘Nasılsa seneye toparlar’ yaklaşımının çocukların ilerleyen süreçlerde olması gereken seviyelerden çok daha geriye düşmesine sebep olduğuna dikkat çekti. Bu durumu büyük bir problem olarak gören çoğu ülkede öğrenme kayıplarıyla alakalı çok sayıda çalışmanın yürütüldüğünü ifade eden Klinik Psikolog Özçelik, “Ülkemizde de yapılan çalışmalar gösteriyor ki öğrencilerin zenginleştirilmiş çevresel materyallerle iç içe olmaları yaz tatilinde öğrenme kayıplarını azaltırken; çocukların çevresel materyal eksikliği yaşadığı şartlar ise öğrenme kayıplarını arttırabiliyor. Yapılan araştırmalar aynı zamanda durumun önemini algılayan okul ve ailelerin çocuğa verdiği desteğin de altını çiziyor. Bu noktada ise görev, bilinçlenme sürecinde büyük rol oynayacak olan aile ve okullara düşüyor” dedi.

Tatilde öğrenme kaybı nasıl önlenir?
Tatilde öğrenme kaybının tamamen önüne geçilebilir bir durum olduğunu söyleyen Klinik Psikolog Dila Özçelik, “Uzun yaz tatillerini, çocukların tamamen öğretici ve eğitici aktivitelerden uzaklaştığı bir dönem olarak görmemek gerekli. Bu dönemler, çocukların istek ve tercihleri doğrultusunda yeni bilgiler edinilmesine fırsat verilen değerli bir periyot olarak görülmeli. Bu noktada çocuğun öğrenme kaybını minimuma indirecek olan seçenekler yaz okulları, eğitici öğrenme setleri, spor ve sanatsal faaliyetler, aile ve arkadaşlarla birlikte planlanan aktiviteler olarak sıralanabilir. Tüm bunların ortak noktası olarak çocukların keyif aldığı aktiviteler ön planda tutulmalı, çocuğun sorumluluk alarak plan yapmasına müsaade edilmeli ve çocuğa ‘zorundalık’ hissinden ziyade ‘merak’ duygusu aşılanmalıdır” diye konuştu.

Işık Üniversitesi’nin bu yılki mezunları için üniversitenin Maslak ve Şile kampüslerinde art arda mezuniyet törenleri düzenlendi. Şile Kampüsü’ndeki törene, Şile Garnizon Komutanı, Şile Belediye Başkanı, Feyziye Mektepleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, Genel Sekreteri ve Üyeleri, Işık Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Üyeleri, Işık Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcısı, Genel Sekreteri, üniversite öğretim üyeleri ve mezun öğrencilerin aileleri ile çok sayıda davetli katıldı.

Mezuniyet töreninde konuşan Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal İbiş; Işık Üniversitesi’nin kurulduğu günden bu yana sürekli gelişim göstererek, eğitim kalitesi ve mezun başarıları ile vakıf üniversiteleri arasında en çok tercih edilen üniversitelerden biri haline gelerek, Türkiye’nin akademik yaşamında önemli bir konuma ulaştığını vurguladı.

Rektör Cemal İbiş, “Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün izinden yürüyen üniversitemiz, bundan böyle de ülkemizin dünyaya açılan aydınlık yüzü olmaya devam edecektir. Bugün mezun ettiğimiz öğrencilerimizin, 1885 yılından bugüne akan ışığı; geleceğe onurla ve gururla taşıyacağından, bundan sonraki yaşamlarında ülkemizde ve dünyada üniversitemizi başarıyla temsil edeceğinden eminim. Mezun tüm öğrencilerimizi bir kez daha kutluyorum” diye konuştu.

Büyük Türkiye ideali yolunda toplam on bin mezun
Rektör Cemal İbiş’in ardından mezunlarla konuklara hitap eden ve kendisi de Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Lisesi 1969 yılı mezunu olan Işık Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Avukat Hüsnü Güreli, “132 yıllık Feyziye Mektepleri Vakfı’nın kurmuş olduğu 22 yıllık Işık Üniversitesi, bugün on bininci mezununu vermenin gururunu yaşıyor. Tüm mezunlarımızı tebrik ediyorum. Büyük Türkiye ideali için bugün mezun ettiğimiz öğrencilerimizi vatana millete hayırlı evlatlar olarak yetiştirdik. Öğrencilerimizin hayatlarının devamında bu eğitimin hakkını fazlasıyla vereceğine yürekten inanıyorum” dedi.

‘Sahibimiz Türkiye’deki 81 milyon’
Işık Üniversitesi’nin sahibinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm vatandaşları olduğunu vurgulayan Hüsnü Güreli, “Üniversitemizin sahibi 81 milyon Türkiye’dir. Üniversitede herhangi bir hakim grup ya da aile ve sermayedar yoktur. Sadece 132 yıl önce kurulmuş ve aynı vasıflara sahip bir Feyziye Mektepleri Vakfı vardır. Bu vakfın da arkasında herhangi bir sermaye yoktur. Gücümüzü tüm Türkiye’den alıyoruz” dedi.

Işık Üniversitesi ilk 10’da
1996 yılında Mühendislik Fakültesi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olmak üzere iki fakülte ve 170 öğrenci ile eğitim-öğretim hayatına başlayan Işık Üniversitesi’nin bugün Türkiye’nin sayılı üniversiteleri arasına girdiğini hatırlatan Hüsnü Güreli, “Bugün Şile’de 500 bin metrekare arazi üzerine kurulu 80 bin metrekare kapalı ve Maslak’ta da 15 bin metrekare kapalı alana sahibiz. Üniversitemiz bünyesindeki 5 fakülte, 2 meslek yüksekokulu, 2 enstitü, bir yabancı diller okulumuz, 550 öğretim üyemiz ve 7 binin üzerindeki öğrencimizle Türkiye’nin akademik hayatının saygın bir üyesi durumundayız. 12 öğrenci başına düşen 1 öğretim üyemizle Türkiye’nin ilk 10 üniversitesi arasında yer alıyoruz” diye konuştu.

Hüsnü Güreli konuşmasının ardından, Işık Üniversitesi’nin on bininci mezunu olan Mühendislik Fakültesi Mekatronik Bölümü mezunu Cenk Yargıç’a ödülünü takdim etti.

Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Lisesi’nden 1972 yılında mezun olan Feyziye Mektepleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Akın Süel de törende yaptığı konuşmada, “Feyziye Mektepleri Vakfı 132 yıllık köklü bir eğitim vakfı olarak bugüne kadar anaokulundan liseye, liseden üniversiteye kadar on binlerce mezun verdi. Bugün de üniversitemizin 19. Dönem mezunlarını uğurluyoruz. Mezunlarımızın yetişmesinde katkısı olan Mütevelli Heyetimize, rektörümüze, akademik ve idari kadrolarımıza teşekkür ediyorum. Mezun öğrencilerimizin yolu açık ve Işıklı olsun” dedi.

Konuşmaların ardından fakülte birincilerine ödüllerinin verildiği mezuniyet töreni, diplomaların dağıtımı, mezuniyet yemininin okunması ve öğrencilerin her yıl mezuniyet töreninde heyecanla beklediği kep atma seremonisiyle son buldu. Öğrenciler daha sonra Dj performansı eşliğinde mezuniyetlerini kutladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, kentin her alanda olduğu gibi eğitimde de marka olması hedefiyle eğitim kurumlarına destek verildiğini belirterek, Büyükşehir Belediyesi tarafından sil baştan yenilenen Bursa Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin yeni eğitim öğretim yılında yeniden eğitime başlayacağını söyledi.

Bursa’da Yıldırım İlçesi’nde, 50 yılı aşkın süredir öğrenci yetiştirerek eğitime katkıda bulunan Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi, Büyükşehir Belediyesi tarafından modern kimliğine kavuşuyor. Bursa’da Merkez İmam Hatip Lisesi olarak da bilinen Yıldırım Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi, yaklaşık 25 milyon TL’lik yatırımla sil baştan yenileniyor. Bursa İmam Hatip Lisesi inşaatının yüzde 90′;ı tamamlanırken, yeni öğretim yılında öğrencilere eğitim vermesi hedefleniyor.

Bursa’ya değer katacak
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın eğitim hayatına önemli katkılar sunan Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin modern kimliğine kavuşarak yeni öğrenciler yetiştirmeye devam edeceğini söyledi. Başkan Aktaş, İmam Hatip Lisesi’nde öğrenciler için her türlü imkanın bulunacağını söyleyerek, “Mevcut yerinde yeniden yapılan okul, eğitim ve spor alanları, laboratuvarları ve yurtlarıyla Türkiye’nin seçkin okullarından biri olacak. Bursa’ya yakışan bir eğitim kurumunu kentimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

Okul binalarının Büyükşehir Belediyesi tarafından yenilendiği Bursa Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin yurdunun ise hayırsever desteğiyle yapıldığını hatırlatan Başkan Aktaş, yurdun inşaatını gerçekleştiren Rızvanoğlu İnşaat’a teşekkür etti.

15 dönüm üzerinde toplam 17 bin metrekare alanda 3 ana bloğun bulunduğu projede okul ve yurt yer alıyor. Çalışmalar tamamlandığında okulda 52 derslik, kapalı spor salonu ve 104 yataklı yurt binası da olacak. Okul, konferans salonu, kapalı otoparkı ve çevre düzenlemesi ile Bursa’ya değer katacak.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, liselere geçiş tercihleri bugün başladı. Adaylar tercihler işlemini 13 Temmuz’a kadar “https://e-okul.meb.gov.tr” internet adresinden veya öğrencinin mezun olduğu okuldan ya da herhangi bir resmi ortaokul müdürlüğünden de gerçekleştirilebilecek.

MEB tarafından liselere geçiş tercihleri başladı. Öğrenciler tercih işlemini, “https://e-okul.meb.gov.tr” internet adresinden yapılabileceği gibi mezun olduğu okuldan ya da herhangi bir resmi ortaokul müdürlüğünden de gerçekleştirilebilecek. Yapılan tercihler mutlaka ilgili ortaokul müdürlüklerine onaylatılacak.

Özel liselere kayıt işlemleri ve yetenek sınavıyla öğrenci alan okulların kayıtları 13 Temmuz’da tamamlanacak. Tercih sürecinin başlamasıyla birlikte tercihlere esas kontenjan tabloları da ilan edildi. Yerleştirme sonuçları ve boş kontenjanlar ise 30 Temmuz’da açıklanacak.

Nakil tercih başvurularının ilki 6-10 Ağustos’ta, ikincisi 13-17 Ağustos’ta, üçüncüsü 27-31 Ağustos’ta, dördüncüsü 3-6 Eylül’de yapılacak. Yatılılık başvuruları, 10-14 Eylül’de okul ve kurumlarca alınacak.

Merkezi yerleştirme, merkezi sınavla öğrenci alan fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, proje uygulayan eğitim kurumları ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına tercihler doğrultusunda merkezi sınav puanı üstünlüğüne göre yapılacak. Yerel yerleştirme ise okulların türü, kontenjanı, bulundukları yere göre oluşturulan ortaöğretim kayıt alanı ile öğrencilerin ikamet adresleri, tercih önceliği, okul başarı puanları, devam-devamsızlık ve yaş kriterleri göz önünde tutularak gerçekleştirilecek.

Güzel sanatlar liseleri, spor liseleri, klasik sanatlar ve musiki, görsel sanatlar ve spor programı/projesi uygulayan Anadolu imam hatip liselerine yerleştirme iş ve işlemleri ile öğrencilerin okullara kayıtları 13 Temmuz Cuma saat 17.00′ye kadar tamamlanacak.

Okul tercihi zorunlu
Sınava giren ve merkezi sınav puanına sahip olan öğrenciler dahil, tüm öğrenciler yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okul tercihinde bulunmak zorunda olacak.

Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar ekranından tercih yapılmaması durumunda, öğrencilere merkezi sınavla öğrenci alan okullar ile pansiyonlu okullar tercih ekranı açılmayacak. Merkezi sınav puanı, yerel yerleştirme ve pansiyonlu okullar olmak üzere 3 grupta tercih yapılabilecek. Merkezi sınava girmeyen öğrencilerin ise yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar ve pansiyonlu okullar olmak üzere 2 grupta tercihleri alınacak.

Öğrenciler, ilk olarak yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar ekranından tercihte bulunacak. Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan okullar için tercihlerini yaparak kayıt işlemini tamamlayan öğrenciler, istemeleri halinde merkezi sınavla öğrenci alan okullar için açılacak ekrandan en fazla 5, pansiyonlu okullar tercih ekranından da en fazla 5 okul olmak üzere toplam 15 okul tercihinde bulunabilecek.

Merkezi sınavla öğrenci alacak okul sayısı bin 373, bu okulların kontenjanı ise 126 bin 510 olarak belirlendi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et