Anasayfa Genel

2018-2019 Eğitim-Öğretim Dönemi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek yönlü bir eğitim-öğretim yerine zengin öğrenme ortamlarının gündeme geldiği, sıra dışı modellerin tartışıldığı günümüzde, bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor. Eğitim-öğretim sistemimizi, çocuklarımıza öz güven duygusu kazandıracak, atılım ruhu aşılayacak, pergelin bir ayağını değerlerimize ve ülkemize sabitleyip diğer ayağıyla tüm dünyayı dolaşacak şekilde inşa etmeliyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. İstanbul Kabataş Lisesinde düzenlenen törende; Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

“YENİ VE BÜYÜK TÜRKİYE’NİN MİMARLARI BU OKULLARDA YETİŞECEK”
Sözlerine yeni eğitim-öğretim döneminin öğrenciler ve öğretmenler başta olmak üzere bütün eğitim camiasına hayırlı olması temennisinde bulunarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlere gösterdikleri fedakârlıklar dolayısıyla şükranlarını, öğrencilere de başarı dileklerini iletti.

Konuşmasında, “Her eğitim-öğretim dönemini olduğu gibi bu yılı da Türkiye’nin aydınlık yarınlarına giden yolda yeni bir başlangıç, altın bir fırsat olarak görüyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin güçlü ve müreffeh geleceğine damgasını vuracak gençler, okullarımızın sıralarından çıkacaktır. Bu yıl okula başladıkları için yüreği kıpır kıpır olan miniklerimiz, inşallah, 2053 ve 2071 Türkiye’sinin kurucuları, liderleri, öncüleri olacaktır. Yeni ve büyük Türkiye’nin mimarları, öğretmenlerimizin maharetleri ellerinde, işte bu sınıflardan, bu okullardan yetişecektir” diye ekledi.

İnsanı merkeze alan ve onu yaratılmışların en şereflisi olarak gören bir medeniyetin temsilcileri olarak, iktidara geldikleri günden beri eğitim-öğretim konusuna önem ve öncelik verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de göreve geldiklerinde Türkiye’yi üzerinde yükseltecekleri 4 sütunu; eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olarak ilan ettiklerini hatırlattı.

“EĞİTİMDE KÖKLÜ REFORMLAR GERÇEKLEŞTİRDİK”
Eğitim-öğretim gibi, vatandaşın hayatını doğrudan ilgilendiren konularda reformlara imza atmanın sadece vizyon değil, aynı zamanda cesaret işi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden önceki hükûmetlerin göstermesi gereken cesaret, dirayet ve kararlığı biz gösterdik. Diğer meselelerde olduğu gibi eğitim-öğretim meselesinde de asla ‘böyle gelmiş böyle gider’ kolaycılığına kapılmadık” dedi.

Kimi güç odaklarının hışmını üzerlerine çekme pahasına eğitim alanında köklü reformlar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle tek tipçi, yasakçı, öğrencinin tekâmülü yerine formatlanmasını esas alan eski eğitim-öğretim mantalitesini bir daha geri gelmemek üzere rafa kaldırdık. Eğitim-öğretim sistemimizi komplekslerinden kurtararak çok daha özgürlükçü, çok daha demokratik, çok daha sorgulayıcı bir yapıya kavuşturduk” diye konuştu.

Eğitim-öğretimdeki altyapı ve içerik konusunda hayata geçirdikleri politikaların belli kesimler tarafından sürekli olarak engellenmek istendiğini hatırlatan ve attıkları kimi adımlarda anlamsız bir inatla, bir dirençle karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Bu direnç asla milletimizden, öğrencilerimizden ve öğretmenlerimizden gelmedi. Daha çok eğitim-öğretim konusunu ideolojik çekişmelerinin aracı hâline getiren çevrelerden geldi. Eğitim-öğretimin millîleşmesine, milletin kadim değerleri, talepleri ve ihtiyaçlarıyla barışmasına karşı en güçlü tepkiyi eğitim-öğretimi tekellerinde gören bu kesimler gösterdi. Dün olduğu gibi bugün de zaman zaman aynı çevrelerin çağ dışı tepkileriyle karşılaşıyoruz. Ama biz bunlara aldırmadan yolumuza devam kararlılığıyla yürüyoruz.”

“ÖNÜMÜZE ÇIKARILAN ENGELLERE ALDIRMADIK”
Hiçbir başarıya zahmetsiz ulaşılamayacağını vurgulayarak, “Önüne çıkan engellere bakıp da bundan yılan, vazgeçen hiç kimse menzile, maksuda ulaşamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de önlerine çıkarılan engellere aldırmadıklarını, meseleye ideolojik at gözlüğüyle bakan çevrelerin kışkırtmalarına prim vermeden reform çalışmalarını devam ettirerek önemli başarılara da imza attıklarını ifade etti.

Göreve geldiklerinde 526 bin olan öğretmen sayısına 605 bin 450 yeni öğretmen ilave ettiklerini, 288 bin adet yeni derslik inşa ederek toplam derslik sayısını 575 binin üzerine çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 433 bin sınıfın tamamına etkileşimli tahta yerleştirdiklerini, Türkiye’de ilk defa sosyal bilimler ve spor liselerini kurduklarını, bilim ve sanat merkezi sayısını 18’den 135’e spor salonu sayısını da 2 bin 791’den 9 bin 79’a çıkardıklarını sözlerine ekledi.

Konuşmasında, eğitim alanında ortaya koydukları diğer hizmet ve yeniliklerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine kendilerinin döneminde ders kitaplarının ücretsiz olarak devlet tarafından öğrencilere verildiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene bu hizmetin birileri tarafından provoke edilmek istendiğine işaret ederek, “Bu defa Millî Eğitim Bakanlığımız sağ olsun şöyle bir seferberlik ilan etti ve yine bu yıl sıralara bu kitapları yetiştirdik” diye ekledi.

“GÜNÜMÜZÜN BİLGİ VE TEKNOLOJİ YOĞUN DÜNYASINDA BİZLER DE EĞİTİM SİSTEMİMİZİ GÜNCELLEMELİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün okul sıralarında oturan evlatlarımız, ne bizim dönemimizle ne de anne babalarının günleriyle karşılaştırılamayacak çok farklı bir iklimde eğitimlerine başlıyor. Bizler çoğu zaman bir kaynak kitaba ulaşmak için şehrin başka ucundaki kütüphaneye gitmek zorunda kalıyorduk. Çocuklarımız ise, bugün bilgisayar başına oturup birkaç tuşa basarak, neredeyse insanlığın tüm birikimine kolayca ulaşabiliyor. Okullarımızdaki kütüphanelerden, dünyanın en ücra köşesindeki kütüphanelere, çalışmalara, araştırmalara, kitap ve eserlere erişilebiliyor. Günümüzün bilgi ve teknoloji yoğun dünyasında bizler de eğitim sistemimizi güncellemeli, bugünü ıskalamadan geleceğin şartlarına göre evlatlarımızı hazırlamanın yollarını aramalıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Hazreti Ali’nin ‘Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin’ sözüne atıfta bulundu ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Tek yönlü bir eğitim-öğretim yerine, zengin öğrenim ortamlarının gündeme geldiği, sıra dışı modellerin tartışıldığı günümüzde, bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor. Eğitim-öğretim sistemimizi çocuklarımıza öz güven duygusu kazandıracak, atılım ruhu aşılayacak, pergelin bir ayağını değerlerimize ve ülkemize sabitleyip diğer ağıyla tüm dünyayı dolaşacak şekilde inşa etmeliyiz. Çocuklarımızı belli kalıplara göre formatlamak yerine, yaratılıştan sahip oldukları, Allah’ın onlara lütfu olan özelliklerini keşfettirecek biçimde evlatlarımıza yaklaşmalıyız.”

“PRATİĞE DÖKÜLMEYEN HER BİLGİ, BİR MÜDDET SONRA UNUTULMAYA MAHKÛMDUR”
Bugün sınıflardaki temel sorunun dikkat ve konsantrasyon eksikliği olduğuna işaret ederek çocukların bedenen sınıfta, zihnen başka yerde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira çok ciddi bir uluslararası kuşatma altındayız, buna dikkat etmemiz gerekiyor. Bu durumu değiştirecek, öğrencilerimizin sınıfa, derse, okuldaki aktivitelere ilgisini en üst düzeye çıkaracak yenilikleri süratle uygulamaya koymalıyız” şeklinde konuştu.

Özellikle mesleki eğitimle iş hayatını bileştirecek projelere ivme kazandırılması gerektiğinin altını çizerek meslek liselerinde okuyan öğrencilere pratik kazandırmayı amaçlayan çalışmaları son derece önemsediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İş, tam anlamıyla ancak işte öğrenilir, pratiğe dökülmeyen her bilgi bir müddet sonra unutulmaya mahkûmdur” ifadelerini kullandı.

“SABIR VE SEBAT OLMADAN HEDEFLERİMİZE ULAŞAMAYIZ”
Öğrenmenin; emek, disiplin, aşk, tutku ve fedakârlık istediğine dikkat çekerek “Öğrenmek için aşkı olan, tutkusu olan, sevdası olan bir kişi ne şekilde olursa olsun bir yolunu bulur ve gayesini gerçekleştirir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabır ve sebat olmadan da hedefe ulaşılamayacağını vurguladı.

Öğrenmenin bir süreç olduğunu ve bu sürecin beşikten mezara kadar ömür boyu devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilere hitaben, okullardaki öğretmenleri dışında, hayatta binlerce öğretmenlerinin olacağını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Sabrı belki küçük bir karıncanın mücadelesinden öğreneceksiniz. Vefayı, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızın o size sarılışından öğreneceksiniz. Açlığı, sokaktaki bir yoksulun ekmeği tutuşundan öğreneceksiniz. Emeği, güneşin altında çalışan bir işçinin alın terinden öğreneceksiniz. Vatan sevgisini, Suriyeli bir muhacir çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz. Kahramanlığı, Ömer Halisdemir gibi yiğitlerin cesaretinden öğreneceksiniz. Özveriyi, terör örgütünün kalleşçe şehit ettiği Aybüke öğretmenin fedakârlığından öğreneceksiniz. Coşkuyu, arkadaşlarınızla birlikte gittiğiniz bir futbol maçında öğreneceksiniz. Hasreti, annenizle bir süre ayrı kaldığınızda öğreneceksiniz. Kurumuş bir dere yatağından susuzluğu, kafeste çırpınan bir kuştan özgürlüğü öğreneceksiniz. Maviyi gökyüzünden, kırmızı gülden, sarıyı ekinlerden, yeşilin güzelliğini Karadeniz’in uçsuz bucaksız ormanlarından öğreneceksiniz.”

“SİZLERİN IŞILDAYAN GÖZLERİNDE ÜLKEMİZİN AYDINLIK GELECEĞİNİ GÖRÜYORUM”
Başarının anahtarı olarak gördüğü, ‘Oku, düşün, uygula, neticelendir’ tavsiyesini öğrencilerle paylaşarak kendilerini okumaya, okuduklarını düşünmeye, düşündüklerini hayata geçirmeye ve bunu neticelendirerek başarıya ulaşmaya çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin şu ışıldayan gözlerinde ülkemizin aydınlık geleceğini görüyorum. Burada yarının güçlü Türkiye’sinin siyasetçilerini, öğretmenlerini, gazetecilerini, mühendislerini, mimarlarını, doktorlarını, iş adamlarını, sanatçılarını ve sporcularını görüyorum” dedi.

2018-2019 eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunarak tüm öğretmenlere şükranlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını; ailelerden öğretmenlerin çabalarına destek olmalarını beklediğini ifade ederek ve öğrencilere Allah’tan zihin açıklığı temennisinde bulunarak tamamladı.

Öğrencilerin sosyal medyada en çok etkileşime girdiği kişilerin okul arkadaşları olması, okullarda yaşanan akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık adı verilen bu durum, öğrencilerin okul hayatları başta olmak üzere tüm yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre, akran zorbalığına uğrayan çocukların sadece %4’ü konuyu ebeveynlerine ya da öğretmenlerine anlatıyor.

Günümüzün en güncel sorunlarından biri olan akran zorbalığı, hayatın pek çok alanında çocukların ve gençlerin karşısına çıkıyor. Buna rağmen pek çok okul yönetiminin akran zorbalığına karşı yeterince sorumluluk hissetmemesi, okullarda bu tür vakalarla ilgili net bir politika bulunmamasına ve öğrencilerin en üst düzeyde etkilenmesine yol açıyor. Bununla birlikte çocukların sosyal medyada etkileşim kurdukları kişilerin başında okul arkadaşlarının olması, akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık olarak adlandırılan bu durum, okul psikolojileri ve performansları da dahil olmak üzere çocukları pek çok açıdan olumsuz etkiliyor.

Bitdefender Antivirüs’ün yaptığı son araştırma, akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların sadece %4’ünün bu durumu anne babasına ya da öğretmenine anlattığını gösteriyor. Ebeveynler ile öğretmenlerin zorbalığa karşı beraber hareket ederek net bir strateji uygulaması gerektiğini belirten Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, zorbalığı azaltmak için atılabilecek adımları paylaşıyor.

Çocukların %24’ü Dış Görünüşlerini Değiştirmek İstiyor
Bitdefender Antivirüs’ün yeni araştırması, çocukların %29’unun karşılaştığı akran zorbalığını anne babasına anlatmadığını, yine %29’unun da durumu herkesten sakladığını ortaya koyuyor. Ayrıca araştırmaya göre, fiziksel görünüşleriyle ilgili zorbalığa uğrayan çocukların %24’ü, dış görünüşünde değişiklik yapmayı düşünüyor.

Araştırma verileri, ilk gençlik çağında zorbalığa uğrayan çocukların sadece %4’ünün ebeveynlerine ya da öğretmenlerine açıldığını gösteriyor. Uğradıkları zorbalığı okuldaki psikolojik danışmanları ile paylaşan gençlerin oranı ise %7.

Siber Zorbalığa ve Akran Zorbalığına Karşı Neler Yapılabilir?
Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Siber zorbalığı hemen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da zorbalığa sıfır tolerans gösteren bir topluluk oluşturulması ve çocuklara böyle davranışlara karşı nasıl tepkiler verilebileceğinin öğretilmesi gerekiyor.” ifadelerinde bulunarak konuyla ilgili öneriler paylaşıyor.

• Çocukların ve gençlerin çevrimiçi ortamda güvenliklerini riske atmayacak şekilde davranmaları, özel bilgilerini, fotoğraflarını ve videolarını yabancılarla paylaşmamaları ve ileride onları olumsuz etkileyebilecek dijital ayak izlerinin farkında olmaları için ebeveynlerle birlikte çalışılmalı. Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre siber zorbalık ile karşılaşan gençlerin %57’si fiziksel görünüşleri ile ilgili zorbalığa uğrarken, %44’ü fikirleri, %30’u kişisel özellikleri ve %27’si giyim tarzları nedeniyle zorbalığa uğruyor.

• Siber zorbalığa maruz kalan çocukların da siber zorbaya dönüşebileceğinin farkında olunmalı. Geçmişte ya da şu anda zorbalığa maruz kalan çocuklar, bu durumla başa çıkmak için siber zorbalığa başvurabiliyor. Bunun engellenmesi için okullarda özel programlar hazırlanabilir.

• Okullarda öğrencilere saygının, sorumluluğun ve hoşgörünün öğretileceği eğitici etkinlikler, atölyeler ve kampanyalar organize edilmeli. Böylece, akran zorbalığının barınamayacağı bir çevre yaratılabilir.

• Okullardaki psikolojik danışmanlar ve öğretmenler tarafından gençlerin, yüz yüze kaldıkları hoş olmayan durumları ve hisleri anlatmaları teşvik edilmeli.

• Siber zorbalığa karşı bir strateji geliştirilirken atılan her adımda öğrencilerin de görüşleri alınarak sürece dahil edilmeli.

• Çocuklara, başkalarına uygulandığına şahit oldukları herhangi bir zorbalığın ardından olayı hemen yetkili birine anlatmaları gerektiği öğretilmeli.

Türkiye ve Almanya arasında Altınbaş Üniversitesi ve Köln Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ilk ve tek çift diplomalı hukuk lisans programının 2′inci dönem mezunu 25 öğrenci törenle diplomalarına kavuştu.

Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Yerleşkesinde düzenlenen törene mezun öğrenciler ve ailelerinin yanı sıra Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ali Altınbaş ve Mütevelli Heyet Üyeleri, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Kayar, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Kurucu Direktörü Prof. Dr. Şükran Şıpka, Köln Üniversitesi Program Direktörü ve programın mimarı Prof. Dr. Heinz-Peter Mansel, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Direktörü Dr. iur. Murat Can Atakan, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Direktör Yardımcısı Ayşegül Altınbaş, Köln Üniversitesi Program Direktör Yardımcısı Dr. Jan Kruse, Köln Üniversitesi Çift Diploma Sorbonne Üniversitesi Direktörü Prof. Dr. Dr. h.c. Barbara Dauner-Lieb, Mehmet Altınbaş Eğitim ve Kültür Vakfı Üyesi Nusret Altınbaş, Altınbaş Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fatoş Altınbaş Sarıgül, Köln Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi akademisyenleri katıldı.

MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİN İŞLERİ HAZIR
Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş, çok gururlu olduklarını ve çok iyi öğrenciler yetiştirdiklerini ifade ederek, “Hem Avrupa hem de Türkiye’nin kültürü ile çok istisna hukuk insanları yetiştirdiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden çok mutluyum. Buradaki arkadaşlarımız daha mezun olmadan çok büyük hukuk ofisleri tarafından çağırıldılar. Şu anda da diploma alan öğrencilerin hemen hepsinin bir işi var. Bu bölüm şu anda da çok rağbet görüyor ama gelecekte de önemini koruyacak olan bir bölüm” dedi.

“İYİ İŞLERDE ÇALIŞACAKLARINA İNANCIM TAM”
Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan ise, “Altınbaş Üniversitesi, hukuk eğitiminin çağımızda nasıl ve ne yönde evrilmekte olduğunu zamanında fark eden ve ona göre kendisine yol haritası hazırlayan ilk Türk üniversitesi olmuştur. Bu çerçevede, bir yandan Hukuk lisans programımız yüzde 30 İngilizce hale getirilerek, öğrencilerin hem İngilizceyi öğrenmeleri hem de alacakları İngilizce derslerle başka ülkelerin ve kurumların hukukuna vakıf olmaları hedeflenmiştir. Diğer yandan, Altınbaş Üniversitesi Almanya’nın en önde gelen hukuk fakültesine sahip Köln Üniversitesi ile bir işbirliği çalışması yürütmüş, uzun ve meşakkatli bir süreçten sonra Türk-Alman çift diploma hukuk programımız ortaya çıkmıştır. Bugün söz konusu programımızdan ikinci kez mezun vermenin gururunu yaşıyoruz. Öğrencilerimiz Türkçe, Almanca ve İngilizce hukuk diline hakim, hem Türk, hem Alman hem de Avrupa Birliği mevzuatına vakıf çağdaş hukuk standartlarında yetiştirilmişlerdir. Bu vasıflara sahip genç hukukçular olarak Türkiye ve Almanya’da ya da dünyanın başka bir yerinde son derece iyi işlerde çalışmaya başlayacaklarına olan inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

ARANILAN HUKUKÇULAR ARASINA GİRDİLER
Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Kurucu Direktörü Prof. Dr. Şükran Şıpka ise, “Kurucu direktörü olduğum ve ilk tohumlarını 2012 yılında attığımız Köln-Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Hukuk Lisans Programı’nın geçen sene ilk mezunlarını verdik. Bu ilk mezunlarımız Türkiye’de birçok hukuk bürosunun ve şirketlerin aradığı nitelikli hukukçular arasına girdi ve kabul gördüler. Büyük bir heyecan ile kurduğumuz bu programın 2017-18 yılı ikinci mezunlarını da hukuk dünyasına yolcu ederken baştaki beklenti ve hedeflerin gerçekleştiğini görmekten büyük bir sevinç ve mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

“İDDİALI BİR PROGRAM”
“Bugün mezun olduğunuz çift diplomalı Hukuk Lisans Programı Türkçe ve Almanca bilen az sayıda öğrencisine hem Alman hem Türk hukukunu öğretmeyi ve her ülkede profesyonel hukuk mesleklerini icra etme hedefini sunan iddialı bir programdır” diyen Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Kayar,”Bu orijinal programı düşünmek, planlamak ve hayata geçirmek çok ciddi vizyon, tecrübe, birikim ve dirayet gerektirir” açıklamasında bulundu.

Altınbaş Üniversitesi Çok Sesli Korosu’nun coşkulu performansıyla başlayan programda açılış konuşmalarının ardından Türk Alman Hukukçular Derneği ile Türk-Alman Hukukçular Kulübünün tanıtımları yapıldı ve öğrenci temsilcileri konuşmalarını gerçekleştirdi. Programın sonunda mezuniyet belgelerini alan öğrenciler alkışlar eşliğinde keplerini fırlatarak mezun olmanın gurur ve heyecanını yaşarken törene katılan aileler de duygusal anlar yaşadı.

Altınbaş Üniversitesi’nin en prestijli programından mezun olan öğrenciler 2 ülkede, 3 dilde aldıkları eğitimle 4 yılda çift diploma imkanına kavuştu. Öğrencilerin tamamına burs imkanı sağlayan program, denklik problemini ortadan kaldırırken; mezunlarına uluslararası düzeyde pek çok kariyer fırsatı sunuyor. İlk öğrencilerini 2013/2014 akademik yılında alan Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı, öğrencilere yurt dışında yaşam ve öğrenim tecrübesi de sağlıyor.

Millî Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile “Okullar ve Çevresinin Daha Güvenli Hale Getirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü” imzalandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “100 Günlük İcraat Programı”nda açıkladığı, “Güvenli Okul Güvenli Gelecek” projesi, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un katılımıyla düzenlen protokol imza töreniyle hayata geçti.

MEB Başöğretmen Salonu’nda gerçekleştirilen törende konuşan Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, çocuklar açısından çok ama çok önemli bir konuda bir araya geldiklerini söyledi.

Çocukların, okulların güvenliği ve okulların temizliği konuları üzerinde herkesin hassasiyetle durduğunu belirten Bakan Selçuk, bu konudaki en büyük teşekkürü iki bakana ettiğini dile getirdi. Projede Millî Eğitim Bakanlığı olarak hiçbir katkılarının bulunmadığına işaret eden Selçuk, “Tümüyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımızın Milli Eğitim Bakanlığının okulları ve bu okullardaki çocuklarımız için sağladıkları bir katkı söz konusu. İki bakanlığımızın Milli Eğitim Bakanlığımıza çok özel katkısına müteşekkirim.” diye konuştu.

“Taş taşa değmeyince duvar olmaz” sözünü hatırlatın Bakan Selçuk, imzalanan protokolle bu sözün çok özel bir örneğinin, iş birliğinin oluştuğunu belirtti ve Bakanlar Selçuk ve Soylu´ya teşekkür etti. Başöğretmen Atatürk´ün “Yürümeye karar verenler, asla yorulmazlar” sözünü de dile getiren Bakan Selçuk, “Biz çocuklarımız için bir çalışma varsa dinlenmemek üzere yoldayız hep beraber.” dedi.

Selçuk, projeye ilişkin, “Bizim burada kısa sürede gerçekleştirdiğimiz ama çok uzun hazırlıkları gerektiren bir proje. Projenin hazırlıkları çerçevesinde de hem temizlik işlerinde görev alacak mesai arkadaşlarımızın eğitimleri, programları hem de güvenlik görevlilerimizin eğitimleri, programları konusunda iki bakanlığımızın spesifik çalışmaları olacak.” diye konuştu.

Sabahları alelacele yapılan veya geçiştirilen kahvaltılar, kantinlerde satılan fast food tipi besinler ve “sağlıklı beslenme” hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak gibi nedenlerle, özellikle ilkokul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıkları bozulabiliyor. Ancak yeterli ve dengeli beslenmeleri, sağlıklı büyüme ile gelişimlerinin yanı sıra okul başarıları için de çok önemli. Sağlıklı beslenen öğrencilerin zihinlerinin açık ve dikkatlerinin daha fazla olduğu ve bu şekilde ders saati içerisinde anlatılanları uzun süre konsantre olarak daha iyi anladıkları araştırmalarda da ortaya çıkmıştır. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel okul başarısını artıran beslenme önerilerini ve zihni açan besinleri anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kahvaltı yapmadan olmaz
İlkokul çağındaki çocuklarda en önemli öğün kahvaltıdır. Çünkü vücudun gereksinim duyduğu en önemli besin kaynakları bu öğünde karşılanıyor. Yapılan çalışmalar, uzun süren gece açlığından sonra kahvaltı yapmayan çocuklarda halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, yeterli enerjide olamamaya bağlı olarak zihinsel faaliyetlerde azalma ve dikkat eksikliği gibi sorunlar geliştiğini ortaya koyuyoSr. Düzenli ve dengeli bir kahvaltı ise büyümeyi destekleyen yeterli kalorinin ve hastalıkları önleyen çeşitli vitamin ile minerallerin alımını sağlıyor. Süt, yumurta, peynir, domates, salatalık ve tam buğday ekmeğinden oluşan bir kahvaltı yeterli vitamin ve mineral almasını sağlayacaktır. Değişik bir kahvaltı alternatifi olarak süt veya yoğurt içine yulaf ezmesi gibi kahvaltılık tahıllardan da yararlanabilirsiniz.

Her öğünde 4 temel besin grubu olsun
Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gün içinde protein, karbonhidrat, yağlar ve minerallerden oluşan bir beslenme programı oluşturun. Bunun için de beslenme listenizde süt ve ürünleri, et ve et ürünleri (kırmızı et, tavuk, balık) sebze ve meyveler, kuru baklagiller ile tahıl grubuna mutlaka yer verin.

Boş enerjilere dikkat
Kahvaltıda veya ara öğünlerde mısır gevreklerinden (şeker ilaveli), ekmek üzerine sürülen çikolatalı krem, poğaça, simit, börek, hamur işleri gibi karbonhidrat ve yağdan yüksek besinlerden uzak durun. Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel bu tür gıdaların besin değerleri olmadıkları gibi, yüksek kalorili olmaları nedeniyle çocuğun kilo almasına da yol açtıkları uyarısında bulunarak, “Bunun yanı sıra çocuklar için çok önemli olan kalsiyum ve protein içermedikleri için dikkat dağınıklığı ile derste uyuklamaya da neden olabiliyor. Ayrıca bu tarz karbonhidrattan yüksek besinler tüketiminden sonraki öğünlerde daha hızlı acıkma ve daha fazla yeme isteğine de yol açabiliyor” diyor.

Her gün 1 adet yumurta
Özellikle büyüme ve gelişmede çok önemli rol oynayan proteinli besinleri almasına dikkat edin. Örneğin önemli bir protein kaynağı olan yumurta çocuğun zihnini açarak derslerinde daha başarılı olmasını sağlıyor. Yumurta aynı zamanda büyüme ve gelişmede oldukça etkin olan demir açısından da çok zengin bir besin. Bu nedenle, alerjisi yoksa çocuğunuzun her gün veya gün aşırı 1 adet yumurta yemesini sağlayın.

Süt ve süt ürünleri şart!
Kalsiyum kemik ve dişlerin yeterince güçlü olması, kemiklerin uzaması, kas ve sinir sisteminin gelişmesi için çok önemli. Bunun yanı sıra güçlü bir bağışıklık sistemi için de ayrı bir önem taşıyor. Bu nedenle çocuğunuzun her gün kalsiyumdan zengin olan süt ve süt ürünlerini tüketmesi çok önemli. Örneğin, günde 1 su bardağı süt + 1 kase yoğurt+ 1 dilim peynir yeterli kalsiyum almasını sağlayacaktır.

Ceviz ve fındık önemli
Ceviz ve fındık gibi yemişler de içerdikleri elzem yağ asitleri sayesinde çocuğunuzun okul hayatındaki başarısını ve enerjisini artırmaya yardımcı oluyor. Bu besinler kan şekerini düzenlemesinin yanı sıra çocuğunuzun zihin gelişimine katkıda bulunuyor. Ancak kalori değerleri yüksek olduğu için porsiyon kontrolü yapmanız çok önemli. Örneğin 2-3 adet ceviz veya 10-15 adet badem yemesi yeterli gelecektir.

Ekmek tam tahıllı olmalı
Çocuğunuza beyaz ekmek yedirmemeye dikkat edin. Çünkü glisemik indeksi yüksek olan beyaz ekmek kan şekerinin hızla yükselmesine, bunun sonucunda da çocuğun derste uyumasına sebep olabiliyor. Hızla yükselen kan şekeri daha sonrasında hızla düşerek tekrar acıkmayı da tetikliyor. Tam buğday veya bol tahıllı ekmekler posa (lif) yönünden de zengin oldukları için midede daha fazla hacim kaplayarak tok tutarlar ve bağırsak hareketlerinin düzenli çalışmasına da yardımcı oluyorlar.

Sağlıklı ara öğünler hazırlayın
Akşam gereğinden fazla yemek yemesini, dolayısıyla kilo almasını önlemek için sağlıklı ara öğünler hazırlayın. Örneğin kuru yemiş, kuru meyve, hurma ya da pekmezden hazırladığınız kek, kuru veya yaş meyve, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları, ev yapımı küçük sandviçler veya sebzelerden hazırlayacağınız cips gibi. Ara öğünlerde ambalajlı çikolatalar, bisküviler ve hamurlu yiyeceklerden kaçınmanız ise çok önemli. Çünkü atıştırmalık olan paketli market ürünler katkı maddesi ile boya maddeleri içerebiliyor. Bu da uzun vade de obezite, kalp damar, diyabet, mide bağırsak hastalıklarına ve alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Kola gibi kafeinli içecekler ya da hazır meyve suları hiçbir besin değeri taşımadıkları gibi gereksiz kaloriye neden oluyorlar Dolayısıyla ara öğünlerde bunlar yerine ayran veya komposto gibi içecekleri tercih edin.

Yemek listesini kontrol edin
Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel öğle ve akşam yemeğinde her besin grubunun mutlaka olması gerektiğine dikkat çekerek, “Protein açısından zengin et, balık ya da tavuk gibi gıdaları ya da sulu bir sebze yemeği, salata ve yoğurtla desteklenmeli. Bu menüye çorba da eşlik edebilir. Tatlı yerine meyve verilmeli. Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları büyük. Bu nedenle gün aşırı makarna ve pilav gibi yiyecekleri yemesinde herhangi bir sakınca bulunmuyor” diyor. Çocuğumuzun yeterli ve dengeli bir şekilde yemek alıp almadığını anlayabilmek için okuldaki aylık yemek listelerini gözden geçirin. Öğlen yemeği verilemiyorsa beslenme çantasını da gerekli besin grubundaki besinlerden seçerek hazırlayabilirsiniz.

Fost food tarzı besinleri sınırlandırın
Fast food tarzı yiyecekleri çocukların hayatından tümüyle çıkartmak maalesef mümkün değil.Ancak 15 günde veya ayda bir öğün olarak sınırlanmaya özen gösterin. Fast food gıdaların içinde fazlaca bulunan trans ve doymuş yağın aşırı tüketimi içeriğindeki trans yağlar nedeniyle öğrenme ve hafızaya yardımcı olan çok sayıdaki moleküle ve beyin hücrelerinde olumsuz etki yaratıyor.

Herkese Kitap Vakfı’nın destekçilerinden biri olan Tekzen, ihtiyaç sahibi okullara 4 bin kitap bağışladı. Türkiye’nin yüzde 100 yerli sermayeli, en yaygın ev güzelleştirme merkezi Tekzen, Herkese Kitap Vakfı ile “Bir Kitap, Bir Mutluluk” projesi işbirliği kapsamında Mart ayından bu yana mağazalarına yerleştirdiği kitap kumbaraları vasıtasıyla 4 bin kitap topladı.

Mart ayında Herkese Kitap Vakfı ile önemli bir sosyal sorumluluk projesine start veren Tekzen, proje kapsamında başta çocuk ve gençler olmak üzere ihtiyaç sahiplerine kitap ulaştırabilmek için Tekzen’in tüm mağazalarına Kitapcan Kitap Bağış Kumbarası yerleştirdi. Tekzen mağazalarına gelenler yanlarında getirdikleri kitapları bu kumbaraya bıraktı. Mart ayından bu güne binlerce kitap toplandı. Tekzen’in Yaygın Mağazalar Zinciri ve Güçlü Lojistik Ağı sayesinde mağazalarda biriken kitaplar Maxlines Lojistik aracılığı ile ana depoya ulaştı. Büyükçekmece depoda Kitapcan gönülleri ve Tekzen çalışanları tarafından ayrıştırılan 4 bin kitap Herkese Kitap Vakıf aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine gönderilmek üzere yola çıktı.

Konu ile ilgili değerlendirme yapan Tekzen Pazarlama Müdürü Mehmet Kızılkaya, “ 59 ildeki 138 mağazamıza ve genel merkezimize konumladığımız toplam 138 Kitapcan Bağış Kumbarası ile Herkese Kitap Vakfı’nın en büyük destekçisi olduk. Bugüne kadar işbirliğimiz kapsamında toplamda 4 bini aşkın kitap bağış rakamına ulaştık. Topladığımız kitapları “Kitapcan Gönüllüleri” ile birlikte Büyükçekmece’de yer alan merkez depomuzdan çocuklarımıza gönderdik. 2019 yılı Şubat ayının başında da ikinci kitap sevkimizi gerçekleştireceğiz. Buradan bizlere kitaplarını bağışlayan tüm müşterilerimize bir kez daha teşekkürlerimizi iletmek isteriz.” açıklamasında bulundu.

“Okuyan Türkiye İçin Herkese Her Yerde Kitap” sloganı ile çalışmalar yapan Herkese Kitap Vakfı Kurucu Genel Başkanı Bülent Şenver “ Tekzen ile gerçekleştirdiğimiz işbirliğinden oldukça verimli sonuçlar aldık. Mart ayından bu yana, okunan kitaplar Tekzen mağazalarındaki Kitapcan Kitap Bağış Kumbaralarına bırakıldı ve ilk aşamada toplamda 4 bin kitap bağışına ulaştık. Toplanan 4 bin kitabı Türkiye’nin dört bir yanında; Ağrı, Elazığ, Bitlis, Samsun, Şanlıurfa, Afyonkarahisar, Iğdır, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, Hatay, Hakkari, Muş, Edirne, Kırıkkale, Malatya, Karaman ve Yozgat’taki 20 okula ulaştıracağız. Kitaplarını bağışlayan tüm Tekzen müşterilerine çok teşekkür ederiz. Unutulmamalıdır ki bir kitap bir gelecek değiştirir. Bir kitap bir mutluluktur.” dedi.

Tekzen Mağaza açtığı ilerde “eğitime yüzde yüz destek” Sosyal Sorumluluk projeleri kapsamında özellikle ihtiyaç sahibi köy okullarının boya, kitaplık, çalışma masası, kütüphane kurulumu vb. taleplerini karşılarken“BİR KİTAP, BİR MUTLULUK” sloganıyla başlattığı kitap toplama projesi ile de eğitime ve okullara verdiği desteği devam ettiriyor.

Cisco’nun Türkiye’de 18 yıldır sürdürdüğü Ağ Akademisi bünyesindeki programlara son bir yılda yaklaşık 9 bin kişi katıldı. Cisco, NetAcad ile 180 ülkede 2025 yılına dek 1 milyar kişinin hayatına dokunmayı amaçlarken, Türkiye’de ise bu süreçte 150 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor.

Cisco’nun 2000 yılından bu yana sürdürdüğü Networking Akademi Eğitim Programı’na bugüne kadar yaklaşık 66 bin kişi katıldı. Toplam 102 akademide alanında uzman 185 eğitmene sahip Networking Akademi programı ile bilişim teknolojileri alanında yeni yetenekleri sektöre kazandırmak amaçlanıyor. Cisco Networking Akademi Türkiye Yöneticisi Umut Gök, NetAcad’e 180 ülkede toplam 7,8 milyon öğrencinin katılım sağladığına dikkat çekerek, “Cisco, dünya genelinde 2015 yılına kadar dijitalleşme ile 1 milyar kişinin hayatını pozitif olarak değiştirmeyi amaçlıyor. Cisco Ağ Akademisi Cisco’nun bu hedefinde önemli bir rol oynuyor. Türkiye’de toplamda 150 bin kişiye ulaşarak, dijital dünyaya yeni uzmanlar kazandıracağız” dedi.

Bilişim teknolojileri alanına yeni yetenekler yetiştirmek amacıyla 21 yıldır tüm dünyada Cisco Networking Akademi programını yürüten Cisco, bugüne kadar eğitim programları, teknik eğitim ve kariyer mentörlüğü yaparak 180 ülkede 8 milyon öğrencinin hayatının değişmesini sağladı. Bugün 10 bin 400’e ulaşan akademide, 22 bin eğitimci desteğine ulaşıldı. Türkiye’de de her geçen yıl programa olan ilginin artış gösterdiğine dikkat çeken Umut Gök, “Ülkemizde 102 akademide 185 eğitmen ile eğitimlerimizi sürdürüyoruz. 2000 yılından bu yana 66 bin öğrenci Cisco NetAcad programlarına katıldı, katılımcıların yüzde 24’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu oran dünyada benzer pazarlara gayet yüksek, özellikle kadınlarımızın ağ güvenliği uzmanı olarak yetişmesini çok önemsiyoruz. Her yıl katılımcı sayımızı artırarak, 2015 yılına kadar 150 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Düzenlenen kurslarda katılımcılara bilgisayar ağlarının tasarlanması ve güvenli bir şekilde yönetilmesi için gereken ve tüm dünyada geçerli olan bilgi ve beceriler öğretildiğini vurgulayan Gök, Cisco Akademi mezunlarının aldıkları sertifikalar sayesinde iş dünyasında aranan uzmanlar haline geldiklerini belirtti.

Işık Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nin (IŞIKSEM) açtığı, ‘İnsan Kaynakları Yönetimi Gelişim Sertifika Programı’ ile ‘Bağımsız Denetçiler İçin Sürekli Eğitim Programı’na kayıtlar bu ay başlıyor.

İnsan Kaynakları Yönetimi Gelişim Programı’na; lisans mezunları ile alanında en az 5 yıl deneyime sahip lise ve ön lisans mezunu olup, İnsan kaynakları yönetimine ilgi duyan ve bu alanda uzmanlaşmak isteyenlerle, insan kaynakları bölümü çalışanları, yöneticileri ile işletme sahipleri katılabiliyor. Hafta sonlarında olmak üzere toplam 96 saat süreyle 16 günde gerçekleştirilecek eğitimlerde, insan kaynakları yönetiminin temel süreçleri ve insan kaynakları bölümlerinde görev yapanlar için gerekli bilgi ve beceriler ele alınacak.

İnsan kaynakları bölümlerinde çalışan ve/veya çalışmak isteyen adaylar için gerekli içeriğe sahip bulunan programda katılımcılara, insan kaynakları süreçleri ile bu alanda uygulama ve eğilimler, insan kaynakları yönetimindeki genel yaklaşımlar, insan kaynakları yönetimini oluşturan işlevler, insan kaynakları yönetiminin stratejik rolü, endüstri 4.0′ın insan kaynaklarına etkileri, hukuki çerçeve ayrıntıları ile aktarılacak.

İşe donanımlı başlayacaklar
Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü’nde yer alan Sürekli Eğitim Merkezi’nde eğitim gerçekleştirilecek İnsan Kaynakları Yönetimi Gelişim Programı’na katılanlar; eğitim sonrasında özellikle insan kaynakları yönetimi biriminin kurulmasında, tasarlanmasında, yeniden yapılandırılmasında etkin şekilde yer alabilecek, çalışma hayatına yeni katılacaklar bu program yoluyla insan kaynakları bölümlerinde donanımlı olarak işe başlayabilecekler.

Işıklılara yüzde 20 indirim
Kayıtların 29 Eylül – 18 Kasım 2018 tarihleri arasında yapılacağı programa yüzde 70 devam koşulunu yerine getiren ve program sonunda yapılacak sınavda en az 70 puan alan katılımcılara ‘Başarı Sertifikası’, sınavda 70’in altında puan alan ancak yüzde 70 devam koşulunu yerine getiren katılımcılara ise ‘Katılım Belgesi’ verilecek. Programa takılacak FMV Işık Üniversitesi ve FMV Işık Okulları mezun ve çalışanlarına %20 indirim de uygulanacak.

KGK Onaylı Denetçilik Programı
Işık Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nin açtığı diğer yeni program ise Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Kurumu (KGK) tarafından onaylı, ‘Bağımsız Denetçiler için Sürekli Eğitim Programı’… KGK’nın ‘Bağımsız Denetçiler İçin Sürekli Eğitim Tebliği’ ve ‘Bağımsız Denetçilere Yönelik Sürekli Eğitim Programları Düzenleme Usul ve Esasları’na uygun olarak hazırlanan programa, temel konularda eğitim kredisi almak isteyen Bağımsız Denetçiler ile bu konuları öğrenmek ya da bu konularda kendini geliştirmek isteyen diğer ilgililer katılabiliyor. Derslere katılım zorunluluğunun bulunduğu programın eğitimleri 15 Eylül 2018’de başlayacak. Yüz yüze gerçekleştirilecek eğitim sonunda herhangi bir sınava tabi olmaksızın tüm katılımcılara IŞIKSEM tarafından ‘Katılım Belgesi’ verilecek.

Programlara kayıtlar için sem@isikun.edu.tr adresine e-posta yoluyla veya (0 212) 286 49 13 – 444 0 799 (6141) No’lu telefondan başvuru yapılabiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),bazı medya organlarında “Karma eğitime darbe” başlığıyla yayınlanan haberlere yönelik bir açıklama yaptık. Çok Programlı Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi ve Mesleki Eğitim Merkezlerinde karma eğitimin sonlandırıldığına dair haberlerle ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Millî Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği” değişen ve gelişen şartlar ile ortaya çıkan ihtiyaçlar ve yargı kararları doğrultusunda güncellenmiştir.

“Çok programlı Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi ve Mesleki Eğitim Merkezinde karma eğitim yapılır.” maddesi, Danıştay İdari Mahkemesinin Dava Daireleri Kurulu YD İtiraz No: 2018/91 sayılı kararı ile 27 Haziran 2018 tarihli yürütmenin durdurulması kararına istinaden kaldırılmıştır.

24 Haziran 2017 tarihli düzenlemede birden fazla mevzuat, yaygın eğitime yönelik mesleki eğitim merkezlerini kapsayacak şekilde tek bir çalışma altında birleştirildiği için “Karma Eğitim” ifadesine yer verilmiştir. Konuyla ilgili şahıslarca açılan idari davada ise bu konudaki düzenlemenin kanunda yer aldığı belirtilerek düzenlemenin yeniden yapılması istenmiştir.

Mahkeme kararında, karma eğitimle ilgili düzenlemenin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 15. Maddesi´nde açıkça yer aldığına vurgu yapılarak söz konusu yönetmelikte okul türlerine göre böyle bir ifadenin ayrıca belirtilmesine gerek olmadığı ifade edilmiştir.

Milli Eğitim Temel Kanunu´nun 15. Maddesi´ne göre; “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne imkân ve zorluklara göre bazı okullar, yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.” hükmü açıkça yer almaktadır.

Söz konusu medya organlarındaki haberlerde iddia edildiği gibi karma eğitimin sonlandırılması veya böyle bir duruma zemin hazırlanması kesinlikle söz konusu değildir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.”

Eğitimde dört çeyrek dönem uygulayan Kültür Koleji, yeni eğitim-öğretim yılına coşkuyla başladı. Öğrencilerinin okuldaki ilk gün stresini atmaları amacıyla mini bir opera dinletisi gerçekleştiren kurum, miniklere unutulmaz bir ilk ders günü yaşattı.

Öğrencilerine sanat, bilim ve spor ışığında eğitim vermeyi ilke edinen ve 2018-2019 eğitim- öğretim yılına büyük bir enerjiyle başlayan Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin okula uyum sürecini hızlandırmak için onlara güzel bir sürpriz yaptı. Minik öğrenciler, öğle yemeğinde yemeklerini afiyetle yerken, aşçı ve güvenlik görevlilerinin bir anda opera sanatçılarına dönmesiyle bir hayli şaşkınlık yaşadı. Yeni eğitim-öğretim yılına coşkuyla başlayan öğrenciler, aşçı ve güvenlik görevlisi kılığındaki opera sanatçılarına eşlik ederek, şarkılar söyledi. İlk ders gününün stresini müzik dinletisi ile atan minikler, yemeklerini eğlenerek, keyif içinde yedi.

“Unutulmaz bir ilk gün yaşatmayı arzuluyoruz”
Yani eğitim yılına büyük bir heyecanla başladıklarını ifade eden İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Koordinatörü Biriz Kutoğlu , “2018-2019 eğitim- öğretim ders yılı İstanbul Kültür Eğitim Kurumları için resmen başladı. Biz dört çeyrek dönem uygulayan bir okuluz. Bu nedenle Türkiye genelindeki okullardan bir hafta önce açılıyoruz. Bugün tüm öğrencilerimiz okuldalar. Keyifli bir tören ile güne ‘merhaba’ dedik. Bugün özellikle ilkokul öğrencilerimiz için keyifli bir sürpriz hazırladık. Biz kurumumuzun da adında da geçen kültür ifadesine biz çok önem veriyoruz. Bu bakımdan ilk günü sanat kültürü ile başlatmak istedik. İlkokul öğrencilerimiz bugün öğlen yemeğindeyken küçük bir opera dinletisinin içerisinde buldular kendilerini. Bu şeklide öğrencilerimizin hem sanata olan ilgilerini arttırmayı hedefliyoruz, hem de onlara unutulmaz bir ilk gün yaşatmayı arzuluyoruz” dedi.

“Öğrencilerimiz okula istekli geliyor”
Öğrencilerin okulu özlemiş olarak döndüklerini de belirten Kutoğlu, “Okulumuzda öğrencilerimiz her zaman merkezdedir. Olumlu bir okul iklimine sahip olan okulumuzda öğrencilerimiz arasında arkadaşlık bağları çok güçlüdür. Bu nedenle öğrencilerimiz okula istekli geliyorlar. Geçen hafta oryantasyon haftamızdı. Öğrencilerimiz yeni bir sene, yeni arkadaşlar ve yeni bir sınıf heyecanıyla okullarına başladılar. Bununla birlikte eğitsel hedeflerimiz ışığında gerek sanat gerekse de spor ve bilimde her zaman yenilikleri onlar ile buluşturmayı arzuluyoruz. Hayata geçecek önemli başka çalışmalarla da yine öğrencilerimiz ile belikte olacağız” diye konuştu.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et