Anasayfa Genel

TC Kültür ve Turizm Bakanlığı ileSinema Genel Müdürlüğü destekleri ve TÜRSAK Vakfı’nın işbirliğiyle bu yıl 15. yaşına giren Çocuk Filmleri Festivali, 27 Nisan – 11 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek.

Çocukların sinemayla tanışmasını sağlayarak sinema kültürü edinmelerinde ve erken yaşta sanatsal üretim denemelerinde yol gösterici bir rol oynayan festival, 27 Nisan Cuma günü İstanbul’dan yola çıkacak. Festival, 28 – 29 Nisan’daİstanbul’da düzenlenecek film gösterimleri ve etkinliklerin yanı sıra 2ve3 Mayıs’taYozgat, 7 ve8 Mayıs’taErzincan’da, son olarak 10 ve11 Mayıs’ta Van’da da çocuklarla buluşacak.

Festivalde uluslararası ödül almış film gösterimlerinin yanı sıra geçen yıl olduğu gibi bu yıl da ünlü oyuncu ve gazeteciler “Yazarlık Atölyesi”, “Oyunculuk Atölyesi” ve “Çocuk Jüri Atölyesi” gerçekleştirilecek. Festivalde ayrıca Hollanda Kültür’ün Klik! Amsterdam ve Eye Film’le yaptığı Genç Kültür projesi kapsamında 20 adet Hollanda yapımı ödüllü animasyon filmi de gösterilecek.

15.Çocuk Filmleri Festivali bu yıl, Marmara’dan Doğu Anadolu’ya yüzlerce çocuğa sinema ile ulaşmayı amaçlıyor.

Türkiye’nin ve dünyanın en iyi şirketleriyle en seçkin yeteneklerini buluşturan online kariyer platformu toptalent.co, Türkiye’nin önde gelen 50 üniversitesinde 4 yıllık bölümlerde okuyan veya yeni mezun olmuş 18-25 yaş arasında, 5130 genç yetenek üzerinden yaptığı araştırmada Türkiye’de en çok çalışılmak istenen iş alanlarını ortaya koydu.

Türkiye, yetenek kıtlığında dünyada 5. sırada yer alıyor. İnsan Kaynakları profesyonellerinin %66′sı pozisyonlarını uygun yeteneklerle dolduramadığını belirtirken Türkiye’de Y kuşağı ortalama 1,5 yılda bir kez iş değiştiriyor. Böylesi bir tabloda en iyi yetenekleri çekmek ve organizasyona dahil etmek için genç yeteneklerin hangi alana ilgili/ilgisiz oluğunu bilmek büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin ve dünyanın en iyi şirketleriyle en seçkin yeteneklerini buluşturan online kariyer platformu toptalent.co, bilgi açığını kapatmak üzere Türkiye’nin önde gelen 50 üniversitesinde 4 yıllık bölümlerde okuyan veya yeni mezun olmuş 18-25 yaş arasında, 5130 genç yeteneğin dahil olduğu Türkiye temsili bir araştırma gerçekleştirdi: “Türkiye’de En Çok Çalışılmak İstenen İş Alanları”. Araştırmada, en iyi yeteneklerin en çok çalışmak istedikleri alanları cinsiyet, okul, not ortalaması, okunulan bölüm gibi farklı kırılımlarla inceleyen toptalent.co, insan kaynakları profesyonellerine oldukça faydalı bilgiler sunuyor.

Mühendislik okuyanların %66’sı kendi mesleğini yapmak istiyor
Araştırmaya göre Mühendislik okuyan yeteneklerin %66’sı çalışmak istedikleri ilk alanları Mühendislik, Ar-Ge, Üretim olarak gösteriyor. Dolayısıyla mühendislerin, mühendislik yapmak konusunda net çizgileri var. Kendi mesleğini icra etmek konusunda en çok öne çıkan bölümün mühendislik olduğunu belirten toptalent.co, mühendislerin mühendislik dışında yapmayı en çok istedikleri alanı Pazarlama (%7) olarak belirtiyor. Sosyal ve Fen Bilimleri okuyan yeteneklerin ise en çok çalışmak istedikleri alanlar; İnsan Kaynakları (%19), Pazarlama (%16), Finans (%13) ve Dış Ticaret (%8) olarak öne çıkıyor. Not ortalaması 3 üzerinde olup mühendislik okuyan yeteneklerin tercihleri Mühendislik (%29), Ar-Ge (%24), Üretim (%11) ve Tedarik Zinciri (%8) iken not ortalaması 3 üzerinde olup Sosyal ve Fen Bilimleri okuyan yeteneklerin ise tercihleri İnsan Kaynakları (%19), Pazarlama (%18) ve Finans (%12) olarak belirtiliyor.

Yeteneklerin %20’si ilk tercih olarak Pazarlama alanında çalışmak istiyor
Türkiye’nin önde gelen 6 üniversitesinde okuyan, mühendislik veya sosyal bilimler bölüm ayrımı olmaksızın yeteneklerin en çok çalışmak istedikleri alanlar; Pazarlama (%20), Ar-Ge (%14), Finans (%10), Mühendislik (%10) ve Satış (%7). Kadın-erkek oranlarının dağılımına bakıldığında ise İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Reklam alanı kadınlar tarafından öncelikli çalışılmak istenen alanlar olarak öne çıkıyor. Finans, Bilgi Teknolojileri, Satış alanlarında ve Start Up şirketlerinde çalışmak konusunda erkekler kadınlardan daha istekli.

20 yeni üniversite kurulmasını öngören tasarı, TBMM Milli Eğitim Komisyonunda kabul edildi.

Yüksek Öğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edildi.

ÜNİVERSİTENİN İSİMLERİ BULUNDUĞU İLLE BİRLİKTE ANILACAK
Kabul edilen tasarıda bazı üniversite isimleri bulundukları illerle birlikte anılacak. ‘Abant İzzet Baysal Üniversitesi’, ‘Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’, ‘Cumhuriyet Üniversitesi’, ‘Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’, ‘Adnan Menderes Üniversitesi’, ‘Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’, ‘Mustafa Kemal Üniversitesi’, ‘Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’, ‘Dumlupınar Üniversitesi’, ‘Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’, ‘Gaziosmanpaşa Üniversitesi’, ‘Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’, ‘Okan Üniversitesi’, ‘İstanbul Okan Üniversitesi’, ‘Ahi Evran Üniversitesi’, ‘Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’, ‘Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’, ‘Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’, ‘Namık Kemal Üniversitesi’, ‘Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’, ‘Erzincan Üniversitesi’, ‘Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’, ‘Bozok Üniversitesi’, ‘Yozgat Bozok Üniversitesi’, ‘Kütahya Sağlık Üniversitesi’, ‘Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ olarak değiştiriliyor.

TOPLAM 20 ADET YENİ ÜNİVERSİTE KURULUYOR
Tasarıyla, Gaziantep Bilim ve Teknoloji, Konya, Kütahya Sağlık, Malatya Turgut Özal, İstanbul İbni Sina, Ankara Hacı Bayram Veli, Sakarya Uygulamalı Bilimler, Samsun, Sivas Bilim ve Teknoloji, Tarsus, Trabzon, Kayseri ve Kahramanmaraş İstiklal Üniversiteleri, İzmir Tınaztepe ve İstanbul Atlas Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi (Cerrahpaşa), Eskişehir Teknik Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi, Ankara Medipol Üniversitesi adlarıyla üniversiteler kurulacak.

Yeni kurulacak üniversitelere kadro ihdası yapılacak. Bazı üniversiteler bölünerek, ayrı üniversiteler olarak eğitim hayatına devam edecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, TRT tarafından bu yıl 40′ıncısı düzenlenen “Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği” törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinliğe gelişinde ellerinde Türk bayrakları bulunan çocuklar tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, Külliyenin bahçesinde legolardan yapılan koridordan, konuk çocuklardan oluşan kortej eşliğinde yürüdü.

Daha sonra, farklı ülke bayraklarının yer aldığı “23 Nisan Çocuk Şenliği” yazılı bölüme gelen ve çocuklarla hatıra fotoğrafı çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, salondakileri selamladı, engelli çocukların yanına giderek onlarla ilgilendi ve sohbet etti.

Programın sunuculuğunu “Ayla” filminin oyuncularından İsmail Hacıoğlu ile filmin Güney Koreli çocuk oyuncusu Kim Seol’ün yaptığı törende; Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

“NİCE 98 YILLARA”
Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, “Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 98′inci açılış, kuruluş yıl dönümünde ve 40 yıllık bir geçmişte TRT’nin dünya çocuklarını böyle bir araya getirme merasiminde, sizlerle milletin evinde, bu Külliyemizde bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Konuk çocukların sergiledikleri folklor gösterileriyle bu akşam izleyenleri dünyanın dört bir yanına götürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizleri mutlu ettiniz, sizleri çok sevdik” diye konuştu.

Toplam 40 farklı ülkeden Türkiye’ye gelen çocukların Bursa’da misafir edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “İki gündür buradasınız, herhâlde bizden ayrılmayacaksınız değil mi? Biz, sizleri önümüzdeki 23 Nisan’da da burada bekliyoruz. Tekrar gelmeye var mıyız? Bütün bu güzellikleri gidince annenize, babanıza, yakınlarınıza ve arkadaşlarınıza anlatın. Önümüzdeki yıl yine bekliyoruz, sizlerle yine bir arada olacağız. Eşimle birlikte sizleri en kalbi duygularla selamlıyoruz ve gözlerinizden öpüyoruz. Nice 98 yıllara inşallah.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren ve 40 ülkeden gelen çocuklarla aile fotoğrafı çektirdi.

İstanbul Rumeli Üniversitesi, üçüncü yılını birçok Akademik ve Sosyal etkinlik ile kutluyor. Eğlenen, öğrenen ve uygulayan bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen İstanbul Rumeli Üniversitesi, gerçekleştirdiği birçok proje ile ilklere imza atıyor.

23 Nisan 2015 tarihinde kurulan İstanbul Rumeli Üniversitesi, üçüncü yılını kutluyor. Eğitim öğretim hayatına başladığı günden bu yana öğrenirken, eğlenen ve uygulayan bir nesil yetiştirmeyi amaçlayan İstanbul Rumeli Üniversitesi, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Mehmet Balcı yerleşkesinde 70’in üzerinde Akademik Seminer ve Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı 13 kulüp kapsamında 40’a yakın etkinlik gerçekleştirdi.

İki Enstitü, 3 Fakülte, 1 Yüksekokul ve 2 Meslek Yüksekokuluna bağlı toplam 35 farklı bölüm/program ile yüksek lisans, lisans ve önlisans eğitimlerini devam ettiren İstanbul Rumeli Üniversitesi, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında yeni açılacak enstitü, fakülte ve bölümler ile akademik faaliyetlerine devam edecek.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Fikriye Balcı Ana Yerleşkesi mimari projesi 200.000 m²’lik arsa üzerine inşa edilmektedir. İnşa aşamasında olan projenin amacı; doğayla uyumlu, kendi kendine yetebilen, sürdürülebilir enerji tüketimini destekleyen, modern ve çevreci eğitim-öğretim faaliyetlerine uygun yerleşke olarak öğrencilerimize ve kamuya hizmet etmektedir.

İstanbul Rumeli Üniversitesi Kamp, Doğa ve Gezi Kulübü ile Klasik Araçlar ve Hobi Kulübü öğrencileri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda üniversitemizin üçüncü yılına özel gezi düzenleyerek Ankara Anıtkabir ziyaretinde bulundu.

İstanbul Rumeli Üniversitesi, İstanbul Halkalı’da Özcan Kınalı tarafından çocuklarda fırsat eşitliği yaratmak üzere başlattığı kodlama eğitimine tam destek verdi. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında İstanbul Rumeli Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi ve İyilik Kulübü öğrencileri tarafından desteklenen eğitimler, Mehmet Balcı Yerleşkesinde düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinliği ile son buldu. Sürekli Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından organize edilen atölye eğitimleri ile çocuklar gün boyunca eğlenceli saatler geçirdi. İstanbul Rumeli Üniversitesi, çocuklar ve gençler için yapılacak her güzel projeye gönülden destek vereceğini bildirdi.

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, turizmin içindeki en önemli alanın gastronomi olduğunu belirterek, “60 bin öğrencimiz var bu alanda. İnşallah iyi yetiştirildiği takdirde, hem ülkemizde hem çevremizdeki coğrafyada, dünyanın her yerinde, dil eğitimlerini de güzel verdiğimiz takdirde, başarılı olacaklarına inanıyorum.” dedi.

İstanbul´daki turizm meslek liselerinde okuyan öğrenciler, Millî Eğitim Bakanlığı desteğiyle Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından Güneşli’deki Gastronometro´da “Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması”nda turizm-otelcilik sektörüyle bir araya geldi. Profesyonel bir mutfakta, profesyonel koçlar ile hazırlanarak yarışan öğrenciler, meslek hayatlarına da ilk adımı attı.

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem, programın açılış törenindeki konuşmasında, eğitimin, çağa uygun olarak sürekli değişen ve gelişen, birikim ve tecrübeler ışığında yenilenen bir süreç olduğunu dile getirerek, eğitimin temel hedefini, “bilgi toplumunun gerektirdiği becerilerle donatılmış, insanlığın evrensel değerlerini içselleştirmiş bireyler yetiştirmek” şeklinde açıkladı. Bakanlığın önceliğinin herkesin eğitim ve öğretime eşit şartlar altında erişmesi, çağın gerektirdiği beceri, tutum ve davranışları kazanması, girişimci, yenilikçi, iletişim ve öğrenmeye açık, sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetiştirilmesi olduğuna değinen Erdem, “Bugüne kadar yaptığımız çalışmalar neticesinde temel altyapı ve erişim sorunlarını, büyük ölçüde çözdük. Herkes için eğitimde fırsat eşitliğini, daimi hedefimiz olarak gördük. Bu hedefe ulaşma doğrultusunda eğitime erişimi ve eğitimde kaliteyi artıracak kurumsal yapıyı tesis etmeye, yönetim ve organizasyonu iyileştirmeye gayret ediyoruz.” diye konuştu.

İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Plato Meslek Yüksekokulu benimsediği uygulamalı eğitim prensibi ile kişileri iş yaşamına donanımlı bir şekilde hazırlamayı amaç ediniyor. Bu hedefle her yıl meslek eğitiminin farklı bir boyutunu ele almayı hedefleyen Plato Yüksekokulu’nun ilk teması ise “Sağlık”. Sağlık hizmetlerine olan gereksinimlerin artması ve hizmetin sunumuna yönelik hızla gelişen teknoloji, sağlık alanında çalışacak personelin eğitimini bu yeniliklere hazır olmaya zorunlu kılıyor. Bu gelişmelere yönelik sağlık personeli yetiştirmek için gerekli olan eğitim ve gelişim modellerine dair araştırmalar, İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Plato Meslek Yüksekokulu öncülüğünde sunularak ivme kazanmayı hedefliyor.

Kongre için son kayıt tarihi 15 Mayıs 2018
Sağlık çalışanları, yöneticileri ve akademisyenlerinin sağlık eğitimini merkeze alarak bu alandaki güncel gelişmelerin, deneyimlerin ve yenilikçi yaklaşımların paylaşılmasını hedefleyen kongre için son kayıt tarihi 15 Mayıs 2018. Kongre süresince konuyla ilişkili olarak; Sağlık Eğitimi Sistemi, Sağlık İletişimi ve Eğitim, Sağlık Hukuku ve Eğitimi, Sağlıkta Kariyer Geliştirme, Sağlık Eğitimi ve Kalite ile Sağlık Eğitimi ve Güvenlik ana başlıkları altında birçok konu, alanında uzmanlarca masaya yatırılıyor olacak. Doç. Dr. Tolga Yazıcı, Prof. Dr. Sermin Örnektekin, Prof. Dr. Mehmet Vedat Atay ve Dr. Öğr. Üyesi Suat Dönmez’in Düzenleme Komitesi’nde yer aldığı kongrenin koordinatörleri ise Öğr. Gör. Bahadır Elal ve Öğr. Gör. Nesrin Özdil olacak.

YÖK’ün yeni dönemde öncelik verdiği konulardan biri olan doktora eğitimi konusunda yeni bir destek programı hayata geçirildi.

Doktoralı insan kaynağının arttırılmasının yanı sıra nitelik olarak da iyileştirilmesi hedefiyle uygulama alınan ‘Araştırma Görevlileri için Yurt Dışı Araştırma Bursları (YÖKYUDAB) Programı’na başvurular başladı.

YÖK tarafından yapılan açıklamada; “Yükseköğretim tarihinde ilk kez başlatılan YÖK-YUDAB programı ile doktora tez aşamasında olup devlet üniversitelerinde görev yapmakta olan araştırma görevlilerinden tez konusu ülkemizin öncelikli alanları ile ilgili olanlara en az 6 ay en fazla 1 yıl süreyle tezleri ile ilgili yurt dışında araştırma yapma imkânı sunulacaktır. YÖK-YUDAB programından faydalanacak araştırma görevlilerinin yurt dışında bulunduğu süre içerisinde, bulundukları ülkelere göre aylık 2500-3500 Türk Lirası tutarında desteklenecektir. Bu kapsamda araştırma görevlileri, Times Higher Education, Academic Ranking of World Universities (Shanghai) ve QS World University Rankings tarafından yapılan dünya üniversite veya alan sıralamalarında son 3 yıl içerisinde ilk 500 içerisine giren dünyanın en saygın üniversitelerinden birinde doktora konuları kapsamında araştırma yapma fırsatı elde edeceklerdir” denildi.

Yükseköğretiminde kalite çıtasının yükseltilmesi ve başarıyı ödüllendirmeyi amaçlayan programa başvurular 17 Nisan ile 31 Temmuz 2018 tarihleri arasında yapılacak. YÖKYUDAB Programı hakkında detaylı bilgilere https://yudab.yok.gov.tr adresinden ulaşılabiliyor.

Yön Koleji Okul Müdürü Sacide Hürriyet Şimşek, şiddete maruz kalan kadınların çocuklarının önce şiddetin tanığı, sonra bu şiddetin mağduru, ardından da uygulayanı olabileceğini söylüyor. Şimşek “Bunun en önemli nedeni, çocuklarda şiddetin neden olduğu duygusal travmaların, fiziksel yaralar kadar çabuk iyileşmiyor olmasıdır” diye konuşuyor

Şiddet, yaşamın her alanında karşılaşılabilen, ülkemizde hatta dünyada giderek artan önemli bir toplumsal sorun. Buna rağmen bu konuya dair farkındalık ise bir o kadar düşük. Ülkemizde birçok kadın ve çocuk, ebeveynleri veya yakın çevreleri tarafından şiddete maruz kalıyor. Kadının yaşı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim durumu, medeni hali ise şiddet mağduru olmasını veya olmamasını doğrudan etkiliyor. Yön Koleji Okul Müdürü Sacide Hürriyet Şimşek, her ne kadar şiddetin uygulanmaması için önlemler alınmaya çalışılıyor olsa da şiddeti ve şiddetin etkilerini tamamen yok etmenin mümkün olmadığını söylüyor.

Duygusal travma çabuk iyileşmez
Şimşek, her şeyden önce ‘şiddet’in doğru tanımlanması gerektiğine dikkat çekiyor: “Özel ya da kamusal alanda meydana gelebilen, kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesi veya acı çekmesine aynı zamanda kişiye bu nedenlerle yapılan baskı ya da özgürlüğünün keyfi şekilde engellenmesine de neden olan fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik her türlü tutum ile davranış olarak tanımlanabilir.” Şimşek, kadına yönelik şiddeti ise “Kadınlara kadın oldukları için uygulanan, cinsiyete dayalı bir ayrımcılıkla kadının insani haklarının ihlaline yol açan her türlü tutum ve davranıştır” diyor. “Şiddet mağduru kadının çocuğu; bazen annesini korumaya çalışırken babası, bazen de babaya kızan annenin öfkesini çıkarma ihtiyacına bağlı annesi tarafından şiddete maruz kalmaktadır” diyen Şimşek, şöyle devam ediyor: “Şiddete maruz kalan kadınların çocukları, büyük oranda önce şiddetin tanığı, sonra bu şiddetin mağduru ve sonrasında uygulayanı olmaktadır. Bunun en önemli nedeni, çocuklarda şiddetin neden olduğu duygusal travmaların, fiziksel yaralar kadar çabuk iyileşmiyor olmasıdır.” Çocukların her türlü olumlu ve olumsuz davranışı öncelikle ebeveyninden, sonra yakın çevresinden gözlemleyerek öğrendiğini belirten Şimşek, “Aynı şekilde çocuk öğrendiği olumlu ya da olumsuz her türlü davranışı da etrafındakilere uygulayarak öğrendiğini pekiştirir ve çevresindekilere gösterir. Böylece çocuğun davranış döngüsü de başlamış olur. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki bugünün şiddet uygulayanları, dünün şiddet tanık ya da mağdurlarıdır” diye konuşuyor.

Çocuklar her şeyin tanığıdır
Çocukların yaşanan her olayı gördüğünü, duyduğunu, fark ettiğini ve asla unutmadıklarını söyleyen Şimşek, evde şiddete maruz kalan annelerin çocuklarının da şiddet mağduru olduğunu ifade ediyor. “Bu da çocuğun hem şiddet tanığı hem de mağduru olduğunu bir kez daha göstermektedir. Fakat şiddet her zaman fiziksel olmayabilir. Zaman zaman göz ardı edilse de duygusal, psikolojik ve cinsel şiddet şeklinde karşımıza çıkmaktadır” diyen Şimşek, ev içinde şiddete maruz kalan, tanık olan çocukların ortak özellik ve davranışlarını şöyle sıralıyor: “Çevresine karşı güven duygusunda azalma ya da yok olma. Tanık olduğu şiddetten dolayı kendini suçlama. Kendinden daha güçsüz olduğunu düşündüğü kişilere bağırma ya da şiddet uygulama. Korku ve kaygı düzeylerinde yükselme. Eve gitmek istememe, evden kaçma. Madde kullanımı, bağımlılığı. İntihar eğilimi ve intihar etme. Fiziksel yakınlık kurduğu güvendiği başka yetişkinlere aşırı bağlanma ile reddetme. Uykuda düzensizlik, uyuyamama, sık sık kâbus görme. Davranışsal ve özellikle sosyo-duygusal gelişimde gerilik. Düşük benlik saygısı. İletişim ve ilişki sorunları yaşamaları…”

Erken müdahale şart
Fiziksel, duygusal, psikolojik ya da cinsel açıdan şiddete tanık olan çocuğun, fırsatını bulduğu her durumda kendinden daha zayıf olduğunu düşündüğü kişilere şiddet uyguladığını belirten Şimşek, “Şiddet mağduru olan kişilerin şiddet uygulama oranları şiddete maruz kalmayan kişilerin oranına göre oldukça yüksektir” değerlendirmesinde bulunuyor. Şiddet mağduru veya tanığı olmuş, duygusal hasar almış çocukların, benlik saygısını yeniden yapılandırabilmek, olası anksiyete ve depresyon semptomlarını ortadan kaldırabilmek adına ilgili uzman ve alanında yetkin psikologlardan destek alınması gerektiğini söyleyen Şimşek, “Çocuklar bu konularda çok az yalan söyler, onları dinlemek ve onlara inanmak çözüme kısa sürede gitmemizin anahtarıdır. Çünkü erken müdahale ile şiddetin çocuğun yaşamında oluşturduğu olumsuz etkileri silebilmek mümkündür” diyor.

YÖK, 24 Haziran’da yapılacak seçimler ile aynı tarihe rastlayan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ertelendiğini açıkladı.

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamayla birlikte erken seçim tarihi 24 Haziran 2018 olarak açıklanırken, seçimlerin YKS ile çakışması nedeniyle sınav 30 Haziran ve 1 Temmuz’da yapılacağı ilan edildi.

YÖK Başkanı Yetka Saraç yaptığı açıklamada, “24 Haziran 2018’de gerçekleştirileceği açıklanan erken seçim tarihinin Yükseköğretim Kurumları Sınavının (YKS) yapılacağı tarihle aynı güne denk gelmesi üzerine, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) olarak YKS’nin 30 Haziran 2018 – 1 Temmuz 2018 tarihlerinde yapılmasına karar verilmiştir” dedi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et