Anasayfa Genel

Millî Eğitim Bakanlığınca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından canlı yayında başlatılan Okuryazarlık Seferberliği´ne ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Okuryazarlık Seferberliği´ne ilişkin usul ve esasların yer aldığı genelgeyi 81 ile gönderdi. Bakan Yılmaz, genelgede, Anayasa´da yer alan eğitim hakkı ve bilhassa yetişkin okuma yazma eğitiminin hayat boyu öğrenmenin temelini oluşturduğunu anlattı. Eğitim ve öğretim hakkından yararlanamayan ve temel okuma yazma eğitimini tamamlamayan kişilerin, yasaların kendilerine verdiği diğer hak ve özgürlüklerden de yeterince yararlanamadıklarının görüldüğüne dikkati çeken Yılmaz, bugüne kadar yetişkinlere yönelik okuma yazma çalışmalarının düzenli bir şekilde yürütüldüğünü aktardı. Bakan Yılmaz, 2008 yılına girildiğinde okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin sayısının 4 milyon 863 bin 414 kişi (yüzde 9,24) iken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan´ın başlattıkları ve gerçekleştirdikleri “Ana-Kız Okuldayız” kampanyası sonunda 2012 yılında bu sayının 2 milyon 784 bin 257 kişiye (yüzde 4,93) düşürüldüğü bilgisini verdi.

2,5 milyona yakın
2017 TÜİK verilerine göre 80 milyon 810 bin olan Türkiye nüfusunun 60 milyonunun 14 yaş ve üzerinde olduğunu hatırlatan Yılmaz, bu nüfustan, örgün eğitim çağı dışına çıkmış olanlardan 2 milyon 462 bin 613´ünün (yüzde 4,09) halen okuma yazma bilmediğini bildirdi. Bakan Yılmaz, bu amaçla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan´ın himayelerinde, Okuryazarlık Seferberliği başlatılmasının planlandığını belirterek, “Seferberlik kapsamında okuma yazma bilmeyen vatandaşların birinci kademe yetişkin okuma yazma kurslarına katılmaları sağlanarak okuryazar hale getirilmesi ve ilkokul düzeyinde öğrenim görmelerini sağlayacak olan ikinci kademe yetişkin okuma yazma kurslarına yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.” ifadelerine yer verdi. Seferberlik çalışmalarının Bakanlık merkez teşkilatında Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve taşra teşkilatı bünyesinde illerde valiliklerin, ilçelerde ise kaymakamlıkların sorumluluğunda yürütüleceğini kaydeden Yılmaz, kampanyaya ilişkin çalışmaların valilerin ve kaymakamların ihtiyaçlar doğrultusunda görevlendireceği il müdürleri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve diğer görevliler tarafından uyum içinde yürütüleceğini belirtti.

Kurslar 5 Mart´ta başlıyor
Genelgeye göre, Okuryazarlık Seferberliği çalışmalarının ilk dönemi 5 Şubat-15 Mayıs 2018 tarihleri arasını kapsayacak. Bu kapsamda, 5-19 Şubat 2018 tarihleri arasında halk eğitimi merkezlerince il ve ilçelerdeki okuma yazma bilmeyenlerin tespiti için gerekli alan tarama çalışmaları yapılacak. Başlatılan çalışmaların etkin duyuru ve tanıtımı yapılacak. Kurslar, 5 Mart´ta başlatılacak ve en geç 11 Mayıs´ta tamamlanacak. Seferberlik kapsamında açılacak okuma yazma kurslarında görev alan öğretmenlerin ücretleri Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karara göre ödenecek. Birinci kademe okuma yazma kurslarını başarıyla bitirenlere törenle “Okur Yazarlık Belgesi” verilecek. Seferberlik kapsamında açılacak kursların tanıtımı için radyo ve televizyon programları, pankart, afiş ve ilanlar hazırlanacak.

Cumhuriyetten bugüne okuma yazma kampanyaları
MEB Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül ise konuya ilişkin olarak, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerince 1928´den bu yana çeşitli adlar altında okuma yazma öğretimine ilişkin kampanya ve seferberlik çalışmalarının yürütüldüğünü anlattı. 1928´den 1959 yılına kadar Millet Mektepleri ve Halk Dershaneleri aracılığıyla okuma yazma alanında 97 bin 317 kurs açıldığını belirten Gül, 1 milyon 867 bin 920 kişinin bu kurslarda eğitim aldığını aktardı. Çalışmalarla 1927´de yüzde 11 olan okur-yazarlık oranının 1935´te yüzde 20,4´e, 1950´de yüzde 33,6´ya, 1960´ta ise yüzde 39,5´e çıkarıldığını ifade eden Gül, günümüzde ise 14 yaş ve üstü çağ nüfusunun yüzde 95,9´unun okuma yazma bildiğini, geriye kalan yüzde 4,09 oranın ise okuma yazma bilmediğini ifade etti. Gül, çağ nüfusu içerisinde okuma yazma bilmeyen kadınların oranının yüzde 6,8, erkeklerin ise 1,28 olduğunu bildirdi.

Yürütme Kurulu görev yapacak
Okuryazarlık sorununun başta İstanbul olmak üzere sürekli göç alan 10 büyük ilde toplandığına dikkati çeken Gül, bu illerin İstanbul, Şanlıurfa, Diyarbakır, Ankara, Adana, Bursa, Van, Gaziantep, Mardin ve İzmir olarak sıralandığını belirtti. Bakanlık olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından başlatılan Okuryazarlık Seferberliği´ne ilişkin yoğun bir çalışma yürüttüklerini dile getiren Gül, şöyle devam etti: “Bakanlık olarak hedefimiz, okuma yazma bilmeyen herkese okuma yazmayı öğretmek. Bakanlıkta Okuryazarlık Seferberliği Yürütme Kurulu oluşturuldu. Diğer bakanlıklarla da işbirliği içinde çalışacağız. İllerde de vali ya da vali yardımcısı başkanlığında yürütme kurulları seferberliğe ilişkin çalışmaları yürütecekler. İllerde ve ilçelerdeki belirlenen heyetler, muhtarların da desteğiyle ev ziyaretleri yapacak ve okuma yazma bilmeyen vatandaşlar kurslara davet edilecek. Etkin bir tanıtım programı da yürütülecek.”

Gül, seferberliğin ilk döneminin 5 Şubat-15 Mayıs tarihlerini kapsayacağını ve kursların en genç 5 Mart´ta başlatılacağını bildirdi. Seferberlik kapsamında açılacak okuma yazma kurslarında halk eğitim merkezleri ve ilkokul sınıf öğretmenlerinin görevlendirileceğini dile getiren Gül, başvuruların halk eğitim merkezleri ve okullara yapılacağını söyledi. Kurslarda Bakanlığın hazırladığı ve Talim ve Terbiye Kurulu´nun onayından geçen yeni eğitim programının uygulanacağını ifade eden Gül, hazırlanan öğretim materyallerinin de kursiyerlere ücretsiz dağıtılacağını dile getirdi.

Gül, “Okuma yazma kurslarına katılmakta ve devam etmekte zorluk yaşayanların önündeki engelleri kaldırmaya yönelik kampanyaya destek veren kurum, kuruluşlar ve gönüllüler ile mahallinde çözüm üretilmesi sağlanacak. Seferberlik kapsamında okuma yazma bilmeyen vatandaşların birinci kademe yetişkin okuma yazma kurslarına katılmaları sağlanarak okuryazar hale getirilmesi ve ilkokul düzeyinde öğrenim görmelerini sağlayacak ikinci kademe yetişkin okuma yazma kurslarına yönlendirilmeleri amaçlanmaktadır.” bilgisini paylaştı. Genel Müdür Gül, kursların sonunda öğrencilere belgelerinin törenle verileceğini dile getirerek, bu törenlerden birinin de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi´nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan´ın katılımıyla düzenlenmesinin planlandığını sözlerine ekledi.

Millî Eğitim Bakanlığınca özel okullarda çalışan ve sözleşmelerinde veya mevzuatta belirtilen şekliyle özlük haklarını alamayan öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici dahil tüm personel için özel okullara idari para cezası uygulamak için hazırlıklara başlandı.

Millî Eğitim Bakanlığı, özel okullarda görev yapan ancak özlük haklarını sözleşmelerinde belirtildiği şekilde tam olarak alamayan personel için çalışma başlattı. Buna göre, özel okullarda çalışan öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici dahil sözleşmelerinde veya mevzuatta belirtilen şekliyle özlük haklarını alamayan tüm personel için özel okullara idari para cezası uygulanacak MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünce, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 7´nci maddesi gereğince personel ücretlerini tam olarak ödemeyen, sigorta primlerini eksik yatıran, öğretmenleri çalışma saatlerinin üzerinde görev yapmaya zorlayan veya herhangi bir sebeple personelin özlük haklarını ihlal eden özel okullara 10 bin 147 lira idari para cezası uygulanacak. Aynı fiilin tekrarı halinde bu rakam 50 bin 737 lira olarak uygulanacak, üçüncü tekrarda ise özel okul sürekli kapatılacak.

Özel okullar haricindeki özel öğretim kurumları için illerde valilikler, özel okullar için ise Genel Müdürlük tarafından yürütülecek süreç ile özellikle öğretmenlerin haklarının korunması ve mağduriyetlerinin önlenmesi öngörülüyor. Millî Eğitim Bakanlığı istatistiklerine göre, özel öğretim kurumlarında 300 bine yakın personel istihdam ediliyor.

Başbakan Binali Yıldırım, 2017- 2018 eğitim öğretim yılı 2. döneminin başlaması ve okul sütü programı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başbakan Yıldırım’ın mesajı şöyle:

“2017-2018 eğitim-öğretim yılı II. dönemi başlarken, geleceğimizin teminatı çocuklarımızın, onlara en iyi imkânları sağlamaya çalışan velilerimizin ve ülkemizin her köşesinde büyük fedakârlıklarla hizmet veren öğretmenlerimizin coşkusunu yürekten paylaşıyorum.

Hükümet olarak, okul öncesinden üniversiteye bütün öğrencilerimizin çağın gereklerine uygun şekilde eğitim almaları, teknolojik imkânları en yüksek seviyede kullanmaları ve eğitim fırsatlarından hepsinin aynı derecede faydalanmaları için çalışıyoruz.

Ülkemizin en büyük eğitim atılımlarını gerçekleştirdik ve bununla birlikte geleceğe yön verecek projeleri hayata geçirmek için gayret gösteriyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımızın kontrolünde yedi yıldır istikrarlı bir şekilde uyguladığımız “Okul Sütü Programı” da bu alanda en çok takdir gören hizmetlerimizdendir.

Eğitim harcamalarımızın tamamını ülkemizin geleceğine yönelik birer yatırım olarak görüyoruz.

Öğrencilerimizin ruhi ve bedeni sağlıklarını ön planda tutan, ahlaklı bir fert ve toplum hedefiyle hareket eden, araştırmayı-sorgulamayı vazgeçilmez kabul eden ve tam demokrasiyi benimseyen bir anlayışın eğitimin her kademesine yön vereceğine yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle, sevgi, sabır ve özveriyle görevlerini yerine getiren bütün öğretmenlerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

2017-2018 Eğitim-Öğretim yılının ikinci yarısında değerli öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve bütün eğitim camiasına selam ve sevgilerimi iletiyor, başarılar diliyorum.”

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Okul Sütü Programıyla ilgili, “Bu dönem toplam 6 milyon öğrencimize yaklaşık 255 milyon paket süt dağıtımını gerçekleştireceğiz. Böylelikle 7 yıllık uygulama sonunda öğrencilerimize dağıtmış olduğumuz kutu süt miktarı 1 milyar 750 milyonun üzerine çıkacaktır.” dedi.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ile “Okul Sütü” dağıtımı dolayısıyla Çankaya´daki Muazzez Karaçay İlkokulu´nda düzenlenen programa katıldı. Çocuklara sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılması amacıyla başlatılan Okul Sütü Programı´nın sürdürülmesi konusunda velilerden olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Yılmaz, “İmkânlar el verdiği ölçüde Okul Sütü Programı´nı hem devam ettireceğiz, hem de genişleyeceğiz. Bu program 2011-2012 yılında o zaman başbakanımız olan Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından başlatıldı. Bu programda emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılına yeni bir heyecanla başladıklarını ifade eden Bakan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yarı yılda, bir önceki yarı yılda olduğu gibi öğrencilerimize daha kaliteli bir eğitim vermek için çalışıyoruz. Bunun için gerekli yeni öğretmenleri, yeni derslikleri, yeni eğitim teknolojilerini, yeni öğretim programlarını eğitim ailemizin hizmetine sunuyoruz. Kaliteli bir eğitim alacak öğrencilerimizin de bu eğitim için hazır durumda bulunması gerekir. Öğrencileri sağlıklı bir şekilde okula devam etmeleri sisteminde sağlıklı ve başarılı bir şekilde işlemesini sağlayacaktır. Bugün uygulamasını başlatacağımız Okul Sütü Programı çocuklarımızın daha sağlıklı eğitim almaları için yapılan çalışmalardan biridir. Daha iyi bir Türkiye ve daha iyi bir gelecek ancak sağlıklı nesillerle mümkündür. Öğrencilerimize doğru beslenme alışkanlığının kazandırılmasını önemsiyoruz. Beslenme de hayatın diğer alanında olduğu gibi biraz özen, denge ve düzen istemektedir. Sağlıklı beslenme alışkanlığı öğrencilerimizin hayatta daha da çok başarılı olmalarını sağlar.”

Sütün alternatifi bulunmayan tüketilebilecek en güzel gıdalardan biri olduğunu vurgulayan Yılmaz, Türkiye´nin süt ürünleri üretiminde Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada olduğuna dikkati çekti. Türkiye´de yılda yaklaşık 19 milyon ton süt üretildiğini, üretimdeki fazlalığa karşı süt tüketimin Avrupa Birliğinin gerisinde olduğunu dile getiren Yılmaz, “Okul Sütü Programının başladığı 2011-2012 eğitim öğretim yılında bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyar kutu süt öğrencilerimize dağıtıldı. Bu dönem pazartesi, çarşamba ve cuma günleri Türkiye genelindeki resmi ve özel okullarda anaokulu, anasınıfı, uygulama sınıfı ve ilkokulda toplam 6 milyon öğrencimize yaklaşık 255 milyon paket süt dağıtımını gerçekleştireceğiz. Böylelikle 7 yıllık uygulama sonunda öğrencilerimize dağıtmış olduğumuz kutu süt miktarı 1 milyar 750 milyonun üzerine çıkacaktır.” diye konuştu.

“Sağlıklı beslenme ve hareketli hayatı tercih edeceğiz”
Sağlık Bakanı Demircan da Zeytin Dalı Harekatı´nda şehit olanlar ile ülke için can veren tüm şehitlere Allah´tan rahmet, gazilere şifa dileyerek sözlerine başladı. Sütün insan sağlığı için temel bir besleme maddesi olduğunu belirten Demircan, “Hayata geldiğimiz andan itibaren ilk besinimiz süttür. Bu nedenle süt fevkalede önemlidir. Biz süt ve süt ürünlerini yeterince tüketirsek sağlıklı beslenmiş oluruz. Sağlık beslenmek de sağlıklı bir bünye ve sağlıklı nesiller demektir. Geleceğimizin güvencesi demektir.” dedi. Türkiye´nin Okul Sütü Programıyla çok önemli bir adımı attığını dile getiren Demircan, şunları söyledi: “Türkiye, süt üretiminde gelmiş olduğu bu noktayı çocuklarının da hizmetine sunmuş bulunuyor. Bu sevindirici bir durum. Diğer taraftan ülkemizde 17 milyona ulaşan ilk ve orta öğrenimdeki öğrenci sayımız bizim için geleceğimizin güvencesi, teminatıdır. Besinlerimiz arasında beyazlar var. Onlardan uzak durmaya çalışıyoruz. Bunlar un, şeker ve tuzdur. Ama bir beyaz var ki o beyazı yeterince tüketmek zorundayız. O beyaz ise süttür.” Bakan Demircan, çocuklardan süt tüketmeye özen görmelerini isteyerek, “Sağlıklı beslenme ve hareketli hayatı tercih edeceğiz. Dijital ortam oyunları sizi hareketli hayattan alıkoyabilir. Sağlıklı beslenmenin yanında hareketli bir hayatı yaşamak zorundayız. Aşırı kiloya dikkat edeceğiz. Süt bize bu noktada destek verir. Süt ve süt ürünleriyle beslenirsek kilo alma noktasında sıkıntı yaşamayız, sağlıklı bir beden yapısı oluştururuz.” diye konuştu.

Bakanlar öğrencilere süt dağıttı
Konuşmaların ardından, Bakanlar Yılmaz ve Demircan öğrencilere okul sütlerini dağıttı. Daha sonra Bakanlar Yılmaz ve Demircan girdikleri bir sınıfta öğrencilerle bir süre sohbet etti.

Mehmet Zorlu Vakfı (MZV) tarafından 3 yıldır düzenlenen ve içeriğiyle Türkiye’de bir ilk olan 21. Yüzyıl Yetkinlikleri Eğitim Programı, gençleri güven dolu bir geleceğe hazırlamaya devam ediyor. MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut liderliğinde yürütülen 21. Yüzyıl Yetkinlikleri Eğitim Programı’nda, eğitimin önemli parçalarından biri olan “Girişimcilik” dersi Zorlu PSM Sky Lounge’de gerçekleştirildi.

Uygulamalı ve pratik eğitimleriyle gençlerin birçok konuda deneyimleyerek öğrenmelerine katkı sağlayan 21. Yüzyıl Yetkinlikleri Eğitim Programı kapsamında bu kez kariyer yolunda gençlerde farkındalık oluşturmak adına Türkiye’nin her biri kendi alanında isim yapmış değerli girişimler, öğrencilerle buluşturuldu.

MZV bursiyerlerinin katıldığı etkinlikte Okan Kara, Bahtiyar Yurtoğlu, Hasan Aslanoba Başar Kaya, Arzu Eryılmaz, Can Yücaoğlu, Gamze Cizreli, Emre Kurttepeli, Hande Çilingir, Bora Yılmaz, Numan Numan, Murat Tortopoğlu, Ayşe İnal, Aytül Erçil, Burak Büyükdemir, Eray Erdoğan, Okan Şencan ve Jason Lau gibi birçok değerli konuşmacı girişimcilik deneyimleri ve girişimcilik ekosistemi ile ilgili tecrübelerini gençlerle paylaştı. Etkinlik çerçevesinde ayrıca Prof. Dr. Erhan Erkut, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu ve Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu: “Mutlaka start-uplara yatırım yapılmalı”
İnovasyonun eskiden de olduğunu ama bugün inovasyon tanımının çok değiştiğini dile getiren Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu; “İnovasyon herhangi bir şirketin ayakta kalabilmesi için çok önemli. Bu, 1950’de de böyleydi, bugün de böyle, 2050’de de böyle olacak. Fakat bugün inovasyonun tanımı çok genişledi. Bugün artık sadece ürünün üzerinde inovasyon yapmak yetmiyor. İş modeli de dahil olmak üzere bir çok alanda inovasyon yapmak gerekiyor. Tüm bunları şirket içerisinde çözmek kolay değil. Çünkü ortak aklı kullanma ihtiyacı var. Bunun için de start-uplar büyük bir önem taşıyor. Örneğin ABD’de yeni açılan işyerlerinin yüzde 90’ı start-uplardan oluşuyor. Bu gerçekten yüksek bir oran. Eğer bir ülkede toplumsal bir dönüşüm ve istihdam artışı istiyorsanız mutlaka start-uplara destek olmalısınız” dedi. Kurum içi girişimciliğin de çok önemli bir güç olduğunu dile getiren Emre Zorlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsan kaynağının potansiyelini ortaya çıkarmanın yolu kurum içi girişimciliği geliştirmekten geçiyor. Farklı düşünen, farklı fırsatları nasıl değerlendirebileceğimizi ortaya çıkaran insan kaynağına sahip çıkmak gerekiyor. Çünkü girişimci ruha sahip olan çalışanlar aslında inovasyonun da asıl kaynağını oluşturuyor. Bizim gibi büyük şirketler bu değerleri iyi anlayıp onlara destek vermeli.”

Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt: “Vestel Ventures ile start-uplara Zorlu Grubu’nun kapılarını açıyoruz”
Start-upların girişimcilik ekosistemi içerisinde çok önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Vestel Ventures Genel Müdürü Metin Salt ise, Vestel Ventures ile start-uplara finansal desteğin çok ötesinde katkılar sağladıklarını dile getirdi. Salt sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün şirketler için açık inovasyon çok önemli bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Biz de açık inovasyon ile dışarıdaki tüm kaynakları içeriye, içerdeki kaynaklarımızı da dışarıya açarak bir ekosistem yaratıyoruz. Zorlu Holding gibi Türkiye’nin önde gelen gruplarından biri olarak bunu aynı zamanda topluma olan bir borcumuz olarak görüyoruz. Start-up denince de akla ilk gençler geliyor, en yenilikçi girişimler hep onlardan çıkıyor. Biz de Vestel Ventures ile start-uplara Zorlu Grubu’nun kapılarını açıyoruz. Standart bir yatırımcı girişimciye sadece finansal destek verir ve yaptığı yatırımın sağlayacağı kazanca odaklanır. Oysa bizim Vestel Ventures ile getirdiğimiz model, start-uplara mentorluktan, Ar-Ge’ye, operasyonel destekten pazarlamaya kadar uzanan geniş bir ölçekte destekler sunuyor. Ortaklıkta hiçbir zaman çoğunlukta olmuyoruz. Biz yardımcı konumdayız, sahip olduğumuz imkanlarla girişimcilerinin önünü açıyoruz.”

21. Yüzyıl Yetkinlikleri Eğitim Programı
21. Yüzyıl Yetkinlikleri Eğitim Programı; gençlerin 21. Yüzyıl gereklerine uygun donanıma sahip olmasını misyon edinmiş, Türkiye’nin eğitim alanında öncü akademisyenlerinden biri olan MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut liderliğinde yürütülüyor. Programa üniversitelerin ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıfına devam eden MZV bursiyerlerinin yanı sıra Zorlu Grubu çalışanlarının çocukları, Türkiye’nin önde gelen vakıflarının yönlendirdiği bursiyerler ve sınıf kapasitesi kapsamında dışarıdan gelen taleplerin değerlendirilmesi sonucu kabul edilen öğrenciler katılıyor. Dersler, www.mzv.org.tr web adresi üzerinden yapılan canlı yayın sayesinde herkese açık olarak gerçekleştiriliyor.

Kapsamı ve içeriği ile Türkiye’de bir ilk olan program, ders ortamında eğitim, online destek, bitirme projesi, yaz dönemi stajı, staj sonrası deneyim paylaşımı gibi uygulamaları ile fark yaratıyor. “Kariyer Planlama”, “Yetkinlikler”, “Excel ile Modelleme” ve “Girişimcilik” gibi ana başlıklarda gerçekleştirilen programda, yetkinliklerin geliştirilmesi için bireysel projeler ve grup projeleri gibi birçok uygulamaya da yer veriliyor. Düzenlenen eğitimlerle gençlerin, sadece akademik, teknik ve profesyonel bilgi ile değil aynı zamanda 21. yüzyılın gerektirdiği beceri ve yetkinlikler ile donanmaları için destek veriliyor. Ayrıca eğitimler boyunca tasarım odaklı düşünme ve networking başta olmak üzere birçok yan etkinlik de düzenleniyor.

Programın bir parçası olarak düzenlenen MZV Gençlik Zirvesi’nde ise gençler başarıları ile pek çok kişiye ilham veren alanında uzman konuşmacıları dinleme fırsatı yakalıyor. MZV bursiyerlerinin yanı sıra tüm Türkiye’den üniversite ve lise öğrencilerinin ücretsiz katılımına açık olan etkinliğe, ilk iki yılında toplam 3500 genç katıldı.

BURSA’da Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un efsane oyuncuların katılacağı etkinlik, Bursaspor temsil edilmediği için Uludağ Üniversitesi tarafından iptal edildi.

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’dan Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın üniversitede düzenlemek için başvuruda bulunduğu ve eski milli futbolcuların katılacağı ‘Fair Play Ruhu, Omuz Omuza’ organizasyonunun iptal edildiğini açıkladı. Kendisinin bu etkinlikten haberdar edilmediğini ve duyar duymaz programı iptal ettiğini kaydeden Rektör Yusuf Ulcay, “Bir Bursaspor taraftarı olarak, şahsımın kesinlikle haberi olmadan üniversitede gerçekleştirilmesi planlanan ‘Fair Play Ruhu, Omuz Omuza’ adlı etkinliği duyar duymaz iptal ettim. Türkiye’nin 5′inci şampiyonu unvanına sahip Bursasporumuz’un temsil edilmediği bir etkinliğin Bursa’da ve hatta üniversitede gerçekleştirilmesini uygun bulmadığımı bir kez daha tüm kamuoyuna buradan duyurmak istiyorum. Büyük Bursasporumuz’dan ve kıymetli taraftarımızdan alt birimlerimizin yaptığı bu koordinasyonsuz organizasyon nedeniyle üniversitem adına özür diliyorum” ifadelerine yer verdi.

‘Fair Play Ruhu, Omuz Omuza’ etkinliğinde Fenerbahçe’yi temsilen Rüştü Reçber, Galatasaray’ı temsilen Ergün Penbe, Beşiktaş’ı temsilen Ali Gültiken ve Trabzonspor’u temsilen Ünal Karaman davet edilmişti. Organizasyonun 5 Şubat Pazartesi günü Uludağ Üniversitesi’nde bulunan Prof. Dr. M. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapılması planlanıyordu.

İstanbul Aydın Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık (Rusça) Bölüm Başkanı, şair Ataol Behramoğlu’na Avrupa Bilim, Sanat ve Edebiyat Akademisi (Academié Européenne des Sciences, Arts & Lettres) üyeliği verildi.

UNESCO tarafından desteklenen Avrupa Bilim, Sanat ve Edebiyat Akademisi (Academié Européenne des Sciences, Arts & Lettres) tarafından İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan ve Mütercim Tercümanlık (Rusça) Bölüm Başkanlığını da yürüten şair Prof. Dr. Ataol Behramoğlu’na üyelik verildi. Üyelik belgesi, usta şair Ataol Behramoğlu’na Paris’te düzenlenen törenle akademinin kurucusu ve daimi genel sekreteri Nicole Lemaire d’Agaggio tarafından takdim edildi. Pek çok ülkeden şairlerin ve bilim insanlarının katıldığı törende, şair Ataol Behramoğlu’yla beraber Ukrayna’da Nobel’e aday gösterilmesi için çalışılan fizikçi ve şair Olexandre Korotko da akademi üyeliğine kabul edildi.

AKADEMİYE YENİ ÜYELER ÖNERECEK
Törende dikkatini en çok çeken konulardan birinin ‘şiir, felsefe ve matematik’ arasında kurulan ilişkiler olduğunu ifade eden usta şair Ataol Behramoğlu, kendisine akademi üyeliğinin verildiği törende ‘Bebeklerin Ulusu Yok’ şiirinin Fransızca kısa bir çevirisini okuyarak akademi üyelerine teşekkür etti. Ayrıca, akademinin kurucusu ve genel sekreteri Nicole Lemaire d’Agaggio ile uzun bir sohbet etme imkânı bulduğunu ifade eden Behramoğlu, Nicole Lemaire d’Agaggio’ya akademinin yayın ve tanıtıma yönelik Türkiye’de de toplantılar düzenlenmesi için elden gelen her destekte bulunacağını ve akademiye yeni üyelikler için Türkiye’deki çok değerli genç bilim, sanat ve edebiyat insanlarımızdan kendisine önerilerde bulunabileceğini ifade etti.

Paris’te 1980 yılında kurulan Avrupa Bilim, Sanat ve Edebiyat Akademisi, Avrupa ülkelerinde bilim, sanat, edebiyat alanlarında uğraş veren kişileri düzenlediği toplantı ve panellerle bir araya getirerek Avrupa ülkeleri arasında bilimsel bir ağ oluşturmayı amaçlıyor.

Yoğun bir eğitim öğretimin ardından tatil dönemine giren binlerce öğrenci 5 Şubat’ta eğitime kaldığı yerden devam edecek. Tatil süresince dilediğince vakit geçirmeye alışan öğrenciler, eğitimin ilk günlerinde zaman zaman ‘okul reddi’ sorunu yaşayabiliyor. Her 100 çocuktan 1’inde gözlemlenen bu problem ise ailelere zor günler yaşatıyor

Heyecanın ve tatlı bir telaşın başladığı yeni eğitim döneminin başlamasına az bir süre kaldı. Her şey yolunda gibi görünse de okulun ilk günlerinde ve ilk haftalarında bazı şeyler ailelerin planladığı gibi olmayabiliyor. Özellikle, küçük yaştaki çocukların ailelerinden ayrılmak istemeyişi ve okula gitmeye karşı tepki göstermesi bazı ailelerin oldukça zor bir dönemden geçmesine neden oluyor. Ancak, doğru yaklaşımların belirlenmesi ve uzman desteğiyle bu dönemi kolayca atlatmak mümkün. Emsey Hospital Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Fırat Hamidi, her 100 çocuktan 1’inde görülen okul reddi sorununa dikkat çekti. Bu dönemin hassas bir süreç olduğunu belirten Hamidi, sorunun her zaman okulunu reddeden çocukta olmadığını, ailelerin bu duruma hazır olmaları gerektiğini ifade ediyor. Kızmak ve öfkelenmek ise çözüm olmadığı gibi, işlerin daha da kötüye gitmesine sebep olabilir.

Okul reddi kızlarda ve erkeklerde aynı oranda görülüyor
Uzm. Dr. Fırat Hamidi, “Okul reddi; okul çağına gelmiş çocuklarda okula gitmek istememe, gitmemek için karşı koyma ile kendini gösteren fiziksel, duygusal, davranışsal birtakım bulguların eşlik ettiği bir durumdur. Okul zamanı geldiğinde çocuk okula gitmek istemediğini sözel olarak ya da davranışlarıyla ifade eder. Israrla, evden ayrılmak istemez. Yataktan kaldırmak, uyandırmak son derece güçlenir. Bu durum okul çağına gelmiş her 100 çocuktan 1’inde görülüyor ve okul hayatının herhangi bir döneminde ortaya çıkabiliyor. Sosyoekonomik statü gözetmeksizin, erkek ve kız çocuklarında eşit oranda görülüyor. Okula gitmeyi reddeden çocuğa yardımcı olmanın temel şartı bu durumun altında yatan nedenin araştırılması olacaktır” şeklinde konuştu.

Sorun aile ya da okul kaynaklı olabilir
Okul reddi sorununa neden olan faktörün ortaya çıkartılması gerektiğine değinen Emsey Hospital Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Fırat Hamidi, “En sık yapılan yanlış tutumlardan biri okul reddinin nedenlerini araştırmadan kızmak, suçlamak ve öfkeyle çocuğu baskılamaya çalışmaktır. Okula gitmeyi reddetme durumunda, sorunun mutlaka çocuktan kaynaklandığını iddia edemeyiz. Çocuğun okulunun ya da sınıfının değişmesi, öğretmeni ile yaşamış olabileceği bir problem, arkadaşlık ilişkilerinde oraya çıkabilecek sorunlar veya üstesinden gelemeyeceği kadar ağır bir sorumluluk varsa okul reddi görülebilir.” dedi.

Nasıl bir yol izlemeli?
Okula gitmeyi reddetme davranışının nedenlerini anlamadan, sadece baskı yaparak okula gitmesi için zorlamak çocukta öfke nöbetleri, okuldan kaçmak, kendine zarar vermesi gibi durumlara sebep olabilir. Uzm. Dr. Fırat Hamidi, ailelere şu tavsiyelerde bulundu:
1.Okula başlayacak olan her çocukta heyecan, kaygı gibi duygular gözlemlenebilir. Bu son derece normaldir.
2.Çocuğunuzla okula gitmek istememesinin nedenlerini konuşmanız, onun bu konuda kendi duygularını anlatmasını sağlamanız, anlaşıldığını hissettirecek ve sizinle daha kolay iletişim kurmasını sağlayacaktır.
3.Bazen çocuklar çok kolay anlatmayabilir. Böyle durumlarda resim çizdirme, hikâye anlatma ya da insan figürlü oyuncaklar yardımıyla farklı bir iletişim kanalı kurulabilir.
4.Sorun aile içinden kaynaklanıyorsa, aile içi iletişimi güçlendirmeye, çocuğun yaşına ve bilişsel gelişimine uygun becerileri geliştirmesine yönelik destekleyici yaklaşımlarda bulunulmalıdır.
5.Okul kaynaklı ise, okul alanında düzenlemeler yapılmalıdır. Okul içindeki bireylerle arasında bir sorun varsa, rehberlik servisinin ve idarecilerin devreye girmesi işe yarar. Okul nedenli sorun aşılamıyorsa son aşamada sınıf ya da okul değişikliği de yapılabilir.
6.Çocuk kendini rahat hissedinceye kadar ebeveyn sınıfta bekleyebilir, aşamalı olarak çocuğun ebeveyni ile kaldığı süre azaltılıp, fiziksel mesafe giderek uzatılabilir.
7.Ebeveyn tarafından okula bırakılıyor ise, ayrılma süresi kısa tutulmalı, ne zaman tekrar almaya geleceği ve tam olarak nerede bekleyeceği bilgisi net bir şekilde çocuğa ifade edilmelidir.

KOSGEB’in 2017-2018 eğitim döneminde girişimcilik dersi alan üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği İş Planı Ödülleri sahiplerini buldu.

KOSGEB’in 2017-2018 eğitim döneminde girişimcilik dersi alan üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği İş Planı Ödülleri ’kapsamında İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin 3 öğrencisinin geliştirdiği üç ayrı proje, ilk üçe girerek ödüle layık görüldü. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu’nun üç öğrencisinin projeleri 443 öğrenci arasından seçilen 6 iş planı arasına girdi.

Seçici kurul tarafından yapılan değerlendirmede; Birincilik ödülünü “Yıldız Sağlıklı Yaşam Köyü” iş planı ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Nurselen Yıldız, İkincilik ödülünü “LEYL Cam Atölyesi” iş planı ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Saliha Büşra Sazil, Üçüncülük ödülünü ise “E-Ticaret” iş planı ile Meslek Yüksekokulu Dış Ticaret programı 2. Sınıf öğrencisi Taha Kerem Yıldırım almaya hak kazandı. KOSGEB, iş planları ilk üç dereceye girmiş olan öğrencilere, en fazla 24 ay içinde işini kurmuş olmaları kaydı ile para ödülü veriyor.

Yükseköğretim Kurulu tarafından yükseköğretimde ‘sessiz devrim’ olarak nitelendirilen düzenlemelere ilişkin çıkarılan yasaların yönetmelik ve usul esas çalışmalarının tamamlandığı açıklandı.

YÖK’ten yapılan açıklamada, yükseköğretim sistemi için senelerdir beklenen, üniversiteleri her düzeyde daha rekabetçi bir ortama yöneltecek, kaliteyi yükseköğretimdeki büyümenin merkezine oturtacak, YÖK’ün bazı yetkilerinin devredilerek kararlarının dış paydaşlara da açık, daha paylaşımcı bir şekilde alınmasını sağlayacak, üniversitelerin bilgi üretimi ve araştırmacı insan kaynağı yetiştirme süreçlerini teşvik edecek düzenlemeleri içeren Üretim Reform Paketi’nin 1 Temmuz 2017′de yayımlandığı belirtildi.

Yapılan düzenlemeler çerçevesinde idari ve mali özerkliğe sahip Yükseköğretim Kalite Kurulu, Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu, Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu oluşturuldu.

Yükseköğretim kurumlarının misyon farklılaşması odaklı ihtisaslaşması sürecinin yasal bir zemine kavuşması, meslek yüksek okullarının organize sanayi bölgelerinde açılmasının ve iş yeri odaklı eğitimin teşvik edilmesi sağlandı.

Bilimsel Araştırma Projeleri’nden tezli yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin bursiyer olarak desteklenmesi, emekli öğretim üyelerinin ihtiyaç duyulan alanlarda sözleşmeli istihdam edilmesi, üniversitelerde sermaye şirketi statüsünden “Teknoloji Transfer Ofisleri”nin kurulmasına olanak tanınırken, 7. yıl ücretli araştırma izni ile doktora sonrası araştırmacı istihdamı süreçleri de başlatıldı.

Açıklamada, “Yeni YÖK olarak başarılarımızdaki en büyük faktör, siz değerli akademisyenlerimizin desteklerini her zaman yanımızda hissetmemiz oldu. Hep birlikte çıktığımız kalite yolculuğunda inşallah daha nice başarılara imza atacağız” ifadeleri kullanıldı.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et