Anasayfa Genel

Millî Eğitim Bakanlığı ile İstanbul Teknik Üniversitesi iş birliğiyle İstanbul´da açılacak İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin müdürü, mesleki ve teknik eğitimde ilk olacak şekilde, üniversitenin öğretim üyeleri arasından seçilecek.

Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, Bakanlık olarak mesleki eğitimdeki yeni açılımlarından birisinin de İstanbul Teknik Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliği olduğunu belirtti. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca´nın katılımıyla imzalanan protokolle İstanbul´da İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kurulacağını ifade eden Özer, “Böylece mesleki ve teknik ortaöğretimde yeni açılım modellerimizden birisi daha hayata geçecek.” dedi.

İstanbul´daki Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kampüsünde, 2019-2020 eğitim öğretim yılında açılacak lisede sadece 4 alanda eğitim verileceğini bildiren Özer, şöyle konuştu: “Lise müdürü, İTÜ öğretim üyesi olacak, alan ve dal derslerine İTÜ öğretim elemanları girebilecek. Böylece MEB-İTÜ iş birliğiyle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde yeni yönetim modelinin de başlangıcını yapmış oluyoruz. Lisede İngilizce hazırlık sınıfı olacak ve dersler İTÜ Yabancı Diller Yüksekokulu koordinasyonunda verilecek. İTÜ´nün artırılmış sanal gerçeklik ile mesleki İngilizce öğretiminde çok önemli deneyimi var. Bu kapsamda lise bu uygulamanın da ilk pilot okulu olacak. Derslerin uygulamasında İTÜ´nün ilgili laboratuvarları ve İTÜ Teknokent´in imkanları kullanılabilecek. Öğrenci ve öğretmenlerin İTÜ Teknokent ile Ar-Ge iş birlikleri geliştirmeleri sağlanacak. Ayrıca mezunlara, İTÜ´nün ilgili bölümlerini kazanmaları durumunda, yükseköğrenimleri boyunca İTÜ tarafından burs desteği sağlanacak.”

Özer, yeni modele ilişkin, “Bir üniversiteyle birlikte ilk kez yapılacak mesleki ve teknik eğitimdeki Ar-Ge ve inovasyona dayalı yeni model, MEB´in mesleki ve teknik eğitimde diğer üniversiteler ve kurumlarla iş birliğinde de örnek oluşturacak” değerlendirmesinde bulundu.

Millî Eğitim Bakanlığı ile İstanbul Teknik Üniversitesi arasında, bilişim teknolojisi, biyomedikal cihaz teknolojileri, elektrik-elektronik teknolojisi ve denizcilik alanlarında iş birliği protokolü imzalandı.

İTÜ´nün Ayazağa Kampüsü´ndeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi´nde düzenlenen imza törenine, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve İTÜ Rektörü Mehmet Karaca katıldı. Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, törende yaptığı konuşmada, İTÜ çatısı altında bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, İTÜ´nün, bilimsel hafızalarının temellerini oluşturan ve bu hafızayı geleceğe taşıyan çok büyük kurumlardan biri olduğunu belirtti.

İTÜ ile iş birliği yapmanın önemine değinen Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir kurumla iş birliği yapmak, böyle bir kurumla Milli Eğitim Bakanlığı´nı kurumsal bir iş birliğine davet etmek, aslında kendi başına bir değer. Bu değere atfen şu söylenebilir; bugün gerçekten tarihi bir gün yaşıyoruz. Ortaöğretim kurumlarının yükseköğretim kurumlarıyla iş birliği içerisinde olması ve doğrudan doğruya öğretimsel bir yaklaşımdan sistemli değişime geçiş bir yaklaşıma doğru gidişin çok büyük bir habercisi. Çünkü ortaöğretimin bir üniversite içine doğru taşınması ve bu bağlamda da üniversitenin bütün birikimini sanki ortaöğretim öğrencileri bir üniversiteye başlamış gibi sanki ortaöğretim öğrencileri birden bire işe başlamış gibi bir pozisyonda bulunacaklar burada. Bu tarihsel birlikteliği inşallah çok daha fazla arttıracağız. Bu çerçevede şunu söyleyebiliriz, bu modelin Türkiye´de bir ilk olduğunu da ifade etmek lazım. Çünkü bu tür ilkler, gelecekte ortaya çıkacak olan gelişmelerde zincirin ilk halkasını teşkil ediyor. İlk olmasının biraz önce saydığım hususiyetleri dışında bir başka açıklaması da şu olabilir; eğer biz ortaöğretim öğrencileri, yükseköğretim akademisyenlerin birikimleriyle, yükseköğretimdeki hazırlık okulunun birikimiyle ve uluslararası literatürün muhtevasıyla doğrudan doğruya karşılaştırırsak ve işbaşı üretimle ilgili bir yaklaşımı ortaya getirirsek tarihsel olarak bir liseyle bir üniversitenin iç içe olduğu nadir eserlerden birisini mesleki teknik alanda ilk olmak üzere ortaya koymuş bulunuyoruz.”

Bakan Selçuk, projenin çok ciddi düşünsel bir arka planı olduğunu, düşünmek, tasarlamak, ortaya koymak ve gerçek kılmak aşamalarının çok değerli olduğunu ve projede emeği bulunanlara teşekkür ettiğini söyledi. Selçuk, projenin sadece kağıt üzerinde inşa edilmiş ve bir açıklamayla çerçevelenmiş bir durum olmadığını vurgulayarak, “Şimdiye kadar yapılanları çok değerli buluyorum ama bu çalışmamızın, bu protokolümüzün önümüzdeki süreçte neler getireceği, nasıl yeşereceği, nasıl gelişeceği benim açımdan çok daha önemli. Eminim birçok üniversite, Türkiye’den ve dünyadan birçok üniversite ya da birçok kurum bu üniversitenin içerisindeki bu projenin nasıl hayata geçtiği, nasıl yürütüldüğü ve nasıl çoğaltılabileceği konusunda buradan destek istemeye gelecekler. Bunu şu anda bir temenni olarak söylemiyorum, çok inanarak ve bilerek söylüyorum. İnşallah bu projenin derinleşmesi, genişlemesi ama kendi tekamülüne de saygı göstererek ilerlemesi bizim dileğimizdir.” değerlendirmesinde bulundu.

“İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi´ni kuruyoruz”
İTÜ Rektörü Karaca da İTÜ´nün sadece kendi gelişimi için değil, tüm Türkiye´nin kalkınmasında rol alması gerektiğinin bilincinde olduklarını söyledi. Karaca, iş birliği protokolünün detaylarıyla ilgili bilgi vererek, şunları kaydetti: “Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü´yle birlikte üniversitemiz, ülkemizin sosyal ve ekonomik kalkınma hedefli eğitimde inovasyon projesinin ortağı oluyor. Eğitimde inovasyon kavramı ise hem kurumlar arası hem de içeriksel hibritleşmeye işaret ediyor. İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı´nın (OECD) inovatif eğitim ortamlarıyla ilgili yayın ve çalışmalarına baktığımızda; istisnai inovasyondan, sistemli değişime geçiş eğitim ortamlarının ve içeriğinin bilişsel ve sosyal süreçler dikkate alınarak yeniden tasarlanmasıyla mümkün olacak. İstanbul Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi kampüsü içerisinde, üniversite olarak ´İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi´ni kuruyoruz. Yeni kurulan lisede, bilişim teknolojisi, biyomedikal cihaz teknolojileri, elektrik-elektronik teknolojisi ve denizcilik alanlarında öğretmenler ile öğrencilerin yeterliliklerinin artırılması için mesleki ve teknik eğitimin içeriğini oluşturup yürütülmesine destek olacağız. Bu iş birliğiyle öğrenciler İTÜ´nün dünya standartlarındaki laboratuvarlarında çalışma imkânı, teknoloji geliştirme bölgesi İTÜ ARI Teknokent´te yer alan firmalarda da staj imkanı yakalayacaklar.”

Millî Eğitim Bakanlığı ve İTÜ´den bir ilk
Millî Eğitim Bakanlığı, 2023 eğitim vizyonu kapsamında, İstanbul’da bulunan Ziya Kalkavan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kampüsü´nde İTÜ tarafından “İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” kurulacak. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından İTÜ rehberliğinde Artırılmış Sanal Gerçeklik Laboratuvarı´nın (AVR) kurulması da planlanan proje kapsamında, okullarda görev yapan öğretmenlerin ve yöneticilerin hizmet içi eğitimleri, İTÜ akademisyenlerinin koordinasyonunda yapılacak. İlk kez öğretmen kadrosunun çoğunlukla akademisyenlerden oluştuğu bir okul olması planlanan projenin, 2019-2020 eğitim öğretim döneminde hayata geçirilmesi planlanıyor.

Yoğun geçen eğitim öğretim dönemine yarıyıl tatiliyle ara verilirken, ailelere bu süreçte önemli görevler düşüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. A. Evren Tufan, tatilin ilk birkaç günü çocukların mutlaka dinlenmesine izin verilmesi gerektiğini belirtirken, sonrasında onların gelişimlerini ve aile içi iletişimi destekleyecek şekilde vakit geçirilmesinin, bunu yaparken de çocukları etkinliğe boğmamanın önemini vurguluyor. Doç. Dr. A. Evren Tufan, ebeveynlere; çocuklarının hem eğlenecekleri hem de öğrenecekleri bir sömestr tatili için 9 önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çabalarını ve başarılarını takdir edin
Yaşı ve ders başarısı ne olursa olsun, her çocuk yarıyıl tatilinde ödüllendirilmek ister. Maddi değil manevi değeri yüksek ödül seçin ve çocuğunuza akademik sonucundan çok çabası ve çalışması için takdir ettiğinizi vurgulayın. Karnedeki notlarını, çocuğunuzun başarısının ve gelişmesinin tek göstergesi olarak değerlendirilmeyin, çocuğun ve ailenin geliştirmesi gereken alanları belirttiğine dikkat edin. Ödüllendirme ve geri bildirimlerde üslup çok önemli. Sınıf arkadaşları, kardeşleri ve akrabaların çocukları ile kıyaslamaktan kaçının.

İlk birkaç gün sadece dinlenmesine fırsat tanıyın
Çocukların uzun ve yoğun bir eğitim döneminden çıktığını göz önüne alarak, yarıyıl tatilinin ilk birkaç günü sadece dinlenmelerine izin verin. Bu süre çocukların kendi hallerine bırakıldıklarındaki davranışları hakkında ebeveynlere bilgi sağlayıcı oluyor ve tatil programını hazırlarken yol gösteriyor. Birkaç günlük dinlenmenin ardından, çocuğunuzun güçlü ve zayıf yanlarını da göz önüne alınarak ailece bir tatil programı oluşturabilirsiniz.

Tatil boyunca sadece akademik performansa odaklanmayın
Anne babaların ders yılı içerisinde ve yarıyıl tatilinde çoğunlukla akademik başarıya odaklanmaları ve tatilde de sürekli ders çalışmaya vurgu yapmaları çocuklarda yılgınlık, umutsuzluk veya inatlaşma gibi tepkilere yol açabiliyor. Sağlıklı bir gelişim için akademik alanın dışında sosyal, duygusal ve bedensel gelişimin de önemli olduğu açık. Dolayısıyla, yarıyıl tatilini çocuğunuzun sadece ders çalışacağı ve ödev yapacağı bir zaman aralığı olarak görmeyin ve bütüncül gelişimi için bir fırsat olarak değerlendirin.

Ortak zevk alacağınız etkinlikler yapın
Yarıyıl tatili, ailece verimli ve keyifli bir şekilde zaman geçirebilmek için bir fırsat. Çocuğunuzla şartlarınıza uyan şekilde çevrenizdeki tarihi ve kültürel yapıları gezin ve gezdiğiniz yerlerle ilgili konuşun. Diğer yandan evde beraberce kitaplar okumak ve okunan kitaplar üzerine konuşmak da aile içi iletişimi destekliyor ve çocukların kendilerini ifade etme becerilerini geliştiriyor. Çocuğunuzu spor ve bedensel etkinliklere yönelmeleri için teşvik edebilir; sinema, tiyatro ve konserlere gitmek ya da akrabaları/komşuları ziyaret etmek ailece yapılabilecek etkinlikler arasında sayılabilir.

Çocuğunuzu etkinliklere boğmayın
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzmanı Doç. Dr. A. Evren Tufan “Yarıyıl tatili, ailece verimli ve keyifli bir şekilde zaman geçirebilmek için bir fırsattır. Bu fırsatı, kısıtlı bir zaman aralığında yerine getirilmesi gereken pek çok etkinlikle doldurmak ve çocukları bir etkinlikten diğerine koşturmak hem katıldıkları faaliyetlerden zevk almalarını engeller hem de aile içi ilişkileri olumsuz olarak etkileyebilir. Yarıyıl tatilinde çocukların sadece dinlenebilecekleri zaman aralıklarının da planlanması önemlidir” diyor.

Arkadaşları ile vakit geçirmelerine fırsat verin
Ders ve ödevlerin yoğunluğu nedeniyle çocukların çoğu arkadaşları ile kısıtlı zaman geçirdiğinden, yarıyıl tatili arkadaşlarıyla görüşebilmesi ve vakit geçirebilmesi için de bir fırsat sunuyor. Yaşıtları ile keyifle oynayarak veya spor yaparak geçirilecek bir zaman aralığı her çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine olumlu etkide bulunuyor. Bu nedenle çocuğunuzun arkadaşlarıyla geçireceği vakitleri ve etkinlikleri onun yaşına ve gelişim düzeyine göre planlayabilirsiniz. Evde buluşma ya da sinema/tiyatroya beraber gitme gibi faaliyetler planlayabilirsiniz.

Program yapın
Zamanı verimli kullanabilmek, her yaştan birey için önemli bir beceri. Eğitim ve öğretim çağındaki çocuklar programları genellikle ders ve okul ile ilişkilendirdiğinden tatilde yapabileceklerini programlayamayabiliyor. Yarıyıl tatilini verimli şekilde geçirmek için program yapması konusunda çocuğunuza destek olmanız önemli. Tatil programını ailece yapın ve derslere/ödevlere ve diğer etkinliklere dengeli şekilde vurgu yapın. Tatil programı çocukların ödevleri ve derslerini son günlere sıkıştırmasını da engelleyebilir ve onlara düzenli çalışma alışkanlığı kazandırabilir.

Tablet ve televizyona sınır koyun
Tatil, çoğu çocuk için kuralların olmadığı, istedikleri kadar televizyon seyrettikleri, bilgisayarda oyun oynadıkları ve istedikleri saatte yatıp, geç vakitte uyandıkları bir dönem. Ancak, bu tür bir kuralsızlık hem yarıyıl tatilinin verimli bir şekilde geçirilmesini hem de okula tekrar başladığında ders ve uyku saatlerine uyumu engelliyor. Tatilde, her ailenin kendine özgü olan kurallarının esnetilebileceğini ancak tamamen ortadan kaldırılmayacağını çocuğunuza anlatın. Bilgisayar/televizyon karşısında geçireceği zamanı okul dönemindekine göre artırabilirsiniz ancak mutlaka bir sınır koyun. Tatil süresince yapacağınız programda uyku saatini de belirleyerek geç yatma eğilimini kontrol edin.

Yaşlarına uygun sorumluluk ve görevler verin
Yarıyıl tatilini, çocuğunuza sorumluluk duygusu kazandırabilmek için bir fırsat olarak da görebilirsiniz. İlgi alanına göre ev içinde verilecek görev ve sorumluluklar, hem aile içi iletişimi artırıyor hem de onlara sorumluluk duygusu kazandırıyor. Örneğin yaşına ve gelişim düzeyine göre, oda ve eşyaları toplamadan faturaları ödemeye kadar değişebilen sorumluluklar verebilirsiniz. Verilen sorumluluk ve görevlerin mükemmel olarak gerçekleştirilmesinden çok yerine getirebilmek için harcanan çaba önemli. Çocuğunuzun çabaları ve başarıları için vereceğiniz geri bildirimlerde üslubunuza dikkat edin.

Babası veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı çocuklara parasız ve yatılı eğitim fırsatı tanıyan Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2019 yılı sınavı 26 Mayıs Pazar günü saat 10.00’da gerçekleşecek. 24 ilde düzenlenecek sınavlarda başarılı olan ve gerekli şartları yerine getiren öğrenciler, 8 yıl boyunca Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nda ücretsiz kolej eğitimi alma hakkı elde edecek.

Eğitimde fırsat eşitliği misyonuyla 1863 yılından bu yana faaliyetlerine devam eden Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşu Darüşşafaka Cemiyeti, binlerce çocuğun hayatını değiştirmeye devam ediyor. Babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı çocuklara parasız, yatılı ve nitelikli eğitim fırsatı tanıyan Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2019 yılı sınavı, 26 Mayıs 2018 Pazar günü saat 10.00′da Türkiye’nin 24 ilinde düzenlenecek.

HANGİ ŞEHİRLERDE DÜZENLENECEK?
Sınav; Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Karabük, Kayseri, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Trabzon ve Van’da gerçekleştirilecek. Sınava Türkiye’nin her ilinden başvuru kabul edilecek; söz konusu 24 il dışından sınava katılacak öğrencilerin ve velilerinin en yakın sınav merkezine gelmek için yapacakları tüm ulaşım masrafı ise yine Darüşşafaka tarafından karşılanacak.

SON BAŞVURU TARİHİ 20 MAYIS
Sınava katılmak isteyen adayların başvuru evraklarının, Darüşşafaka Ortaokulu’na 20 Mayıs 2018 Pazartesi gününe kadar elden veya posta yoluyla ulaştırılması gerekiyor. Sınavda başarılı olan öğrenciler, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünün ardından ortaokuldan üniversiteye kadar ücretsiz nitelikli eğitim alma hakkı elde edecek.

21’İNCİ YÜZYILIN BECERİLERİNE SAHİP OLARAK YETİŞİYORLAR
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ebru Arpacı, ülkemizin bütün çocuklarının iyi bir eğitim alma hakkı olduğunu düşünen hayırsever kişiler tarafından 1863’te kurulan Darüşşafaka’nın, her yıl sınavla seçtiği öğrencilerin eğitim, sağlık, beslenme, barınma ve giyim gibi tüm gereksinimlerini karşıladığını ifade ederken “Darüşşafaka Eğitim Kurumları’ndan mezun olan öğrenciler, İngilizce bilen, teknolojiye hakim, en az bir müzik aleti çalabilen, spor yapan, çok okuyan her anlamda donanımlı gençler olarak üniversiteye başlıyor. Darüşşafaka, 21’inci yüzyılın becerilerine sahip olacak şekilde eğitim gören öğrencilerine sadece ortaokul ve lisede kucak açmıyor; aynı zamanda başarılı mezunlarını üniversite eğitimleri süresince de burs vererek destekliyor” dedi.

10 BİNDEN FAZLA ÖĞRENCİ KATILABİLECEK
Türkiye genelinde 10 binden fazla öğrencinin Darüşşafaka’nın 2019 sınavına katılma kriterlerini yerine getirdiğini ifade eden Ebru Arpacı şöyle devam etti: “Ülkemizin aydınlık geleceğinin gerçek sahipleri olarak gördüğümüz çocuklarımızın akılcı, kaliteli ve eşitlikçi bir eğitime ulaşabilmesi Darüşşafaka olarak en büyük önceliğimiz. Bu fırsatı tüm çocuklarımıza sunabilmek; onların sınav noktalarına ulaşmalarını kolaylaştırmak adına da geçtiğimiz yıl 21 olan sınav merkezi sayısını bu yıl 24’e çıkardık. Yakın gelecekte bu sayıyı çok daha üst seviyelere çıkaracağız.”

Sınava girecek öğrencilerde aranan koşullar:
T.C. vatandaşı olması
Annesinin ve/veya babasının hayatta olmaması
Ailenin maddi durumunun öğrenimini sürdürmesine yeterli olmaması
2008 ya da daha sonraki yıllarda doğmuş olması (Yaş düzeltmesi geçersizdir)
2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında ilkokul 4. sınıf öğrencisi olması
Beden ve ruh sağlığının yatılı okulda okumaya uygun olması
Sınav başvurusu için gereken belgeler

Adayın okumakta olduğu ilkokul müdürlüğünden alınacak ve “ilkokul 4. sınıf öğrencisi olduğunu gösterir imzalı ve mühürlü belge” (Okul karnesi kabul edilmez.)
Nüfus cüzdanı fotokopisi
Vukuatlı aile nüfus kaydı örneği (Suret, fotokopi, muhtar belgesi, ölüm tutanağı kabul edilmez.)
Adayın iki (2) adet yeni çekilmiş vesikalık fotoğrafı
Başvuru formu (doldurulmuş)

Söz konusu çocuklar olduğunda eğitimi ve geleceği için en iyisini istiyor ve yatırımlarımızı ona göre yapıyoruz. Ancak önemli bir konuyu atlıyor ve çocuklara ileride zorlanacakları bir yük bırakıyoruz. Hayatın her alanını şekillendiren ve kariyerlerinin olmazsa olmazı; yabancı dil eğitimi… Çocuklar için en iyi yatırım aracının dil eğitimi olduğunu vurgulayan Berlitz Dil Okulları Müdürü Çağdaş Kardaş, erken dönemde kazandırılan dil eğitiminin avantajlarını anlatıyor.
Çocukların beyni daha esnek ve uyumlu

Yetişkinlerin en çok zorlandığı, çocuklarınsa keyifli bir şekilde öğrendiği aktivite, dil öğrenmedir. Çocukların yeni bir dil öğrenmedeki bu yatkınlığı yapılan çeşitli araştırmalarla da doğrulanmıştır. Aynı zamanda erken dönemde başlayan dil eğitiminde çocukların yetişkinlere oranla çok daha iyi telaffuz yeteneğine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm bu yakınlığın arkasında yatan sebep ise çocukların beyninin çok daha esnek olması ve yeni bir dile daha kolay uyum sağlamasıdır.

Çocuklar dil öğrenirken daha cesur
Aynı zamanda zihinleri kendi anadilleriyle ilgili tamamen dolu olmadığından kurallardan bağımsız olarak rahat bir öğrenme süreci geçirirler. Çünkü dili duyarak, tekrarlayarak ve taklit ederek öğrenirler. Öğrendikleri her şey beynin ana bölgesine kaydedilir. Bu durum öğrenme sürecini çok daha kısa hale getirir. Diğer bir sebep ise belki de en etkilisidir. Çocuklar yetişkinlere oranla daha cesurdur. Çünkü öğrenirken kaygı veya panik hissetmezler ve hata yapmaktan korkmazlar.

Erken yaşta dil öğrenmenin birçok avantajı var!
•En önemli avantajı, global bir köye dönüşen dünyanın evrensel dili İngilizceyi küçük yaşta öğrenmesi olacaktır. Bu durum çocuğunuzun hayata bir sıfır önde başlamasını sağlar.
•Daha aktif bir öğrenme süreci olduğundan beyin gücünü arttırır ve beyni etkin bir şekilde kullanmayı öğretir.
•Bu durum diğer derslerindeki performansını da olumlu etkiler
•Öğrence sürecini bir zorunluluk gibi görmeyeceğinden çok daha eğlenceli bir şekilde yabancı dil öğrenir.
•İlerleyen dönemlerde yapılacak İngilizce sınavlarında çok daha başarılı olur.

Peki, nasıl öğretilmeli?
Çocuğunuzun geleceğine yatırım yapmak istiyorsanız ilk yapmanız gereken ona yabancı dil eğitimi sağlamalısınız. İyi bir yerde doğru metotlarla alacağı dil eğitimi, öğrenme sürecinde çok daha faydalı olacaktır. Berlitz Dil Okulları, mevcut sistemin aksine teoriye değil konuşmaya ağırlık vererek pratik temelli bir eğitim anlayışı ortaya koyar. Öğrenci merkezli ve proje bazlı eğitim sayesinde öğrenciler hem birbirleriyle hem de ana dili İngilizce olan öğretmenleriyle sürekli olarak etkileşim içinde olur. Okul Sonrası İngilizce metodu sayesinde öğrenciler okul çıkışında yapılan derslerde oyunlar, etkinlikler ve projelerle not kaygısı olmaksızın İngilizce becerilerini bir bütün halinde geliştirir.

Eğitimin yanı sıra öğrenmeyi keyifli hale getirin
Çocuklarda İngilizce eğitimini bir zorunluluktan çıkarıp eğlenceli aktiviteye dönüştürebilirsiniz. Bunun için;
Dili İngilizce olan çizgi filmler seyrettirebilir,
Seviyesine ve yaşına uygun hikaye kitapları edinebilir,
Tablet ve telefonlarda rahatlıkla oynayabileceği İngilizce öğretmeye yönelik oyunlar oynatabilir,
İngilizcesini geliştirecek oyunları beraber oynayabilir,
Yaşına ve seviyesine uygun İngilizce şarkılardan faydalanabilir,
Öğrendiklerini tekrar etmesini sağlayabilir,
Her gün yeni bir kelime öğrenmesi için kelime kartlarından yararlanabilirsiniz.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 3 ay önce hayata geçirilen uygulama kapsamında mesleki ve teknik Anadolu liselerinde üretilen ilk ahşap oyuncakları Gökkuşağı Özel Eğitim Okulundaki öğrencilere hediye etti.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eşi Rana Selçuk ile Bakan Yardımcısı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, engelli çocuklarla genel eğitimdeki çocukların kaynaştırma eğitimi aldığı Milli Eğitim Vakfı (MEV) Gökkuşağı Özel Eğitim Okulunu ziyaret etti.

Ziyarette Bakan Selçuk, 2018´in ekim ayında mobilya ile dekorasyon alanında üretim yapan ve pilot olarak belirlenen mesleki ve teknik eğitim kurumlarında başlatılan uygulama kapsamında üretilen ilk ahşap oyuncakları serebral palsi hastası çocukların da bulunduğu öğrencilerle buluşturdu.

Ziyaretinde kendisini büyük bir sevinç ve heyecanla karşılayan öğrencilerle vakit geçiren, verdikleri mini konserlere eşi Rana Selçuk´la eşlik eden, sınıf ve atölyeleri gezen Selçuk, öğrencilerin el emeği göz nuru projelerini de titizlikle inceledi. Ahşap oyuncaklara kavuşmanın mutluluğunu yaşayan öğrenciler de Bakan Selçuk´la fotoğraf çektirdi.

“Ülkemizin çok ciddi anlamda ahşap ve sağlıklı oyuncak ihtiyacı var”
Bakan Selçuk, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, çocuklar açısından oyunun ve oyun temelli eğitimin önemine dikkati çekti. Selçuk, “Ülkemizin çok ciddi anlamda bir ahşap oyuncak, sağlıklı oyuncak ihtiyacı var. Medyada birçok kez sağlıklı olmayan oyuncakların ne tür zararlar verdiği konusunda açıklamaları görüyoruz. Biz buna tedbir olarak kendi meslek liselerimizde, kendi oyuncaklarımızı sağlıklı şekilde üretelim istiyoruz. Ama bunu sadece okullarda üretmekle kalmayıp bir ekosistem kurmaya da çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hedef dünya pazarı
Bakan Selçuk, ahşap oyuncakları öncelikli olarak ihtiyaç duyulan ilkokullar, ortaokullar, liseler gibi alanlara temin etme konusunda bir tedarik zinciri oluşturduklarını anlatarak, “Daha sonra da bunun çok daha büyük şekilde kamuoyuna yönelik üretilmesi planlanıyor. En sonunda da uluslararası ihracat noktasında da ahşap oyuncaklarımızın tasarımı, tasarımdan üretime doğru, üretimden de girişimcilik modelleriyle bunun yaygınlaştırılmasını hedefleyen bir çalışmamız var.” diye konuştu.

“Okullarımız üretimin merkezi olsun istiyoruz”
Konuyla ilgili projenin başlatıldığını, ilgili protokollerin imzalandığını anımsatan Selçuk, şu değerlendirmede bulundu: “Projenin başlatılmasının hemen ardından pilot olarak belirlenen mesleki ve teknik Anadolu liselerinde ahşap oyuncak üretimine başladık. Yani sadece bir niyet veya temenni olarak yapmıyoruz, bunu bütün süreçlerini tamamlayarak, üretim ve hatta ilerde pazarlaması ve satışı konusunda da yeni modeller oluşturmak suretiyle. Artık okullarımız üretimin merkezi olsun, mesleki ve teknik liselerimiz hayatın merkezi olsun istiyoruz. Bunun için de somut tedbirlerimizi alıyoruz.” Ahşap oyuncakların yerli üretim oluşuna dikkati çeken Selçuk, “Üretilen oyuncaklar sağlıklı oyuncaklar. Çocuklarımızın zekâ, kişilik, sosyal ve duygusal gelişimi için oyun ve oyuncak meselesi en birinci konumuz.” diye konuştu.

Yüzde 100 yerli ve sağlıklı üretim
Millî Eğitim Bakanlığınca Türkiye´de ihtiyaç duyulan ve büyük oranda ithal edilen ahşap oyuncakların tasarımı ve üretimi ile ilgili önemli bir adım atıldı. Ekim 2018´de mobilya ve dekorasyon alanında üretim yapan mesleki ve teknik eğitim kurumlarında ahşap oyuncak üretimini başlatan Bakanlık, uygulama için Ankara, İstanbul, Bursa ve Balıkesir´i pilot iller olarak belirledi. Bu illerdeki mesleki ve teknik Anadolu liselerinde üretilen ilk ahşap oyuncaklar, MEV Gökkuşağı Özel Eğitim Anaokulu İlkokulu Ortaokulunda eğitim alan öğrencilerin de yüzünü güldürdü.

Öte yandan Millî Eğitim Bakanlığınca Türkiye´de ahşap oyuncak üreten sektör temsilcileri ile 2018´in Ekim ve Aralık aylarında yapılan Ahşap Oyuncak Sektörü İstişare Toplantıları´nın bu yıl 3 ayda bir tekrar edilmesi planlanıyor.

Okul öncesi eğitimde çocukların gelişimini destekleyici ahşap oyuncak ve zekâ materyalleri tasarımını gerçekleştirecek Ar-Ge birimi de oluşturan Bakanlık, geliştirilen ürünleri, bu yıl kurulmaya başlanacak “tasarım ve beceri atölyeleri”nin zenginleşmesi için kullanmayı hedefliyor.

British Council’ın Birleşik Krallık’ın önde gelen 9 üniversitesi ile birlikte başlattığı GREAT Burs Programı, Türkiye’den daha fazla öğrenciye Birleşik Krallık’taki benzersiz yükseköğrenim olanaklarına erişim fırsatı sunuyor.

17 farklı lisans ve lisansüstü burs olanağı sunan GREAT Burs Programı, öğrencilere toplamda 350 bin Sterlin destek sağlıyor. Okulların yıllık ücretlerini kapsayacak şekilde 12.500 ile 26 bin Sterlin arasında değişen tutarlardaki burslar, Birleşik Krallık’ta lisans veya lisansüstü eğitim alma amacıyla finansal destek arayan Türk öğrenciler için eşsiz bir fırsat oluşturuyor. Burs programı, üç lisans, 13 yükseklisans ve bir doktora programının bir yıllık eğitim ücretini kapsıyor. Öğrenciler, İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’daki 9 üniversitenin sunduğu mühendislik, hukuk, işletme, sanat ve tasarım, biobilimler, bilgi teknolojileri ve daha pek çok alandaki eğitim programlarına başvurabilirler.

Burslar için son başvuru tarihi ve başvuru kriterleri
GREAT Burs Programı’nda, Türkiye için son başvuru tarihleri ve başvuru kriterleri üniversite özelinde değişiklik gösteriyor. Detaylar ile ilgili British Council web sitesi https://www.britishcouncil.org.tr/study-uk/scholarships-financial-support/great-scholarships-2019 üzerinden, her bir üniversitenin burs sayfası takip edilerek bilgi alınabilir. Burs kazanan öğrenciler, başvuru yaptıkları üniversiteler tarafından bilgilendirilecek.

Burs programında yer alan üniversiteler:
- Arts University Bournemouth

- Coventry University

- Loughborough University

- Swansea University

- Ulster University

- University of Bradford

- University of Bristol

- University of Glasgow

- University of Warwick

Sömestr tatili her çocuk için verimli hale dönüştürülebilir. Uzmanlar tatille birlikte uyku saatleri değişimi, oyun saatlerinin uzaması gibi birçok düzende belirli düzeyde esnemelerin çocukların gelişimi açısından olumlu etkilerinin olabileceğini vurguluyorlar.

Altınbaş Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Başkanı Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, ailelerin sömestrde okul zamanındaki kuralları esnek tutarak çocuklar için olumlu sonuçlar oluşturabilecek durumlara dönüştürme imkânlarının olduğunu vurguladı. Özçelik, “Oyun saatlerinde çocuklara sunulabilecek yeni hobiler, spor ve sanat etkinlikleri çocuğun farklı alanları tanımasına ve kendi yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, çocuklara onların ilgi alanlarına uygun ev dışı etkinlikler sunulabilir. Böylece ev dışında da aileyle birlikte kaliteli vakit geçirebilen çocuk, paylaşım ve iletişim açısından daha tatmin olabileceği bir noktaya gelecektir” diye konuştu.

Çocukların akademik açıdan daha başarılı bir hale gelebilmesi içinse, çocuğun öğretmenleriyle birlikte planlama yapılabileceğini söyleyen Özçelik, “Öğretmenlerin gerekli ve uygun gördüğü alanlarda bireysel çalışmalar ve ev alıştırmaları çocuğun bir sonraki dönem için bilgisine daha çok güvenmesine destek olabilir. Aşırıya kaçmadan yapılacak bu planlama çocuk için benimsenen ve ulaşılan hedefler açısından da doyurucu olacaktır. Böylece çocuğun özgüveni de gelişecektir” diye konuştu.

Tablet-bilgisayar kullanımı nasıl sınırlanmalı?
Tatilin problemlerinden biri olan aşırı tablet ve bilgisayar kullanımı konusunda ebeveynlere önerilerde bulunan Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, bu konuda da birtakım esnemeler görülebileceğini ifade ederek, şunları aktardı: “Daha çok boş zamanı olan çocuk, bilgisayar ve tablet kullanımını artırmaya çalışabilir. Burada ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, çocukların bilgisayar ve tabletle geçirdiği zamanı kısıtlamaları gerektiğidir. Her boş zamanını dijital gereçlerle geçirmesine müsaade etmektense, çocuğa kendi üretebileceği materyalleri vermek çocuk için çok daha olumlu olacaktır. Çocuğun genel farkındalığını yükseltebilmek ve genel becerilerini geliştirebilmek adına ona hazır kurulumlu cihazlar vermek yerine ilgi alanına yönelik hem bireysel hem de aile içinde yapılabilecek aktiviteler planlamak çocuğun genel yeteneği için çok daha faydalıdır.”

“Karne notlarını kişiliğine mâl etmekten kaçının”
Anne babaların çocuklarının karne notlarına karşı hassas davranmaları gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, “Yüksek notlarla dolu bir karne getiren çocuğa karşı gösterilen aşırı olumlu tutumların, çocuğun sorumluluk algısına zarar verebilme durumu gibi zayıf notları olan bir çocuğa da aynı biçimde uç nitelikte tepkilerin gösterilmemesi gerekir. Aileler çocuğun karnesindeki notları ‘işe yaramazsın, tembelsin’ gibi direkt olarak kişiliğine mal edecek söylemlerden kesinlikle kaçınmalılar. Süreci gözardı edip sonuca odaklanan veliler çocukta suç arama, onu eleştirme ve cezalandırma yoluna gidebiliyorlar ancak bu tutum çocuklarda değersizlik ve yetersizlik duygularını pekiştirmekten öteye geçmiyor. Başka çocuklarla kıyaslanan çocuklarda ilk beliren duygu ‘yetersizlik’ oluyor. Bu noktada ailelerini memnun edemediğini, onların hedeflerine ulaşamadığını düşünen çocuklarda ciddi bir özgüven eksikliği ve beraberinde agresyon, saldırganlık gibi durumlar gözükebiliyor.” dedi. Özçelik ebeveynlerin ceza vermek yerine çocukların başarısız olmasının sebeplerini araştırmaları ve varsa sorunları bulup, çözmek için çocuğa yardımcı olmalarının çok daha etkili olacağını sözlerine ekledi.

YÖK, son dönemlerde üniversitelerde akademisyenlerin maruz kaldığı ve çoğu ölümle sonuçlanan şiddet olaylarına karşı eylem planı hazırlayacak.

Son olarak Çankaya Üniversitesinde görev yapan Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel’in sınavda kopya çekerken yakaladığı öğrencisi tarafından odasında hunharca öldürülmesi olayı sonrasında, son dönemlerde üniversitelerde akademisyenlere yönelik yaşanan hadiseler üzerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı harekete geçerek, bu üzücü olayların önlenmesine yönelik çalışma başlattı.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile üniversitelerdeki şiddet olaylarıyla ilgili bir görüşme gerçekleştirerek kendisinden bu olayların engellenmesi yönünde yapılacak çalışmalara katkı sağlamaları ve bu hususta Bakanlık olarak kendilerine destek olmalarını istedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da YÖK Başkanı Saraç’a konuyla ilgili her türlü katkıyı sağlayacaklarını ifade etti.

ORTAK KOMİSYON KURULARAK ALINACAK TEDBİRLER MASAYA YATIRILACAK
Yapılan görüşme neticesinde İçişleri Bakan Soylu ve YÖK Başkanı Saraç,ortak çalışma grubunun acil olarak kurulması hususunda mutabık kaldılar.

Bu ortak çalışma grubu, üniversite yerleşkeleri içerisinde yaşanan şiddet olaylarının artmasının nedenlerini araştırarak bu olaylara zemin oluşturan hususların ortadan kaldırılması ile kampüslerde ve kapalı eğitim alanlarındaki emniyetin artırılması dahil önleyici tedbirleri müzakere edip alınan kararları hayata geçirecek.

Kurulacak bu çalışma grubu önümüzdeki günlerde faaliyete başlayacak. Alınacak tedbirlere ilişkin teklifler İçişleri Bakanı ile YÖK Başkanına sunulacak ve sonrasında ivedilikle uygulamaya konulacak.

Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde, öğretmen ve öğrencilere Türk müziğini ve enstrümanları tanıtmak amacıyla İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu Sanatçısı Aylin Şengün Taşçı ve ekibinin katılımıyla Türk Müziğini Tanıtma ve Destekleme Projesi başlatıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı himayesinde, öğretmen ve öğrencilere Türk müziğini ve enstrümanları tanıtmak amacıyla İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu Sanatçısı Aylin Şengün Taşçı ve ekibinin katılımıyla Türk Müziğini Tanıtma ve Destekleme Projesi başlatıldı.

Proje kapsamında, sanatçı Aylin Şengün Taşçı ve ekibi, çeşitli illerde öğrencilere ve öğretmenlere Türk müziğinin geçirdiği aşamaları, geçmişten günümüze ilgi çekici anekdotlarla anlatacak.

Seminerlerde, müziğin tarihsel boyutu aktarılacak, geleneksel enstrümanlar tanıtılacak, gençlerin bu enstrümanlarla tanışması sağlanacak. Ninnilerden mehter müziğine, tasavvuftan Osmanlı sultanlarının bestelerine, unutulmayan bestekarların eserlerine ulaşan geniş bir çerçevede dinletiler düzenlenecek.

Proje ile yeni sanatçıların ve sanatseverlerin yetiştirilmesi için Türk müziğine ilgisi keşfedilen öğrencilerin güzel sanatlar liselerine yönlendirilmeleri amaçlanıyor. Öğretmenlerden de Türk müziği konusunda farkındalık yaratarak, yetenekli öğrencileri bu alanda eğitim almaları için yönlendirilecek. Etkinliğe güzel sanatlar liselerinde okuyan öğrenciler ve öğretmenleri de katılacak.

İlk seminer Bala´da
Projesinin ilki, Ankara Bala İlçesinde görev yapan öğretmen ve öğrencilere yönelik düzenlendi. Seminerde, sanatçı Aylin Şengün Taşçı ve ekibi, Türk sanat müziğinin tarihinden enstrümanlarına kadar geniş bir yelpazede sunum yaptı.

Seminere katılan öğrenci ve öğretmenler, geleneksel Türk müziği enstrümanlarını tanıma ve kullanma şansını yakaladı.

İnteraktif katılımların da olduğu seminere öğrenciler, kimi zaman ney üfleyerek kimi zaman mehter yürüyüşü yaparak eşlik ettiler ve en eski Türk çalgısı kopuzdan günümüze kadar kullanılan müzik aletlerini tanıdılar.

Seminerde ayrıca El-Kındi (801-873), Farabi (873-950), İbn-i Sina (980-1037), Sadettin Kaynak (1895-1961) ve Münir Nurettin Selçuk (1899-1981) gibi Türk müziğine gönül vermiş sanatçılar ve hayat hikayeleri hakkında bilgiler aktarıldı.

Sanatçı Taşçı ve ekibinin düzenleyeceği seminerler, iki yıl boyunca Türkiye´nin çeşitli illerinde binlerce öğretmen ve öğrenciye ulaşarak devam edecek.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et