Anasayfa Genel

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2017 ehliyet sınav tarihleri tarihleri açıklandı. Daha önceki senelerde 6 defa yapılan sınav 2017 yılında 5′e düşürüldü. İşte 2017 Ehliyet sınav tarihleri…

Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı 2017/MTSKS 1 – 11 Şubat 2017 (saat 14.00)
Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı 2017/MTSKS 2 – 20 Mayıs 2017 (saat 14.00)
Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı 2017/MTSKS 3 – 29 Temmuz 2017 (saat 14.00)
Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı 2017/MTSKS 4 – 07 Ekim 2017 (saat 14.00)
Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınavı 2017/MTSKS 5 – 23 Aralık 2017 (saat 14.00)

Sınav Yerleri Nasıl Öğrenilecek?
Ehliyet sınav yerlerinin öğrenilmesi için sürücü adayları MEB’in sorgulama ekranını kullanabildikleri gibi sürücü adaylarının sınav yerleri sınavdan yaklaşık 1 hafta önce sürücü kurslarına da bildiriliyor. Sınava girecek olan sürücü adaylarını, sürücü kurslarına giderek sınav giriş yerlerini öğrenebilecekler.

Sınav sonuçları, http://www.meb.gov.tr internet adresinden duyurulacaktır. Kursiyerler, Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursiyerleri Sınav Sonuçları linkinin üzerine tıklayarak açılacak sayfadan, TC kimlik numarasını girerek sınav sonuçlarına ulaşabilecekler.

Yeni bir eğitim-öğretim dönemi başlarken, Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Üyesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oya Ercan, çocuk ve gençlerde büyüme geriliğine dair önemli bilgiler verdi. Hormon yetersizliği kaynaklı büyüme geriliğinin tedavisi için ergenliğin beklenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Oya Ercan, çocukların büyümesinin doğumdan ergenliğe kadar düzenli olarak her yıl takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Büyüme takibi için en kolay yöntemin, çocuğun boyunu yaşıtlarıyla yıldan yıla karşılaştırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Oya Ercan şunları söyledi: “Çocuğun ve yaşıtlarının önceki senelerdeki boyu ve şimdiki boyları değerlendirilmelidir. Bir sene önce alınan ve artık kısa gelen kıyafetler de sağlıklı büyüme için önemli bir ölçüttür. Büyümeyen çocukların aynı kıyafeti 4 yıl giydiğini gözlemliyoruz. Önemli bir gözlem var ki; hızlı büyüyen çocukların çoraplarının uçları hızla yıpranır ve bu çocuklara çorap dayanmaz”

İki yaşından sonra duraklayan büyümeye dikkat
İki yaşına kadar normal seyreden uzamanın 2 yaşından sonra duraklaması, anne babanın normal boylu olması ve çocuğun büyüme hızının yetersiz kalması ve yaşıtlarıyla arasındaki boy farkının sürekli artması büyüme hormonu yetersizliği kaynaklı büyüme geriliğine işaret edebilir. İlk 2 yaşta beslenmenin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oya Ercan şunları söyledi: “Bu 2 yılda bir bebek ne kadar sağlıklı yerse o kadar büyür diyebiliriz. Ama 2 yaşından sonra beslenmenin etkisi azalır. 2 yaşından sonra ortaya çıkan büyüme yetersizliklerinde diğer her şey normalse, ilk aklımıza gelmesi gereken şey büyüme hormonu yetersizliğidir.”

Türkiye’de akraba evlilikleri ve yetersiz büyüme takibi büyüme geriliğini tetikliyor
Büyüme hormonu yetersizliğinin normalde yaklaşık 10.000′de 1 oranında görüldüğünü belirten Prof. Dr. Oya Ercan, Türkiye’de akraba evliliklerine bağlı genetik geçişli büyüme hormonu yetersizliklerinin daha sık olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Oya Ercan sözlerini düzenli büyüme takibinin önemine değinerek şöyle sürdürdü: “Bu noktada büyüme takibi çok önem kazanıyor. Türkiye’de bebeklikten 5 yaşına kadar daha düzenli bir büyüme takibi yapılsa da 5 yaşından itibaren bu düzen kayboluyor ve çocuk hasta olmadıkça doktora götürülmüyor ve bu yaştan sonra büyüme ölçümleri aksatılabiliyor. Bu büyüme geriliğinin teşhisi anlamında büyük bir açık. Çocukların ergenlik dönemine kadar, 5-11 yaş arasında da her sene doktora gitmesi ve büyüme ölçümlerinin yapılması gerekir çünkü büyüme geriliğine ergenlik başladıktan sonra müdahale etmek çok zordur. Özellikle boyu kısa kalan kız çocukları, ergenlik döneminde yakalama büyümesini yapamaz ve ufak büyümeler kaydetse de kayıplarını kapatamaz. Şu anda ülkemizde böyle bir büyüme takip sistem olmasa da, aile hekimliği sistemine kolayca yerleştirilebileceğini düşünüyorum.”

Normal boylu anne-babaların çocukları kısa boylu olmamalı
İki tür büyüme geriliği olduğunu belirten Prof. Dr. Oya Ercan, bunları şöyle açıkladı: “Eğer anne ve baba da kısa boyluysa, genetik boy kısalığından söz edilebilir ancak bu hormonal bir sorun değil, genetik bir özelliktir. Bizim ilgi alanımıza giren büyüme geriliği, boy uzamasının genetik boy kısalığı dışındaki sebeplerle yetersiz kalmasıdır. Anne-babası kısa boylu olmayan bir çocuğun az büyümesi sağlıksızlık göstergesidir. Az büyüme tespiti koyabilmek için elimizde en az iki boy ölçümü olması ve bunları karşılaştırabilmemiz gerekir. Büyüme geriliği tespit edilen çocuklar kansızlık, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroit fonksiyonları, çölyak yani glüten enteropatisi ve beyin tümörü açısından kontrolden geçirilmelidir. Büyüme hormonu yetersizliğine bağlı büyüme geriliği teşhisi ancak bu gibi hastalıklar elendikten sonra koyulabilir. Bir çocuğun erişkin olarak boyunun kaç olacağı annenin babanın boyundan yola çıkılarak hesaplanabiliyor. Annenin babanın boyuna göre hesapladığımız noktadan 5 ila 7 santim geride olan çocuğun büyümesinde sorun vardır.”

Büyüme hormonu yetersizliği tedavisi artık çok kolay
Prof. Dr. Oya Ercan teşhis ve tedavi konusunda şu bilgileri verdi: “Büyümeyi engelleyebilecek diğer hastalıklar elendikten sonra çocukta büyüme hormonu uyarı testlerini yapıyoruz. Ağızdan ilaç vererek yapılan bu testler aileleri biraz ürkütebiliyor ve mide bulantısı gibi ufak ve kısa süreli yan etkileri olabiliyor ancak aslında korkacak bir şey yok. Bu testler sonucunda büyüme hormonunun yetersiz olduğu ortaya çıkarsa, hipofiz bezinde büyümeyi etkileyen bir anomali olup olmadığını kontrol etmek için manyetik görüntüleme (MR) yapıyoruz. MR sonucu da temiz çıkarsa büyüme hormonu tedavimize başlıyoruz. Tedavi günlük iğneler şeklinde yapılıyor. Bunun için çok pratik enjeksiyon kalemleri var. Kalemler uzun süre buzdolabının kapak kısmında saklanabiliyor ancak dondurulmaması gerekiyor. Her akşam yatmadan önce enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Tedaviye başlayan çocuklarda her akşam yatmadan önce uygulanıyor. Enjeksiyon aileleri ilk başta biraz ürkütse de aslında çok kolay bir uygulama ve hemşireler anne-babalara bu konuda eğitim veriyor. Enjeksiyon göbekten, bacaktan veya koldan yapılabiliyor. Bu işlemi kendileri yapan çocuklar bile var.”

Normal uzama miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişir
Prof. Dr. Oya Ercan şunları söyledi: “Çocukların bir yılda kaydetmesi gereken boy uzaması yaşına ve cinsiyetine göre değişir. O yüzden ortalama bir rakam vermek doğru değil. Yeni doğan bir bebek ilk yıl ortalama 25 cm, ikinci yıl 12 cm büyür. Bu miktar üçüncü ve dördüncü yılda daha da düşer. Beşinci yaştan itibaren nispeten benzer rakamlar görmeye başlarız ama ergenlikle birlikte yıllık büyüme hızı artarak 8-10 cm’e kadar çıkar. Örneğin ergenlik öncesi dönemde bir kız çocuğunun 3-4 santim büyümesi normal değildir. Ama ergenlikte de 5-6 cm uzaması normal değildir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının büyümesini her yıl düzenli olarak büyüme çizelgesi üzerinde takip edilmelerini sağlaması ve büyüme sürekliliğinin devam ettiğinden emin olması lazım. Ancak boyu doğru şekilde ölçmek de düşünüldüğü kadar kolay değil. Hassas durumlarda günün aynı saatinde ölçmeye bile dikkat etmek gerekebiliyor. Örneğin spor ve yer çekimi gibi etkenlerle sabah ölçümüyle akşam ölçümü arasında bile 1-2 cm fark olabiliyor. Mevsimsel değişiklikler bile gözlenebiliyor. O yüzden biz yıllık büyüme hızını esas almaya çalışıyoruz.”

Erken ergenlik büyüme geriliği konusunda ipucu verebilir
Çocuğun yaşıtlarına göre geride kalması ya da büyüme çizelgelerinin alt sınırının altında kalması ve erken ergenliğin büyüme geriliği konusunda ipucu verebileceğini söyleyen Prof. Dr. Oya Ercan şöyle devam etti: “Ergenlik erken başladığı zaman çocuk yaşıtlarından daha küçükken ergenlikteki hızlı büyüme sürecine giriyor ve büyüme süreci erken sonlanıyor. Bu tür çocuklar sınıfın en uzunuyken, birden kısa kaldığını görüp üzülebiliyor. Kız çocuklarında adet döneminden sonra büyüme tamamen durmaz. Kızlar ne kadar geç adet görürse o kadar az büyür, ne kadar erken adet görürse o kadar fazla büyür. 10 yaşında adet olursa 10 santim boy atar. 12 yaşında adet görürse 5-6 santim büyür ama bazen istisnalar oluyor. Genel olarak adet başlangıcından sonra 5-10 santim arasında bir artış olur diyebiliriz. Bir çocuğun gösterdiği uzamayı yıldan yıla yaşıtlarının gelişmesiyle kıyaslayarak ve ölçümler sırasında büyüme çizelgesi üzerindeki yerini göz önünde bulundurarak değerlendirebiliriz. Bir çocuğun boyu bu çizelgelerdeki en alt seviyenin altında kalırsa kısa boylu olarak değerlendirilir.”

Tedavi için ergenlikteki “boy atma” beklenmemeli
Tedaviye başlamak için ergenlik dönemindeki yakalama büyümesini beklemenin yanlış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oya Ercan şunları söyledi: “Ailevi boy kısalığı varsa zaten çocuk anne ve babası gibi kısa boylu olacaktır. Bu yüzden ergenlikte boy atmasını ve birden çok uzamasını beklememek gerekir. Tedavi gerektiren büyüme hormonu eksikliği gibi durumlarda da tedaviye başlamak için ergenliği beklemek çocuğun tedavi şansını azaltacaktır çünkü ergenlik öncesinde yeterli uzunluğa ulaşılamadıysa ergenlikten sonra kemik yaşı da büyüdüğü için kaydedilebilecek uzama sınırlıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEOG’un kaldırılması ile ilgili bugün yaptığı açıklamada, “Dün sayın Başbakan ile bu konuyu etraflıca görüştük ve uygulamaya girmesi konusunda herhangi bir mani yok. Çok basit bir konu.Hemen süratle bunu ülke gündeminden düşürmek, bütün aileleri, yavrularımızı rahatlatacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17-22 Eylül 2017 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a gidişi öncesinde Atatürk Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu.

Burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamayı yaptı;
“Sayın başbakan ile bu konuyu etraflıca görüştük. Uygulamaya girmesi konusunda herhangi bir mani yok. Çok basit bir konu. Sayın başbakanımız ve bakan arkadaşlarımızla birlikte hemen bu adımın atılması mümkün. Ve bu konuda sayın başbakan ile dün mutabakatımız oluştu. Temenni ediyorum ki hemen süratle bunu ülke gündeminden çıkarmak, düşürmek. Bütün aileleri, yavrularımızı rahatlatacaktır. Bu konuyu gündemimizden çıkarırken çocuklarımızın okul derslerine yönlenmesinin önünü açmamız ve yarışı okullarında yapmasını sağlamamız çok daha isabetli olacaktır. Bütün mesele, orta kısımları bitirdikten sonra liseye geçerken tercihlerinde ne yapacakları konusu, okullarda atılacak adımlardır. Gidecekleri liselere yönelik, gidecekleri liselerde yapılacak hazırlıklarla atılacak adımlardır. Ve bu liseler, özellikle milli eğitimin kontrolü altında yapılacak imtihanlarla, bir fen lisesine mi gidecek, düz liseden Anadolu lisesine mi gidecek, bu liseler kendi imtihanları kendi yapar. Ve bu sorular MEB tarafından hazırlanır. Ama o sınavlar yapılırken MEB’in kontrolü altında yapılır. TEOG denen, ciddi manada sıkıştıran ve paraların akıtıldığı bu süreçten inşallah çocuklarımızı kurtarırız diyorum” ifadelerini kullandı.

Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan “Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete´nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi

Buna göre, “özel eğitim meslek liseleri”nin kurulması kararlaştırılırken yoğunlaştırılmış eğitim programına göre, işletmelerdeki mesleki eğitim, haftalık azami çalışma saatini geçmemek şartıyla velinin veya reşit ise öğrencinin isteği doğrultusunda haftada 6 gün olarak da planlanabilecek.

Ders seçimi, okulun imkanlarına bağlı olarak veli, sınıf rehber öğretmeni ve rehberlik öğretmeninin bilgisi dahilinde öğrenci tarafından şubatta yapılacak, e-Okul sistemine işlenecek ve Kitap Seçim Modülü´ne kitap ihtiyaç sayısı girilecek.

Grup oluşturulamadığı için açılamayan dersler okul yönetimince ilan edilecek. Bunları seçen öğrenciler, tercihleri doğrultusunda açılan seçmeli derslere yönlendirilecek. Süresi içerisinde seçim yapmayan öğrencilerin dersleri okul yönetimince belirlenecek.

Kadın öğretmenlerin süt izin süreleri dikkate alınacak
Haftalık ders programının hazırlanmasında kadın öğretmenlerin süt izin süreleri de dikkate alınacak. Yönetmelikle, açıköğretim kurumlarının yer aldığı madde hükümlerine, açıköğretim imam hatip liseleri de dahil edildi.

Ayrıca yönetmelikle, nakil komisyonlarının, öğrenci yerleştirme görevlerini yürütürken dikkate alacakları hususlara açıklık getirildi. Buna göre, nakil komisyonu, anne veya babası ölen, Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında koruma kararı verilen, koruyucu aile yanına yerleştirilen, evlatlık edinme öncesi bir yıllık geçici bakım sürecinde olan, Çocuk Koruma Kanunu kapsamında eğitim veya bakım tedbiri kararı verilen, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde ikameti geçici olarak değiştirilmek zorunda kalınan çocukların nakil ve geçiş işlemlerini, bu halin ortaya çıkmasından itibaren en geç 6 ay içinde kontenjan şartı aranmaksızın, bir defaya mahsus olmak üzere, aynı türden okullara dengeli bir şekilde yapacak.

Sınıf oluşturmada öğrenci sayısı şartı
Komisyon, güzel sanatlar liselerine uluslararası yarışmalarda ilk üçe girenlerin, spor liselerine ise milli sporcu unvanını kazanmış ortaöğretim kurumlarının 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin, bu durumlarını belgelemeleri kaydıyla yetenek komisyonu kurulmadan boş kontenjan bulunan okullara her sınıf bazında ikişer kontenjan kullanılarak 1 Ekim-31 Aralık´ta nakillerini yapacak.

Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında 9. sınıfa kayıt yaptıran ve sınıf tekrar edenler dahil öğrenci sayısı 10´dan az olan programlarda sınıf oluşturulamayacak.

5 defa geç kalma “yarım gün devamsızlık” demek
Yönetmelikte, öğrencilerin okula geç kalmayı alışkanlık haline getirmelerini önlemek amacıyla da değişikliğe gidildi. Geç gelme, birinci ders saati için belirlenen süreyle sınırlanacak. Her 5 defa geç kalma, yarım gün devamsızlık olarak yazılacak. Bu sürenin dışındaki geç gelmeler ise devamsızlıktan sayılacak. Devamsızlık yapan öğrenciler, ders öğretmeni tarafından yoklama fişine, ilgili müdür yardımcısı tarafından da e-Okul sistemine işlenecek.

30 günü aşanlar “başarısız” sayılacak
Devamsızlıkta özürsüz 10 günü, toplamda 30 günü aşan öğrenciler, ders puanları ne olursa olsun başarısız sayılacak ve durumları yazılı olarak velilerine bildirilecek. Özürleri nedeniyle 60 günlük devamsızlık kapsamında değerlendirilen öğrencilerin dönem puanları zorunlu hallerde bir sınav eksiğiyle verilebilecek.

Ancak üniversite, eğitim ve araştırma hastaneleri veya tam teşekküllü hastanelerde kontrol kayıtlı sürekli tedaviyi ya da organ naklini gerektiren hastalığı bulunanlar, tam zamanlı kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden özel eğitim ihtiyacı olanlar ve özel eğitim meslek liselerine kayıtlı öğrenciler, sosyal hizmet, emniyet ve asayiş birimlerinin resmi raporları doğrultusunda koruma ve bakım altına alınanlar ile tutuklu öğrencilerin özürsüz devamsızlık süresi 10 günü geçmemek kaydıyla, toplam devamsızlık süresi 60 gün olarak uygulanacak.

Devamsızlık nedeniyle başarısız sayılan ve öğrenim hakkı bulunan öğrenciler, derslere devam edemeyecek. Bu öğrenciler, bir sonraki eğitim öğretim yılında okula devam ettirilecek.

Öğrenim hakkı bulunmayanlar ise okulla ilişikleri kesilerek açıköğretim lisesi, mesleki açıköğretim lisesi yanında yönetmelik değişikliğiyle, açıköğretim imam hatip lisesi veya mesleki eğitim merkezine de gönderilebilecek.

Stajlar notla değerlendirilecek
Yönetmeliğe göre, staj çalışmaları da notla değerlendirilecek. Evde veya hastanede eğitim hizmeti verilen öğrencilerin başarı durumlarının değerlendirilmesi, sorumlu olduğu eğitim programının uygulandığı okullardaki değerlendirme ölçütlerine göre yapılacak. Okutulan derslerin puanları e-Okul sistemine işlenecek. Öğrenci okutulmayan derslerden muaf tutulacak.

Sorumluluk sınavları, ders yılı içinde yapılan yazılı veya uygulamalı sınav esaslarına göre birinci dönemin ilk haftası ile ikinci dönemin ilk ve son haftaları içerisinde iki alan öğretmeni tarafından yapılacak. İki alan öğretmeninin bulunmaması halinde ise biri alan öğretmeni olmak üzere iki öğretmen tarafından sınav gerçekleştirilecek.

Öğretmenlerin nöbet görevi, ilk dersten 15 dakika önce başlayacak, son ders bitiminden 15 dakika sonra bitecek. İkili öğretimin yapıldığı okullarda öğretmenler, tek devrede nöbet tutacak. Taşımalı eğitim kapsamında eğitim veren okullarda ise öğretmenlerin nöbet süresi öğretmenler kurulu kararıyla 30 dakikaya kadar çıkarılabilecek. Özel eğitim sınıflarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri nöbet görevinden muaf tutulacak.

Özel eğitim ihtiyacı bulunan öğrencilerden zihinsel yetersizliğe ya da otizme sahip olanlara, yaptırım gerektiren davranış ve fiilleri gerçekleştirmesi halinde disiplin cezası uygulanmayacak.

Yeni eğitim öğretim yılının başlayacağı 18 Eylül´den itibaren okul kantinlerinde sağlığa uygun gıda satışı yapılıp yapılmadığının daha etkin kontrolü için Millî Eğitim, Sağlık ile Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlıklarınca illerde denetim komisyonları, ilçelerde ise denetim ekiplerinin kurulmasına karar verildi.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, il milli eğitim müdürlüklerine “Okul Kantinlerinde Satılacak Gıdalar ve Eğitim Kurumlarındaki Gıda İşletmelerinin Hijyen Yönünden Denetlenmesi” konulu genelge gönderdi.

Bakanlığa bağlı resmi ve özel okullardaki öğrencilerin, beslenme ihtiyaçlarını okullardaki yemekhane, kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi yerlerden karşıladığına işaret edilen genelgede, bazı bulaşıcı hastalıklar ile gıda zehirlenmelerinin büyük ölçüde gıda güvenliği kurallarına uyulmadan üretilerek satışa veya tüketime sunulan gıda maddelerinden kaynaklandığı vurgulandı.

Genelgede, kontrolsüz tüketilen enerji değeri yüksek, besin değeri düşük yiyecek ve içeceklerin, yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak şişmanlık, zayıflık, kemik ve diş sağlığı bozuklukları, çeşitli vitamin ve mineral yetersizliklerine neden olduğuna ve yetişkinlik döneminde görülen bazı kronik hastalıklara (kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, bazı kanser türleri gibi) zemin oluşturduğuna dikkati çekildi.

Millî Eğitim, Sağlık ile Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlıkları ile ilgili kurum ve kuruluşlarca hazırlanan genelgenin 2016-2017 eğitim öğretim yılından itibaren yürürlüğe girdiği hatırlatılarak, bu genelgeyle “öğrenci, kursiyer ve çalışanlara sağlıklı beslenme ortamlarının oluşturulmasının, yeterli ve dengeli beslenmenin teşvik edilmesiyle doğru beslenme alışkanlıkları kazandırılmasının, güvenilir gıdaya erişim sağlanarak olabilecek zehirlenmeler, bulaşıcı hastalıklar ile yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı hastalıkların önlenmesinin” amaçlandığına işaret edildi.

İlgi genelgenin etkinliğinin artırılması, okullarda sağlığa uygun gıda satışının yapılmasının sağlanması amacıyla, kurumlar arasında verimli ve eş güdüm içinde hareket edilmesi için illerde valinin onayıyla, il milli eğitim, halk sağlığı, gıda, tarım ve hayvancılık il müdürlükleri temsilcilerinden oluşan “il denetim komisyonları” kurulacağı bildirildi.
Genelgeye göre ilçelerde de kaymakamın onayıyla ilçe milli eğitim ile gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlükleri ve toplum sağlığı merkezi temsilcilerinden oluşan “ilçe denetim ekipleri” oluşturulacak.

Denetimler kılavuza göre yapılacak
Öte yandan, il denetim komisyonları ile ilçe denetim ekipleri için kantin, kafeterya, büfe ve çay ocağı işletmelerinin kontrol ve denetimine ilişkin uygulama kılavuzu hazırlandı.

Buna göre, okullardaki kafeterya, yemekhane, büfe ve kantinler her eğitim öğretim yılında en az bir kez olmak üzere kılavuzda belirtilen hususlara göre denetlenecek.

Hazırlanan denetim formu, ilçe milli eğitim müdürlüğüne, denetim yapan kurumlara ve okul yönetimine verilecek. Denetimde, genelgeye uygun olmayan konular bulunması durumunda “Uygun değildir” yazısı hazırlanarak, işletme yetkilisi için ayrı ayrı yazılı bildirimde bulunulacak. Süre verilmeyen uygunsuzluklarda ilgili mevzuat gereği idari yaptırım kararı alınacak. Verilen süre sonunda takip denetimine gidilecek.

Tespit sonrasındaki denetimlerde gıda işletmesi sahibi tarafından uygunsuzluğun giderilmemesi durumunda yeniden düzenlenecek tutanakla, ilgili mevzuat hükümleri gereğince, ilçe denetim ekiplerince yasal işlem uygulanacak.

İlçelerde denetime yönelik çalışmaların yürütülmesinden ilçe milli eğitim müdürü, toplum sağlığı merkezi başkanı ile gıda tarım ve hayvancılık ilçe müdürü sorumlu olacak. Denetimlerin raporlanmasının sorumluluğu da ilçe milli eğitim müdüründe bulunacak.

İlçe denetim ekipleri, ilçe milli eğitim, gıda tarım ve hayvancılık ilçe müdürlükleri ve topum sağlığı merkezinden birer personel olmak üzere 3 kişiden oluşacak.

Bu ekipler, ilçe düzeyinde denetim çalışmalarının planlanmasından, her eğitim öğretim yılında en az bir kez resmi-özel okullardaki yemekhane, kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinin denetimlerinin yapılmasından, denetim formlarının ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki okul sağlığı hizmetlerini yürüten birime teslim edilmesinden sorumlu olacak.

Cips, kola, çikolata, şeker satışı yasak
Geçen yıl çıkarılan genelgeye göre, kantinlerde kızartma, cips, çikolata, gofret, şeker, kek ve tatlandırıcılı içecek gibi ürünler satılamayacak. İçme suyu, ayran, pastörize süt dışında kalanlar, satışı uygun olmayan içecekler olarak sıralandı.

Okul kantinlerinde satılamayacak yiyecek ve içecek maddeleri şöyle: “Enerji içeceği, gazlı, kolalı, aromalı doğal mineralli içecekler, aromalı şurup, meyveli içecek ve tozu, meyveli doğal mineralli içecek, yapay soda, meyveli şurup, sporcu içecekleri ve suları, meyve suyu konsantresi; kızartmalar, cipsler, çerezler; çikolatalar, gofretler, tüm şeker ve şekerleme türleri; guarana, guarana özü eklenmiş kafein içeren ürünler; kremalı, çikolata dolgulu, jöleli kekler ve pastalar (yaş pastalar, ekler, kruvasan, donuk, parfe, mozaik pasta, muffin cupcake vb); hamurlu, şerbetli tatlılar, tatlandırıcılı yiyecek ve içecekler; krema, Hindistan cevizi sütü ve kreması; çay ve kahve tarzı içecekler (liseler hariç)”

Satışı serbest ürünler
Meyveler, çiğ tüketilebilen sebzeler, salatalar, kuru meyveler, kuru yemişler, içme suyu, süt (pastörize), taze sıkılmış meyve ve sebze suyu, yoğurt, ayran, pastörize peynir, günlük haşlanmış yumurta ve çeşnili ekmekler kantinlerde satışı uygun gıdalar olarak belirlendi.

Ayrıca tam buğday ekmeği, tam buğday unlu ekmek, karışık tahıllı ekmek ile yumurta, beyaz peynir, taze domates, havuç, marul, biber gibi sebzeler konularak yapılan sandviçlere, doğal mineralli su ve şekersiz gıdalara izin verildi.

Kantinlerde eğitimliler görev yapacak
Hijyen Eğitimi Yönetmeliği kapsamında, yemekhane, kantin, kafeterya, büfe ve çay ocağında görev yapan kişilerden doğrudan hizmetin içinde olanlar ile bizzat çalışmaları durumunda iş yeri sahipleri ve işletmecilerin, Millî Eğitim Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı halk eğitim, mesleki eğitim, turizm eğitim merkezleri ile olgunlaşma enstitülerinden hijyen eğitimi almış olması gerekiyor.

Uzun yaz tatilinin ardından kimi öğrenciler uyum haftası kapsamında okula gitmeye başladı, büyük çoğunluk ise 18 Eylül’ü bekliyor. Veliler de bir yandan alışveriş, servis gibi hazırlıklarla uğraşırken, bir yandan da çocukları için en sağlıklı beslenme programını hazırlamaya çalışıyor. Çocuklar için bir haftalık örnek menü oluşturan Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, su tüketimi konusunda da önemli uyarılarda bulundu.

Derste uyku geliyorsa sebebi susuzluk olabilir
Susuz kalan çocukların derslerini dinlemede zorluk yaşayacağını söyleyen Canan Aksoy, “Yeterince su içmeyen çocuğun bilişsel ve fiziksel fonksiyonları yavaşlar, dikkati dağınık olacağından öğrenim süreci etkilenir. Sıvı kaybı devam edip eksilen su yerine konulmadığında solunum artar, terleme ve idrar çıkışları azalır. Bunlarla beraber ağız kuruluğu gelişir, zamansız uyku görülmeye başlar” diye konuştu.

Çocukların su ihtiyacının yetişkinlerden daha fazla olduğunu ve susuzluktan daha çok etkilendiklerini belirten Aksoy, beslenme çantasına büyük bir şişe su koyulmasını tavsiye etti. Çocukların ortalama su gereksinimleri hakkında bilgi veren Canan Aksoy, aktivitesi yüksek, terleyen ve egzersiz yapan çocuklarda bu miktarın artacağının da altını çizdi.

Çocuklarda tüketilmesi gereken su miktarı
4 – 6 Yaş Grubu
900 – 1200 ml (4 – 6 su bardağı)
7 – 8 Yaş Grubu
1 – 1,4 litre (5 – 7 su bardağı)
9 – 13 Yaş Grubu
2 litre (8 su bardağı)

Çantadan çıkan sürpriz içecekler!
Diyetisyen Canan Aksoy, bal ile tatlandırılmış şeftalili ve limonlu buzlu çay, ballı – muzlu süt, çubuk tarçın eklenmiş ıhlamur gibi evde kolaylıkla hazırlanabilecek tariflerin, çocukların beslenme çantalarına hem sağlıklı hem de leziz içecek alternatifleri olarak eklenebileceğini söyledi. Aksoy, bu içeceklerin suyun yerine geçmeyeceğine dikkat çekerek, beslenme çantasında ek içecek olsa bile su miktarının azaltılmaması gerektiğini ifade etti.

Çocukların bayılacağı beş günlük örnek beslenme çantası
Büyüme çağında kazanılan beslenme alışkanlıklarının ileriki yaşlarda da devam ettiğini hatırlatan Diyetisyen Aksoy, ebeveynlerin bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. “Başta karbonhidrat, protein ve yağ gibi makrobesin ögeler olmak üzere, vitamin ve minerallerin de eklenmesiyle çocukların çok yönlü beslenmesi sağlanabilir” diyen Aksoy, velileri her gün düşündüren, “Beslenme çantasına ne koyalım” sorusuna karşılık da, örnek bir menü hazırladı.

Pazartesi: Fıstık ezmeli ekmek rulosu (Kavrulmuş fıstık, bal ve fındık yağını karıştırarak ev yapımı fıstık ezmesi yapabilirsiniz), elma dilimleri, yoğurt, ceviz ve kuru üzüm
Salı: İnce dilim tam buğday ekmeği üzerine yumurta, kaşar, domates, biber, zeytin ve az sucuktan oluşan pizza, ayran
Çarşamba: Krem peynirli maydanozlu lavaş dürüm, domates, salatalık, havuç, yoğurt, mürdüm eriği
Perşembe: Kabak böreği (4 – 5 adet kabağı rendeleyip hafifçe suyunu sıkın. İçine 3 yumurta kırın. Bir su bardağı beyaz peynirle karıştırıp fırında pişirin), ayran, ceviz, incir
Cuma: Kaşar peyniri, füme et, ince dilim tam buğday ekmeği, badem, yoğurt, tarçınlı elma dilimleri

ABank ve Özyeğin Üniversitesi eğitime destek vermek amacıyla 5 yıllık bir işbirliği protokolü imzaladı.

Bu sene 25. yılını kutlayan ABank ile 2017-2018 akademik yılında 10. senesine girecek olan Özyeğin Üniversitesi örnek bir işbirliği gerçekleştirdi. ABank personeline yönelik kurumsal eğitim ve sertifika programları, Özyeğin Üniversitesi öğrencilerine mentorluk, staj ve iş imkânları; ortak kariyer günü etkinlikleri ve başarılı öğrencilerin eğitimine destek sağlanması gibi farklı alanları içeren işbirliğinin, akademi ve iş dünyası arasında gerçekleştirilen projelere örnek olması hedefleniyor.

Bu işbirliği ile ABank, Özyeğin Üniversitesi’nin “Eğitimde Fırsat Eşitliği Programı” kapsamında üniversiteye giriş sınavlarında yüksek başarı göstererek mühendislik, hukuk, ekonomi gibi 7 farklı branşa yerleşen 25 öğrenciye, 5 yıl boyunca eğitim masraflarının %50’sini karşılayarak destek olacak.

Eğitimde Özel Sektörün Sorumluluğu
Konuyla ilgili açıklama yapan ABank Genel Müdürü Müge Öner bu projenin sürdürülebilir ve örnek gösterilecek bir işbirliği olmasını hedeflediklerini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Gençlerimizin eğitimini toplumumuzun geleceğini belirleyecek en önemli yatırım alanı olarak görüyor ve bu alanda her kurumun üzerine sorumluluk düştüğüne inanıyoruz. Biz de ABank olarak bu sosyal sorumluluk bilinci doğrultusunda Özyeğin Üniversitesi gibi ülkemizin en önemli eğitim kurumlarından biriyle işbirliğine başlama kararı aldık ve bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki yıllarda gelişerek sürmesini hedeflediğimiz bu işbirliği ile yüksek potansiyele sahip gençlerimizin eğitim ve gelişimlerine maddi açıdan olduğu kadar, manevi olarak da destek olmak istiyoruz.”

Özyeğin Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana yetenekli ve başarılı gençler için erişilebilir olmaya öncelik verdiğini belirten Rektör Prof. Dr. Esra Gençtürk, “Üniversitemizin sağladığı yüzde 42 giriş bursuna ilaveten, akademik başarı bursu, spor bursu, ihtiyaç bursu, yarı zamanlı çalışma bursu gibi ek burslarla öğrencilerimizi desteklemeye devam ediyoruz. Bugün sayıları 6 bini aşan öğrencilerimizin yüzde 86’sı öğrenimlerini burslu olarak sürdürüyor. Başarılı ve yetenekli oldukları halde, maddi yetersizlikler nedeniyle uluslararası standartlarda tam donanımlı eğitim olanağına erişemeyen çok sayıda gencimiz bulunuyor. Girişimciliği ve yenilikçiliği destekleyen, araştırmaya öncelik veren üniversitemizin olanaklarından daha fazla sayıda gencin tam burslu olarak yararlanması hedefiyle 2015 yılında Eğitimde Fırsat Eşitliği Burs Programımızı başlattık. Bağışçımız olarak programımıza destek veren ABank’a, bu sosyal girişimimize ortak olduğu için teşekkür ediyorum. Ülkemizin dört bir yanından farklı kurum ve kuruluşları da yanımıza alarak daha çok gencimize imkân sağlayacağımıza inanıyorum.” dedi.

PAGÇEV, BaşakşehirLivingLab organizatörlüğünde “Geri Dönüşüm Temalı Bilgisayar Oyunu Tasarımı Etkinliği” düzenlemeye hazırlanıyor.

10-15 yaş arası öğrencileri kapsayan etkinlikte 8 saatlik digital eğitimin ardından adım adım geri dönüşüm temalı bilgisayar oyunu tasarlanacak.Yıl boyunca düzenlenecek turnuvalar sonunda birinciye sürpriz hediye verilecek. Çocukları geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan etkinliğe 23 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilecek.

Ambalaj atıkları yetkilendirilmiş kuruluşu olarak çalışmalarını sürdüren PAGÇEV(PAGEV Geri Dönüşüm İşletmesi) yeşil bir gelecek için verdiği eğitimlerle çocuklara çevre ve geri dönüşüm bilinci kazandırmayı sürdürüyor. Yenilikçi çalışmalarla çocuklara ulaşmayı hedefleyen PAGÇEV bu kez Başakşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye’nin ilk LivingLab (Yaşam Laboratuvarı) ile “Geri Dönüşüm Temalı Bilgisayar Oyunu Tasarımı Etkinliği” düzenlenmeye hazırlanıyor.

Etkinlik 10-15 yaş arası öğrencileri kapsıyor. Etkinliğe katılmaya hak kazanan çocukları PAGÇEV öncelikle çevre ve geri dönüşüm eğitimi ile bilinçlendirecek.8 saatlik digital eğitim programı verilecek. Ardından öğrenciler adım adım geri dönüşüm temalı bilgisayar oyunu tasarlayacak. PAGÇEV’in maskotu PAG’ın başkahraman olacağı oyunda, ambalaj atıklarının doğru bir şekilde ayrıştırılması sağlanacak. Yıl boyunca düzenlenecek turnuvalar sonunda birinciye ise sürpriz bir hediye verilecek.

BaşakşehirLivingLab bünyesinde çocuklar tarafından tasarlanan oyun, yıl boyunca sergilenecek ve ziyaretçiler yaşıtlarının tasarladığı oyunla tanışma fırsatı bulabilecek.

23 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilecek etkinliğe katılım için başvurular devam ediyor. Başvurular www.pagcev.org sitesinden veya 0212 425 13 13 nolu telefondan yapılabilir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Alacahırka Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde düzenlenen TEOG hazırlık kursları sayesinde sınavda başarı gösterip, iyi okullara yerleştirilen öğrenciler, tabletle ödüllendirildi. Yeni dönem TEOG kurslarının açılış törenine katılıp, başarılı öğrencileri tabletle ödüllendiren Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, yeni dönem kurslarına katılacak tüm öğrencilere de başarılar diledi.

Eğitim kurumlarına spor salonları kazandırılması, okulların fiziki eksikliklerinin giderilmesi, ortak sınavlara sponsorluk, okullara spor malzemesi desteği, kent merkezindeki okulların yenilenmesi ve üniversite öğrencilerine yurt kazandırılması gibi eğitim yatırımlarını hep ön planda tutan Büyükşehir Belediyesi, bu yatırımların meyvelerini de topluyor. Büyükşehir Belediyesi’nin Alacahırka Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde ücretsiz düzenlediği temel eğitimden orta öğretime geçiş kurslarına katılan öğrenciler, sınavlarda önemli bir başarı gösterdi. TEOG kurslarının yeni dönemin başlangıcı için düzenlenen törene katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, sınavlarda başarı gösteren öğrencilere tablet hediye etti.

Tek hedefimiz donanımlı bir gençlik
Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, yeni neslin daha donanımlı, idealist, çevre, tarih ve kentlilik birincine sahip bireyler olarak yetişmesi için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Hedefleri olan Türkiye’nin geleceğini gençlerin inşa edeceğini ifade eden Başkan Altepe, “Bizler de bunun için gençlerimizin titriyoruz. Onları geleceğe en iyi şekilde hazırlamak istiyoruz. Farklı noktalarda açtığımız çocuk ve gençlik merkezlerinde bir taraftan onlara kentlilik bilinci aşılarken, diğer taraftan güzel alışkanlıklar kazanmalarını sağlıyoruz. Burada ekip olmayı, birlikte çalışmayı öğreniyorlar. Bir taraftan sınavlara hazırlanırken, diğer taraftan kişisel gelişimlerini sağlayacak satranç, müzik, halk oyunları, İngilizce, işaret dili gibi birbirinden farklı eğitimleri burada bulabiliyorlar. Bu yıl TEOG sınavında başarı gösteren çocuklarımızı tebrik ediyorum, yeni dönemde kurslara katılacak çocuklarımıza da başarılar diliyorum” dedi.

Konuşmaların ardından Başkan Altepe, Alacahırka Çocuk ve Gençlik Merkezi’nde düzenlenen kurslarda sınava hazırlanıp iyi okulları kazanan Eda Karataş, Delfin Su Aydoğan, Elif Saka, Fatma Demir ve Ahmet Eren Şirin’e birer tablet hediye etti.

Garanti Bankası’nın kurucusu olduğu Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV), Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) tarafından akredite edilerek, “Özel Danışmanlık Statüsü” aldı. Türkiye’de, öğretmenlerin eğitimine odaklanan çalışmalarıyla alanındaki ilk ve tek sivil toplum kuruluşu konumundaki ÖRAV, kuruluşundan bugüne yürüttüğü şeffaf ve sürdürülebilir projeler sayesinde toplumda yarattığı değerle, ECOSOC tarafından uluslararası düzeyde kabul gören bu statüyü elde etti.

Konuyla ilgili görüş bildiren Garanti Bankası Genel Müdürü Fuat Erbil, “Eğitim, Garanti Bankası’nın sorumlu bankacılık ilkeleri kapsamında ele aldığı toplumsal programlar stratejisinde çok önemli bir yere sahip. Kurucusu olarak gurur duyduğumuz, üstlendiği misyonla ülkemizdeki diğer STK’lardan ayrışan ve büyük bir ihtiyaca cevap veren Öğretmen Akademisi Vakfı da, bu stratejimizin en güzel ve somut örneği durumunda… 2008 yılında kurduğumuz ÖRAV’ın, bugüne kadar 150 bine yakın öğretmenin hayatına dokunarak yarattığı değerle uluslararası camiada kabul görmesi, dünya çapında STK’lar arasında en saygın statülerden birine kavuşması bizi fazlasıyla gururlandırdı. ÖRAV, yürüttüğü çalışmaların tüm dünyada tanınmasını sağlayan bu statüyle adeta rüştünü ispatladı. Bu statünün ülkemiz sivil toplum kuruluşları adına da bir prestij ifadesi olduğuna inanıyoruz.” dedi.

Uluslararası ekonomik ve sosyal gelişmelerle ilgili bir forum görevi gören, üye ülkelere ve Birleşmiş Milletlere sosyal politika önerileri oluşturan ECOSOC, BM’de en geniş çerçevede sivil toplum kuruluşlarının bir araya geldiği bir platform konumunda bulunuyor. ECOSOC’un Özel Danışmanlık Statüsü verdiği STK’lar, Birleşmiş Milletler tarafından da akredite ediliyor. Bu statü, özel yetkinliğe sahip STK’ların, Birleşmiş Milletlere ve onun organlarına herhangi bir konuda güvenilir uzman bilgisi sağlamasını güvence altına alırken; benzer alanlarda çalışan bölgesel, ulusal ve uluslararası kurumları da bir araya getiriyor. ECOSOC bu statü sayesinde STK’lardan uzman tavsiyesi desteği bulurken, STK’lar da savundukları fikir ve politikalarla yürüttükleri projeleri dünyaya duyurma imkânı buluyor. Danışmanlık statüsü alan STK’lar aynı zamanda, uluslararası anlaşmaları izleme ve uygulama konusunda BM’ye destek verme, BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini geliştirmesi ve örgütün önemli etkinliklerine bilgi katkısı sağlama gibi alanlarda önemli rol üstleniyor.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et