Anasayfa Genel

TEB Aile Akademisi ile ülke genelinde yaklaşık 19 milyon kişiyi finansal okuryazarlık eğitimleri veren Türk Ekonomi Bankası (TEB), üniversite öğrencilerine fintech dünyasının dinamikleri, kodlamanın temel mantığı ve Blockchain teknolojisi başlıkları altında “Dijital Finansal Okuryazarlık Eğitimleri” veriyor. TEB, bu bağlamda 15 Kasım Perşembe günü Bursa, Uludağ Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu.

2012 yılında başlattığı finansal okuryazarlık eğitimleriyle bu alanda öncü olan Türk Ekonomi Bankası (TEB), TEB Aile Akademisi çatısı altında düzenlediği eğitimlerle ülke genelinde kamu kurumları, belediyeler, eğitim kurumları ve özel sektör çalışanlarından başlayarak, Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF gibi kurumlarla yaptığı iş birlikleriyle yaklaşık 19 milyon kişiye finansal okuryazarlık eğitimleri verdi.

Finansal okuryazarlık konusundaki öncülüğünü bir adım öteye taşıyan TEB, çağın gerekliliklerine uygun olarak yeni dönemde üniversite öğrencilerine yönelik “Dijital Finansal Okuryazarlık” eğitimleri gerçekleştiriyor. Bu kapsamda farklı şehirlerde ve üniversitelerde eğitimler düzenleyen TEB Aile Akademisi’nin son durağı ise Bursa Uludağ Üniversitesi oldu. Eğitim programı kapsamında yeni finansal teknolojiler arasında öne çıkan ve özellikle gençler tarafından oldukça ilgi gören Blockchain, Fintech, kodlama ve dijital dönüşüm gibi konular hakkında eğitimler veriliyor.

250 binden fazla gence ulaşması hedefleniyor
TEB’in Dijital Pazarlama Okulu iş birliğiyle düzenlediği ve Ekim ayında Sabancı Üniversitesi’nde başlayan eğitimler, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi Uludağ Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve Ayvansaray Üniversitesi olmak üzere 20’yi aşkın üniversitede gerçekleşecek.

Dijital Finansal Okuryazarlık eğitimleriyle bire birde yaklaşık5 bin, online eğitimlerle 250 binden fazla gence ulaşılması hedefleniyor.

Yükseköğretim ile ilgili politikaları üretirken paydaşlarla karşılıklı işbirliği anlayışına önem veren “Yeni YÖK”, eğitim ve eğitim bilimleri fakültesi dekanları ile yapılan toplantı vasıtasıyla üniversitelerdeki yönetici ve dekanlar ile ilgili bakanları Yükseköğretim Kurulunda bir kez daha bir araya getirdi.

Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanı Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığında düzenlenen toplantı ile Eğitim Fakültesi Dekanları ve akademisyenlerle buluştu.

Toplantıda Eğitim ve Eğitim Bilimleri Fakültelerinin mevcut durumları, bu fakültelerin yönetici ve akademisyenleri ile etraflıca ele alınıp, eğitim kalitelerinin artırılması ve standartlarının yükseltilmesine ilişkin atılması gereken adımlar görüşüldü.

YÖK Başkanı Saraç, yükseköğretim kurumlarının “yönetişim” anlayışına bağlı olarak daha şeffaf, daha hesap verebilir ve daha fazla sosyal sorumluluk sahibi olmaları gerektiğini belirterek başladı.

Kalite çıtasının yükseltilmesinin ve kalite eksenli büyümenin her daim öncelikleri olduğunu belirten Başkan Saraç “Yükseköğretim Kurulu olarak, geride bıraktığımız son dört yılda, ihtisaslaşma, öncelikli alanlar, araştırma üniversiteleri, bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşması, hedef odaklı uluslararasılaşma, sürdürülebilir kalkınma, 4.0 endüstri devrimi, yükseköğretimde dijitalleşme, akıllı uzmanlaşma, proje tabanlı değişim programları gibi bir dizi yeni projeyi, ülkemizin önceliklerini ve dünyadaki eğilimleri dikkate alarak hayata geçirdik. Bunların bir kısmı, Yeni YÖK’ün girişimiyle yasal dayanaklara kavuşturuldu; bir kısmını ise kendi iç düzenlemelerimiz ve mevzuatımızla hayata geçirdik.” diye konuştu.

Yükseköğretimde yapısal değişiklik için hayata geçirdikleri dört ana proje belirlediklerini ifade eden YÖK Başkanı, bunların “Kalite Kurulu”nun kurulması, “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma”, “Hedef Odaklı Uluslarasılaşma” ve gurur duydukları proje olan “100/2000 YÖK Doktora Bursu” projeleri olduğunu belirtti.

Bu düzenlemelerin sonuçlarının önümüzdeki bir iki yıl içinde kendisini göstereceğini vurgulayan Saraç, önümüzdeki dönemde yeni başlıklar belirledikleri söyleyerek “2018- 2019 eğitim öğretim döneminde, yükseköğretimde, üniversitelerimizde, dijital çağa ayak uydurmak için dijitalleşme ekseninde yeni bir dönüşüm hedeflediklerini ve bütün öğrencilerin belli bir düzeyde dijital okuryazarlığı olmasını istediklerini söyledi.

Başkan Saraç, dijitalleşmenin getirdiği imkanları yükseköğretimin pek çok alanında kullanmayı ve gücünü toplumun her katmanına eriştirmeyi planladıklarına işaret ederek, “Teknolojik bağımsızlığı gerçekleştirmek istiyoruz. Bu yıl büyük bir proje ile üniversitelerimizde dijital dönüşüm çalışmalarını başlatıyoruz. Önümüzdeki haftalarda bu konu ile ilgili bir toplantı yapacağız ve konuyu kamuoyu ile paylaşacağız.” diye konuştu.

YÖK Başkanı, kamuya ait ve herkese açık olması gereken araştırma bulgularına ve bilimsel yayınlara erişimin büyük ölçüde kısıtlı olduğuna değinerek, “Ülkemizde sağlıklı bir şekilde işleyen ‘açık bilim ekosistemi’ni oluşturmak amacımız. Bütün bu çalışmalara, gelecekte şekillenecek ve şu anda bilinmeyen iş kollarına eleman yetiştirmek gibi zor bir süreci yönetebilmek adına başlıyoruz. Çünkü dünya dijitalleşerek yeniden tasarlanıyor. Bu tasarımda ve sürecin yönetiminde eğitim fakültelerinin rolü en üst düzeyde olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün insanlığın, çok bilen, bilgili insanlardan öte, iyi karakterli ve erdemli insanlara ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekleyen YÖK Başkanı Saraç, bunun için de öncelikle çok bilen değil, mesleki değerleri içselleştirmiş öğretmenlere ihtiyacımız olduğunun altını çizdi.

Verdiklerimiz eğitimde tutum ve davranışlar, değerler ve yetkinlikler üçlüsünü önemsediklerini vurgulayan Başkan Saraç konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Ülkemizde 93 eğitim/eğitim bilimleri fakültesi vardır. Ayrıca 44′ü aktif olmak üzere 50 tane de Eğitim Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Yükseköğretimdeki mevcut örgün lisans öğrencisinin %9′u, yani 221.530 öğrenci, eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde eğitim görmektedir. Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanındaki yüksek lisan öğrencisi sayısı, 39.556, doktora öğrencisi ise 6.907′dir. Yani Yükseköğretimde lisansüstü eğitimdeki öğrencilerin %8′i, Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme alanında eğitim görmektedir. 2017-2018 eğitim öğretim yılı verilerine göre eğitim/eğitim bilimleri fakültelerinde istihdam edilen öğretim elemanlarının toplamı 8.850 olup bunların 5.698′i yani yaklaşık üçte ikisi, öğretim üyesidir. Buna göre yükseköğretimde istihdam edilen öğretim üyelerinin yaklaşık %7,5′i, bu fakültelerde istihdam edilmektedir. Bu fakültelerdeki lisans programlarında ortalama öğrenci sayısı, öğretim üyesi başına 39; öğretim elemanı başına ise 25′dir. Lisansüstü eğitimde ise öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 7,6′dır. Diğer taraftan 2017 yılında Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakültelerimizdeki 46.669 kontenjan, 2018 yılında 44.411 olarak belirlenmiş, kontenjanlar belli ölçüde azaltılmıştır. Ancak 2017 yılında doluluk oranı %95 iken, 2018 yılında %99,2 olmuş ve doluluk oranları artmıştır. Bu rakamlar Eğitim Fakültelerimiz için kalite eksenli rasyonel bir kontenjan planlaması yapıldığının önemli bir göstergesidir.”

Yükseköğretim Giriş Sınavındaki 300 bin baraj uygulaması, okul öncesi eğitim ve rehberlik hariç ikinci öğretim programlarının kapatılması, bazı programların giriş puanı türlerinin değiştirilmesi, eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerinde bölüm ve anabilim dallarının yeniden yapılandırılması, lisans programlarının güncellenmesi gibi iyileştirme tedbirlerinden bahseden YÖK Başkanı Saraç, ayrıca okullarda bir dönemde gerçekleşen “Öğretmenlik Uygulaması” derslerinin iki döneme yayıldığını aktardı.

Okullardaki öğretmenlik uygulamaları konusunda kurumlar arası işbirliğinin son derece önemli olduğunun altını çizen Başkan Saraç, bundan sonra da eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme alanında yapacağımız her türlü iyileştirme çalışmasında, MEB ile işbirliğimizin artarak devam edeceğine inandığını ifade etti.

YÖK Başkanı Saraç, eğitim ve eğitim bilimleri fakültelerimizin ve öğretmen yetiştirme sistemimizin geliştirilmesi konusunda dekanların, enstitü müdürlerinin ve öğretim elamanlarının gayretlerinin artarak devam edeceğinden emin olduğunu dile getirerek konuşmasını tamamladı.

YÖK Başkanı Saraç’ın konuşmasının ardından Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise MEB ve YÖK’ün yekvücut olarak davranabilme kabiliyeti ve kapasitesinin yükseldiği ve yükseleceği bir dönemde olduğunu ifade ederek konuşmasına başladı.

Milli Eğitim Bakanlığının özellikle öğretmen yetiştirme konusunda ihtiyaç duyduğu meseleleri YÖK Başkanı Saraç’ın açık, net, kabul edici bir yaklaşımla beraberce değerlendirme ve rasyonel olanı kararlaştırma gibi iyi niyetli bir yaklaşımının bulunduğunu vurgulayan Bakan Selçuk, kendilerinin de bu iyi niyetli yaklaşımı, birlikte yüceltme arzusunda olduklarını bildirdi.

Öğretmen niteliğini artırmanın sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın ihtiyacı olduğunu ve bu konuda çalışmalar yapacaklarını ve bu süreç içinde ortaya çıkan gelişmeleri de kamuoyu ile paylaşacaklarını belirten Bakan Selçuk, hiçbir eğitim sisteminin kalitesinin öğretmeninin kalitesini aşamayacağını vurguladı.

Öğretmen kalitesiyle ilgili biraz daha çalışmaya ihtiyacın olduğunu sözlerine ekleyen Milli Eğitim Bakanı, “Yükseköğretime geçiş meselesini YÖK ve ÖSYM ile değerlendirip, gereken yolu birlikte çizeceğiz. Çünkü bu, ‘ben yaptım oldu’ diyerek yapılacak bir iş değil. Bu bütün toplum için bir ödev. Bu bir ülke ödevi.” ifadelerini kullandı.

“Vizyon 2023 Dokümanı”nın boyutlarından birisinin de yükseköğretimle olan bağlantısı olduğunu belirten Bakan Selçuk, bu kapsamda, yükseköğretime geçiş ve öğretmen yetiştirme mekanizmaları açısından iki boyutun bulunduğuna işaret ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yükseköğretime geçiş meselesi son derece önemli. Çünkü yükseköğretimin kalitesini belirleyen ana faktörlerden bir tanesi ortaöğretimin kalitesi. Ortaöğretim ne kadar nitelikli olursa yükseköğretimin girdisi de o kadar nitelikli olacaktır. Türk eğitim sisteminin, bel kemiğinin kırıldığı yer, aşil topuğunun kesildiği yer ortaöğretim. Ortaöğretim eğer düzelmezse bizim sadece yükseköğretime geçişle ilgili sıkıntılarımız söz konusu olmaz, gençliğimizin kültürel kodları, sanatla, sporla ilişkisi gibi kültürel olarak dönüşümümüz de mümkün olmaz. Çünkü gençliği sınavla bloke ettiğimizde, çocuk sınavın dışında herhangi bir şeyle alakalı olarak düşünme fırsatına sahip değil. Böyle bir gençliğin gelecek tasavvuru açısından da yaşayabileceği sıkıntılar rahatlıkla anlaşılabilir. Yükseköğretime geçişi çok önemsiyoruz ve ama bunu sınavlar üzerinde birtakım mekanizmaları değiştirerek yapmaktan yana değiliz. Bunun bir tabii seyri var, tabii bir zemini var.”

Toplantının açılış konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Selçuk ve YÖK Başkanı Saraç tarafından, MEB ile YÖK arasında öğretmen yetiştirmeye yönelik olarak sürdürülen koordinasyon ve iş birliği kapsamında, “Uygulama Öğrencilerinin Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim ve Öğretim Kurumlarında Yapacakları Öğretmenlik Uygulamasına İlişkin Koordinasyon ve İş Birliği Protokolü” imzalandı.

Protokol kapsamında MEB, YÖK ve eğitim fakülteleri temsilcilerinden oluşan “Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu”nun koordinatörlüğünde taraflar, öğretmenlik uygulamasının geliştirilmesi, ilgili yönergede belirtilen hususların gerçekleşmesi için her türlü desteği verecek ve uygulama sürecinde ortaya çıkacak sorunların giderilmesine yönelik ortak çalışmalar yapacak.

Protokol imza töreninin ardından YÖK Başkanı Saraç, Milli Eğitim Bakanı Selçuk’a; kendisinin yayına hazırlamış olduğu Osmanlı döneminde yaşamış ve dini ilimler, edebiyat, tarih, tıp, matematik, geometri, mimarlık, musiki gibi alanlarda eserler vermiş bilim insanlarını tanıtan Mehmet Tahir’in “Osmanlı Müellifleri” adlı üç ciltlik eseri hediye etti.

Bakan Selçuk ve Başkan Saraç, Eğitim/Eğitim Bilimleri Fakülteleri yöneticileri ile akademisyenlerden gelen soruları yanıtladı.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, çocuk üzerinden birçok şeyin pazarlanması ve çocuk üzerinden sektörlerin oluşmasının çocuğun kendi hayatiyeti ile saflığını koruması bakımından bazı riskler taşıdığını belirterek, “Çocuk aslında insanlığın öz yurdudur, vicdanıdır.” dedi.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Antalya’da bu yıl 62´incisi düzenlenen “Türkiye Milli Pediatri Kongresi”nde yaptığı konuşmada, çocuğun merkezi bir kavram olduğunu söyledi. Bu bağlamda çocukla ilgili olan her şeyi değerlendirmek, bu konularda çalışmalar yapmanın, kendilerinin de günlük iştigalleri arasında olduğunu ifade eden Selçuk, çocuk kavramının, tarihsel olarak çok ilginç bir değişim ve dönüşüm yaşadığını bildirdi. ´Çocuk bozulduğunda dünya bozulur´ diye bir söz olduğunu hatırlatan Selçuk, çocuğun ne olduğu ve ne olacağının eğitim açısından çok önemli olduğunu, çünkü eğitimin çocuğun bütünsel gelişimi üzerinde ziyadesiyle durduğunu anlattı. Çocuğun, fiziksel, sosyal, duygusal, zihinsel başta olmak üzere her türlü gelişiminin bütünsel gelişimi açısından son derecek kritik olduğuna değinen Selçuk, meseleyi sadece öğretimsel bir konu olarak değerlendirmediklerini, çocuğun çok yönlü gelişimini tüm açılardan gelişimini önemsediklerini vurguladı.

Çocuğa yaklaşımın son dönemlerde endüstrinin ihtiyaçlarıyla çok fazla ilişkilendirilmesinin endişe uyandırdığına dikkati çeken Milli Eğitim Bakanı Selçuk, şöyle konuştu: “Çünkü çocuk üzerinden birçok şeyin pazarlanması ve çocuk üzerinden sektörlerin oluşması aslında çocuğun kendi hayatiyetini ve saflığını koruması bakımından da bazı riskler taşıyor. Çocuk aslında insanlığın öz yurdudur, insanın vicdanıdır. Çocukla ilgili herhangi bir işlem yapan veya destek yapan herhangi birisinin büyük bir vebal altında olduğu çok açıktır. Çocuğa dokunmak çocukla ilgili bir karar vermek, başlı başına bir vebaldir. Bu vebalin sorumluğu altında da çocuğun eğitimiyle sağlığıyla ve her türlü gelişimiyle ilgilenen uzmanların daha dikkatli olmasında yarar var.”

“600 binin üzerinde Suriyeli öğrencimiz var”
Eğitimde çocuğa hakkını vermenin ve hukukunu korumanın önemine işaret eden Selçuk, bu sebeple çocukla ilgili alacakları her kararın yetişkinlerin kariyerleri ya da endüstrinin ihtiyaçları benzeri perspektifler açısından değil, çocuğun yararı açısından olması gerektiğini dile getirdi. Kongrede, dün yapılan çocuk istismarı ve ihmali kongresinin önemli olduğunun altını çizen Selçuk, 1983´te hocasının önerisiyle yüksek lisans tezini çocuk istismarı ve ihmali üzerine yaptığını, bunun da Türkiye´de ilk olduğunu ifade etti. Çocuklarla ilgili risklerin önemli olduğuna dikkati çeken Ziya Selçuk, şunları kaydetti: “Bakanlık olarak yüz binlerce çocuğumuzun okullaşması konusunda tedbirler alıyoruz. Finlandiya´nın tüm öğrencilerinin sayısı 600 binin altında, bizim sadece Suriyeli öğrenci sayımız 600 binin üzerinde. Biz onları mülteci kelimesinin içerisine sıkıştırmak yerine, onlara misafirlerimiz demeyi tercih ediyoruz. Bu çocukların Türkiye, kendi ülkeleri ve insanlık için daha yararlı olmalarını, kendi alanımız içerisinde değerlendiriyoruz. Bakanlık olarak çocuğun bütünsel gelişiminin hizmetinde olan destekleri önemsiyoruz. Bu kongre de çocuğa hizmetin bütünsel gelişimi açısından oldukça değerli.”

“Çocuklarımızın geleceği açısından sadece notlar üzerinden bakılmamalı”
Antalya´da temaslarını sürdüren Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Aksu Uçak Bakım Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi´ni ziyaret etti. Okulun bahçesindeki, kütüphane, müze ve mini sinema salonu olarak da hizmet veren eski yolcu uçağından dönüştürülen Neşet Yeğinaltay Kütüphanesi´ni gezen Selçuk, yetkililerden bilgi aldı. Uçağın bölümlerini gezerek çalışma yapan öğrencilerle sohbet eden Selçuk, ardından sınıfları ziyaret etti. Öğrencilerin istek ve sorunlarını dinleyen Selçuk, çocukların spor salonu talebi üzerine, bununla ilgili proje çalışmalarının olduğunu, süreci hızlandıracaklarını söyledi. Öğretmenlerle de bir araya gelen Selçuk, uçak hangarı ve motor bölümlerinin bulunduğu atölyeyi gezdi, öğrencilerin uçak motorunu çalıştırma testini inceledi. Daha sonra, Necati Başkırt İlk ve Ortaokulu´nun açılış törenine katılan Selçuk, hayırseverlerin desteğinin önemli olduğuna, paraca değil, gönlü zengin olanların hayır yapabildiğine dikkati çekti.

Hayırsever Başkırt ailesinin örnek bir davranış sergilediğini vurgulayan Selçuk, Türkiye´de eğitim altyapısının büyük kısmını tamamlandığını ifade etti. Bu işlerin yapılmasına hayırseverlerin bütün Türkiye´de ciddi katkıları olduğuna değinen Selçuk, “Bundan sonra altyapı yatırımlarının bu kadar tamamlandığı, bu kadar derslik öğretmen, dijital altyapı sağlandıktan sonra niteliğin daha da artırılması için elimizden geleni yapmaya gayret edeceğiz. Bu tür çalışmalar bizi de heyecanlandırıyor. Daha zevkle işlerimizi tamamlamaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

“Anne babalara da mesajım var”
Selçuk, Türkiye´nin ve çocukların geleceği için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti: “Benim anne babalara da mesajım var. Çocuklarımızın geleceği açısından sadece notlar, diplomalar üzerinden bakmayınız. Bir çocuğun hayatta, ayakta durabilmesi için en birinci lazım olan şey onun şahsiyetinin ne kadar güçlü olduğudur. Onun mücadeleye ne kadar dayanıklı olduğudur. Elbette diplomalar da önemli ama notlardan daha önemli olan şey, çocuğun sanatla sporla buluşmasıdır, sağlam bir kişilik geliştirilmesidir. Kendi ayakları üstünde durabilecek kadar psikolojik bağışıklığının yüksek olmasıdır. O sebeple çocuğumuzun her yönden gelişmesi noktasında el birliğiyle biraz daha gayret göstermemizin faydası olacaktır diye düşünüyorum.”

Bu tür hayırların Türkiye´de artmasını temenni eden Selçuk, ülkenin her yerinden “Biz de hayır, okul yapmak istiyoruz” diye taleplerin geldiğini söyledi. Bütün bunların çocukların geleceğinin daha da güzelleşmesi, dünyayla rekabet edebilmek için altyapının daha güçlü olmasına hizmet ettiğini aktaran Selçuk, hayırsever aileye teşekkür etti.

Okulun açılışını yapan Bakan Selçuk, hayırsever Kürşat Başkırt ile Antalya Valiliği arasında imzalanan Sevim Başkırt Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Yapım Protokolü törenine katıldı. Ardından sınıfları gezip öğrencilerle sohbet eden Selçuk, müzik sınıfında öğrencilerin ve öğretmenlerin söylediği “Türkiye´nin dört yanında”, “Çemberimde gül oya” ve “Sevdan olmasaydı” türkülerine eşlik etti.

Başarılı şirket satışları gerçekleştiren girişimcilerin ülkemizdeki teknoloji girişimlerini desteklemek, yerli ve milli teknoloji şirketlerine yatırımlar yapmak, çok yönlü destek mekanizmaları ve uluslararası işbirlikleri oluşturarak Türkiye’den doğan global başarı hikâyelerini çoğaltmak üzere yola çıkan Boğaziçi Ventures’ın; 300 Milyon TL’lik fon büyüklüğü ile kurulan BV Growth Fonu için Hacettepe Teknokent liderliğinde 5 farklı üniversitenin Teknopark ve Teknoloji Transfer Ofisleriyle birlikte yaptığı başvuru; TÜBİTAK TEYDEB bünyesinde oluşturulan ‘Girişim Sermayesi Destekleme Programı’na kabul edildi.

Geçtiğimiz dönemde TÜBİTAK bünyesindeki Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından Ar-Ge yoğun başlangıç firmalarını destekleyen girişim sermayesi fonlarının etkinleştirilmesi amacıyla ‘Girişim Sermayesi Destekleme Programı’ oluşturuldu. Programın amacı Türkiye’deki girişim sermayesi eko-sisteminde sürdürülebilir bir şekilde işleyebilmesi için TÜBİTAK ile Hazine ve Maliye Bakanlığı arasında İşbirliği Anlaşması imzalanarak, Tech-InvesTR Girişim Sermayesi Destekleme Programı’na katılım için duyuru yapıldı.

Boğaziçi Ventures bünyesinde teknoloji girişimleri için Türkiye odaklı çalışan Sermaye Piyasası Kurulu onaylı yatırım fonu BV Growth, programa Türkiye’nin 4 farklı şehrinden 5 üniversite ile birlikte başvuru yaptı. ‘Hacettepe TGB ve 4 ortak kuruluşun Gedik PYŞ Boğaziçi Ventures Fonuna Katılarak Girişim Sermayesi Kapasite Artırımı Projesi’ başlıklı proje başvurusunda Hacettepe Üniversitesi TGB Yönetici A.Ş., Afyon Uşak Zafer TGB Yönetici A.Ş., Ankara Üniversitesi Teknokent Yönetici A.Ş., Arı Teknokent Proje Geliştirme Planlama A.Ş. ve Çukurova TGB Yönetici A.Ş. yer aldı.

Girişimleri global başarıya taşıyacak
Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Barış Özistek Türkiye’de girişimlerin karşısına çıkan en önemli sorunun büyüme aşamasında uluslararası pazarlara açılmak için gerekli fonlara ulaşmanın zorluğu olduğunu, ülkemizdeki teknoloji girişimlerin oldukça yetenekli ve rekabetçi olmasına rağmen yeterli sermaye derinliği olmadığı için girişimlerin başarılı sonuçlar almakta çok zorlandıklarını belirtti. Özistek, Türkiye’de girişim sermayesinin derinliğinin artırılması açısından TÜBİTAK, Maliye ve Hazine Bakanlığı ile birlikte hayata geçirilen bu proje ülkemizden dünyaya açılarak global başarılar elde etmeyi hak eden girişimler için önemli bir fırsat sunacağına inandığını söyledi.

60 girişime 300 milyon TL yatırım
Önümüzdeki 5 yıl içerisinde toplamda 60 girişime 300 Milyon TL’lik bir yatırım yapacaklarını hatırlatan Özistek: “Türkiye’nin 4 farklı şehri ile başlayarak ülke geneline yayılacak bir yolculuğa çıktık; ülkemizden dünyaya yayılacak başarı hikayelerini ülke genelinde arıyoruz, farklı şehirlerdeki ortaklarımız ile birlikte bu yolculuğun tüm ülkeye değer katacağına inancımız tam. Bu vizyona inanan yerli ve yabancı yatırımcılarımızın BV Growth fonunu desteklemelerinden dolayı çok sevinçli ve gururluyuz. Fonumuz kısa bir süre daha yatırımcı kabul etmeye devam edecektir. Türkiye’nin gelişimine destek vererek, teknoloji dünyasında yerini almak ve fırsatları takip etmek isteyenleri yüksek getiri hedefine sahip BV Growth fonuna katılmaya davet ediyorum.”

Heyecan verici bir dönem başlıyor
Barış Özistek bu projenin hayata geçmesi için özveriyle çalışan başta TÜBİTAK TEYDEB yönetimi olmak üzere tüm yöneticilere teşekkür ederek, “Projeye katılan üniversitelerin Teknopark ve Teknoloji Transfer Ofisi yönetimleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı bürokratları ülkemizdeki girişimcilik ekosisteminin küresel ölçekte başarıya ulaşması için çok gerekli bir projeyi hayata geçirmek üzere çalışıyorlar. Aklını ve gönlünü girişimciliğin gelişmesine adayan herkes için heyecan verici bir dönem başlıyor. Emeği geçen tüm kurum ve kişilere ayrı ayrı teşekkür ederim” dedi.

Türk Eğitim Derneği, “10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye IV” kampanyasına destek olmak için düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha ekledi ve bu kez ünlü eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat’ı ağırladı. Dr. Özgür Bolat, “Mutluluğun ve Başarının Psikolojisi” başlıklı sunumunda, bu konudaki bir çok soruyu son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakaların ışığında yanıtlarken, aynı zamanda ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatarak pratik çözüm ve uygulama önerilerinde bulundu.

Türk Eğitim Derneği’nin konuğu olarak, Ankara Swissotel’de “Mutluluğun ve Başarının Psikolojisi” başlıklı bir konuşma yapan Dr. Özgür Bolat, konuşmasında“Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?”, “Ödülle değerler neden öğretilemez?”, “Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?”, “Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir?”, gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakaların ışığında ararken, aynı zamanda ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatarak pratik çözüm ve uygulama önerilerinde bulundu. Etkinlikten elde edilen tüm gelir, Türk Eğitim Derneği “10000 Genç Meşale IV” kampanyasına aktarıldı.

Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk ve en köklü sivil toplum kuruluşu Türk Eğitim Derneği’nin gönüllüleri, 40′ıncı Vodafone İstanbul Maratonu’nda, “10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye” kampanyası kapsamında burslu öğrencilere destek olmak için koştu.

Türk Eğitim Derneği (TED), “10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye” kampanyasıyla başarılı ama maddi imkanları olmayan öğrencilere Tam Eğitim Bursu veriyor ve burs verdiği öğrencilere sadece maddi destek sağlamakla kalmayıp, öğrencilerin üniversite sonuna kadar tüm eğitim masraflarını karşılıyor. Öğrenciler eğitim hayatı boyunca destekleniyor, gelişimleri uzmanlar aracılığıyla izleniyor ve barınmasından servisine, kıyafetinden cep harçlığına kadar tüm ihtiyaçları karşılanıyor. TED gönüllülerinin 40′ıncı Vodafone İstanbul Maratonu’nda topladığı bağışlar sayesinde daha çok sayıda çocuk maddi imkansızlıkların gölgesinden kurtularak başarıya ulaşabilecek.

“Tam Eğitim Bursu” nedir?
Türk Eğitim Derneği’nin 2003–2004 öğrenim yılında başlattığı burs düzenlemesiyle, başarılı fakat ekonomik yetersizlikler yaşayan öğrenciler “Tam Eğitim Bursu” (TEB) kapsamında okutuluyor. “Tam Eğitim Bursu”, burs desteği verilen öğrencilerin eğitim, servis, yemek, giyim, kitap-kırtasiye giderlerini ve harçlıklarını üniversite lisans eğitiminin sonuna kadar karşılıyor. “Tam Eğitim Bursu” alan öğrenciler, öğrenimlerinin üniversiteye kadar olan kısmını Türk Eğitim Derneği okullarında sürdürüyorlar.

Geçtiğimiz yıl Finlandiya Eğitim Bakanı Krista Kiuru’nun katılımıyla Finlandiya eğitim sistemini inceleyen Yarının Eğitimi Zirvesi’nin ikincisi için geri sayım başladı. Eğitim alanındaki başarılarıyla dikkatleri üzerine çeken Güney Kore’nin katılımıyla Yarının Eğitimi Zirvesi, 17 Kasım Cumartesi günü Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’un davetliler arasında yer aldığı zirvede Güney Kore Eski Başbakan Yardımcısı Jaejoung Lee de konuşma yapacak.

İkincisi gerçekleşecek olan Yarının Eğitimi Zirvesi, Güney Kore’nin katılımıyla 17 Kasım Cumartesi Günü İstanbul’da düzenlenecek. “Sorunları değil çözümleri konuşalım” mottosuyla yola çıkan Yarının Eğitimi Platformu, geçtiğimiz yıl Boğaziçi Üniversitesi’nde Finlandiya Eğitim Bakanı Krista Kiuru’nun katılımıyla 1. Yarının Eğitimi Zirvesi’ni gerçekleştirdi. Bu yıl ikincisi gerçekleşecek Yarının Eğitimi Zirvesi’nde ise konuk ülke Güney Kore olacak. 17 Kasım 2018 Cumartesi günü Acıbadem Okulları’nın isim sponsorluğuyla 2. Yarının Eğitimi Zirvesi İstanbul’da düzenlenecek ve eğitimin geleceği masaya yatırılacak.

Eğitim alanındaki başarılarını dünya çapında konuşturan Güney Kore’den, eğitime, kalkınmaya, teknolojiye ve geleceğe dair yaklaşımları aktarmak üzere birbirinden değerli eğitim uzmanları, akademisyenler ve üst düzey politika yapıcılar 17 Kasım’da İstanbul’a geliyor. ‘Güney Kore eğitimde neler yapıyor’, ‘yarınlar için neler planlıyor’, ‘öğretmen eğitimini nasıl kurguluyor’, ‘okul öncesi eğitime dair hangi çalışmalara imza atıyor’, ‘eğitim politikalarında nasıl bir yol izliyor’ gibi eğitime dair her şey bu zirvede etraflıca ele alınacak.

Türkiye’de en çok tartışılan eğitim sistemine farklı görüş ve modelleri paylaşmak için Güney Kore’den birçok üst düzey isim Türkiye’nin Eğitim Zirvesi’nde buluşacak. Zirvede bu yıl Güney Kore’den; Güney Kore Eski Başbakan Yardımcısı Jaejoung Lee, Türk-Kore Dostluk Derneği Kurucusu Hee Soo Lee, Seul İl Eğitim Müdürü Cho Hee Yeon, Kore Eğitim Geliştirme Enstitüsü Başkan Yardımcısı Sang Duk Choi ve Sınır Tanımayan Eğitimciler Platformu Başkanı Prof. Dr. Ki Seok Kim bulunacak. Güney Kore’den birçok değerli katılımcının yanı sıra Türkiye’den de davetliler arasında Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk yer alıyor. Ayrıca Biruni Üniversite Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel ve Dijital Araştırmalar Derneği Başkanı Gökhan Yücel de zirveye katılım gösterecek.

ZİRVEDE EĞİTİMDE EKSİKLERE ÇÖZÜM ARANACAK
Yarının Eğitimi Zirvesi’nde dünyanın en büyük ortak noktası olan ‘eğitim’ hakkındaki sorunlara ve eksikliklere çözüm de aranacak. Eğitim reformunun sürekliliğine ve ülkelerin gelişmişlik seviyesinin insana yatırım yapmaktan geçtiğine inanan Yarının Eğitimi Platformu, ülkeler arası eğitim modellerini konuşmayı, farklı yaklaşımlar ile fikirlere açık olmayı ve bu modellerin sosyo-kültürel ve ekonomik anlamda uygulanabilirliğini konuşmayı planlıyor.

ZİRVEYE KATILIM İÇİN SON 10 GÜN
Herkesin katılımına açık olan ve başlamasına sayılı günler kalan bu zirvede yer almak için Yarının Eğitimi Zirvesi’nin web sitesindeki formu doldurarak bir an önce başvuru yapmayı ihmal etmeyin.

Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT A.Ş.), kutsal bir mesleği icra ederek topluma bilgili ve donanımlı bireyler kazandıran kıymetli öğretmenlere yönelik bir indirim kampanyası başlattı.

Her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesindeki beş iş günü içinde öğretmenler tarafından postaya verilen APS kurye ve posta kargosu gönderilerine yüzde 25 indirim uygulayan Şirket, bu kez hem kampanya süresini uzattı hem de indirim oranını artırdı.

Buna göre, öğretmenler 5-30 Kasım 2018 tarihleri arasında APS kurye ve posta kargosu gönderilerini yüzde 30 indirimli olarak alıcılarına ulaştırabilecek. PTT A.Ş.’nin bu güzel kampanyasından faydalanmak isteyen öğretmenlerin, gönderi işlemi sırasında öğretmen kimlik kartını ibraz etmeleri yeterli olacak. Ayrıca, herhangi bir indirimden yararlanan gönderiler, bu indirimden istifade edemeyecek.

İş ve yaşam alanlarını teknolojiye entegre tasarım çözümleriyle zenginleştiren Nurus, gençlere kariyer fırsatı sunuyor. ODTÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde 8-9 Kasım 2018 tarihlerinde düzenlenecek ODTÜ Kariyer Fuarı’na katılacak Nurus, kariyerine yön vermek isteyen adaylarla buluşacak.

Türkiye’nin en fazla tasarım ödülüne sahip markası olarak üniversitelerle yakın işbirliği içinde olduklarını belirten Nurus Baştasarımcısı Renan Gökyay “Pek çok saygın üniversitemizle ortak bilimsel çalışmalar yürütüyoruz. Öğrencilere yönelik mentörlük, marka-üniversite işbirliği ve hizmet içi eğitim projeleriyle hem bilimsel bilginin gelişimine hem de gençlerimizin profesyonel hayata alışmasına katkı sunuyoruz. Türkiye’nin 90 yıllık tasarım markası Nurus bünyesinde, sektörel anlamda son derece geniş bir yelpazede mobilya ve teknoloji çözümleri tasarlıyor ve üretiyoruz. Alman Tasarım Konseyi ve Fraunhofer Enstitüsü gibi dünyanın en önemli tasarım ve inovasyon kulüplerinin üyesiyiz. Bu anlamda kariyerini Nurus’ta şekillendirmek isteyen adaylar doğru bir başlangıç yapma, vizyonlarını genişletme, hayallerini hayata geçirme ve kendilerini sürekli geliştirme olanağı bulacak” diye konuştu.

Fuarda, eğitimlerini mühendislik, mimarlık, iktisadi, idari ve temel bilimlerde sürdüren ve tamamlayanların başvurularını ilk elden değerlendireceklerini belirten Nurus İnsan Kaynakları Uzmanı Selda Çayan da “Yaratıcı, çalışkan, meraklı ve öğrenmeyi seven adaylarla bir araya gelmek istiyoruz. Firmamızın insan kaynakları, finans, muhasebe, pazarlama, Nurus D Lab, AR-GE ve üretim birimlerinde değer üretecek ve 90 yıllık markamıza güç katacak yetenekleri standımıza bekliyoruz “ dedi.

Altınbaş Üniversitesi Girişimcilik ve İnovasyon Konferansları’na bu hafta, Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ve Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Ali Altınbaş konuk oldu. Başarılı olmanın tek bir noktaya bağlı olmadığına inandığını ifade eden Altınbaş, “Bende ‘başarı hapı’ gibi bir şey yok, kimsede de olduğunu sanmıyorum. Çünkü başarı birçok noktadan oluşur. Okuldayken karne almak gibi, ne kadar başarılı olduğunuz hayatınızdaki birçok noktaya bağlı” dedi.

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Görevlisi Arzu Çakar’ın moderatörlüğünde üniversitenin Gayrettepe Yerleşkesinde gerçekleştirilen konferansta, Ali Altınbaş’ın yaptığı yatırımlar üzerinden başarı hikayesinin yanı sıra, gençlere tavsiyeler, tecrübeli bir iş insanının karar alırken geçirdiği aşamalar ve yatırımlarda öncelikle nelere dikkat ettiği soruldu.

“Bunlar üniversitenin öğretemeyeceği şeyler”
Başarılı iş insanlarının ya da yöneticilerin gençlerle buluşarak deneyimlerini anlatmasını çok önemsediğini ifade eden Ali Altınbaş, “Daha önce ‘Harvard’ın Öğretmedikleri’ diye bir kitap okumuştum. Benim gibi insanların anlattığı konular da bir üniversitenin öğretemeyeceği şeyler. Gençler için de bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kendi başarı hikayesi hakkında bilgi paylaşan Altınbaş, “Çok üzüldüğüm ama üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra ‘İyi ki o olumsuz günü yaşamışım’ dediğim çok olay var. Bu sebeple de anlık olan olayları zamanla çözmek en doğrusu. Beni de bugüne getiren en önemli özelliğin empati yapmak olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

“Buluştan çok, bir buluşu ürüne dönüştürmek daha çabuk sonuç verir”
Edison’un elektriği bulduğunu ancak asıl para kazananların bu buluşu baz alıp ürün geliştirenler olduğunu söyleyen Altınbaş, “Yani ‘mevcut olan buluşları değerlendirip onu ürün haline getirip topluma nasıl sunarız’ bunun üzerinde yoğunlaşırsanız daha kolay netice alırsınız. Özellikle bugünkü iktidar katmadeğer yaratacak ürünler konusunda çok büyük destekler veriyor. Fakat ülkemiz gelişmekte olan bir ülke. Yatırımların belli riskleri var, gelişmiş ülkelere göre çeşitli artıları eksileri var. Girişimcilerin ‘Yapacağım yatırımda bu negatif yönleri nasıl nötr edebilirim’ diye daha önceden tespit edip bu konulara karşı tedbir alarak yatırım yapabilirler. Olduğumuz coğrafya, bulunduğumuz ülkenin şartları, hitap edeceğiniz pazarın durumu, rekabet ortamı gibi birçok şeyi birarada değerlendirmeli; sürdürülebilirlik olup olmadığı, ne kadar zamanda geri dönüp dönemeyeceği düşünülmeli.” dedi.

“Girişimcilik Türkiye’de eksik anlaşılıyor”
Girişimciliğin Türkiye’de en çok ön plana çıkan kelimelerden biri olduğunu ancak bu kelimenin eksik anlaşıldığını belirten Ali Altınbaş şöyle devam etti: “Girişim sadece kendisi iş kuranlar demek değil, aslında böyle anlaşılmamalı. Yöneticilerin de iyi olabilmesi için mutlaka girişimci gibi düşünmesi gerekir. Yani küçük ya da büyük kapasiteli bir birimin yöneticisi, orada kendisini patronun temsilcisi gibi düşünmeli ki başarılı olabilsin. ‘Bu iş benim olsa nasıl yaparım’ önemli bir düşünce. Yükselmek buna bağlı.

Acaba önümüzdeki gruplar, büyük şirketler nasıl genel müdür seçiyor diye çok merak etmişimdir. Çünkü belli bir kademeden sonra zeka ve beceri seviyesi birbirine çok yaklaşıyor Bunların içinden birisini genel müdür yapmak gerekiyor. İşte buralarda ayırt edici özelliklerden birisi girişimci gibi düşünmek. Daha sonra ‘dürüst mü?’, ‘ilişkileri nasıl?’, ‘yabancı dili var mı?’ ve ‘gerektiğinde problemsiz ayrılabilir misin?’ sorularını sorarım. Konuyu bilmek, iş yapma kabiliyeti de önemli tabii ki.”

İlk hedef uluslararası üniversite olmak
Konferans sırasında Altınbaş Üniversitesini kurma kararı sürecine de değinen Ali Altınbaş, ailenin gelişmesinin ve başka insanlara yardım etmenin en iyi yolunun eğitim olduğuna inandıklarını kaydetti. “Balık vermeyi değil balık tutmayı öğret” sözünden yola çıktıklarını belirten Altınbaş şunları söyledi: “Bir vakıf kurduk ve sosyal sorumluluğumuzu eğitim konusunda yapalım dedik. En iyi seçenek olarak üniversiteyi gördük. İzin alabilmek için çok uğraştık ve bekledik. 2008’de kurulan üniversitemizde 2011 yılında eğitime başladık. Bu süreçler çok yoğun geçti. Birinci hedefimiz uluslararası bir üniversite olmak. Üniversite birimlerimizi, eğitim programlarımızı bu hedefe göre kurguladık. ”

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et