Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

Millî Eğitim Bakanlığı, çocuklar ve gençleri son günlerde üzücü olaylarla gündeme gelen “Mavi Balina”, “Momo” gibi internet tuzakları ve dijital platformlardaki kötü niyetli kişi ve yazılımlara karşı bilinçlendirmek amacıyla Eğitim Bilişim Ağı çatısı altında yeni bir portal hazırladı.

Dijital dünyanın bir problem olarak görülmesinin çağın eğilimlerinin gözden kaçırılmasına yol açacağı uyarısında bulunan Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, çocukların ruh sağlığına zarar vermeyecek, gelişimlerini sekteye uğratmayacak dijital alanların destekleneceğini açıklayarak, öğretmenler, ebeveynler ve uzmanlara ‘çocukların ihtiyaçlarının hassasiyetle dikkate alınması’ yönünde çağrı yapmıştı.

Bu doğrultuda Millî Eğitim Bakanlığından önemli bir adım atılarak, Eğitim Bilişim Ağı’nda (EBA) “Siber Güvenlik Portalı” oluşturuldu. Portal, öğretmenler, aileler, uzmanlar ve öğrencilere yol gösterecek bir rehber niteliğinde olacak.

www.eba.gov.tr/siber-guvenlik adresinden erişilebilen “Siber Güvenlik Portalı”nda güvenli internet, oyun bağımlılığı, teknolojinin doğru kullanımı, siber zorbalık gibi pek çok konu başlığında, çocuklara hitap edebilecek animasyonlar ve renkli infografikler yer alıyor.

Siber güvenlik oyunu da hedef kitleyi dijital dünyadaki tehlikelere karşı eğlenceli bir içerikle bilinçlendirmeyi hedefliyor.

“Siber Güvenlik Portalı”nda, kişisel bilgilerin korunması için dikkat edilmesi gereken noktalar, virüs ve casus yazılımlara yönelik uyarılar, internetin güvenli ve eğlenceli kalması için alınabilecek önlemler, bir tehdit ortaya çıktığında yapılabilecekler, videolarla eğlenceli bir şekilde anlatılıyor.

Siber Güvenlik Portalı ‪www.eba.gov.tr/siber-guvenlik adresinde yayına başladı.

Türkiye’nin en büyük bilim festivali 8. THY Science Expo için geri sayım başladı. 2- 5 Mayıs tarihleri arasında TÜYAP Fuar Merkezi’nde bu yıl 8.’si düzenlenecek festivalin proje yarışmalarına Edirne’den Kars’a bine yakın başvuru geldi.

Büyükşehir Belediyesi ile Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) işbirliğinde Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (Bursa BTM) ev sahipliğinde Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı’nın destekleri ile gerçekleştirilen Türkiye’nin en büyük bilim festivali 8. THY Science Expo bu yıl da binlerce bilim meraklısını ağırlamaya hazırlanıyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un da açılışına katılımının beklendiği, Bursa’yı dünyaya tanıtan festivalin bu yılki teması “Dijital Türkiye” olarak belirlendi. 2 – 5 Mayıs tarihlerinde yerli ve milli üretim ile nitelikli işgücüne destek vermek hedefiyle TÜYAP Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan festivalin proje yarışmalarına Türkiye’nin dört bir yanından rekor başvuru geldi. Çocuk Mucitler (10-13 yaş), Genç Mucitler (14-17 yaş), Usta Mucitler (18 yaş ve üstü) kategorilerinde düzenlenen ve 111 bin lira para ödülünün dağıtılacağı yarışma kategorilerine Edirne’den Kars’a başvuru yapan bine yakın proje sahibi “bu yarışta bende varım” dedi. 8. THY Science Expo proje yarışmalarının sponsorluk başvuruları da sürüyor. Proje yarışmalarında finale kalan 50 proje, Bursa Bilim Festivali süresince sergilenmeye hak kazanacak. Türkiye’nin en büyük bilim festivali olma niteliği taşıyan organizasyonda proje yarışmalarının yanı sıra İnsansız Hava Araçları ve Drone (Tasarla Yap Uçur), Meslekler Yarışıyor ve 3 boyutlu Tasarım yarışmaları da gerçekleştirilecek.

Hedef 200 bin ziyaretçi
Firmaların üretimlerinde kullandıkları yeni teknolojilerin de tanıtılacağı festivalde özellikle çocukların kendi ilgi, kabiliyet ve kapasitelerini keşfettikleri binlerce atölye çalışması yapılacak. Bu yıl, festivalde ayrıca işinde uzman meslek erbapları ile şirket yöneticileri tecrübe ve deneyimlerini “Kariyer Kulübü” etkinliği ile gençlerle paylaşacak. 4 gün sürecek festivale Tayvan, Hollanda, Polonya ve İtalya’dan ekipler de katılacak. Geçtiğimiz yıl 195 bin kişinin ziyaret ettiği ve 91 bin 426 öğrencinin bilimsel atölye çalışması gerçekleştirdiği etkinlikte hedef, 100 bin atölye çalışması ve 200 bin ziyaretçi…

Bursa’nın marka etkinliği
2-5 Mayıs tarihleri arasında bilim severlerin Bursa TÜYAP Fuar Merkezi’nde birbirinden renkli etkinliklerle buluşacağı festivale ilişkin bilgi veren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, festivalin Bursa’nın marka etkinliklerinden biri olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hassasiyetle üzerinde durduğu ‘yerlilik’ ve ‘millilik’ kavramlarını hatırlatan Başkan Aktaş, ‘yerli ve milli üretim’, ‘nitelikli işgücü’ üzerinde özellikle durduklarını söyledi. Başkan Aktaş, “Son dönemlerde bu konunun önemi bir kez daha ortaya çıktı. Yerli ve milli kullanımının üretimin tüm alanlarına yayılmasının hedefliyoruz. Eğitim, özendirme ve bilinçlendirme çok önemli. 7’den 70’e herkesi bilimi sokağa indiren festivalimize bekliyoruz” diye konuştu.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Değişim ve dönüşümü anlamadan bugünkü dünyayı kavramak ve küresel sermeyenin, dijital kapitalizmin bizi nereye doğru sürüklediğini anlamak mümkün olmayacaktır. Tarih tekerrür ettiği kadar tefekkür de gerektirir. Bu yıl böyle bir toplantıda geçmişi ve geleceği konuşurken aslında şimdiyi de konuşmanın önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İslam İşbirliği Teşkilatı´na üye 56 ülkeden lise seviyesindeki öğrencilerle Türkiye´deki gençlerin katılımıyla Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen “Model İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi/MODEL OIC 2019″ programında konuştu. Gençlerin enerjisini hissetmenin dünyanın geleceği için umutlarını artırdığını dile getiren Selçuk, konuşmasının başında Prof. Dr. Fuat Sezgin´i rahmetle andığını söyledi. Selçuk, geçen yıl zirveye 26 ülkeden gerçekleşen katılımın bu yol 56 ülkeye yükseldiğini anımsatarak, şöyle konuştu: “Bu bakımdan güzel bir gelişme. Burada geleceğin diplomatları büyüyor ve yetişiyor. Buradaki diplomat ve diplomasi kelimesi çok önemli ve kilit bir kavram. Modern diplomasi Osmanlı İmparatorluğu, Asya´da ve Afrika´daki İslam dünyası üzerine oynanan oyunlarla gelişmiş bir kavram ve kelimedir. Gençlerin bunu araştırmasını önemli buluyorum. Doğu sorunu, Osmanlı´ya hasta adam söylemi nasıl ve nerede hangi diplomatik mahfillerde kim tarafından icat edildi ve üst üste sürekli kullanıldı? Çok önemli ve kritik bir soru. Bu bakımdan Orta Doğu, Yakın Doğu ve Uzak Doğu gibi Avrupa merkezli kavramlar nerelerde inşa edildi, nerelerde kotarıldı? Bu sorular da çok önemli.”Dünyanın en iyi üniversitelerinde açılan şarkiyat bölümlerine dikkati çeken Selçuk, bu enstitülerde İslam ülkelerinin pek çok yönden incelendiğini kaydetti.

Dijitalleşme
Selçuk, dijital diplomasi kavramına vurgu yaprak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Değişim ve dönüşümü anlamadan bugünkü dünyayı kavramak ve küresel sermeyenin, dijital kapitalizmin bizi nereye doğru sürüklediğini anlamak mümkün olmayacaktır. Tarih tekerrür ettiği kadar tefekkür de gerektirir. Bu yıl böyle bir toplantıda geçmişi ve geleceği konuşurken aslında şimdiyi de konuşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü çok hızlı bir değişim ve dönüşüm var dünyada. Dördüncü büyük kırılma denen bir dönem geliyor. 15-20 içerisinde dijital olanın fiziksel olanla, bizim biyolojik bedenimizle bütünleştiği, insanın beynine yazılım yüklenecek, damarlarında yüzlerce nano robotun dolaştığı, çiplerin insan vücuduna entegre edildiği bir döneme doğru geliyoruz. Böyle bir dönemde inanılmaz bir kırılma yaşanacak ve buna sizler şahitlik edeceksiniz. Bu kırılma sizlerin omuzuna yükselecek.”

Dünyada yaşanan krizler nedeniyle yeni okumalara ve yeni bir dile ihtiyaçları olduğunu aktaran Selçuk, bu oluşturulması için anlayışın ve idrakin gelişmesinin gerekli olduğunu dile getirdi. Selçuk, dünyadaki büyük krizlerin büyük bölümünün iyi eğitimli insanlar tarafından çıkarıldığını ifade ederek, mevcut verilere göre eğitim seviyesi ve çevre kirliliğinin doğru orantılı olduğunu aktardı.

“Şimdinin gelecekleştirildiği, geleceğin şimdileştirildiği” bir dünyayla karşı karşıya olduklarını ifade eden Selçuk, “Daha çok ütopya ve distopya arasına sıkıştırılmış bir şimdinin ziyanından söz edilebilir. Biz vaktin nakdine inanan insanlarız. Dolayısıyla vakit kavramını yeniden düşünmekte yarar var. Eğitimi de sadece geleceğe hazırlanmak değil, çocukları ve gençleri şimdiye uyandırmak şeklinde tarif etmekte fayda var. Yoksa geçmişin ve geleceğin çizgisi bizi şu anı hissetmekten alıkoyabilir. Biz çocukların öz geçmiş yazmasından ziyade öz gelecek yazmasını daha önemsiyoruz.” dedi. Program sonunda çalışmalara katılan öğrencilere sertifika ve ödülleri verildi. Bazı öğrenciler ödüllerini Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı İsrafil Kışla ile AK Parti Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş´ün elinden aldı.

OIC 2019
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu, Beyoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi, Beyoğlu Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğinde düzenlenen MODEL OIC 2019, İstanbul Deklarasyonu´nun okunmasıyla sona erdi. Zirveye, İslam İşbirliği Teşkilatı´na üye 56 ülkeden lise seviyesindeki öğrencilerle Türkiye´deki Arapça ve İngilizce hazırlık sınıfı bulunan Anadolu imam hatip, uluslararası Anadolu imam hatip, Anadolu, fen, sosyal bilimler liseleri ve özel okul öğrencilerinden oluşan 224 delege katıldı. Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2019 yılının “Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı” ilan edilmesi kapsamında “İslam Bilim Tarihi Işığında Geçmişin İhyası Geleceğin İnşası” teması ile gerçekleştirilen zirvede, öğrencilerin yabancı dil, analitik düşünme ve sorunlara çözüm üretebilme becerilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlandı.

Düzenlediği kurslarla ilçe halkının kişisel gelişimine katkı sağlayan İnegöl Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İNESMEK), Türkiye’nin yazılım alanındaki gelişimine katkı sunmak adına Nesne Tabanlı Programlama kursu düzenledi.

Yılda on binlerce kişiye kurs imkanı sağlayarak ilçe halkının kişisel gelişimine ve meslek sahibi olmasına katkı sunan İnegöl Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İNESMEK), çağın gerekliliğine uygun kurslarla bilişim ve teknoloji alanında da nitelikli kişiler yetişmesi adına çaba sarf ediyor. Bu kapsamda İNESMEK çatısı altında Nesne Tabanlı Programlama Kursu açıldı. 8 hafta sürecek olan ve 35 kişinin katıldığı kursu, Belediye Başkanı Alper Taban da ziyaret ederek kursiyerlere başarılar diledi.

Beraberindeki Başkan Yardımcısı Rıdvan Kocaağa ve AK Parti İlçe Başkanı Mustafa Ersan ile AK Partili yöneticilerin de katıldığı ziyarette, kurs eğitmenleri tarafından verilen eğitimlere ilişkin bilgiler verildi. Kursiyerlerle de sohbet eden Başkan Taban, ziyarete ilişkin bir açıklama da yaparak şöyle konuştu: “İnegöl Belediyesi olarak Türkiye’nin yazılım alanındaki gelişimine katkıda bulunmak için İNESMEK çatısı altında Nesne Tabanlı Programlama kursu açtık. Günümüz şartlarında yazılım sektörüne gereken önemi vermemiz gerektiğinin bilincinde olarak hareket ediyoruz. Bu nedenle iletişim ve teknoloji çağına ayak uyduracak kurs programlarını hayata geçirmenin uğraşısını veriyoruz. Bildiğiniz üzere daha önce İnegöl’de ilk kez Arduino (robotik eğitim) kursu düzenlemiştik. Bu kursumuzdan olumlu geri dönüşler almıştık. Bilgi ve iletişim çağındayız, teknoloji çağındayız. Artık bizim yazılım gibi bir alanı da es geçmememiz gerekiyor. Vatandaşlarımızın bu alana yönelmesi ve bu konuda bilgi sahibi olması gerektiğini düşünüyoruz. Nesne Tabanlı Programlama kursunu açmamızın amaçlarından biri de; ülkemizdeki toplam yazılım pazarı 7,8 milyar dolar. Dünya yazılım pazarının 4,9 trilyon dolar olduğu düşünüldüğünde ülkemiz 7,8 milyar dolarlık pazarın daha fazlasına sahip olmalı. Bu açıdan ülkemizin yazılım alanındaki gelişimine katkıda bulunmak için belediye olarak Nesne Tabanlı Programlama kursunu açmak istedik. Teknolojik değişimin, programlama ve yazılımın bir parametresi olan Nesne Tabanlı Programlama Kursu için 28 Şubat-08 Mart tarihleri arasında kayıt başvurusu aldık. Nesne Tabanlı Programlama Kursumuza 25 kişi başvurdu. 12 Mart Salı günü başlayan kursumuz, Salı ve Cuma günleri olmak üzere 7 Mayıs Salı gününe kadar toplam 8 hafta (80 saat) sürecek. Kurs Öğretmenimiz Muammer Güler’in verdiği eğitimlerle, kursiyerlerimiz bu alanda kendilerini geliştirmiş olacaklar. Kursumuzda Programlama mantığının kavratılması, Nesne Yönelimli Programlama mantığının irdelenmesi ve Windows Form Uygulamaları ile kursiyerlerin çalıştıkları meslek ile ilgili olarak programlar hazırlayabilmelerine olanak sağlayacak eğitimler verilecek.”

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Samsun´da Yaşar Doğu Spor Salonu´nda düzenlenen 13. Uluslararası MEB Robot Yarışması´nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, yarışmaya 8 bin kişinin katıldığını söyledi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk´ün kurtuluş mücadelesini başlatmak için 100 yıl önce geldiği Samsun´da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Selçuk, “Dünyada medeniyet için, hayat için en değerli yol, en gerçek yol bilimdir, akıldır, fendir. Bu inançla hayata geçirdiğimiz Uluslararası Robot Yarışması, ayrı bir anlam taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak bilimin gerçekleştirilmesinin gururunu yaşadıklarına işaret eden Selçuk, şöyle konuştu: “Sürekli konuşulan bir kavramdır yapay zekâ ve burada öne çıkan ülkelerin dünyada söz sahibi olacağı görülüyor. 2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda da yapay zekânın Millî Eğitim Bakanlığının temelinde yer aldığı ve bütün iş ve işlemleri bu ilkeler doğrultusunda yürüteceğimiz bir yol görünüyor önümüzde. Anaokulundan üniversite sıralarına, lisansüstü eğitim çalışmalarına kadar her basamakta yapay zekâyı hayata nasıl geçireceğimiz, nasıl dikkate alacağımızın da işareti bu çalışmalar.” Gençlerin yarışmaya gösterdiği ilginin bu işaretin sembolü olduğunu vurgulayan Selçuk, gençlerin, imkân sağlanırsa, belirli atmosfer oluşturulursa son derece verimli, son derece başarılı işler çıkardığını anlattı.

“Türkiye´de robot teknolojisi her geçen gün gelişiyor”
Bakan Selçuk, her zaman yeniliklere açık, vizyon sahibi bir gençlik görmenin kendilerini mutlu ettiğini belirterek, şunları kaydetti: “Büyük ivme kazanan 2023 Eğitim Vizyonu çalışmalarımız kapsamında yapay zekanın desteğiyle tüm sektörler birbirine bağlantılı olarak Türkiye daha fazla gelişecektir diye ümit ediyorum. Bunlarda gençlerin imzasının olması bizleri ayrıca mutlu ediyor. Türkiye´de robot teknolojisi her geçen gün gelişiyor, büyüyor. Dünya çapında ödüllerimiz var, bunu da gururla izliyorum. Birçok firmamız güzel çalışmalar yapıyor, öğretmenlerimizin güzel çalışmaları var. Bütün projelerin üst üste ve bir araya gelmesiyle çok daha büyük projelere imza atacağımızı çok rahatlıkla görüyorum. Önümüzdeki yıllarda bir gün robot teknolojisinin Nobel´i olan Engelberger Ödülü´nü niye bizim gençlerimiz almasın? Bu salonda binlerce gencimiz var. Robot teknolojisinin Nobel´ini bu salondan bir arkadaşımız alabilir. Bu salondaki gençlerimizden dünya çapında bir ödül bekliyoruz.”

Robot teknolojisinin Nobel´ini almayı kendisine hedef koyan gençlere her türlü desteği vereceklerini belirten Selçuk, “Bunun için sadece projenizi ve hayalinizi gerçekleştirmeniz yeterli. Yılmadan, azimle çalışırsanız, bu tür ödülleri almamamız için hiçbir neden yok. Yeter ki öğrenmeyi aşkla yapın. Yeter ki bu işleri severek yapın. Yeter ki istekli olun, yapamayacağınız bir şey yok. Kendinize güvenin, araştırmacı olun, sorgulayın ama aynı zamanda üretin, bunu girişimcilikle de dünyaya açın. Dünyayı takip edin. Hem iç dünyanızı hem dış dünyanızı okuyun. Ülkemizin bütün aydınlık günleri sizin ellerinizde ve bunu birlikte başaracağız. Bilim ve aklın göstericiliğinde bunu yapmanız için hiçbir engel yok.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Selçuk, konuşmasının ardından yarışmanın kurasını çekip robotları inceledi.

Altınbaş Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aylin İlden Koçkar, Türkiye’de aile içinde çocuklara yönelik cezaların teknolojinin de etkisiyle değişime uğradığını söyledi.

Prof. Dr. Koçkar, çalışma grubunda yer aldığı Türk Aile Yapısı (TAYA) İleri İstatistik Araştırması 2018 sonuçlarına göre, bir önceki araştırmada annelerin çocuklara uyguladığı cezalandırma yöntemleri arasında ilk üç sırayı harçlığını kesme, arkadaşlarıyla görüşmesini yasaklama ve odaya kapatmanın aldığının görüldüğünü, iki araştırma arasında geçen beş yılda, annelerin çocuklarına yaygın şekilde uyguladığı ceza türlerinin büyük bir değişim geçirdiğini ifade etti.

İnterneti azaltmak terlikten etkili
Prof. Dr. Koçkar, Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından koordine edilen 2018 TAYA İleri İstatistik Araştırması’nda, ailelerin çocuklarına terlik fırlatma, çimdikleme gibi fiziksel şiddet türleri ile azarlama, bağırma gibi psikolojik şiddet türlerinde anlamlı düzeyde azalmalar görüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Aylin İlden Koçkar’ın verdiği bilgiye göre, yapılan araştırmalardan çıkan bir başka sonuç da bir cezalandırma yöntemi olarak çocuklara yönelik fiziksel ve psikolojik baskının yerini giderek daha çok teknoloji kısıtlamasının alması. Prof. Dr. Koçkar “İnterneti kısıtlama, cep telefonunu elinden alma gibi kısıtlamalar tercih ediliyor. Buradan da anlaşılıyor ki, anne babalara göre, bu tür yöntemlerin çocuklar üzerindeki caydırıcı etkisi, terlik fırlatma, odaya kapatma, arkadaşlarıyla görüştürmeme gibi geleneksel cezalandırma yöntemlerinden daha etkili. Ancak çocuğa ceza vermek, çocuğun görev ve sorumluluklarını bilen yetkin bir kişi olmasını desteklemiyor. Bunun yerine, anne-baba-çocuk arasında olumlu bir ilişkinin kurularak, çocuğun mantık ve muhakeme yürütebilen bir insan olması için desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tarafından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) açılan Ar-Ge Merkezi’nde staj gören 24 mühendislik öğrencisi, tasarladıkları ‘Cevheri’ ile Sabit Kanatlı Savaşan İHA kategorisinde Teknofest’e damga vurmaya hazırlanıyor.

Ankara ve İstanbul dışındaki ilk Ar-Ge Merkezi’ni Bursa Uludağ Üniversitesi’nde açan TUSAŞ, toplam 24 mühendislik öğrencisine staj vermeye başladı. Çoğu 3. ve 4. sınıfta olan mühendislik fakültesi öğrencileri, aldıkları temel mühendislik eğitimleri sayesinde ‘Cevheri’ adını verdikleri İHA’nın tasarımına başladı. Hazırlıklarını büyük bir titizlikle yürüten stajyer ekibe BUÜ TUSAŞ Ar-Ge Müdürü Prof. Dr. Kemal Fidanboylu tam destek veriyor.

ÖĞRENCİLER HÜRKUŞ VE ATAK’I İNCELEDİ
2018 yılı Aralık ayında Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren ULUTEK’te TUSAŞ Ar-Ge Merkezi’ni açtıklarını söyleyen Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, merkezde BUÜ’den 21, BTÜ’den 2 ve Yalova Üniversitesi’nden de 1 öğrencinin eğitim gördüğünü aktardı. Öğrencileri Makine, Elektrik-Elektronik, Malzeme ve Metalürji ile Endüstri Mühendisliği bölümlerinden seçtiklerini kaydeden Fidanboylu; “Öğrencilerimize ilk önce temel mühendislik tasarım tekniklerini ve takım çalışması tekniklerini öğrettik. Daha sonra onları gruplara ayırdık. Hürkuş uçağıyla ilgili farklı parçaları öğrenmeleri için bir proje verdik. Sonra bu proje grupları 2 ayın sonunda yaptıkları çalışmaları grup halinde sundular. Böylelikle hem proje çalışma tekniğini öğrendiler hem de uçağın özelliklerini bütün detaylarıyla öğrendiler. Ayrıca sunum yapma becerilerini geliştirdiler. İkinci projelerinde ise şuanda TUSAŞ’ta çalışılan ATAK helikopterimiz oldu. Onu da parçalara böldük. Kimisi motor, kimisi ana gövde, kimisi de elektronik sistemlerle ilgili çalışmalar yapıyorlar. Bu projelerini de Mayıs ayı içerisinde sunacaklar” diye konuştu.

BAŞARILI OLANLAR TUSAŞ’TA PERSONEL OLMA ŞANSINI YAKALAYACAK
Stajyer öğrencileri iki kez Ankara’ya götürdüklerini ve merkez tesislerinde ağırladıklarını açıklayan Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, 4. sınıf öğrencilerinin tüm stajlarını da 15 Nisan – 17 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da yaptıracaklarının altını çizdi. Stajlarını tamamlayan öğrencilerin beğenilmeleri durumunda Haziran ayından sonra işe alım süreçlerinin başlatılacağını sözlerine ekledi.

SABİT KANATLI SAVAŞAN İHA; CEVHERİ
BUÜ TUSAŞ Ar-Ge Merkezi’nde staj yapan 23 arkadaşı ile birlikte ‘Cevheri’ projesini yürüten takım lideri Enes Hızlı ise burada staj yapmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. Teknofest 2019’da sabit kanatlı savaşan İHA kategorisinde boy göstermesi için tasarımlarını yürüttükleri Cevheri’nin tamamen kendi özgün projeleri olduğunu vurguladı. 15 Nisan’da ön tasarım raporunu teslim edeceklerini aktaran Enes Hızlı; “Yarışma Eylül ayında gerçekleştirilecek. O zamana kadar birkaç farklı süreçten geçeceğiz. Yavaş yavaş üretim proseslerine başlıyoruz. Atölyemizde gereken malzemeleri temin edeceğiz ve projeye start vereceğiz. Şuanda tasarımlarımız devam ediyor. Ona göre de analizlerimizi gerçekleştiriyoruz. Uçağımızın en hafif ve en dayanıklı olması için çaba gösteriyoruz. Cevheri, savaşan İHA olacağı için, görüntü işleme yapabilecek. Yarışma esnasında aynı anda salınan uçaklara kitlenecek ve atış yapabilecek. Sabit kanatlı olduğu için bir motor ile tetiklenecek. Elde edilen görüntüler yer istasyonuna iletilecek. Bu bilgileri anlık olarak kaydedebileceğiz. Diğer uçakların bize kilitlenmemesi için manevra kabiliyeti yüksek bir uçak tasarlamaya çalışıyoruz. En dikkat ettiğimiz husus burası. Ekstrem koşullara karşı direnişli bir uçak tasarlıyoruz” şeklinde konuştu.

AMACIMIZ TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİNE HİZMET
Hedeflerinin yarışmada alabilecekleri en iyi dereceyi elde etmek olduğunu vurgulayan Takım Lideri Enes Hızlı; “Henüz 3 aylık bir takımız. Bizim asıl misyonumuz finalde boy gösterip, diğer uçaklardan farkımızı ortaya koyabilmek. Bu yarışma ile birlikte tecrübe sahibi olup, buradan elde edindiğimiz bilgilerle inşallah Türk havacılık ve uzay sanayiine en iyi şekilde hizmet etmek istiyoruz” dedi.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından 2016-2017 yılında başlatılan “Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme” Projesi kapsamında 100 alanda 2000 doktora öğrencisinden 191’i Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) eğitim görüyor. BUÜ, 25 alanda 191 doktora öğrencisi ile bu projeden en fazla destek alan üniversitelerden birisi olmayı başardı.

Bursa Uludağ Üniversitesi, YÖK tarafından başlatılan 100/2000 Doktora Bursu Projesi’nden en fazla yararlanan üniversitelerin başında geliyor. Türkiye genelinde tüm devlet üniversitesinin başvuruda bulunduğu projeden iki yılda yaklaşık 3500 doktora öğrencisi faydalanıyor. 100 farklı alanda eğitimlerini sürdüren öğrenciler YÖK tarafından aylık 2500 TL burs alıyor. BUÜ ise 25 farklı alanda toplam 191 öğrenci almaya hak kazanarak önemli bir başarıya imza attı.

YÖK’ün, Türkiye’nin 2023 hedeflerindeki öncelikli alanlarında doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere başlatılan burs programına devlet üniversiteleri arasından en büyük katılımlardan biri Bursa Uludağ Üniversitesi’nden geldi. BUÜ, Ege Üniversitesi’nin ardından programdan en fazla yararlanan ikinci üniversite olmayı başardı. 100 alanın 25’inde toplam 191 öğrenciyi programa dâhil eden BUÜ, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında da bu öğrencilerin sektörde eğitim almalarının önünü açmış oldu. Öğrenciler, program boyunca burslarını almaya devam edecek.

HEDEF 15 BİN YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA ÖĞRENCİSİ
Son bir yıl içerisinde iki kez 100/2000 doktora bursu çağrısı yaptıklarını açıklayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Şuana kadar devlet üniversiteleri içerisinde bu programdan en fazla yararlanan üniversitelerden biri olduk. Programın asıl amacı; Türkiye’nin cari açık verdiği alanlardaki eğitimli insan eksikliğinin giderilmesidir. Sadece belli noktalarda doktora yapılmasının ülkemize fazla bir katkısı olmuyor. Ülkemizin cari açığı istenilenden fazla ve buradaki çalışmalara baktığımız zaman açık veren kalemlerin tamamı bizim çalışma alanlarımız içerisinde yer alıyor. Aslında bizim ihracatımızın içerisindeki ileri teknoloji ürünlerin oranı gelişmiş ülkelerin hepsinden daha aşağıda yer alıyor. Son 10 yıl içerisinde orta ileri teknoloji ürünlerde ilerleme sağladık. Ciddi bir ilerlememiz var. Fakat ileri teknoloji ürünlerin katma değeri çok daha fazla olduğu için o alanlarda yapılacak çalışmalara daha fazla destek vermemiz gerekiyor. İlgili sektörlerle birlikte yapılacak doktora projeleri fikirden üretime, üretimden ekonomiye mantığını destekleyecektir. Bizler de 15 araştırma üniversitesinden biri olarak burada üstümüze düşeni yapmak adına çalışmalar yürütüyoruz. Elimizdeki beşeri kaynakları, etrafımızdaki ilgili sektörlerin kaynaklarıyla harekete geçirerek ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz” dedi. Rektör Ulcay, YÖK’ün önümüzdeki dönemde de bu program için kontenjan arttırması durumunda çağrıya çıkmaya devam edeceklerini aktardı. Ulcay, hedeflerinin hâlihazırdaki 10 bin yüksek lisans ve doktora öğrenci sayısını 15 bine çıkarmak olduğunu vurguladı.

25 ALANDA DOKTORA EĞİTİMİ
Bursa Uludağ Üniversitesi, YÖK 100/2000 Doktora Bursu kapsamında; Davranışsal Ekonomi, Felsefe, Göç Çalışmaları, İnsan Bilgisayar Etkileşimi, Katılım Bankacılığı, Kudüs ve Filistin Çalışmaları, Metabolizma ve Kronik Hastalıklar, Ortadoğu Çalışmaları, Siyaset Psikolojisi, Sürdürülebilir Tarım, Uluslararası Güvenlik ve Terör, Yapı Malzemeleri, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Yoksulluk Çalışmaları, Yöneylem Araştırmaları, Güç ve Depolama Teknolojileri, Manevi Danışmanlık, Moleküler Farmakoloji ve İlaç Araştırmaları, Moleküler Onkoloji, Moleküler Patoloji, Ulaştırma Akıllı Ulaşım Sistemleri ile Yeni Nesil Kompozitler ve Çok İşlevli Nanokompozit Malzemeler, Biyomalzemeler ve Doku Mühendisliği ile Translasyonel Tıp konuları dahil olmak üzere toplam 25 alanda doktora öğrencilerine eğitim veriyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), ortaya koyduğu projeler ve bilimsel altyapı çalışmaları sayesinde merkezi bütçe dışı gelirlerini 44 milyon TL’ye ulaştırdı. 2015 yılında 6 milyon olan bütçe dışı gelirler, 2018 yılında 44 milyon 390 bin TL’ye çıktı.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay tarafından ortaya koyulan ‘3. Nesil Üniversite’ hedefi 4 yılda üniversiteye çok önemli bir ivme kazandırdı. Üniversitenin bütçesinin her yıl katlanarak arttığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yatırım bütçesinin ve merkezi bütçe dışı gelirlerin de aynı oranda yükseldiğini açıkladı. 2016 yılında danışmanlık, proje ve araştırmalar dâhil merkezi bütçe dışı gelirlerin yaklaşık 6 milyon TL seviyesinde olduğunu aktaran Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Bu rakam 4 yıl önceki üniversite merkezi bütçe dışı gelirlerinin sadece yüzde 1,50’sini oluşturuyordu. Yaptığımız çalışmalar ve projeler sayesinde biz bu rakamı 44 milyon TL’nin üzerine çıkarmayı başardık. Bu rakamın büyük bir kısmını Avrupa Birliği projelerinden alınan araştırma fonları oluşturuyor. Özel bütçeli ve genel bütçeli idarelerden alınan proje yardımları da önemli bir destek sağlıyor. Her yıl artan bütçe gelirleri ile bilimsel çalışmalar ve altyapı yatırımları için ciddi bir kaynak havuzu oluşturduk. Geldiğimiz noktada 2018 yılında üniversite merkezi bütçe dışı gelirlerimiz artık bütçe gelirlerinin yüzde 8’ine denk konuma çıktı. İnşallah yeni dönemde de aynı istek ve azimle çalışarak üniversitemizde yapılan bilimsel çalışmalara daha fazla kaynak sağlayacağız” diye konuştu.

PATENT SAYISI 200’E YAKLAŞTI
Bilimden üretime, üretimden ekonomiye anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, üniversite bünyesinde yapılan bilimsel çalışmaların patentlenmesi, faydalı model ve tasarım sayısının arttırılması için de ciddi çalışmalar içerisinde bulunduklarının altını çizdi. Teknoloji Transfer Ofisi bünyesinde yürütülen projeler sayesinde patent ve faydalı model sayısını görev yaptıkları süre içerisinde ikiye katladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “2015-2018 yılları arasında Teknoloji Transfer Ofisi ve üniversitemiz akademisyenlerinin yaptıkları ortak çalışmalar sayesinde patent, faydalı model ve tasarım sayımızı 192’ye yükselttik. Bu başvurular biz göreve geldiğimizde sadece 13 adetti. Bugün sadece sonuçlanan patent sayımız ise 57 oldu. Yürüttüğümüz projeler ile bu sayının çok daha yukarılara çıkacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ PROJELERİNİN SAYISI 500’Ü GEÇTİ
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 2015-2018 yılları arasında üniversite-sanayi işbirliği proje sayısının %150 artış gösterdiğini söyledi. Sosyal sorumluluk projelerine de ağırlık verdiklerini belirten BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “4 yıl içerisinde 500’den fazla sosyal sorumluluk projesi ve üniversite-sanayi işbirliği projesi içerisinde yer aldık. Sadece kentimizde faaliyet gösteren endüstri kuruluşları ile bilimsel altyapı noktasında 250 proje anlaşması gerçekleştirdik. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerine de özel önem verdik. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren yaklaşık 300 sosyal sorumluluk projesinin bizzat uygulayıcısı ve yürütücüsü olduk” dedi.

25 BİN GENCE MESLEKİ EĞİTİM DESTEĞİ
Gençlerin istihdama katılabilmeleri için donanımlarının arttırılması adına da projeler hazırladıklarını kaydeden Rektör Yusuf Ulcay; “Üniversitemiz bünyesinde hizmetlerine devam eden Sürekli Eğitim Merkezi ve dil merkezlerimiz tarafından mezunların mesleki eğitimine ilişkin sertifika programları düzenledik. Sadece öğrencilerimizi değil, Türkiye’nin her yerinden eğitim almış gençlerimizi de sertifikalandırmak için Sürekli Eğitim Merkezimiz ile birlikte çok sayıda eğitim programını hayata geçirdik. Göreve geldiğimizde Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde formasyon eğitimleri hariç, mesleki anlamda mezunların eğitimine yönelik herhangi bir projenin olmadığını tespit ettik. Yaptığımız çalışmalar sayesinde bugüne kadar toplam 24 bin 947 gencimize sertifika eğitimleri verdik. İnşallah yeni dönemde bu eğitimlerin daha da geliştirilmesi adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Bursa İl Başkanlığı tarafından “Dünya’da ve Türkiye’de Enerji Görünümü” konulu panele ev sahipliği gerçekleştirdi. Programa T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcıları Alparslan Bayraktar ve Abdullah Tancan konuşmacı olarak katıldı.

Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, MTTB Bursa İl Başkanı Samet Enes Öztürk, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce üstlendi.

TÜRKİYE’NİN 60 YILLIK RÜYASI GERÇEK OLUYOR
Programın ilk konuşmasını gerçekleştiren T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar oldu. Dünyada ve Türkiye’de enerji konulu bir konuşma gerçekleştiren Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar, çok sayıda alanı etkileyen enerji sektörü konusunda Bakanlık olarak dışa bağımlılığı azaltacak yatırımlar yapmaya önem verdiklerinin altını çizdi. Nükleer enerji konusunda da çok önemli adımlar attıklarını açıklayan Alparslan Bayraktar; “Türkiye bu alanda 50-60 yıllık bir rüyasını gerçeğe dönüştürecek. O da son teknolojiyi kullanarak ve gerekli tüm önlemleri alarak nükleerden elektrik üretme projesidir. Bunu hayata geçirmek için çalışıyoruz. Akkuyu’da projeler devam ediyor. İnşallah birinci reaktörü 2023 yılında devreye almayı düşünüyoruz. İkinci projeyle alakalı Sinop’ta, Japonlarla çalışıyoruz. Üçüncü projeyle alakalı Çin’le görüşmelerimiz devam ediyor. Bu şekilde inşallah Türkiye, nükleer enerjiyi portföyü içerisine en kısa sürede alacak. Nükleer demek, kesintisiz enerji demektir. Başka bir açıdan baktığımız zaman da emisyon yönüyle son derece çevreci bir santral demektir. Ayrıca Türkiye tarihinde ilk kez kendi gemileriyle derin denizlerde doğalgaz araması yapacak. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ciddi anlamda azaltacak projelerimiz son hızıyla devam ediyor” dedi.

TÜRKİYE 60 ÇEŞİT MADENİN İHRACATINI YAPIYOR
Türkiye’deki elektrik ve doğalgaz yatırımları hakkında detaylı bir sunum gerçekleştiren Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ise ülkede doğalgaz götürülmeyen ilin kalmadığını açıkladı. 2002 öncesinde sadece 5 ilde doğalgaz bulunduğuna işaret eden Bakan Yardımcısı Tancan; “2018 yılı sonu itibariyle ile doğalgazın ulaşmadığı hiçbir ilimiz kalmadı. Aynı zamanda 510 ilçemize de doğalgaz arzı sağlandı. Yaptığımız tespitlere göre yaklaşık 51 milyon vatandaşımızın fiili olarak doğalgaz kullanmakta olduğunu biliyoruz. Maden konusunda ise dünyada bulunan 90 maden çeşidinin 77 tanesini ülkemizde tespit ettik. Bu 77 çeşidin 60 adedini de ülkemizde üretiyoruz. 2002 yılında 700 milyon Dolarlık maden ihracatımız varken, bugün 4,3 milyar Dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yaptığımız sondajlar neticesinde ülkemizde 327 ton metal altın, 4 milyon ton metal bakır, 1,5 milyar ton metal demir, 41 milyon ton krom, 1978 ton da uranyum rezervi tespit ettik. Ülkemiz bor kaynakları açısından avantajlı bir ülke. 2002’de dünya bor pazarının yüzde 31’i ülkemiz tarafından karşılanmaktayken, 2018 yılında bu rakamın yüzde 59’lara çıktığını görüyoruz. 2018 yılında 990 milyon Dolarlık bir ihracat rakamına ulaştık. Bor madeni sanayinin çok sayıda alanında kullanılabiliyor. Bu madeni sanayinin tuzu olarak nitelendirebiliriz” şeklinde konuştu.

ÜNİVERSİTE KENDİ ELEKTRİĞİNİ RÜZGÂRDAN ELDE EDECEK
Türkiye’nin cari açığının önemli bir kısmının enerji ihtiyacından kaynaklandığını vurgulayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da bu ihtiyacın giderilmesine yönelik devletin çok sayıda önemli proje yürüttüğünü vurguladı. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak 16 bin dönümlük arazi içerisinde önce 1 megawatt sonra 5 megawattlık bir güneş enerji tarlasını planladıklarını söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Elimizdeki haritalar üzerinden çalıştığımız zaman bulunduğumuz bölgede 6,5-7 metre/saniyelik rüzgâr olduğu görünüyor. Ancak bunu doğrulamamız lazım. İnşallah önümüzdeki günlerde 55-80 metrekarelik rüzgâr ölçümlerimizi bir yıl boyunca takip edeceğiz. Eğer verimli bir sonuç çıkarsa Bursalı bir firmamızla 5 farklı nokta belirledik. Bir tanesinde rüzgârgülünü ilk etapta gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

DÜNYA SİYASETİNDE ENERJİNİN ÖNEMİ TARTIŞILAMAZ
Panelin moderatörlüğünü yürüten BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce ise içerisinde bulunduğumuz çağın enerji çağı olduğuna işaret etti. Enerjinin çok boyutlu bir kavram olduğunun altını çizen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Yüce; “Her şeyden önce uluslararası arenada ilişkileri belirleyen en önemli faktör, günümüzde enerjidir. Dünya siyaseti üzerinde enerjinin önemi tartışılmazdır. Enerjinin bir de mali boyutu vardır. Şuanda cari açıklarımızın önemli bir kısmını enerji giderleri belirlemektedir. Ekonominin dinamikleri arasında bulunan enerjinin büyük bir kısmının ithalata dayalı olması ülkemiz için hem bir avantaj hem de dezavantajdır. Daha çok çalışmamız gerekiyor” dedi.

Programın sonunda BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve MTTB Bursa İl Başkanı Samet Enes Öztürk tarafından konuklara hediye takdimi gerçekleştirildi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et