Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi işbirliği ile yapılacak olan ‘Sınır Tanımayan Bilim’ adlı projenin başvuruları başladı.

Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği ve öğrenme güçlüğü olan ortaokul öğrencilerinin bilime yönelik ilgi ve meraklarının artırılması hedefleyen ‘Sınır Tanımayan Bilim’ projesi hayata geçiyor. Uludağ Üniversitesi ile Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin ortak çalışması ile yürütülecek olan projede özel gereksinimli öğrenciler bilime ve araştırmaya yönlendirilecek.

TOPLAM 40 ÖĞRENCİ KATILACAK
Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’nden Dr. Oya Arslan Armutçu’nun yürütücülüğünü üstlendiği ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projede 2018-2019 eğitim öğretim yılında ortaokula devam eden 20 hafif düzey zihinsel yetersizlik, 20 özel öğrenme güçlüğü olan toplam 40 kaynaştırma öğrencisi ile uygulama yapılacak. Etkinlik öncesinde ise projede görev alacak eğitimcilere özel eğitim alanı ve özel gereksinimli bireylere yönelik eğitim programları hakkında bilgiler verilecek. BTM bünyesinde iki etkinlik döneminde devam edecek projenin ilk dönemi için kayıtlar başladı.

KAYITLAR BAŞLADI
Projenin Ekim ayı içerisinde iki etap halinde yürütüleceğini açıklayan Dr. Oya Arslan Armutçu; “Proje programında birinci gün ‘Küçük Dünyalara Yakından Bakış’, ikinci gün ‘Mucitler Laboratuvarında Keşif ’, üçüncü gün ‘Tasarla Eğlen Üret’, dördüncü gün ‘Uzaya Kısa Bir Yolculuk’ başlıkları altında etkinliklere yer verilecek. Bu projenin sonunda özel gereksinimli öğrencilerin, bilim ve bilim uygulamalarına yönelik tutumlarının olumlu yönde geliştirilmesi, bilimsel bilgi ve becerilerinin artmasının yanı sıra, özel gereksinimli öğrencilerle çalışacak eğitimcilerin bu bireylere yönelik olumlu tutumlar geliştirmelerini bekliyoruz. Etkinliğimizin ilk döneminde çocuklarının yer almasını isteyen aileler www.sinirtanimayanbilim.com adresinden kayıt yaptırabilirler” diye konuştu.

Öğrencilerin sosyal medyada en çok etkileşime girdiği kişilerin okul arkadaşları olması, okullarda yaşanan akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık adı verilen bu durum, öğrencilerin okul hayatları başta olmak üzere tüm yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre, akran zorbalığına uğrayan çocukların sadece %4’ü konuyu ebeveynlerine ya da öğretmenlerine anlatıyor.

Günümüzün en güncel sorunlarından biri olan akran zorbalığı, hayatın pek çok alanında çocukların ve gençlerin karşısına çıkıyor. Buna rağmen pek çok okul yönetiminin akran zorbalığına karşı yeterince sorumluluk hissetmemesi, okullarda bu tür vakalarla ilgili net bir politika bulunmamasına ve öğrencilerin en üst düzeyde etkilenmesine yol açıyor. Bununla birlikte çocukların sosyal medyada etkileşim kurdukları kişilerin başında okul arkadaşlarının olması, akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık olarak adlandırılan bu durum, okul psikolojileri ve performansları da dahil olmak üzere çocukları pek çok açıdan olumsuz etkiliyor.

Bitdefender Antivirüs’ün yaptığı son araştırma, akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların sadece %4’ünün bu durumu anne babasına ya da öğretmenine anlattığını gösteriyor. Ebeveynler ile öğretmenlerin zorbalığa karşı beraber hareket ederek net bir strateji uygulaması gerektiğini belirten Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, zorbalığı azaltmak için atılabilecek adımları paylaşıyor.

Çocukların %24’ü Dış Görünüşlerini Değiştirmek İstiyor
Bitdefender Antivirüs’ün yeni araştırması, çocukların %29’unun karşılaştığı akran zorbalığını anne babasına anlatmadığını, yine %29’unun da durumu herkesten sakladığını ortaya koyuyor. Ayrıca araştırmaya göre, fiziksel görünüşleriyle ilgili zorbalığa uğrayan çocukların %24’ü, dış görünüşünde değişiklik yapmayı düşünüyor.

Araştırma verileri, ilk gençlik çağında zorbalığa uğrayan çocukların sadece %4’ünün ebeveynlerine ya da öğretmenlerine açıldığını gösteriyor. Uğradıkları zorbalığı okuldaki psikolojik danışmanları ile paylaşan gençlerin oranı ise %7.

Siber Zorbalığa ve Akran Zorbalığına Karşı Neler Yapılabilir?
Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Siber zorbalığı hemen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da zorbalığa sıfır tolerans gösteren bir topluluk oluşturulması ve çocuklara böyle davranışlara karşı nasıl tepkiler verilebileceğinin öğretilmesi gerekiyor.” ifadelerinde bulunarak konuyla ilgili öneriler paylaşıyor.

• Çocukların ve gençlerin çevrimiçi ortamda güvenliklerini riske atmayacak şekilde davranmaları, özel bilgilerini, fotoğraflarını ve videolarını yabancılarla paylaşmamaları ve ileride onları olumsuz etkileyebilecek dijital ayak izlerinin farkında olmaları için ebeveynlerle birlikte çalışılmalı. Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre siber zorbalık ile karşılaşan gençlerin %57’si fiziksel görünüşleri ile ilgili zorbalığa uğrarken, %44’ü fikirleri, %30’u kişisel özellikleri ve %27’si giyim tarzları nedeniyle zorbalığa uğruyor.

• Siber zorbalığa maruz kalan çocukların da siber zorbaya dönüşebileceğinin farkında olunmalı. Geçmişte ya da şu anda zorbalığa maruz kalan çocuklar, bu durumla başa çıkmak için siber zorbalığa başvurabiliyor. Bunun engellenmesi için okullarda özel programlar hazırlanabilir.

• Okullarda öğrencilere saygının, sorumluluğun ve hoşgörünün öğretileceği eğitici etkinlikler, atölyeler ve kampanyalar organize edilmeli. Böylece, akran zorbalığının barınamayacağı bir çevre yaratılabilir.

• Okullardaki psikolojik danışmanlar ve öğretmenler tarafından gençlerin, yüz yüze kaldıkları hoş olmayan durumları ve hisleri anlatmaları teşvik edilmeli.

• Siber zorbalığa karşı bir strateji geliştirilirken atılan her adımda öğrencilerin de görüşleri alınarak sürece dahil edilmeli.

• Çocuklara, başkalarına uygulandığına şahit oldukları herhangi bir zorbalığın ardından olayı hemen yetkili birine anlatmaları gerektiği öğretilmeli.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM) 10 haftalık ‘Bilim Elçileri Programı’nı başarıyla tamamlayan gönüllüler, köy okullarında gerçekleştirdikleri “;Bilim Köşesi”; projesi kapsamında Keles İmam Hatip Ortaokulu’nun koridor ve duvarlarını bilimsel temalarla renklendirdi.

Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projelerinden Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde eğitim alan ve kulüp çatısı altında etkinliklerine devam eden ‘Bilim Elçileri’, gönüllere dokunuyor. Bilimi topluma yaymak ve çocuklara sevdirmek adına gönüllü faaliyetlerde bulunan bilim elçileri, bu kez Keles İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri ile buluştu. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM) 10 haftalık ‘Bilim Elçileri Programı’nı başarıyla tamamlayan gönüllüler, köy okullarında gerçekleştirdikleri “;Bilim Köşesi”; projesi kapsamında Keles İmam Hatip Ortaokulu’nun koridor ve duvarlarını bilimsel temalarla renklendirdi. Okulun sınıfları ile fen ve teknoloji laboratuvarı, kütüphane ve mescidine de çizimler yapan Bursa BTM’nin gönüllü bilim elçileri, fizik ve kimya formüllerini de okulun duvarlarına resmetti.

Uzay, gökyüzü, fen bilimleri ve kitap okuma alışkanlıkları gibi temaların işlendiği resimler ile okulun duvarları çok daha eğlenceli hale gelirken, çocukların içindeki araştırma ve keşfetme merakının canlandırılması hedeflendi. Görsel hafızanın güçlendirilmesine yönelik gerçekleştirilen proje, çocukların yorum kabiliyetine ve uygulama becerisine katkıda bulunuyor. Projelerine Bursa’nın dağ ilçelerinde devam eden Bilim Elçileri Kulübü’nün çocuklara bilimi sevdirmek ve toplumda bilimsel farkındalık oluşturmak amacıyla kurulduğunu ifade eden üniversiteli gönüllüler, bilime ulaşamayan ve deney yapma imkânından yoksun olan öğrencilerin öncelikli hedefleri olduğunu söylediler. Bursa BTM’nin bilim gönüllüleri, kendilerine bu imkânı tanıyan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a ve Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi yönetimine teşekkür ettiler.

Büyükşehir Belediyesi tarafından bilimi topluma yaymak ve geleceğin nitelikli işgücünü yetiştirmek hedefiyle projelendirilen Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, kent ekonomisine bilim turizmi ile de artı değer sağlıyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projelerinden, dünyanın sayılı bilim merkezlerinden biri olan Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, her alanda örnek olmaya devam ediyor. Çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumun her kesiminin bilim ve teknolojiye ilgisini çekmek, kolay anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde bilimsel konuları sunmak amacıyla kurulan Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, Tayvan Ulusal Bilim ve Teknoloji Müzesi ile Bursa’da Bilim Turizmi’nin gelişmesi adına önemli bir işbirliği başlattı. Asya Pasifik Bilim Merkezleri Birliği’nin (ASPAC) üyesi olan Tayvan Ulusal Bilim ve Teknoloji Müzesi ile Bursa BTM arasında imzalanan protokol, Ocak ayında hayata geçiriliyor. Taraflar arasında imzalanan protokol kapsamında Tayvan’dan Bursa’ya gelecek olan bilim meraklıları, Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi tarafından bir hafta süreyle bilim ve kültür kamplarında ağırlanacak. Tayvan’dan gelecek 27 kişilik ilk kafile 18-26 Ocak tarihleri arasında Bursa’da olacak.

Bursa BTM ASPAC’te
Birçok alanda örnek olan ve ürettiği sergi ve deney düzenekleri ile de ülke ekonomisine katma değer sağlayan Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, Bursa’yı uluslararası alanda başarıyla temsil ediyor. Dünyanın en saygın etkinliklerinden biri olan ve bu yıl ‘Bilim Mutfağı’ temasıyla Tayvan’ın başkenti Taipei’de gerçekleştirilen ASPAC (Asia Pacific Network of Science & Technology Centers) Asya Pasifik Bilim ve Teknoloji Merkezleri Ağı toplantısında Bursa’yı temsil eden BTM yetkilileri, 30’dan fazla oturumun gerçekleştirildiği konferansta hem Bursa BTM’yi anlattı, hem de bilim turizmine yönelik önemli bağlantılar gerçekleştirdi. Tayvan’ın başkenti Taipei’de 3 gün süren konferansta, Bursa’da hayata geçirdikleri etkinlikler hakkında bilgi veren BTM’den Nazım Enes Altan, Öğretmenler Loncası ve Bursa BTM’nin dünya çapında ses getiren ve geçtiğimiz yıllarda bir dünya rekoruna sahne olan Science Expo’yu anlattı.

ASPAC nedir?
Asya Pasifik Bilim ve Teknoloji Merkezleri Ağı (ASPAC), dünya çapında, bilim merkezlerin üye olduğu bir çatı kuruluşudur. 1997 yılında bölgedeki bilim merkezleri arası iletişimi sağlamak ve bilim merkezlerinin bölgedeki etkinliğini arttırmak amacıyla kurulan ASPAC’in 20 den fazla ülkede yaklaşık 100 üyesi bulunmaktadır. 2015 yılında ASPAC’e üye olan Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi 1998 yılından bu yana uluslararası katılımlı yıllık toplantı ve konferanslar düzenleyen ASPAC’e Asya pasifik bölgesi dışında tam üye statüsü taşıyan ilk bilim merkezidir.

Cisco’nun Türkiye’de 18 yıldır sürdürdüğü Ağ Akademisi bünyesindeki programlara son bir yılda yaklaşık 9 bin kişi katıldı. Cisco, NetAcad ile 180 ülkede 2025 yılına dek 1 milyar kişinin hayatına dokunmayı amaçlarken, Türkiye’de ise bu süreçte 150 bin kişiye ulaşılması hedefleniyor.

Cisco’nun 2000 yılından bu yana sürdürdüğü Networking Akademi Eğitim Programı’na bugüne kadar yaklaşık 66 bin kişi katıldı. Toplam 102 akademide alanında uzman 185 eğitmene sahip Networking Akademi programı ile bilişim teknolojileri alanında yeni yetenekleri sektöre kazandırmak amaçlanıyor. Cisco Networking Akademi Türkiye Yöneticisi Umut Gök, NetAcad’e 180 ülkede toplam 7,8 milyon öğrencinin katılım sağladığına dikkat çekerek, “Cisco, dünya genelinde 2015 yılına kadar dijitalleşme ile 1 milyar kişinin hayatını pozitif olarak değiştirmeyi amaçlıyor. Cisco Ağ Akademisi Cisco’nun bu hedefinde önemli bir rol oynuyor. Türkiye’de toplamda 150 bin kişiye ulaşarak, dijital dünyaya yeni uzmanlar kazandıracağız” dedi.

Bilişim teknolojileri alanına yeni yetenekler yetiştirmek amacıyla 21 yıldır tüm dünyada Cisco Networking Akademi programını yürüten Cisco, bugüne kadar eğitim programları, teknik eğitim ve kariyer mentörlüğü yaparak 180 ülkede 8 milyon öğrencinin hayatının değişmesini sağladı. Bugün 10 bin 400’e ulaşan akademide, 22 bin eğitimci desteğine ulaşıldı. Türkiye’de de her geçen yıl programa olan ilginin artış gösterdiğine dikkat çeken Umut Gök, “Ülkemizde 102 akademide 185 eğitmen ile eğitimlerimizi sürdürüyoruz. 2000 yılından bu yana 66 bin öğrenci Cisco NetAcad programlarına katıldı, katılımcıların yüzde 24’ünü kadınlar oluşturuyor. Bu oran dünyada benzer pazarlara gayet yüksek, özellikle kadınlarımızın ağ güvenliği uzmanı olarak yetişmesini çok önemsiyoruz. Her yıl katılımcı sayımızı artırarak, 2015 yılına kadar 150 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Düzenlenen kurslarda katılımcılara bilgisayar ağlarının tasarlanması ve güvenli bir şekilde yönetilmesi için gereken ve tüm dünyada geçerli olan bilgi ve beceriler öğretildiğini vurgulayan Gök, Cisco Akademi mezunlarının aldıkları sertifikalar sayesinde iş dünyasında aranan uzmanlar haline geldiklerini belirtti.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Türkiye’nin milli ve yerli projelerinde yer almak istediklerini ve bu doğrultuda üniversite olarak her türlü bilimsel çalışmayı gerçekleştirdiklerini söyledi.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Malzeme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Atilla Aydınlı ile birlikte ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün’ü makamında ziyaret etti. Önceki yıl imzalanan SAYP protokolü çerçevesinde yürütülen projelerin görüşüldüğü ziyarette yeni işbirliği imkanları hakkında da fikir alışverişi gerçekleştirildi.

SAYP PROJESİ SAVUNMA SANAYİNİN BİLİMSEL AYAĞI OLACAK
Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu ‘yerli ve milli’ savunma sanayii hamlesinin son derece başarılı bir şekilde ilerlediğini kaydeden Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, dünyanın teknolojik olarak her geçen gün kendisini geliştirdiğini belirtti. Savunma anlamında kendi ürünlerini üretemeyen ülkelerin tam bağımsızlık noktasında ciddi sıkıntılar yaşadığına işaret eden Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Yerli ve milli silahlarımızı, İHA’larımızı ve diğer savunma sistemlerimizi ürettikten sonra artık dünyanın bize bakışı değişti. Türkiye, bugün bölgesi hakkında söz sahibi olan ve karar veren bir ülke konumuna geldi. Teknolojinin nimetlerinden en iyi şekilde faydalanabilen ve bunu ülkesinin korunması için kullanabilmen bir Türkiye olduk. Hükümetimizin kararlı duruşu ve yerli bilim insanlarının çabaları ile bugünlere geldik. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak bizler de ‘yerli ve milli’ projelerin içerisinde yer almaya gayret gösteriyoruz. Önceki yıllarda ASELSAN, TEI-TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ, HAVELSAN ve diğer yerli üretim yapan firmalar ile birlikte Savunma Sanayii İçin Araştırmacı Yetiştirme Programı’nı (SAYP) imzaladık. Protokol doğrultusunda çok önemli projeleri hayata geçirdik. Yeni dönemde de aynı anlayış ile çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

BURSA, SAVUNMA SANAYİİNİN KALBİ
Bulundukları şehir itibariyle de şansı bir üniversite olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Ulcay, kent yöneticilerinin ve sanayicilerinin ‘yerli ve milli üretim’ kavramına büyük önem verdiklerini vurguladı. Özellikle iş dünyası temsilcilerinin bu doğrultuda çok sayıda projeyi hayata geçirdiklerinin altını çizen Ulcay; “Başta Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluş yerli üretim konusuna son derece hassasiyetle yaklaşıyor. Bu hassasiyet bizlerin bilimsel çalışmalarına da yansıyor. Kent sanayicileri ile ortak projeler üretebiliyor ve Türkiye’nin hizmetine sunabiliyoruz. Bursa, heyecanı, isteği ve ortaya koyduğu projeler ile savunma sanayiinin ve yerli üretimin merkezi kalbi konumuna gelmiştir” diye konuştu.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün de Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve yöneticilerine kuruma gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı teşekkür etti. Prof. Dr. Haluk Görgün, BUÜ ile işbirliklerini arttırarak devam ettirmek istediklerini söyledi.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve Malzeme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Atilla Aydınlı daha sonra ASELSAN Mikroelektronik Güdüm ve Elektro-Optik (MGEO) Sektör Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığına atanan Prof. Dr. Sezai Elagöz’ü de ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti.

ÜBİTAK ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Geleceğimiz için bilim merkezleri’ ana temalı 2. Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezleri Konferansı başladı. Konferansın açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Türkiye’nin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine giden yolda bilim merkezlerinin ciddi bir altyapı teşkil edeceğini söyledi.

Türkiye’nin en geniş kapsamlı bilim merkezilerinden birine sahip olan Bursa, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) düzenlendiği ve ilki geçen yıl Konya’da yapılan Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezleri Konferansı’nın ikincisine ev sahipliği yapıyor. Toplum ve bilim merkezleri, bilim merkezleri ve iş birlikleri, sergi tasarım ve üretim süreçleri, bilim merkezlerinde sürdürülebilirlik, bilim merkezi etkinlikleri ile bilim iletişimi gibi konuların masaya yatırılacağı, iki gün sürecek konferansın açılış töreni Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı. Konferansa, TÜBİTAK Başkanı Prof.Dr. Hasan Mandal, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, BEBKA Genel Sekreteri İsmail Gerim, yerli ve yabancı uzmanlar, sektörde faaliyet gösteren firma yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Model olmayı hedefliyoruz
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, konferansın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projesi Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki gelişimine hız kazandırması ve bu kapsamdaki ilk örneklerden biri olarak tüm Türkiye’ye model olmasını hedeflediklerini söyledi. Bursa’yı her alanda geleceğe taşıyacak projeleri bir bir hayata geçirdiklerini vurgulayan Başkan Aktaş, “Bilim ve teknoloji merkezimiz de çocuklarımızın ve gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgisini çekmek, kolay anlaşılır ve eğlenceli bir şekilde bilimsel konuları sunmak amacıyla geliştirildi. Bugün burada Türkiye’nin en geniş kapsamlı bilim merkezlerinden birine sahip olan Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak, bilimsel bir zirveye ev sahipliği yapmanın kıvancı ve gururunu yaşıyoruz” dedi.

Ciddi bir altyapı
Yerli ve milli üretim kavramının iyice öne çıktığı günümüzde Türkiye’nin geleceğinin bilimde olduğunu ifade eden Başkan Aktaş, “Türkiye’nin geleceği adına önemli bir misyon üstlenen ve bilimi topluma yaymak için projelendirilen bilim merkezlerinin yönetici ve temsilcileri, deneyimlerini paylaşmak ve sektördeki hedefleri tartışmak için aramızdalar. Konferansta nitelikli işgücü oluşmasına ve yerli üretime katkı sağlamak amacıyla geliştirilen bilim merkezleri temsilcileri gelecek adına bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşmalarının yanı sıra bilim merkezlerinin sürdürülebilirliği konusunda fikir alışverişinde bulunacaklar. Özellikle bilim merkezlerinin sürdürülebilir olması önemli bir konu. Türkiye’nin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine giden yolda bilim merkezlerinin ciddi bir altyapı teşkil edeceğine inanıyorum. Konferansa gerek yurt içinden gerekse yurt dışından katılan misafirlerimize teşekkür ediyor, konferansın verimli geçmesini diliyorum” diye konuştu.

Krizi fırsata çevirmek
TÜBİTAK Başkanı Prof.Dr. Hasan Mandal, Türkiye’nin son dönemde yaşadığı ekonomik güçlüklere dikkat çekerek başladığı konuşmasında, bu tür güçlüklerin yeni fırsatları beraberinde getirdiğini hatırlattı. Bu tip güçlüklerin, yeni arayışlara yönelme ve özgüven oluşmasına fırsat verdiğini dile getiren Mandal, “Bu fırsatlardan biri savunma sanayiindeki yerlilik oranının yüzde 60’ların üzerine çıkmasıdır. Yine böyle bir güçlük dönemini fırsata çevirip, yerli ve milli süreciyle savunma sanayiinde önemli bir mesafe kat ettik. Ben bu zorlukları da aşabileceğimizi düşünüyorum” dedi.

2 milyon 600 bin ziyaretçi
Böylesi güçlüklerin yaşandığı dönemde bile bilim ve teknolojiye olan ilginin her geçen gün arttığını kaydeden Mandal, bu ilginin TÜBİTAK olarak kendilerini hem cesaretlendirdiğini hem de sorumluluklarını artırdığını vurguladı. TÜBİTAK’ın birçok destekleme programı olduğunu ancak bunlar içinde hem sayı hem profil anlamında en fazla bireye dokunan alanın bilim merkezleri olduğunu ifade eden Mandal, “Şuanda aktif halde Konya, Kayseri, Bursa, Kocaeli ve Elazığ Bilim ve Teknoloji Merkezlerimiz var. Bunların hepsini yerinde görme ve inceleme fırsatı buldum. Üsküdar ve Antalya Kepez bilim merkezleri bitmek üzere. Bunların arkasından Şanlıurfa, Gaziantep, Samsun ve Düzce gelecek. 2017 yılında faal 5 bilim ve teknoloji merkezimizi 2 milyon 600 bin kişi ziyaret etmiş. Nüfus olarak baktığımızda sayı olarak yetersiz ama iyi bir başlangıç. Bu yılın ilk 6 ayında ziyaretçi sayısının 1,5 milyonu aşması sayının gün geçtikçe arttığını gösteriyor” diye konuştu.

Prof.Dr. Mandal, bilim merkezlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından konunun tüm taraflarının biraya geldiği paylaşım toplantılarının önem taşıdığını belirterek, konferansa yurtiçi ve yurt dışından gelen konuklara teşekkür etti.

Açılış konuşmalarının ardından Danimarka Experimentarium Bilim Merkezi Kurucu Genel Müdürü Asger Hoeg, geleceğin bilim merkezleri konulu bir sunum yaptı. Sunumun ardından TÜBİTAK Başkanı Mandal ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Hoeg’e teşekkür plaketi verdi.

Büyükşehir Belediyesi tarafından geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek ve bilimi topluma yaymak hedefiyle projelendirilen Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (Bursa BTM) yaz kampları yoğun ilgi görüyor. Her yaştan bilim meraklısı için hazırlanan bilimsel kamplar, gençlerin ufkunu açarken, aileler çocukları ile birlikte bilimle iç içe nitelikli zaman geçiriyor.

Bursa BTM’nin yaz kampları kapsamında düzenlenen, “Uzay Kampı” astronomi ve uzaya meraklı aileleri bir araya getirdi. Astronomi ve uzayla ilgili zengin ve eğlenceli bir içeriğe sahip olan kampa katılanlar geceyi Bursa BTM’de geçirdi. Kampın ilk bölümünde Astronom Dr. Bülent Yaşarsoy, güneş sistemi, gezegenler, yıldızlar, galaksiler, diğer gök cisimleri ve astronomik olaylarla ilgili katılımcılara detaylı bilgi verdi. Dr. Yaşarsoy uzay hakkında en çok merak edilen “evrende yalnız mıyız, kara delikler nedir, Mars’a yerleşebilir miyiz?” gibi en çok merak edilen konulara da açıklık getirdi.

Görevimiz Mars
Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilen Uzay Kampı’na katılan aileler, Astronom Dr. Bülent Yaşarsoy’un söyleşisinin ardından uzman eğitimciler eşliğinde insanoğlunun uzay macerasının ve Mars’a yolculuğun anlatıldığı ‘Görevimiz Mars’ sergisini gezdiler. Mars’a güvenli iniş etkinliğine de katılan aileler, kendi mars araçlarını tasarladılar. Çocukların da hayli eğlendiği etkinlikte katılımcıların büyük bir kısmı görevi başarıyla tamamladı. Teleskopla gökyüzü gözleminin de yapıldığı Bursa Uzay Kampı’na katılanlar gecenin sonunda milyonlarca kilometre uzaklıktaki gezegenleri ve yıldızları da yakından inceleme fırsatı buldu. Katılımcıların büyük beğenisini kazanan ‘Bursa Uzay Kampı’ planetaryum gösterimiyle birlikte sona erdi.

Çocukların okullara yerleştirilmesiyle ilgili sorunlara çözüm arayan Hollanda, pilot uygulama başlattı. İlkokullara yerleştirme işlemi için yapay zekayı devreye alan sistemde, çocukların geleceği için en uygun seçimi algoritmalar yapıyor. Uygulama, ‘yapay zeka’nın güvenilirliğini de test ediyor.

KPMG Türkiye Bilgi Sistemleri Risk Yönetimi Bölüm Başkanı Sinem Cantürk, Hollanda’nın okullarda daha adil ve eşitlikçi bir öğrenci yerleştirme sistemi oluşturulması için yapay zeka denemelerine başladığını söyledi. Popüler okullarda yığılma yaşanmasını önlemeyi ve tüm çocuklar için eşit fırsat yaratmayı amaçlayan sistemin algoritmalarını KPMG denetliyor. Hollanda’daki pilot uygulamanın ‘yapay zeka’nın güvenliğini de test ettiğini belirten Cantürk, yapay zekada güvence algısının önemini şöyle anlattı:

“Şirket itibarının ve marka algısının, müşteri memnuniyeti ve sadakatinin, bunun ötesinde piyasa değerinin temelini oluşturan güven duygusu, işletmelerin başarı ya da başarısızlığının altında yatan belirleyici faktörlerden biri. Öte yandan, iş dünyasında genel anlamda veri analizinin, özel olarak da yapay zekanın giderek daha fazla yaygınlaşmasıyla birlikte, makineler ve algoritmalar güven denkleminin kayda değer bir unsuruna dönüşüyor.

Bu durum, tüm organizasyonlar için ciddi sorular doğuruyor. Çünkü rekabet üstünlüğü elde etmek için yapay zeka yoluyla teknolojik yarış içine giren şirketler, güvendikleri veri ve algoritmaların giderek daha karmaşık ve belirsiz hale gelmesine rağmen daha yüksek risk seviyelerine ulaşmaya hazır değil. Bunun sonucunda da, yetkililerin kendi yaratmadıkları ve tam olarak anlamadıkları bir algoritmanın çıktılarına dayanarak önemli kararlar almaya zorlandıkları durumlar oluşabilir” dedi.

Hollanda’da okullardaki uygulamanın, yapay zekanın kullanım alanlarında örnek olacağını vurgulayan Cantürk, yapay zekanın gerçek anlamda dönüştürücü olması için işleyişine güven duymak gerektiğini kaydetti. Cantürk, “Bu nedenle kapsamlı bir yapay zeka güvence modelinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu model, algoritmaların güvenilir olmasını, sistemin siber saldırılara karşı güvenli olmasını, BT süreçleri ve kontrollerinin doğru uygulanmasını, veri yönetiminin doğru kurgulanmasını ve makine öğrenimi etiğini kavrayan bir yönetişim yapısının oluşturulmasını sağlayarak güven inşa etmelidir. Makine yönetişimi insan yönetişiminden temelde farklı olmadığı gibi, şirketlerin yapısına ve süreçlerine entegre edilmeli. Böylece, yapay zeka kararlarından etkilenen kişiler, bağımsız olarak denetlenen algoritma sayesinde çocukları için daha adil bir okul seçimine kavuşacak olan Hollandalı aileler kadar sisteme inanç duyacaklardır” diye konuştu.

Kaspersky Lab’in yayınladığı son rapor, şirketin Ebeveyn Kontrolü modüllerinden elde edilen istatistiklere göre yaz tatili boyunca tüm dünyada çocukların internette neler yaptığını ortaya koydu. Araştırma çocukların okulda değilken internette neler izlediğini, dinlediğini, satın aldığını ve aradığını gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye’de internet kullanımı en çok yazılım, ses ve video (%46,08) kategorisinde gerçekleşirken, bunu haber sitelerinin takibi (%23) ve internet iletişim medyası kullanımı (%17) izledi. E-ticaret sitelerinin kullanımı (%5,72) ve bilgisayar oyunları (%3,39) ise sıralamanın gerisinde kaldı.

Raporda 2018’in Haziran ayından Ağustos’un ortasına kadar olan sürede Windows PC’ler ve Mac’lerden ziyaret edilen websiteleri ile Windows PC ve Mac’in yanı sıra Android ve iOS cihazlarından yapılan aramalara ilişkin anonim istatistikler yer alıyor. Söz konusu istatistikler, Ebeveyn Kontrolü modülü açık olan Kaspersky Lab amiral gemisi ürünleri ve çocukları internette korumak için kurulan Kaspersky Safe Kids servisinden elde edildi.

Elde edilen bulgulara göre globalde olduğu gibi Türkiye’de de çocuklar bu yaz sosyal medyada vakit geçirmek yerine video içerik izlemeyi ve müzik dinlemeyi daha çok tercih etti. Araştırmada, çocukların YouTube’da daha fazla vakit geçirdiği ortaya çıktı. Özellikle farklı ülkelerde çocukların PewDiePie adlı blogger’a ilginin arttığı görüldü. Çocuklar ayrıca Netflix üzerinden birçok farklı TV programını seyretmeyi tercih etti. Küçük çocukların tercihi ise Nickelodeon, Cartoon Network ve Disney Channel’ın yanı sıra SüngerBob KarePantolon çizgi filmleri oldu.

Konu müzik olunca; çocuklar Spotify, Soundcloud ve iTunes gibi yayın servislerini kullandı. Çocuklar arasında en popüler müzik türü ise rap oldu. Bu yaz bir saldırıda öldürülen ünlü rap müzik sanatçısı XXXTentacion’ın ölümü hakkında çok fazla arama yapıldı. Bunun ardından XXXTentacion’ın şarkıları zirve yaptı. Çocuklar XXXTentacion’ı diğer tüm sanatçılardan fazla dinledi.

Çocuklar, aralarında BBC, CNN ve BuzzFeed gibi sitelerin de bulunduğu haber sitelerini daha sık ziyaret etmeye başladı. Ayrıca 2018 FIFA Dünya Kupası’ndan son haberleri ve skorları da almak için vakit harcadılar. İnternet üzerinden oynanan oyunlar popülerliklerini koruyor. Dünya genelinde çocukların Fortnite’a yönelmeye başladığı görüldü. Fortnite böylece en popüler oyun olarak PUBG’yi tahtından etti.

Bu yaz çocukların ilgi gösterdiği bir diğer alan ise kıyafetler ve mobil cihazlar oldu. İnternet mağazaları arasında çocukların en çok tercih ettikleri yerler Ebay, Amazon, Aliexpress, ASOS ve H&M’di. En popüler markalar ise Nike, Adidas, Supreme, Gucci ve Vans oldu. Tüm mobil cihazlar arasında çocuklardan en çok ilgiyi iPhone ve Samsung Galaxy gördü.

Çocukların; oyunlar, video ve müziğin yanı sıra yetişkinlere yönelik içerikler barındıran siteleri de sıkça aradığı tespit edildi. Ancak, ebeveynleri bu tür siteleri engelleyen (örneğin bir Kaspersky Lab ürünüyle) çocukların bu girişimleri başarısız oldu. Türkiye’de çocukların yetişkinlere yönelik içerikleri arama oranı %0,24 oldu.

İnternet üzerinde gizlilikle ilgili endişeler de bu yaz çocuklar arasında yaygın olarak görüldü. DuckDuckGo adlı arama motoru ve VPN hakkında yoğun aramalar yapıldı. Kaspersky Lab, çocuklar arasında bu konuya ilginin arttığı bulgusuna ilk kez bu araştırmada ulaştı.

Kaspersky Lab Web İçerik Analizi Uzmanı Anna Larkina, “Elde ettiğimiz istatistikler tüm dünyada çocukların ve gençlerin nelere ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Ebeveyn kontrolüne sahip ürünleri kullanmayı yalnızca potansiyel olarak tehlikeli içerikleri engellemek için değil ayrıca ebeveynlerin de çocuklarının ilgi duyduğu ve sevdiği şeyler hakkında bilgi edinmeleri için tavsiye ediyoruz. Kaspersky Lab ürünleri gibi birçok yazılım, ebeveynlere çocuklarının internetteki faaliyetleri ile ilgili raporlar sunuyor. Elbette bu raporlarda hiçbir kişisel bilgi yer almıyor. Bizce, ebeveynlerin çocuklarının internette neler yaptığını bilmesi; aile içi ilişkilerin daha iyi olmasını, açık diyalog kurulabilmesini ve cinsel içerikli mesajlar veya zorbalık gibi daha ciddi tehditlerin önlenmesini sağlıyor.” dedi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et