Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

PAGÇEV, BaşakşehirLivingLab organizatörlüğünde “Geri Dönüşüm Temalı Bilgisayar Oyunu Tasarımı Etkinliği” düzenlemeye hazırlanıyor.

10-15 yaş arası öğrencileri kapsayan etkinlikte 8 saatlik digital eğitimin ardından adım adım geri dönüşüm temalı bilgisayar oyunu tasarlanacak.Yıl boyunca düzenlenecek turnuvalar sonunda birinciye sürpriz hediye verilecek. Çocukları geri dönüşüm konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan etkinliğe 23 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilecek.

Ambalaj atıkları yetkilendirilmiş kuruluşu olarak çalışmalarını sürdüren PAGÇEV(PAGEV Geri Dönüşüm İşletmesi) yeşil bir gelecek için verdiği eğitimlerle çocuklara çevre ve geri dönüşüm bilinci kazandırmayı sürdürüyor. Yenilikçi çalışmalarla çocuklara ulaşmayı hedefleyen PAGÇEV bu kez Başakşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Türkiye’nin ilk LivingLab (Yaşam Laboratuvarı) ile “Geri Dönüşüm Temalı Bilgisayar Oyunu Tasarımı Etkinliği” düzenlenmeye hazırlanıyor.

Etkinlik 10-15 yaş arası öğrencileri kapsıyor. Etkinliğe katılmaya hak kazanan çocukları PAGÇEV öncelikle çevre ve geri dönüşüm eğitimi ile bilinçlendirecek.8 saatlik digital eğitim programı verilecek. Ardından öğrenciler adım adım geri dönüşüm temalı bilgisayar oyunu tasarlayacak. PAGÇEV’in maskotu PAG’ın başkahraman olacağı oyunda, ambalaj atıklarının doğru bir şekilde ayrıştırılması sağlanacak. Yıl boyunca düzenlenecek turnuvalar sonunda birinciye ise sürpriz bir hediye verilecek.

BaşakşehirLivingLab bünyesinde çocuklar tarafından tasarlanan oyun, yıl boyunca sergilenecek ve ziyaretçiler yaşıtlarının tasarladığı oyunla tanışma fırsatı bulabilecek.

23 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilecek etkinliğe katılım için başvurular devam ediyor. Başvurular www.pagcev.org sitesinden veya 0212 425 13 13 nolu telefondan yapılabilir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Kent Gönüllüleri Gençlik Kampı’nda başarı gösteren 21 öğrenciye Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği ortaklığıyla temel kodlama eğitimi verildi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasındaki sosyal kültürel ve sportif faaliyetleri kapsayan protokol kapsamında 17 ilçedeki ortaokul 5.6.7. sınıf öğrencilerinin katıldığı 8 dönemlik Kent Gönüllüleri Gençlik Kampı düzenlendi. Milli ve manevi değerler başta olmak üzere; kamp kültürü, kentlilik bilinci, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere katılan gençler arasından başarı gösterenler Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’nın organizasyonuyla kodlama eğitimi almaya hak kazandı. Kent Gönüllüleri Gençlik Kampı’na katılan ve başarılı olan 21 öğrenciye, Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği Ortaklığı ile temel kodlama eğitimi verildi.

“Yarını Kodlayanlar” projesindeki eğitimler sayesinde öğrenciler, sadece teknoloji tüketicisi olmayıp, yeni teknoloji ya da dijital eserler ortaya çıkarmanın yollarını öğrendiler. Proje kapsamında verilen eğitimlerde hayal et, tasarla, yap, paylaş temel değerleri üzerinde duruldu. Bu değerlerle gençlere “kendin yap” kültürünün temeli aşılanmış oldu. Uygulama 4 saat “Scratch” programlama dili eğitimi ile gerçekleşti. Proje ile gençlerin hayal ettikleri düşünceleri tasarlamalarını ve hayal gücünü harekete nasıl geçirecekleri konusunda imkân sağlandı. Eğitimi başarı ile tamamlayan öğrencilere katılım belgesi verildi.

Sabancı Üniversitesi tarafından geliştirilen gıdaların raf ömrünü uzatan nano-kil katkılı gıda ambalaj teknolojisi, Amerika’nın Washington D.C eyaletinde düzenlenen ‘American Chemical Society National Meeting’de tanıtıldı.

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) Araştırmacısı Hayriye Ünal’ın yürütücülüğünde, Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Yusuf Menceloğlu ve Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Fevzi Çakmak Cebeci ile Tümleştirilmiş Üretim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÜMER) Araştırmacısı Serkan Ünal’ın danışmanlığında TÜBİTAK ARDEB 1003 projesi kapsamında geliştirilen, gıdaların raf ömrünü uzatan nano-kil katkılı gıda ambalaj teknolojisi Washington D.C’de düzenlenen ‘American Chemical Society National Meeting’ kapsamında tanıtıldı.

Nano-kil katkılı ambalaj, gıda kaynaklı ekonomik zararı azaltabilir
Bilim insanları 20 yıldır özellikle ambalajlara odaklanarak, gıdaların bozulmasını engellemenin alternatif yollarını arıyor. Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) Araştırmacısı Hayriye Ünal ve ekibi, bu çok yönlü ambalaj ihtiyacını karşılamak amacıyla farklı işlevler kazandırılmış kil nanotüpleri içeren bir ambalaj filmi geliştirdi. Bu film meyve ve sebzelerin aşırı olgunlaşmasını ve et örneklerinde mikrobiyal büyümeyi engelleyerek kolay bozulur ürünlerin raf ömrünü uzatan bir özellik taşıyor.

Hayriye Ünal araştırmaları ile ilgili olarak “Bu tür aktif ambalajlar sayesinde gıda güvenliğine katkı sağlayabilir, bozulma kaynaklı ekonomik zararı azaltabiliriz,” dedi ve geliştirilen bu teknoloji ile farklı gıda türlerine özel düşük maliyetli ambalajların tasarlanabileceğini belirtti.

Gıda ambalajının verimliliği domates, muz ve tavuk ile test edildi
SUNUM araştırmacıları nano-kil katkılı bu film ile domates, muz ve tavuk gibi gıdaları paketleyerek farklı süreler boyunca bekletti ve sıradan polietilen film karşısındaki verimliliğini ölçtü. 10 gün sonunda geliştirilen yeni filmle paketlenmiş domateslerin kontrol grubundaki sebzelere göre daha iyi durumda olduğu görüldü. Ayrıca altı gün sonunda, muzların bu yeni film sayesinde polietilen filme kıyasla daha diri ve sarı kalabildiği gözlendi. Bu filmle kaplanan ve 24 saat buzdolabında saklanan tavukta polietilen ile paketlenmiş tavuğa kıyasla çok daha az bakteri artışı gözlemlendi.

Hayriye Ünal, Sabancı Üniversitesi tarafından patentlenmiş nano-kil katkılı gıda ambalajının piyasaya sürülebilmesi konusunda çalışmalara devam ettiklerini, geliştirilen malzemelerin gıda ile temasının güvenilirliği konusunda testleri sürdürdüklerini belirtti.

Okulların açılmasına kısa bir süre kalırken, Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Kln. Psk. Mehmet Dinç teknolojinin aşırı ve kontrolsüz kullanımına karşı aileleri uyardı. Çocukların ve gençlerin ekran karşısında çok fazla zaman geçirdiklerini belirten Mehmet Dinç, “0-3 yaş grubu ekranla tanışmamalı, 3-6 yaş arası 30 dakika, ilköğretim 45 dakika, ortaöğretim 1 saat ve lise çağındaki gençler ise 2 saatten fazla ekran karşısında kalmamalı” dedi.

Okulların açılmasına kısa bir süre kala bir uyarı da Yeşilay’dan geldi. Çocukların ve gençlerin ekran karşısında çok uzun süre zaman geçirdiklerini kaydeden Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Kln. Psk. Mehmet Dinç, “Televizyon sayesinde erken öğrenmeler söz konusu olduğu için erken ergenlikler, erken uyarılmalar ortaya çıkıyor. Çocuklar çocukluklarını yaşamadan yetişkinlerin dünyasına giriyorlar. Bugün ergenliğin bu kadar uzamasının en büyük nedeni bu” dedi. Ergenlik döneminin 12-13 yaşında başlayıp 18 yaşında bitmesi gerekirken, bugün gelişim psikolojisinin 9 yaşında başlayıp 30 yaşına kadar sürebildiğine dikkat çeken Dinç, çocukların ve gençlerin ekran karısında ideal kalma sürelerini açıkladı. Buna göre; okul öncesi 3-6 yaş grubundaki çocuklar için bu süre 30 dakika olarak belirlenirken, ilköğretim grubu için 45 dakika, ortaöğretim 1 saat ve lisedeki gençler için ise 2 saat.

0-3 yaş grubunda beyin zarar görüyor
Ekran karşısında kalan 0-3 yaş grubundaki çocukların, bağımlılığa dönüşmesinden ziyade, beyinlerine zarar verdiğini belirten Mehmet Dinç, “Bu yaşlarda beyin gelişimi çok hızlı ilerliyor. Bu dönemde çocukların 5 duyu organlarını aktif bir şekilde kullanmamaları veya birini kullanmayıp diğerini daha fazla kullanması beynin gelişmesinde sıkıntıya yol açıyor” dedi. Ekranla kurulan ilişkide 5 duyu organının kullanılmadığına dikkat çeken Dinç, “Göz var, kulak var ama dokunmak, tatmak, koklamak yok. Bu organlar çalışmadığı için beynin gelişmesi sıkıntılı oluyor” dedi. Burada ebeveynlere önemli görevler düştüğünü belirterek, onlara önerilerde bulunan Mehmet Dinç, “Anne-babanın görevi çocuğu yetiştirmek, hayata hazırlamak. Bebeklik döneminden itibaren çocuğun zihinsel gelişimine yönelik alternatiflerle geliştirilmeli, bu yönde yapılan çalışmalar takip edilmeli, uygulamaya geçirilmeli. Çocuğun hayatı işitsel, duyusal, hareket anlamında zenginleştirilmeli” dedi.

Hayata adapte olmakta zorlanıyorlar
Ekran bağımlılığının beynin fiziksel yapısını olumsuz etkilediğini de açıklayan Mehmet Dinç, “Mesela çizgi filmlerde görüntü 3 saniyede bir değişmesi lazım ki çocuğu ekran başında tutabilsin. Ama hayat bu kadar hızlı akmıyor. Hayat bu kadar hızlı akmazken çocuk televizyonda akan hızlı bir hayatı izleyince normal ortama döndüğünde afallıyor. Adapte olmakta problem yaşıyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu söz konusu olmaya başlıyor. Hayatın günlük ritmine, yavaşlığına alışamıyor çocuklar. Ondan sonra okula başlayan bu çocuklar ders dinleyemiyorlar. Normal bir ilişki kurmak istediklerinde ilişki kuramıyorlar. Her şeyden çok çabuk sıkılıyorlar. Çünkü ekranda çok hızlı geçen sınırsız bir içerik var. Gerçek hayatın kurallarına adapte olamıyorlar” şeklinde konuştu.

0-3 yaş grubu ekranla tanışmamalı
Pratik anlamda 0-3 yaş grubundaki çocukların ekranla tanışmaması gerektiğini ifade eden Mehmet Dinç, “3 yaşından sonra biz hep şuna bakarız: Süre nedir, içerik nedir? 3 yaşından sonra süre ve içeriği kontrol ettiğimiz zaman verebiliriz. 3 yaşından 6-7 yaşına kadar günlük yarım saati geçmeyen bir kullanım tavsiye ediyoruz. 3-6 yaş arasında 30 dakikayı geçmesi çocuğa zarardır. Bu kullanımdan kastımız cep telefonundan yarım saat, bilgisayardan yarım saat, televizyondan yarım saat kullanım değil tabi ki. 24 saat içinde hepsinin yarım saat kullanımıdır” diye konuştu.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi astronomi meraklıları için yaza veda niteliğinde bir etkinliğe daha imza atıyor. Hasip Sönmezalp Bursa Gökyüzü Gözlem Şenliği, astronomi meraklılarını tekrar bir araya getiriyor.

9 Eylül 2017 tarihinde saat 20:00-01:00 arasında Bursa Kültürpark’ta gerçekleştirilecek şenliğe katılanlar teleskoplarla ayı ve gezegenleri seyredecekler. Şenlikte ayrıca, mobil planetaryum gösterileri, Bilim Avcıları ekibi ile bilim gösterileri ve astronomi üzerine söyleşiler gerçekleşecek.

Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü doktora öğrencisi Saffet Vatansever’in araştırmacı olarak yer aldığı ve ASELSAN Araştırma Merkezi ile ortak yürütülen “Sayısal videolar üzerinden adli kanıt toplama ve kimlik tespitine yönelik yazılım projesi”, Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylandı.

İnternette paylaşılan video üzerinden adli kanıt toplamaya ve kimlik tespitine yarayan bir proje geliştiren Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü doktora öğrencisi Saffet Vatansaver’e Savunma Sanayii Müsteşarlığından destek geldi. Müsteşarlık, proje için 83 bin TL’lik proje desteği sağlayacak.

Savunma Sanayii ile yapılacak proje çalışmalarını arttırmak amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı, savunma sanayii ile çalışan 8 firma (HAVELSAN, TAİ, TEİ, ROKETSAN, ASELSAN, ERMAKSAN, FİGES, FNSS) ve Uludağ Üniversitesi arasında SAYP (Savunma Sanayiine Araştırmacı Yetiştirme Programı) imzalanan protokol ilk meyvesini verdi.

Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü doktora öğrencisi Saffet Vatansever’in araştırmacı olarak yer aldığı ve ASELSAN Araştırma Merkezi ile ortak yürütülen “Sayısal videolar üzerinden adli kanıt toplama ve kimlik tespitine yönelik yazılım projesi”, Savunma Sanayii Müsteşarlığınca onaylandı. Projeyle, sahte isimlerle yapılan video paylaşımlarından gerçek kimliklerin tespiti mümkün olabilecek.

Yürütücülüğünü Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Emir Dirik’in yapacağı projenin bir yıl sonra tamamlanması öngörülüyor.

Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve savunma sanayine yönelik üretim yapan sekiz firma ile 2016 yılında protokol imzaladıklarını hatırlatarak, bu kapsamda hem araştırmacı yetiştirmeye başladıklarını hem de projeler geliştirdiklerini söyledi.

SAYP kapsamında hazırlanan bir projenin Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından kabul edilerek desteklenmesinin Üniversite için önemini vurgulayan Rektör Ulcay, “Bilimden Üretime, Üretimden Ekonomiye” değer kazandırarak “3. Nesil Üniversite” hedefine ulaşmada hızla yol almaya başladıklarını kaydetti.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), geleneksel sokak oyunlarının tahtını alan dijital oyunların çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğini bildirdi.

Çocukların sosyal ilişkilerini ve zihni becerilerini geliştiren saklambaç, körebe, seksek, ip atlama, beş taş gibi geleneksel sokak oyunlarının yerini tablet ve cep telefonları aldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), dijital oyunların beraberinde getirdiği tehlikelere karşı ebeveynleri uyardı.

Dijital oyun endüstrisinin bugün dünyada 24,75 milyar dolar bütçesi ile medya dünyasının önemli bir bölümünü oluşturduğunun vurgulandığı BTK açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Dijital oyunların bir milyarın üzerinde kullanıcısı bulunmaktadır. Dijital oyunların kullanıcılar üzerindeki en önemli etkisi, psikolojik ve fizyolojik bağımlılık boyutudur. Dijital oyun bağımlılığı; sosyal veya duygusal sorunlara neden olduğu halde, kişinin bilgisayar ya da video oyunlarını aşırı şekilde kullanması ve bu aşırı kullanımı kontrol edememesi şeklinde tanımlanabilir. Dijital oyun bağımlılığı kavramı, oyunda geçirilen süreden ziyade, ortaya çıkan olumsuz sonuçları ifade etmektedir. Üniversite öğrencileri üzerine bir alan araştırması sonuçlarına göre, her 5 üniversite öğrencisinden 1’i oyun bağımlılığı riski taşımaktadır. Her 3 kişiden 1’i, her gün en az 1 saat olmak üzere, saatlerce oyun başında zaman geçirmektedir. Aynı çalışmada; erkek öğrencilerin, kız öğrencilerden daha ciddi bir şekilde bilgisayar oyunlarının etkilerine maruz kaldığı görülmüştür. Erkekler daha çok aksiyon-macera, strateji, spor ve çevrimiçi şiddet içerikli oyunları tercih ederken, kızlar eğitsel soru-cevap ve zeka oyunlarını tercih etmektedir.”

Erkeklere savaş, kızlara makyaj oyunları dayatılıyor
Çevrimiçi oyunların genel olarak ‘erkek oyunları’ ve ‘kız oyunları’ şeklinde ayrıldığının görüldüğünün dile getirildiği BTK açıklamasında, “Erkeklere savaş ve şiddet oyunları dayatılırken; kız çocuklarına, kız giydirme, makyaj, kuaför oyunları, oda-ev oyunları, gelinlik-kıyafet, prens-prenses oyunlarının dayatıldığı görülmektedir. Kız çocuklarına çoğunlukla ev, evin odaları veya mutfak gibi kapalı alanlarda oynanan oyunlar sunulurken, erkek çocuklarına park, bahçe gibi açık havada oynanan oyunlar sunulmaktadır. Kızlar için güçsüz, erkekler için ise güçlü imajı oluşturulmaktadır. Yine kadın karakterler savaş oyunlarında dahi, gerçek olamayacak kadar ince, makyajlı, gerçeklerden uzak bir fizik ile ve arzu nesneleri olarak lanse edilirken; erkek karakterlerin kaslı, son derece düzgün bir fiziğe sahip oldukları görülmektedir. Böylece ideal vücut, güzellik gibi algılar bozulup, popüler kültür ekseninde yeniden inşa edilmektedir. Üretilen bu sahte değer yargıları ile çocukların beslenme düzenleri ve sporla ilişkileri olumsuz yönde etkilenirken, üretilen bu yapay algı ve cinsiyet kalıpları ile çocuklar özgüven sorunları yaşamaktadırlar” denildi.

Son zamanlarda video oyunları ile ilgili yapılan içerik analizlerinin oyunların yüzde 89’unun şiddet içerdiğini gösterdiğinin belirtildiği açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“Şiddet içerikli oyunlar, gelişim aşamasındaki kişiliğe zarar verirken, doğru ile yanlışı ayırt edemeyen çocuk ve gençler için oldukça tehlikeli durumlar oluşturabilmektedir. Bazı bilgisayar oyunları ile gençler, oyun üreticisinin bilinçli tercihi ile ruh sağlıkları bozulmak suretiyle, intihara yönlendirilebilmektedir. Oyun için gece uyanmaları istenen gençlerin hayatları düzensizleştirilerek, korku gerçekte var olmayan şeyleri oluşturan video ve görüntüler izlemeleri sağlanıyor. Günlerce devam eden bu süreçte, yanlış değer yargıları uyandırılarak, değersizlik hissi aşılanıyor. Oyun kılıfı altında kendileri hakkındaki kişisel bilgileri phishing oluyla çalınan gençler tehdit, şantaj ve siber zorbalık yoluyla tuzağa düşürülerek, intihara sürüklenebiliyorlar. Yapılan araştırmalar şiddet içeren dijital oyunların; yalnızlık, depresyon, saldırganlık, şiddet eğilimi, olumlu sosyal davranışlarda azalma, dikkat sorunları, düşmanca duygularda artış ve şiddete karşı duyarsızlaşma gibi psikososyal problemlerle ilişkili olduğunu göstermiştir.”

Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünce bu yıl ilk kez “Geleceğin Eğitimine Katkı Ödülleri” verilecek.

“Eğitimde Teknoloji Kullanımında İyi Örnekler Yarışması” sonucunda verilecek “Geleceğin Eğitimine Katkı Ödülleri”, 17-18 Kasım tarihlerinde yapılacak olan Eğitimde FATİH Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde sahiplerini bulacak. Öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki ayrı kategoride yapılacak yarışmanın başvuruları 8 Ekim’de sona erecek.

Yarışmanın öğretmen kategorisi, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm resmî ve özel okul öğretmenleri ile Türkiye’deki tüm üniversite akademisyenlerini kapsıyor. Öğrenci kategorisi ise, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm resmî ve özel okullarda okuyan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri ile Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerini kapsıyor.

Öğrenci, öğretmen ve akademisyenlere ait projeler ortak bir platformda buluşacak
Eğitimde Teknoloji Kullanımında İyi Örnekler Yarışması’yla; yeni fikirlerin oluşturulması, birlikte üretmek, bilginin yaşama ve gelecek kuşaklara aktarılması, öğretmen, öğrenci ve akademisyenlere ait projelerin ortak bir platformda buluşturulması amaçlanıyor. Yarışmayla ayrıca, FATİH Projesi, EBA ve Eğitimde FATİH Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesi’ne olan ilginin artırılması hedefleniyor.

Yarışmaya her katılımcı, 2017 yılı içerisinde hazırlanmış ve uygulanmış bir proje ile başvurulabilecek. Yarışmacılar; proje veya çalışmalarını video, görsel ve bir raporla sunacak. Yarışma hakkındaki genel ve teknik şartlar ile yarışma takvimi ile ilgili bilgiler fatihprojesietz.meb.gov.tr/gek adresinden öğrenilebilecek.
Yarışmada “Seçici Kurul Özel Ödülü” ile “Halk Oylaması Ödülü”, öğretmen ve öğrenci kategorilerinde verilecek. Gönderilen projeler arasından seçici kurul tarafından başarılı bulunan 20 öğretmen ve 20 öğrencinin çalışmaları, fatihprojesietz.meb.gov.tr adresinden halk oylamasına sunulacak ve dereceye girecek çalışmalar belirlenecek.

Başvurular 8 Ekim tarihine kadar fatihprojesietz.meb.gov.tr/gek adresinde yarışma ile ilgili açılan sayfadan yapılabilecek.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) Gökmen Projesi kapsamında Avrupa’nın en iyi dünyada ise ilk 5 uzay ve havacılık merkezinden birisi olacak Gökmen Uzay Havacılık ve Eğitim Merkezi’nin (GUHEM) temeli Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın da katıldığı törenle atıldı. Toplamda 13 bin metrekarelik alanda dikkat çeken bir mimariyle tasarlanan GUHEM, Türkiye’nin uzay temalı ilk eğitim merkezi olacak.

Bursa’yı uzay, havacılık ve savunma gibi sektörlerde de söz sahibi yapmak için çalışmalar yürüten BTSO, Gökmen Projesi kapsamında bir ilke daha imza attı. Uzay Havacılık ve Savunma Konseyi’nin çalışmaları doğrultusunda Kümelenme ve Ur-Ge projeleriyle sektörde faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında toplayan BTSO, örnek bir projenin daha temelini attı. TÜBİTAK desteği ve Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle projelendirilen Gökmen Uzay Havacılık ve Eğitim Merkezi’nin temeli Başbakan Yardımcısı Fikri Işık ve Bursa protokolünün katılımıyla atıldı.

“İSTİKBAL GÖKLERDEDİR”
Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Bursa’nın her zaman kendisini heyecanlandıran bir şehir olduğunu söyledi. Bursa’ya her geldiğinde bir projenin temelini attıklarını ya da açılışını yaptıklarını ifade eden Fikri Işık, GÖKMEN ve GUHEM Projesi’nden dolayı BTSO’yu tebrik etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal Göklerdedir’ sözünü hatırlatan Fikri Işık, “GUHEM ülkemizin uzay ve havacılık atılımına büyük katkı sağlayacak” dedi.

“GÖKMEN PROJESİ BENİ HEYECANLANDIRIYOR”
Bilimin temelinin merak ve sorgulama olduğuna dikkati çeken Işık, yeterli düzeyde matematik, fen, teknoloji ve mühendislik eğitimi alamayan toplumların bilim üretemeyeceğini söyledi. Uzay ve hayvancılığa merak uyandırmak için GUHEM gibi tesislerin önemli olduğuna işaret eden Fikri Işık, “20 yıl sonra Türkiye’nin uzay ve havacılıkta en iyi şehri, bugünden Bursa diyebilirim. GUHEM bu noktada büyük bir rol üstleniyor. BTSO’nun Gökmen Projesi de ilk günden bu yana beni heyecanlandırmaya devam ediyor. Bu tesis bittiğinde uzay ve havacılığa çocuklarımız ilgisi daha da artacak” dedi.

YAKLAŞIK 200 MİLYON TL’LİK YATIRIM
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, otomotiv, tekstil ve makine gibi sektörlerin merkezi konumunda bulunan Bursa’nın uzay, havacılık ve savunma gibi yüksek teknolojili sektörlerde de gelişime açık olduğunu vurguladı. BTSO’nun makro projeleri arasında bulunan Gökmen’le uzay, havacılık ve savunma alanlarında da Bursa’yı önemli bir merkez haline taşımak istediklerini ifade eden Başkan Burkay, “Türkiye’nin hedeflerinde farklı bir rol üstlenen Bursa, ülkemizin ilk astronotunu yetiştirecek bir altyapıya kavuşuyor. TÜBİTAK ve Büyükşehir Belediyemizle birlikte yaklaşık 200 milyon TL’lik çok önemli bir yatırımı kentimize kazandırıyoruz” dedi.

BİR YILDA TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR
Başkan Burkay, GUHEM’in 1 yıla yakın bir sürede hizmete açılmasını hedeflediklerini açıkladı. “Her projenin temelinde bir hayal var. Bizler de ülkemiz ve kentimiz için bir hayal kurduk” diyen İbrahim Burkay, “GUHEM, gençlerimiz için yeni nesil bir eğitim merkezi olacak. Bizler de düzenlediğimiz birçok etkinlikle yeni neslin uzay ve havacılık alanında bilinçlenmesini arzu ediyoruz” dedi.
“Türkiye’nin Gökmen’inin Bursa’dan çıkması vizyonuyla kentte uzay ve havacılık alanında seferberlik başlattıklarını belirten Başkan İbrahim Burkay, “İnanıyoruz ki kentimiz yakın gelecekte uzay ve savunma endüstrisinin merkezi olacak” şeklinde konuştu.

“BURSA, TÜRKİYE’Yİ HEDEFİNE TAŞIYACAK”
Bursa Valisi İzzettin Küçük, Türkiye’nin 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin bulunduğunu belirterek, “Türkiye’de bu hedefe en yakın illerden bir tanesi de Bursa’dır. 25 milyar dolarlık ticaret hacmi ve üretim potansiyeli ile Bursa, Türkiye’nin hedeflerinde stratejik önem taşıyor. Bu hedefleri aşmak için daha fazla üretmemiz gerekiyor. BTSO’nun hayata geçirdiği projelerle üretim ve ihracatta önemli hedeflere ulaşacağız. Bu merkez de kentimize ve bölgemize büyük katkı sağlayacak. BTSO’muza kent ekonomisine kattığı değerden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“BURSA DÜNYA LİGİNE ÇIKIYOR”
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, GUHEM’in alanında Türkiye’de ilk ve tek merkez olduğunu belirterek, “Merkemizin Bursa’mıza ve bölgemize hayırlı olsun diliyorum. Yüksek katma değerli üretim yapmak için yeni nesli iyi yetiştirmemiz lazım. Bu anlamda GUHEM’in konumu çok önemli. BTSO ile birlikte yapacağımız bu merkez, Türkiye’de ilk olacak. Bu merkezle Bursa, dünya ligine de çıkmış olacak. Bu merkezimizde çocuklarımız ve gençlerimiz uzay ve havacılıkla ilgili her şeyi öğrenecek” ifadelerini kullandı.

“VİZYON PROJELER SÜRECEK”
BTSO Meclis Başkanı Remzi Topuk, GUHEM’in Bursa ve Türkiye için hayırlı olmasını diledi. 128 yıllık köklü bir geçmişe sahip BTSO’nun öncülüğünde kente değer katan projelere imza atıldığını belirten Topuk, “Ülkemize ve kentimize vizyon katan çalışmaları hayata geçirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Mehmet Şahin Gök ise TÜBİTAK olarak teknolojiyi destekleyen bir kurum olduklarını, gerek üniversite gerek özel sektör eliyle bilimle uğraşan insanlara destek olmaya devam ettiklerini söyledi.

Konuşmaların ardından Bakan Fikri Işık, Başkan Burkay ve protokol üyeleri Türkiye’nin uzay temalı ilk merkezi olan GUHEM’in temelini atmak için butona bastı.

DÜNYADA İLK 5 MERKEZ ARASINDA
Yaklaşık 13 bin metrekarelik kapalı alana sahip merkezde, uzay ve havacılıkla ilgili eğitim amaçlı düzenek ve sergiler yer alacak. İlk ve orta öğretim düzeyindeki gençlerin uzay ve havacılık konusundaki farkındalığını artırma hedefiyle hayata geçecek olan GUHEM, 150’den fazla interaktif düzenek, havacılık, uzay inovasyon merkezi ve dikey rüzgar tüneli gibi birbirinden farklı uygulamalara sahip olacak. Avrupa’da en iyi, dünyada ise ilk 5 havacılık ve uzay temalı merkezlerden birisi olma hedefiyle hayata geçirilen GUHEM, dikkat çeken bir mimariyle inşa edilecek. GUHEM’in ilk katında havacılığın gelişimine ışık tutan düzenekler ve günümüzde kullanılan uçuş simülatörleri yer alacak. Uzay katı olarak adlandırılan ikinci katta ise atmosfer olayları, güneş sistemi, gezegenler ve galaksilere ilişkin bilgiler sunulacak. Bu katta yer alacak yer çekimsiz alan ile merkeze gelen ziyaretçiler yer çekimsiz ortamı tecrübe edebilecek.

Bursa Bilim Ve Teknoloji Merkezi üstün yetenekli çocukları yaz kampında bir araya getiriyor.

Büyükşehir Belediyesi tarafından geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek ve bilimi topluma sevdirmek adına projelendirilen Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi prestijli etkinliklerinden birine daha imza atmaya hazırlanıyor. Zekâ ve yeteneği geliştiren en yaygın bilimsel yöntem, strateji ve uygulamalar ile içeriği zenginleştirilen “Üstün Yetenekli Bireyler” yaz kampı, 21-25 Ağustos tarihleri arasında Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ülkemizde standardizasyonu yapılmış zekâ testlerine göre üstün zihin düzeyine sahip 8-13 yaş arası çocuklara yönelik gerçekleştirilecek olan yaz kampı, 5 gün boyunca devam edecek. Kamp süresince üstün yetenekli çocuklar, alanında uzman eğitmenler rehberliğinde bilimsel atölyelerle problem çözme yeteneklerini sınayacak, etkili düşünme becerisi kazanacak. Kamp dâhilinde ayrıca güzel sanatlara ilişkin atölye çalışmaları da programa dâhil edildi.

Üstün yetenekli bireylerin takım çalışmasına yatkınlığının, etkili düşünme becerilerinin artırılmasının hedeflendiği etkinlikte geleceğin mucitleri, mühendislik, elektronik ve fizik alanlarına ilişkin atölye çalışmalarıyla da kendilerini geliştirme imkânı bulacak. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilecek üstün yetenekli bireyler yaz kampı kontenjanla sınırlandırıldı. Kampa çocuklarını göndermek isteyen aileler, çocuklarının geçerli zekâ testi sonuç raporlarını, BTM’nin internet sitesinde yer alan başvuru formuna yüklemeleri gerekiyor. “Üstün Yetenekliler Yaz Kampı”na ilişkin detaylı bilgi için http://www.bursabilimmerkezi.org adresi ziyaret edilebilir.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et