Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi (USİM) tarafından Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen USİM-WARS (Simülasyon Savaşları) yarışmasının Mart ayı elemeleri gerçekleştirildi.

BUÜ Tıp Fakültesi İyi Hekimlik Uygulamaları ve Simülasyon Merkezi tarafından düzenlenen ve TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı’nın desteklediği USİM-WARS Mart ayı elemeleri tamamlandı. Türkiye’nin 6 farklı üniversitesinde tıp eğitimi gören öğrencilerin oluşturduğu takımların katıldığı yarışma 3 gün sürdü. Yarışmada Acıbadem Üniversitesi’nden katılan 300 Acıbademli takımı finale kalma başarısı gösterdi.

USİM Binası’nda açılışı gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Kaya, fakülte olarak böylesine güzel bir etkinliğe öncülük edecek olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını vurguladı. Projeyi ortaya atan ve uygulanması konusunda emek veren herkese teşekkür eden Dekan Kaya, yarışmada becerilerini ortaya koyan tüm öğrencilere de başarılar diledi. Proje Genel Koordinatörü Prof. Dr. Züleyha Alper ise Türkiye’de ilk defa düzenlenen yarışmanın kendilerini çok heyecanlandırdığının altını çizdi. Proje kapsamında çok sayıda fakülte ile temas kurduklarını ve ilk etapta 6 üniversitenin tıp fakültesinden yarış için takım gönderildiğini açıklayan Prof. Dr. Züleyha Alper; “Yarışmada Acıbadem Üniversitesi (300 Acıbademli), Bahçeşehir Üniversitesi (Veritas), Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (Troia), Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (Sevdaluk), Ege Üniversitesi (Periyodik Boyoz) ve Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (Tigers) 6 takım yer alıyor. Burada simülasyon üzerine öğrencilerimizin aldığı eğitimleri eğlenceli bir hale getireceğiz ve gelecekte yapacakları meslekleri bir nevi öncesinde onlara yarışma olarak göstereceğiz. Toplam 3 gün sürecek yarışmamızda finale kalan takımları belirleyeceğiz. Ardından Nisan ve Mayıs aylarında birer yarışmamız daha olacak. Nihayetinde de Temmuz ayında büyük finalleri gerçekleştireceğiz ve ilk USİM-WARS’ı tamamlamış olacağız. Ekip olarak hepimiz heyecanlıyız. Önümüzdeki yıllarda projemizin daha da büyüyeceğini ve Türkiye çapında bir yarışma haline geleceğini düşünüyoruz. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak bu yarışmaya öncülük etmekten de gurur duyuyoruz” dedi.

Yarışmanın içeriği hakkında bilgiler veren Proje Koordinatörü Öğretim Görevlisi Doktor M. Okan Aydın ise öğrencilere ilk gün tıbbi bilgi ve beceri, takım çalışmasının önemi ve kriz yönetimini içeren 6 farklı eğitim modülünde simülasyon temel eğitimleri verdiklerini aktardı. İkinci gün öğrencilerin öğretilen 6 alan üzerinde yarıştıklarını kaydeden Proje Koordinatörü Aydın; “Yarışma sonucunda Acıbadem Üniversitesi (300 Acıbademli) , Bursa Uludağ Üniversitesi (Tigers) ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi (Troia) yarı finale katılma hakkını elde etti. Yarışmanın son günündeki yarı final etabında bu 3 takım, sanal gerçeklik teknolojisinin kullanıldığı “Temel Yaşam Desteği” simülasyon modülünde, Temmuz ayındaki finale yükselebilmek için yarıştı. Bu yarışın sonunda Acıbadem Üniversitesi’ni temsilen katılan “300 Acıbademli” adlı takım finale kalma başarısını gösterdi” şeklinde konuştu.

USİM-WARS’ın 19-21 Nisan’da 2., 17-19 Mayıs 2019’da da 3.elemeleri gerçekleştirilecek. Yarışma Temmuz ayında yapılacak büyük finalle sona erecek. Nisan ve Mayıs dönemi yarışmacı başvuruları usimwars.uludag.edu.tr adresinden yapılabilecek.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) İstanbul ve Ankara’daki merkezi dışında ilk kez Bursa’da hayata geçirdiği Ar-Ge Merkezi, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) açıldı. İlk etapta 24 mühendislik öğrencisinin stajyer olarak eğitim gördüğü merkezde savunma, havacılık ve uzay sanayii alanında geleceğin uzmanları yetiştirilecek. Çalışmaları beğenilen öğrenciler stajlarının ardından TUSAŞ’ta çalışma imkânı yakalayacak.

ULUTEK Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen açılış töreninde TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Borat, BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, TUSAŞ Strateji ve Teknoloji Yönetim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk, ULUTEK Genel Müdürü Prof. Dr. Mehmet Kanık, BEBKA Genel Sekreteri İsmail Gerim, BUÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aslı Hockenberger, Prof. Dr. Mehmet Yüce, Prof. Dr. Eray Alper ve Prof. Dr. Atakan Avcı, BTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hamdi Öğüt, BUTEKOM Genel Müdürü ve BASTEC Başkanı Dr. Mustafa Hatipoğlu TUSAŞ BUÜ Ar-Ge Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, akademisyenler, kent sanayicileri ve TUSAŞ BUÜ Ar-Ge Merkezi’nde eğitim görecek strajyer mühendisler hazır bulundu.

BURSA, BU MERKEZİN ARKASINDA DURACAK
Törende konuşan TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Borat, yüksek teknolojili katma değer sağlayan tüm ürünlerin bilimsel çalışma şartından geçtiğine işaret etti. Üniversitelerin ve teknoparkların ciddi bilimsel çalışmalara imza attığını söyleyen Prof. Dr. Oğuz Borat, bu kurumlara ayrılan kaynakların daha da yukarılara çekilmesi gerektiğini kaydetti. Görükle Kampüsü’nde açılan Ar-Ge Merkezi’ne Bursa Uludağ Üniversitesi’nin, Bursa Teknik Üniversitesi’nin ve Yalova Üniversitesi’nin bilimsel katkılar sağlayacağını belirten Borat; “Bursa gibi sanayisi ve hizmet sektörü çok gelişmiş olan bir kentin bu merkezin arkasında duracağına inanıyorum ve bu beni sevindiriyor. Bizler de kurum olarak Bursa’dan çok sayıda sanayi merkezi ile işbirliği içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerek kent sanayicilerinin gerekse de bu üniversitelerin katkıları ile buradaki merkezimizin büyük çalışmalara imza atacağına inanıyorum. Yakın zamanda da inşallah buradaki projelerin sonuçlarını göreceğiz. TUSAŞ benzeri kurumlar bilimsel yapı temelli çalıştığı için üniversiteler ile sürekli dirsek temasındadır. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde açtığımız bu merkezin de kurumumuza çok büyük hizmetler sağlayacağına inancım tamdır” diye konuştu.

MİLLİ KALKINMA HAMLESİ İÇİN EN ÖNEMLİ GİRİŞİM; AR-GE MERKEZİ KURMAK
BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise üniversitelerin Türkiye’nin milli kalkınma hamlesine en yüksek katkıyı sağlamak için gayret göstermesi gerektiğini vurguladı. BUÜ olarak Türkiye’nin içerisinde bulunduğu değişimi iyi okuduklarını söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “3. Nesil Üniversite vizyonuyla kamu ve özel sektör başta olmak üzere, toplumun tüm dinamikleri ile sürdürülebilirliği ve verimliliği esas alan işbirliklerini hayata geçirdik. Savunma Sanayii Başkanlığımız ile 2016 yılında başlattığımız proje kapsamında savunma sanayisi sektörüne nitelikli ve yetişmiş araştırmacı ve personel sağlanması için ortak çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin son dönemde yakaladığı teknolojik atılımlara önderlik eden kurumların başında gelen TUSAŞ da bu alandaki projelerimizde en önemli paydaşlarımız arasındadır. Bursa Uludağ Üniversitesi olarak BTSO ve Büyükşehir Belediyemiz ile kurduğumuz Teknoparkımızda TUSAŞ’ın kurduğu Ar-Ge Merkezi bu işbirliğinin en somut ve anlamlı adımlarından biridir. Bugün açtığımız merkezimizi Araştırma Vadisi projemiz kapsamında önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir alana yayacağız. TUSAŞ Ar-Ge Merkezi için bin metrekarelik bir çalışma alanı üniversite olarak tahsis ettik. Kurum en kısa sürede bu alanda güzel bir yer oluşturacak ve çalışmalarına devam edecek” dedi.

Günümüzde asıl maharetin teknolojiye uyum sağlamakta değil, teknoloji üretmekte olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Bu merkezin önümüzdeki yıllarda kabuk değiştireceğini gördüğümüz otomotiv ve makine sektörüne önemli hizmetler vereceğini de düşünüyoruz. Türkiye’deki bu iki sektörün altyapı imkanı bakımında hızlıca uzay, havacılık ve savunma sanayiine dönüşmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum. Geleceği yakalamak adına özellikle Bursa’mızda yapılacak sektörel dönüşüm hamlesinde TUSAŞ Ar-Ge Merkezi’nin ciddi katkılar sunacağına inanıyorum. Bu firmalarımızın dönüşümlerini gerçekleştirecek kalifiye mühendis ihtiyacı için açılan merkezin bir şans olduğunu düşünüyorum. Birlikte çalışmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNDE HEP BİRLİKTE ÇALIŞACAĞIZ
BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir de Bursa’ya çok önemli bir merkez kazandırdıkları için BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve TUSAŞ yöneticilerine teşekkür etti. Kurulan merkezlerin çalışabilmesi için ihtiyaç duyulan en önemli faktörün insan kaynağı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Arif Karademir; “Öğrenci ve akademisyen anlamında bizler de Bursa Teknik Üniversitesi olarak Uludağ Üniversitesi’yle beraber elimizden gelen katkıları vermeye her zaman hazırız. İnşallah hep beraber, bağımsızlık savaşında mesafeler alırız” dedi.

GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN BİLGİ TEKNOLOJİSİ ŞART
TUSAŞ Strateji ve Teknoloji Yönetim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Öztürk, Uludağ Üniversitesi ile yapılacak önemli çalışmalar için açılan Ar-Ge Merkezi’ni ilk adım olarak gördüklerini aktardı. Dünyanın artık bilgi çağında yaşadığının altını çizen Prof. Dr. Fahrettin Öztürk, güçlü bir Türkiye için teknoloji alanında bilgi sahibi bir toplum yetiştirmenin çok önemli olduğunu belirtti. TUSAŞ BUÜ Ar-Ge Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kemal Fidanboylu ise törende yaptığı konuşmasında açılan merkezin yapacağı çalışmalar hakkında genel bilgiler verdi. Merkez Müdürü Fidanboylu, Ar-Ge Merkezi’nde ilk etapta 24 stajyer mühendisin eğitim alacağını, bu rakamın gelecek yıllarda daha da artacağını söyledi. Fidanboylu, stajyerlerin beğenilmeleri halinde TUSAŞ bünyesinde personel olarak işe başlayabileceğinin de müjdesini verdi.

Konuşmaların ardından TUSAŞ BUÜ Ar-Ge Merkezi’nin açılış kurdelesi kesildi. Törenin sonunda BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve Ar-Ge Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, misafirlere merkezi gezdirerek yapılacak çalışmalar hakkında bilgiler verdi.

TÜBİTAK tarafından gerçekleştirilen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Bursa Bölgesi’nin finalistleri belli oldu. 12 alanda yarışan 100 projeden 18’i Ankara’da düzenlenecek büyük finale katılmaya hak kazandı.

Bursa Uludağ Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen TÜBİTAK Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda dereceye girenler belirlendi. Güney Marmara Bölgesi’nden yarışmaya başvuru yapan ve ilk 100 arasına giren öğrencilerin projeleri 12 farklı alanda değerlendirildi ve 18 proje birinciliğe layık görüldü. Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapılan ödül törenine Balıkesir İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Yıldız, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt, Bilecik İl Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcileri, Proje Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özkan, Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Şehnaz Baltacı Göktalay, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.

Törende açılış konuşması yapan Proje Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özkan, yarışmanın 50 yıldır aralıksız devam ettiğini belirtti. Önceki yıl 18 projenin Türkiye finallerine katıldığını açıklayan Prof. Dr. Mustafa Özkan; “Bu yıl da aynı sayıda birinci seçtik. Önceki yıl seçtiğimiz 18 projeden 10 tanesi Ankara’daki büyük finallerde ödül almayı başardı. Bu yıl da seçilen projelerimizin aynı başarıyı hatta daha fazlasını göstereceğine inanıyoruz. Bilim ve teknoloji çağında, nitelikli gençlere çok ihtiyacımız var. Sorumluluk bilinciyle düşünen, sorgulayan ve üreten insanlar olmalıyız. Bu yarışmaya katılarak TÜBİTAK ailesine güç veren genç bilim insanlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu.

BURSA BÖLGESİ EN FAZLA BAŞVURU YAPAN İLLER ARASINDA
Yarışmanın online ön değerlendirme aşamasında 1599 projenin incelendiğini kaydeden Özkan, jüri üyeleri tarafından yapılan değerlendirmenin ardından 100 projenin bölge sergisine davet edildiğini söyledi. Bölge sergisinde Balıkesir, Bilecik, Bursa, Kütahya, Çanakkale, Eskişehir ve Yalova’dan projelerin sergilendiğini belirten Özkan; “Başvurular toplam 12 alanda yapıldı. Başvuru sayısına bakıldığında en fazla başvuru yapılan bölgelerden birisi olduğumuzu söyleyebiliriz. Ön değerlendirme aşamasında bölgemiz dışından 36, bölgemizden 66 öğretim üyesi olmak üzere toplam 102 öğretim üyesi projelerimizi değerlendirdi. Bölge sergisinde ise tam 36 öğretim üyemiz projeleri değerlendirdi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda Ankara’da yapılacak Türkiye finali için 18 finalist proje ve her alanda ikinciler ile üçüncüler belirlendi. 1599 projeyi hazırlayan tüm öğretmenlere ve öğrencilere ayrı ayrı teşekkür ediyoruz” dedi.

12 ALANDA BİRİNCİLİĞİ 18 PROJE PAYLAŞTI
Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye finalinde 12 alanda 18 proje birinciliğe ulaştı. Yarışmaya hak kazanan öğrenciler şu isimlerden oluştu: Biyoloji; Elizan Bilgiç-İrem Kaylı ile Sena Eyüpreisoğlu, Coğrafya; Simge Nursevim-Zeynep Cebeci ile Zeynep Tokalak-İlke Sarı, Değerler Eğitimi; İrem Berberoğlu-Zeynep Tuzluk, Fizik; Muhammed Arif Karakuş, Kimya; Beyza Bayram-Zehra Eylül Sinler ile Timuçin Topçu-Elif Güven, Yazılım; Onur Gök-Esat Çetintaş, Matematik; Halil İbrahim Kanpak-Ata Günbandılar, Psikoloji; Hasancan Dal-Cihat Çağrı Çam ile Derya Şahin-Feride Şekercioğlu, Sosyoloji; Buse Özenç-Yasemin Eda Üstün ile Beyza Yurt, Tarih; Habib Kandemir, Teknolojik Tasarım; Sude Aksaray-Serenay Akgün, Türk Dili ve Edebiyatı; Özgür Nesanır-İrem Güleç ile Kaan Zeyrek-Batuhan Uğur

Eğitim ve öğrencilerin imam hatipler özelinde gelişimiyle ilgilenen ÖNDER İmam Hatipliler Derneği bünyesinde Bilim ve Teknoloji Komisyonu kuruldu. Bu komisyonun ilk faaliyeti ise TEKNO-ÖNDER adı altında okullarda teknoloji sınıfı oluşturmak. Bu amaçla pilot bölge olarak seçilen İstanbul’da 10 okulda çalışmalara başlandı.

ÖNDER Bilim ve Teknoloji Komisyonu, 2018 yılı Kasım ayında faaliyetlerine başladı. Komisyonun başında ise ÖNDER Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Üniversitesi Teknokent Genel Müdürü Yasin Erol bulunuyor.

Gençler yeni nesil teknolojileri üretecek
ÖNDER bünyesinde Bilim ve Teknoloji Komisyonu kurulmasını iki yıldır konuştuklarını belirten ÖNDER Genel Başkan Yardımcısı Yasin Erol, “Çünkü imam hatiplerin tek başına mezun ettikleri öğrencileri sadece imam, hatip ya da buna yakın alanlarla istihdam edilebilir önyargısını bizim yok etmemiz gerekiyor” dedi. Öğrenciler arasında sayısal alanlara yatkınlık, proje imam hatipler ve uluslararası imam hatiplerin ortaya çıkmasının kendilerini bu yönde bir çabaya yönlendirdiğini kaydeden Yasin Erol, sözlerine şöyle devam etti: “Tabi ki temel kriterimiz, öğrencilerimiz temel meslek derslerini dört dörtlük öğrensinler ama aynı zamanda yeni nesil teknolojileri de öğrensinler hatta üretsinler. Teknolojiyi üretenler bu nesiller arasından da çıksın diye bir fikir teatisinde bulunduk, tüm bunların fizibilitesini yaptık. Gördük ki okullarda ciddi bir talep var. Aileler çocuklarının iyi bir Kuran talebesi, iyi bir hadis talebesi, iyi bir fıkıh talebesi ama aynı zamanda iyi bir mühendis, tıpçı, iktisatçı, olmalarını istiyor. Herşey talep doğrultusunda gelişti.”

10 okulda TEKNO-ÖNDER
Komisyonun yapacağı ilk faaliyet ise daha önceden belirlenen ve pilot olarak seçilen 10 okulda TEKNO-ÖNDER adı verilen teknoloji kulüplerinin kurulması. Bunun için ise ÖNDER’le birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve T3 Vakfı elini taşın altına koyarak bir çalışma başlattı. Bu çalışmaya göre önce okullarda teknoloji kulüpleri kurulacak. Bu kulüplerin başında bir öğrenci başkan bir de kodlama eğitimi almış bir öğretmen olacak. Bu projenin nihai noktasını ise her okula bir kodlama ve robotik sınıfının açılması oluşturuyor.

Her ay bir söyleşi olacak
Yapılan çalışmanın ayrıntılarını aktaran Yasin Erol, kulüplerin TÜBİTAK’tan süreli yayınları talep edeceklerini ve bu yayınların düzenli olarak TÜBİTAK tarafından gönderileceğini söyledi. Bu şekilde bilim köşeleri oluşturulacağı bilgisini veren Erol, bu kapsamda ayrıca alanlarında uzman kişiler tarafından söyleşilerin de yapılacağını, her okulda her ay 200-300 kişinin katılacağı geniş katılımlı bu söyleşilerin düzenleneceğini aktardı. Bu kulüplerde bilim kafelerinin de olacağını ve burada bilim belgeselleri ve sinema filmlerinin izleneceğini belirten Erol, ayrıca oluşturulan akıl oyunları sınıfında da dama, satranç gibi oyunlar ile öğrencilerin rekabetçi zihinlerini de zinde tutmayı hedeflediklerini kaydetti.

İlk aşama eğitimcilerin eğitimi
Projede ilk olarak eğitimcilerin eğitileceğini belirten Yasin Erol, bu amaçla her okuldan bilişim alanında ya da temel bilimler denilen fizik kimya matematik alanında iki öğretmeni belirlediklerini söyledi. Bu çerçevede belirlenen isimlere, robotik kodlamanın nasıl yapılacağına dair müfredat aktarılacak. Yaklaşık olarak sıkıştırılmış programlarla 40 saatlik bir ders programıyla öğretmenlere bu yöndeki bilgiler yüklenmiş olacak. Eğitim başladıktan sonra da bu öğretmenler zaman zaman merkezlere davet edilerek bilgileri yenilenecek.

Dene Yap Atölyeleri kullanılacak
İstanbul genelinde 2’si ortaokul ve 8’i lise olmak üzere 10 okul belirlediklerini belirten Yasin Erol, bunu da henüz altyapısı oluşmamış, bu imkanlara ulaşamayan dezavantajlı okullardan belirlediklerini aktardı. Bugün bir robotik kodlama sınıfı oluşturmak için 50 ila 400 bin TL arasında değişken maliyetlerin ortaya çıktığının da altını çizen Yasin Erol, bu amaçla T3 Vakfı’na ait “Dene Yap Atölyeleri”nin olduğu lokasyonlardaki okulların belirlendiğini ve ilk eğitimlerin bu atölyelerde verileceğini kaydetti. Ancak plana göre, bu merkezlerdeki eğitim uzun süreli olmayacak, çünkü her okulun en kısa zamanda kendi robotik kodlama sınıfı ve akıl oyunları sınıfının olması hedefleniyor.

Türkiye’de teknoloji altyapısı oluşuyor
Türkiye’nin teknoloji konusunda geldiği noktayı da anlatan İstanbul Üniversitesi Teknokent Genel Müdürü ve ÖNDER Genel Başkan Yardımcısı Yasin Erol özetle şu bilgileri verdi: Türkiye’de teknoloji geliştirme kapasitesi altyapısı eğer sabredersek oluşuyor. Teknokentler sayesinde oluşturuyoruz, TÜBİTAK sayesinde oluşuyor, KOSGEB sayesinde oluşturuyoruz. Yetersizliğimiz tabi ki aşikar, ama şöyle düşündüğümüz zaman bugün San Francisco’da Slikon Vadisi’ndeki mantık başarıya ulaştığı yıllardan 50 yıl önce faaliyete geçmiş. 50 yıllık sabırlı bir yatırım döneminden bahsediyoruz. Öyleyse biz de ülke olarak aynı sabırlılıkla bu alanlarımıza bu tür yatırımlarımızı sabırla bıkmadan usanmadan yapmak zorundayız. Bizler de eninde sonunda ideal noktaya geleceğimize tam olarak inanmamız gerekiyor. Malum inanmak ve harekete geçmek başarmanın çok önemli unsurları. Ancak şuna inanıyorum ki onların 50 yılda geldikleri noktaya, bizler çok daha hızla gelebilme şansına sahibiz. Yeter ki zindeliğimizi hiç kaybetmeyelim.

70’e yakın teknokentimiz var
Türkiye’de ilk teknokent 1999 yılında ODTÜ’de kuruldu. İstanbul Üniversitesi Teknokenti 2012 yılında kuruldu. Türkiye’de teknokentlerin ortalama ömrü 10 yıl civarındadır. Ve şunu belirtmek gerekir ki; teknokentlerin temel yapı taşı teknoloji transfer ofisleridir. Biz teknoloji transfer ofislerini ülke olarak biraz geç kurmuş durumdayız maalesef. Teknoloji transfer ofisleri ülkemizde 2010 yılından sonra kurulmaya başlanmış. Ben o nedenle teknokentlerin gerçek doğum tarihini 2010 sonrasına koyuyorum. Dolayısıyla 2010 yılından sonra dünyaya gelmiş bir teknokent faaliyetinin bugün gelmiş olduğu mesafe fena bir mesafe değil. Şimdi her halükarda 70 e yakın teknokentimiz var. Bu teknokentlerde 10 bine yakın teknoloji firmamız AR-GE yapıyor. Biz bu farkı çok kısa sürede kapatacağız, çünkü bizden önceki deneyimlere, tecrübelere ve bilgilere de sahibiz.

Güvenli ödeme sistemlerinde varız
Onların 50 yılda aldıkları mesafeyi bugün biz 20 yılda alacağız. Güvenli ödeme sistemlerinde, kişi tanıma sistemlerinde, önemli biyoteknoloji alanlarında, kanser araştırma ve tanı kiti oluşturma alanlarında, yenilenebilir enerji sistemlerinde, güneş enerjisi fotovoltaik panellerinin odaklanma hücrelerinin yapımlarında ve insansız hava araçları dediğimiz savunma sanayiyle ilgili yapılan işlerde ülke olarak önemli mesafeler katettik. Yazılım konusunda Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden aldığımız yazılımları artık kendi içimizde üretebiliyoruz. Adım adım ilerliyoruz. Visa ve Marter Card’ın alternatifi Türkiye’nin Milli Ödeme Yöntemleri (TROY) bizim teknokentimizde yani 7 yıllık bir teknokentte dünyaya geldi.

1 şirket için yaşatmaya değer
Sadece 1 faydalı çıktı için bile Teknoloji Geliştirme Bölgelerini desteklemeye ve yaşatmaya değer. Çünkü bu alanlarda ortaya çıkarılan 1 değerinin, yüksek teknolojik ürünler kategorisinde olduklarından dolayı ülkeye etki değeri son derece yüksek seviyede olacaktır. Apple, Google, Amazon gibi şirketler Amerika Birleşik Devletlerinde binlerce girişimin içinden çıkmış birkaç en başarılı girişimler olarak ön plana çıkmış ve bu girişimler çok milyar dolarlık hatta trilyon dolarlık değerlere ulaşmışlardır. Öyle ise bizler de doğru çıktıları alabilmek için, sabırla bu girişimleri desteklemek zorundayız ve ortaokul ve liselerimizden itibaren bu kapasitenin daha donanımlı hale gelebilmeleri için teknoloji üretimini önemseyen iklimi sürekli zinde tutabilmeli ve gereken desteği sonuna kadar vermeliyiz.

Millî Eğitim Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında 2023 yılına kadar 2023 atölye ve laboratuvar öğretmenine, güncel teknolojiye uygun teorik ve uygulamalı mesleki eğitim verilmesini öngören iş birliği protokolü imzalandı.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, imza töreninde yaptığı konuşmada, öğretmenin niteliği değişmeden bir eğitim sisteminin niteliğinin değişemeyeceğini vurguladı. Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte öğrencilerin daha nitelikli bir eğitim alması için öğretmenlerin yetkinliklerinin geliştirilmesi projesini birlikte ele almaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Selçuk, paydaşların karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katıldığı bir yapı oluşturma amacını taşıdıklarını anlattı.

Okulların gelişen teknolojiyle uyum sağlamasında sıkıntı yaşanırsa eğitimin ekonomiyle ilişkisini kurmada güçlük çekileceğini ifade eden Selçuk, “Eğitim, ekonomi ve demokrasi ile birlikte bir sacayağıdır. Bu ayaklardan bir tanesi eksik olduğunda sinerji oluşmaz ve işlevsellik azalır.” dedi. Bakan Selçuk, ortaya çıkan bu sürekli değişime bağlı olarak Ar-Ge çalışmalarını aralıksız sürdürmek ve eğitime canlı bir süreç gibi bakmak gerektiğine işaret etti. Savunma sanayinin teknolojiye bağlı olarak anlık düzeyde değiştiği bir alan olduğunu aktaran Selçuk, bunun eğitimin içinde bulunduğu durumu açıklamak için işlevsel bir örnek de oluşturduğunu vurguladı.

“Yerli ve milli bakış” vurgusu
Savunma Sanayii Başkanlığı ile yaptıkları iş birliğinin önemine işaret eden Selçuk, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan´ın ifade ettiği gibi Türkiye´nin bir küresel güç olma arzusu, bu topraklarda bulunabilme ve bayrağı daha yükseklere çekebilme fırsatına sahip olabilmesi için savunma sanayinin çok önemli bir yeri var. Buradaki yerli ve milli bakış, eğitimin de uluslararası düzeyde nitelikli olmasını gerektiren bir çabayı ortaya koyuyor. Bakanlığımız ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında bilim ve teknoloji üzerine kurmuş olduğumuz bu köprüyle savunma sanayi alanındaki teknolojik bilgilerle donatılmış nitelikli eleman ihtiyacımızın karşılanması adına büyük mesafe almış oluyoruz.”

Bakan Selçuk, iş birliğinin 2023 öğretmen ile sınırlı kalacağını düşünmediğine dikkati çekerek, “Bereketli olsun diyorum şimdiden.” ifadesini kullandı. Selçuk, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ile eğitim verilecek öğretmen sayısının artırılması konusunu değerlendirme fırsatı bulabileceklerini de sözlerine ekledi.

“Küresel Güç Türkiye”
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ise, konuşmasında, savunma sanayisinin ülke için vazgeçilmez ve stratejik önem taşıdığını belirterek, Türkiye´nin sektördeki ihtiyaçlarının 3´te ikisini yerli imkânlarla karşılar hale geldiğini söyledi. “Küresel Güç Türkiye” vizyonunun bir dönemin başlangıcı anlamına geldiğini dile getiren Demir, bu vizyonun dünya standartlarında bir insan kaynağı gereksinimi doğurduğunu ifade etti.

İş birliği protokolünün ihtiyaç duyulan kapasiteyi sağlamaya yönelik olduğunu vurgulayan Demir, öğretmenlere bu kapsamda büyük veri, yapay zekâ, siber güvenlik, havacılık gibi alanlardaki mesleki bilgi ve becerilerini artırmak üzere teorik ve mesleki eğitim verileceğini bildirdi. Demir, proje kapsamında savunma sanayisindeki çeşitli ana yüklenicileri, şirketleri devreye sokacaklarını ve onlarla çok sıkı koordinasyon içinde olacaklarını söyledi. Verilecek her türlü eğitimin ülkenin sanayi ekosisteminde çok fazla katma değer sağlama potansiyeline sahip olduğuna işaret eden Demir, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile de yakın iş birliğinde olacaklarını kaydetti. 2023´e kadar 2023 öğretmenin eğitiminin gerçekleştirileceği bilgisini veren Demir, “Öğretmenlerimiz alanlarında ne kadar iyi yetişmiş olurlarsa, sanayi ve teknoloji alanlarında ne kadar şirketlerle, hayatla iç içe olurlarsa edinecekleri bilgi ve deneyimi o kadar iyi şekilde öğrencilerine aktarma imkânına kavuşacaklar.” dedi.

Konuşmaların ardından Bakan Selçuk ile Savunma Sanayii Başkanı Demir, iş birliği protokolünü imzaladı. Törene, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in yanı sıra ASELSAN, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), ROKETSAN, HAVELSAN, Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ, TUSAŞ Motor Sanayii AŞ gibi savunma sanayisi firmalarının yetkilileri katıldı.

Protokolün kapsamı
İş birliği protokolü; büyük veri, yapay zekâ, siber güvenlik, uçak teknolojisi, aviyonik sistemler, bilişim teknolojisi, elektrik elektronik teknolojisi, endüstriyel otomasyon teknolojisi, gemi yapımı, makine teknolojisi, metal teknolojisi, motorlu araçlar teknolojisi, tasarım teknolojisi, uçak bakım, yenilenebilir enerji teknolojisi alanlarını kapsıyor. Söz konusu alanlarda görev yapan atölye ve laboratuvar öğretmenlerine, güncel teknolojiye uygun olarak, mesleki bilgi ve becerilerini artırmak üzere SSB tarafından teorik ve uygulamalı mesleki eğitim verilecek.

Protokol kapsamında, SSB tarafından mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi için toplantı, seminer, konferans, yarışma gibi farkındalık faaliyetlerinin koordine edilmesine, alan öğretmenlerine düzenlenecek olan hizmet içi eğitim faaliyetlerine de destek verilecek. Bu ana protokolden sonra Milli Eğitim Bakanlığının savunma sanayisi kuruluşlarıyla imzalayacağı alt protokollerin koordinasyonu yine SSB tarafından sağlanacak.

Öğretmenlerin eğitimiyle, ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere ulaşılması, sözü edilen alanlarda uzmanların yetiştirilmesi ve savunma sanayisine dair farkındalığın artırılması amaçlanıyor. İş birliği sayesinde, savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücü açığının ve teknik eğitime yönelik mesleki faaliyetler alanındaki eksiğin giderilmesi planlanıyor.

TÜBİTAK tarafından her yıl gerçekleştirilen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması kapsamında düzenlenen Bursa Bölge Sergisi, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) açıldı. Temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarını kapsayan toplam 100 proje, bilimsel kurulun ve katılımcıların ilgisine sunuldu.

50. Lise öğrencileri Araştırma ve Proje Yarışması Bursa Bölge Sergisi’nin açılış töreni BUÜ Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde yapıldı. Sergi açılışına Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muammer Demirel, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ekrem Koz, Proje Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özkan, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinden temsilciler, akademisyenler, öğrenciler ve öğretmenler katıldı.

Açılış töreninde konuşan Proje Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özkan, TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programı Başkanlığı tarafından her yıl gerçekleştirilen yarışmanın temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında araştırma yeteneğini geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Türkiye genelinde gerçekleştirilen yarışmaların 2004 yılında sadece 528 projenin başvuru aldığına işaret ederek; “2011 yılında 5111 sayısına yükselen proje başvuru sayımız bu yıl ise 16679 sayısına ulaşmıştır. Bursa bölgesinden 2017 yılında 1226 proje başvurusu yapılmış. 2018 yılında bu sayı 1245 proje olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl ise sayımız 1599’a ulaşmıştır. Görüldüğü üzere her yıl artan bir şekilde proje başvurusu gerçekleştiriliyor. 12 farklı alanda başvuru yapılabiliyor. 2018 yılında bölgemizden 18 proje seçilmiş ve Türkiye finallerinde yarışmaya hak kazanmıştı. Yarışma sonrasında ise coğrafya ve kimya alanlarında iki projemiz Türkiye birincisi oldu. Toplam 11 projenin Türkiye birincisi olduğu düşünülürse bunun önemli bir başarı olduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.

Törenin sonunda kesilen kurdelenin ardından Bursa Bölge Sergisi katılımcıların ziyaretine açıldı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve misafirler, öğrencilerin hazırladıkları projeleri gezerek yapılan çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde 28 Şubat’a kadar sergilenecek olan projeler oluşturulan bilim kurulu tarafından değerlendirmeye tabi tutulacak. Toplam 12 alandan ilk üçe girenler projeler ise Türkiye finalinde yarışmaya hak kazanacak.

Yıldız Teknopark, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi ve Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü iş birliği ile düzenlenen Yıldızlı Projeler Yarışması’nın 11’incisi için başvurular başladı.

Yıldız Teknopark, Yıldız Teknoloji Transfer Ofisi ve Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Öğrenci Kulübü iş birliği ile düzenlenen Yıldızlı Projeler Yarışması’na başvurular başladı. “Fikrini Geleceğe Taşı” sloganıyla bu yıl 11’incisi düzenlenen yarışmaya başvurular 3 Mart 2019 tarihine kadar devam edecek.

Yıldızlı Projeler Yarışması’na kendi projesini hayata geçirmek isteyen, girişimcilik ruhuna sahip üniversite öğrencileri ve akademisyenlerin yanı sıra girişimci şirketler (start-up) başvurabiliyor.

Başvuruların tamamlanmasının ardından, tüm projeler Yıldızlı Projeler Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendirilecek ve final etkinliğine katılmaya hak kazananlar belirlenecek. Finale kalan proje sahipleri AR-GE, yenilikçilik, girişimcilik ve sunum teknikleri hakkında eğitim alacak. Final etkinliği ise 18 Nisan’da Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Final etkinliğinde bilişimden elektroniğe, enerjiden sağlığa farklı alanlardan projeler kendi alanlarındaki projelerle yarışacak. Dereceye giren proje sahipleri para ödülü, Yıldız Kuluçka Merkezi’nde özel ofis, yurtdışında sanal ofis desteği, yurtiçi ve yurtdışında mentorlük ve sponsor özel ödülleri gibi farklı ödüllerin sahibi olacak.

Geçtiğimiz 10 yılda 144 farklı üniversiteden toplam 1.890 proje başvurusunun yapıldığı yarışma ile ilgili ayrıntılı bilgi www.yildizliprojeler.com adresinden alınabiliyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, görev yaptığı 4 yıl içerisinde bilimsel araştırma projelerine üniversite tarihindeki en büyük ödeneği ayırdıklarını söyledi. Her yıl ortalama 15 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyi projelere aktarıldığını vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 2019 yılında bu rakamın toplam 70 milyon TL’ye ulaştığını açıkladı.

Bursa Uludağ Üniversitesi, bilimsel araştırma çalışmaları için üniversite tarihinde en yüksek bütçeyi oluşturdu. 2015 yılına kadar bilimsel altyapı çalışması için toplam 42 milyon TL’lik harcama yapıldığına işaret eden BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 2018 yılı sonuna kadar TÜBİTAK, Bilimsel Araştırma Projeleri, SANTEZ, TAGEM ve Avrupa Birliği projeleri dâhil olmak üzere akademisyenlerin hazırladığı toplam 378 projeye 68 milyon TL kaynak aktardıklarını kaydetti. Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 2019 yılı içerisinde ise destek rakamının 70 milyon TL’yi aştığına işaret etti.

PATENTLİ ÜRÜN SAYISI 212’Yİ BULDU
Bilimsel altyapı yatırımları ve projelerin desteklenmesi adına çok sayıda yenilikçi uygulamayı hayata geçirdiklerini söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Üniversite tarihinde ilk defa ortaya koyduğumuz Bilimsel Araştırma Projesi kapsamında yürütülen çalışmalara destek sağlayarak, 2018 yılının sonuna kadar projelere 68 milyon TL’nin üzerinde bir kaynak aktardık. 2019 yılında bu rakam 70 milyon TL’nin üzerine çıktı. Göreve geldiğimizde Bilimsel Araştırma Projeleri toplantısı yılda 1 ya da 2 kez yapılıyordu. Biz bu toplantıları aylık yapmaya başladık. Akademisyenlerimizi nitelikli bilimsel çalışmalar üretmeleri için teşvik ettik. Gerekli altyapıyı ve destekleri yönetim olarak vereceğimizi ilettik. Yine üniversitemiz bünyesinde geliştirilen proje ve ürünlerin patentinin alınması konusunda verdiğimiz destekler ile kısa zamanda alınan patent sayımız 212’yi buldu. Akademisyenlerimizin yayın ortalaması 0,65 iken bugün 0.79 seviyelerine çıktı. Bu rakamların daha da yukarılara çıkması için çalışmalarımız ve desteklerimiz devam ediyor” diye konuştu.

BUÜ, 16 ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ ARASINDA
Bursa Uludağ Üniversitesi’ni arzu edilen noktalara getirebilmek için bir ekip anlayışıyla hareket ettiklerini kaydeden Prof. Dr. Yusuf Ulcay, başarılı akademisyenler, bölümleri ve fakülteleri de ödüllendirdiklerini açıkladı. Ulcay; “Son iki yıldır düzenli olarak üniversitemizin en çok yayın yapan, proje üreten veya bilimsel çalışmaya imza atan akademisyenleri, bölümleri veya fakülteleri ödüllendiriyoruz. Maddi ödüllerin yanı sıra bilimsel altyapı desteği ve yurtdışında bir konferansa katılma hakkı veriyoruz. Teşvik ve destek olduğu zaman başarı da kendiliğinden geliyor. Son yıllarda üniversitemizin başarı göstergeleri YÖK tarafından da takdir görüyor. Türkiye’deki 16 araştırma üniversitesi arasına seçildik. Bunun yanı sıra 20 uluslararasılaşma üniversitesinden biri olmayı da başardık. Bursa Uludağ Üniversitesi’ni hak ettiği konuma getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ BÜYÜYOR
Üniversitelerin bulunduğu kentin ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğinin altını çizen Rektör Yusuf Ulcay, bu amaçla çok sayıda kurum ve kuruluş ile ortak çalışmalara imza attıklarını açıkladı. Üniversite-sanayi işbirliği noktasında hassasiyet gösterdiklerini söyleyen Ulcay; “Bursa, Türkiye’nin ekonomik olarak en önemli kentlerinden birisi olarak karşımızda duruyor. Şehrimizde hizmet veren sanayi kuruluşları ile sürekli temas halindeyiz. Bizlere iletilen ihtiyaçları ve istekleri dinliyoruz. Bu amaçla ilk olarak uzay sanayi alanında Türkiye’nin önde gelen 7 kuruluşu ile işbirliği protokolü imzaladık. Savunma sanayii alanında Ar-Ge mühendisi yetiştirme programları düzenledik. Programın çok ilgi görmesinin ardından makine, otomotiv, tekstil, gıda ve mimarlık alanlarında da bu programları düzenlemeye devam ettik. Yine üniversitemiz bünyesinde bir Araştırma Vadisi kurma kararı aldık. TUSAŞ ile bu konuda görüşmelerimizi tamamladık. Hayata geçirdiğimiz bu programlar ile yüzlerce öğrencimiz Ar-Ge alanında önde gelen kurumların temsilcileri ile çalışma fırsatı yakaladı” şeklinde konuştu.

Üniversite ve sanayi işbirliği alanında önemli projeleri hayata geçiren Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), ‘yenilikçi devlet üniversitesi’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) ile işbirliğini güçlendiriyor.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetim kurulu üyeleri, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir’i ziyaret etti. Üniversite yönetimi ve akademisyenlerin de iştirak ettiği ziyarette Başkan Burkay ve yönetim kurulu üyeleri, üniversitenin araştırma laboratuvarlarını inceledi. Rektör Karademir’den 4 bin 600’ün üzerinde öğrencinin eğitim gördüğü üniversitenin çalışmaları ile ilgili bilgiler alan Başkan Burkay, istişare toplantısında akademisyenler ile de bir araya geldi.

“YENİ İŞBİRLİĞİ KANALLARI KURALIM”
BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Oda olarak Bursa ekonomisinin üretim, ihracat ve nitelikli istihdamına güç katmanın yanı sıra ‘insana yatırım odaklı’ birçok önemli projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Bursa ekonomisinin kalkınma hedeflerine ulaşmasında üniversite sanayi iş birliğinin kilit rol üstlendiğine işaret eden Başkan Burkay, ‘kentin aklı’ olan üniversitelerle işbirliği kanallarını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. BTSO’nun bünyesinde yer alan sektörel konsey yapılanmasına BTÜ ve Bursa Uludağ Üniversitesi akademisyenlerin de fikirleriyle dinamizm kattığını dile getiren Burkay, “Bilim ve teknoloji; kamu, özel sektör, üniversiteler ve sanayi ekosisteminde gelişiyor. Bu alanda atılan her adım ekonomiye ciddi katkı sağlıyor.” dedi.

“BİLGİYİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRDÜĞÜMÜZ KADAR GÜÇLENEBİLİRİZ”
Önümüzdeki süreçte katma değeri yüksek üretim ve ihracat hedefi doğrultusunda BTÜ ile sanayi arasındaki bilgi ve teknoloji akışını artırmak istediklerini belirten Burkay, “Bilgi, bilim, teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri şehirlere yön veriyor. Bilgiyi ürüne dönüştüğümüz ölçüde kentimiz ve ülkemiz gelişecektir. Bu süreçte en önemli rehberimiz bilim ve teknoloji olacaktır. 42 binin üzerinde girişimciye sahip Odamız, BTÜ ile bundan sonra daha uzun vadeli, çok yönlü ve sonuç odaklı işbirliği çalışmalarına devam edecektir.” diye konuştu.

“SADECE MEZUN VERMEK YETERLİ DEĞİL”
Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, kısa bir sürede nitelikli akademik ve idare kadro ile sağlıklı bir eğitim müfredatı oluşturduklarını söyledi. Üniversite olarak diploma sahibi gençlerin iş hayatına katılması ve önemli bir kısmının kendi işini kurmasını hedeflediklerini ifade eden Karademir, “Ülkemizde üniversite öğrenimi gören öğrenci sayısı yaklaşık 7.5 milyon. Her sene 2.5 milyon öğrencimiz üniversitelerden mezun oluyor. BTÜ olarak nitelikli öğrenci sayımızı koruyarak, sektörlerle iç içe ve uygulamalı eğitim odaklı çalışmalar yapıyoruz. Bu noktada önemli bir mesafe aldık. Bursa’daki paydaşlarımız için önemli olan bölümler üzerine yoğunlaştık. Bunun dışında öğrencilerimizin aldığı derslerin güncel ve sektördeki ortamı yansıtan yenilikte olmasını istiyoruz. Her geçen gün kendisini yenileyen teknolojik gelişmelerden öğrencilerimize yansıtmayı amaçlıyoruz.” dedi.

“BTSO İLE GURUR DUYUYORUZ”
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile BTÜ arasında devam eden işbirliğinin önümüzdeki süreçte daha da somut adımlara ulaşacağına inandığını kaydeden Karademir, şöyle konuştu: “Bursa’mız kendine göre marka değeri yüksek, hemen hemen her alanda artıları olan bir şehir. BTSO ise ülkemiz için bir kazanç. Böyle bir yapı tabi ki önemli projelere de imza atıyor. Üniversite olarak BTSO’yu gıpta ile izliyor ve takdir ediyoruz. Ticari cephede savaşan firmalarımızın stratejik ve bilimsel veriler üzerinden katkı sağlamak için üniversitelerden destek almasını istiyoruz. Önümüzdeki süreçte ülkemiz ve kentimizin geleceği için iş insanlarımız ile işbirliği adımlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz.”

Bursa Uludağ Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (UBİAT) tarafından düzenlenen 20. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi’nin ana konusu ‘Metabolik Sendrom Hastalıkları ve Obezite’ oldu. Akademisyenlerin ve hekim adaylarının yoğun ilgi gösterdiği kongrede çağın hastalığı obezite ele alındı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde bu yıl 20.’si gerçekleştirilen Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi başladı. 15-17 Şubat tarihleri arasında düzenlenen kongreye katılan akademisyenler metabolik sendrom hastalıklarını ve obeziteyi konuştu. Etkinliğin açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, BUÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Sağlam, üniversite v e fakülte yöneticileri, akademisyenler ve çok sayıda tıp fakültesi öğrencisi katıldı.

ARAŞTIRMA YAPAN BİLİM İNSANLARINA İHTİYACIMIZ VAR
Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, bir ülkenin kalkınması için büyük bir kısmının gerçek anlamda eğitim alması gerektiğini söyledi. İnsan gücünün ekonomik kalkınma hamlesinde ciddi bir faktör olduğuna işaret eden Rektör Ulcay; “Ancak insan gücünün eğitimlisi çok daha kıymetlidir. Bunu her sektöre yaygınlaştırabiliriz. Örneğin sadece tıp fakültesinin tıp eğitimi ile bir noktaya gelmesi çok zor. Artık disiplinler arası çalışmanın önemi arttı. Ülkemizde son yıllarda disiplinler arası çalışmalara verilen desteklerin oranı çok büyük bir artış gösterdi. Kalkınmanın temel hamleleri arasında farklı disiplinlerin ortaklaşa çalışarak projeler üretmesi geliyor. Türkiye’nin bu gelişmişliğe ihtiyacı var ve daha fazla geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Burada tıp fakültesi öğrencileri bulunuyor. Sizlerden ricam kendinizi geliştirin. Akademik çalışmalar yapın, araştırmacı olarak kendinizi geliştirin. Türkiye’nin araştırma yapan bilim insanlarına ihtiyacı var. Bir şeyleri kopyalayarak üreten değil, kendisi geliştiren ve ekonomiye kazandıran genç beyinlere ihtiyacı var” diye konuştu. Düzenlenen kongrenin genç doktor adayları için büyük bir önem taşıdığına işaret eden Ulcay, emeği geçen herkese teşekkür etti.

BUÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Sağlam ise Bilimsel Araştırma Topluluğu’nun 20. kez düzenlediği Ulusal Tıp Kongresi’nde bulunmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu aktardı. 25 yıl önce Uludağ Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin başlattığı kongrenin bugün yine aynı heyecanla devam etmesinden dolayı üniversite yönetimi olarak gurur duyduklarını da sözlerine ekledi.

İki gün boyunca devam edecek kongrede yapılacak oturumlarda Türkiye’nin farklı üniversitelerinde görev yapan uzman hekimler tarafından obezite ve metabolik sendrom hastalıkları ele alınacak.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et