Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

Afgan asıllı Hidayatullah Arghandabi’nin yaşam öyküsü bugünlerde üniversite tercihi yapacak birçok gence ilham verecek. Kandahar’da doğan Arghandabi, İstanbul Aydın Üniversitesinde burslu okurken önce model uydu projesi için NASA tarafından ABD’ye davet edilen ekibin içinde yer aldı. Ardından mezun olur olmaz dünyanın en büyük enerji firmalarından birinde çalışmaya başladı.

1990’lı yılların sonuyla 2000’li yılların başlarına damgasını vuran Taliban ve El-Kaide terörü ile Afganistan Savaşı, birçok hayatı söndürdüğü gibi, birçok insanı da vatanından ederek mülteci konumuna getirdi. Ancak vatanından kopmak zorunda kalan kimi insanların Türkiye tercihleri de hayatlarını bambaşka bir şekilde etkiledi.

MEZUN OLUR OLMAZ DEV FİRMAYA GİRDİ
Bunlardan biri de, Afganistanlı genç mühendis Hidayatullah Arghandabi. 1994 yılında, Taliban ve El-Kaide terörünün bütün Afganistan’ı kasıp kavurduğu günlerde, Kandahar’da dünyaya gelen Arghandabi, 2013 yılına kadar terör, şiddet, kan, gözyaşı ve savaşın içinde yaşadı. 2013 yılında kazandığı başarı bursuyla İstanbul Aydın Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümünde yükseköğretime başlayan Arghandabi, bu yıl üniversiteden mezun oldu. Mezun olur olmaz dünyanın en büyük enerji firmalarından biri olan Nordex’te çalışmaya başladı.

“KANDAHAR’DA VURULMAMIZ İŞTEN BİLE DEĞİLDİ”
Konuyla ilgili konuşan ve sözlerine “Okuldan içeriye ilk girdiğimde çok heyecanlanmıştım” diye başlayan Arghandabi, “Okul benim için çok büyüktü ve mutluydum. Terör saldırılarından uzak, dost ve onurlu bu millet bana kucağını açmıştı. Kandahar’daki lise yıllarım terörle doluydu. Okuduğum okulda herhangi birimize bir merminin isabet etmesi işten bile değildi. Belki biz de buna alışmıştık ve bir süre sonra bize normal gelmeye başlamıştı. Onurlu ve dost bir millet olan Türklerin benim gibi gençlere kucak açması da çok mutlu ediciydi” ifadelerini kullandı.

NASA EKİBİNDE DE YER ALDI
İstanbul Aydın Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Kulübünün 2016 yılında gerçekleştirdiği NASA Model Uydu Projesi’nde de yer alan ve NASA’da çalışma fırsatı yakalayan Arghandabi, “Bu tecrübe benim için son derece heyecan vericiydi. Evet, üniversite yıllarım kolay geçmedi belki. Dost ve kardeş bir ülkede olsam da neticede ‘yabancı’ idim. Zorlu sınavlar, uzun geceler yaşadım. Ancak İstanbul Aydın Üniversitesinde edindiğim arkadaşlıklar, üniversitenin sağladığı teknolojik altyapı olanakları, alanında gerçekten de duayen hocalar ve özellikle de üniversite yönetiminin teşvik edici tavrı sayesinde, şimdi geriye dönüp baktığımda kendimi şanslı bile hissediyorum” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTE TERCİHİM HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ”
Üniversitede ve Türkiye’de edindiği tecrübelerin hayatını büyük ölçüde şekillendirdiğini ifade eden Arghandabi, “Burada önce kendime, sonra da topluma karşı dürüst olmayı öğrendim. Asla pes etmedim. Tekrar, tekrar denedim. Hayal etmekten asla vazgeçmedim. Hayal ettim ve azimle adım attım. Değerli hocalarım da beni motive ettiler ve yürüdüğüm bu yolda bana rehber oldular. Bazen Türkiye’ye gelmesem nerelerde olurdum diye düşünüyorum. Allah saklasın ama, muhtemelen Kandahar’daki mezarlıkta yatanlardan biri de ben olurdum” dedi. Arghandabi son olarak büyük bir misafirperverlikle kendilerini ağırlayan dost ve kardeş Türkiye’ye ve İstanbul Aydın Üniversitesine teşekkür ederek sözlerini noktaladı.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Eğitim Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Bursa Tasarım ve Teknoloji Geliştirme Merkezi (BUTGEM) tarafından düzenlenen Çocuk Yaz Kursları’nda ikinci grup eğitimleri tamamlandı. Dört farklı alanda düzenlenen eğitimleri başarıyla tamamlayan 60 öğrenci, sertifikalarını BTSO Yönetim Kurulu üyesi Fahrettin Gülener’in elinden aldı.

Meslek edindirme ve geliştirme kurslarıyla her yıl üç bin gence eğitim veren ve nitelikli iş gücüne önemli bir katkı sağlayan BUTGEM, yaz döneminde de çocuklara yönelik ‘Yaz Kursları’na ev sahipliği yapıyor. Bu yıl 9. kez düzenlenen yaz kurslarında çocuklar, Telden Araba, Maket Robot, Ahşap Oyuncak ve Origami-Kağıt Sanatları kurslarına katılarak el becerilerinin yanında tasarım ve hayal güçlerini de geliştiriyor. Dört ayrı alanda 15’er kişilik gruplar halinde düzenlenen eğitimlerin ikinci etabı tamamlanırken, kursu tamamlayan öğrenciler düzenlenen sertifika töreninde, sertifikalarını BTSO Yönetim Kurulu üyesi Fahrettin Gülener’den aldı.

1500’ÜN ÜZERİNDE ÖĞRENCİYE EĞİTİM
BUTGEM Yaz Kursları’na çocukların bu yıl da yoğun bir ilgi gösterdiğini belirten BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Gülener, 4 etap şeklinde planlanan eğitimlerin ilk iki etabının tamamlandığını söyledi. Şimdiye dek 1500’ün üzerinde öğrencinin kurslardan faydalandığını kaydeden Gülener, “Ağaç yaşken eğilir inancıyla başlattığımız eğitimlerle, çocuklarımıza henüz yolun başında birçok yetkinlik kazandırıyoruz. Çocuklarımız, alet kullanma becerisi, malzeme bilgisi, tasarım bilinci gibi çok farklı alanlarda kendilerini geliştirebiliyorlar. Bir hafta boyunca kurslarımızda edindikleri tecrübeler, çocuklarımıza meslek yaşamlarında da önemli katkılar sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

“YARININ MÜHENDİSLERİNİ YETİŞTİRMEYİ İSTİYORUZ”
Yarının mühendislerini yetiştirmeyi arzuladıklarını ifade eden Gülener, çocukların eğitim temelleri ne kadar sağlam atılırsa meslek yaşamlarının da o denli başarılı olacağının altını çizdi. Kurslarımızda çocuklarımıza güven aşılıyor ve gelecek hedefleri için de kendilerine yol gösteriyoruz diyen Gülener, “Meslek insanı bilincine sahip, prensiplere bağlı ve disiplinli çalışma becerisi gösterebilen çocukların yetişmesi açısından 40 ders saati süresince teknik bilgilerin yanında çocuklarımıza bazı alışkanlıklar da kazandırmayı amaçlıyoruz. Kurslarımıza yoğun ilgi gösteren çocuklarımıza ve ailelerine teşekkür ediyorum.” dedi.

HAYALLERİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜRÜYOR
Telden araba kursuna katılan Umut Furkan Bahadır, çok keyifli ve öğretici bir kurs dönemi geçirdiğini söyledi. El becerilerini geliştirmenin yanında paylaşmayı da öğrendiklerini söyleyen Bahadır, tüm çocukların bu kurslara katılması gerektiğini söyledi. Maket robot kursuna katılan Emre Osman Başsoy ise kurs sayesinde hayallerini gerçeğe dönüştürerek bir robot yaptığını, gelecek yıllarda da diğer kurslara katılmak istediğini belirtti.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin öğretmenler loncası yoğun ilgi görüyor. program kapsamında 5 gün sürecek uygulamalı arduino ile prototipleme eğitimi her branştan öğretmene ücretsiz verilecek.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin geleceğin bilim adamlarını yetiştirilmesi hedefiyle kentte kazandırdığı vizyon projesi Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM), bilimsel eğitime katkıları sürüyor. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi klasik eğitim kalıplarının dışına çıkarak eğitimde bilimsel farkındalığı artırmak ve bilimi topluma yaymak amacıyla öğretmenlere yönelik projelendirdiği “Öğretmenler Loncası” her branştan öğretmenin yoğun ilgisi ile devam ediyor. Bilimi, çocuk ve gençlere sevdirerek gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurgulanan, eğitim tekniklerini geliştirmek adına pratik uygulamaları da içeren “Öğretmenler Loncası” ile her branştan öğretmenin teorik ve pratik uygulamalarla deneyim kazanması hedefleniyor.

Yeni tekniklerle informal eğitim
Öğrencilerin ve çocukların bilimsel gelişiminde, formal eğitime alternatif olarak informal eğitimi esas alan BTM’nin “Öğretmenler Loncası”, yeni öğretim yöntemi stratejileri geliştirmesine de fayda sağlıyor. “Öğretmenler Loncası” ile bilimsel kültürün artırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

Ücretsiz eğitimi
Bilimsel eğitimin yaygınlaştırmak ve öğretmenlerin bilimsel anlamda donanımları attırmak adına projelendirilen “Öğretmenler Loncası” programında bu kez ilgi duyan her branştan öğretmene Arduino ile Prototipleme Eğitimi verilecek. Bilime merak duyan tüm öğretmenlerin başvurabileceği program 19-23 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine da katkı sağlayacak olan Arduino ile Prototipleme Eğitimine katılmak isteyen öğretmenlerin www.bursabtm.org adresini ziyaret etmeleri yeterli olacak.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi (BTM) yaz tatilini bilimle değerlendirmek isteyen öğrenciler için birbirinden özel programlar hazırladı. Minik mucitlerin uygulamalı atölye çalışmalarına katılabileceği 9 farklı etkinlikten oluşan “BTM Yaz kampları” Ağustos ayı boyunca devam edecek.

Büyükşehir Belediyesi’nin geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek ve bilimi çocuklara sevdirmek hedefiyle kentte kazandırdığı Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, bu yaz tatilini bilim ve macerayla geçirmek isteyen minik mucitler için 9 farklı içerikten oluşan bilimle dolu etkinlikler hazırladı. 5 ile 14 yaş arası bilimseverler için hazırlanan bilimsel atölye çalışmalarından oluşan yaz kampları, sürpriz içerikleriyle sınav maratonu, yoğun ders programları ve ödevlerden bunalan minik mucitlere unutulmaz bir deneyim yaşatacak. Yaz tatili süresince her gün farklı bir konuda bilimsel atölye çalışması yapma imkânı bulacak olan minik mucitler, bilimin eğlenceli haliyle tanışacak, dokunarak ve uygulayarak öğrendiklerini pratiğe dökme fırsatı yakalayacak. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’ndeki yaz kamplarının ilki “Mutfağın Kimyası (Maker Günü)”. 1,8,15 ve 22 Ağustos tarihlerinde tüm gün gerçekleştirilecek Mutfağın Kimyası atölye çalışmasında katılımcılar moleküler gastronomiyi keşfedecek, yaratıcılıklarını sınayacak ve birbirinden lezzetli atölye çalışmalarına imza atacaklar.

Planetaryum gösterileri ve astronotların zorlu uzay yolculuklarının tecrübe edileceği astronomi ile dolu “Uzay’da Bir Gün” atölye çalışması ise 2,9,16ve 23 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. BTM’nin minik mucitlere özel hazırladığı bir başka bilimle dolu etkinliği ise “Kendin Yap (Maker Günü). 3, 10,17 ve 24 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek etkinliğe katılanlar kendi ihtiyaçları doğrultusunda ürün geliştirecekler, kendi radyolarını yapabilecekler. BTM, yaz kamplarıyla bilime meraklı çocukları doğayla da buluşturacak. Doğa ve çevre temalı “Elimdeki Doğa” etkinliği, 4, 11, 18 ve 25 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi yazılıma ilgi duyan minik mucitler için ise “Kodla” kampını hazırladı.5 ve 6 Ağustos tarihlerinde iki gün sürecek etkinlikte 8-14 yaş arası minik mucitler en basit programlama ara yüzlerinden biri olan Scratch kullanımından başlayarak programlamayı, Arduino ile sensorları kullanmayı, öğrenecekler. BTM, havacılığa meraklı minikler içinde iki farklı Model Uçak etkinliğini yaz kampları programına aldı.5-12 ve 6-13 Ağustos’ta gerçekleştirilecek kampta katılımcılar kendi tasarladıkları planörleri evlerine götürebilecekler. Bu yaza özel olarak içeriği zenginleştirilen Temel Arduino Eğitimi ise 23 ile 27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek. Minik mucitler Temel Arduino Eğitimi ile programlamanın mantığını kavramakla birlikte en basit uygulama olan “led yakma” işleminden başlayarak digital ve analog veri okumayı ve bu verileri işlemenin mantığını kavrayacaklar. Çocukların merakla keşfetmek istediği uzay hakkında, eğlenceli ve ilginç aktivitelerde bu yaz BTM yaz kamplarında… Uzayın merak edilen alanlarına yönelik çalışmaların yapıldığı “Minik Mucitler Uzay’da” kampı 5 ve 12 Ağustos tarihlerinde yapılacak. Öğrencilerin, astronotların dünyası, uzayda yaşam, gezegenler, galaksiler hakkında bilgi sahibi olacakları atölye çalışmasında kavanozdan galaksi ve uzay lambası yapımı tasarımları da yer alıyor. BTM’nin yaz kamplarına katılmak isteyenler http://www.bursabilimmerkezi.org adresinden detaylı bilgi alabilirler.

Dijital teknolojilerle gençleri geleceğin mesleklerine hazırlayan Teknoloji ve İnsan Koleji (TİNK), Türkiye’nin ilk ve özel uygulamalı teknoloji lisesi olarak faaliyete geçiyor. Teknoloji ve İnsan Koleji, bu yıl Sancaktepe Kampüsü’nde 500 öğrencisiyle eğitime başlayacak, 6 yıl içinde Türkiye genelinde
kampüs sayısını 20’ye çıkaracak.

Teknoloji ve İnsan Koleji (TİNK), yeni nesilleri geleceğin ekonomisi Endüstri 4.0’a hazırlamak ve teknolojiye öncülük edecek genç liderleri yetiştirmek misyonuyla kuruldu. Yenilikçi eğitim sistemi Eğitim 4.0’a öncülük eden Teknoloji ve İnsan Koleji, geliştirdiği özel müfredatıyla geleceğin teknolojik yetkinliklerini yeni kuşaklara kazandırmaya hazırlanıyor. Eğitim kurumu, henüz lise çağındayken genç öğrencilerden girişimciler ve mucitler çıkarmayı hedefliyor.

Geleceğin yetkinliklerine sahip gençler
Teknoloji ve fen bilimlerinde uzman eğitmen kadrosu, gelişmiş teknolojik donanımı ve öğrenciye özel müfredat programıyla Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Teknoloji ve İnsan Koleji, öğrencilerine geleceğin yetkinliklerini kazandıracak. Teknoloji ve İnsan Koleji mezunları, uluslararası geçerliliği olan Girişimcilik ve Yazılım Dil Sertifikalarına da sahip olacak.

2017-2018 eğitim-öğretim dönemi için 9., 10. ve 11. sınıflar düzeyinde öğrenci kabul eden Teknoloji ve İnsan Koleji’nde öğrenciler, temel bilimler olan matematik ve fen dışında bilişim teknolojileri ve girişimcilik konusunda uzmanlaşacakları kapsamlı bir müfredatla eğitim görecek. Öğrenciler ayrıca 21. yüzyıl becerileri olarak adlandırılan sosyal kabiliyetler için de özel bir program takip edecekler. Teknoloji ve İnsan Koleji’nin geliştirdiği Eğitim 4.0 modeli temel alınarak, model kapsamında öğrencilerin IQ, EQ ve DQ gelişimi için akademik ve uygulama bazlı STEM+A eğitimi verilecek.

Eğitim modeli kapsamında öğrenciler, web yazılımı geliştirme, mobil uygulama geliştirme, donanım prototipleme (maker) ve girişimcilik eğitimleri alarak, fikirden ürüne katma değerli üretimin tüm altyapısını kuracaklar. Okulda her öğrencinin bir mentor öğretmeni de olacak. Haftalık PDR dersi ve PDR servisi ile öğrencilere devamlı olarak rehberlik hizmeti de verilecek. Haftada 12 saate kadar çıkan İngilizce dersleriyle 9. sınıf, aynı zamanda hazırlık sınıfı olarak kurgulanıyor. Öğrenciler matematik, edebiyat, fizik gibi temel derslerin dışında İngilizce eğitim ağırlıklı bir yıl geçirecek.

Gelecek planlaması
Teknoloji ve İnsan Koleji, öğrencilerine kişisel rehberliğin yanı sıra kariyer geliştirmeye yönelik rehberlik hizmeti de sunacak. 11. ve 12. sınıflar Türkiye’nin ve dünyanın en büyük kurumlarında staj yapma imkanına sahip olacak, Hayat Dersi programı ile öğrenciler farklı kurum ve çalışma alanlarından insanlarla tanışacak, özel kariyer kütüphanesine erişim imkanı da kavuşacak. İş dünyası deneyiminin yanı sıra, üniversiteye hazırlık sürecinde öğrenciler dönem boyunca grup çalışmaları ve birebir görüşmelerle ilerleyecek. Üniversite sınavına özel hazırlık kursları ise hafta sonları ve yaz aylarında eğitim kurumu bünyesinde gerçekleşecek.

“Yatırımımız gençlerin yetenek gelişimine”
Teknoloji ve İnsan Koleji’nin kurucusu ve CEO’su Zeynep Dereli, TİNK’in Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojilerinde uzman ilk uygulamalı teknoloji lisesi olduğunu ifade ediyor. Dereli, öğrencilere geleceğin uzmanlıklarına uygun beceriler kazandırmak için kodlama, programcılık, robotik, girişimcilik, ‘maker’ ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerine odaklandıklarını belirtiyor. Teknoloji ve İnsan Koleji’nde teknolojiyi eğitim müfredatına entegre ederek yeni dünyaya uygun bir içerik hazırladıklarını aktaran Dereli, şunları söylüyor: “Türkiye yetenek gelişimine yatırım konusunda 61 ülke arasında 54’üncü sırada. Bu yüzden Teknoloji ve İnsan Kolejleri olarak geleceğin yeni mesleklerini edinmek isteyen tüm gençlere bir fırsat sunmak için bu alanda ilk adımı attık ve Türkiye’nin ilk uygulamalı teknoloji lisesini kurduk. Bu okulu Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ün (MIT) lise versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Şu anda ABD’de iki okulda pilot olarak uygulanan ve öğrencilerin 3D ve AR ile 360 derece eğitim almalarını sağlayan bir programı Türkiye’ye getirdik. Yeni nesile çok güveniyoruz. Bu topraklardan da birçok Steve Jobs çıkacağına inanıyoruz.”

En büyük iddialarının 21. yüzyıla hazır, girişimci mezunlar yetiştirmek olduğunu söyleyen Dereli, şunları kaydediyor: “2017-2018 eğitim dönemine Sancaktepe kampümüzde başlıyoruz. 6 yıl içinde Türkiye genelinde 20 kampüse ulaşmayı hedefliyoruz. Kampüslerimizin ikisi İstanbul’da, 18’i farklı şehirlerde olacak. Teknoloji eğitimi temelli Türkiye’nin ilk eğitim kurumu olarak öğrencilerimize yeni nesil bir eğitim vermenin yanı sıra çok önemli imkanlar da sağlıyoruz. Zorlu Holding, Arkas, Aktaş, Arçelik, Acıbadem, DYO, Microsoft, Google, Borusan, Intel, Yemeksepeti ve TEB gibi pek çok şirketle işbirliği anlaşmamız var. Bu şirketler Teknoloji ve İnsan Koleji’ne özel staj kotası sunacak.”

Yüksek donanımlı laboratuvarlar, uygulamalı eğitim
Eğitim kurumunun tam donanımlı laboratuvarlarında kodlama, üretim, elektronik ve girişimcilik öğretilecek. Laboratuvarlarda bulunan üç boyutlu yazıcılar, CNC’ler, elektronik ve robotik kitlerle, öğrenciler Endüstri 4.0’ın işleyişini deneyimleyerek modelleme fırsatına sahip olacak. Tüm öğrencilerine dizüstü bilgisayar veren ve kesintisiz yüksek hızlı fiber internet bağlantısı sunan Teknoloji ve İnsan Koleji, öğrencilerin güvenliği ve yemekten ısınmaya kadar sağlıklarıyla ilgili tüm yatırımları da kampüsünde en üst düzeyde gerçekleştiriyor.

Öğrencileri geleceğe hazırladıklarını kaydeden Zeynep Dereli, şunları söylüyor: “4.0 Endüstri Devrimi kapsamında bugün var olan pek çok mesleğin yok olup yepyeni uzmanlık alanları ve mesleklerin doğacağı düşünülürse, bizim vereceğimiz eğitimler geleceğin nesli için kritik öneme sahip olacak. Beceri temelli, iş hayatındaki başarıyı üniversite başarısı kadar önemseyen ön mühendislik dersleri veren bir eğitim içeriğiyle fark yaratacağız. Laboratuarımız 1.300 metrekare alana oturuyor. İçlerinde uygulama alanları var. Her alanda uygulamalı eğitim ana felsefemiz. Öğrencilerimiz öğrendikleri bilgileri sahada kullanma ve doğruluklarını yaşama şansına sahip olacaklar. Böylece yaparak, yaşayarak öğrenmiş olacaklar. Bu bilgiler de kalıcı olacak. Örneğin 10. sınıfta proje ödevi olarak kendi cep telefonlarını yapacaklar. 3D printer’dan telefonun dışını basacak, elektronik kitini hazırlayacak, yazılımını da yazarak cep telefonu yapacaklar. Bunu altışar kişilik ekipler halinde yapıp bütün sistemi anlayacaklar. Tüm bunları yan yana dizayn edilmiş laboratuarlarda görecekler. Projelerini gerçek hayata uygun ürünler haline getirecekler. Algoritmik düşünce yapısı sistemimizin temel taşı. Evde proje yapılmayacak, herkes okulda kendisi yapacak. Sonrasında da yapmış oldukları projelerin sunumlarını gerçekleştirerek kendilerini ifade etme becerisini de kazanacaklar. Öğrenciler, TİNK’ten mezun olduklarında hangi alanda devam etmeyi tercih ederlerse etsinler, iyi birer teknoloji yetkini, iyi iletisim kurabilen ve kendini ifade edebilen, sanata, spora ilgi duyan, insani değerlere, farklı kültürlere saygı gösteren, kendi kültürünü iyi tanıyan, duygusal zekası gelişmiş, empati kurabilen birer birey olarak hayata hazırlanmış olacaklar.”

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğü ve Uludağ Üniversitesi, üniversite içerisinde bulunan geyiklerin popülasyonunun korunması ve bilimsel araştırılmalar yapılabilmesi konusunda protokol imzaladı.

İmza töreninde konuşan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yaban hayatı koruma konusunda 2. Bölge Müdürlüğü ile ortak araştırma ve bilimsel çalışmalar yapılması amacıyla uzun süredir görüşme halinde olduklarını açıkladı. İmzalanacak protokol sayesinde üniversite içerisinde bulunan yaban geyiklerinin popülasyonunun korunması, tedavilerinin yapılması ve diğer bilimsel çalışmaların yürütülmesi konusunda ortak çalışacaklarını belirten Rektör Yusuf Ulcay; “Bölge Müdürlüğü yetkilileriyle uzun süren bir görüşme trafiğimiz oldu. Sonunda ortak bir çalışma platformu üzerinde anlaşma sağladık. Protokol sayesinde üniversitemiz içerisinde bulunan yaban geyiklerinin ihtiyaç duyulan farklı bölgelere gönderilmesi, tedavilerinin üstlenilmesi ve buradaki yaban hayatının bilimsel çalışmalara konu olması anlamında birlikte hareket edeceğiz. İki kurumda üzerine düşen görev ve sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirecektir. Protokolde emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

BULUT: TÜRKİYE’YE ÖRNEK BİR TESİSE SAHİBİZ
Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2. Bölge Müdürü Mustafa Bulut ise konuşmasında 2015-2016 yılları arasında her bölge müdürlüğünün bir rehabilitasyon merkezine sahip olması konusunda bir kararın alındığını aktardı. Bu kararın ilk uygulayıcılarından olduklarını söyleyen 2. Bölge Müdürü Mustafa Bulut; “Bursa, gerçekten bu konuda çok şanslı bir il. Türkiye’ye örnek olmuş bir tesise sahibiz. Sizlerle birlikte olmak ve bu tesislerde ortak projelere imza atacak olmak da bizler için ayrı bir şans. İyi ki Uludağ Üniversitesi var. Tüm yetkililere teşekkür ediyorum. Veteriner Fakültesi’nin programlarında yaban hayatının işlenmesi bizler için ayrı bir önem arz ediyor. Bizim işimiz yaban hayatını takip etmek. Bundan sonra da hem Bakanlığımızın hem de üniversitemizin ortak çalışmalar içerisinde çok sayıda projeye ve çalışmaya imza atacağına inanıyorum. Bu protokolde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ORTAK BİLİMSEL ÇALIŞMALARA İMZA ATILACAK
UÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ülgen Günay da üniversite yerleşkesinde 100 hektarlık alan içerisinde 90’a yakın geyik popülasyonunun bulunduğunu kaydetti. 2004 yılında Uludağ Üniversitesi’ne 10 adet geyiğin üretiminin yapılması amacıyla getirildiğini söyleyen Dekan Ülgen Günay; “13 yıllık bir zaman dilimi içerisinde bu hayvanların sayısı 100’ü geçti. Daha önce farklı bölgelere geyik gönderimi gerçekleştirdiğimiz için şuanda üniversitemiz doğal yaşam merkezinde 90 kadar geyiğimiz bulunuyor. Şimdi Orman ve Su İşleri 2. Bölge Müdürlüğü’nün yetkilileri ile bu hayvanlara ve genel anlamda üniversite içerisindeki yaban hayvanlara neler yapabileceğimizi konuştuk. Hayvanlarda meydana gelebilecek herhangi bir hastalık ya da tedavi gibi hizmetleri bedelsiz olarak yerine getireceğiz. Bunun için de tedavi ünitesi oluşturacağız. Karşılıklı anlaşmalarımızı yaptık. Üniversite olarak biz de bilimsel çalışmalarımızı Celal Acar Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bulunan Geyik Üretim Merkezi’nde ortaklaşa yapacağız. Buralarda elde edeceğimiz sonuçları, Bakanlık ve üniversite arasında hayata geçirilecek ortak projelerde değerlendireceğiz. Ayrıca Geyik Üretim Merkezi’nde bizim öğrencilerimizin uygulama yapma imkânı da olacak” şeklinde konuştu.

İmza töreninin ardından yetkililer üniversite içerisinde bulunan doğal yaşam alanına giderek burada incelemelerde bulundu.

Büyükşehir Belediyesi’nin geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek ve bilimi çocuklara sevdirmek hedefiyle kentte kazandırdığı Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, bu yaz tatilini bilim ve macerayla geçirmek isteyen minik mucitler için bilimle dolu birbirinden renkli programlar hazırladı.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi, yaz tatilinde minik kâşifleri Uludağ çıkarıyor. 8 ile 14 yaş arası bilimseverler için hazırlanan Doğa ve Bilim Kampları sürprizlerle dolu içeriğiyle minik bilimseverlere unutulmaz bir deneyim yaşatacak. 16 Temmuz’da başlayacak ve belirli tarihlerde aralıklarla devam edecek günübirlik kamp programı Çobankaya-Sarı Alan güzergâhında gerçekleştirilecek.

Kamp programı boyunca Uludağ ‘ı keşfe çıkacak minikler, eşsiz doğa güzellikleri arasında Uludağ’ın endemik bitki türlerini ve kuş kafesi yapımını öğrenecek. Öğle yemeklerini zirvede yiyecek olan minik bilimseverler, rotalarının yer aldığı Uludağ krokisi ve kamp öncesi dağıtılacak etkinlik kitleri ile doğanın tadını çıkaracaklar. Kamp programında ayrıca mikroskop yapım atölyesi de gerçekleştirilecek.

Kontenjanla sınırlı doğa yürüyüşleri ve atölye çalışmaları ile macera dolu Doğa ve Bilim Kampına katılmak isteyen minik kâşiflerin http://www.bursabilimmerkezi.org adresindeki formu doldurarak kayıt yaptırmaları yeterli.

Uludağ Üniversitesi ve Bursa Ticaret Sanayi Odası’nın (BTSO) iş birliği ile hayata geçen İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi (İKMAMM) Projesi, Kalkınma Bakanlığı tarafından Güdümlü Proje Desteği kapsamında onaylandı. Proje, 15.5 milyon liralık bütçesiyle Türkiye’de bu alanda yapılan en büyük yatırım özelliğine sahip.

İKMAMM, yenilikçi bir sanayi-üniversite işbirliği modeliyle hayata geçecek. Merkez başta Bursa bölgesi lokomotif sektörleri olan otomotivden havacılık ve rüzgar enerjisine kadar birçok alanda dönüşüme öncülük eden üretim, test, sertifikasyon ve eğitim faaliyetleri ile entegre edilmiş bir merkez haline gelecek. Sektörün araştırma geliştirme projelerine destek sağlayacak merkez, aynı zamanda BTSO ve Uludağ Üniversitesi iş birliğinde farklı bir kimlik kazanan Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM) tarafından özel sektör mantığı ile işletilecek.

ÇIĞIR AÇICI BİR EKOSİSTEM
Kompozit sektöründe araştırma geliştirme faaliyetlerine dinamizm katacak merkez, kompozit malzeme teknolojileri alanında lisansüstü eğitim, temel araştırma, uygulamalı araştırma, ürün geliştirme ve üretim faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ayrıca merkezde lisans üstü öğrencileri ve doktora sonrası araştırmacılar, öğretim üyeleri, araştırmacılar, mühendisler ve prototip üretiminde yer alacak insan kaynakları eşzamanlı olarak birlikte çalışacaklar.

NİTELİKİ ÜRETİME REHBERLİK EDECEK
Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi (TTTMM) ile aynı çatı altında kurulacak merkezin, çok disiplinli araştırmanın, öğrenmenin, üretmenin oluşturacağı çığır açıcı bir ekosistem oluşturacağını kaydeden Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, “İki mükemmeliyet merkezinin tek bir çatı altında yönetilmesi, ortak alanlar, ortak personel ve laboratuvarları kullanacak olması, her iki projenin de daha efektif bir hale gelmesini sağlayacak. Merkez, bölgedeki rekabet gücünün artması ve yerli katma değeri yüksek teknolojik ürünlere geçiş noktasında köprü görevi üstlenecek. Kompozit malzeme üretimi yapan firmalarla üniversite-sanayi işbirliği kapsamında hem katma değeri arttırıcı spesifik projeler geliştirilecek, hem de Ar-Ge çalışmaları sayesinde firmaların kendi bünyesinde gerçekleştiremediği kabiliyetlere sahip olunacak. Böylelikle merkez, firmaların katma değeri yüksek ürünler üzerindeki çalışmalarına büyük katkı sağlayacak” dedi.

TİCARİLEŞMİŞ AR-GE ÇALIŞMALARI ARTACAK
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise, İKMAMM’ın entegre bir merkez olacağını söyledi. Başkan Burkay, İKMAMM’ı sadece bir araştırma merkezi olarak değil, sektörü ‘ortak akıl’la buluşturan bir model olarak gördüklerini de vurguladı. İbrahim Burkay, “Merkezde kompozit malzeme üreten firmalarımız ile önemli projeler geliştirilecek. Mükemmeliyet merkezleri bir prototip üretim merkezi gibi çalışarak araştırma sonuçlarının ticarileştirilmesine öncülük edecek ve ticarileşmiş Ar-Ge çalışması sayısını artıracak. Bu sayede merkezimiz firmalarımızın katma değerli ürünleri üretmeleri noktasında tamamlayıcı bir kuruluş olarak işlev görecektir. Merkez Bursa sanayisinin yüksk üretime dönüşümüne katkı sağlayacak, stratejik sektörlerde ihracatı artıracaktır” dedi.

AKADEMİSYENLERE DAVET
Projenin hazırlanması ve yürütücülüğünde görev alan Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Karahan, merkezin en önemli dinamiğinin akademik personel olacağını vurguladı. Karahan, “Gerek üniversitemizden gerekse diğer üniversitelerden ve konuyla ilgili çalışma yapan akademisyenleri İKMAMM’ın altyapısından yararlanmaya ve iş birliğine davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Dijitalleşme, eğitim sektörünü de derin bir dönüşüme doğru yöneltiyor. Fujitsu’nun yeni yayınladığı “Dijital Öğrenim Yolunda” raporuna göre birçok okul, kolej ve üniversite bu değişime ayak uydurmak için büyük bir mücadele veriyor. Dijital eğitime küresel olarak eşsiz bir bakış açısı sağlayan bu rapor; ABD, Almanya, Avustralya, Birleşik Krallı, Endonezya, Hong Kong ve Tayland’da devlet okulları kapsamına giren ilk, orta, lise ve üniversitelerde görevli 600′ün üzerindeki BT liderinin katıldığı bir anket çalışmasına dayanıyor.

Eğitim kurumları sundukları öğrenimi, daha kişiselleştirilmiş, etkileşimli ve işbirliğine dayalı hale getirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Yüksek beklentiye sahip eğitim kurumlarının konuyla ilgili açıklamalarında bu dönüşümün önünde duran en büyük engellerin eski BT sistemlerinden dolayı yaşadıkları yavaşlık ve kaynak yetersizliği olduğu görülüyor. Çoğu okul temsilcisi, bulut tabanlı çalışma uygulamaları, sanal veya artırılmış gerçeklik gibi ileri teknolojilere yatırım yapmadan önce doğru tarif edilmiş temel yatırımları yerine getirmeleri ve uzman personel ihtiyaçlarını tamamlamaları gerektiğini söylemekte.

Eğitim kurumlarının büyük çoğunluğu teknolojinin, çocukların eğitimini desteklemek ve eşit fırsat yaratmak için oynadığı rolü kabul ediyor. Katılımcıların yüzde 94′ü kişiselleştirilmiş eğitimin ‘önemli’ veya ‘çok önemli’ olduğunu düşünürken, yüzde 84′ü ise öğrencilerini dijital bir geleceğe hazırlamakla görevli olduklarını düşünüyor.

Okullar, kolejler ve üniversiteler kendilerini, ebeveynlerin ve öğrencilerin beklentilerini karşılamak ve rekabetçi kalmak için daha fazla baskı altında buluyorlar. Bu kitlenin dörtte üçünden fazlası (yüzde 77) önümüzdeki beş yıl içinde dijital mükemmellik merkezi olmayı hedefliyor. Veriler böyle iken birçok kurumda, dijital öğrenim hala bir gerçeklik olmaktan uzak duruyor. İlkokul ve orta öğretim okullarının yüzde 87′si öğrencilerine herhangi bir cihaz sağlayamıyor, sağlayabilen okullarda ise bir cihaz ortalamada üç çocuğun paylaşımına sunuluyor.

Öğretmenlerin dijital dünyada uzmanlaşmış öğrencilere ayak uydurmaları zor olabilir
Dijital öğrenme için iddialı hedefleri olsa da ankete katılanların yarısından fazlası (% 51) teknolojik değişime ayak uydurmanın zor olduğunu itiraf etti. Anket sonuçlarına göre, eğitimciler, gittikçe dijital olarak okur yazar olan öğrenciler ile öğretmenleri arasındaki dengeleme eylemi de dahil olmak üzere ustalaşmak için büyük zorluklar yaşıyor. Ankete katılanların yarıdan fazlası (% 54) öğrencilerinin ve öğrencilerinin dijital okuryazarlık bilgilerini ‘mükemmel’ veya ‘iyi’ olarak değerlendirirken, ezici bir yüzde olan yüzde 88 öğretim üyeleri için dijital yeterliliğin geliştirilmesinin önümüzdeki 12 ay için bir öncelik olduğunu kabul ediyor. Çoğu durumda, bu eğitimcilerin öğretmenleri dijital öğrenme yöntemlerini ve çözümlerinin yanı sıra bulut teknolojisi gibi dijital dönüşümü hızlandıran teknolojilere hazırlamaya odaklanacakları anlamına geliyor.

Çok sayıda eğitim kurumu da karmaşık altyapı zorluklarıyla mücadele ediyor. Zayıf ağ bağlantısı ve uygun olmayan eski donanım ve yazılım, birçok BT departmanı için sorun teşkil ediyor. Bu kurumlar, doğru cihaz, altyapı ve uygulamalardaki ideal karmayı bulmaya çalışıyor. Ankete katılanların yarıdan daha azı (% 46), dijital öğrenme hedeflerini desteklemek için mümkün olan en iyi cihazlara sahip olduklarını düşünüyor. Kullandıkları cihazların öğrenci kullanımı yoluyla kolaylıkla kırıldığı veya hasar gördüğünü, sınırlı veya mevcut olmayan dahili güvenlik nedeniyle engellendiğini söylüyorlar.

Erişim ve güvenliğin dengelenmesi, eğitim sektöründeki BT liderlerinin yüzde 97′si için öncelik taşıyor. On okuldan dokuzu, cihazların ve sistemlerin güvenilirliğini ve sağlamlığını gözden geçirme veya geliştirme üzerinde odaklanmaları gerektiğini kabul ediyor. Bununla birlikte, sınırlı IT bütçeleri ve kaynakları, kurumların yarısını (yüzde 54) bu kararı vermekten geri bırakıyor. Yatırım bütçeleri şimdilik temel düzeye harcanıyor. Örneğin, katılımcıların yüzde 87′si önümüzdeki 12 ay içinde kablosuz ağ yatırımı yapmak istediklerini belirtti.

Fujitsu Eğitim Müdürü Ash Merchant, “Dijital teknoloji birçok fırsatı sunuyor. Kişiselleştirilmiş öğrenim ve ilerleme geribildirimi, kendi başınıza öğrenim, yardımcı kaynaklara her yerden erişimin yanı sıra öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasındaki işbirliğini geliştirme gibi çok sayıda fırsat sunuyor. Bunun için bağlantı, basitlik ve güvenlik çok önemli, ancak araştırmamızda da görüldüğü gibi, birçok eğitim kurumu henüz bu temel sorunlarla mücadele ediyor. Çoğu yerde, gerek duydukları finansmanı talep ederken, yatırım getirisini kanıtlamakta zorlanıyorlar. Bu karmaşıklıkları ortadan kaldırarak okullara, kolejlere ve üniversitelere yardım etmek istiyoruz. Sadece teknoloji ve cihazlar sunmakla yetinmiyoruz. Öğretmenleri ve öğrencileri yeni teknolojilerden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak ve öğrencileri dijital işyeri ortamına hazırlamak üzere desteklemek istiyoruz. Çocuklarımızı dijital geleceğe hazırlamak istiyorsak, dijital öğrenme boşluğunu kapatmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu hedefe ulaşmak için hep birlikte, teknoloji ile eğitim arasında devam eden işbirliğini artırırsak, bunu başarabileceğimize inanıyoruz” dedi.

Tedavi edilmediğinde kanser, diyabet ve kalp rahatsızlıkları gibi sağlık sorunlarına yol açan Obstrüktif Uyku Apnesi Sendromuna etkili ve kullanımı rahat yeni bir çözüm Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde görev yapan bilim insanları tarafından geliştirildi.

Bu hastalığın tedavisinde karşılaşılan önemli sorunlardan biri hastaların verilen tedaviyi uzun dönemde kullanım zorluğu nedeniyle yeterince uygulayamamaları. Öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Özgür Kocatürk, Doç. Dr. Albert Güveniş ve doktora öğrencisi Sefa Zülfikar’ın geliştirdikleri ağız içi aparat kullanımı kolay olduğundan hastalık eskisinden çok daha kolay tedavi edilebilecek. Dünyada başka bir örneği olmayan, uyku konforundan ödün vermeden kullanılabilen ürün, horlamaların şiddetini de büyük oranda azaltıyor.

Uyku Apnesi Sendromu tüm dünyada büyük kitleleri etkileyen, hasta bireyler tarafından hafife alınmasına rağmen oldukça ciddi sonuçlar doğurabilen yaygın bir sağlık problemi. Uyku süresince solunumun birçok kez durması ile tanımlanan hastalık günümüzün önemli sağlık sorunlarından birisi olarak kabul ediliyor.

Uyku sırasında, ağız iç bölgesindeki kasların gevşemesi sonucunda, yer çekiminin de etkisi ile dilin ve çenenin çökerek havayolunu tıkaması ile yaşanan uyku apnesinin pek çok ana sebebi olabiliyor. Örneğin üst solunum yollarında belirgin anatomik darlıklar, fazla kilolu olmak, büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak uyku apnesi nedenleri arasında gösteriliyor. Bununla birlikte uyku apnesi sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebiliyor.

Şiddetli horlama şikâyeti olan, kendisini gün içerisinde yorgun, uykusunu alamamış hisseden, hafıza ve odaklanma problemleri yaşayan kişilere mutlaka bir uyku merkezine gidip sağlık kontrollerini yaptırmaları öneriliyor.

Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi aracılığı ile patentlenen buluş şimdiden uluslararası koruma altına alındı. Sağlığa zarar vermeyecek olan tamamen biyouyumlu malzemelerden üretilecek bu yeni aparat, gerçekleştirilen klinik çalışmalarda alınan olumlu sonuçlarla, hafif ve orta şiddette uyku apnesi tedavisinde yeni ve etkili bir tedavi yöntemi olarak dikkat çekiyor.

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde geliştirilen, Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Merkezi’ne (LifeSci) ait temiz oda laboratuvarlarında prototip üretim çalışmaları tamamlanan ve ağıza bir emzik gibi takılan bu aparat sayesinde uyku sırasında hastanın çene ve/veya dilinin hava yoluna çökmesi engelleniyor. Böylece hastalar uyku sırasında ihtiyaç duydukları oksijeni almaya devam edebiliyor. Ayrıca, uyku apnesinin güncel tedavisinde kullanılan maske veya solunum hortumu gibi ek cihazlara gerek duyulmadan hastanın kendi nefesiyle uyuyabilmesi sağlanmış oluyor.

Hâlihazırda 12 gönüllü katılımcı ile Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nde Doç. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu gözetiminde yürütülen klinik çalışmalardan beklentilerin üzerinde sonuçlar aldıklarını bildiren buluş sahipleri, bu sonuçları iki senede bir defa yapılan ve bu yıl Fransa’nın Marsilya kentinde gerçekleştirilen ‘’Uyku ve Nefes 2017’’ Kongresi’nde, alandaki uzman hekimlerin dikkatine sunduklarını belirtiyorlar.

Tedavi edilmeyen uyku apnesi sendromu, uyku sırasında meydana gelen oksijenlenme eksikliğine ve kalitesiz uykuya sebep oluyor. Hastalar kendilerini gün boyu yorgun hissederken, odaklanma, hafıza problemleri yaşıyor. Uzun yıllar boyunca devam eden oksijenlenme sorunu diyabet, kanser, hipertansiyon ve kardiyovasküler problemler gibi çok daha ciddi sağlık problemlerine yol açabiliyor. Günümüzde neredeyse her 10 erkekten 4’ünde uyku apnesine rastlıyoruz. ABD’de 25 milyon teşhis konmuş hasta var, Türkiye’de bu sorunu yaşayan hastaların çoğu ne yazık ki hastaneye gitmiyor. Aktif tedavi alan hasta sayısı ise 500 bin civarında.

Hastalığın birincil tedavisi olarak dünyaca kabul gören ve en sık uygulanan yöntem, hastaların havayollarına bir maske ve hortum yardımıyla basınçlı hava gönderen CPAP cihazlarıdır. Bu cihazlar tedavideki yüksek etkinliğine rağmen kullanıcılarda yarattığı rahatsızlıklar ve yan etkiler nedeniyle uzun vadede tercih edilmemektedir.

Pozitif havayolu basıncı içeren tedaviler, devlet tarafından karşılanmasına rağmen hastaların yaklaşık yüzde 53’ü ilk yıl içerisinde cihaz kaynaklı problemlerden dolayı tedaviyi bırakıyor. Hastaların bu kararındaki etken faktörler, priz bağlantısı gerektiren ve ses çıkaran bir cihaza ömür boyu bağlı kalmak, gittikleri her yere ek bir çanta taşımak istememeleri üzerine yoğunlaşıyor. Hastalar, geliştirilen ağız içi aparatı ceplerinde taşıyarak istedikleri her yere rahatça götürebilecek ve diledikleri yerde güç kaynağına ihtiyaç duymadan kullanabilecekler. Geliştirilen aparatın dünyadaki tüm hastaların kullanımına sunulabilmesi için gereken tüm çalışmalar devam ediyor.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et