Anasayfa BİLİM TEKNOLOJİ

ÖSYM’nin 2018 yılında yapacağı sınavda Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nü tercih edecek en yüksek puanlı ilk 5 öğrenci aylık 500 TL burs almaya hak kazanacak.

Uludağ Üniversitesi tarafından başlatılan burs kampanyasına bir destek te kentin önde gelen firmalarından Anipek Tekstil firmasından geldi. UÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ve Anipek Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Solakoğulları arasında imzalanan protokole göre; 2018-2019 eğitim öğretim döneminde UÜ Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nü tercih eden en yüksek puanlı ilk 5 öğrenci eğitim süreleri boyunca aylık 500 TL burs alabilecek. Ayrıca ilk yılını 3,5 ortalamanın üzerinde bitiren ilk 3 öğrenciye de aylık 750 TL başarı bursu verilecek.

BAŞARILI ÖĞRENCİ, BAŞARILI ÜNİVERSİTE
Göreve geldiği 3 yıldan beri burs kampanyasını aralıksız devam ettirdiklerini söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, kentin her kesiminden destek gördüklerini söyledi. Üniversitedeki tüm bölümler için bu kampanyayı yürütmeye devam edeceklerini belirten Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Fakültelerimiz ve yüksekokullarımız genelinde kampanyamızı her yıl farklı firmalarla anlaşarak sürdürüyoruz. Hemen hemen yüzde 65 oranında burs desteği verilmesini sağladık. Amacımız başarılı ve çalışkan öğrencilerin üniversitemizi tercih etmesidir. Sorgulayan ve araştıran öğrenciler, üniversitemizin başarı oranını da yükseltecektir. Türkiye’nin en iyi 10 üniversitesi arasına girebilmek için başarılı öğrenci, başarılı akademisyen ve modern bir üniversite ortamı oluşturmak zorundayız. Bunun için de gayretli bir şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz” diye konuştu.

ÜNİVERSİTENİN KALKINMASI KENTİN FAYDASINA
Uludağ Üniversitesi’nin düzenlediği burs kampanyasını duyduklarında firma olarak kendilerinin de destek vermek istediklerini kaydeden Anipek Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Solakoğulları ise Bursa’nın marka kurumlarından birisi olan üniversitenin kalkınmasının, kentte faaliyet gösteren firmaları da etkileyeceğini vurguladı. Özellikle tekstil alanında yetişmiş personel ihtiyacının had safhada olduğuna işaret eden Ahmet Solakoğulları; “Teorik eğitimlerin yanı sıra pratik olarak da öğrencilerimizin kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Üniversitemizin son yıllarda yaptığı atakları biliyoruz. Bu gayretlere bizler de destek vermek için öğrencilere staj olanakları sunuyoruz. Mezun olan bir mühendisin henüz öğrenciyken sahada tecrübe edinmesi gerekiyor. Sektöre girdikten sonra, işi öğrenmesi ve alışması uzun zaman alıyor. Öğrenci bu tecrübeyi geniş staj imkanları ile yakalayabilir” dedi.

Protokol imza töreninde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Eray Alper, Meslek Yüksekokulları Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Tayar, Tıp Fakültesi Burs Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Emin Balkan da hazır bulundu.

Özel Teknoloji Fen Okulları, eğitim kalitesini üniversite işbirlikleri ile güçlendirmek için girişimlerine devam ediyor.

Kodlanan değil, kodlayan bir gelecek için eğitime yön veren Özel Teknoloji Fen Okulları, belli kalıplar içerisinde ilerleyen eğitim anlayışı yerine daha etkin, teknoloji tabanlı ve öğrenciye özel öğrenme modelleri ile dikkat çekiyor.

Öğrencilerini akademik camia ve iş dünyası ile buluşturmak için Özel Teknoloji Fen Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atış ve Genel Koordinatör Orhan Karakoç, Bursa Teknik Üniversitesini ziyaret etti.

Ortaklaşa iş birliği ile öğrencilerini üniversite öğrencileri ile bir araya getirerek projeler üretmeyi hedeflediklerini belirten Atış, “Üniversite öğrencileri de projelerinde ve araştırmalarında Teknoloji Fen Okulları atölyelerinden ve imkanlarından yararlanabilecek. Akademik dünyayla yakın ilişkiler kurmak öğrenci ve öğretmenlerin eğitim hayatlarında daha etkili olacak. Daha başarılı projeler üretmek ve teknolojik gelişmeleri daha yakından takip edebilmek adına üniversite ile ortaklaşa iş birliği yapmak kendimizi eğitimde doğru ifade ettiğimizin göstergesidir” diye konuştu.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, kodlama derslerinin uygulamalı işlenebilmesi için öğrencilere tablet yerine klavyeli bilgisayarlar dağıtmayı planladıklarını bildirdi.

Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Türk Eğitim Derneği (TED) 90. Yıl Resepsiyonu´ndaki konuşmasına, kuruluşun 90. yılını kutlayarak başladı. Öğrencilere, kişilik, yetenek ve kabiliyetlerinin en üst düzeyde geliştirmesi için fırsat eşitliği temelinde eğitim vermeye çalıştıklarını belirten Yılmaz, öğrencilerin iletişim becerisi yüksek, takım çalışmasına uyumlu, eleştirel ve analitik düşünceye sahip kişiler olmasını istediklerini söyledi.

Yılmaz, eğitimin demokrasinin gelişmesi ve kökleşmesi için de bir unsur olduğunu ifade ederek, “2018 yılında merkezi hükümet bütçesinden eğitime 134 milyar 727 milyon lira ayırdık. Bu miktar merkezi hükümet bütçesinin yüzde 18´inden fazladır. Milli gelirimizin yüzde 6,2´sinden fazlasını eğitime ayırıyoruz.” dedi.

“Tablet yerine klavyeli bilgisayar dağıtmayı planlıyoruz”
Bakan Yılmaz, önümüzdeki dönemde ilkokulları, mesleki eğitim ve özel eğitim kurumlarını da FATİH Projesi kapsamına alacaklarına işaret ederek, “Kodlama derslerinin uygulamalı işlenebilmesini teminen öğrencilerimize tablet yerine klavyeli bilgisayarlar dağıtmayı planlıyoruz.” şeklinde konuştu. Zorunlu eğitime başlamadan önce her çocuğun en az bir yıl okul öncesi eğitim almasını istediklerini dile getiren Yılmaz, 37 pilot ilde okul öncesi eğitimin materyalini ücretsiz karşıladıklarını anlattı.

“Annelerin hesabına 6 milyar lira aktardık”
Yılmaz, öğrencilerin düzenli olarak okula devam etmesi için “Şartlı Eğitim Yardımı”nı başlattıklarını hatırlatarak, “Annelere şunu söylüyoruz, evlatlarınızı düzenli olarak okullara gönderirseniz, her gönderdiğiniz erkek evlat için ilkokulda 35 lira, kız evlatlar için 40 lira. Ortaöğretime, liselere gönderirseniz erkekler için 50 lira, kızlar için 60 lira ödeyeceğiz. Bu ana kadar annelerin hesabına yaklaşık 6 milyar lira para aktardık.” bilgisini paylaştı.

Özel Teknoloji Fen Okulları, öğrenciler ile sanayicileri bir araya getirmek için harekete geçti.

Kodlanan değil, kodlayan bir gelecek için eğitime yön veren Özel Teknoloji Fen Okulları, belli kalıplar içerisinde ilerleyen eğitim anlayışı yerine daha çok etkin, teknoloji tabanlı ve öğrenciye özel öğrenme modelleriyle dikkat çekiyor. Bu yeni eğitim anlayışında yetenekleri keşfetmek, bilgi temeli üstünde, bilgiyi üretebilen olmanın ana hedeflerinden biri olduğunu belirten Teknoloji Fen Okulları Genel Koordinatörü Orhan Karakoç, “Yeni dünyanın çok boyutlu eğitim algısıyla planlanan, teorik bilgiyi ’dene, yaşa, keşfet, öğren ve bilgiyi kalıcı kıl’ anlayışı ile yapılandıran okulumuzun öğrencilerine daha iyi bir eğitim alanı oluşturmak adına sanayi buluşmalarına devam ediyoruz. ’Dokunmak, en iyi öğrenme yöntemidir’ anlayışı ile okulumuzda uygulanan atölye çalışmaları ile ilgili olarak Ermetal Şirketler Grubu Ar-Ge birimi ile ortaklaşa projeler üreteceğiz. Öğrencilerimizi alanında uzman kişilerle buluşturuyor olmak bizleri oldukça mutlu ediyor” dedi.

Türkiye’nin önde gelen otomotiv üreticilerinin ana yan sanayisi olan Ermetal Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Gülener’i ziyaret eden Yönetim Kurulu Başkanı M. Naci Atış ve Yönetim Kurulu üyeleri değişen eğitim anlayışı ile öğrencilerinin iş dünyasının önemli isimlerinin deneyimlerinden ve tavsiyelerinden yararlanmayı amaçlıyor. Yeni nesil eğitim sistemine uygun olarak, proje ve uygulama temelli eğitim içerikleri ile kendi tasarımlarını planladıklarını ifade eden Gülener ise, “Günümüz dünyasında bir numaralı meslek artık 3D’dir. Yani üç boyutlu modelleme makinaları. Her şeyin 3D’sini yapacağız” diye konuştu.

NG Araştırma şirketi, www.benderimki.com online kamuoyu araştırma platformu üzerinde Türkiye’nin demografisini yansıtacak şekilde ve 750 kişinin katılımı ile Aralık 2017’de bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın en çok göze çarpan sonucu; Türkiye’nin eğitimde teknolojiye yeteri kadar yer vermediği fikrinin ön plana çıkması oldu.

Çocuklar teknolojiyle ne zaman tanışmalı diye sorulduğunda, genel kanının çocukların okula başladığı ilk yıllar olduğu görülüyor. Öte yandan her 10 kişiden 7’si okulların teknolojiyle ilgili yeterli eğitim vermediğini düşünüyor. Teknolojik eğitimin yetersiz kalması, internet kullanım davranışlarında da kendini gösteriyor. Araştırmaya katılanların geri dönüşleri gösteriyor ki insanlar internet ortamına fazla güvenmiyor.

Her ne kadar doğru şekilde kullanıldığında ciddi güvenlik sorunları oluşturmasa da, fotoğraf ve lokasyon dahil kişiye özel herhangi bir bilgiyi internette paylaşırken insanlar iki kere düşünüyor. Sonuçlara bakıldığında; her 10 kişiden 7’si kişisel bilgilerini internette paylaşmayı, 6’sı ise internet alışverişi sırasında kredi kartı bilgilerini paylaşmayı güvenilir bulmuyor. Yine de en şaşırtıcı sonuç, her 10 kişiden 6’sı, fotoğraflarını dahi paylaşmak için interneti güvenli görmüyor. Bu nedenle insanlar fotoğraflarını herkese açık halde değil, sadece seçtikleri kişilerle paylaşmayı tercih ediyor.

Araştırmaya katılan her 2 kişiden 1’i Türkiye’nin dünya genelinde teknolojinin gelişmesinde ve ilerlemesinde az katkısı olduğunu düşünüyor. Diğer taraftan her 4 kişiden 1’i ise önemli katkılarda bulunduğunu düşünüyor.

Teknolojinin geleceği belirlediği günümüzde, halkımızın Türkiye’deki teknolojiye ve teknolojik eğitime bakışında kimi zaman iyimser kimi zaman da kötümser bakış açılarının hakim olduğu görülüyor. Verilen devlet destekleriyle teknolojik yatırımların desteklenmesi, dünya genelinde teknolojiye katkılarımızı artırdığımız bakış açısını kuvvetlendiriyor. Diğer taraftan okullardaki teknolojik değişimin daha da hızlanması önemli bir beklenti olarak karşımıza çıkıyor.

Yüksek Öğretim Kurulu tarafından 2016 yılında başlatılan ve 100 alanda 2000 doktora öğrencisi yetiştirmeyi hedefleyen proje kapsamında Uludağ Üniversitesi toplam 9 farklı disiplinde 60 bursuyerin desteklenmesi hakkını kazandı.

Yapılacak lisansüstü sınavlarıyla YÖK 100/2000 bursu kapsamında 60 Doktora /Bütünleşik Doktora öğrencisine Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği, Yenilenebilir Enerji Kaynakları / Teknolojileri (Güneş Enerjisi, Rüzgar Enerjisi, Jeotermal, Hidrogüç), İnsan – Bilgisayar Etkileşimi, Göç Çalışmaları, Yoksulluk Çalışmaları, Uluslararası Güvenlik ve Terör, Moleküler Patoloji, Metabolizma ve Kronik Hastalıklar (Obezite, Diyabet ve Ateroskleroz) ve Moleküler Farmakoloji ve İlaç Araştırmaları alanlarında burs verilecektir. Yukarıda belirtilen bu 9 alandan herhangi birisinde tez yapmak isteyen öğrenciler ilgili Enstitü başkanlıklarına başvurabilecekler.

Enstitülerde oluşturulacak jüri tarafından mülakata alınacak öğrencilerden kazananlar burs alabilecekler. Burs miktarı doktora süresince 4 yıl, bütünleşik doktora süresince 5 yıl olarak belirlendi. Burs programından yararlanan bursiyerler isterlerse sigorta primlerini yatırarak sigorta yaptırabilecekler ya da daha sonra burs aldıkları yıllar için sigorta ödeyebilecekler. YÖK 100/2000 bursu alan öğrenciler diğer kurum ve kuruluşlardan ve TÜBİTAK projelerinde bursiyer olarak görev alarak burs alabilecekler. Bursiyerler ilgili bölümlerde veya araştırma merkezlerinde çalışmalarını sürdürecekleri için uygun çalışma ortamları sağlanacak.

Burs Programından

Uludağ Üniversitesinde Doktora/Bütünleşik Doktora programına kayıtlı olan ancak tezini almamış Uludağ Üniversitesi öğrencileri,
Bu dönem doktora/Bütünleşik doktora programına başvuracak yeni öğrenciler
Diğer üniversitelerde Doktora/Bütünleşik doktora programına kayıtlı olan ancak Uludağ Üniversitesine yatay geçiş yapacak tezini almamış yeni öğrenciler başvuruda bulunabilir.
Uludağ üniversitesinde öğrenci olan başvuru yapacak adaylar başvuru formunu doldurarak ilgili enstitülere başvurabilirler. Bu dönem doktora/Bütünleşik doktora için başvuracak adaylar on-line kayıt sırasında taleplerini yapabilirler. Yatay geçiş yapacak öğrenciler dilekçelerinde 100/2000 bursu için taleplerini belirtmelidirler.

100/2000 YÖK Doktora Burs Programına başvurabilmek için öğrencilerden aşağıdaki şartlar aranır:

a) T.C. vatandaşı olmak.

b) Doktora programı için yüksek lisans derecesine sahip olmak. Bütünleşik doktora programı için lisans derecesine sahip olmak.

c) Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin ve başvuru yapılacak yükseköğretim kurumunun belirlediği başvuru ve kabul şartlarını taşıyor olmak.

ç) Herhangi bir işyerinde çalışmıyor olmak (Kamu, Özel ve diğer).

d) Halen devlet yükseköğretim kurumunda doktora eğitimine devam ediyorsa tez aşamasına geçmemiş olmak.

e) Bu ilana başvurmuş olanlar YÖK 100/2000 doktora bursuna başvurmuş sayılacaktır.

Başvuru için detaylı bilgi Enstitü Müdürlüklerinden elde edilebilir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek ve toplumda bilime duyarlılığı arttırmak hedefiyle gerçekleştirilen en önemli eğitim noktalarından biri olan Bilim ve Teknoloji Merkezi (BTM), bilim, teknoloji ve sanatın aynı çatıda buluştuğu 4. yılının gururunu yaşıyor.

Ürettiği eğitim teknolojileri, dönemsel sergileri ve dünya çapında yakaladığı marka başarısı ile Bursa’nın gururu olan Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM) 4. yılı, özel bir programla kutlandı.

Çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm toplumun ilgisini bilim ve teknolojiye çekmek ve bilimsel konuları hem daha kolay anlaşılır hem de eğlenceli bir şekilde sunmak amacıyla geliştiren BTM’nin 4. kuruluş yıldönümü, Bursa’nın iş dünyası ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Abdullah Karadağ, Uludağ Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Yusuf Ulcay, Bursa Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Fehim Ferik ile BTM çalışanları ve bilim meraklıları, BTM’nin 4. yıl gururunu hep birlikte yaşadı.

Türkiye’nin en prestijli merkezi
Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi Bilim Avcıları ekibinden Çağtay Özgüroğlu’nun BTM’nin faaliyetlerini anlattığı sunumuyla başlayan programda konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Abdullah Karadağ, toplumun bilime olan ilgisini artırmak amacıyla kurulan BTM’nin, Türkiye’nin en prestijli merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Merkezin kuruluşunda Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Bursa sanayisinin de önemli katkıları olduğunu ifade eden Karadağ, merkezin kuruluşunda Mehmet Zorlu Vakfı’nın 500 bin Euro bağış yaptığını hatırlattı.

Geçen yıl 165 bin ziyaretçiyi ağırlayan BTM’nin, Bilim Şenliği, Astro-Fest, Gökyüzü Gözlem şenlikleri ve benzer etkinliklerle 400 bin kişiye ulaştığını söyleyen Karadağ, “BTM bünyesinde deney düzeneği ve bilimsel sergi imalatı gerçekleştiren bir üretim kapasitesi oluşturuldu. Türkiye’nin bu alanda dışa bağımlılığı önemli ölçüde önlendi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan bilim merkezlerinin deney düzeneği ve gezici sergi alanı ihtiyacı BTM tarafından karşılanıyor” dedi.

“BTM Bursa’nın değeridir”
Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ve TÜBİTAK işbirliği ile projelendirilen Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM) hakkında da bilgi veren Karadağ, merkezin inşaatında sona gelindiğini ve tamamlandığında dünyanın sayılı merkezlerinden biri olacak GUHEM’in Ocak 2019’da açılması planlandığını ifade etti.

GUHEM’in faaliyete girmesi ile birlikte BTM’nin marka değerinin daha da artacağına dikkat çeken Karadağ, “BTM yalnızca Büyükşehir Belediyesi’nin bir kurumu değil, tüm Bursa’nın değeridir. Bu merkezin kuruluşunda Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Altepe ve BTM eski Genel Koordinatörü Rıfat Bakan ile burada çalışan arkadaşlarımızın büyük emeği ve gayreti vardır. Kendilerine teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş da BTM’ye değer veriyor. Bu sinerjiyle BTM, ufkunu genişleterek dünya çapında adını duyuran bir bilim merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerleyecektir” diye konuştu.

Bursa için önemli bir kazanım
Merkezin kuruluşunda önemli katkıları bulunan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay da BTM’nin kent için önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Toplumlarda öğrenme yaşı eğrisine dikkat çeken Ulcay, bilim merkezlerinin informal eğitimin öncüsü olduğunu, dokunarak ve deneyimleyerek öğrenmenin en güzel örneklerini sunduğunu ifade etti.

BTM’nin Türkiye’nin en kapsamlı bilim merkezlerinden biri olduğunu belirten Ulcay, bilimin topluma yayılması ve çocuklara sevdirilmesinde merkezin öncü rol üstlendiğini vurgulayarak, “Öğrenme ivmesi çocuklarda oluşmaya başladıktan sonra, sürekli bir artış gösterir. Bu ivme, çocuk okula başlayıp ödevle öğreninceye kadar sürer. Bu noktadan sonra çocukta öğrenme devam eder ama öğrenme ivmesi ya durur ya da yavaşlar. Öğrenme okulda merak olmaktan çıkıp ödev haline geliyor. Ödev yaparak öğrenme eskimeye başlayan bir metot. İşte bu bilim merkezleri çocuklarımızın okul dışındaki öğrenme ivmesini hızlandıracak alanlardır” şeklinde konuştu. Ulcay, BTM’nin projelendirilme aşamasından bugüne dek emeği geçen herkese teşekkür etti.

“Bursa’nın değerine değer katacak”
Bursa Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanvekili Fehim Ferik ise, programa katılamayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın selamlarını ilettiği konuşmasında, BTM’nin kuruluşunda destek sağlayan Mehmet Zorlu Vakfı ile bugüne kadar merkezin gelişmesinde emeği geçen ve katkı koyan herkese teşekkür etti. Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi’nin de Bursa’ya değer katacağını anlatan Ferik, “Ben yedi yaşında, uçak gördüğümde “Acaba hayatım boyunca bir kere binebilir miyim?” diye hayal kuruyordum. Şimdi benim oğlumun hedefi, Uçak Mühendisi olmak ve şimdiden, benim binmeyi düşündüğüm uçağı modeller haline geldi. Yeni neslin bu ufka, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın bilime ve yerli üretime verdiği destekle ulaştığına inanıyorum. Çocuklarımızın ufkunu açalım ve çocuklarımızın teknolojik gelişmelerle, 2023 ve 2071 hedeflerine ulaşmaları için elimizden geleni yapalım” diye konuştu.

“GUHEM, dünyanın sayılı eğitim merkezlerinden biri olacak”
Ferik, GUHEM’in büyük anlam taşıdığını da hatırlatarak, “TÜBİTAK ve BTSO işbirliğinde gerçekleştirilecek ‘Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM)’, dünyanın sayılı eğitim merkezlerinden biri olacak. Sadece yeni neslin değil Bursa sanayinin de ufkunu açacak” dedi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Gülener de bilim merkezlerini teoriyi pratiğe dökmenin uygulama sahaları olarak nitelendirerek, “Çocuklarımızı serbest bırakalım, çünkü sanat ve zanaat böyle başlar. Buna beceri diyoruz. Benim 5 erkek torunum var ve hepsi takım tezgâhlarında çalışacak durumdalar. Çünkü hepsi sahada görerek kendilerini yetiştirdiler. BTM’yi büyüteceksin ki, kalifiye eleman ihtiyacını karşılayabilesin. Tüm anne ve babalara evlatlarını bu tür yerlere sık sık getirmelerini öneriyorum” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından katılımcılar BTM’nin 4. yıl pastasını hep birlikte kesti ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekildi. Programa katılan bilimseverler, merkezde birçok atölyeye katılma imkânı buldu, simülatörleri denedi ve BTM’nin faaliyetleri hakkında detaylı bilgiye ulaştı. BTM, bundan sonraki süreçte de bilime ilgi duyanların ufkunu açacak faaliyetlerini gerçekleştirmeye devam edecek.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin aylık olağan toplantısı, “Küresel Rekabet ve Bilgi Çağında ile Yeni Bir Üniversite-Sanayi İş Birliği Modelinin Sanayimiz ve Ekonomimiz Açısından Önemi” ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Dalgakıran’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Adnan Dalgakıran, konuşmasının başında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin’e yönelik başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’na dikkat çekerek “Türkiye son zamanların en önemli ve en kritik kararını geçen hafta sonu verdi. Zeytin Dalı Harekatı’nın başarıyla sonuçlanmasını temenni ederken bölgenin çok ihtiyaç duyduğu barış, huzur ve refahın bir an önce bu topraklara gelmesini diliyoruz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyoruz” dedi.

Adnan Dalgakıran, Bilgi Çağı olarak adlandırılan günümüze uyum sağlamanın Türkiye için bir lüks değil, hayati bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Geçmişte rekabetin anahtarı olan ucuz işgücü, ucuz hammadde gibi üretim faktörlerinin Bilgi Çağında artık önemini yitirdiğine dikkat çeken Dalgakıran “Fark yaratan, belirleyici olan asli unsur artık bilgi, özellikle de bilimsel bir arka plana dayanan teknik bilgi. Bir de tabii ki bu bilgiye sahip olan, onu özümseyebilen, onu işleyebilen, bilgisini üretime yansıtabilen nitelikli insan faktörü. Bilgi çağında küresel rekabet gücünün temel taşları, yani bir ülkenin sanayisini, ekonomisini, toplumunu daha iyi bir noktaya taşıyabilecek kaldıraçlar; teknik bilgi ve nitelikli insan faktörüdür. Son 60 yılda orta gelirden yüksek gelir seviyesine geçebilen Kore ve Tayvan’da ana dinamik eğitimdir” dedi.

Bilgi Çağının ruhuna ayak uydurabilenlerin güçlenerek yoluna devam ettiğini, gelişmeleri kendi köşesinden izlemek isteyenlerin ise varlığını sürdüremediğini belirten Dalgakıran “Artık küresel rekabetin koşulları herhangi bir ülkeden, üstelik piyasaya yeni giren şirketlerin sofistike ürünlerle hızla yükselmesine imkan tanıyor. Bu teknolojik sofistike ürünlerin bazılarını; Üç Boyutlu Yazıcılar, İleri Malzemeler ve Nano-materyaller, Yapay Zeka ve Robotik, Biyoteknolojiler, Enerji Elde Etme, Depolama ve Aktarma Teknolojileri, Jeo-mühendislik, Bağlantılı Sensörler, Nöro-teknolojiler, Yeni Bilgi işlem Teknolojileri ve Uzay Teknolojileri olarak sayabiliriz. Buna karşın bizim de dinamik bir altyapıyla en az bu kadar sofistike ürünlerle küresel rekabete katılmamız gerekiyor. Bilgi Çağına damgasını vuracak olan; yaratıcı ve eleştirel düşünebilen, hayal kurabilen, merak eden, şüphe eden, çelişkiyi önemseyen, analitik düşünebilen, özgüveni yüksek, yeni fikirlere açık, optimali yakalayabilen, ekonomik ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayan, sürekli kendisini yenileyen, bilgi ve tecrübesini gerçek hayat problemlerine uygulayabilen, yaratıcı sınıfa, nitelikli insanlara ve girişimcilere sahip ülkelerdir” şeklinde konuştu.

Yeni nesil üniversite-sanayi iş birliğiyle mümkün
Bilgi Çağında Türkiye’nin hem toplumsal gelişimi hem de sanayinin küresel rekabet gücüne destek açısından üniversitelerin büyük önem taşıdığına değinen Dalgakıran “Bilginin katma değere dönüşmesi ancak etkili bir sanayi-üniversite iş birliğiyle mümkün. Eğitim ile milli gelir arasında doğrudan bir ilişki var. Ancak sanayi-üniversite iş birliği konusunda çok iyi bir noktada değiliz. Dünya Ekonomik Forumu’nun son yayınlanan Küresel Rekabet Gücü raporunda Türkiye, Ar-Ge’de sanayi-üniversite iş birliğinin gelişkinliği bakımından 137 ülke içinde 66. Sırada. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün hazırladığı Dünya İnovasyon Endeksi’nde de 127 ülke içinde 43. sıradayız. Ar-Ge ve inovasyonun merkezi olan teknoparklar son yıllarda hızla gelişiyor ve sayıları artıyor. Yine de henüz yeterince yaygın değiller. TÜBİTAK’ın hazırladığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite endeksine göre ülkemizdeki üniversitelerin sadece yüzde 20’sinde işler durumda bir teknopark bulunuyor. Bütün bu verilerden şu sonuç çıkıyor; Ar-Ge ve inovasyon alanında belirli bir temelimiz var ama henüz hak ettiğimiz, içimize sinecek bir yerde değiliz. Temel bilimlerde güçlü olmadan AR-GE yapılamaz” dedi.

Üniversiteler ihtisaslaşmalı
Dalgakıran “Üniversitelerimizi araştırma yapan, örgün eğitim veren kurum olmak yerine daha ihtisaslaştırma şekilde ayırmanın zamanı gelmedi mi? Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında bilim ve teknoloji alanında doktora yapan öğrenci sayımız da oldukça düşük görünüyor. Avrupa ortalaması yüzde 0,6 iken Türkiye ortalaması yüzde 0,14. Karamsarlığa kapılmadan bu rakamları değiştirmemiz lazım. Bunun yolu yaratıcı fikirlerle daha iyi bir sanayi-üniversite iş birliğini tanımlayıp hayata geçirmekte yatıyor. Önemli olan nokta ‘yapmanın her şey zannedildiği’ kültürün değişmesidir. Zayıf olduğumuz organizasyon, iş birliği ve stratejiye her zamankinden daha fazla değer ve önem vermemiz gerekli. İSO olarak gerek odamızın gerekse üniversite-sanayi iş birliğinin tüm paydaşlarının dile getirdiği, ortak çalışma kültürünün önündeki en büyük engel olan “iletişimsizlik” sorununu ortadan kaldırmak amacıyla, üniversiteler ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği protokolleri ve teknoloji transfer ofisleri ile yakın çalışmalarımız neticesinde ‘sanayi platformu’ adını verdiğimiz iş birliği platformunu hayata geçirdik” dedi.

‘Kodlanan değil, kodlayan bir gelecek’ parolasıyla eğitim-öğretim alanında özgün bir bakış açısı belirleyen Özel Bursa Teknoloji Fen Okulları, Bilişim Teknolojileri Atölyesi’nde öğrencileri ile birlikte velileri de yeniliklerle buluşturmaya devam ediyor.

İlkokul öğrencilerine kodlama, yazılım ve ardunio becerileri kazandıran Bilişim Teknolojileri Atölyesi, çocukların bir dönemlik kazanımlarını ailelerinin de katılımıyla gerçekleştirilen atölye çalışmasında sergiledi.

Kodlama ile kendi oyunlarına yön veren velilerin, dash robotlarını hareket ettirmek isterken öğrencilerden yardım istemesi ise dikkatlerden kaçmadı.

Düşünme Becerileri Atölyesi’nden birbirinden eğlenceli zeka oyunlarını da ailelerine anlatma ve aileleri ile oynama fırsatı bulan Tekfen’li öğrenciler keyifli bir etkinliği aileleri ile birlikte tamamlamanın mutluluğunu yaşadılar.

Çocuklar, yarıyıl tatilinde Sur Yapı Marka AVM’de gerçekleştirilecek “Minik Mühendisler” etkinliğinde kendi robotlarını tasarlayacak.Yaratıcılıklarını geliştirecek olan genç mühendisler kendi tasarımı olan robotlarını tabletler aracılığıyla programlayarak yönlendirecek.

Bursa’nın yeni markası Sur Yapı Marka AVM, yarıyıl tatilinde yaratıcı etkinliklere imza atıyor. Teknoloji ile yaratıcılığı bir araya getirecek etkinlikte çocuklar eğlenirken öğrenecek. AVM içinde kurulacak özel atölyede çocukların tasarlayacağı robotlar, yazılım kodlama eğitimi ile programlanacaktır. Kodlama dünyasına giriş yapacak olan çocuklar, aynı zamanda 3 boyutlu yazıcı üzerinde çalışma yaparak, katman ve derinlik mantıkları konusunda eğitim alarak 3 boyutlu tasarıma ilk adımlarını atacaklar.

Nilüfer’de merkezi konumuyla ön plana çıkan Sur Yapı Marka AVM’deki etkinlik 20 Ocak – 4 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 4 ve 9 yaş aralığındaki çocukların katılabileceği etkinlik ücretsiz olarak yapılacak.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et