Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tarafından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) açılan Ar-Ge Merkezi’nde staj gören 24 mühendislik öğrencisi, tasarladıkları ‘Cevheri’ ile Sabit Kanatlı Savaşan İHA kategorisinde Teknofest’e damga vurmaya hazırlanıyor.

Ankara ve İstanbul dışındaki ilk Ar-Ge Merkezi’ni Bursa Uludağ Üniversitesi’nde açan TUSAŞ, toplam 24 mühendislik öğrencisine staj vermeye başladı. Çoğu 3. ve 4. sınıfta olan mühendislik fakültesi öğrencileri, aldıkları temel mühendislik eğitimleri sayesinde ‘Cevheri’ adını verdikleri İHA’nın tasarımına başladı. Hazırlıklarını büyük bir titizlikle yürüten stajyer ekibe BUÜ TUSAŞ Ar-Ge Müdürü Prof. Dr. Kemal Fidanboylu tam destek veriyor.

ÖĞRENCİLER HÜRKUŞ VE ATAK’I İNCELEDİ
2018 yılı Aralık ayında Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren ULUTEK’te TUSAŞ Ar-Ge Merkezi’ni açtıklarını söyleyen Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, merkezde BUÜ’den 21, BTÜ’den 2 ve Yalova Üniversitesi’nden de 1 öğrencinin eğitim gördüğünü aktardı. Öğrencileri Makine, Elektrik-Elektronik, Malzeme ve Metalürji ile Endüstri Mühendisliği bölümlerinden seçtiklerini kaydeden Fidanboylu; “Öğrencilerimize ilk önce temel mühendislik tasarım tekniklerini ve takım çalışması tekniklerini öğrettik. Daha sonra onları gruplara ayırdık. Hürkuş uçağıyla ilgili farklı parçaları öğrenmeleri için bir proje verdik. Sonra bu proje grupları 2 ayın sonunda yaptıkları çalışmaları grup halinde sundular. Böylelikle hem proje çalışma tekniğini öğrendiler hem de uçağın özelliklerini bütün detaylarıyla öğrendiler. Ayrıca sunum yapma becerilerini geliştirdiler. İkinci projelerinde ise şuanda TUSAŞ’ta çalışılan ATAK helikopterimiz oldu. Onu da parçalara böldük. Kimisi motor, kimisi ana gövde, kimisi de elektronik sistemlerle ilgili çalışmalar yapıyorlar. Bu projelerini de Mayıs ayı içerisinde sunacaklar” diye konuştu.

BAŞARILI OLANLAR TUSAŞ’TA PERSONEL OLMA ŞANSINI YAKALAYACAK
Stajyer öğrencileri iki kez Ankara’ya götürdüklerini ve merkez tesislerinde ağırladıklarını açıklayan Prof. Dr. Kemal Fidanboylu, 4. sınıf öğrencilerinin tüm stajlarını da 15 Nisan – 17 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da yaptıracaklarının altını çizdi. Stajlarını tamamlayan öğrencilerin beğenilmeleri durumunda Haziran ayından sonra işe alım süreçlerinin başlatılacağını sözlerine ekledi.

SABİT KANATLI SAVAŞAN İHA; CEVHERİ
BUÜ TUSAŞ Ar-Ge Merkezi’nde staj yapan 23 arkadaşı ile birlikte ‘Cevheri’ projesini yürüten takım lideri Enes Hızlı ise burada staj yapmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. Teknofest 2019’da sabit kanatlı savaşan İHA kategorisinde boy göstermesi için tasarımlarını yürüttükleri Cevheri’nin tamamen kendi özgün projeleri olduğunu vurguladı. 15 Nisan’da ön tasarım raporunu teslim edeceklerini aktaran Enes Hızlı; “Yarışma Eylül ayında gerçekleştirilecek. O zamana kadar birkaç farklı süreçten geçeceğiz. Yavaş yavaş üretim proseslerine başlıyoruz. Atölyemizde gereken malzemeleri temin edeceğiz ve projeye start vereceğiz. Şuanda tasarımlarımız devam ediyor. Ona göre de analizlerimizi gerçekleştiriyoruz. Uçağımızın en hafif ve en dayanıklı olması için çaba gösteriyoruz. Cevheri, savaşan İHA olacağı için, görüntü işleme yapabilecek. Yarışma esnasında aynı anda salınan uçaklara kitlenecek ve atış yapabilecek. Sabit kanatlı olduğu için bir motor ile tetiklenecek. Elde edilen görüntüler yer istasyonuna iletilecek. Bu bilgileri anlık olarak kaydedebileceğiz. Diğer uçakların bize kilitlenmemesi için manevra kabiliyeti yüksek bir uçak tasarlamaya çalışıyoruz. En dikkat ettiğimiz husus burası. Ekstrem koşullara karşı direnişli bir uçak tasarlıyoruz” şeklinde konuştu.

AMACIMIZ TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİNE HİZMET
Hedeflerinin yarışmada alabilecekleri en iyi dereceyi elde etmek olduğunu vurgulayan Takım Lideri Enes Hızlı; “Henüz 3 aylık bir takımız. Bizim asıl misyonumuz finalde boy gösterip, diğer uçaklardan farkımızı ortaya koyabilmek. Bu yarışma ile birlikte tecrübe sahibi olup, buradan elde edindiğimiz bilgilerle inşallah Türk havacılık ve uzay sanayiine en iyi şekilde hizmet etmek istiyoruz” dedi.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Eğitim, çocukları şimdiye uyandırmaktır, geleceğe hazırlamak değildir. Geleceğin muhayyel tasavvuru bizim bugünkü öz geçmişimizle sınırlıdır. Çocuklarımız için bir öz geçmişten ziyade, öz gelecek tasarımı konusu üzerinde durmalıyız ve çocukların öz gelecek yazmasını teşvik etmeliyiz.” dedi.

Bakan Selçuk, Boğaziçi Yöneticiler Vakfınca (BYV) Harbiye Cemal Reşit Rey Konser Salonu´nda düzenlenen “Özgün İyi Yönetim Uygulamaları Forumu IBPF 2019″un açılışında yaptığı konuşmada, eğitimin Türkiye´nin en büyük sorunu değil de, en büyük çözümü olarak görüldüğünde, neler üretilebileceği konusunda yeni açılımlara yönelebilmenin mümkün olduğunu vurguladı.

Dünyada yaşanan büyük krizlerin çok yüksek eğitimli insanlar tarafından çıkarıldığına işaret eden Selçuk, “Eğitim seviyesi yükseldikçe, çevre kirliliği artıyor. Obeziteyle açlığın aynı dönemde birlikte tarihsel bir yükseliş gösterdiği bir çağ yaşıyoruz. Eğitim seviyesi yükseldikçe, teknolojinin öldürme gücü artıyor.” dedi. “Etiğin aslında insanların ne yapması gerektiğiyle ilgili değil, ne yapmaması gerektiğiyle ilgili bir alan olduğunu hatırlamak zorundayız.” ifadesini kullanan Selçuk, eğer etik bir çerçeve çizilmezse, kutsanmış bilimin hizasının nasıl bozulduğunu anlamakta zorluk çekebileceğini söyledi. Bakan Selçuk, “Teknolojinin nasıl insanlığın hayrına değil de, insanlığın bir şekilde şefkatini ve merhametini hedef alan bir yöne doğru gittiğini rahatlıkla görebiliriz.” dedi.

“Şimdiyi ziyan etme peşindeler”
Geleceğin, ütopya ile distopya arasına sıkışmış bir şimdinin ziyanı olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Bakan Ziya Selçuk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şimdinin ziyanı, inanılmaz bir şekilde gerçekleştiriliyor. İnsanlar, geçmişte ve gelecekte yaşamayı tercih ederek, şimdiyi ziyan etme peşindeler. Geleceğin muhakkak surette evrensel bağlamda ele alınması ama yerel yorumlanması gerekiyor. Şimdinin gelecekleştirildiği, geleceğin şimdileştirildiği bir dünyayla karşı karşıyayız. Bu anlamda, geleceği yeniden inşa etme meselesi aslında çok komik bir iddia. Çünkü geleceğin inşasını şimdiyi gelecekleştirerek yapamayız. Eğitimi, insanları, çocukları geleceğe hazırlamak değil, şimdiye uyandırmak olarak görmek için bunu yapmamız da mümkün değil. Eğitim çocukları şimdiye uyandırmaktır, geleceğe hazırlamak değildir. Geleceğin muhayyel tasavvuru, bizim bugünkü öz geçmişimizle sınırlıdır. Çocuklarımız için bir öz geçmişten ziyade öz gelecek tasarımı konusu üzerinde durmalıyız ve çocukların öz gelecek yazmasını teşvik etmeliyiz.”

“Eğitimde kadim olanla güncel olanın dengesini sağlamalıyız”
Millî Eğitim Bakanı Selçuk, insanlık tarihinin en büyük kırılmasının yaşanacağı bir çağa doğru gidildiğini ve bu çağın öğrenmesinin yıkıcı bir inovasyon birikimiyle ortaya çıkacağının altını çizdi. Siber çağın eğitimi etkilemesine değinen Ziya Selçuk, “Eğitimde kadim olanla güncel olanın dengesini sağlama ihtiyacımız var. Yani bugün, eğitimle ilgili kullandığımız bütün parlak kelimeleri yeniden düşünmek zorundayız. ´21. yüzyıl becerileri´ ifadesi o kadar kullanılıyor ki, bir hipnoz altındaymış gibi toplum bu kelimelere takılmış vaziyette. Bu kelimelerin Matrakçı Nasuh´ta, Da Vinci´de, Mimar Sinan´da olmadığını kim söyleyebilir.” diye konuştu.

Bu çağın lineerlik vurgusunu yeniden ele almakta yarar olduğuna işaret eden Selçuk, “Bunun bize bir yanılsama getirdiğini ele almak zorundayız. Biz lineerlikten kaçınıp, doğanın mantalitesinin bir döngüsellik üzerinden inşa edildiğini, lineerlik üzerinden inşa edilmediğini görmek zorundayız. Geleceğin becerileri denilen şeyin, aslında insanlığın medeniyet tarihinin becerileri olduğunu ve bunların kadim beceriler olduğunu, popüler olanla kadim olanın karıştırıldığını izah etmekle mümkün olabilir.” ifadelerini kullandı. Bakan Selçuk, ontolojisi olmayan bir varlık figürü ve anlaşılmamış bir eğitimin zemininin olmasının mümkün olmadığını söyledi.

“Eğitim, endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayan bir kurum değildir”
Eğitimde yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Selçuk, “Eğitimde, OECD´nin de katkısıyla endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayan bir kurum olarak sınırlayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Eğitim, endüstrinin ihtiyaçlarını karşılayan bir kurum değildir. Eğitim, beşerlikten insanlaşmaya doğru giden yolculuğun aracı olan kurumdur. Eğitimi bu yüzden çift kanatlı olarak değerlendirmekte özellikle vurgu yapıyoruz.” dedi. Selçuk, bir dil üzerinden 2023 vizyonu çerçevesi çizmeyi hedeflediklerini belirterek, eğer eğitime bir sistem olarak bakılmazsa, alt sistemlerden birkaç tanesinde geçici olarak yapılan çalışmaların ya da üretilen çözümlerin aslında bir sonraki problem olduğunun fark edileceğini ifade etti. Şu anda çözüm diye önerilenlerin ileride problem olduğunun fark edileceğini söyleyen Selçuk, şöyle konuştu: “Bunu yapmamak için, sistem teorisi içerisinde eğitimi yeniden kurgulamamız gerekiyor. Eğitimin bütün alt sistemlerini ve bileşenlerinin birlikte senkronize olarak dönüşümünün yeniden inşa edilmesini ve bunların fizibilitesinin similasyon modellerinin yapılması lazım. Bizim şu anda yaptığımız şey bu. Bir karar destek sistemi marifetiyle, eğitimde alınacak bütün politikaların üretebileceği bütün doğurguları ve ortaya çıkabilecek bütün problemleri ya da çözüm olasılıklarını önceden görmek istiyoruz. Bunu yapabilmek için bir şekilde yapay zeka meselesini, teknoloji desteğinin, çeşitli yazılımların bir dijital entegrasyon marifetiyle eğitim sisteminde kullanılmasını çok önemsiyoruz. Yapay zekayla ilgili de kendi manifestomuzu kısa bir sürede kamuoyuyla paylaşma imkanımız olacak.”

“Eğitimin kendisi, hafıza ölçmekle ilgili bir konu değil”
Eğitimde son 17 yılda çok güzel şeyler yapıldığını vurgulayan Bakan Ziya Selçuk, okul profili marifetiyle eğitim fakültelerinde öğretmen yetiştirmenin canlandırılacağı yeni bir dönem başladığını, bu kapsamda YÖK ile iş birliği yaptıklarını bildirdi. Pratiğin teoriyle ilişkisini yeniden kurmak istediklerini belirten Selçuk, şunları kaydetti: “Teori ve pratiğin bu kadar ayrışmasını doğru bulmuyoruz. Uygulamaları, teori ve pratik arasındaki ilişkiyi yeniden inşa ihtiyacı içerisindeyiz. Tasarım Beceri Atölyeleri´yle bunu yapmaya çalışıyoruz. Çocukların sadece soru çözerek, kağıt üzerinde bazı işlemler yaparak, yaşam başarısı elde etme ihtimali yok. Okulun aslında öncelikle mekaniğinin dönüşmesi gerekiyor. Mekanik dönüştükten sonra, kültürünün dönüşmesi gerekiyor. Bir nesil içerisinde de zihniyetinin dönüşmesi gerekiyor. Hemen bunların tümünü yapmaya çalışırsak, asla hayata geçiremeyiz. 3 yıllık program neyi gerektiriyorsa, onu yapacağız. Çocukların sadece soru çözerek, ´Kapatın kitapları defterleri, hafızanızı ölçeceğiz.´ dermiş gibi yapılan sınavlarla bir yere varılamayacağını biliyoruz. Çocuk gerçek hayatta hiç kapalı kitapla karşılaşmıyor. Eğitimin kendisi hafıza ölçmekle ilgili bir konu değil.”

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, araştırma ve geliştirme kültürünün çocuklara ilk, orta ve lise çağında benimsetilmesi gerektiğini vurguladı. Rektör Ulcay, üniversiteyi kazanmış bir gencin bu kültürden yoksun olmasının hem üniversiteye hem de çocuğa büyük bir zaman kaybettirdiğinin altını çizdi.

Bursa Uludağ Üniversitesi, çocukların üniversite öncesinde Ar-Ge ve bilimsel çalışma kültürünü benimsemeleri için eğitim kurumlarıyla işbirliği yapmaya devam ediyor. Uludağ Koleji ile gerçekleştirilen protokol sayesinde ilköğretim çağındaki çocuklara bilimsel çalışma kültürü aşılanacak.

ÜNİVERSİTELER BULUNDUKLARI KENTİN SORUNLARINA ÖNCELİKLİ OLARAK YÖNELMELİ
Protokol törenine konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, üniversitelerin bulundukları şehre katkı koymak zorunda olduğunun altını çizdi. Bursa Uludağ Üniversitesi’nin 3. Nesil Üniversite vizyonu doğrultusunda her kesime hitap eden bir bilimsel altyapı anlayışıyla hareket ettiğini söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Araştırma yapan, Ar-Ge kültürüne sahip ve bulunduğu kentin sorunları konusunda projeler üreten bir üniversite vizyonu ile hareket ediyoruz. Üniversitemizde yaptığımız bilimsel çalışmaların ilgili sektörlere yansımaları için özel bir çaba sarf ediyoruz. Bu fonksiyonu tamamladığımız zaman da kentimize, ülkemize ve bilim camiasına gerçek anlamda hizmet etmiş olacağız. Eğitim sektörü de başlı başına bizim işbirliği alanımızda yer alıyor. Üniversitemizi belli bir alan içerisine hapsetmeden, her kesime yönelik işbirliği ve ortak proje kültürü ile hareket ediyoruz” dedi.

DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜME AYAK UYDURABİLEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRMELİYİZ
Yeni neslin araştırma kültürü içerisinde yetiştirilmesi gerektiğine işaret eden Rektör Ulcay; “Çocuklarımızın ilk, orta ve lise döneminde bilimsel çalışma ve proje kültürünü benimsemiş bir şekilde mezun edilmesi gerekiyor. Üniversiteyi kazanmış, lisans eğitimi almaya gelmiş bir çocuğun bu yeteneklerden yoksun olması maalesef bizlerin işini de zorlaştırıyor. Bu eksiklik sadece bizlerin işini zorlaştırmakla kalmıyor, ülkemizin kalkınmasına da sekte vuruyor. Eğitim kurumlarının sadece diploma vermek için çaba sarf etmemeleri gerekiyor. Üniversiteye gelen çocuklara 2-3 yıl bu kültürü öğretmeye çalışırsak ve son yıl da onu geleceğe hazırlarsak, maalesef çok geç kalırız. O zaman da atı alan Üsküdar’ı geçmiş olur. Değişim ve dönüşüm çağına çocuklarımızın da ayak uydurabilmesi için işbirliği yapmalıyız. Rektörlük görevine ilk geldiğimiz zaman tüm özel okul yöneticilerini burada misafir ettik. Onlara bu konuyu anlattık. Umutluyum, gelişmelerin olacağına inanıyorum. Bu görevde olduğumuz müddetçe de bu alandaki sıkıntıların giderilmesi için her türlü işbirliği içerisinde çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Özel Uludağ Koleji Kurucusu Tekin Çanga ise protokole olanak sağladığı için BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a teşekkür etti. Kuruluş aşamasında üniversite ile yakın bir işbirliği içerisinde olmayı planladıklarını aktaran Tekin Çanga; “Bugün 3. Nesil dersler ve özellikle düşünen, çalışan ve üreten gelecek için sağlam bir işbirliğinin temellerini bugün attık. Gerçek anlamda bilimi ve üniversiteyi yaşamın içerisine sokarak, çocuklarımıza aktarmak istiyoruz. Bu konuda hem eğitime bakış açımızla hem de yaptığımız çalışmalarla bizlere güvenen hiç kimseyi mahcup etmeyeceğiz” dedi.

Rektörlük Makamında gerçekleştirilen protokolde üniversitenin farklı fakültelerinden akademisyenler ve Özel Uludağ Koleji yöneticileri de hazır bulundu.

Çiftler arası ilişkiler ve özellikle artan kadına şiddet olaylarının önlenmesi konusunda uzmanlar, polisiye ve adli tedbirlerden önce eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının önemini her fırsatta vurguluyorlar. Bu konuda dikkat çekici bir çalışma, Altınbaş Üniversitesi Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından hayata geçirildi. Merkez koordinatörlüğünde açılan “İlişki Becerileri Çalışma Grubu”nda, uzman bir akademisyen tarafından öğrencilere güvenli ve sağlıklı ilişki eğitimleri verilmeye başlandı.

“Flört ilişkilerinde şiddet nedir? Güvenli ilişkiler nasıl kurulur? İlişkide güç dengesi nasıl sağlanır?” gibi önemli soruların cevaplandığı grup çalışmasında, ilişkiler ve bireyler arası iletişim süreçlerinin farklı yönleri, çeşitli eğitsel aktivitelerle anlatılıyor. 18-22 yaş arasındaki üniversite öğrencilerine açık ve eğitimlerin ücretsiz olduğu çalışma hakkında bilgi veren Altınbaş Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğr. Üyesi Anıl Özge Üstünel, üniversite çağındaki gençlerin flört ilişkilerinde şiddetin yaygın biçimde görüldüğünü belirtti. Üniversite döneminin gençlerin gelişimleri için çok önemli olduğunu ve bu dönemde kurulan ilişkilerde yaşanan şiddetin ileriki yaşlarda psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Üstünel, “İlişki Becerileri Çalışma Grubu ile gençlerin kalıplaşmış toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamasını, ilişkilerdeki rollerine ilişkin iç görü geliştirmesini şiddeti tanıma ve şiddetle baş etme becerileri edinmesini hedefliyoruz. Bu sayede, yakın ilişkilerde özellikle gençlere ve kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve daha eşitlikçi ilişkilerin desteklenmesini amaçlıyoruz” diye konuştu.

Her çarşamba 15:00-17:00 saatleri arasında Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen “İlişki Becerileri Çalışma Grubu”nda eğitimler 15 Mayıs tarihinde sona erecek.

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT AŞ) arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol ile Kampüs Kartların basımından, öğrencilerin el emeği ürünlerinin ePttAVM üzerinden satışına kadar birçok alanda işbirliğine gidildi.

PTT AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kenan Bozgeyik ve Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı’nın katıldığı imza töreninde gerçekleşecek ortak projeler açıklandı. Yapılacak işbirliği ile Anadolu Üniversitesi öğrencileri PTT’nin hizmetlerinden ayrıcalıklı olarak yararlanacak. Anadolu Üniversitesi, PTT’nin Dijital Arşiv hizmetinden kullanabilecek. Üniversite tarafından yeni öğrencilere ya da tanıtım amaçlı potansiyel adaylara gönderilecek her türden basılı tanıtım broşürü gibi ürünlerin baskı işlemleri Birleşik Posta ile yapılacak. Bu sayede üniversitenin baskı, ambalajlama ve postalama maliyetlerinin asgari seviyeye indirilmesi hedefleniyor. İşbirliği kapsamında, Açık Öğretim Fakültesi kitapları, sınav kitapçıkları, dergileri gibi basılı yayınları PTT Kargo ile taşınacak.

İmza töreninde konuşan PTT AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kenan Bozgeyik, protokoller kapsamında PTT AŞ’nin yalnızca kültür ve sanatta değil, bilim ve teknolojide de akademiyle iş birliği yaptığını söyleyerek, “PTT olarak, üniversitelerle birlikte ARGE çalışmaları yürüterek kurumların ve ülkemizin teknoloji alanındaki gelişimine katkıda bulunmaktayız” dedi.

Anadolu Üniversitesi ile yapılan işbirliği ile öğrencilere, akademisyelere ve üniversite çalışanlarına PTT hizmetlerini ayrıcalıklı olarak sunacaklarını belirten Bozgeyik, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Anadolu Üniversitesi gibi ülkemizin en büyük yükseköğretim kurumlarından birisiyle yapılan bu iş birliği anlaşması, ülke genelinde çok sayıda öğrencinin PTT AŞ’nin özel indirimlerle sunduğu, hayatı kolaylaştıran ürün ve hizmetlerinden faydalanma imkânı bulacak olması dolayısıyla, yükseköğretime devam eden nüfusun önemli bir kısmını kapsayan genel bir hizmet kampanyası anlamına gelmektedir. İki dünya markası olan Anadolu Üniversitesi ve PTT AŞ’nin, eğitim alanında bir işbirliği imzalaması, ilmi çalışmaların Türkiye’ye yayılması açısından önem taşımaktadır.”

Konuşmasında, PTT AŞ’nin Türkiye’nin en köklü kurumlarından biri olduğunu vurgulayan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, “PTT, devletin temsilinde en önemli kurum. Bu nedenle bu işbirliğine çok kıymet veriyoruz. Çok daha ileri taşıyacağımız projeler yapacağız” dedi.

İletişim çağının yaşandığı bu dönemde PTT AŞ’nin gücünün daha da arttığını kaydeden Çokmaklı, “Dünya ile irtibat halinde olmanın anlamı artık günümüzde değişti. Kurulduğu günden beri, iletişimi uzun yıllar sürdüren PTT AŞ, modernize edilerek ve geliştirilerek günümüze taşımış yegâne bir kurumdur” diye konuştu.

Bazı kurumların varlıkları ve misyonları ile devletlerin sembolü olduğunu aktaran Çomaklı, “Biz Anadolu Üniversitesi olarak, PTT ile işbirliği yapmanın öneminin bilincindeyiz. PTT, bizim için önemli bir yol gösterici partner” ifadesini kullandı.

PTT’den Anadolu Üniversitesine Özel Pul
PTT tarafından, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü amblemi ve Rektör Sayın Çomaklı adına kişisel pul basılacak. Üniversite eğitimini dereceyle tamamlayan öğrencilere, üniversitede uzun yıllar hizmet veren öğretim üyelerine de kişisel pul basımı gerçekleştirilecek. Protokol kapsamında, üniversitede filateli kulüpler kurulacak ve görsel sanatlar, resim, grafik tasarımı bölümü öğrencileri için pul eskiz yarışmaları düzenlenecek.

PTT tarafından basılacak Kampüs Kartları ile üniversite öğrencileri, akademik ve idari personel tarafından kimlik kartı olarak kullanılabilmesi ve üniversite içi yemekhane, kütüphane, sosyal tesis gibi alanlarda kampüs kart ile finansal işlem yapılabilmesi sağlanacak.

Öğrencilerin ürünleri ePttAVM’den satılacak
Güzel Sanatlar Fakültesinde tasarlanan ya da üniversiteye özel tişört, kupa, kalem, ajanda, takvim gibi ürünler ePttAVM üzerinden satışa sunulacak. Ayrıca, üniversite bünyesindeki öğrenciler, çalışanlar ve öğretim üyeleri ePttAVM üzerinden yapacakları alışverişlerde indirim kazanacak.

Anadolu Üniversitesi yerleşkesine kurulacak PTT Matik ile öğrencilerin bankacılık işlemlerine kolaylık sağlanırken, Kargomat hizmeti ile öğrenciler ve üniversite personeli kargo gönderilerine rahatlıkla ulaşabilecek. Kampüs içerisinde uygun görülen bölgelere Mektup Atma Kutusu yerleştirilecek ve Posta Kahvesi öğrencilerle buluşacak.

PTT AŞ, Anadolu üniversitesi öğrencileri ve üniversite personeline özel uygun tarifeli Pttcell hizmeti sunacak. Ayrıca, üniversitenin yapacağı toplu duyurularda PttTel uygulamasının kullanılması sağlanacak.

Anadolu Üniversitesindeki Yüksek Lisans ve Doktora Programlarından PTT AŞ çalışanlarının yararlanması konusunda da gerekli destek üniversite tarafından sağlanacak.

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından 2016-2017 yılında başlatılan “Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme” Projesi kapsamında 100 alanda 2000 doktora öğrencisinden 191’i Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) eğitim görüyor. BUÜ, 25 alanda 191 doktora öğrencisi ile bu projeden en fazla destek alan üniversitelerden birisi olmayı başardı.

Bursa Uludağ Üniversitesi, YÖK tarafından başlatılan 100/2000 Doktora Bursu Projesi’nden en fazla yararlanan üniversitelerin başında geliyor. Türkiye genelinde tüm devlet üniversitesinin başvuruda bulunduğu projeden iki yılda yaklaşık 3500 doktora öğrencisi faydalanıyor. 100 farklı alanda eğitimlerini sürdüren öğrenciler YÖK tarafından aylık 2500 TL burs alıyor. BUÜ ise 25 farklı alanda toplam 191 öğrenci almaya hak kazanarak önemli bir başarıya imza attı.

YÖK’ün, Türkiye’nin 2023 hedeflerindeki öncelikli alanlarında doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere başlatılan burs programına devlet üniversiteleri arasından en büyük katılımlardan biri Bursa Uludağ Üniversitesi’nden geldi. BUÜ, Ege Üniversitesi’nin ardından programdan en fazla yararlanan ikinci üniversite olmayı başardı. 100 alanın 25’inde toplam 191 öğrenciyi programa dâhil eden BUÜ, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında da bu öğrencilerin sektörde eğitim almalarının önünü açmış oldu. Öğrenciler, program boyunca burslarını almaya devam edecek.

HEDEF 15 BİN YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA ÖĞRENCİSİ
Son bir yıl içerisinde iki kez 100/2000 doktora bursu çağrısı yaptıklarını açıklayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Şuana kadar devlet üniversiteleri içerisinde bu programdan en fazla yararlanan üniversitelerden biri olduk. Programın asıl amacı; Türkiye’nin cari açık verdiği alanlardaki eğitimli insan eksikliğinin giderilmesidir. Sadece belli noktalarda doktora yapılmasının ülkemize fazla bir katkısı olmuyor. Ülkemizin cari açığı istenilenden fazla ve buradaki çalışmalara baktığımız zaman açık veren kalemlerin tamamı bizim çalışma alanlarımız içerisinde yer alıyor. Aslında bizim ihracatımızın içerisindeki ileri teknoloji ürünlerin oranı gelişmiş ülkelerin hepsinden daha aşağıda yer alıyor. Son 10 yıl içerisinde orta ileri teknoloji ürünlerde ilerleme sağladık. Ciddi bir ilerlememiz var. Fakat ileri teknoloji ürünlerin katma değeri çok daha fazla olduğu için o alanlarda yapılacak çalışmalara daha fazla destek vermemiz gerekiyor. İlgili sektörlerle birlikte yapılacak doktora projeleri fikirden üretime, üretimden ekonomiye mantığını destekleyecektir. Bizler de 15 araştırma üniversitesinden biri olarak burada üstümüze düşeni yapmak adına çalışmalar yürütüyoruz. Elimizdeki beşeri kaynakları, etrafımızdaki ilgili sektörlerin kaynaklarıyla harekete geçirerek ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak istiyoruz” dedi. Rektör Ulcay, YÖK’ün önümüzdeki dönemde de bu program için kontenjan arttırması durumunda çağrıya çıkmaya devam edeceklerini aktardı. Ulcay, hedeflerinin hâlihazırdaki 10 bin yüksek lisans ve doktora öğrenci sayısını 15 bine çıkarmak olduğunu vurguladı.

25 ALANDA DOKTORA EĞİTİMİ
Bursa Uludağ Üniversitesi, YÖK 100/2000 Doktora Bursu kapsamında; Davranışsal Ekonomi, Felsefe, Göç Çalışmaları, İnsan Bilgisayar Etkileşimi, Katılım Bankacılığı, Kudüs ve Filistin Çalışmaları, Metabolizma ve Kronik Hastalıklar, Ortadoğu Çalışmaları, Siyaset Psikolojisi, Sürdürülebilir Tarım, Uluslararası Güvenlik ve Terör, Yapı Malzemeleri, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Yoksulluk Çalışmaları, Yöneylem Araştırmaları, Güç ve Depolama Teknolojileri, Manevi Danışmanlık, Moleküler Farmakoloji ve İlaç Araştırmaları, Moleküler Onkoloji, Moleküler Patoloji, Ulaştırma Akıllı Ulaşım Sistemleri ile Yeni Nesil Kompozitler ve Çok İşlevli Nanokompozit Malzemeler, Biyomalzemeler ve Doku Mühendisliği ile Translasyonel Tıp konuları dahil olmak üzere toplam 25 alanda doktora öğrencilerine eğitim veriyor.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Hasanoğlan Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Çetin Tekin’in imzaladığı protokolle 20 iş insanı tarafından Elmadağ’da 18 okulda tasarım beceri atölyesi yapılacak.

Protokolün imza töreninde konuşan Bakan Selçuk, iş dünyasının eğitim konusundaki desteğini çok önemsediklerini belirterek, “Bu kapsamda göstereceğimiz her türlü çaba çocuklarımızın geleceği açısından hayati önem taşıyor. İş insanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Bursa Kent Konseyi ve Bursa Büyükşehir Belediyespor Kulübü Satranç Branşı, çocukların problem çözme ve diğer yeteneklerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla ücretsiz satranç kursu başlattı.

Çocukların çok yönlü gelişimine önem veren Bursa Kent Konseyi’nin, Çocuk Meclisi üyelerine yönelik Bursa Büyükşehir Belediyespor Kulübü Satranç Branşı işbirliğiyle ücretsiz olarak düzenlediği satranç kursu ilgi çekti. Büyükşehir Belediyespor Kulübü Satranç Takımı Baş Antrenörü İsmail Çalışkan ile Satranç Antrenörü Sedat Sarman tarafından verilen ve dönem sonuna kadar devam edecek eğitimlerde, çocukların hızlı düşünme ve doğru kararlar verebilme becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 7 – 12 yaş aralığındaki çocukların katıldığı satranç kursu, Bursa Kent Konseyi salonlarında düzenlendi.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), ortaya koyduğu projeler ve bilimsel altyapı çalışmaları sayesinde merkezi bütçe dışı gelirlerini 44 milyon TL’ye ulaştırdı. 2015 yılında 6 milyon olan bütçe dışı gelirler, 2018 yılında 44 milyon 390 bin TL’ye çıktı.

BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay tarafından ortaya koyulan ‘3. Nesil Üniversite’ hedefi 4 yılda üniversiteye çok önemli bir ivme kazandırdı. Üniversitenin bütçesinin her yıl katlanarak arttığını söyleyen Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yatırım bütçesinin ve merkezi bütçe dışı gelirlerin de aynı oranda yükseldiğini açıkladı. 2016 yılında danışmanlık, proje ve araştırmalar dâhil merkezi bütçe dışı gelirlerin yaklaşık 6 milyon TL seviyesinde olduğunu aktaran Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Bu rakam 4 yıl önceki üniversite merkezi bütçe dışı gelirlerinin sadece yüzde 1,50’sini oluşturuyordu. Yaptığımız çalışmalar ve projeler sayesinde biz bu rakamı 44 milyon TL’nin üzerine çıkarmayı başardık. Bu rakamın büyük bir kısmını Avrupa Birliği projelerinden alınan araştırma fonları oluşturuyor. Özel bütçeli ve genel bütçeli idarelerden alınan proje yardımları da önemli bir destek sağlıyor. Her yıl artan bütçe gelirleri ile bilimsel çalışmalar ve altyapı yatırımları için ciddi bir kaynak havuzu oluşturduk. Geldiğimiz noktada 2018 yılında üniversite merkezi bütçe dışı gelirlerimiz artık bütçe gelirlerinin yüzde 8’ine denk konuma çıktı. İnşallah yeni dönemde de aynı istek ve azimle çalışarak üniversitemizde yapılan bilimsel çalışmalara daha fazla kaynak sağlayacağız” diye konuştu.

PATENT SAYISI 200’E YAKLAŞTI
Bilimden üretime, üretimden ekonomiye anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, üniversite bünyesinde yapılan bilimsel çalışmaların patentlenmesi, faydalı model ve tasarım sayısının arttırılması için de ciddi çalışmalar içerisinde bulunduklarının altını çizdi. Teknoloji Transfer Ofisi bünyesinde yürütülen projeler sayesinde patent ve faydalı model sayısını görev yaptıkları süre içerisinde ikiye katladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “2015-2018 yılları arasında Teknoloji Transfer Ofisi ve üniversitemiz akademisyenlerinin yaptıkları ortak çalışmalar sayesinde patent, faydalı model ve tasarım sayımızı 192’ye yükselttik. Bu başvurular biz göreve geldiğimizde sadece 13 adetti. Bugün sadece sonuçlanan patent sayımız ise 57 oldu. Yürüttüğümüz projeler ile bu sayının çok daha yukarılara çıkacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ PROJELERİNİN SAYISI 500’Ü GEÇTİ
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, 2015-2018 yılları arasında üniversite-sanayi işbirliği proje sayısının %150 artış gösterdiğini söyledi. Sosyal sorumluluk projelerine de ağırlık verdiklerini belirten BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “4 yıl içerisinde 500’den fazla sosyal sorumluluk projesi ve üniversite-sanayi işbirliği projesi içerisinde yer aldık. Sadece kentimizde faaliyet gösteren endüstri kuruluşları ile bilimsel altyapı noktasında 250 proje anlaşması gerçekleştirdik. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerine de özel önem verdik. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren yaklaşık 300 sosyal sorumluluk projesinin bizzat uygulayıcısı ve yürütücüsü olduk” dedi.

25 BİN GENCE MESLEKİ EĞİTİM DESTEĞİ
Gençlerin istihdama katılabilmeleri için donanımlarının arttırılması adına da projeler hazırladıklarını kaydeden Rektör Yusuf Ulcay; “Üniversitemiz bünyesinde hizmetlerine devam eden Sürekli Eğitim Merkezi ve dil merkezlerimiz tarafından mezunların mesleki eğitimine ilişkin sertifika programları düzenledik. Sadece öğrencilerimizi değil, Türkiye’nin her yerinden eğitim almış gençlerimizi de sertifikalandırmak için Sürekli Eğitim Merkezimiz ile birlikte çok sayıda eğitim programını hayata geçirdik. Göreve geldiğimizde Bursa Uludağ Üniversitesi bünyesinde formasyon eğitimleri hariç, mesleki anlamda mezunların eğitimine yönelik herhangi bir projenin olmadığını tespit ettik. Yaptığımız çalışmalar sayesinde bugüne kadar toplam 24 bin 947 gencimize sertifika eğitimleri verdik. İnşallah yeni dönemde bu eğitimlerin daha da geliştirilmesi adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Küresel değişimlerin etkilerinin pek çok sektörde hissedildiği günümüzde eğitim de yeni yaklaşımlar ve değişen iş süreçlerinin direkt olarak yansıdığı alanların başında geliyor. Dünyadaki teknolojik gelişmeler ve yeni stratejiler, pek çok sektöre insan kaynağı sağlayan, özellikle mesleki ve yükseköğretimle nitelikli insan gücü yetiştirme uğraşındaki eğitim sektörünü yakından ilgilendiriyor.

Altınbaş Üniversitesi, bu gerçekten hareketle yükseköğretimde yeni küresel süreçlere uyumda yöneticiler ve politika belirleyicilere kaynak üretme amacıyla referans bir yayın hazırladı. Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof.Dr. A.Ercan Gegez’in editörlüğünde geniş bir akademisyen kadrosu tarafından hazırlanan “Yükseköğretimde Tutundurma ve Strateji” adlı kitap Altınbaş Üniversitesi Yayınları arasında yerini aldı.

Üniversite yöneticilerine küresel gelişmeler ışığında yönetim stratejilerini belirlemede kaynak oluşturması amacıyla hazırlanan kitap, eğitimde değişen küresel yaklaşımları bilimsel bir bakışla ortaya koyuyor. Ele aldığı konularla ilgili geniş bir kaynakça da sunan 415 sayfadan oluşan kitap Altınbaş Üniversitesi ve seçkin kitapçılardan temin edilebilir.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et