Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

Altınbaş Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğr. Üy. Dr. Gaye Hafez, Altınbaş Çocuk Üniversitesi bünyesinde, “Şifayı Kapmak: İlacı Nasıl Doğru Kullanırız” başlıklı bir atölye düzenledi. Atölyede çocuklar sağlık ve doğru ilaç kullanımı konusunda renkli bir çalışmayla bilinçlendirildi.

Altınbaş Çocuk Üniversitesi tarafından ilkokul öğrencilerine yönelik olarak, “Şifayı Kapmak: İlacı Nasıl Doğru Kullanırız” başlıklı bir atölye düzenlendi. Türkiye’de sağlık okur-yazarlığının yeterince gelişmemiş olmasından hareket ettiklerini belirterek atölye hakkında bilgi veren Altınbaş Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğr. Üy. Dr. Gaye Hafez, “Bu konuda bilinen yanlışlıkları yetişkinlerde düzeltmek daha zor, ama çocukken sağlık konusunda doğru eğitim verirsek, o yanlışlar yapılmaz veya sayısı azaltılır. Biz de bundan yola çıkarak, ilkokul çağında sağlık ve ilaç konularını anlatmayı, onların daha en baştan doğru cümleleri duymalarını sağlamayı amaçladık” dedi.

“Basit bir anlatım dili kullandık”
Eczacı olarak çocuklara atölyede daha basit bir anlatım dili kullandıklarını vurgulayan Hafez, atölyenin işleyişi hakkında şu bilgileri paylaştı: “Üniversitede ders vermekten daha zor ve heyecanlıydı. Çalışarak geldim. Bir şeyi anlatırken, ders anlatmayı değil de, küçük denemeler yaparken, aralara bilgi serpiştirmeyi seçtim. İlaç formlarını gösterdim. Bildikleri formlar “hap” ve “iğne” kelimelerinden ibaretti; tablet, kapsül, supozituvar, şurup, enjektabl, damla formlarını ve farklarını öğrendiler. Tek tek gösterdim. İlaçların standart dozda etken madde içerdiğini ve ölçülerek kullanılması gerektiğini anlattım. Yemek kaşığı ve şurup ölçeği arasındaki farkları gösterdim. Laboratuar malzemeleriyle 5 ml hacim ölçümleri yaptık. Pisete su doldurup, minik balon jojeleri, flakonları onların doldurmasını, ölçmesini, flakonların kapaklarını kapatmalarını ve kulak damlası yapmalarını istedim. İlaç saklama koşullarını, son kullanım tarihlerine bakmanın önemini anlattım, kutuları ellerine verip, kendilerinin bulmalarını ve o ilacı kullanıp kullanamayacağımızı sordum. Onlara verilen ilaçlar hakkında soru sorma hakları olduğunu, bilgilenmek için kimlere sorabileceklerini, ilaçların yan etkileri olabileceğini ve bunları da sormaları gerektiğini anlattım ki herhangi bir yan etki gördüklerinde büyüklerine bunu iletebilsinler. Biz de ilacın güvenliğini takip edebilelim.”

Erişkin yanlışları çocukları etkiliyor
Çocukların atölye sonrasındaki kazanımlarını değerlendiren Gaye Hafez, “Çocuklar zaten bir üniversiteye gelmiş olmanın heyecanı içindeydi. Bir tanesi, büyüyünce eczacı olmak istediğini söyledi. En son gelen sorular ve aldığım cevaplara göre ne anlattıysam anlamışlardı. Buna sevindim. “Her şey paylaşılınca güzel, ama ilaç değil” diye bitirmiştim, sanırım önemli bir farkındalıkla çıkmış oldular” diye konuştu. Atölyeye Florya Zeynep Bedia Kılıçlıoğlu İlkokulu 3. sınıftan 31 öğrencinin öğretmenleriyle katıldığını, kendisine de Altınbaş Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrenci ve araştırma görevlilerinin eşlik ettiğini belirten Gaye Hafez, çocuklarda ilaç kullanımında en fazla yapılan yanlışları aktardı. Çocukların en çok kullandıkları ilaç gruplarının ateş düşürücüler ve antibiyotikler olduğunu belirten Gaye Hafez, şunları söyledi: “ Çocukların hepsi “antibiyotik” lafını duymuşlar. İlaç deyince, hemen “antibiyotik” diyorlar. Bu kötü bir şey. Gereksiz yere o kadar çok kullanılıyor ki çocuklar da öğrenmiş. Doktora gitmeden, ateş yükselir yükselmez antibiyotiğe başlamak, çocuk hastada yapılan yanlışların başında geliyor. Ölçülere dikkat etmemek, süspansiyonları gerekmediği halde dolapta saklayıp, çökmelerine sebep olmak, birden fazla ilacı aynı anda kullanmak da yapılan yanlışlıklar arasında. Ama bunların hepsi erişkin yanlışı. Artık onlar, kendi ilaçlarını sorgulamayı ve bu konuda hasta sorumluluğu almayı öğrenmeye başlayacaklar.”

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Endüstri Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencileri Hülya Çök, Ali Türk ve Nihan Yeşilkütük tarafından yapılan Otomotiv Endüstrisinde Yedek Parça Planlama Sistematiğinin Kurulması ve Standartlaştırılması projesi TÜBİTAK’ın 2241 Özel Sektöre Yönelik Bitirme Tezleri Yarışması’nda süreç dalında Türkiye birinciliği kazandı.

BUÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim elemanları Doç. Dr. Ali Yurdun Orbak ve Dr. Seval Ene Yalçın’ın danışmanlığını yürüttüğü 2017-2018 lisans son sınıf öğrencilerinin Bütünleşik Sistem Tasarımı proje gruplarından Hülya Çök, Ali Türk ve Nihan Yeşilkütük’ün hazırladığı “Otomotiv Endüstrisinde Yedek Parça Planlama Sistematiğinin Kurulması ve Standartlaştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK’ın 2241-Özel Sektöre Yönelik Bitirme Tezleri Yarışmasında süreç dalında Türkiye Birinciliğini elde etti. Bosch Fren A.Ş.’nin desteklediği proje hakkında bilgilendirmede bulunan Doç. Dr. Ali Yurdun Orbak; “Bu projede; mevcut üretim sisteminin analizi ile sorunların tespit edilmesi, tespit edilen sorunlar için sistemsel ve yazılımsal çözüm önerileri sunarak, firmada uygulanabilir ve aylık ürün teslimatlarına ait hedefin sürekli geliştirilebilir olmasını hedefledik. Bu amaç doğrultusunda da proje grubumuz sırasıyla malzeme planlama için bir Excel makro çalışması, üretim planlama için bir matematiksel model ve sezgisel algoritma çalışması ile kapasite sorunu için de detaylı bir simülasyon çalışması gerçekleştirdi” dedi.

Proje sonunda hayata geçirilen yazılım sayesinde çok önemli kazanımlar elde ettiklerini vurgulayan Orbak; “İhtiyaç halinde malzemenin elde bulunmama oranı 2017 yılında %30 iken bu durum 2018 yılında %1,3’e kadar geriledi. Ayrıca, aylık hazırlanan paketleme planına uyum 2017 yılında %50 iken bu oran 2018 yılında % 80’e kadar çıkartıldı. Son olarak aylık teslimat gecikme oranı %94 azaltılarak müşteri memnuniyeti arttırıldı ve firma hedeflerini karşılar duruma getirildi” diye konuştu.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İstanbul Dolmabahçe Sanat Galerisi´nde “7. Sanata Engel Yok: En Özel Öğrenciler, Eserler Sergisi” açılışında, 3 Aralık´ın özel insanların, özel çocukların günü olduğunu, bu özelliği önemsediklerini ve değer verdiklerini dile getirdi.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak, engelli çocuklarla, vatandaşlarla ilgili belki iki kat daha fazla dikkatleri olduğunu ifade eden Selçuk, “İnşallah çok daha güzel tedbirlerin alınacağı, çok daha güzel projelerin yapılacağı dönemleri birlikte yaşayacağız. Engelli bireylerin sosyal yaşama uyum sağlamaları, kendi kimliklerini kazanmaları, başarı duygusunu tatmaları ve kendilerini her yönden geliştirmeleri konusunda büyük bir desteğe ihtiyaç var.” diye konuştu. Selçuk, bakanlık olarak engelli bireylerin daha nitelikli eğitim almalarını sağlamanın yanı sıra sanatsal yeteneklerini geliştirmek, ortaya koydukları eserleri toplumun diğer fertleriyle, kurumlarıyla paylaşmak ve kaynaştırmak gibi amaçlarının da olduğunu anlattı. Etkinlikler düzenlediklerini, kültürel geziler yaptıklarını, sergiler açtıklarını hatırlatan Selçuk, bütün bu etkinliklerle engelli çocukların kendilerini ifade etmeleri için ortamlar oluşturduklarını söyledi.

Selçuk, engelliler günü nedeniyle düzenlenen bu sergide bakanlığa bağlı özel eğitim meslek liseleri, özel eğitim meslek okulları ve özel eğitim uygulama okullarında eğitim gören öğrencilerin eserlerinin sergilendiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar el emeği, göz nuru olan ve bütün çocuklarımızın kendi emeklerini ortaya koydukları çalışmalar, seramikler, resim çalışmaları, heykeller, takı, ahşap, fotoğraf gibi birçok teknik kullanılarak hazırlanan 170 ürün sanatseverlerin burada beğenisine sunuluyor. Sanatın evrenselliğinin ve engel tanımadığının en güzel örneği olan bu serginin düzenlenmesinde emeği olan herkese özellikle teşekkür ediyorum. Yaptıkları tüm bu birbirinden güzel eserlerle gözümüze ışık oluyorlar, yüreğimize umut oluyorlar ve bu çocuklarımızın bu başarılarından dolayı ilgi ve şefkatimizi esirgememiz diye bir şey asla mümkün olmayacaktır. Bu konuda destek olan bütün öğretmenlerimize teşekkür etmek istiyorum. Çünkü öğretmenlerimizin çocuklarımızla ilişkisi gerçekten çok sıra dışı, çok şefkat dolu, merhamet dolu bir ilişki.”

Bakan Selçuk, gelirinin çok önemli bir kısmını eğitim faaliyetlerine ayıran Turkcell´e de teşekkür ederek, bu desteklerle daha güzel projeler yapılabileceğini söyledi.

Programda, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Ahmet Emre Bilgili ile Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, Millî Eğitim Bakanlığı ile Turkcell arasında Engelsiz Eğitim Projesi Protokolü´nü imzaladı.

Özel eğitim ilk ve ortaokulu, özel eğitim meslek lisesi, özel eğitim meslek okulu ve özel eğitim uygulama okulu öğrencileri tarafından yapılan 170 eserin sanatseverlerin beğenisine sunulduğu sergi, 11 Aralık´a kadar İstanbul Dolmabahçe Sanat Galerisi´nde ziyaret edilebilecek.

TÜBİTAK tarafından başlatılan 1004 İleri teknoloji Platformu Programı kapsamında çalışmalarına hız kazandıran Bursa Uludağ Üniversitesi, ilk aşamasının kabul edildiği projenin ikinci ve en önemli kısmı için sektör temsilcileriyle fikir alışverişine hız verdi.

Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından oluşturulan ve TÜBİTAK tarafından ilk aşaması kabul gören 1004 Yüksek Teknoloji Platformu Programı’nın ikinci faz oturumları başladı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay önderliğinde toplanan platform temsilcileri arasında Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Bursa Teknik Üniversitesi gibi kurumların yanı sıra Durmazlar, Farba, Emko, Emre Makine ve Durfoam gibi sektör temsilcileri de bulunuyor.

EKONOMİYE DEĞER KATACAK PROJELER ÜRETECEĞİZ
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, yüksek teknoloji projelerin hayata geçirilebilmesi amacıyla oluşturulan platformda yer alan tüm kurum ve firma temsilcilerine teşekkür etti. Uludağ Üniversitesi olarak ilk günden itibaren 3. Nesil Üniversite kavramıyla hareket ettiklerini kaydeden Rektör Ulcay; “Bilimden üretime, üretimden ekonomiye sloganı ile yaklaşık 4 yıldır tüm çalışmalarımıza yön veriyoruz. Katma değeri olan projeler üretmek istiyoruz. Bu kapsamda da kentimizin önde gelen kurum ve kuruluşları ile ortak akıl anlayışı ile fikir alışverişi gerçekleştiriyoruz. TÜBİTAK’ın açtığı programlardan birisi olan 1004 İleri teknoloji programına dahil olduk. Kurduğumuz platform ile hazırladığımız projeler TÜBİTAK tarafından kabul gördü ve proje üretilmesi için onay verildi. Şimdi ikinci ve en önemli aşamaya geçtik. İnşallah diğer üniversitelerimizle ve sanayicilerimizle birlikte katma değer yaratacak, ileri teknoloji ürünleri konusunda ciddi çalışmalar ortaya koyacağız ve ülke ekonomisine ve bilime katkıda bulunmuş olacağız” diye konuştu.

Aralık ayı içerisinde iki toplantı daha gerçekleştirerek projenin detaylarını ortaya koyacaklarını belirten kurum temsilcileri de ev sahipliği ve desteklerinden dolayı üniversite yöneticilerine teşekkür etti.

“Bir fark yaratsak yeter, Türkiye’ye değer” mottosu ile yola çıkan Türk Telekom, toplumun dezavantajlı kesimlerine fayda sağlayacak birbirinden önemli sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiriyor. Türk Telekom, sesli kitap ve haber uygulaması Telefon Kütüphanesi ile 25 bin, Sesli Adımlar ile 30 bini aşkın engelli vatandaşın hayatına değer kattı. Günışığı projesiyle 900 az gören çocuğun, temel eğitim okullarında eğitim hayatlarına devam etmesine destek olan Türk Telekom, Okulumda Günışığı kapsamındaki eğitim programlarıyla da aileleri ve eğitimcileri az gören eğitimi konusunda bilinçlendirdi.

Türk Telekom “Herkes için erişilebilir iletişim” prensibi ve sorumlu hizmet bilinciyle engellilerin hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. Ekonomik, sosyal, bölgesel veya fiziksel sebeplerle toplumsal hayata eşit katılamayan kesimlerin önündeki engelleri kaldırmak amacıyla ilk olma özelliği gösteren projeler hayata geçiren Türk Telekom; Telefon Kütüphanesi, Günışığı ve Sesli Adımlar projeleri ile engellilerin hayatında fark yaratıyor.

Bilgiye erişimde fırsat eşitliği hedefinden yola çıkarak 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı (GETEM) işbirliğiyle Telefon Kütüphanesi projesini hayata geçiren Türk Telekom, görme engelliler için telefonda sesli kitap ve içerik hizmeti sunuyor. Türkiye’de ilk telefonda sesli kitap hizmeti olan Telefon Kütüphanesi’nde, 50’den fazla kategoride yaklaşık 2 bine yakın sesli kitap ve içerik bulunuyor.

Görme engelliler için ücretsiz sesli kitap hizmeti olarak başlayan projeyi 2016 yılında hayata geçirilen mobil uygulamasıyla başka bir boyuta taşıyan Türk Telekom,Tablolar Konuşuyor bölümü ile dünyaca ünlü tabloları sesli betimlemeli olarak sunarken, engelli vatandaşların gündemi takip etmesine olanak sağlamak amacıyla günlük haber takibi hizmeti vermeye de başladı.

Uygulamanın Para Tanıma özelliği ile de kullanıcılara güvenle alışveriş yapma imkanı sunuluyor. Sabit hatlar ve mobil telefonlar üzerinden ulaşılan hizmet, bugüne kadar 7.5 milyon dakika dinlendi, uygulama 25 bin kez indirildi.

Sesli Adımlar’ı 30.000’den fazla kişi indirdi
Engelli vatandaşları sosyal hayata dahil etme çalışmalarına ara vermeden devam eden Türk Telekom’un, Sesli Adımlar projesi görme ve işitme engellilerin; AVM, kampüs, havaalanı gibi karmaşık yapılarda bir başkasının yardımına ihtiyaç duymadan gitmek istedikleri yeri kolayca bulmasını veya o anda nerede olduğunu anlamasını sağlıyor. Boni A.Ş. işbirliği ile geliştirilen ve operatör bağımsız olarak hizmete sunulan Sesli Adımlar uygulamasını işitme engelliler için de uyumlu hale getiren Türk Telekom, Türkçe ve İngilizce olarak ücretsiz hizmet veren Sesli Adımlar uygulamasının desteklediği dil sayısını Almanca ve Arapça ile genişletti. Chicago Lighthouse, İstanbul Teknik Üniversitesi, Kars Hükümet Konağı, Ulu Camii, San Francisco Lighthouse ile Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi 47 farklı yapıda hizmete açılan uygulama bugüne kadar yaklaşık 30 binden fazla kişi tarafından indirildi.

Az gören konusunda farkındalığı artırdı
Engellilere yönelik çalışmalarına az görenleri de dahil eden Türk Telekom, 2014 yılında Engelsiz Yaşama Derneği (Ey-Der) ile işbirliği yaparak Günışığı projesini başlattı. Az gören çocukların erken müdahale eğitimi ile başka birinin yardımı olmadan yaşamlarını sürdürmesini amaçlayan proje kapsamındaki eğitimlerden mezun olan öğrenciler eğitimlerine, görme engelliler okulu yerine temel eğitim okullarında devam ediyor. Proje, erken müdahale eğitiminin uzaktan alınabilmesini sağlayan tek örnek olarak gösteriliyor. Bugüne kadar 62 ilden 900 çocuğa az gören eğitiminin sağlandığı proje kapsamında, az gören çocukların işlevsel olarak görme becerilerini artırmalarına ve el-göz koordinasyonlarını geliştirmelerine katkı sağlamak üzere Türk Telekom tarafından tasarlanan Günışığı Oyunları yaklaşık 2 bin kez indirildi. Günışığı eğitimlerinden mezun olan az gören çocukların devam ettikleri temel eğitim okullarındaki öğrenci, veli, öğretmen ve yöneticilerin de bilinçlendirilmesi amacıyla, az gören öğrencilerin eğitim aldığı okullarda “Okulumda Günışığı” seminerleri veriliyor. 2 yıl ve 4 eğitim sezonu boyunca sürecek eğitimler için Türkiye’nin farklı bölgelerinden 11 il 50 okul seçildi. Eğitimler ile az gören çocukların sisteme dahil edilerek akranlarıyla birlikte aynı sosyal ve akademik ortamlarda eğitimlerini sürdürebilmeleri, ailelerin ve eğitimcilerin konuyla ilgili bilgi ve bilinç düzeylerinin artırılması amaçlanıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde gerçekleştirilen “Drama ile Dersler Müzede” projesi start aldı. Müzelerin aktif öğrenme ortamı olarak kullanılmasını hedefleyen müfredata uygun proje, Kent Müzesi’nde yapılan “Tarih” dersi ile başladı.

Anasınıfı, ilköğretim ve orta öğretim öğrencilerinin ders içi kazanımlarını pekiştirmek amacıyla, müzelerin aktif öğrenme ortamı olarak kullanılmasının sağlandığı ‘Drama ile Dersler Müzede’ projesi start aldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde başlatılan projenin ilk dersi, Kent Müzesi’nde gerçekleştirildi. Eğitimde yeni yaklaşımlar modeli üzerinden olgunlaştırılan proje ile öğrencilerin, gözlem, değerlendirme, sınıflama becerileri, kavramsal bilgilerini geliştirmek ve tarihsel çevre ile empati kurmasını sağlamak hedefleniyor. Yaşam boyu eğitim sürecinde çok yönlü öğrenme ve yaşam alanları olarak müzelerin seçildiği proje kapsamında işlenecek dersler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan çalışmayla müfredata uygun hale getirildi.

Türkiye’de bir ilk
Öğrencilerin ders içi kazanımlarını yaratıcı drama yöntemiyle pekiştirdiği Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeleri’nde gerçekleştirdiği proje, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Proje öncesi 218 öğretmene kendi branşlarında ‘müzede drama eğitimi’ verilirken, toplam 21 farklı ders için 214 ders planı hazırlandı. ‘Drama ile Dersler Müzede’ projesinin ilk ders zili Bursa Kent Müzesi’nde çaldı. Fatih Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 10. Sınıf öğrencileri, tarih derslerini Bursa Kent Müzesi’nde drama yöntemi ile işledi. Sanat Tarihçisi Mehmet Önel ile ‘Osmanlı Devleti’nin gelişimini etkileyen faktörler’ konu başlığının işlendiği ders, renkli görüntülere sahne oldu. Bir saat süren eğitim ile öğrenciler konuyu drama yöntemiyle pekiştirirken, keyifli vakit geçirdiler. ‘Drama ile Dersler Müzede’ projesine katılmak isteyen okul grupları ve eğitim kurumları, projenin ayrıntılarına http://www.bursamuze.com/egitim-calismalari-579/ web adresinden ulaşabilirler.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın liderliğinin kendisi açısından çok önemli olduğunu belirterek, “Dünyadaki bütün eğitim devrimlerine, büyük eğitim dönüşümlerine baktım. Hiç istisnası yok, hepsinde güçlü bir lider var. Tam da Türkiye´nin yeni bir hikâye yazmanın sırası.” dedi.

Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Beyoğlu Sohbetleri´nde konuşan Bakan Selçuk, eğitimin öncelikle evrensel olduğunu söyledi. Eğitimin mesajının insana olması nedeniyle evrensel olduğunu ifade eden Selçuk, şöyle konuştu: “Mesajı insana olan her şey önce evrensel bir çıkış yapar. Tıpkı ilahi kitaplarda olduğu gibi. Bir etnik kökene, bir millete değildir, bütün insanlığadır mesaj. Daha sonra eğitim bu toprakların boyasıyla boyanır, çok güzelleşir, çok da millileşir. Tam da bize göre olur. Biz de ondan mutluluk duyarız. Böyle bakmadığımızda içe kapanma, bir akraba evliliği söz konusu olabilir. Bir topluma yapılacak en büyük kötülük o toplumu kendi kültüründen mahrum etmektir. Ama bir topluma yapılabilecek daha büyük bir kötülük o toplumu kendi kültürüne mahkum etmektir. Mahkumluk ve mahrumluk arasındaki dengeyle bir toplum kendi olgunlaşmasını sürdürebilir.”

“Eğitimde tek bir değişiklik onlarca parametreyi etkiliyor”
Eğitimin bir kurum ve sistem olduğunu ifade eden Selçuk, sistemin çok sayıda alt sistemleri ve bileşenleri bulunduğunu anlattı. Kavram çerçevesinde alt sistem ve sistemlere bakıldığında her bir alt sistemin birbiriyle bağlantılı olarak birbirini olumlu ya da olumsuz etkilediğini belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin bir dersin saat sayısını bir saat artırdınız, iki bine yakın öğretmen ihtiyacı doğuyor. Diyelim ki okul öncesi eğitimi zorunlu kıldınız, eğitim fakültesinden mezun olanların sayısıyla ilgili problem yaşarsınız ve 17 bin derslik açığınız doğar. Bununla beraber finansman modelini yenilemeniz gerekir. Tek bir değişiklik onlarca parametreyi etkiliyor. O yüzden de biz eğitimde müfredatı değiştirdiğimizde reform yaptık demeyiz. Aslında reform kelimesinin kendisi sağlıklı bir kelime değil. Çünkü içerisinde form geçiyor. Eğitim canı olan bir kurumdur. Canını yitirdiğinde o anı yaşayan bir kurum olmaz ve o donuk ölü dokuya dönüşür eğitim. Müfredat da öyledir. Müfredat da fertten gelen bir kelime olarak her an canlı olan şeye müfredat denir. Canı olmayan bir şeyin can katması da mümkün değildir.”

Millî Eğitim Bakanlığının dünyadaki bir kaç büyük sistemden biri olduğunu dile getiren Bakan Selçuk, “Bu sistemin e-okul isminde bir yazılımı var. Bir kaç ay sonra ben onu dünyaya satmak istiyorum. Yıllar içerisinde o kadar güzel ve kapsamlı bir çalışma yapılmış.” dedi. Eğitim fakültelerinin, cumhuriyet tarihinin dokunulmaz kurumlarından olduğunu aktaran Selçuk, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir çalışma yaptıklarını belirtti. Bütün üniversitelerin fakültelerinin ders çizelgelerini kendilerinin belirleyip kendilerinin yaptığını vurgulayan Selçuk, “Ancak eğitim fakültesinin müfredatı YÖK´ten çakılı gider. Bu çok uzun yıllardır böyle ve asla dokunulmamış, değiştirilmemiş. Dolayısıyla biz ilk defa öğretmen yetiştirmenin kaynağına da dokunmuş olacağız. Sayın YÖK başkanımızla oturum çok güzel bir çalışma yapıp protokol imzaladık. Eğitim fakültelerinin bizim gelenek kodlarımız üzerinden yeniden inşası noktasında öğretmen yetiştirmeyi yeniden tarif etmek istiyoruz. Bu anlamda pilot bazı eğitim fakülteleriyle öğretmen yetiştirmenin öğrenci alım kriterlerine kadar, atama yükselme yönetmeliğine kadar bütün alt bileşenlerinin dönüşmesiyle ilgili önümüzde iki yıllık bir çalışma var. Bunu hemen devreye sokmamız mümkün.” diye konuştu.

Anahtar kelimelerinin öğretmen olduğunu ifade eden Selçuk, hiçbir ülkenin eğitim sisteminin kalitesinin o ülkenin öğretmenin niteliğini aşamayacağını ifade etti. Öğretmenlere destek olmaları gerektiğini dile getiren Selçuk, şunları kaydetti: “Biz öğretmene katkı sağlamaz, öğretmeni yetiştirmez, ona yardım etmezsek inanın bu işin bir çözümü yok. İnanın bizim çocuklarımız fazlasıyla yetenekli ve becerikli. Dünyanın neresine giderse gitsin bu çocuklar çok güzel eğitim alırlar. Alamamalarının sebebi sistemle ilgili. Bizim öğretmenimizin niteliği ile ilgili. Ama öğretmene de ‘Sen mezun oldun, ne yaparsan yap’ diyemeyiz. Bugün özellikle Kuzey Amerika´da mezuniyetten iki sene sonra not ortalamanız kaç olursa olsun ciddiye almamaya başladılar. Öğretmenin kalitesi konusunda da yol haritamız o kadar net ki bizim üç sene içerisinde -kaç öğretmeni hangi üniversitede, yazın kaç kapasiteli hangi yurtta ne kadar süreyle eğitim alacağız- bütün bunların fizibilitesi bitti. Bu bağlamda bütün öğretmenlerimizin lisansüstü eğitim alması için ücretsiz bir sistematik de oluşturuyoruz.”

“Böyle bir liderlikle biz eğitimde nasıl kalkınacağız konusunda çok rahatız”
Türkiye´de eğitim dönüşümü konusuna da değinen Selçuk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan´ın liderliğinin kendisi açısından çok önemli olduğunu söyledi. Bu konuda dünyadaki örnekleri de incelediğini belirten Selçuk, “Dünyadaki bütün eğitim devrimlerine, büyük eğitim dönüşümlerine baktım. Hiç istisnası yok, hepsinde güçlü bir lider var. Tam da Türkiye´nin yeni bir hikaye yazmasının sırası. Şimdiye kadar birçok başarı yaptık. Ben ´Eğitimde bu kadar kötüyüz´ demeyi de çok sağlıklı görmüyorum. Bizim çok iyi özelliklerimiz var eğitimde. Belki kapasite yönetimiyle ilgili bazı eksikliklerimiz olabilir ama bunu kötülememek de lazım. Bunun üzerine böyle bir liderlikle çok güzel çözümler üretiriz. Bu atmosfer her zaman yakalanmaz. Böyle bir liderlikle biz eğitimde nasıl kalkınacağız konusunda çok rahatız.” ifadelerini kullandı.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak somutu ve sahayı iyi bildiklerini aktaran Selçuk, sözlerini şöyle tamamladı: “Benim derdim kültür ve zihniyetin dönüşmesi. Eğer bununla ilgili mesafe alırsak Türkiye’de bir sıçrama yaratacak. Artık aritmetik bir değişim yok dünyada. Geometrik bir değişim de yok dünyada. Dünyadaki değişim üssel değişim. Bu üssel değişim çerçevesinde bizim çok büyük fırsatlarımız var. Karamsarlığa gerek yok. Eğer biz eğitimin hukukunu korursak, günlük çatışmalarımızdan biraz vazgeçip enerjimizi geleceğe doğru kurarsak ve toplumdaki birlikteliği önemsersek o zaman eğitim çalışmaya başlar. Eğitim demokrasi ve ekonomiyle yan yana geldiğinde çalışan, kendi kendine kaldığında kan kaybeden bir kurumdur. Biz demokrasiyi daha da yeşertirsek Türkiye´de, ekonomi ile eğitim arasındaki ilişkiyi daha güçlendirirsek inanın zor bir şey değil. Buna hazır bir yapı da var. Üç sene sonra sonra göreceksiniz Türkiye’de mesleki eğitimde büyük bir hamle yeşerecek ve insanların algısı da dönüşmeye başlayacak.”

Daha sonra program basına kapatılırken, Bakan Selçuk katılımcılardan gelen soruları cevapladı.

Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bursa’da gerçekleştirdiği temaslar kapsamında Uludağ Üniversitesi’ni de ziyaret etti. Önce Rektör Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Ivanov, daha sonra üniversiteli gençlerle bir araya geldi.

Çeşitli görüşmeler için Bursa’ya gelen Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, Bursa Uludağ Üniversitesi’ni de ziyaret etti. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’ın ağırladığı Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, düzenlenen panelde öğrencilere seslendi. Makedonya’nın tarihsel ve kültürel gelişim süreci hakkında sunum yapan Djorge Ivanov, farklı dine mensup vatandaşların ülkesinde huzur içerisinde hayatlarını devam ettirdiklerini kaydetti.

YENİ NESİL İNTERNETTEN ÖĞRENİYOR
Kendisi de akademisyen kökenli olan Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov, öğrencilerin yeni dönemde artık öğrenmek istedikleri tüm bilgileri en kolay yoldan elde etmeye çalıştıklarını vurguladı. Yeni dünyanın gerçek değil, sanal bir dünya haline geldiğini söyleyen Ivanov; “Yeni nesillerin dönemine başladık. Bu yeni nesillerin hepsi yabancı dil bilir, gelişmiş teknolojileri kullanır ve internette gezinirken, suyun içerisinde yüzen bir balık gibi rahattırlar. Şimdi artık üniversitelerde milenyum nesli okumaktadır. Bu milenyum nesli genelde daha bencil, paylaşımcı olmayan ve fazla kitap okumayı sevmeyen nesil olarak adlandırılıyor. Ezbere karşı olan nesil olarak biliniyor. Tamam da zaten neden ezberlesinler ki? Şimdi kendilerine her zaman yardımcı olan, yanlarında her zaman bulunan ve sordukları her soruya cevap veren bir güce sahipler. Onların yeni hocası Google oldu. Google’a inanıyorlar ve onların gerçekliğini sorgulamıyorlar. Artık bu nesil bütün hayatını ve gerçekliğini sosyal medya ile geçiren bir nesildir. Bazı araştırmalar bu neslin sahip olduğu bilgilerin yüzde 90’ını Youtube’den elde edildiğini gösteriyor” diye konuştu.

ULUSLARARASI ÜNİVERSİTE
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise yaptığı selamlama konuşmasında üniversite bünyesinde 133 ülke ve bölgesinden yaklaşık 6 bin 500 uluslararası öğrencinin eğitim almaya devam ettiğini açıkladı. Misafir Cumhurbaşkanı İvanov’un ülkesinden de hali hazırda 109 öğrenciye ev sahipliği yaptıklarının altını çizen Rektör Ulcay; “Bu rakamların arttırılması adına üniversite olarak her türlü işbirliğine de hazırız. Daha önce üniversite bünyesinde yapılan Yabancı Öğrenci Sınavlarını bugün dünyanın 20 farklı ülkesinde gerçekleştirebilen bir üniversite halini aldık. Sınavları, gittiğimiz ülkelerin yerel dilinde veya dünyada genel kabul gören dillerde yapıyor, başarılı olan öğrencileri üniversitemiz kabul ediyoruz. Burada kendilerine Türkçe eğitimler vererek, lisans eğitimlerini Türkçe tamamlamalarını sağlıyoruz” dedi.

Etkinliğin son kısmında BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Makedonya Cumhurbaşkanı GJorge Ivanov’a günün anısına bir hediye takdimi gerçekleştirdi.

Osmangazi Belediyesi’nin Bursa’ya değer katacak vizyon projeleri arasında yer alan Bilgi Evleri’nde öğrencilere, ağız ve diş sağlığı semineri verildi.

Bilgi Evleri’nin en kapsamlısı olan Hüdavendigar Sosyal Gelişim Merkezi’nde çeşitli eğitimler veren Osmangazi Belediyesi, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilere yönelik seminer düzenledi. 35 öğrencinin katılım sağladığı eğitimde doğru diş fırçalama tekniği, diş bakım şekilleri, diş fırçası ve diş macunu seçerken dikkat edilmesi gereken kurallar konularında bilgiler verildi. Uygulamalı olarak gerçekleştirilen seminerde diş sağlığının önemine değinen Diş Hekimi Mustafa Mete Baykal, “Aileler çocuklarına diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmeli. Günde iki defa olmak üzere dişlerin yaklaşık iki dakika süresince fırçalanması sağlığımız açısından büyük önem arz ediyor. Ayrıca miniklerin 6 ayda bir yaptıracağı kontroller, diş doktorlarından korkmalarını önleyecektir. Çocukların bu alışkanlıkları sürekli hale getirmeleri, onların diş sağlığına göstereceği önemi sağlayacaktır. Böylesine önemli bir haftada bizleri öğrencilerimiz ile buluşturan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a teşekkür ediyorum” dedi.

Diş sağlığının önemini kavrayan öğrencilere Osmangazi Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Raif Endar ve Diş Hekimi Mustafa Mete Baykal, diş fırçası ve diş macunu hediye etti.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevinde huzurevi sakinlerinin 24 Kasım Öğretmenler Günü renkli etkinliklerle kutlandı.

Huzur salonunda gerçekleşen programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Numan Şeker, Huzurevi Şube Müdürü Hüseyin Toprak, Huzurevleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gürkan Kaya, Huzurevleri Dernek Başkanı ve Vakıf üyesi Mustafa Gökbalkan da katıldı. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Numan Şeker, huzurevinde bulunan emekli öğretmenlere geçmişte verdikleri emeklerinden dolayı teşekkür etti.

Huzurevindeki kutlamanın ardından huzurevi sakinleri Jandarma Komutanlığının daveti üzerine Jandarma Komutanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Kısım Amiri Edeviye Aktaş nezaretinde Mudanya Sosyal Tesislerinde verilen öğle yemeğine katıldılar. Emekli öğretmenlerimiz İl Jandarma Komutan Yardımcısı Yarbay Hüsnü Zafer Kömürcü tarafından ağırlandı. Emekli öğretmenler Kent Konseyi tarafından Gönül Dostları Sofrasında düzenlenen kahvaltıya ve kutlama programına da katılarak gönüllerince bir gün geçirme imkanı buldu.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et