Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

Üniversite ve sanayi işbirliği alanında önemli projeleri hayata geçiren Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), ‘yenilikçi devlet üniversitesi’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) ile işbirliğini güçlendiriyor.

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ve yönetim kurulu üyeleri, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir’i ziyaret etti. Üniversite yönetimi ve akademisyenlerin de iştirak ettiği ziyarette Başkan Burkay ve yönetim kurulu üyeleri, üniversitenin araştırma laboratuvarlarını inceledi. Rektör Karademir’den 4 bin 600’ün üzerinde öğrencinin eğitim gördüğü üniversitenin çalışmaları ile ilgili bilgiler alan Başkan Burkay, istişare toplantısında akademisyenler ile de bir araya geldi.

“YENİ İŞBİRLİĞİ KANALLARI KURALIM”
BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Oda olarak Bursa ekonomisinin üretim, ihracat ve nitelikli istihdamına güç katmanın yanı sıra ‘insana yatırım odaklı’ birçok önemli projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Bursa ekonomisinin kalkınma hedeflerine ulaşmasında üniversite sanayi iş birliğinin kilit rol üstlendiğine işaret eden Başkan Burkay, ‘kentin aklı’ olan üniversitelerle işbirliği kanallarını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi. BTSO’nun bünyesinde yer alan sektörel konsey yapılanmasına BTÜ ve Bursa Uludağ Üniversitesi akademisyenlerin de fikirleriyle dinamizm kattığını dile getiren Burkay, “Bilim ve teknoloji; kamu, özel sektör, üniversiteler ve sanayi ekosisteminde gelişiyor. Bu alanda atılan her adım ekonomiye ciddi katkı sağlıyor.” dedi.

“BİLGİYİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRDÜĞÜMÜZ KADAR GÜÇLENEBİLİRİZ”
Önümüzdeki süreçte katma değeri yüksek üretim ve ihracat hedefi doğrultusunda BTÜ ile sanayi arasındaki bilgi ve teknoloji akışını artırmak istediklerini belirten Burkay, “Bilgi, bilim, teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri şehirlere yön veriyor. Bilgiyi ürüne dönüştüğümüz ölçüde kentimiz ve ülkemiz gelişecektir. Bu süreçte en önemli rehberimiz bilim ve teknoloji olacaktır. 42 binin üzerinde girişimciye sahip Odamız, BTÜ ile bundan sonra daha uzun vadeli, çok yönlü ve sonuç odaklı işbirliği çalışmalarına devam edecektir.” diye konuştu.

“SADECE MEZUN VERMEK YETERLİ DEĞİL”
Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir, kısa bir sürede nitelikli akademik ve idare kadro ile sağlıklı bir eğitim müfredatı oluşturduklarını söyledi. Üniversite olarak diploma sahibi gençlerin iş hayatına katılması ve önemli bir kısmının kendi işini kurmasını hedeflediklerini ifade eden Karademir, “Ülkemizde üniversite öğrenimi gören öğrenci sayısı yaklaşık 7.5 milyon. Her sene 2.5 milyon öğrencimiz üniversitelerden mezun oluyor. BTÜ olarak nitelikli öğrenci sayımızı koruyarak, sektörlerle iç içe ve uygulamalı eğitim odaklı çalışmalar yapıyoruz. Bu noktada önemli bir mesafe aldık. Bursa’daki paydaşlarımız için önemli olan bölümler üzerine yoğunlaştık. Bunun dışında öğrencilerimizin aldığı derslerin güncel ve sektördeki ortamı yansıtan yenilikte olmasını istiyoruz. Her geçen gün kendisini yenileyen teknolojik gelişmelerden öğrencilerimize yansıtmayı amaçlıyoruz.” dedi.

“BTSO İLE GURUR DUYUYORUZ”
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile BTÜ arasında devam eden işbirliğinin önümüzdeki süreçte daha da somut adımlara ulaşacağına inandığını kaydeden Karademir, şöyle konuştu: “Bursa’mız kendine göre marka değeri yüksek, hemen hemen her alanda artıları olan bir şehir. BTSO ise ülkemiz için bir kazanç. Böyle bir yapı tabi ki önemli projelere de imza atıyor. Üniversite olarak BTSO’yu gıpta ile izliyor ve takdir ediyoruz. Ticari cephede savaşan firmalarımızın stratejik ve bilimsel veriler üzerinden katkı sağlamak için üniversitelerden destek almasını istiyoruz. Önümüzdeki süreçte ülkemiz ve kentimizin geleceği için iş insanlarımız ile işbirliği adımlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz.”

Eğitim alanında kurumsal sosyal sorumluluk projelerine ağırlık veren Zyxel, “Türkiye’nin Yeni Nesil Mühendis Kızları Projesi” için kolları sıvadı. İstanbul’da çeşitli liselerde düzenleyeceği seminerlerle, genç kızları ağ mühendislik alanında eğitim almaya teşvik edecek olan Zyxel Türkiye Yöneticileri, projenin ilerleyen aşamalarında devlet üniversitelerinde elektrik- elektronik, bilgisayar ve endüstri mühendisliği alanında eğitim gören öğrencilere burs ve staj imkânı da sunacak. Zyxel Marka ve Pazarlama Müdürü Özden Aliyagiç Uyar, geçen sene pilot uygulama kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi ve Gedik üniversitesi ile projeye start verdiklerini, 2019 yılı itibarıyla ise liseleri de projeye dahil ettiklerini açıkladı.

Uyar sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz yıl, üniversitelerde mühendislik eğitimi alan öğrencileri mezun olduktan sonra ağ mühendisliği, yapay zeka, yazılım mühendisliği, siber güvenlik gibi iş kollarına yönlendirmiştik. Bu sene ise ilk olarak Doğa Koleji Acarkent Kampüsü bünyesinde eğitim alan öğrencileri projemize dahil ettik. Onlara bir nevi mentorluk da yapmak istiyoruz. Okulun t-MBA (MBA for teenagers) eğitim modeliyle öğrencileri geleceğe hazırlaması, Acarkent Doğa Kolejinin sahip olduğu IB (Uluslararası Bakalorya) Diploma Programı ile öğrencilerin evrensel eğitim almasına olanak tanıması bu projede onlara destek vermemize vesile oldu. İstanbul’daki çeşitli üniversitelere ek olarak fen ve teknoloji liseleri ile de irtibata geçtik ve Türkiye genelinde dönüşüm projemizi başlattık. ”

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın da son 4 yıldır “Uluslararası Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde Kız Çocukları Günü” etkinliği ile gerek kız öğrencilerin gerekse ailelerinin mühendislik ile ilgili branşlara olan farkındalığı artırarak daha çok kız öğrencinin mühendislik mesleğini seçmesine teşvik ettiğini hatırlatan Uyar, “Zyxel Türkiye olarak, bakanlıktan bağımsız bir şekilde sadece kendi imkânlarımızla bu projeye destek vermek istedik. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre son 3 yılda kız çocuklarına yapılan destekler sayesinde mühendislik okuyan kız öğrencilerin sayısında yüzde 40 oranında bir artış kaydedildi. Çeşitli destek projeleri ile 2023 yılına kadar Türkiye’de bilgi ve iletişim sektöründe 200 bin kadın çalışanın olmasını amaçlanıyor. Biz de Zyxel Türkiye olarak elimizi taşın altına koyduk ” dedi.

Mühendislik alanlarında problemlerin çözümünde kadın bakış açısına ihtiyaç var
Tüm mühendislik alanları ülkemiz için son derece değerli olmakla birlikte ağ mühendisliği alanında çok az kadın mühendis bulunduğunu vurgulayan Uyar şöyle konuştu:
“Kız öğrencilerin bilişim teknolojilerine, özellikle ağ mühendisliği alanına yönlendirilmesini ülkemizin geleceği ve iş dünyasında kadın – erkek dengesinin sağlanması için önemli buluyorum. Mühendislik okuyan kız öğrencilerin oranının en az yüzde 50 olmasını hedeflemeliyiz.”

Ağ mühendisliği saygın bir meslek
“Şu ana dek daha çok erkeklerin sahiplendiği bir meslek olan ağ mühendisliği; kurumsal şirketlerde ve kamu kurumlarında en saygın meslekler arasında yer alıyor. Ağ mühendisleri, bilgisayar ağının kurulması, işletilmesi, yönetilmesi görevlerini yürütürken, iç ve dış siber saldırılara karşı kurum ağının korunması ile ilgili tedbir ve önlemlerin alınması görevlerini üstleniyorlar. Kurumlar için ağ altyapısının kritik öneme sahip olduğu günümüzde ağ mühendisliği genellikle erkek mesleği olarak algılanıyor. Ancak bilişim teknolojileri alanında çok sayıda kadın yazılım mühendisi görev alırken, kadınların ağ mühendisliği alanını tercih etmemeleri şirketlerdeki kadın – erkek çalışan oranı açısından dengesizlik oluşmasına neden oluyor.”

Amacımız destek olduğumuz kızları ulusları şirketlerde yönetici olarak görmek
“Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) verilerine göre, İnşaat Mühendisleri Odası’nın 106.000 kayıtlı üyesinden 11.000′i, Makine Mühendisleri Odası’nın 103.700 üyesinden ise 9,492′si kadın. Ancak bu sayının yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Ağ mühendisliği alanında kadın personel çok az. Başlattığımız bu sosyal sorumluluk projesi ile Zyxel Türkiye olarak her sene daha çok kızımıza destek olmak istiyoruz.Gençlere mentorluk hizmeti vermenin dışında,burs, staj ve iş imkanı sunmak da hedeflerimizin arasında yer alıyor. Amacımız destek verdiğimiz genç kızları ilerde uluslararası ofislerimizde yönetici olarak görmek. Kızlarımızın daha çok özgüven sahibi olması ülkemizin geleceği için çok önemli. Hepimiz biliyoruz ki mühendislik mesleği eğitiminden iş hayatına kadar kadınlar için çok zorlu koşullar içeriyor. Ancak bizim gibi firmaların da cesur ve lider kadınlara ihtiyacı bulunmakta. Kadınlar aynı anda birden çok görevin üstesinden gelebilme ve üstün duygusal zekâ yeteneği ile fark yaratabiliyor.

Nesnelerin İnterneti kavramı ile 21. yüzyılın yeniden şekillendiğini ve kuralların yeniden yazıldığını vurgulayan Uyar sözlerini şöyle noktaladı:“Artık önümüzde dev bir ekosistem bulunmakta. Bu yeni dünyada sistemin ihtiyacı olan yetenek havuzuna destek olmak önceliklerimiz arasında bulunuyor. Kadınların ekonomiye daha nitelikli görevlerle daha fazla katkı sağlaması ülkemizin geleceği için kritik bir öneme sahip.

2030 yılında dünya genelinde 800 milyon işi makineler yapacak
“Otomasyon ve yapay zekâ teknolojileri alanında yaşanan ilerlemenin sonucu olarak, 2030 yılına dek dünya genelinde 800 milyon işin makineler ile yapılacağı tahmin edilmekte Bu da belli bir miktar insanın işlerini kaybedeceği anlamına geliyor. Bir taraftan bazı iş dalları tarih olurken bir taraftan da yeni iş kolları için fırsatlar doğuyor. Bizler de hem kendimizi hem de gençlerimizi ve çocuklarımızı bu geleceğe hazırlamalıyız. Projemizin ülke geleceğine katkısına olan inancım sonsuz.”

Bursa Uludağ Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (UBİAT) tarafından düzenlenen 20. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi’nin ana konusu ‘Metabolik Sendrom Hastalıkları ve Obezite’ oldu. Akademisyenlerin ve hekim adaylarının yoğun ilgi gösterdiği kongrede çağın hastalığı obezite ele alındı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde bu yıl 20.’si gerçekleştirilen Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi başladı. 15-17 Şubat tarihleri arasında düzenlenen kongreye katılan akademisyenler metabolik sendrom hastalıklarını ve obeziteyi konuştu. Etkinliğin açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, BUÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Sağlam, üniversite v e fakülte yöneticileri, akademisyenler ve çok sayıda tıp fakültesi öğrencisi katıldı.

ARAŞTIRMA YAPAN BİLİM İNSANLARINA İHTİYACIMIZ VAR
Törende konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, bir ülkenin kalkınması için büyük bir kısmının gerçek anlamda eğitim alması gerektiğini söyledi. İnsan gücünün ekonomik kalkınma hamlesinde ciddi bir faktör olduğuna işaret eden Rektör Ulcay; “Ancak insan gücünün eğitimlisi çok daha kıymetlidir. Bunu her sektöre yaygınlaştırabiliriz. Örneğin sadece tıp fakültesinin tıp eğitimi ile bir noktaya gelmesi çok zor. Artık disiplinler arası çalışmanın önemi arttı. Ülkemizde son yıllarda disiplinler arası çalışmalara verilen desteklerin oranı çok büyük bir artış gösterdi. Kalkınmanın temel hamleleri arasında farklı disiplinlerin ortaklaşa çalışarak projeler üretmesi geliyor. Türkiye’nin bu gelişmişliğe ihtiyacı var ve daha fazla geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Burada tıp fakültesi öğrencileri bulunuyor. Sizlerden ricam kendinizi geliştirin. Akademik çalışmalar yapın, araştırmacı olarak kendinizi geliştirin. Türkiye’nin araştırma yapan bilim insanlarına ihtiyacı var. Bir şeyleri kopyalayarak üreten değil, kendisi geliştiren ve ekonomiye kazandıran genç beyinlere ihtiyacı var” diye konuştu. Düzenlenen kongrenin genç doktor adayları için büyük bir önem taşıdığına işaret eden Ulcay, emeği geçen herkese teşekkür etti.

BUÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Sağlam ise Bilimsel Araştırma Topluluğu’nun 20. kez düzenlediği Ulusal Tıp Kongresi’nde bulunmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu aktardı. 25 yıl önce Uludağ Üniversitesi’nde eğitim gören öğrencilerin başlattığı kongrenin bugün yine aynı heyecanla devam etmesinden dolayı üniversite yönetimi olarak gurur duyduklarını da sözlerine ekledi.

İki gün boyunca devam edecek kongrede yapılacak oturumlarda Türkiye’nin farklı üniversitelerinde görev yapan uzman hekimler tarafından obezite ve metabolik sendrom hastalıkları ele alınacak.

Sahipsiz hayvanların tedavilerinin 7/24 yapılabilmesi için Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) ile Osmangazi Belediyesi arasında protokol imzalandı.

Kentin tek hayvan hastanesi olma özelliği taşıyan BUÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi, yardıma muhtaç sahipsiz hayvanların 24 saat tedavi edilebilmesinde önemli bir görevi daha üstlendi. Uludağ Üniversitesi ve Osmangazi Belediyesi’nin imzaladığı protokol sayesinde belediyenin mesai saatleri dışarından acil müdahale edilmesi gereken sokak hayvanları için BUÜ Hayvan Hastanesi devreye girecek.

SAHİPSİZ HAYVANLARIN SAĞLIKLARI KORUMA ALTINDA
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Yusuf Ulcay ve Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Ünal arasında imzalanan protokol, sahipsiz hayvanlara günün her saati tedavi imkânı sağlayacak. Osmangazi Belediyesi Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Tedavi Merkezi, mesai saatleri içerisinde bakıma ve tedaviye muhtaç sahipsiz hayvanlara en iyi hizmeti sunuyor. Ancak mesai saatleri dışında barınakta görevli veteriner hekim ve teknik personel bulunmağı için acil müdahale gerektiren durumlarda hayvanlara tedavi hizmeti verilemiyor. Bu anlamda imzalanan protokol kapsamında mesai saatleri dışında Osmangazi Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ‘Sokak Hayvanı Toplama Ekibi’ tarafından bulunan hasta, yaralı ve acil müdahale gerektiren sahipsiz hayvanlar, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne götürülecek ve tedavi ettirilecek.

ÜNİVERSİTELERİN TEK AMACI ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEK DEĞİL
Protokolün imza töreninde konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay; “Üniversite olarak son 4 yılda şehirle bütünleşmek için elimizden geleni yapıyoruz. Başkanımız Mustafa Dündar’la da üniversitemizin birçok alanında imzaladığımız protokoller ile ciddi iş birliğine girdik. Üniversitelerin amacı sadece öğrenci yetiştirmek değil, şehir dinamiklerinin ihtiyaçlarını da karşılamaktır. Bu noktada sahipsiz hayvanlarımız için Osmangazi Belediyesi ve akademisyen arkadaşlarım ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki yıllarda üniversitemiz, şehrimiz ve ülkemiz adına bu tür protokollerin artmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

PROTOKOLÜMÜZ HERKESE ÖRNEK OLSUN
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ise belediye olarak bilime ve bilimsel çalışmalara önem verdiklerini belirterek, “Uludağ Üniversitesi ile birlikte yıl içerisinde birçok etkinliğe imza atıyoruz. Özellikle devlet konservatuvarı, tarih ve mimarlık fakülteleriyle önemli çalışmalar gerçekleştirerek, değerlerimizi ortaya çıkarıyoruz. Bugün de can dostlarımız için bir araya geldik. İnsana değerin azaldığı günümüz dünyasında, bizler hayvanlara da büyük değer veriyoruz. İnşallah yaptığımız çalışmalar, Türkiye’ye örnek olduğu gibi dünyaya da örnek olacak. Yaptığımız protokolün herkes için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Ünal da fakülte ve hayvan hastanesi olarak protokolün imzalanmasından dolayı mutluluk duyduklarını söyledi. Emeği geçen herkese teşekkür eden Dekan Ünal, projenin tüm kurumlara örnek olması gerektiğinin altını çizdi.

Altınbaş Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yrd. Dr.Öğr. Üyesi Hakan Kaygusuz, İTÜ ile birlikte yaptıkları çalışmada bilimsel literatüre ilk defa kazandırdıkları yarı-kriyojelleşme tekniğiyle verimi artırılmış adsorbanlar üretmeyi başardıklarını söyledi.

Dr. Kaygusuz, “Doğal polimerleri yine doğal bir malzeme olan kille katkılandırdıktan sonra grafen oksit denen fonksiyonel bir malzeme ile de güçlendirdik. Bunu yaparak boyaların moleküler düzeyde adsorbana tutunması verimini artırmış olduk. Böylece doğayı temizlerken yine doğadan yararlanmış oluyoruz” diye konuştu.

Denizleri ve tatlı su kaynaklarını kirleten pek çok etken var. Su kirliliği dendiğinde hepimizin aklına deniz yüzeyini kaplamış plastik atıklar gelse de, bunlar aslında arındırılması nispeten kolay atıklar sınıfına giriyor. Bir de suyun kimyasal yapısını bozan, tüketildiğinde doğaya ve insana çok ciddi zararlar veren, havzasına zarar vererek tarımı imkânsız hale getiren kirleticiler var. Bunların arasında toksik iyonlar, biyolojik kirleticiler ve çeşitli organik bileşikler geliyor. Boyalar da bu kirleticilerin önemli bir sınıfını oluşturuyor. Bazı boyalar doğrudan toksik etkili, bazıları da içeriklerinde ağır metaller ve diğer toksik bileşikleri barındırabiliyor. Hatta boya atıkları güneş ışığının temasını keserek su yaşamına dahi zarar verebiliyor.

“Kendi geliştirdiğimiz doğal bir madde”
Altınbaş Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hakan Kaygusuz, denizlerde önemli bir kirlilik ve toksik etkiye yol açan boya atıklarının temizlenmesinde İTÜ’den Prof. Dr. Bedia Berker’in araştırma grubu ile birlikte geliştirdikleri yeni yöntem hakkında bilgi verdi. Kirleticilerin sudan giderilmesinde modern yaklaşımlardan birininemici madde geliştirilmesi olduğunu söyleyen Dr.Kaygusuz, “Ancak buradaki kritik nokta, ürettiğiniz emici maddenin kendisinin de doğaya zararlı olmaması gereği. Yani doğayı temizleyeyim derken, sentetik malzemeler kullanarak doğayı tekrar kirletmemeniz gerekiyor. Biz de bu amaçla Altınbaş Üniversitesi olarak İTÜ’deki araştırmacılarla birlikte kendi geliştirdiğimiz doğal polimer tabanlı adsorban malzemeleri kullanıyoruz. Burada bilimsel literatüre ilk defa bizim kazandırdığımız yarı-kriyojelleşme tekniğiyle verimi artırılmış adsorbanlar üretmeyi başardık. Doğal polimerleri yine doğal bir malzeme olan kille katkılandırdıktan sonra grafen oksit denen fonksiyonel bir malzeme ile de güçlendirdik. Bunu yaparak boyaların moleküler düzeyde adsorbana tutunması verimini artırmış olduk. Böylece doğayı temizlerken yine doğadan yararlanmış oluyoruz, diyebiliriz” şeklinde konuştu.

“Doğayı doğa dostu yöntemlerle temizlemeli”
Doğayı doğal ürünlerle ve doğa dostu yöntemlerle temizlemenin önemine dikkat çeken Dr.Öğr. Üyesi Hakan Kaygusuz, “Bu tür çalışmaların Türkiye’de daha çok yapılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü artık kimyasal araştırmalarda dünyada doğa dostu ürünlere ve süreçlere geçiş başladı. Buna da bilimsel ve teknolojik tanımlarda “Yeşil Kimya” adı veriliyor.Bizim yöntemimizin avantajı, maliyetinin düşük olmasının yanında, yüksek verimliği ve yüksek yüzey alanını kolay bir üretim biçimiyle birleştirmesi” bilgisini verdi. Dr. Öğr. Üyesi Hakan Kaygusuz geliştirdikleri yöntemin prensip olarak her tür su kaynağına uygulanabileceğini sözlerine ekledi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Büyükşehir Belediyesi’nin eğitim kurumlarına desteğini vurgulayarak, gelecek nesillerin, kaliteli eğitim ile yaşamlarına değer katabileceğini söyledi. Başkan Aktaş, eğitim kurumlarına yapılan her desteğin yarınlara yapılmış birer yatırım olduğunu belirtti.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Fertur İmam Hatip Ortaokulu Konferans Salonu açılışı nedeniyle ziyaret ettiği okulda, öğrenciler tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Başkan Aktaş, kendisinin de bir imam hatip mezunu olduğunu söyleyerek “İmam hatip okulları açıldıkları günden bu yana Türkiye’de büyük bir boşluğu doldurdu. Her okulumuz değerli ve önemli. Çünkü, geleceğimiz olan çocuklarımız ve gençlerimiz bu okullarda yetişiyor” dedi.

“Eskiden bir tuğla veremezdik”
Okullarda verilen eğitimin kalitesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Başkan Aktaş, “Belediyelerimiz son yıllarda okullara ciddi destek veriyor. Eskiden bir okula bir tuğla vermeniz mümkün değildi” diyerek bundan dolayı yargılanan belediye başkanlarının dahi olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, konuya duyarlılığı sayesinde artık, belediyelerin okullara destek verebildiğine değinen Başkan Aktaş, “Şimdi belediyelerimiz, Milli Eğitim ve okullarla işbirliği içerisinde, otobüsünden salonuna, okullardaki fiziki şartların iyileştirilmesinden diğer eğitim materyallerine kadar pek çok yardımı yapmaya gayret ediyorlar” şeklinde konuştu.

“Eğitimin kalitesi çok önemli”
Başkan Aktaş, Milli Eğitim’de, okullarda ve belediyelerde yeterince bütçe olmamasına rağmen okullara olabildiğince destek verildiğini belirterek, “Burası özel okul ayarında güzel bir okul, mükemmel bir ortam var. Geldiğimden bu yana pırıl pırıl yüzler gördüm. Ancak önemli bir kısım da eğitimin kalitesi… Öğrencilerimizin daha kaliteli yetişmeleri noktasında öğretmenlerimize çok büyük görevler düşüyor. Sevgimizi, yüreğimizi, ilgimizi bu işe verirsek, bu okul, mahallede de Bursa’da da ışıl ışıl parlayacak” diye konuştu.

Okulun kalitesiyle Bursa’ya değer katacağını sözlerine ekleyen Başkan Aktaş, öğretmenlerin, toplumların yetişmesinde önemli rol oynadığını, eğitim kurumlarına yapılan her desteğin yarınlara yapılmış birer yatırım olduğunu kaydetti.

Büyükşehir Belediyesi olarak eğitime destek vermekten dolayı, gelecek adına mutlu olduklarını anlatan Başkan Aktaş, veliler ve hayırsever esnafın da desteğiyle hizmete açılan salonun, öğrencilerin yanı sıra mahalle halkına da hizmet vereceğini belirtti.

Başkan Aktaş’a teşekkür
Başkan Aktaş, Okul Aile Birliği Başkanı Tahsin Yıldız’a plaket verdi, projeye katkı sağlayanları tebrik etti. Okul Müdürü Nuri Dursun Gültekin de Büyükşehir Belediyesi’nin eğitime desteklerinden dolayı Başkan Aktaş’a teşekkür etti. Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile Osmangazi Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ve AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Ufuk Cömez ile mahalle esnafı, eğitmenler ve öğrenciler, programa yoğun katılım sağladı. Başkan Aktaş, törenin ardından okulu gezerek, öğretmenlerle de keyifle sohbet etti.

Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, çocuklarla gençleri sporla buluşturan ‘Büyükşehir Okul Spor Etkinlikleri’ (BOSE) kapsamında 17 ilçeden 700 öğrenci kayak sporuyla tanışıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Büyükşehir Okul Spor Etkinlikleri’ (BOSE) kapsamında, Teleferik A.Ş. sponsorluğunda düzenlenen kayak eğitim projesi, bu hafta yoğun ilgiyle başladı. 8 Mart Cuma tarihine kadar sürecek eğitimlerde, 17 ilçeden 700 öğrenci kayak sporuyla tanışacak.

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, sporu tabana yaymak ve gençleri spor yapmaya teşvik etmek misyonuyla düzenlenen ‘Büyükşehir Okul Spor Etkinlikleri’ kapsamında başlayan kayak eğitim projesi, ilk gününde renkli görüntülere sahne oldu. İlk grupta 40 öğrenci, teleferikle Uludağ’a ulaştırılarak alanında uzman eğitmenler tarafından kayak eğitimleri verildi. Eğitimin ardından serbest zaman etkinlikleri ile karın tadını çıkaran öğrenciler, Uludağ’da eğlenceli bir gün geçirmenin keyfini doyasıya yaşadı.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından seçilen, daha önce Uludağ’a çıkmamış ve kayak yapmamış öğrenciler için önemli bir deneyim olan etkinlik, keyifli anlara iöza attı. Programa katılan öğrenciler, ilk defa Uludağ’da kayak yapmanın heyecanını yaşadı. Arkadaşlarıyla birlikte teleferikle Uludağ’a çıkıp, kayak öğrenen ve güzel bir gün geçirmenin sevincini yaşayan öğrenciler, etkinlikte emeği geçenlere teşekkür etti.

Hafta içi her gün 40 kişi olmak üzere toplamda 700 öğrencinin katılacağı etkinlik, 8 Mart Cuma günü son bulacak.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Türkiye eğitim ile ilgili alt yapı ve nicel konularda çok büyük mesafeler aldı. Bu mesafenin alınmış olması bizim işlevimizi kolaylaştırıyor. Türkiye eğitimle ilgili çıta atlayacak ve bunun neticesinde ekonomisi büyüyecek, demokrasisi çok daha fazla gelişecek.” dedi.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim konusunda değerlendirme ve istişarelerde bulunmak üzere geldiği Elazığ´da düzenlenen toplantıda, eğitim sisteminin daha iyi ve nitelikli bir yere ulaşması için tüm gayreti göstereceklerini söyledi.

“Bu dönemin ayrı bir hususiyeti var. Bir seçim dönemindeyiz aynı zamanda ve Millî Eğitim Bakanlığının anahtar kelimelerinden biri de ´yerel yönetimler” ifadesini kullanan Selçuk, şunları dile getirdi: “Eğitim dediğimiz şey temelde yerel yönetimlerle kalkınan bir husus. Eğer biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak eğitimde bir şey yapmak istiyorsak muhakkak surette yerel yönetimlerle çok güçlü bir iş birliğine ihtiyacımız var. Sayın Cumhurbaşkanımızın ısrarla üzerinde durduğu şey, ´Toplumun bütün kesimlerinin eğitimi yükselmeden bizim ekonomimiz ve demokrasimiz yükselmez.´ O sebeple eğitim konusunda eğer hepimiz bir mutabakata sahipsek, çocuklarımızın geleceği konusunda bir kaygımız, umudumuz ve tasavvurumuz varsa, eğitim konusuna hassasiyetle eğilmek zorundayız.”

Bakan Selçuk, Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2013 yılından bu yana yapılan birçok eğitimsel faaliyet üzerinde de durduklarına işaret ederek, eğitim alanında büyük işler başarıldığını aktardı. “Keşke şu kadar dersliğimiz, öğretmenimiz, dijital alt yapımız olsa” denilen dönemlerden bugüne gelindiğine dikkati çeken Selçuk, “Şu anda fotoğrafa baktığımızda gördüğüm şey şu, Türkiye eğitimle ilgili alt yapı ve nicel konularda çok büyük mesafeler aldı. Bu mesafelerin alınmış olması bizim işlevimizi kolaylaştırıyor.” diye konuştu. 2023 eğitim vizyonu doğrultusunda yapmak istedikleri programın aslında Türkiye´nin geleceği programı olduğunu vurgulayan Selçuk, bunun Türkiye´nin nerede bulunmak istediğine ilişkin bir program olduğunu dile getirdi.

Selçuk, programı yerel yönetimlerle ilişkili gördüklerini anlatarak, şunları kaydetti: “Eğer Türk eğitim sisteminin yükselmesi, çocuklarımızın dünyayla yarışır hale gelmesi konusunda bir endişemiz ve bir beklentimiz varsa muhakkak surette yerel yönetimlerle eğitimi bağlamamız gerekiyor. Biz gelecekten bahsetmekle, hizmet anlamında yapılacak işlerle ilgiliyiz. Eğer çocuklarımızın eğitimiyle ilgili bir talebimiz, beklentimiz varsa onunla ilgiliyiz. Eğer sizin böyle bir beklentiniz varsa bu konuda desteğinize talibiz. Bu destek olduğunda emin olun Türkiye eğitimle ilgili çıta atlayacak ve bunun neticesinde ekonomi büyüyecek, demokrasisi çok daha fazla gelişecek.”

“Eğitim sisteminin gelişmesi hususunu önemsiyoruz”
Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı’nda yapığı konuşmada ise, katılan Selçuk, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, ilde uygulanan ve hayata geçirilecek projelerin paylaşıldığını, projeleri ve yapılan işleri gördüğünde büyük mutluluk yaşadığını söyledi. “Elazığ´ın uluslararası çapta bir marka şehir olmasıyla ilgili her türlü hazırlık yapılıyor. Oldukça büyük mesafeler alınmış. Elazığ´ın ekonomi, turizm ve daha birçok alanda merkez bir şehir olması için çeşitli projeler geliştirilmiş ve bunların hepsi hazırlıkları ortaya konulmuş projeler.” diyen Selçuk, bunun mutluluk verici olduğunu dile getirdi.

Tam gün eğitime geçilmesi
Bakan Selçuk, “Spesifik olarak baktığımızda Elazığ´ın tam gün eğitime geçmesiyle ilgili oldukça düşük miktarda bir derslik sayısına ihtiyacı var. Kısa sürede alınacak bazı tedbirlerle, hemen bir yıl içerisinde bu derslik ihtiyacının giderilmesi mümkün olacak.” diye konuştu. Selçuk, Türkiye´nin ileriki süreçte özel öğretim kursları, LGS gibi birçok gündemi bulunduğuna işaret ederek, bu konularda her türlü tedbirin alındığını, altyapı sorunu bulunmadığını aktardı. İleriki süreçte eğitim öğretim hayatında öğretmenlerin eğitimine, okullarda kalitenin geliştirilmesine yönelik birçok projeyi kamuoyu ile peyderpey paylaşacaklarını anlatan Selçuk, bu ay iki büyük çalışmaları olacağını kaydetti.

“Artık topluma, eğitim hayatımızda neyi, ne zaman, nasıl yapacağımızı somut olarak ortaya koymuş olacağız. Eğitim sisteminin gelişmesi hususunu önemsiyoruz. Bu konuda çok güzel gelişmeler olacağına inancım tam.” ifadelerini kullanan Selçuk, kentte eğitim ve öğretime katkı veren başta Vali olmak üzere, milletvekilleri, okul yöneticileri ve öğretmenlere teşekkür etti.

Bakan Selçuk, çocukların eğitim ve öğretim hayatı konusundaki projelerinin süreceğini sözlerine ekledi.

Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV), eğitimcilerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sunacak kaliteli eğitim içeriklerine ulaşmasına ve meslektaşlar arası bilgi paylaşımına ortam sağlamak amacıyla hayata geçirdiği eKampüs platformunu yeniledi. TANAP Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında finanse edilerek yenilenen ve 4 Şubat 2019 itibarıyla yeniden yayına başlayan eKampüs; yeni ara yüzü, gelişmiş teknolojik altyapısı ve güncel içerikleriyle eğitimciler için önemli bir kaynak olma niteliği taşıyor.

Eğitimcilere zaman ve mekandan bağımsız şekilde dilediği eğitim içeriklerine ulaşma imkanı sunan eKampüs, ÖRAV’ın kısmi zamanlı eğitimcilerinin de katkısıyla ihtiyaçlar doğrultusunda yenilendi. Akış ve Ritmin Sürekliliği, Kurallar ve Uygulama Adımları, Olumlu Davranışların Pekiştirilmesi, Sorun Davranışların Yönetimi, Etkili Soru Sorma Becerileri eğitimlerinin yanı sıra Eğiticinin Eğitimi, Bir Etiketleme Sanatı: Kişisel İmaj, Değişim Yönetimi Eğitimleri, Beden Dili, Yazılı İletişim Teknikleri Eğitimi, Duygusal Zeka, Geri Bildirim Verme, Telefonda İletişim, Keyif Veren Sunum, Kurumsal Profesyonellik, Mentorluk, Motivasyon Eğitimi, Motivasyon Yönetimi, Murat Toktamışoğlu ile Başarının Kodları, Müzakere Becerileri, Takım Çalışmasını Geliştirme, İnsan Sarrafı, Zor İnsanlarla Başa Çıkma, Yaratıcı Düşünme ve İnovasyon da platformda bulunan eğitimler arasında yer alıyor.

Öğretmen Akademisi Vakfı eKampüs platformuna, https://www.ekampus.orav.org.tr linkinden ulaşılabiliyor.

Osmangazi Belediyesi, kitap okuma oranını artırmak ve bilgili nesiller oluşturulmasına destek vermek amacıyla Panayır Mahallesi’ndeki hizmet binasının bir katını, kütüphane olarak düzenledi.

Osmangazi Belediyesi, okumayı teşvik etmek ve okuma kültürü oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu hedef doğrultusunda yürütülen çalışmalar kapsamında Panayır Mahallesi’ndeki hizmet binasının bir katı, kütüphaneye dönüştürüldü. Osmangazi Belediyesi ile birlikte mahalledeki çocuklar ve vatandaşların da bağışta bulunduğu kitaplar ile oluşturulan kütüphanede, çeşitli konu ve türdeki yayınlar yer alıyor. Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ve AK Parti Bursa Milletvekilleri Refik Özen ile Mustafa Esgin, çocuklarla birlikte kitapları raflara yerleştirerek kütüphaneyi mahalle sakinlerinin kullanımına sundu.

Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, okumanın yaşının olmadığına ve insan hayatında bulabileceği en büyük hazinenin kitap olduğuna vurgu yaparak, “Başlattığımız proje ile vatandaşlarımıza boş vakitleri okuyarak değerlendirmeleri için bir fırsat sunmak istiyoruz. Vatandaşlarımız burada rahat ve sakin bir ortamda kitaplarını okuyup, sohbet edebilecekler. İnsanlarımız burada bilgi alışverişinde bulunacak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke genelinde yaygınlaşması yönünde verdiği talimat gereği farklı noktalarda kütüphaneler oluştururken, önümüzdeki günlerde Muradiye Mahallesi’nde restorasyonunu tamamladığımı Kedili Tekke’yi ‘Millet Kıraathanesi’ olarak hizmete açacağız” dedi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et