Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

2018-2019 Eğitim-Öğretim Dönemi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek yönlü bir eğitim-öğretim yerine zengin öğrenme ortamlarının gündeme geldiği, sıra dışı modellerin tartışıldığı günümüzde, bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor. Eğitim-öğretim sistemimizi, çocuklarımıza öz güven duygusu kazandıracak, atılım ruhu aşılayacak, pergelin bir ayağını değerlerimize ve ülkemize sabitleyip diğer ayağıyla tüm dünyayı dolaşacak şekilde inşa etmeliyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni’ne katıldı. İstanbul Kabataş Lisesinde düzenlenen törende; Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da hazır bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

“YENİ VE BÜYÜK TÜRKİYE’NİN MİMARLARI BU OKULLARDA YETİŞECEK”
Sözlerine yeni eğitim-öğretim döneminin öğrenciler ve öğretmenler başta olmak üzere bütün eğitim camiasına hayırlı olması temennisinde bulunarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğretmenlere gösterdikleri fedakârlıklar dolayısıyla şükranlarını, öğrencilere de başarı dileklerini iletti.

Konuşmasında, “Her eğitim-öğretim dönemini olduğu gibi bu yılı da Türkiye’nin aydınlık yarınlarına giden yolda yeni bir başlangıç, altın bir fırsat olarak görüyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin güçlü ve müreffeh geleceğine damgasını vuracak gençler, okullarımızın sıralarından çıkacaktır. Bu yıl okula başladıkları için yüreği kıpır kıpır olan miniklerimiz, inşallah, 2053 ve 2071 Türkiye’sinin kurucuları, liderleri, öncüleri olacaktır. Yeni ve büyük Türkiye’nin mimarları, öğretmenlerimizin maharetleri ellerinde, işte bu sınıflardan, bu okullardan yetişecektir” diye ekledi.

İnsanı merkeze alan ve onu yaratılmışların en şereflisi olarak gören bir medeniyetin temsilcileri olarak, iktidara geldikleri günden beri eğitim-öğretim konusuna önem ve öncelik verdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de göreve geldiklerinde Türkiye’yi üzerinde yükseltecekleri 4 sütunu; eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olarak ilan ettiklerini hatırlattı.

“EĞİTİMDE KÖKLÜ REFORMLAR GERÇEKLEŞTİRDİK”
Eğitim-öğretim gibi, vatandaşın hayatını doğrudan ilgilendiren konularda reformlara imza atmanın sadece vizyon değil, aynı zamanda cesaret işi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizden önceki hükûmetlerin göstermesi gereken cesaret, dirayet ve kararlığı biz gösterdik. Diğer meselelerde olduğu gibi eğitim-öğretim meselesinde de asla ‘böyle gelmiş böyle gider’ kolaycılığına kapılmadık” dedi.

Kimi güç odaklarının hışmını üzerlerine çekme pahasına eğitim alanında köklü reformlar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle tek tipçi, yasakçı, öğrencinin tekâmülü yerine formatlanmasını esas alan eski eğitim-öğretim mantalitesini bir daha geri gelmemek üzere rafa kaldırdık. Eğitim-öğretim sistemimizi komplekslerinden kurtararak çok daha özgürlükçü, çok daha demokratik, çok daha sorgulayıcı bir yapıya kavuşturduk” diye konuştu.

Eğitim-öğretimdeki altyapı ve içerik konusunda hayata geçirdikleri politikaların belli kesimler tarafından sürekli olarak engellenmek istendiğini hatırlatan ve attıkları kimi adımlarda anlamsız bir inatla, bir dirençle karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Bu direnç asla milletimizden, öğrencilerimizden ve öğretmenlerimizden gelmedi. Daha çok eğitim-öğretim konusunu ideolojik çekişmelerinin aracı hâline getiren çevrelerden geldi. Eğitim-öğretimin millîleşmesine, milletin kadim değerleri, talepleri ve ihtiyaçlarıyla barışmasına karşı en güçlü tepkiyi eğitim-öğretimi tekellerinde gören bu kesimler gösterdi. Dün olduğu gibi bugün de zaman zaman aynı çevrelerin çağ dışı tepkileriyle karşılaşıyoruz. Ama biz bunlara aldırmadan yolumuza devam kararlılığıyla yürüyoruz.”

“ÖNÜMÜZE ÇIKARILAN ENGELLERE ALDIRMADIK”
Hiçbir başarıya zahmetsiz ulaşılamayacağını vurgulayarak, “Önüne çıkan engellere bakıp da bundan yılan, vazgeçen hiç kimse menzile, maksuda ulaşamaz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de önlerine çıkarılan engellere aldırmadıklarını, meseleye ideolojik at gözlüğüyle bakan çevrelerin kışkırtmalarına prim vermeden reform çalışmalarını devam ettirerek önemli başarılara da imza attıklarını ifade etti.

Göreve geldiklerinde 526 bin olan öğretmen sayısına 605 bin 450 yeni öğretmen ilave ettiklerini, 288 bin adet yeni derslik inşa ederek toplam derslik sayısını 575 binin üzerine çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 433 bin sınıfın tamamına etkileşimli tahta yerleştirdiklerini, Türkiye’de ilk defa sosyal bilimler ve spor liselerini kurduklarını, bilim ve sanat merkezi sayısını 18’den 135’e spor salonu sayısını da 2 bin 791’den 9 bin 79’a çıkardıklarını sözlerine ekledi.

Konuşmasında, eğitim alanında ortaya koydukları diğer hizmet ve yeniliklerden de örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine kendilerinin döneminde ders kitaplarının ücretsiz olarak devlet tarafından öğrencilere verildiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene bu hizmetin birileri tarafından provoke edilmek istendiğine işaret ederek, “Bu defa Millî Eğitim Bakanlığımız sağ olsun şöyle bir seferberlik ilan etti ve yine bu yıl sıralara bu kitapları yetiştirdik” diye ekledi.

“GÜNÜMÜZÜN BİLGİ VE TEKNOLOJİ YOĞUN DÜNYASINDA BİZLER DE EĞİTİM SİSTEMİMİZİ GÜNCELLEMELİYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün okul sıralarında oturan evlatlarımız, ne bizim dönemimizle ne de anne babalarının günleriyle karşılaştırılamayacak çok farklı bir iklimde eğitimlerine başlıyor. Bizler çoğu zaman bir kaynak kitaba ulaşmak için şehrin başka ucundaki kütüphaneye gitmek zorunda kalıyorduk. Çocuklarımız ise, bugün bilgisayar başına oturup birkaç tuşa basarak, neredeyse insanlığın tüm birikimine kolayca ulaşabiliyor. Okullarımızdaki kütüphanelerden, dünyanın en ücra köşesindeki kütüphanelere, çalışmalara, araştırmalara, kitap ve eserlere erişilebiliyor. Günümüzün bilgi ve teknoloji yoğun dünyasında bizler de eğitim sistemimizi güncellemeli, bugünü ıskalamadan geleceğin şartlarına göre evlatlarımızı hazırlamanın yollarını aramalıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Hazreti Ali’nin ‘Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin’ sözüne atıfta bulundu ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Tek yönlü bir eğitim-öğretim yerine, zengin öğrenim ortamlarının gündeme geldiği, sıra dışı modellerin tartışıldığı günümüzde, bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor. Eğitim-öğretim sistemimizi çocuklarımıza öz güven duygusu kazandıracak, atılım ruhu aşılayacak, pergelin bir ayağını değerlerimize ve ülkemize sabitleyip diğer ağıyla tüm dünyayı dolaşacak şekilde inşa etmeliyiz. Çocuklarımızı belli kalıplara göre formatlamak yerine, yaratılıştan sahip oldukları, Allah’ın onlara lütfu olan özelliklerini keşfettirecek biçimde evlatlarımıza yaklaşmalıyız.”

“PRATİĞE DÖKÜLMEYEN HER BİLGİ, BİR MÜDDET SONRA UNUTULMAYA MAHKÛMDUR”
Bugün sınıflardaki temel sorunun dikkat ve konsantrasyon eksikliği olduğuna işaret ederek çocukların bedenen sınıfta, zihnen başka yerde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira çok ciddi bir uluslararası kuşatma altındayız, buna dikkat etmemiz gerekiyor. Bu durumu değiştirecek, öğrencilerimizin sınıfa, derse, okuldaki aktivitelere ilgisini en üst düzeye çıkaracak yenilikleri süratle uygulamaya koymalıyız” şeklinde konuştu.

Özellikle mesleki eğitimle iş hayatını bileştirecek projelere ivme kazandırılması gerektiğinin altını çizerek meslek liselerinde okuyan öğrencilere pratik kazandırmayı amaçlayan çalışmaları son derece önemsediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İş, tam anlamıyla ancak işte öğrenilir, pratiğe dökülmeyen her bilgi bir müddet sonra unutulmaya mahkûmdur” ifadelerini kullandı.

“SABIR VE SEBAT OLMADAN HEDEFLERİMİZE ULAŞAMAYIZ”
Öğrenmenin; emek, disiplin, aşk, tutku ve fedakârlık istediğine dikkat çekerek “Öğrenmek için aşkı olan, tutkusu olan, sevdası olan bir kişi ne şekilde olursa olsun bir yolunu bulur ve gayesini gerçekleştirir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabır ve sebat olmadan da hedefe ulaşılamayacağını vurguladı.

Öğrenmenin bir süreç olduğunu ve bu sürecin beşikten mezara kadar ömür boyu devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilere hitaben, okullardaki öğretmenleri dışında, hayatta binlerce öğretmenlerinin olacağını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Sabrı belki küçük bir karıncanın mücadelesinden öğreneceksiniz. Vefayı, uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşınızın o size sarılışından öğreneceksiniz. Açlığı, sokaktaki bir yoksulun ekmeği tutuşundan öğreneceksiniz. Emeği, güneşin altında çalışan bir işçinin alın terinden öğreneceksiniz. Vatan sevgisini, Suriyeli bir muhacir çocuğun gözlerinden öğreneceksiniz. Kahramanlığı, Ömer Halisdemir gibi yiğitlerin cesaretinden öğreneceksiniz. Özveriyi, terör örgütünün kalleşçe şehit ettiği Aybüke öğretmenin fedakârlığından öğreneceksiniz. Coşkuyu, arkadaşlarınızla birlikte gittiğiniz bir futbol maçında öğreneceksiniz. Hasreti, annenizle bir süre ayrı kaldığınızda öğreneceksiniz. Kurumuş bir dere yatağından susuzluğu, kafeste çırpınan bir kuştan özgürlüğü öğreneceksiniz. Maviyi gökyüzünden, kırmızı gülden, sarıyı ekinlerden, yeşilin güzelliğini Karadeniz’in uçsuz bucaksız ormanlarından öğreneceksiniz.”

“SİZLERİN IŞILDAYAN GÖZLERİNDE ÜLKEMİZİN AYDINLIK GELECEĞİNİ GÖRÜYORUM”
Başarının anahtarı olarak gördüğü, ‘Oku, düşün, uygula, neticelendir’ tavsiyesini öğrencilerle paylaşarak kendilerini okumaya, okuduklarını düşünmeye, düşündüklerini hayata geçirmeye ve bunu neticelendirerek başarıya ulaşmaya çağıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerin şu ışıldayan gözlerinde ülkemizin aydınlık geleceğini görüyorum. Burada yarının güçlü Türkiye’sinin siyasetçilerini, öğretmenlerini, gazetecilerini, mühendislerini, mimarlarını, doktorlarını, iş adamlarını, sanatçılarını ve sporcularını görüyorum” dedi.

2018-2019 eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunarak tüm öğretmenlere şükranlarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını; ailelerden öğretmenlerin çabalarına destek olmalarını beklediğini ifade ederek ve öğrencilere Allah’tan zihin açıklığı temennisinde bulunarak tamamladı.

Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi işbirliği ile yapılacak olan ‘Sınır Tanımayan Bilim’ adlı projenin başvuruları başladı.

Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği ve öğrenme güçlüğü olan ortaokul öğrencilerinin bilime yönelik ilgi ve meraklarının artırılması hedefleyen ‘Sınır Tanımayan Bilim’ projesi hayata geçiyor. Uludağ Üniversitesi ile Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin ortak çalışması ile yürütülecek olan projede özel gereksinimli öğrenciler bilime ve araştırmaya yönlendirilecek.

TOPLAM 40 ÖĞRENCİ KATILACAK
Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü’nden Dr. Oya Arslan Armutçu’nun yürütücülüğünü üstlendiği ve TÜBİTAK tarafından desteklenen projede 2018-2019 eğitim öğretim yılında ortaokula devam eden 20 hafif düzey zihinsel yetersizlik, 20 özel öğrenme güçlüğü olan toplam 40 kaynaştırma öğrencisi ile uygulama yapılacak. Etkinlik öncesinde ise projede görev alacak eğitimcilere özel eğitim alanı ve özel gereksinimli bireylere yönelik eğitim programları hakkında bilgiler verilecek. BTM bünyesinde iki etkinlik döneminde devam edecek projenin ilk dönemi için kayıtlar başladı.

KAYITLAR BAŞLADI
Projenin Ekim ayı içerisinde iki etap halinde yürütüleceğini açıklayan Dr. Oya Arslan Armutçu; “Proje programında birinci gün ‘Küçük Dünyalara Yakından Bakış’, ikinci gün ‘Mucitler Laboratuvarında Keşif ’, üçüncü gün ‘Tasarla Eğlen Üret’, dördüncü gün ‘Uzaya Kısa Bir Yolculuk’ başlıkları altında etkinliklere yer verilecek. Bu projenin sonunda özel gereksinimli öğrencilerin, bilim ve bilim uygulamalarına yönelik tutumlarının olumlu yönde geliştirilmesi, bilimsel bilgi ve becerilerinin artmasının yanı sıra, özel gereksinimli öğrencilerle çalışacak eğitimcilerin bu bireylere yönelik olumlu tutumlar geliştirmelerini bekliyoruz. Etkinliğimizin ilk döneminde çocuklarının yer almasını isteyen aileler www.sinirtanimayanbilim.com adresinden kayıt yaptırabilirler” diye konuştu.

Öğrencilerin sosyal medyada en çok etkileşime girdiği kişilerin okul arkadaşları olması, okullarda yaşanan akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık adı verilen bu durum, öğrencilerin okul hayatları başta olmak üzere tüm yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre, akran zorbalığına uğrayan çocukların sadece %4’ü konuyu ebeveynlerine ya da öğretmenlerine anlatıyor.

Günümüzün en güncel sorunlarından biri olan akran zorbalığı, hayatın pek çok alanında çocukların ve gençlerin karşısına çıkıyor. Buna rağmen pek çok okul yönetiminin akran zorbalığına karşı yeterince sorumluluk hissetmemesi, okullarda bu tür vakalarla ilgili net bir politika bulunmamasına ve öğrencilerin en üst düzeyde etkilenmesine yol açıyor. Bununla birlikte çocukların sosyal medyada etkileşim kurdukları kişilerin başında okul arkadaşlarının olması, akran zorbalığının internet ortamına da taşınmasına yol açıyor. Siber zorbalık olarak adlandırılan bu durum, okul psikolojileri ve performansları da dahil olmak üzere çocukları pek çok açıdan olumsuz etkiliyor.

Bitdefender Antivirüs’ün yaptığı son araştırma, akran zorbalığıyla karşılaşan çocukların sadece %4’ünün bu durumu anne babasına ya da öğretmenine anlattığını gösteriyor. Ebeveynler ile öğretmenlerin zorbalığa karşı beraber hareket ederek net bir strateji uygulaması gerektiğini belirten Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, zorbalığı azaltmak için atılabilecek adımları paylaşıyor.

Çocukların %24’ü Dış Görünüşlerini Değiştirmek İstiyor
Bitdefender Antivirüs’ün yeni araştırması, çocukların %29’unun karşılaştığı akran zorbalığını anne babasına anlatmadığını, yine %29’unun da durumu herkesten sakladığını ortaya koyuyor. Ayrıca araştırmaya göre, fiziksel görünüşleriyle ilgili zorbalığa uğrayan çocukların %24’ü, dış görünüşünde değişiklik yapmayı düşünüyor.

Araştırma verileri, ilk gençlik çağında zorbalığa uğrayan çocukların sadece %4’ünün ebeveynlerine ya da öğretmenlerine açıldığını gösteriyor. Uğradıkları zorbalığı okuldaki psikolojik danışmanları ile paylaşan gençlerin oranı ise %7.

Siber Zorbalığa ve Akran Zorbalığına Karşı Neler Yapılabilir?
Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, “Siber zorbalığı hemen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da zorbalığa sıfır tolerans gösteren bir topluluk oluşturulması ve çocuklara böyle davranışlara karşı nasıl tepkiler verilebileceğinin öğretilmesi gerekiyor.” ifadelerinde bulunarak konuyla ilgili öneriler paylaşıyor.

• Çocukların ve gençlerin çevrimiçi ortamda güvenliklerini riske atmayacak şekilde davranmaları, özel bilgilerini, fotoğraflarını ve videolarını yabancılarla paylaşmamaları ve ileride onları olumsuz etkileyebilecek dijital ayak izlerinin farkında olmaları için ebeveynlerle birlikte çalışılmalı. Bitdefender Antivirüs’ün araştırmasına göre siber zorbalık ile karşılaşan gençlerin %57’si fiziksel görünüşleri ile ilgili zorbalığa uğrarken, %44’ü fikirleri, %30’u kişisel özellikleri ve %27’si giyim tarzları nedeniyle zorbalığa uğruyor.

• Siber zorbalığa maruz kalan çocukların da siber zorbaya dönüşebileceğinin farkında olunmalı. Geçmişte ya da şu anda zorbalığa maruz kalan çocuklar, bu durumla başa çıkmak için siber zorbalığa başvurabiliyor. Bunun engellenmesi için okullarda özel programlar hazırlanabilir.

• Okullarda öğrencilere saygının, sorumluluğun ve hoşgörünün öğretileceği eğitici etkinlikler, atölyeler ve kampanyalar organize edilmeli. Böylece, akran zorbalığının barınamayacağı bir çevre yaratılabilir.

• Okullardaki psikolojik danışmanlar ve öğretmenler tarafından gençlerin, yüz yüze kaldıkları hoş olmayan durumları ve hisleri anlatmaları teşvik edilmeli.

• Siber zorbalığa karşı bir strateji geliştirilirken atılan her adımda öğrencilerin de görüşleri alınarak sürece dahil edilmeli.

• Çocuklara, başkalarına uygulandığına şahit oldukları herhangi bir zorbalığın ardından olayı hemen yetkili birine anlatmaları gerektiği öğretilmeli.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM) 10 haftalık ‘Bilim Elçileri Programı’nı başarıyla tamamlayan gönüllüler, köy okullarında gerçekleştirdikleri “;Bilim Köşesi”; projesi kapsamında Keles İmam Hatip Ortaokulu’nun koridor ve duvarlarını bilimsel temalarla renklendirdi.

Büyükşehir Belediyesi’nin vizyon projelerinden Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde eğitim alan ve kulüp çatısı altında etkinliklerine devam eden ‘Bilim Elçileri’, gönüllere dokunuyor. Bilimi topluma yaymak ve çocuklara sevdirmek adına gönüllü faaliyetlerde bulunan bilim elçileri, bu kez Keles İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri ile buluştu. Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin (BTM) 10 haftalık ‘Bilim Elçileri Programı’nı başarıyla tamamlayan gönüllüler, köy okullarında gerçekleştirdikleri “;Bilim Köşesi”; projesi kapsamında Keles İmam Hatip Ortaokulu’nun koridor ve duvarlarını bilimsel temalarla renklendirdi. Okulun sınıfları ile fen ve teknoloji laboratuvarı, kütüphane ve mescidine de çizimler yapan Bursa BTM’nin gönüllü bilim elçileri, fizik ve kimya formüllerini de okulun duvarlarına resmetti.

Uzay, gökyüzü, fen bilimleri ve kitap okuma alışkanlıkları gibi temaların işlendiği resimler ile okulun duvarları çok daha eğlenceli hale gelirken, çocukların içindeki araştırma ve keşfetme merakının canlandırılması hedeflendi. Görsel hafızanın güçlendirilmesine yönelik gerçekleştirilen proje, çocukların yorum kabiliyetine ve uygulama becerisine katkıda bulunuyor. Projelerine Bursa’nın dağ ilçelerinde devam eden Bilim Elçileri Kulübü’nün çocuklara bilimi sevdirmek ve toplumda bilimsel farkındalık oluşturmak amacıyla kurulduğunu ifade eden üniversiteli gönüllüler, bilime ulaşamayan ve deney yapma imkânından yoksun olan öğrencilerin öncelikli hedefleri olduğunu söylediler. Bursa BTM’nin bilim gönüllüleri, kendilerine bu imkânı tanıyan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a ve Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi yönetimine teşekkür ettiler.

Türkiye ve Almanya arasında Altınbaş Üniversitesi ve Köln Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ilk ve tek çift diplomalı hukuk lisans programının 2′inci dönem mezunu 25 öğrenci törenle diplomalarına kavuştu.

Altınbaş Üniversitesi Gayrettepe Yerleşkesinde düzenlenen törene mezun öğrenciler ve ailelerinin yanı sıra Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ali Altınbaş ve Mütevelli Heyet Üyeleri, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Kayar, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Kurucu Direktörü Prof. Dr. Şükran Şıpka, Köln Üniversitesi Program Direktörü ve programın mimarı Prof. Dr. Heinz-Peter Mansel, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Direktörü Dr. iur. Murat Can Atakan, Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Direktör Yardımcısı Ayşegül Altınbaş, Köln Üniversitesi Program Direktör Yardımcısı Dr. Jan Kruse, Köln Üniversitesi Çift Diploma Sorbonne Üniversitesi Direktörü Prof. Dr. Dr. h.c. Barbara Dauner-Lieb, Mehmet Altınbaş Eğitim ve Kültür Vakfı Üyesi Nusret Altınbaş, Altınbaş Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fatoş Altınbaş Sarıgül, Köln Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi akademisyenleri katıldı.

MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİN İŞLERİ HAZIR
Altınbaş Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Altınbaş, çok gururlu olduklarını ve çok iyi öğrenciler yetiştirdiklerini ifade ederek, “Hem Avrupa hem de Türkiye’nin kültürü ile çok istisna hukuk insanları yetiştirdiğimizi düşünüyorum. Bu yüzden çok mutluyum. Buradaki arkadaşlarımız daha mezun olmadan çok büyük hukuk ofisleri tarafından çağırıldılar. Şu anda da diploma alan öğrencilerin hemen hepsinin bir işi var. Bu bölüm şu anda da çok rağbet görüyor ama gelecekte de önemini koruyacak olan bir bölüm” dedi.

“İYİ İŞLERDE ÇALIŞACAKLARINA İNANCIM TAM”
Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan ise, “Altınbaş Üniversitesi, hukuk eğitiminin çağımızda nasıl ve ne yönde evrilmekte olduğunu zamanında fark eden ve ona göre kendisine yol haritası hazırlayan ilk Türk üniversitesi olmuştur. Bu çerçevede, bir yandan Hukuk lisans programımız yüzde 30 İngilizce hale getirilerek, öğrencilerin hem İngilizceyi öğrenmeleri hem de alacakları İngilizce derslerle başka ülkelerin ve kurumların hukukuna vakıf olmaları hedeflenmiştir. Diğer yandan, Altınbaş Üniversitesi Almanya’nın en önde gelen hukuk fakültesine sahip Köln Üniversitesi ile bir işbirliği çalışması yürütmüş, uzun ve meşakkatli bir süreçten sonra Türk-Alman çift diploma hukuk programımız ortaya çıkmıştır. Bugün söz konusu programımızdan ikinci kez mezun vermenin gururunu yaşıyoruz. Öğrencilerimiz Türkçe, Almanca ve İngilizce hukuk diline hakim, hem Türk, hem Alman hem de Avrupa Birliği mevzuatına vakıf çağdaş hukuk standartlarında yetiştirilmişlerdir. Bu vasıflara sahip genç hukukçular olarak Türkiye ve Almanya’da ya da dünyanın başka bir yerinde son derece iyi işlerde çalışmaya başlayacaklarına olan inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

ARANILAN HUKUKÇULAR ARASINA GİRDİLER
Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı Kurucu Direktörü Prof. Dr. Şükran Şıpka ise, “Kurucu direktörü olduğum ve ilk tohumlarını 2012 yılında attığımız Köln-Altınbaş Üniversitesi Çift Diplomalı Hukuk Lisans Programı’nın geçen sene ilk mezunlarını verdik. Bu ilk mezunlarımız Türkiye’de birçok hukuk bürosunun ve şirketlerin aradığı nitelikli hukukçular arasına girdi ve kabul gördüler. Büyük bir heyecan ile kurduğumuz bu programın 2017-18 yılı ikinci mezunlarını da hukuk dünyasına yolcu ederken baştaki beklenti ve hedeflerin gerçekleştiğini görmekten büyük bir sevinç ve mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

“İDDİALI BİR PROGRAM”
“Bugün mezun olduğunuz çift diplomalı Hukuk Lisans Programı Türkçe ve Almanca bilen az sayıda öğrencisine hem Alman hem Türk hukukunu öğretmeyi ve her ülkede profesyonel hukuk mesleklerini icra etme hedefini sunan iddialı bir programdır” diyen Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Kayar,”Bu orijinal programı düşünmek, planlamak ve hayata geçirmek çok ciddi vizyon, tecrübe, birikim ve dirayet gerektirir” açıklamasında bulundu.

Altınbaş Üniversitesi Çok Sesli Korosu’nun coşkulu performansıyla başlayan programda açılış konuşmalarının ardından Türk Alman Hukukçular Derneği ile Türk-Alman Hukukçular Kulübünün tanıtımları yapıldı ve öğrenci temsilcileri konuşmalarını gerçekleştirdi. Programın sonunda mezuniyet belgelerini alan öğrenciler alkışlar eşliğinde keplerini fırlatarak mezun olmanın gurur ve heyecanını yaşarken törene katılan aileler de duygusal anlar yaşadı.

Altınbaş Üniversitesi’nin en prestijli programından mezun olan öğrenciler 2 ülkede, 3 dilde aldıkları eğitimle 4 yılda çift diploma imkanına kavuştu. Öğrencilerin tamamına burs imkanı sağlayan program, denklik problemini ortadan kaldırırken; mezunlarına uluslararası düzeyde pek çok kariyer fırsatı sunuyor. İlk öğrencilerini 2013/2014 akademik yılında alan Çift Diplomalı Türk-Alman Hukuk Lisans Programı, öğrencilere yurt dışında yaşam ve öğrenim tecrübesi de sağlıyor.

İnegöl Belediyesi ve AHİD (Aile Hayatını İyileştirme Derneği) işbirliğiyle Toplumun yapı taşı olan Aile müessesesinin önemini ortaya koymak adına Evlilik Okulu projesi hayata geçiyor.

“Gelin Yuvamızı Koruyalım” sloganı ile toplumumuzun en önemli yapı taşı aileyi korumayı, sorunlarından arındırmayı hedefleyen Evlilik Okulu için, sözlü, nişanlı veya evli çiftlerin, 28 Eylül’e kadar Kültür Sanat ve Gençlik Merkezi veya AHİD Merkezi’ndeki başvuru formlarını doldurmaları yeterli olacak.

28 EYLÜL CUMA GÜNÜNE KADAR
Daha sağlıklı, sağlam temeller üzerine kurulan bir aile kurumunu inşa ederek, kendini bilen, birbirine saygılı olmayı başarmış, şiddetin yerine huzurun ve mutluluğun daim olduğu güçlü aile kurumunu öne çıkarmayı amaçlayan Evlilik Okulu Projesi kapsamında 28 Eylül -30 Kasım Tarihleri arasında her hafta farklı bir konu ve alanında uzman konuşmacılar Sani Konukoğlu Konferans Salonu’nda İnegöllülerle buluşacak. Evlilik Okulu sonunda yapılacak sınav sonuçlarına göre dereceye giren çiftlere ise çeşitli hediyeler takdim edilecek.

“SAĞLAM, SAĞLIKLI, BİLİNÇLİ VE MUTLU EVLİLİKLER YAPMALIYIZ”
Mutlu ve huzurlu bir aile yapısının inşa edilmesini amaçlayan Evlilik Okulu hakkında açıklama yapan Belediye Başkanı Alper Taban, “Evlilik; sosyal hayatımızın en önemli müessesidir. Evlilik, insan hayatında en önemli dönüm noktasıdır. Bu açıdan sağlam, sağlıklı, bilinçli ve mutlu evlilikler çok büyük önem taşımaktadır. Bu noktada toplumun yapı taşı olan aile müessesesine gereken önemi vermeliyiz. Günümüz modern dünyasında özellikle teknolojinin yaygınlaşmasıyla çözülmeye başlayan ve giderek dağılan aile kurumuna sahip çıkmalıyız. Bunun yanında geleceğimiz olan, ülkemizin müreffeh yarınlarının teminatı olan yavrularımızın da huzurlu ve mutlu bir ailede yetişmeleri de önemli bir vakıa bizler için” diye konuştu.

“GELİN YUVAMIZI KORUYALIM”
Hayata geçireceğimiz Evlilik Okulunun önemli bir işlevi yerine getireceğine inancımız tamdır diyen Taban, “Toplumumuzun en büyük sorunu haline gelen aile içi problemler, evlilik öncesi süreç gibi konuları en ince ayrıntısına kadar ele alıp bilimsel gerçeklikle ele almayı, toplumumuzun en önemli yapı taşı aileyi korumayı, sorunlarından arındırmayı hedefleyen bu programların ana vurgusu “Gelin Yuvamızı Koruyalım” sloganı olacaktır. Evlilik Okulu için, sözlü, nişanlı veya evli çiftlerin, 28 Eylül Cuma gününe kadar 08:00- 17:00 saatleri arasında, Kültür Sanat ve Gençlik Merkezi’nden; 18:00- 20:00 saatleri arasında ise AHİD Merkezi’ndeki (Kemalpaşa Mahallesi Bahçeler Sokak No: 27) başvuru formlarını doldurmaları gerektiğini buradan özellikle belirtmek isterim. Programın amacına ulaşabilmesi, programlar sonunda yapılacak sınavın uygulanabilirliği adına her hafta yapılacak etkinliklere katılım zorunludur” dedi.

PROGRAM İÇERİĞİ
Evlilik Okulu projesi kapsamında Sani Konukoğlu Konferans Salonunda gerçekleştirilecek programlara da değinen Taban, “28 Eylül’de Sıtkı Aslanhan’ın Gelin Yuvamızı Koruyalım programı ile başlayacak etkinlikleri söyle sıralarsak, 05 Ekim’de Araştırmacı Yazar Halil Atalay’ın Ailede Manevi Eğitim, 12 Ekim’de Psikolog Yılmaz Gürkan’ın Aile İçi İletişim,19 Ekim’de Eğitimci İsmail Güler’in Erkek Fıtratı,26 Ekim’de Uzman Psikolog Abdulaziz Yılmaz’ın Çocuk Eğitimi,2 Kasım’da Araştırmacı Yazar Halil Atalay’ın Ailede Sabır,9 Kasım’da Eğitimci İlahiyatçı İsmail Güler’in Kadın Fıtratı, 16 Kasım’da Doktor Ahmet Saçu’nun Helal ve Doğal Beslenmenin Ailede Yeri ve Önemi ve 23 Kasım’da Psikolog Yılmaz Gürkan’ın Kişisel Farkındalık konularıyla ailelerimizle buluşacaktır. 30 Kasım’da Sınav, 7 Aralık’ta sınav sonuçlarının açıklanması ve hediye töreni de düzenleyeceğiz” açıklamalarında bulundu.

Bursa Uludağ Üniversitesi ile Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından başlatılan arabuluculuk ve tahkim hamlesine yeni bir halka daha eklendi. Uludağ Üniversitesi, Türkiye’de ilk kez arabuluculuğun ve tahkimin uzmanlık alanına dahil edilmesi için bünyesinde arabuluculuk yüksek lisans programı açıyor.

Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından ilk kez açılacak olan programda 10 tezli yüksek lisans ve 2 adet yabancı öğrenci kontenjanı ayrıldı. Kayıtların online olarak üniversite sayfasından yapılacağı program için son başvuru tarihi 19 Eylül olarak açıklandı.

BUÜ ile BTSO tarafından başlatılan Arabuluculuk ve Tahkim Eğitimleri’nin Türkiye genelinde büyük ilgi görmesinin ardından yeni adımlar atılmaya devam ediyor. Giderek ilgi gören ve bir uzmanlık alanı haline gelen uyuşmazlık çözümü, Bursa Uludağ Üniversitesi tarafından yüksek lisans programlarına dahil edildi. Dünyada sadece iki farklı üniversitede örneği görülen alternatif uyuşmazlık çözümü yüksek lisans programları, Türkiye’de ilk kez Uludağ Üniversitesi’nde başlatılmış oldu. ‘Alternatif Uyuşmazlık Çözümü Anabilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı’ başlığıyla verilecek olan eğitimleri almak ve bu alanda yüksek lisans yapmak isteyen öğrenciler için son başvuru tarihi 19 Eylül olarak belirlendi. Başvurular BUÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün web sayfasından yapılabilecek.

Ayrıca Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından programa kayıt yaptıran en yüksek puanlı ilk 5 öğrenciye burs verilecek.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan tadilat çalışmalarıyla daha modern görünüm kazanan, yenilenen elektrik ve yangın tesisatlarıyla okurlar için daha da güvenli hale gelen Setbaşı Kütüphanesi, açılış için gün sayıyor.

Bursa’da 1954-1960 yılları arasında dönemin Belediye Başkanı Reşat Oyal tarafından yaptırılan, 1958 yılındaki Kapalıçarşı yangınından zarar gören esnaf için alt kat pasaj üst kat ise nikah dairesi olarak planlanan ve 11 Eylül 1998’den bu yana Setbaşı Kütüphanesi olarak hizmet veren sivil mimari örneği yapı, Büyükşehir Belediyesi tarafından sil baştan yenilendi. Çalışmalar kapsamında çatının gereken yerlerinde ve yağmur oluklarındaki onarımlar, ahşap saçaklar, pencere imalatları ve kapı imalatlarının onarımları yapıldı, yenilenmesi gerekenlerin değişimi tamamlandı. Kazan dairesindeki ve yapıdaki tüm mekanik tesisatın gerekli görülen parçaları değiştirildi, değişim gerektirmeyen parçaların bakımları yapıldı. Güvenlik kamera sistemi, hırsız alarm sistemi ve yangın algılama sistemlerinin montajları yapılarak yapı kullanıcılar için daha güvenli hale getirildi.

Kitap okuyan kız kütüphanede
Bu arada daha önce Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan kimliği belirsiz kişilerce tahrip edildiği için bakımı yapılmak üzere Kent Estetiği Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından kaldırılan Kitap Okuyan Kız heykeli de bakımlarının ardından Setbaşı Kütüphanesi önünde konumlandırıldı. Çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiği kütüphaneyi ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, tüm yapının sil baştan ele alındığını bu nedenle de çalışmaların biraz zaman aldığını hatırlattı. Çalışmalarla kütüphanenin okurlar açısından daha modern hale geldiğini ifade eden Başkan Aktaş, kısa süre içinde kütüphanenin yeniden kitap kurtlarına ev sahipliği yapmaya başlayacağını kaydetti.

British Council, Birleşik Krallık’ın uluslararası mezunlarının dünya çapında fark yaratan başarılarını kutlayan prestijli Study UK Mezun Ödülleri’nin beşincisini düzenliyor. Birleşik Krallık mezunlarının başarı hikayelerini öne çıkarmayı ve kutlamayı amaçlayan Study UK Mezun Ödülleri, Birleşik Krallık dışında yaşayan tüm mezunların başvurularına açık.

Birleşik Krallık üniversitelerinden mezunların, 4 Eylül 2018 tarihi itibariyle aday olabileceği yarışmanın başvuruları 11 Kasım 2018′de sona erecek. Çevrelerinde Birleşik Krallık’tan mezun tanıdıkları olanlar dilerse, bu mezunları 28 Ekim’e kadar aday olarak gösterebilirler.

Ödüllere, son 15 yıl içinde İngiltere’de yükseköğrenimlerini tamamlamış ve kendi ülkesinde yaşayan mezunlar başvurabilir. British Council tarafından hayata geçirilen Study UK Mezun Ödülleri, İngiltere’deki yükseköğrenim deneyimini içinde yaşadığı toplumun, mesleklerinin ve ülkelerinin yararı için kullanan mezunların olağanüstü başarılarını öne çıkarmayı hedefliyor.

Study UK Mezun Ödülleri’nde daha önce finale kalan adaylar ve ödül kazananlar, Birleşik Krallık üniversitelerinde eğitim görürken edindikleri deneyimleri kullanarak çevrelerindeki insanlara, çalıştıkları sektöre veya ülkelerine katkı sağlayan, kendi alanlarında önde gelen kişiler olmuştu. Study UK Mezun Ödülleri, Birleşik Krallık’ta aldıkları yükseköğrenimin mezunların hayatlarına kattığı etkiyi ve kazanımları göstermeyi ve onların başarılarını kutlamayı amaçlıyor.

Finalistler Ocak 2019′da açıklanacak ve kazananlar Şubat ayında düzenlenecek ödül töreni ile ilan edilecektir. Kazananlar, uluslararası alanda itibarlarını geliştirme, mesleki bağlantılarını genişletme ve kariyerlerini ilerletme fırsatı da elde edecekt.

British Council Türkiye, 2019’da ilk defa Study UK Mezun Ödülleri’ne başvuran mezunların profesyonel gelişimlerini artırmak amacıyla Şubat ve Mart aylarında çevrimiçi ve yüz yüze eğitimler düzenleyecekt.

Uygunluk kriterleri ve başvurular için; https://www.britishcouncil.org.tr/study-uk/alumni-awards-2019 adresine başvuru yapılabilir.

Beykoz Üniversitesi’nde bilgi çağının gereksinimleri doğrultusunda 3 yüksek lisans bölümü daha açıldı. Kayıtlar ve mülakatların devam ettiği bu bölümlerin arasında; ‘İş ve Örgüt Psikolojisi Tezsiz Yüksek Lisans Programı’, ‘İletişim Tasarımı ve Göstergebilim ‘Tezli’ ve ‘Tezsiz’ Yüksek Lisans Programları’ yer alıyor. Beykoz Üniversitesi Yüksek Lisans Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Orhan Göker, adayların online olarak yaptıkları başvuruların ardından programlara kabul için sınav ve mülakata gireceklerini belirterek, “Değerlendirme sonunda adaylar kesin kayıt hakkı kazanıyorlar” diye konuştu

Eğitim ve öğretimde atılımlarına hız kesmeden devam eden Beykoz Üniversitesi’nin bünyesinde 4 fakülte, 2 yüksekokul ve 2 meslek yüksekokulu bulunuyor. Uzman kadrosuyla öğrencilerine mezun olmadan mesleki tecrübe ile ileri düzey dil öğretimi gibi fark yaratan unsurlarla seslenen üniversite, her alanda geleceğin yöneticilerini yetiştiriyor. Bu nedenle Lisansüstü Programlar Enstitüsü’nde yeni yüksek lisans bölümleri açıldı. Bu bölümler arasında; ‘İş ve Örgüt Psikolojisi Tezsiz Yüksek Lisans Programı’, ‘İletişim Tasarımı ve Göstergebilim Tezli Yüksek Lisans Programı’, ‘İletişim Tasarımı ve Göstergebilim Tezsiz Yüksek Lisans Programı’ yer alıyor. Amaç, kuşkusuz günümüz iş dünyasının gerektirdiği yetkinlikleri öğrencilere sağlamak ve bu doğrultuda hareket ederek daha iyi bir kariyerin önünü açmak.

Başvurular online yapılıyor
Beykoz Üniversitesi Yüksek Lisans Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Orhan Göker, yüksek lisans programlarına başvuracak adayların en az 4 yıllık bir yükseköğrenim programından mezun olduklarını gösteren lisans diploması ya da mezuniyet belgesine sahip olmaları gerektiğini belirtti. Adayların online olarak yaptıkları başvuruların ardından programlara kabul için sınav ve mülakata gireceklerini söyleyen Göker, “Değerlendirme sonunda adaylar kesin kayıt hakkı kazanıyorlar. Tezli bölümde okumak için adayın ALES (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı) belgesi sunması gerekmekte. Süresi üç yarıyılı kapsayan tezsiz programlarımızda ise ALES ya da yabancı dil belgesi şartı aranmamakta. Lisansüstü Programlar Enstitümüzde ayrıca önlisans veya lisans öğrenimini üniversitemizde tamamlayan mezunlarımıza da yüzde 20 oranında indirim uygulanıyor. Ayrıca yüksek lisans bölümlerine kayıt yaptıracak tüm öğrencilerimize bölüm ücreti üzerinden %50 indirim de uygulanacak” dedi. Beykoz Üniversitesi, yüksek lisans programlarına Ocak 2019’a kadar başvuruları kabul edecek.

Yeni açılan yüksek lisans bölümlerinin detayları şöyle:
İş ve Örgüt Psikolojisi Tezsiz Yüksek Lisans Programı: İş/örgüt psikolojisi bilim dalında teorik bilgiler aktarılıyor. Öte yandan insan, örgüt ve iş yaşamı arasındaki ilişki bilimsel açıdan inceleniyor. İş yaşamındaki beşeri ve örgütsel sorunlar belirleniyor. Öğrencilere çözümlenmesi veya en aza indirilmesinde yararlı olacak uygulamalar detaylıca gösterilirken, bu doğrultuda yetenekler kazandırılıyor.

İletişim Tasarımı ve Göstergebilim ‘Tezli’ ve ‘Tezsiz’ Yüksek Lisans Programları: Dinamik ve rekabetçi iş ortamında kişiler, topluluklar, kurumlar ve markalar varlıklarını sürdürmek, çevreleriyle etkin iletişim kurmak için iletişim sürecini tasarlamak ve doğru şekilde yönetmek durumunda kalıyor. Göstergebilim ise evrene özgü yasaları belirlemeyi, inceleme yöntemlerini oluşturmayı, betimleme ve açıklama işlemlerini gerçekleştirmeyi ve bir çözümleme ile yeniden yapılandırma modeli sunmayı amaçlıyor. İletişim Tasarım ile Göstergebilim alanlarını aynı çatı altında toplayan ‘tezli’ ve ‘tezsiz’ yüksek lisans programlarıyla iletişim tasarımının teknolojik ve estetik boyutlarının bir bütün olarak kavranabilmesi sağlanıyor.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et