Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

Türk Yükseköğretiminde kalite odaklı birçok ilki ve yeni projeleri hayata geçiren “Yeni YÖK” tarafından, “Dijitalleşen YÖK” mottosuyla ülkemizdeki genç nüfusun eğitiminde yeni hedef olarak belirlediği“dijital dönüşüm ve okuryazarlık” konularının görüşüldüğü Türkiye’nin Fırsat Penceresi: “Türk Yükseköğretimi” adlı toplantı, Muş’ta düzenlendi.

Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında seçilen sekiz yeni üniversitenin proje protokollerinin de imzalandığı toplantıya YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında seçilen ilk sekiz üniversite ile yeni seçilen sekiz üniversite rektörünün yanı sıra bölgedeki bazı üniversitelerin rektörleri de katıldı.

Muş Alparslan Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye’nin Fırsat Penceresi: “Türk Yükseköğretimi” adlı toplantıda, YÖK’ün geleceğin meslekleri alanında yaptığı çalışmalar ve açılan yeni lisans / lisansüstü programları ve üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki rolleri ele alındı.

Toplantıda Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ve YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç açılış konuşmalarını gerçekleştirirken YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ise Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesine ilişkin bilgilendirme konuşması yaptı.

YÖK Başkanı Saraç konuşmasına Türkiye’nin, yükseköğretim alanındaki tarihine bakıldığında derin bir tecrübeye sahip olduğunu belirterek başladı.

Mirasçısı olduğumuz medeniyetlerin bilime katkılarını yükseköğretim veren kurumlar ile güçlendiren ecdadımız bize üzerine güçlü bir üniversite sistemi inşa edebileceğimiz bir yapı bırakmış olduğunu ifade eden Başkan Saraç, “Yaşanmış olanın geleceğin inşasındaki rolünü önemsiyoruz. Bu mirası değerlendirirken, güçlendirirken temel hedefimiz küreselleşen dünyada bütün yeni kavramlardan ve gelişmelerden yararlanarak ama aynı zamanda kendi sosyolojik ve kültürel yapımızı, değer dünyamız dikkate alarak seçim yapıyoruz.” diye konuştu.

207 yükseköğretim kurumunda; 7 milyon 416 bin öğrenci, 82 bin 129’u öğretim üyesi olmak üzere toplam 167 bin 312 öğretim elemanının bulunduğunun altını çizen YÖK Başkanı, Yeni YÖK kavramı başlığı altında üniversitelerimiz ile ülkemizin sürdürülebilir kalkınma süreçlerine çok ciddi katkılar veren projeler yürüttüklerini dile getirdi.

Bu kapsayıcı ve sürdürülebilir projelere her eğitim yılının başında yeni çalışmalar eklediklerini sözlerine ekleyen YÖK Başkanı Saraç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Demografik bir armağan olarak da değerlendirilen “demografik fırsat penceresi” kavramı, ekonomik, siyasal ve sosyal boyutları ile ülkelerin geleceğini etkileyen, demografik dönüşüm sürecinde nüfus artış hızı azalıyor iken, çalışma çağındaki nüfusun artması ve yüksek sayılara ulaşması olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla Türk yükseköğretimi olarak Türkiye’nin yakaladığı demografik fırsat penceresi avantajını fevkalade iyi değerlendirmemiz gerektiğinin ciddiyetle farkındayız.

Dünyada hızlı ve hacmi çok yüksek büyük bir değişim yaşanıyor. Teknoloji, politikalar, sosyal eğilimler, iklim değişiklikleri, demografik değişiklikler, toplumların yapısını, meslekleri, işleri değiştiriyor. Ülkeler, üniversiteler inovasyon temelli yüksek değer taşıyan fırsatlar oluşturuyorlar, üretimlere öncülük ediyorlar.

Tam da bu bağlamdan olmak üzere; Endüstri 4.0 olarak da adlandırılan kavram (ki Sayın Cumhurbaşkanımız bu kavramı yerli ve milli kelimeleri ile birlikte ifade etmektedir), nesnelerin interneti ve yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerin endüstriyel makinelere entegre edilmesini hedeflemektedir. Her şeyin interneti olarak da değerlendirebileceğimiz bu çalışmalar, büyük veri analitik araçlarını da kullanarak makineler arasındaki iş birliğinin verimliliğini, ürün ve hizmet kalitesini arttırmak adına yeni üretim metotları oluşturmayı hedeflemektedir.

Böylece birçok yeni meslek tanımı hayatımıza girmektedir. Ülkeler bu alandaki çalışmalarını endüstriyel internet, ileri üretim programları, akıllı üretim liderliği koalisyonu, toplum 5.0 planı ve inovatif İngiltere gibi isimlerle ilerletmektedirler. Dördüncü sanayi devrimi ile birlikte yapay zeka ve makine öğrenimi, robotik, nanoteknoloji, genetik ve biyoteknoloji gibi daha önce ayrışmış olan alanlardaki gelişmeler artık hep birlikte gelişmekte ve birbirlerini güçlendirmektedirler.”

Bütün bu süreci Muş’ta yapılan bu toplantıda ifade etmesinin nedeninin, genç ve dinamik nüfusa sahip, geleceğe dair iddiaları olan Türkiye’nin hedeflerine ulaşması, yetişen nesilleri kaliteli bir eğitim-öğretim sistemi ile buluşturmak ve geleceğe dair hedeflerinde geç kalmamak olduğunu aktaran YÖK Başkanı, Yükseköğretim Kurulu olarak var olanlara ilaveten bu yıl çeşitli üniversitelerimizde “Bilgi Güvenliği Teknolojisi, Yapay Zeka Mühendisliği” gibi programları başlattıklarını ve gelecek yıl öneriler ışığında önlisans, lisans ve yüksek lisans programlarında bu programların artacağından emin olduğunu söyledi.

Son 10 yılda dünyada ve “Yeni YÖK” konseptinde başlattığımız çalışmalar kapsamında Yükseköğretim Kurulunda üniversitelerin bölgesel kalkınmada değişen rolü üzerinde önemle durduklarını vurgulayan Başkan Saraç, “Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi” ve YÖK’ün beş yıldızlı projesi olarak değerlendirilen ve üçüncü yılında başarı ile devam eden 100/2000 YÖK Doktora Bursu Projesi’ni hayata geçirdiklerini belirtti.

Konuşmalarının ardından YÖK Başkanı Yekta Saraç’a, toplantıda bölge üniversitelerine yaptığı katkılardan ve bilim hayatını şekillendiren yeni projelerinden dolayı Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki 27 üniversite rektörünün imzaladığı teşekkür beratı takdim edildi.

Teşekkür beratı için rektörlere teşekkürlerini sunan YÖK Başkanı Saraç, vazifesini yaparken doğru işler yapmaya çalıştıklarını, bu süreçte de rektörlerle ekip olduklarını aktardı. Teşekkür beratı sonrası YÖK Başkanı Saraç ile katılımcılar arasında soru-cevap bölümü gerçekleştirildi. ​

YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan’ın Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi’ne ilişkin yaptığı bilgilendirme konuşmasının ardından proje kapsamında yeni seçilen sekiz üniversite ile yapılacak protokol imza törenine geçildi.

Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi kapsamında 2. Etap olarak belirlenmiş olan Ardahan, Artvin Çoruh, Batman, Bitlis Eren, Gümüşhane, Hakkâri, Kilis 7 Aralık ve Osmaniye Korkut Ata Üniversitelerinin projeye dahil edilmesine ilişkin protokol, YÖK Başkanı Saraç ve YÖK Üyesi Gündoğan ile üniversite rektörleri arasında imzalandı.

Böylece 1. Etap olarak belirlenmiş olan Ağrı İbrahim Çeçen, Bayburt, Bingöl, Iğdır, Munzur, Muş Alparslan, Siirt, Şırnak Üniversiteleri ve seçilen bu sekiz üniversite ile birlikte toplam 16 üniversite proje kapsamına alınmış oldu.

Protokol imza töreni sonrası YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki 27 üniversitenin rektörü ile bir araya geldi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki üniversite rektörleri ile senato toplantı salonunda bir araya gelen Saraç, YÖK’ün yürüttüğü Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması kapsamındaki üniversitelerin çalışmalarına ilişkin bilgi aldı.

Rektörler de tek tek söz alarak Saraç’a üniversitelerindeki akademik ve bilimsel çalışmalara ilişkin bilgi verirken Başkan Saraç’a üniversitelerinin son durumu hakkında talep ve sorunlarını iletti.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi 2018-2019 Eğitim-Öğretim döneminde mezun olmaya hak kazanan öğrenciler, gerçekleştirilen tören ile belgelerini aldı.

Törene BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, rektör yardımcıları, fakülte dekanları, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. A. Saim Kılavuz törende yaptığı konuşmada, mühendislik eğitimiyle ilgili söylenecek çok şeyin olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin küresel kriz etkisiyle iktisadi hayatta sıkıntılı bir dönemden geçtiğini ancak tünelin sonunda ışığın göründüğünü vurgulayan Rektör Kılavuz; “Bu günlerde şunu aklınızdan çıkarmayın; bir musibet, bin nasihatten evladır. Bu musibet, bize kendi öz değerlerimize dönmek ihtiyacında olduğumuzu gösteriyor. Kendi yağımızda kavrulmak, bizim bizden başka dostumuz olmadığı bilincine vakıf olarak; sanayide, teknolojide, üretimde, iktisadi hayatta ve topyekûn gelişmelerde, kendimize dönmemiz, öz benliğimize dönmemiz ve öz güvenliğimizi kazanmamız gerektiğini ortaya koydu. Bunun semeresi özellikle son 5-6 yıldır devletin sanayi ve teknoloji politikalarında gözettiği hedefler, getirdiği uygulamalar, bilhassa vermiş olduğu destekler, gençlerimize yeni başarı hikâyeleri yazdırıyor. Bu gelişmeler bizleri inşallah hedeflediğimiz noktaya getirecektir” dedi.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ İLE GENÇLERİMİZİ GELECEĞE HAZIRLAYACAĞIZ
BUÜ Mühendislik Fakültesi’nin, Türkiye’nin önde gelen mühendislik fakülteleri arasında yer aldığına işaret eden Ahmet Saim Kılavuz, mezun gençlerin sektöre atıldıkları zaman bu fakülteden mezun oldukları için kazançlı çıktıklarını belirtti. Günümüzde artık endüstri 4.0 kavramının uygulamaya sokulduğunun altını çizen Kılavuz; “Kısa bir süre sonra endüstri 5.0’ı konuşacağız. Gençlerimiz bu alanda bilgili ve çalışmaya da hevesli. Biz yöneticiler olarak, sanayicilerimizle birlikte bu gençlerimizin elinden tutmak zorundayız. Üniversite-Sanayi işbirliğini geliştirerek inşallah geleceğimizin teminatı olan gençlerimize en iyi eğitimi verecek ve onları yarınlara hazırlayacağız” diye konuştu.

DEKANDAN VELİLERE TEŞEKKÜR
Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Burak Etemoğlu ise konuşmasında, fakültenin aklın ve bilimin önderliğinde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Velilere seslenen Dekan Etemoğlu, “Değerli velileri, çocuğu üniversitede okuyan bir baba olarak söylüyorum ki; ne mutlu sizlere. Sizler çok büyük bir alkışı hak ediyorsunuz. Dünyaya geldikleri andan itibaren üzerine titrediğiniz evlatlarınızın başarısı ile iftihar edebilirsiniz” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından derece yapan öğrencilere ve ailelerine plaketleri ve belgeleri takdim edildi. Törenin sonunda belgelerini alan öğrenciler hep birlikte kep fırlatma sevinci yaşadı.

Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin uluslararası etkinliklerinden ASTROFEST2019 için geri sayım başladı. ASTROFEST 2019, bu yıl da ünlü bilim insanları ile gökyüzü tutkunlarını Uludağ’ın zirvesinde bir araya getirecek. 19-20-21 Temmuz tarihlerinde Uludağ Karinna Otel’de gerçekleştirilecek etkinlikte çok sayıda Bilim İnsanı ve Gök Bilimci uzay bilimlerine ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. ASTROFEST 2019 birçok ilke de sahne olacak. İnsanoğlunun bundan 50 yıl önce ilk adımını attığı ‘Ay’a yolculuk’ macerası, zirvede gerçekleştirilecek özel bir programla Türkiye’nin en büyük astronomi festivalindeki yerini alacak. Etkinliğe katılanlar, film gösterimleri, dev teleskoplarla Ay gözlemleri ve “Ay’a küstü” atölye etkinlikleri çerçevesinde ‘Apollo 11’ programıyla Ay’a yapılan ilk insanlı yolculuğun detaylarını öğrenme şansı yakalayacak ve İnsanoğlu bundan 50 yıl önce Ay’da ne arıyordu? sorusu yanıt bulacak.

Zirvede meteor yağmuru
ASTROFEST2019’a katılanlar, gündüzleri atölye, konferans ve doğa yürüyüşleri ile keyifli zaman geçirmelerinin yanı sıra geceleri de alana kurulan dev teleskoplarla gökcisimlerini inceleyebilecek. Perseid gök taşı yağmuruna tanıklık edecek olan astronomi tutkunları, takımyıldızları ve gezegenleri de gözlemleyebilecek. ASTROFEST2019 için kayıtlar sürüyor. Festivale katılanlar arasında yapılacak çekilişle talihli bir kişi Bursa semalarında uçak turu kazanacak. Bilim, teknoloji ve astronomi alanında birbirinden ünlü isimleri Uludağ’da buluşturacak olan etkinliğe katılmak isteyenler http://uludagastrofest.org/ ya da www.bursabilimmerkezi.org web adreslerinden detaylı bilgi alabilirler.

Üniversite ve meslek seçimi, öğrencilerin yanı sıra ailelerin de tüm imkânlarını seferber ettikleri kaygılı, zorlu ve yorucu bir dönem. Anne ve babalar çocuklarının eğitim ve yaşam şartlarını güçlendirmek, sağlıklı-mutlu gelecekler yaratabilmek için uzun yıllardır yaptıkları yatırımların karşılıklarını almak istiyorlar. Hepsinden önemlisi çocuklarını hep başarılı ve hep en önde görme telaşındalar ancak yaşamda başarı kadar başarısızlık da söz konusu. Altınbaş Üniversitesi Rehberlik Koordinatörü Murat Acet, çocuklarının hayatlarının seçimini yapacakları bu dönemde sağlıklı bir tercih süreci için ailelere de düşen önemli sorumluluklar olduğunu vurguladı.

“Aileler dengeleyici olmalılar”
Anne ve babaların bu zor dönemde çocuklarını koşulsuz destekleyerek başarıya giden yolda onları teşvik edici-dengeleyici bir rol üstlenmelerinin hayati bir önem taşıdığını belirten Eğitmen-Rehberlik Koordinatörü Murat Acet, “Tercih sürecinde yüksek başarı beklentisi ve çevre baskısı içinde sıkışan gençleri ulaşılabilir hedeflere yönlendirmeye gayret etmek, herkes bir şeyler yapabilir düşüncesiyle onları kısır çekişmelere ve kıyaslamalara kurban etmemek gerekir” diye konuştu. Böylesi zor süreçlerde duygusal davranmanın beklenenin aksine sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Acet, “Yaşamın doğal akışının dışına çıkarak tercih dönemini bir ölüm kalım meselesi haline getirmenin kimseye yararı olmayacaktır. Aksine gereğinden fazla anlam, değer yüklenen bir tercih süreci, büyük ihtimalle duygusal, aceleci ve yanlış kararlarla son bulacaktır” ifadelerini kullandı.

“Ödül-ceza mekanizması doğru değil”
Ailelerin çocukları için zaman zaman başvurdukları ödül-ceza mekanizmasının da eğitim-öğretimin her kademesinde olduğu gibi tercih sürecinde de yaşandığını söyleyen Murat Acet, “Bu olmasa iyi olurdu dediğimiz bir durum. “İyi bir üniversiteye yerleşirsen tatile gidebilirsin” ya da “Ancak x bölümü kazanırsan sana istediğini alırım” ifadeleriyle, seçeneklerin daraltıldığı hatta şartlara bağlandığı böylesine bir anlayış sadece tercih dönemi değil öğrencilerin yaşamlarının sonraki aşamaları için de olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Acet, “Tercih döneminde gençleri belli kararlar almaları için zorlamak ya da ben karışmıyorum anlayışıyla tek başlarına bırakmak, onların endişelerini arttırmaktan hatta bile bile hata yapmalarına yol açmaktan öteye geçmeyecektir” dedi.

“Takım ruhuyla hareket edin”
“Tercih sürecinde ailelerin unutmaması gereken en temel nokta, başarının bir takım oyunu olduğu ve iş birliğine dayandığı gerçeğidir” diyen Eğitmen-Rehberlik Koordinatörü Murat Acet, “Aileler bu takım ruhunu hem kendilerine hem de çocuklarına hissettirmeliler. Böylesi dönemlerde gençlerin, bir seçim yapma duygusunun yaşattığı yoğun ve karmaşık baskıyı tek başına yüklenmesi zor olacaktır. Eğitim ve geleceği hakkında ailelerinden alacakları fikir ve deneyimler, karar verme sürecini kolaylaştırmanın yanında onlara büyük bir zenginlik katacak ve kendilerine olan güvenini arttıracaktır” şeklinde konuştu.

BTSO Eğitim Vakfı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Bursa Teknoloji ve Tasarım Geliştirme Merkezi (BUTGEM), Türk Kızılayı Bursa Toplum Merkezi öğrencilerini ağırladı. 50’ye yakın öğrenci, yaz kursları programı kapsamında ahşap oyuncak eğitimlerine katıldı.

BUTGEM, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman sorununa çözüm üretirken, düzenlediği yaz kurslarıyla da geleceğin mühendislerini yetiştirme adına ilk tohumları atıyor. Bu yıl 11’inci kez gerçekleştirilen kurs programları kapsamında 9-13 yaş arası çocuklara telden araba, maket robot, ahşap oyuncak ve origami-kağıt sanatları uygulama eğitimi veriliyor. 4 ayrı eğitim programından 300’e yakın öğrencinin faydalanacağı merkezi Türk Kızılay’ı Toplum Merkezi öğrencileri ziyaret etti.

KIZILAY ÖĞRENCİLERİ BUTGEM’İN MİSAFİRİ OLDU
1868 yılından bu yana toplumsal dayanışmayı sağlamak, sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunmak için önemli görevler üstlenen Türk Kızılay’ı bünyesinde faaliyet gösteren Bursa’daki Toplum Merkezi öğrencileri, BUTGEM’in 1 gün boyunca misafiri oldu. Sabah ve öğlen olmak üzere 2 ayrı grup halinde düzenlenen etkinlikte 50’ye yakın öğrenci, uzman eğitmenler eşliğinde ahşap oyuncak kursuna katıldı.

ÖĞRENCİLERDEN TEŞEKKÜR
Kursa katılan Arda Yazıcı, ahşap oyuncak kursunun kişisel ve zihinsel gelişimine katkı sağladığını belirterek, eğitimlerden dolayı BTSO’ya teşekkür etti. Kursiyerlerden İdil Ceylan ise tüm gün süren eğitimin oldukça keyifli geçtiğini ve etkinlik sayesinde grup çalışması ile tasarım bilincinin daha da arttığını söyledi.

2 BİN 300 ÖĞRENCİ FAYDALANDI
BUTGEM tarafından verilen yaz eğitim programlarıyla çocuklarda güven duygusunun artması, tasarım ve üretim bilincinin oluşması amaçlanıyor. Söz konusu eğitim programlarından şimdiye kadar 2 bin 300’e yakın kursiyer yararlandı.

Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için geliştirilen “okul öncesi eğitime erişim modelleri”ni de içeren “Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlandı.

4 yeni modelle, eğitim çocukların ayağına götürüldü
Buna göre, “yaz okulları”, “gezici sınıflar”, “gezici öğretmen sınıfı” ve “taşıma merkezi ana sınıfı modeli” olmak üzere 4 model geliştirildi. Söz konusu modellerin taslak yönergeleri hazırlandı ve “gezici öğretmen sınıfı” ile “taşıma merkezi ana sınıfı” modelinin pilot uygulamaları yapıldı.

Yaz okullarında 200 saatlik eğitim veriliyor
Modellerden biri olan yaz okulları, anaokulu çağı nüfusunun yoğun, fiziki şartların ve öğretmen sayısının yetersiz olduğu yerleşim yerlerinde, ders yılı içerisinde eğitim alamamış okul öncesi eğitim çağındaki çocuklar için uygulanıyor. Bu kapsamda, yaz eğitimlerinde günlük 6 etkinlik saati olmak üzere, toplamda en az 200 etkinlik saati eğitim yapılıyor. İstemeleri halinde kadrolu öğretmenlere yaz eğitiminde görev veriliyor.

Yaz eğitimleri, bu yıl özellikle yabancı uyruklu çocukların ilkokula başlamadan önceki dil gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla düzenleniyor. Bu kapsamda, Türk ve yabancı uyruklu çocukların donatım, materyal, kırtasiye ve beslenme ihtiyaçları, AB fonlarından karşılanıyor. Bu kapsamdaki eğitimlere, temmuzun ilk hafta sonundan beri yaklaşık 13 bin 500′ü yabancı olmak üzere 38 bin çocuk devam ediyor.

6 otobüs anaokulu için yollara düştü
Bakanlığın geliştirdiği “gezici sınıflar” modeli ise dağınık ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerinde uygulanıyor. Bu modelde okulsuz yerleşim yerlerinde, sınıf şeklinde tasarlanmış otobüsler içinde çocuklara günlük 6 saat eğitim veriliyor. Yönergesi olan ve 2009′dan beri uygulanan “gezici sınıf” modeli, halen 6 otobüs aracılığıyla yürütülüyor.

Gezici öğretmenler, köy köy gezip eğitim veriyor
“Gezici öğretmen sınıfı” modelinde ise öğretmenler aynı gün içinde sabah bir köye, öğleden sonra da başka bir köye giderek günlük 3′er saat eğitim yapıyor. Bu şekilde bir öğretmen 2 günde 4 köye giderek çocuklara eğitim veriyor. “Her yerde eğitim”, “eğitim her yerde” sloganları ile binası müsait olan kapalı veya açık köy okullarında, köy konaklarında, muhtarlık binalarında, hatta evlerde bile eğitim yapılabiliyor.

Öğretmenin köylere ulaşımı, milli eğitim müdürlüğü tarafından sağlanıyor. Öğretmenle birlikte, en az kız meslek lisesi mezunu bir yardımcı personel de görevlendiriliyor. Bu modelin ilk pilot uygulaması 2017-2018 eğitim öğretim yılında yapıldı, 2018-2019 eğitim öğretim yılında ise uygulama genişletilerek 38 öğretmenle 152 köye gidildi ve yaklaşık 850 çocuğa eğitim verildi.

Model aracılığıyla sabah erken saatlerde kalkıp servislerle uzak okullara taşınması önlenen çocukların; uykularını almış, kahvaltılarını yapmış şekilde okula gelmeleri ve okul öncesi eğitimin en önemli ayağı olan aile eğitimi ve velilerin eğitim süreçlerine aktif katılımı sağlanıyor. Gezici öğretmen sınıfı uygulamasının, alandaki etki araştırması da yapıldı. Geçen yıl, bu modelle eğitim alan çocukların devam ettikleri ilkokul 1. sınıflar tespit edildi ve sınıf öğretmenlerine yönelik bir anket uygulandı. Anket sonuçlarına göre, gezici öğretmen sınıfında eğitim almış çocuklar, hiç okul öncesi eğitim almamış çocuklara göre bütün gelişim alanlarında daha yüksek performans gösterdi. Ayrıca bu çocukların gelişimleri, tümüyle okul öncesi eğitim almış çocukların gelişimleri ile benzerlik gösterdi.

Kapalı köy okulları aktif hale geldi
Taşıma merkezi ana sınıfı modeli ise okul öncesi eğitim kurumu bulunmayan veya bir grup oluşturacak kadar çocuk olmadığı için eğitim kurumu açılamayan, nüfusu az ve dağınık kırsal yerleşim yerlerindeki çocukların, merkezi bir köye taşınarak eğitime alınması yoluyla hayata geçiriliyor.

Bu modelde birbirine yakın yerleşim yerlerindeki çocuklar araçla alınarak en sondaki köye getiriliyor. Günlük 6 saatlik eğitimden sonra çocuklar aynı araçla evlerine teslim ediliyor. Bu sınıflarda öğrencilere “beslenme” de veriliyor. Öğretmenin serviste çocuklarla birlikte okula gidip geldiği, taşıma merkezi ana sınıfı pilot uygulaması ile 2018-2019 eğitim öğretim yılında yaklaşık 70 köydeki 200 çocuk, 14 merkeze taşınarak eğitime alındı.

Bu sistem ile çocukların uzak merkezlere taşınması engellenirken ailelerin öğretmenlerle daha sık görüşebilmesinin önü açıldı ve kapalı köy okulları aktif hale getirildi. Okul öncesinde, eğitime erişimde uygulanan bu dört alternatif modelle yaklaşık 40 bin çocuğa eğitim verildi.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘2019 Gençlik Kampları’ yoğun bir katılımla coşku içinde sürüyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve yaz tatilinde yoğun ilgi gören ‘2019 Gençlik Kampları’; Gemlik Karacaali Deniz Kampı ve Kestel Alaçam İzcilik Kampı olmak üzere iki farklı kapsamda gençleri ağırlamaya devam ediyor.

Gençlerin doğa ve sporla iç içe zaman geçirmesine fırsat veren yaz kampları, 11 ile 13 yaşlar arası gençler için 6’şar gün halinde planlandı. Gemlik Karacaali Deniz Kampı, 4’ü erkek ve 6’sı kız kampı olmak üzere toplam 10 dönem olarak planlandı. Gemlik Karacaali’deki tesiste üçüncü dönem tamamlanırken, katılımcılara için temel afet eğitimi, oryantring, okçuluk, kano eğitimi, yüzme, canlı langırt, badminton, bisiklet, açık hava sineması, bocce, basketbol, müzik, dart, masa tenisi, mangala, satranç, plaj voleybolu ve plaj futbolu etkinlikleri düzenlendi.

Kestel Alaçam İzcilik Kampı’nda da 11 ile 17 yaş arası gençler, 6’şar gün halinde kalıyor ve burada ise 7’i erkek ve 4’ü kız olmak üzere toplam 11 dönem olarak planlandı. Her dönemde 130 kişinin katılacağı kamptan yaz boyunca 1430 genç faydalanacak. Burada da katılımcılara dağcılık, temel afet eğitimi, oryantring, okçuluk, ebru, badminton, at binme, bisiklet, atıcılık, resim, müzik, dart ve gece yürüyüşleri gibi etkinlikleri gerçekleştiriliyor.

Osmangazi Belediyesi’nin geleceğe ışık tutan projelerinden ‘Panorama 1326 Bursa’ Fetih Müzesi, su kabağı işlemeciliği sanatında hayat buldu.

Osmangazi Belediyesi’nin Halk Eğitim Merkezi işbirliği ile ücretsiz olarak düzenlediği OSMEK’te su kabağı işlemeciliği kursuna katılan kursiyerler, yeniliklere açılıyor. Bursa’nın simge yerlerinin işlendiği kabaklar, geçmiş ve gelecek arasında köprü kuruyor. Tamamen el işçiliği ile yapılan ‘Panorama 1326 Bursa’ Fetih Müzesi kabağı, Bursalı sanatseverler tarafından büyük ilgi görüyor. Şeyh Edebali’nin Osman Gazi ile sohbeti, Osman Gazi’nin oğlu Orhan Gazi’ye vasiyeti, Emir Sultan ve Çelebi Mehmet’in kılıç kuşanma merasimi, Yeşil Türbe’nin inşaatı sırasında İvaz Paşa’nın çini seçimi gibi önemli olayların anlatıldığı eser, fetih döneminin tüm güzelliklerini yansıtıyor.

“Kaybolmaya Yüz Tutan Sanatımız Yeniden İlgi Görmeye Başladı”
Mimarisi ve sanatsal özellikleriyle dikkat çeken Fetih Müzesi’nin kursiyerleri tarafından büyük ilgi gördüğünü dile getiren kurs eğitmeni Fatma Güler, “Müzeyi ilk gezdiğimde oldukça büyülenerek, buranın bir hikayesi olmalı dedim. Kursiyerim Ebru Aydın ile çalışmalarımıza başlayarak, eserimizi son haline getirdik. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi, bizlere adeta ilham kaynağı oldu. Kabağımızın dışını müzede bulunan tablolardaki eserler ile içini de eski Bursa Evleri, Yeşil Türbe, Uludağ, Karagöz ve Hacivat gibi objelerle süsledik. Böylece kaybolmaya yüz tutan sanatımız insanlar tarafından yeniden ilgi görmeye başladı” dedi.

El emeği göz nuru çalışmanın ortaya çıkmasında büyük emeği olan kursiyer Ebru Aydın ise böylesine güzel bir kültürel mirası Türkiye’ye kazandırdığı için Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a teşekkür etti.

Hafta sonu yapılacak Kamu Personeli Seçme Sınavı’na girecek memur adayları, Bursa’daki toplu ulaşım araçlarından ücretsiz yararlanacak.

Kamu Personeli Seçme Sınavı, (KPSS 2019) 14 Temmuz Pazar günü yapılacak. Gerek üniversite sınavı gerekse geçen yıl yapılan KPSS’de adaylara ücretsiz ulaşım desteği veren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Pazar günü sınava girecek memur adaylarını yine sınav merkezlerine ücretsiz taşıyacak. BursaRay, tüm Burulaş otobüsleri ile tüm Özel Halk otobüsleri ve ilçelerdeki halk otobüslerinde geçerli olacak ücretsiz ulaşım uygulaması Bursa şehir içi toplu taşıma sistemi ile Mustafakemalpaşa, Karacabey, Gemlik ve İnegöl ilçelerindeki ilçe içi toplu taşıma sistemlerinde geçerli olacak. Ücretsiz ulaşım uygulaması ilçeler ile Bursa şehir merkezi arasındaki ulaşımda geçerli olmayacak. Sınavına girecekler 14 Temmuz Pazar günü saat 18.00’a kadar toplu ulaşımdan ücretsiz yararlanabilecekler. Sınava girecek memur adaylarının, ücretsiz ulaşımdan yararlanabilmek için yanlarındaki sınav giriş belgesini göstermeleri yeterli olacak.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Karpat’ın Biyomedikal ve Biyomedikal Teknolojiler öncelikli alan başlığı altında hazırlamış olduğu “Sementli total diz protezi (TKR) implantının mekanik performasının iyileştirilmesinde lazer kaynaklı mikro yiv etkilerinin deneysel olarak incelenmesi” adlı proje önerisi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yönetilen Uluslararası Proje Tabanlı Mevlana Değişim Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.

24 ay süreli proje, Amerika Birleşik Devletleri University of Central Oklahoma (UCO)’dan Prof. Dr. Morshed Khandaker ve ekibi ile BUÜ proje ekibi tarafından ortak çalışmalarla yürütülecek. Doç. Dr. Fatih Karpat’ın proje ekibinde Makine Mühendisliği Bölümü’nden 2 doktora öğrencisi bulunuyor.

Aynı konuda Prof. Dr. Morshed Khandaker tarafından yazılan proje önerisi yine çok prestijli 2019-2020 Fulbright U. S. Scholar Programı kapsamında desteklendi. Prof. Dr. Morshed Khandaker 2019-2020 eğitim öğretim yılında 1 yıl süreyle Doç.Dr. Fatih Karpat ile çalışmak üzere BUÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde görevlendirildi. Her iki proje desteğinin iki üniversitenin uluslararasılaşma hedefine ve işbirliğinin güçlenmesine olumlu katkı sağlayacağı öngörülüyor.

2016 yılında yürürlüğe giren bugüne kadar Mevlana Proje Tabanlı Proje Kapsamında Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanan 3 uluslararası proje de desteklendi.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et