Anasayfa EĞİTİM AKTÜEL

Kuruluşunun 65. yılını kutlayan TürkTraktör, birbirinden farklı alanlardaki sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmeye devam ediyor.

TürkTraktör’ün lider markası New Holland, çocuk yaşta edinilen alışkanlıkların önemine olan inançla, internet çağı çocuklarının ufkunu genişletmek, bilgi edinmelerini sağlamak ve toplumun eğitim seviyesine değer katmak üzere okuma alışkanlığı kazanımına yönelik olarak 2016 yılında New Holland Yaren Çocuk Kütüphaneleri’ni kurmaya başladı.

7-12 yaş arasında edinilen okuma alışkanlığını desteklemek ve kitap okumanın önemini küçük yaşlarda çocuklara aşılamak üzere hayata geçirilen bu kütüphaneler aynı zamanda çocukları onlarca çeşit kitapla buluşturarak, onlara yaratıcılıklarını ve hayal güçlerini geliştirebilecekleri keyifli bir ortam hazırlıyor.

New Holland Yaren Çocuk Kütüphaneleri’nin sekizincisi ise Kars’ın Ağadeve Köyü’nde kuruldu. New Holland Kars Bayisi Aküzüm’ün de desteğiyle açılan kütüphaneye, 500 adet kitap bağışlandı.

Bugüne kadar Çankırı, Ağrı, Uşak, Kayseri, Tekirdağ, Balıkesir, Denizli ve Kars olmak üzere toplam 8 farklı ildeki 8 köy okulunda kurulan ‘New Holland Yaren Çocuk Kütüphaneleri’ne bağışlanan kitap adedi toplam 6000’e yaklaştı. New Holland, Türkiye’nin dört bir yanında yeni kütüphaneler açmak üzere çalışmalarını sürdürüyor.

Yeni bir eğitim-öğretim dönemi başlarken, Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Feyza Darendeliler, çocuk ve gençlerde büyüme geriliğine dair önemli bilgiler verdi. Çocuğun boyunun normal olup olmadığı, sağlıklı çocukların boy değerlerinden hazırlanmış persantil eğrileri kullanılarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr Feyza Darendeliler, okula dönüş döneminin yaklaşmasıyla büyüme geriliğini işaret eden belirtilere dikkat çekti ve sağlıklı büyümenin en önemli şartlarından birinin sağlıklı beslenme olduğunu vurguladı.

Büyüme, doğum öncesi dönemden başlayarak doğumdan sonra 18 yaşlarına kadar farklı hızlarda ancak sürekli devam eden süreci kapsıyor. Çocukların boyunu ve büyümesini belirleyen en önemli etken anne ve babadan geçen genler. Buna ek olarak büyüme hormonu, tiroid hormonu gibi hormonlar da boy uzaması üzerinde etkiye sahip. Sağlıklı büyümenin en önemli şartlarından biri ise sağlıklı beslenme. Ayrıca çocuğun büyüyebilmesi için psikososyal ortamının olumlu olması ve esas büyümeyi sağlayan uzun kemiklerin uyaranlara yanıt verebilmesi gerekiyor.

Sağlıklı da olsa tüm çocukların belirli aralarla izlenimi şart
Büyüme geriliği, çocukların olması gereken boya göre daha kısa olması olarak tanımlanıyor. Çocuğun boyunun normal olup olmadığının, sağlıklı çocukların boy değerlerinden hazırlanmış persantil eğrileri kullanılarak değerlendirildiğini belirten İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı, Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Feyza Darendeliler, ölçü sistemini özetledi: “Sağlıklı bir çocuğun boyu eğri üzerinde 3. ve 97. persantil çizgileri arasında yer alır ve 2 yaşından sonra çocukluk dönemi boyunca aynı eğri üzerinde devam eder. Çocuğun boyunun persantil eğrilerinde 3. persantil altında olması, normal persantil eğrileri içinde olsa bile zaman içinde eğri içinde düşme göstermesi ya da anne-babasına göre çocuğun boyunun kısa olması patolojiktir ve tetkik gerektirir. Boy kısalığını veya büyümede duraklamayı yakalayabilmek için tüm çocukların sağlıklı da olsalar belirli aralarla izlemi şarttır.”

Büyümede duraklama, başka bir hastalığın habercisi olabilir
Büyüme döneminin karmaşık ve birbiriyle ilintili birçok olayın bir sonucunda gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Feyza Darendeliler, yaşanan herhangi bir hastalığın büyüme sürecini olumsuz etkileyebileceğinden ve büyümede duraklamanın altta yatan başka bir hastalığın ilk belirtisi olabileceğinden bahsetti: “Büyüme hormonu büyümeyi sağlayan en önemli hormonlardan biridir. Bu hormonun eksikliği yaşayan çocukların boyları kısa ancak kiloları normaldir; yağ dokuları ise fazladır. Büyüme hormonu eksikliği, doğumsal olabileceği gibi sonradan oluşan nedenlerle de olabilir. Ancak olguların yaklaşık yarısında altta yatan neden bilinmemektedir. Bu nedenle gerekli tetkiklerin tümü yapılmalı ve eşlik eden bir hastalık olmadığından emin olunmalıdır.”

Büyüme hormonu yetersizliği, 4.500 çocuktan birinde görülüyor
Büyüme hormonu eksikliğine bağlı boy kısalığının farklı çalışmalara göre 4.500 ila 10.000 çocukta bir görüldüğünü belirten Prof. Dr. Feyza Darendeliler, boy kısalığı nedenlerini şöyle özetledi: “Boy kısalıkları normal boy kısalığı (yüzde 80-85) ve patolojik boy kısalıkları (yüzde 15-20) olarak ikiye ayrılır. Normal boy kısalıklarına ailevi boy kısalıkları ve yapısal boy kısalıkları dahildir. Ailevi boy kısalığı, anne ve/veya babası kısa olan çocukların boy kısalığına denir. Yapısal boy kısalığı ise çocukluk dönemlerinde kısa olan, ergenlik başlaması biraz geciken, ancak daha sonra ergenlik başladıktan sonra uzayan ve hedef boylarına ulaşan çocukları kapsar. Patolojik boy kısalığı ise vücut oranı bozuk olanlar ve vücut oranı normal olanlar olmak üzere iki alt başlıkta toplanır. Vücut oranı bozuk olanlardaki boy kısalığı iskelet sistemi hastalıklarından kaynaklanır. Diğer yandan, vücut oranı normal çocuklardaki kısa boylulukta ise Turner sendromu, beslenme bozukluğu ve kronik malnutrisyon, uzun süreli hastalıklar (kalp, böbrek, kan vb.), hormonal bozuklar (büyüme hormonu eksikliği, hipotiroidi )ve psikososyal boy kısalığı gibi nedenler etkili olmaktadır. Ayrıca, zamanında ancak düşük doğum ağırlıklı olarak doğan çocukların %10-15′i de büyümede yakalama yapamamakta ve kısa boylu olmaktadır.” Turner sendromu kız çocuklarda 2500 çocukta bir görülmekte olup çocukluk döneminde tek bulgusu boy kısalığı olabilir. Bunun dışında normalden farklı bazı bulgular olabilir. Ergenliğin başlamaması diğer önemli bir bulgudur.

Büyümenin izlenmesi, büyüme süreci tamamlanıncaya kadar devam eder
Büyümenin izlenmesi aile hekimleri ve çocuk doktorları tarafından takip ediliyor. Genellikle ilk 1 yaşta 1-2 ayda bir; 1-2 yaşta 3 ayda bir; 2-6 yaş arası 6-12 ayda bir, 5 yaşından sonra ise yılda bir izlem gerekir. Kız çocuklarda ilk adet olduktan sonra ortalama 6 cm büyüme olur. Erkek çocuklarda ise ergenlik başladıktan 1-2 yıl sonra büyümede hızlanma olur, 16 yaşlarında ise yavaşlar. İzlem, çocuğun büyümesi tamamlanıncaya kadar devam eder. Ergenlik döneminde izlem sadece boy için değil, aynı zamanda ergenlik döneminin çeşitli gereksinimleri göz önüne alınarak yapılır.

Anne-babanın kısa olmasının sebebi de altta yatan bir hastalık olabilir
Toplumda en sık görülen boy kısalığının normal kısa boyluluk olduğunu ekleyen Prof. Dr. Feyza Darendeliler, bu çocukların boylarının kısa ancak büyüme hızlarının normal olduğunu belirtti. “Normal boy kısalığına sahip çocukların bir kısmının anne ve babası da kısa boyludur. Ancak kısa anne-babada olan bir hastalık anne-babayı da kısa bırakmış olabilir. Dolayısıyla bu hastalık çocuğuna da geçmiş olabilir. Bu nedenle anne ve baba kısa ise bu duruma dikkat etmek gerekir. Patolojik boy kısalıklarında ise boy kısa ve büyüme hızı düşüktür. Büyüme geriliği de altta yatan bir hastalığın belirtisi olabileceğinden mutlaka doktorun muayenesi ve fizik muayene bulgularına göre uygun tetkiklerin istenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.”

Erken tanı ve tedavi ile zeka geriliği önlenir
Büyüme geriliğinin tedavisi, geriliğin sebebine göre değişiklik gösteriyor. Büyüme hormonu eksikliğinde erken yaşlarda büyüme hormonu tedavisine başlanmasıyla başarılı bir tedavi elde edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Feyza Darendeliler, erken tanının önemini vurguladı: “Boy kısalığına neden olan hastalığın erken tanısı, erken tedavi açısından önemlidir. Tedavi ne kadar erken başlarsa sonuç o kadar başarılı olur. Tedavi olanağı yoksa bile altta yatan hastalık açısından aileyi bilgilendirme çok önemlidir. Hipotiroidide yenidoğan döneminde tanı konması ve ilk 1-2 hafta içinde tiroid hormonu ile tedaviye başlanması gerekir. Erken tanı ve tedavi ile boy kısalığının yanı sıra daha da önemlisi zeka geriliği önlenmiş olur. Turner sendromunda ise erken büyüme hormonu tedavisi ile normal nihai boya erişilmesi mümkündür. Doğum tartısı düşük doğan ve kısa boylu olan çocuklarda büyüme hormonu tedavisi ile nihai boyu uzatma konusunda başarılı çalışmalar vardır. İskelet sistemi hastalıklarının bazısında cerrahi olarak boy uzatma operasyonu ile boy uzamasını sağlamak mümkündür.”

Büyüme geriliğine ait ipuçları:
*Çocuğun yaşıtlarına göre daha kısa olması
*Çocuğun anne ve baba boyuna uymayacak düzeyde kısa olması
*Çocuğun pantolon /etek boyunun üst üste 2 yıl aynı kalması
*Kollarda, bacaklarda kısalık
*Gebelik haftasına göre zamanında ama düşük doğum ağırlıklı doğmuş olma- bu çocukların yüzde 10-15′i ilerde kısa kalır
*Çocuğun büyüme eğrisinde aşağı düşmesi
*Yüzde veya vücutta farklı (dismorfik) bulgular
*Kilo alımına rağmen boyun uzamaması

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘2019 Gençlik Kampları’ yoğun bir katılımla tamamlandı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ve yaz tatilinde yoğun ilgi gören ‘2019 Gençlik Kampları’; Gemlik Karacaali Deniz Kampı ve Kestel Alaçam İzcilik Kampı olmak üzere iki farklı kapsamda gençleri ağırladı.

Gençlerin doğa ve sporla iç içe zaman geçirmesine fırsat veren yaz kampları, 11 ile 13 yaşlar arası gençler için 6’şar gün halinde planlandı. Gemlik Karacaali Deniz Kampı, 4’ü erkek ve 6’sı kız kampı olmak üzere toplam 10 dönem olarak planlandı. Gemlik Karacaali’deki tesisteki kamptan 1300 genç yararlanırken, katılımcılar temel afet eğitimi, oryantring, okçuluk, kano eğitimi, yüzme, canlı langırt, badminton, bisiklet, açık hava sineması, bocce, basketbol, müzik, dart, masa tenisi, mangala, satranç, plaj voleybolu ve plaj futbolu etkinliklerinden yararlandı.

Kestel Alaçam İzcilik Kampı’nda da 11 ile 17 yaş arası gençler, 6’şar gün halinde kaldı ve burada da etkinlikler 7’i erkek ve 4’ü kız olmak üzere toplam 11 dönem olarak gerçekleşti. Her dönemde 130 kişinin katılacağı kamptan yaz boyunca 1430 genç faydalandı. Burada da katılımcılara dağcılık, temel afet eğitimi, oryantring, okçuluk, ebru, badminton, at binme, bisiklet, atıcılık, resim, müzik, dart ve gece yürüyüşleri gibi etkinlikler düzenlendi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) yalın üretim süreçleriyle birlikte verimlilik ve kalite artışı sağlamak için kurguladığı Bursa Model Fabrika’da işletmelere yönelik eğitimler başladı.

BTSO tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) destekleriyle yürütülen Bursa Model Fabrika (BMF), deneyimsel öğrenme tekniklerini kullanarak teori ve pratiği birleştiriyor. Fabrika, KOBİ’lerin dijital üretime geçiş uygulamalarına hız kazandırırken, Bursalı firmaların bu sürece adaptasyonlarını kolaylaştırıyor. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki BTSO BUTEKOM bünyesinde faaliyet gösteren Model Fabrika, üretim geliştirme modelleri ile gerçek fabrika ortamı gibi kurgulandı.

EĞİTİMLER BAŞLADI
Bursa Model Fabrika’da Öğren-Dönüş uygulamasının temeli olan Eğitim – Danışmanlık etapları kapsamında eğitimler başladı. Firma üst yöneticilerine ilk olarak sınıf ortamında işletmelerdeki verimlilik ve kaliteyi artırmak için 19 ayrı modül hakkında eğitimler veriliyor. Proses akışlarından standartlaştırmaya, değer akış şema hazırlanmasından iş – zaman etüdü hazırlanmasına kadar farklı başlıklarda firma çalışanlarına detaylı bir brifing veriliyor.

HEM TEORİK HEM DE PRATİK
Teorik eğitimlerin ardından firma yöneticileri Model Fabrika’nın uygulama alanına geçiyor. Bu bölüm, yöneticilere teorik olarak verilen sunumun uygulamalı olarak anlatılması şeklinde gerçekleşiyor. Uzman eğitmenler tarafından verilen bilgiler sayesinde firmalar dijital dönüşüm sürecini kendi işletmelerinde uygulamak için önemli bir deneyim yaşıyor.

FABRİKADA UYUM SÜRECİNE DESTEK
Bursa Model Fabrika, sadece işletmelere yönelik verilen eğitimlerle sınırlı kalmıyor. Fabrika içi danışmanlık uygulamaları kapsamında merkez, ayrıca yalın üretimden dijital dönüşüme giden yolculukta firmaların yanında yer almayı sürdürüyor. Bursa Model Fabrika’nın görevli uzmanları bu süreçte firmaların sürece hızlı adapte olması noktasında destek sağlıyor. Bu uygulama merkezin teorik ve pratik eğitim yöntemlerini deneyimsel öğrenme prensipleri çerçevesinde birleşmesine de katkı sağlıyor.

“DÖNÜŞÜME HIZLI ADAPTE OLMALIYIZ”
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyasının talepleri doğrultusunda kurgulanan BMF’nin firmaların yeni sanayi dönüşümüne hazırlanmasında büyük katkı sağladığını söyledi. Bursa Model Fabrika’nın verimlilik artışından kaliteye, yalın üretimden dijital dönüşüme kadar birçok alanda firmalara rehberlik yaptığını kaydeden Başkan Burkay, merkezin işletmelerde operasyonel mükemmeliyet ilkeleri ve deneyimsel öğrenme tekniklerini kullanarak ölçeklendirilebilir bir şekilde yaygınlaştırılmasını sağladığını da belirtti. Başkan Burkay, “Ülkemizin 2023, 2053 ve 2071 vizyonu doğrultusunda milli ve yerli hamlelerle daha güçlü bir geleceğe ilerleyeceğine inancımız tamdır. Bu noktada Bursa Model Fabrika gibi önemli bir merkezin Bursa’ya kazandırılmasının kentimiz için büyük bir avantaj olarak görüyoruz. Firmalarımızın dijital dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu gerekli altyapı ve insan kaynağı için destek sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.

BMF’NİN FAYDALARI NELER?
BMF’de pilot işletmelerde öğren-dönüş programlarından deneyimsel eğitimlere, farkındalık artırıcı seminerlerden akademik proje ve ürün geliştirme projelerine kadar şirketlere direkt fayda sağlayacak önemli organizasyonlar gerçekleştiriliyor. Bu eğitim programları ile firmaların sıfır hataya yaklaşma, hatayı bir daha tekrarlamama, dışarıdan gelebilecek ani değişimlere en hızlı şekilde tepki verme, tam zamanında üretme, israfları yok etme, KAIZEN düşünce tarzını benimseme, kaliteyi standart bir değer haline getirme gibi sonuçlar elde edilecek. Bu süreç firmaların yalın üretim tekniklerini dijitalleşme ile birleştirmesi sonucunda Sanayi 4.0 seviyesine ulaşmasını kolaylaştıracak.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Senatosu ve Yönetim Kurulu, Ziraat Fakültesi’nin ev sahipliğinde toplandı. Üniversite yönetimi, toplantının ardından üretim yapılan fakülte tarla, bahçe ve gıda üretim tesislerini ziyaret etti.

BUÜ Senato ve Yönetim Kurulu, Rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz’un da katılımı ile Ziraat Fakültesi Dekanlığı’nda bir araya geldi. Olağan çalışmaların görüşüldüğü toplantının ardından tüm yönetim kurulu ve senato üyeleri Ziraat Fakültesi’nin üretim ve projelerini yürüttüğü bahçeleri gezdi. Üzüm, incir, şeftali ve ceviz üretimlerinin gerçekleştirildiği bahçeleri ve tarlaları gezen üniversite yönetimi Fakülte Dekanı Prof. Dr. İlhan Turgut ve öğretim üyelerinden devam eden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Heyet daha sonra fakültenin soğuk hava depolarını inceledi.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK UYGULAMA ALANI
Üniversite yönetimini fakültede ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını aktaran Dekan Prof. Dr. İlhan Turgut, misafirlerine yeni dönemde yapacakları projeleri aktardı. Türkiye’nin en büyük uygulama alanına sahip olduklarını ve öğrencilerine pratik eğitim verme konusunda hiç sıkıntı yaşamadıklarını vurgulayan Dekan Turgut; “Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, gerek teorik gerekse de pratik eğitim konusunda ülkenin en önde gelen fakülteleri arasında yer alıyor. Her geçen gün akademik ve bilimsel başarı çıtasını yukarıya doğru çıkarmaya devam eden fakültemiz, önümüzdeki yıllarda da aynı başarı seviyesini sürdürmek konusunda çalışmalarına devam edecektir. Bugün üniversite yöneticilerimizi önce fakülte binasında ağırladık. Ardından bahçelerimizi gezdirdik. Son olarak da gıda üretim tesislerimizi gösterdik. Yaptığımız çalışmalar ve projelerimiz hakkında bilgiler verdik” diye konuştu.

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ, HAYATIN HER ALANINDA OLACAK
BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz ise senato ve yönetim kurulu toplantılarını farklı fakültelerin ev sahipliğinde gerçekleştirmeye devam edeceklerini söyledi. Fakülte ziyaretlerinde öğretim üyelerinin yaptığı projeleri ve çalışmaları yerinde görme imkânı bulduklarının altını çizen Rektör A. Saim Kılavuz, aynı zamanda istekleri ve mevcut sıkıntıları da birebir çözebilmek adına güzel bir ortam oluştuğunu belirtti. Üniversite yönetimi olarak görev süreleri içerisinde gerek öğretim üyeleri, gerek öğrenciler, gerek personel ve gerekse de kent dinamikleri ile sürekli iletişim halinde olacaklarını kaydeden Kılavuz; “Üniversiteler artık hayatın içerisinde yer almaya başladı. Biz özellikle bu dönemde üniversitemizin içerisindeki tüm dinamiklerle sıkı bir iletişim ağı kurduk. Burada öğrencisinden personeline, akademisyeninden ziyaretçilerine kadar herkesin bizimle irtibata geçebilmesi adına güzel bir ortam sağladık. Fakat bunun yanı sıra üniversitenin kent ile bağını da güçlendirmek adına önemli çalışmalara imza atıyoruz. Yeni dönemde Bursa Uludağ Üniversitesi, hayatın her alanında yer alacak. Özellikle kent yönetimi, sanayiciler ve sivil toplum kuruluşları ile irtibatımızın çok güçlü olmasına özen göstereceğiz. İnşallah gerçekleştireceğimiz çalışmalar ve üreteceğimiz projeler ile üniversitemize, kentimize ve ülkemize katkı koymaya devam edeceğiz” dedi.

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Mesleki Çalışma Programının başlangıcında yeni tasarlanan öğretmenler odasından meslektaşlarına hitap etti.

Bakan Selçuk, öğretmenlerin daha rahat edebilecekleri, keyifli ve üretken vakit geçirebilecekleri, bireysel ihtiyaçlarına da uyumlu bir öğretmenler odası tasarımı yaptıklarını belirtti. Bakan Selçuk, Konuşmasını Ankara Elmadağ’daki bir okulda yeni tasarlanan öğretmenler odasından yapan Selçuk, buradan öğretmen odalarının iç tasarımında yaptıkları bir dizi yeniliğe ilişkin bilgiler paylaştı.

Öğretmenler odasında geçirilen zamanın kendileri için önemine işaret eden Selçuk, “Bu yüzden daha rahat edebilecekleri, keyifli ve üretken vakit geçirebilecekleri, bireysel ihtiyaçlarına da uyumlu bir oda tasarlayalım istedik. Pek çok öğretmenimizin de görüşünü aldık. İmkânlarımızın elverdiği ölçüde tüm öğretmen odalarının benzer şekilde tasarlanacağı bilgisini de vermek isterim.” diye konuştu. Öğretmenlere yönelik doğa yürüyüşünden diksiyona, müze eğitiminden dramaya kadar pek çok alanda eğitim seçenekleri sunduklarını hatırlatan Selçuk, bunlara katılımın beklenenin çok üzerinde olmasından duydukları mutluluğu dile getirdi.

Öğretmenlerin yer aldığı hemen her etkinliğe katılmaya gayret ettiğini belirten Selçuk, “Sizleri dinlemek bana yeni ufuklar açıyor, öğretmenlerimizden gelen pek çok fikir eğitim adına yeni kapıları aralıyor.” dedi. Yaz döneminde drama, yazılım geliştirme uzmanlığı, akıl ve zeka oyunları, okul yöneticiliği, masal anlatıcılığı gibi pek çok mesleki gelişim sertifika programına binlerce öğretmenin katılım sağladığını vurgulayan Selçuk, bundan sonraki süreçte de halk oyunları, müzik, ritim, yapay zeka gibi mesleki gelişim programlarının artırılarak sunulacağını bildirdi.

“Mesleki gelişim programları merkezi ve mahalli olarak artırılacak”
Bakan Selçuk, öğretmenlerin içindeki edebiyat yeteneğini dışarıya aktarmaları için bu yıl ilk kez Hasan Ali Yücel Edebiyat Ödülleri kapsamında bir öykü yarışması düzenlediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Yakında duyurularını yapacağımız Türkiye öğretmenler kupası ve öğretmen konserleri bu çalışmanın bir parçası. Mesleki gelişim programlarını merkezi ve mahalli olarak arttıracağız. Çünkü başvurup eğitime katılma hakkı alamayan öğretmenlerimiz beklenti içinde. Eğitimleri olabildiğince okul dışına taşımaya da devam edeceğiz. İnanılmaz sayıda çok talep var. Örneğin zeka oyunları eğitimini 350 kişiyle pilot olarak açtık, 27 bin başvuru oldu. Öğretmenlerimizin erişimini artırmak için öğrenme yönetim sistemini ve çevrimiçi akredite sertifika programlarını başlatacağız. Mesleki gelişim programlarında başvuru ve katılım konularında iyileştirmeler yapıyoruz. 5 olan merkezi eğitimi 7′ye, 5 olan mahalli eğitimi 10′a çıkarıyoruz. Ret ya da iptal durumlarında hak kaybının önüne geçeceğiz.”

Vizyon belgesinde yapılanlar Ekim’de açıklanacak
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, geçen yıl ekim ayında vizyon belgesinin yayınlandığını hatırlatarak, “Bir yılı tamamlamamıza çok az kaldı. Çalışma ekibimizin, mesai arkadaşlarımın ve sizlerin gayretleriyle epey yol kat ettik. Yaptığımız her çalışmayı, hangi konuda ne aşamada olduğumuzu bu yıl inşallah ekim ayında yine paylaşacağız. Bu ayda 100′den fazla kurumdan görüş aldığımız hem ortaöğretim tasarımının son halini hem de ilköğretim taslak programını değerlendirmelerinize sunacağız.” bilgisini verdi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Eğitim Sektör Konseyi toplantısı gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nemli, BTSO öncülüğünde mesleki eğitimde dönüşümü hızlandıran ‘Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Projesi’nin Türkiye’ye model olduğunu söyledi.

BTSO Eğitim Konseyi Toplantısı, aynı zamanda Mutfak Akademi öğrencilerinin uygulama alanı olan 1889 & Double F Restaurant’ta düzenlendi. Eğitim Konseyi üyelerinin yer aldığı toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nemli, sektörel konseylerin BTSO’nun makro projelerinin odak noktasını oluşturan bir yapılanma olduğunu söyledi. BTSO olarak insan odaklı projeler üretmeye devam ettiklerini ifade eden Osman Nemli, “İş dünyasının gelişim platformu olan BTSO Akademi Projesi ile 360’tan fazla eğitim programından 25 bini aşkın kişi faydalandı. BUTGEM ile de 25 bine yakın kursiyerimiz meslek sahibi oldu. Odamız tarafından hayata geçirilen Uludağ Yaşam Boyu Eğitim Merkezi projesi ile tarihi Kirazlıyayla Sanatoryum Binasını iş dünyası için eğitim ve konaklama merkezine dönüştürüyoruz.” dedi.

MESLEKİ EĞİTİM MODELİ
BTSO olarak mesleki eğitime yönelik şimdiye kadar önemli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Osman Nemli, “Şubat ayında Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un katılımıyla ‘Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği’ protokolüne imza attık. Bu protokolün ardından hemen aksiyonumuzu aldık. İlk olarak okulların yönetici ve öğretmen kadroları ile iş dünyası kuruluşlarının yöneticilerinin katılımıyla toplantılar yapıldı. Bursa Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, iş dünyası kuruluşları ve BEBKA’nın destekleriyle kurgulanan proje 19 okulda yürütülüyor. Proje ile Bursa’da mesleki ve teknik eğitimin kalitesinin ve cazibesinin artırılmasını hedefliyoruz.” diye konuştu.

“ÜNİVERSİTE SAYISINI ARTIRMALIYIZ”
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, BTSO bünyesinde faaliyet gösteren sektörel konsey yapılanmasının sektördeki birlikteliği artırdığını belirtti. Üniversite olarak BTSO ile birlikte çok sayıda projeye imza attıklarını kaydeden Kılavuz, konseyin çalışmalarına da katkı sağlamak istediklerini vurguladı. Bursa’da üniversite sayısının yetersiz olduğunu belirten Kılavuz, “Şu anda Antalya 3, Adana 3, Kayseri 4 ve Konya 6 üniversiteye sahip. Bursa’nın iki devlet üniversitesi var. Üniversite sayısının artırılması ve niteliklerinin yükseltilmesi noktasında Bursa Uludağ Üniversitesi olarak her türlü akademik desteği vermeye hazırız.” dedi.

“SEKTÖRÜMÜZ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”
BTSO Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl, konseyin eğitim sektörünün tüm paydaşlarının buluştuğu platform olduğunu söyledi. Bursa’nın mesleki eğitim noktasında önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Bingöl, Eğitim Konseyi olarak örnek projelere imza atmayı hedeflediklerini belirtti. Konsey Başkanı Bingöl, “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği protokolü ve atılan adımlar, Türkiye’ye model oldu. Proje, mesleki ve teknik eğitimin geleceğe daha sağlam adımlarla taşımasını sağlayacak. Konsey olarak atacağımız her bir adım sektörümüzün sorunlarını daha hızlı çözmesini sağlayacaktır. Tüm konsey üyelerimizin çalışmalarımıza güç katmasını arzu ediyoruz.” diye konuştu.

Gençlere 40 yıldır eğitim desteği veren Anadolu Vakfı’nın burs başvuruları başladı. Anadolu Vakfı 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Yılı Burs Programı kapsamında eğitim desteği almak isteyen üniversite öğrencileri 1 – 30 Eylül 2019 tarihleri arasında www.anadoluvakfi.org.tr adresinden başvuruda bulunabilecek.

Kurulduğu 1979 yılından bu yana sürdürdüğü burs programı ile eğitime desteğini aralıksız sürdüren Anadolu Vakfı’nın 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Yılı Burs Programı’na başvuru süreci başladı. Bugüne kadar 28.000’in üzerinde öğrenciye burs yoluyla eğitim desteğinde bulunan Anadolu Vakfı’nın karşılıksız eğitim desteğinden yararlanmak isteyen üniversite öğrencileri 1 – 30 Eylül 2019 tarihleri arasında www.anadoluvakfi.org.tr adresinden online olarak başvuruda bulunabilecek.

Burs stratejisini ve süreçlerini yerel ve küresel iyi uygulama örnekleri ile karşılaştırarak sürekli geliştiren ve burs yönetiminde yenilikçi uygulamalara sahip olmayı esas alan Anadolu Vakfı, 2013 yılında devreye aldığı ‘web tabanlı burs başvuru sistemi ile bursiyerlerin tüm bilgilerini yakından takip ediyor. Online başvuru sürecinde 60 farklı veri ile ailenin gelir durumunu ve öğrencinin başarısını sağlıklı bir şekilde değerlendiren Anadolu Vakfı, bu sistem ile bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanından 365.000’den fazla burs başvurusu aldı.

40 yıldır eğitime destek veriyor
Burs programıyla 40 yıldır, akademik ve sosyal yönden başarılı gençleri desteklediklerini dile getiren Anadolu Vakfı Genel Müdürü Selim Güven, “Gençlere maddi destek vermek için çıktığımız bu yolda aslında kişisel gelişimlerine sağladığımız katkı bizler için büyük önem taşıyor. Gençlerin hayatlarını daha proaktif bir şekilde kurgulamalarına, hayallerinin farkına varmalarına, ülkemiz ve insanlık için daha etkin, çağdaş bireyler olmalarına olanak sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Burs sürecinin, Anadolu Vakfı ile bursiyerler arasında köprü oluşturduğuna dikkat çeken Güven, “Programımız mesleki deneyim paylaşım etkinlikleri ve eğitimlerin yanı sıra yine eğitim, kişilik envanteri gibi araçlar ile desteklenen bir yıllık mentorluk sürecini içeriyor. Eğitimlerini tamamlayarak hayata atılan mezun bursiyerlerimiz ile ilişkilerimiz devam ediyor. Mezun bursiyerlerimiz edindikleri deneyimleri yeni bursiyerler ile gerek mentorluk sürecinde gerekse diğer etkinlik ortamlarında paylaşıyor” diye konuştu.

Anadolu Vakfı Burs Programı kapsamında adaylar öncelikle akademik olarak kendi meslek dalı içerisinde değerlendiriliyor. Benzer başarı düzeyindeki adaylar arasında ihtiyaç durumu belirleyici oluyor. İlk değerlendirme sürecini takiben bursiyer adayları mülakata çağrılıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestrası, 2019 – 2020 eğitim ve öğretim yılında müzikal yeteneğini ortaya çıkarmak isteyen öğrencilerini bekliyor.

Sanatçı adaylarının yetenek sınavıyla katılacağı eğitimlerde; Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği bölümleriyle Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği çocuk korolarına katılmak isteyen adaylar, 19 Eylül Perşembe gününe dek ön kayıt yaptırabilecek; 21 – 22 Eylül tarihlerinde de kesin kayıt için sınava girecekler.

Müzikal yeteneğini geliştirmek isteyen tüm adaylar, Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde (Merinos AKKM) faaliyet gösteren Orkestra Şube Müdürlüğü’ne orkestra.bursa.bel.tr internet adresinden online başvuru yaptırabilirler.

Yaz tatilinin sonu yaklaşırken öğrenciler ve velileri yeni dönem heyecanı sarmaya başladı. Uzun süren tatil boyunca serbest zaman ve bolca oyuna alışan çocuklar için yeniden okul günleri başlıyor. Tatil süresince esneyen kurallar ve çoğu sorumluluğun bir kenara bırakılması çocuklara keyifli günler yaşattı; ancak yaşam düzenlerinin bu şekilde değişmiş olması okula dönüş sürecinde uyuma dayalı bazı problemler yaratabiliyor. Uzun yaz tatilinin ardından okulların açılmasına kısa bir süre kala çocuklar nasıl bir hazırlık dönemi yaşamalı? Aileler çocuklarını okula nasıl hazırlamalı? Altınbaş Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Başkanı Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, bu süreci daha az problemli yaşamak için öncelikle çocuğa zaman vermek gerektiğini belirtti. Özçelik, gündelik hayatta ani değişiklikler yapmak yerine esneyen kuralları ve değişen şartları yavaşça okula uyumlu hale getirmenin çocuk açısından daha faydalı olacağını söyledi.

Baskı yerine empati
Okula uyum sürecinde asıl görevin çocuktan çok ailelere düştüğünü vurgulayan Dila Özçelik, “Özellikle ilk haftalarda çocuğun uyum problemleri daha çok olacaktır; bu süreçte ailelerin de kendi iş saatleri ve sosyal hayat şartlarını tıpkı çocuktan bekledikleri gibi okul sürecine uyumla hale getirmeleri çocuğun yaşadığı problemlerin azalmasında önemli bir etken olacaktır. Bununla birlikte uyum sürecindeki en önemli faktörlerden biri olan kaygı konusunun da üstesinden gelebilmek adına ailelerin çocuğa verecekleri destek çok kıymetli. Bu noktada altının çizilmesi gereken en önemli faktör empati. Çocuğa eski düzenini kısa sürede kazanması için baskı yapmak yerine çocuğu ve onun ihtiyaçlarını anlayarak hareket etmek gerekli” diye konuştu.

Anne babalara öneriler:
Altınbaş Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Başkanı Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik okula dönüş hazırlığında önemli öneri ve uyarılarını şöyle sıraladı:

-Aileler, çocuklarından okul düzenine geçmelerini beklerken kendilerinin de benzer bir düzene döndüğünden emin olmalılar.

-Aileler, çocuktan ani değişimler beklemek yerine kademeli biçimde okul sürecine ayak uydurmaları için onlara alan açmalılar.

- Çocuğa ‘bu dönem tüm karnen 5 olursa sana bisiklet alacağım’ gibi başarı koşullu cümleler kurulmamalı. Bu gibi cümleler çocukta ailenin sevgisini koşullu alabildiği hissini yaratacaktır ve bu da genel anlamda güven duygusunu zedeleyecektir. Bunun yerine çocuğa başarılı olsun ya da olmasın her koşulda onun yanında olduğunu göstermek, çocuğun kaygılarını geçirmek adına önemli bir adım olacaktır.

- Zaman zaman bu gibi süreçlerde çocuklar fazla rahat davranır. Aile eğer bu şekilde bir tabloyla karşılaşıyorsa, çocuğun sorumluluktan kaçmasının temel sebebinin aslında ailenin çocuğa sorumluluk vermemesi olduğunu bilmesi gerekir. Dolayısıyla yaşı ve gelişimine uygun sorumluluklar vermek çocuğun planlama yapabilme becerisini kazanmasına destek olacaktır.

- Okula ilk başlayan çocukların uyum sürecini kolaylaştırmak için henüz okul başlamadan onlara kendi kararlarını vermeleri konusunda destek olmak ve zaman zaman hata yapabileceklerini, bunun da doğru yapmak kadar doğal olduğunu hatırlatmak önemli bir adım olacaktır.

Sosyal Medya

0BeğeniBeğen
0TakipçiTakip Et